<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgur KIZILDELIOGLU &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/author/kizildelioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Mar 2016 22:07:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>Başköylü Hasan Efendi</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/baskoylu-hasan-efendi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/baskoylu-hasan-efendi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 21:14:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özgur KIZILDELIOGLU]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL HABERLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/bathkoylu-hasan-efendi/</guid>
				<description><![CDATA[1 Temmuz 1973`de Hakka y&#252;r&#252;yen Başk&#246;yl&#252; Hasan Efendi anısına &#160; Hakikate Erenlerin Bah&#231;esi &#160; Kazım Balaban &#160; ERZİNCAN / &#199;ayırlı (1) il&#231;esi yakınlarında adı Başk&#246;y (2) olan eski bir yerleşim yeri vardır.Başk&#246;y Erzincan&#180;a 145, &#199;ayırlı il&#231;esine yaklaşık 25 km. mesafededir ve il&#231;enin kuzeyine d&#252;şer.Eskiden Bayburt / G&#252;m&#252;şhane kısmen buradan ge&#231;en yol &#252;zerinden sağlanıyordu.Erzincan&#8217;ın kuzeyindeki sarp ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <img class=" alignleft size-full wp-image-1162" width="258" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2008/07/bakyl_hasan_efendi.jpg" alt="bakyl_hasan_efendi.jpg" height="297" style="float: left; margin: 5px; width: 258px; height: 297px" title="bakyl_hasan_efendi.jpg" /><br /> 1 Temmuz 1973`de Hakka y&uuml;r&uuml;yen Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi anısına<br /> &nbsp;<br /> Hakikate Erenlerin Bah&ccedil;esi <br /> &nbsp;<br /> Kazım Balaban<br /> &nbsp;<br /> ERZİNCAN / &Ccedil;ayırlı (1) il&ccedil;esi yakınlarında adı Başk&ouml;y (2) olan eski bir yerleşim yeri vardır.Başk&ouml;y Erzincan&acute;a 145, &Ccedil;ayırlı il&ccedil;esine yaklaşık 25 km. mesafededir ve il&ccedil;enin kuzeyine d&uuml;şer.Eskiden Bayburt / G&uuml;m&uuml;şhane kısmen buradan ge&ccedil;en yol &uuml;zerinden sağlanıyordu.Erzincan&rsquo;ın kuzeyindeki sarp Keşiş Dağları (3) &uuml;zerinden ulaşılmak istendiğinde Erzincan&acute;a uzakliği 45 km civarına inmektedir.<br /> Cumhuriyetin kuruluş yıllarından sonra uzun bir d&ouml;nem &Ccedil;ayırlı&acute;ya bağlı bir Nahiye olan Başk&ouml;y, ulaşım elverişsizliği, tarım ve hayvancılığın son yıllarda &ouml;nemini yitirmesi sonucu hane sayısı k&uuml;&ccedil;&uuml;lerek 15 haneli (4) k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir k&ouml;y durumuna gelmiştir. Dağları &ccedil;ıplak, etekleri sulak olan bu engebeli ve şirin coğrafyanın g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki en &ouml;nemli &ouml;zelliği k&ouml;y&uuml;n girişindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve yeni T&uuml;rbedir.