| Alevilikte ariflik ve milliyet üzerine kısaca |
|
| Saturday, 25 August 2007 | ||||
|
Aydın insan aynı zamanda güneş gibi ışığını ulaşabildiği her yere, düşünceye/gönüle hem de hiçbir ayırım yapmadan gönderen aydınlatıcı olmalıdır. Kişiyi, Alevi inanç ve öğretisine göre insanlığa ulaşmaktan/insan olmaktan alıkoyan üç unsur vardır. Nefsine köle olmak, sabırsız olmak ve sevgisiz olmak. Bu üçünün yaratıcısı ve yöneticisi "benlik"tir. Adam gibi adam/olgun insan olmak istiyorsak, işte bu "benlik" zırhını ya da kalesini parçalayarak işlevsiz hale getirmek zorundayız. Yoksa ne aydınlığımız ne de kişiliğimiz gerçek değerine ulaşır. Hakk-Muhammed-Ali Yolu'nun bütün uluları yüceliği/kemaleti alçak gönüllülükte bulmuştur. Herhalde bu namussuzluk anlamında düşünülemez. Alçak gönüllülük turab olmaktır. Turab olmanın en belirgin özelliği vericiliği/yaratıcılığıdır. Güzellikler ancak sabır, sevgi ve bilincin emeğe dönüşmesi ile yaratılır. Yaratılan güzelliklerin her yerde değer görmesini ve kalıcı olmasını istiyorsak; bunları sadece bir ulus için değil, bütün insanlık için yapmalıyız. Emeğimiz de ancak o zaman gerçek değerine ulaşır. Bir yandan haklı olarak sömüren güçlere/ karşı gelip köreltmek için mücadele ederken, diğer yandan sadece kendi ulusunu/milletini yüceltmek, dünyaya egemen kılmak için uğraşmak kişilik çelişkisidir. Sırf kendi egemenliğini kurmak için başkalarının egemenliğine savaş açmak insanlık yanlışıdır. Egemenliği tümden kaldırsak ne olur sanki..! Alevilik inanç ve öğretisinin temel amacı; egemenliği tümden kaldırıp (Tanrının egemenliğini bile) yaşamı; sevginin yeşerttiği, paylaşımcılığın suladığı ve gerçek bilginin doyurduğu rızalık bazına ulaştırmaktır. Eksik, yanlış ve kötülük bunun neresinde? Bundan daha güzel bir yaşam biçimi var mıdır? "İlla ben" diyerek mazlum olanların acıları üzerine inşa edilen/ulaşılan mutluluk bundan daha mı değerlidir? Hani derler ya, "iğneyi kendine, çuvaldızı başkalarına batır". Ya da ulu Hünkâr'ımızın dediği gibi "kendi nefsine ağır geleni başkalarına uygun görme". Bütün samimiyetimizle kendimiz için istediklerimizi başkaları için de istesek ne olur sanki! İnsanlığın en güzel yanı vericiliktedir. Tanrısallık bu değil midir? En'el Hakk diyebilmenin sırrı işte buradadır. Bütün alem var olmadan İnsanım demeye geldim Yârân bize yâr olmadan Kâmili olmaya geldim Hakk Muhammed Ali Geldim Her gönülde Can Aşk oldum Kimbilir ki hangi renktim İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim İsa Musa Zerdüşt Budha İncil Tevrat hem Avesta Varsa cümlesi Kur'an'da İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim On'ki İmam katarımız Cümle Ali evladıyız Arşa çıkar ahvalımız İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Kızıldeli soyum benim Hacı Bektaş Veli ceddim Adem ile bir yaşıdım İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Kaygusuz hem Abdal Musa Seyyit Rüstem Karar Baba Cümlesi haldaştır bana İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Erler Pirler ey yarenler Kendin Alevi diyenler Saru Saltuk Can Baba'lar İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Mansur Baba Düzgün Dede Hacim Sultan Yunus Emre Yetmişiki bir bedende İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Adem'den olduk hepimiz Değişiktir dillerimiz Sevgi olunca dinimiz İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Onsekizbin alemlerde Dokuz Cennet denen yerde Mümin olan gönüllerde İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Evren bizim mekânımız Dünya yerimiz yurdumuz Her kişide aynı canız İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Budak Ali'm söyler hali Yunan Arap Zenci Çin'li Türk olmanın farkı ne ki? İnsanım demeye geldim Kâmili olmaya geldim Aşk-ı Muhabbetimizle Ali Kaykı Favori olarak ekle (38) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 514 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. |
||||