<br /> Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi&acute;nin T&uuml;rbesi olarak anılan bu mabet, &ouml;zellikle yazın herg&uuml;n &uuml;zerinde kurbanlarin kesildiği, dilek lerin tutulduğu, bir birlerini hi&ccedil; tanımayan insanların kaynaşmasına vesile olan bir ziyaretgahtır. Genellikle ko&ccedil;larin kurban edildiği (5), lokmaların dağıtıldığı, niyaz ve dilek lerin edildiği t&uuml;rbe k&ouml;y&uuml;n girişindeki mezarlığın sol tarafinda k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tepe &uuml;zerindedir.<br /> Hasan efendi (6) olarak bilinen bu zat Erzincan ve &ccedil;evresindeki Alevilerin Dede geleneğinden gelmektedir.Bu coğrafyanın Dede&acute;lerinin hepsinden daha tanınmış, saygınlığı, g&uuml;venirliliği ve otoritesi bu coğrafyanin &ouml;tesine taşmıştır. (7) Bu y&uuml;zden de Başk&ouml;y denince ilk akla gelen Hasan Efendi olmuştur.&nbsp; <br /> Hasan Efendi 1 Temmuz 1973 tarihinde Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Doğumu Hicri 1312, Miladi 1894 / 95 yıllarıdır. Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; tarihde yaşının 80 civarında olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Uzun sa&ccedil;lari ve sakalı vardi. Sa&ccedil;lari &ouml;r&uuml;l&uuml; ve başına taktığı Fes&acute;e benzeyen baslığın altında toplanıyordu. Uzun boyu ve davudi bir sesi vardi. Uzun yıllar kendi deyimi ile HALKI AYDINLATMAK ve İKRARINI HATIRLATMAK i&ccedil;in y&ouml;rede ki t&uuml;m k&ouml;y ve kasabaları dolasmıştır. Kendisine g&uuml;venen ve inanan insanların ona verdiği para, eşya, giysi gibi sadakalari hemen yanıbaşında yoksul insanlara dağıtırdı.(8)<br /> Hasan Efendinin aldığı sadakaları y&ouml;re Dede&acute;lerinin genellikle yaptıklarından farklı olarak yanındaki yaşlı, yoksul ve yardıma muhta&ccedil;lara dağıtması onu &ccedil;ok saygın bir konuma getirir. Bir &ccedil;ok Dede bu uygulamadan rahatsız olur ve ona cephe alır. Ancak ilk başlarda bu konuda yanlız olmasına rağmen kendini t&uuml;m halk kesimlerine kabul ettirir.Başlangı&ccedil;da karsı &ccedil;ıkan Dede&acute;lerde s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde pratiğine katılmamakla birlikte ona saygı duymaya başlarlar.Hatta y&ouml;redeki S&uuml;nni Hanefi inancına mensup insanlar &uuml;zerinde bile m&uuml;thiş bir saygınlık kazanır. Zamanla hi&ccedil; bir kimse a&ccedil;ıktan kendisine cephe alamaz duruma gelir.Ve saygınlığı Erzincan y&ouml;resinin &ccedil;ok &ouml;tesine taşarak,Tunceli&acute;den Sivas&acute;a, Erzurum&acute;dan Tokat&acute;a kadar uzanan bir alanda tanınan bir Dede olarak toplumda ki yerini alır.<br /> Hasan Efendi y&ouml;re Dede&acute;lerinin bir coğunun yaptığı Cem ayininde ATEŞ YALAMA ve KERAMET g&ouml;sterme geleneğine itibar etmeyen az sayıda ki Dede&acute;lerden biridir. &ldquo;Kerameti Yezid&acute;e, Mervan&acute;a g&ouml;steriniz ki Hak yolunu g&ouml;rs&uuml;nler, İnanan insann g&ouml;sterişe ihtiyacı yoktur&quot; derdi. Ancak buna rağmen s&ouml;yledikleri ve &ouml;nerdikleri şeyler her zaman doğru &ccedil;ıkmıstır. Kimileri bunu insanın 6. hissi olarak a&ccedil;ıklasa da bir anlamda Diyalektik Materyalizmin sınırlarını zorlayan bir pratik s&ouml;z konusudur. Bu anlamda Keramet 6. His midir? Yoksa Tanrının (Doğa &uuml;st&uuml; g&uuml;c&uuml;n) belirli insanlara verdiği bir &ouml;zellik midir ? ayrışmasına girmek bu &ouml;rnekte gereksiz g&ouml;r&uuml;lmektedir.<br /> Hasan Efendinin kimince KERAMET, kimilerince de &ouml;nsezi olarak değerlendirdiği y&uuml;zlerce olağan&uuml;st&uuml; beyanları vardır. Bu y&ouml;rede yaşıyan her insan bu olgulardan haberdardır.(9) Bir &ccedil;oğu bizzat yaşamıştır veya g&uuml;venilir insanlardan duymuştur. Materyalist d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne inanan insanlar bile bu &ouml;rnekler karşısında şaşırmaktadırlar.<br /> Kendisinin İmam Musa-i K&acirc;zım soyundan geldiği var sayılıyor. Mahmud Hayrani soyundan geldiği sanılan Seyyid Mevali evlatlarından, Seyyid Mustafa Dede&acute;nin torunu, İbrahim Dede&acute;nin oğludur. Seyyid Kureyş seceresinden olduğu ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. H&uuml;seyin Paşa ve İbrahim adlarında kendisinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k 2 kardeşi daha vardır. Eşi Elif E(A)mber Anadan 12 Erkek evladı olmuş ve hepsi k&uuml;&ccedil;&uuml;kken vefat etmiştir. Kardeşi H&uuml;seyin Paşa Dedenin oğlu Kamer (10) Dede&acute;yi kendisine evlat edinmiştir.<br /> Başk&ouml;y civarında ki Kureyş Kabilesi Dedelerine y&ouml;re halkı K&ouml;r Kureyş&acute;ler adını takmıştır, Bu Ocağın talipleri yoktur. Ancak kendileri diğer Ocak geleneklerinde olduğu gibi bir &uuml;st Ocağa bağlıdırlar.<br /> 1930 lu yıllarda Hasan Efendi bir d&ouml;nem kendini tamamen ziyaretlere vermiştir. Aylarca dağlarda, &ccedil;eşitli ziyaretlerde ve mekanlarda insanlardan uzak yaşamıştır. Bu s&uuml;re i&ccedil;inde ne yiyip-i&ccedil;tiği tam olarak bilinmiyor. Kendisini tanıyanlar koyun s&uuml;t&uuml; ve yoğurdu yiyerek beslendiğini ileri s&uuml;rmektedirler. &Ouml;rneğin y&ouml;rede Ağırg&ouml;l (Aygır g&ouml;l&uuml;) denilen ve orada bir yatırın yattığı s&ouml;ylenen dağg&ouml;l&uuml; (krater) havzasında 9 ay yaşamıştır. G&ouml;l&uuml; ziyarete gidenler kendisini g&ouml;rmekte ve orada yaşadıklarını bilmektedirler. Bu b&ouml;lgede var olan t&uuml;m ziyaretlerde ve t&uuml;rbelerde aylarca, yıllarca kaldığı herkes tarafindan bilinmektedir. <br /> Hasan Efendi koyun eti, s&uuml;t&uuml; ve yoğurdu dışında hayvansal gıda almazdı. Ke&ccedil;iyi hi&ccedil; sevmezdi. Bunu da ş&ouml;yle gerek&ccedil;elendirirdi. &ldquo;Bu hayvan doğaya &ccedil;ok zarar veriyor.Yeşil fidan ve ağa&ccedil;ları kemiriyor, kurutuyor. Sarp kayalara tırmanarak hilebazlık yapıyor&ldquo; Bu vesile ile evlerde ke&ccedil;i beslenmesine sıcak bakmazdı. Ger&ccedil;ekten de ke&ccedil;i ormanlara &ccedil;ok zarar verdiği bilinen bir hayvandır. Manda ve sığır cinsinden evcil hayvanların et, s&uuml;t, yoğurt gibi hi&ccedil; bir &uuml;r&uuml;n&uuml;n&uuml; yemezdi. K&uuml;mes hayvanları ise ortalıkta beslendikleri ve sağlığa zararlı gıdaları yedikleri i&ccedil;in, &ouml;rneğin mayıs ve benzeri şeylerle beslendikleri i&ccedil;in yemez ve tavsiye etmezdi. Arıları bal yaptıkları ve &ccedil;alışkan oldukları i&ccedil;in severdi. Halka imk&acirc;nları dahilinde arıcılık yapmalarını tavsiye ederdi. Son yıllarında sabahları koyun yoğurdundan yapılma yağ ile balı eritir ve bir- iki kaşık alırdı. <br /> Sağlığına &ccedil;ok dikkat ederdi. Kaynak sularını bile kaynatır ve &ouml;yle i&ccedil;erdi. Kendi nefsini ıslah etmek i&ccedil;in zevk ve eğlenceden tamamen elini &ccedil;ekmişti. Alkoll&uuml; i&ccedil;ki, sigara gibi şeylerin kullanılmasına sıcak bakmazdı. İnsan sağlığına zarar verebilecek her şeye karşı &ccedil;ıkar ve kullanılmamasını tavsiye ederdi. (11)<br /> Hasan Efendi kendi ifadesine g&ouml;re 1937 Dersim Vakasına kadar y&ouml;redeki erenlerle ve yatırlarla Dersim olayının KANSIZ sona erdirilmesi i&ccedil;in m&uuml;zakerelere gider. 7 yıl &quot;Kan akmasın / Su&ccedil;lunun yanında masum &ouml;lmesin&quot; diye desdek arar. Ama yatırlar Dersim&acute;in ıslah edilmesi gerektiğini ileri s&uuml;rerler ve buna karışmayacaklarını bildirirler. <br /> 1937 / 38 Dersim Vakası Hasan Efendinin hayatında bir d&ouml;n&uuml;m noktası olmuştur. Bu olaydan son derece etkilenmiştir. &quot;Kuru&acute;nun yanında Yaş&acute;da yandı, Yatırlar seyirci oldu&quot; diyerek bu tarihten sonra her gittiği ziyarete hakaretler yağdırmıştır. &quot;Bu insanlar (12), y&uuml;zyıllardır size niyaz ediyorlar.Yalvarıyorlar. Yakarıyorlar. Bizi Zalimin zulm&uuml;nden koru diyorlar. Siz ise yardımcı olmadınız. O halde ne i&ccedil;in varsınız?&quot; diyerek t&uuml;m ziyaretlere cephe almıştır. Gittiği her ziyaretin, yatırın taşlarını kırmış, t&uuml;k&uuml;rm&uuml;ş ve k&uuml;f&uuml;r etmiştir. İlgin&ccedil;tir, kendisine engel olmak isteyen kim olmuşsa başına bir t&uuml;rl&uuml; bela gelmiştir.<br /> Halka d&ouml;nerek &quot;Kendine hayrı olmayanın size ne hayrı olur?&quot; diyerek onları bu mabetleri ziyaretten men etmeye &ccedil;alışmıştır.&quot;O Erenler ki sizi Dersim katliamından bile korumadılar, artık onlardan ne beklersiniz?&quot; diye ayrım g&ouml;zetmeksizin hemen t&uuml;m ziyaretlere cephe almıştır.(13)<br /> Dersim (14) y&ouml;resinde her yıl y&uuml;zlerce kurban kesilerek ziyaret edilen D&uuml;zg&uuml;n Baba ziyaretine de hakaret etmekten geri kalmamıştır. Ancak Dersim&acute;de yapilan katliamların buyutlarının &ccedil;ok y&uuml;ksek olması sonucu D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın son g&uuml;n TOPUNU ATEŞLEDİĞİNİ ileri s&uuml;rm&uuml;ş (15) ve &quot;Haso kendisine katliam &ccedil;ok ağır olacak, engel olalım dediğinde Haso&acute;yu dinlememiştir, Sonra g&ouml;rd&uuml; ki zul&uuml;m ve katliam &ccedil;ok ağır, kendi de toplarını ateşledi. Ancak &ccedil;ok ge&ccedil; kalınmıştı&quot; demiştir. D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın &quot;TEK BİR TANE TOP atışı yaptığını ve Dersim&acute;in ıslah edilmesi konusunda fazla ileri gidildiğine kendisininde sonunda kanaat getirdiğini&quot; iddia etmektedir. Dolayısı ile D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;yı da aynı kategoride değerlendirmektedir.<br /> &nbsp;<br /> Ayrıca y&ouml;rede ki Ağırg&ouml;l, T&uuml;z&uuml;k Baba, Bağır Paşa ziyaretlerine de &ccedil;ok kızgın olduğunu her firsatta dile getirmiştir.<br /> Dersim olayından hemen sonra kendini bir d&ouml;nem insanlardan uzak yerlere atar. Uzun s&uuml;re mağara ve ıssız yerlerde yaşar. Bir yandan aylarca ziyaretlerde kalırken, diğer yandan da ziyaretlere ateş p&uuml;sk&uuml;rmeye devam eder. T&uuml;m ziyaret ve yatırları katliama engel olmadıkları i&ccedil;in adeta SU&Ccedil; ORTAĞI olmakla itham eder. Dersim olayında yatırlara y&ouml;nelik yazdığı şiirlerden şu kesitler &ccedil;ok &ouml;nemlidir.<br /> &nbsp;<br /> Sorulsa Dersim&acute;in sebebi Mansur<br /> Daima işlediği, g&uuml;nahı kusur.<br /> Kırılan Alevileri Mansur kırdı<br /> Kureyşilerin candan Piriydi.<br /> Sey Hasanlıların sebebi Derviş Cemal (16)<br /> Alevileri kırdıran Mustafa Kemal<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;.<br /> Sahipsizlerin sebebini soran olmadı<br /> Ziyaretler Hasan&acute;ın s&ouml;z&uuml;n&uuml; kale almadı.<br /> &nbsp;<br /> Dersim civarında ki aşiretlerde yaygın olan eşkıyalık ve ahlaki &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;n&uuml;n bir felaketle sonu&ccedil;lanacağını ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayışlarına ziyaretlerden aradığı desdeği bulmadığını ise şu dizelerle vurgulamaktadır.<br /> &nbsp;<br /> Sahipsiz eşkıyaların yaptığı arşa dayandı<br /> Hasani uykuda kalktı uyandı.<br /> 1931 de Aşiretleri g&ouml;rd&uuml;m<br /> Bunların durumlarını sordum.<br /> Dediler, a&ccedil; kaldık, susuz kaldık<br /> Dağbe dağ gezip uykusuz kaldık.<br /> Hasani aşiretleri hep gezdim,<br /> Ger&ccedil;ek ziyaretlere name yazdım.<br /> Terbiyesizleri edin terbiye,<br /> İşin sonu gider nereye ?.<br /> Terbiyesizleri terbiye eder mazlumların ahı, zarı<br /> &Uuml;zerine tayin ettirdi Celal Bayar&acute;ı.<br /> Cevap vermezseniz Ulu Divan Pirine,<br /> Sizi atacaklar kıyamet yerine.<br /> Mitralyoza dizdi, s&uuml;ng&uuml;ye taktı,<br /> Kimisini de gaz d&ouml;k&uuml;p yaktı.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi pek &ccedil;ok sohbet ve konuşmalarında Dersim olayına değinir ve bu davanın Ulu Divan&acute;a kalacağını s&ouml;ylerdi. Zalimin ve su&ccedil;lunun yanında mazlumun yandığını ifade eder ve figan eylerdi. Ancak Dersim olayının faturasını da genelde Atat&uuml;rk yerine Celal Bayar&acute;a &ccedil;ıkarırdı. Bunu sohbetlerde dile getirdiği gibi dizelerinde de yer vermiştir.<br /> &nbsp;<br /> Atat&uuml;rk Dersimin programını &ccedil;izmişti,<br /> Dersime gitmek i&ccedil;in ordu dizmişti.<br /> Ordular Dersim&acute;e doldu,<br /> İsmi sonunda Tunceli oldu.<br /> Dersimi ıslah edip &ouml;ld&uuml;rd&uuml;,<br /> Olmaz, yaramazı g&uuml;ld&uuml;rd&uuml;.<br /> Olmaz yaramazdır Dersimin sebebi<br /> Yaraları sarmaya yoktur tabibi<br /> Yavuzun devrinde ka&ccedil;mışlardı dağlara,<br /> Kimseler bırakmadı mor s&uuml;mb&uuml;ll&uuml; bağlara.<br /> Dersimlileri feci olarak ezdiler,<br /> Makineli t&uuml;fekle kurşuna dizdiler.<br /> &Ccedil;ocukları s&uuml;ng&uuml;lere taktılar,<br /> Kimisini dahi ateş vurup yaktılar.<br /> Hamile kadınların karınların yardılar,<br /> Karnında ki &ccedil;ocukları s&uuml;ng&uuml;lere vurdular.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin şiir, beyan ve sohbetlerinden Dersim olayına &ouml;zg&uuml; &ccedil;ıkardığım sonu&ccedil; ş&ouml;yle &ouml;zetlenebilir. Bu olayın tarihsel k&ouml;k&uuml; Hz. Muhammed&acute;e uzanmaktadir. Dost katagorisinde g&ouml;rmesine rağmen sitem ettiği kişiler.<br /> A&#8211; Hz. Muhammed, Hz. Ali&acute;ye &ldquo; Z&uuml;lfik&acirc;rı artık kullanmıyacaksın&rdquo; dedi. B&ouml;ylece o g&uuml;n&uuml;n koşullarında İslamiyeti g&ouml;n&uuml;ls&uuml;z benimseyenler bu durumdan cesaret alarak fırsat kolladılar ve Hz. Muhammed&acute;in Hakka Y&uuml;r&uuml;mesinden sonra Hz. Ali&acute;ye cephe aldılar.Bu durumdan ilk sorumlu Hz. Muhammed&acute;dir.<br /> B&#8211;Emevi Devletini 750 yılında yıkarak, daha sonra t&uuml;m yetkilerini Hz. Muhammed&acute;in amcasi Abbas soyundan gelenlere devreden Abbasi Devletinin kurucusu Eba M&uuml;sl&uuml;m 2. sorumludur.<br /> C-&ldquo;Hacı Bektaş-i Veli, kuvveti Osmanlı oğullarına verdi. Alevilere zulm&uuml; hakaret ettiler. Aleviler i&ccedil;inde de haklı-haksız davası başlayarak bir birlerini kırdılar.&rdquo; s&ouml;zlerinden anlaşıldığı gibi Hacı Bektaşi Veli&acute;yi de sorumlu tutmaktadır.<br /> D-&ldquo;&hellip;.Daha sonra Mansur, Hacı Kureyşi hazmedemeyerek ve Hacı Kureyşe ettiği ahd&uuml; peymanını bozarak ayrıldı. Millet i&ccedil;inde talip muhibabının ikrarı bu yoldadır diye tarikat kurarak, Ben Baba Mansur&acute;um, o Kureyş&acute;dir, diyerek aşiretler i&ccedil;erisinde tefrikatla yalan isnat edip Kureyş&acute;e karşı Baba Mansur, Şıyh Hasaniler ile bir olup, Derviş Cemal&acute;i millet i&ccedil;ine g&ouml;ndererek -Ben de Pirim- diyerek milleti kandırdılar. Millet de Derviş Cemal&acute;i Pir etti. Ondan sonra haksız-haklı se&ccedil;ilmez oldu. Derviş Cemal, Kureyşlilere karşı Şıyh Hasanilere kuvvet verip aşiret kurdu. Aşiretler bir birini kırdı. B&ouml;ylelikle eşkıyalık başladı. H&uuml;k&uuml;met de bu y&uuml;zden eşkıyayı kırdı. &Ccedil;ocukları s&uuml;ng&uuml;lere taktılar. Dersim&acute;e olan zulmi hakaret hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;lmemiştir&ldquo;<br /> Bu a&ccedil;ıklamaya g&ouml;re Alevi toplumunu b&ouml;l&uuml;p-par&ccedil;aladığı ve y&ouml;n&uuml;n&uuml; şaşırttığı i&ccedil;in Mansur sorgulanmaktadır.<br /> F-Atat&uuml;rk &ldquo;Dersimi ıslah edin &ldquo; demiş fakat peşini takip etmemiştir. Yetkiyi alan Başbakan Celal Bayar ise &lsquo;&rsquo;Dersim&acute;i ıslah edeceğim &lsquo;&rsquo; derken (17) kırmıştır. <br /> &nbsp;<br /> Zulmi hakareti Celal Bayar&acute;dır ettiren.<br /> D&uuml;nyayi fesada verip bir birine kattıran.<br /> Tarihsel s&uuml;re&ccedil;te yaşanan katliamların ve haksızlıkların sorumluluğu konusunda Alevi kaynakları ile hemen ayni fikirdedir. İlk 3 Halife ile başlayıp Emevi, Abbasi ve Osmanlı d&ouml;nemlerinde devam eden s&uuml;reci şiirlerinde işlemiştir. Akıcı bir dilde bol miktarda yazılan şiirlerinden bazıları ş&ouml;yledir.<br /> &nbsp;<br /> Emevilerin yolu geliyor Yavuz&acute;a,<br /> Yavuz&acute;un isbatı herdem Tauz&acute;a<br /> Milletlerin i&ccedil;ine soktu ayrı bir din, mezhep,<br /> Milletler bir birine oldular kasap.<br /> &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br /> İnsanlara Şeytan olursa kılavuz,<br /> G&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınır Sultanı Yavuz.<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;<br /> Yavuz İslamları bir birine kattı,<br /> Alevilerin namusunu bir pula sattı.<br /> Yavuz&acute;un elinden ka&ccedil;anlar &ccedil;ıktı dağlara,<br /> Evleri yok, dağlarda sığındılar mağaralara.<br /> A&ccedil; kaldılar, &ccedil;ıplak kaldılar,<br /> Hırsız eşkıya oldular.<br /> &nbsp;<br /> Yakın tarihe &ouml;zg&uuml; a&ccedil;ık bir Demirel karşıtlığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r şiirlerinde. Gerek şeriatcılara a&ccedil;ık desdek sunulmasından ve gerekse ekonomik ve siyasal politikaları ile merkez sağ siyasal cepheye karşı tavrını oldukca belirgin bir şekilde ortaya d&ouml;km&uuml;şt&uuml;r.<br /> &nbsp;<br /> Demirel&acute;e kuvvet veren b&uuml;y&uuml;k pınar,<br /> İşleği, s&uuml;reği, şeytana ayar.<br /> L&acirc;net olsun B&uuml;y&uuml;k pınar size,<br /> D&uuml;şman oldunuz hepimize.<br /> Davayı bir iken iki ettiniz,<br /> Yaralarımıza zehir kattınız.<br /> &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br /> Şimdi Demirel&acute;dir Alevileri &ouml;ld&uuml;ren,<br /> Saidi Nursi&acute;leri şad edip g&uuml;ld&uuml;ren.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin derin bir bilgisi ve geniş d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; vardı. Osmanlı d&ouml;neminde Lise dengi okul olan <br /> R&uuml;ştiyeden mezun olduğu s&ouml;ylenmekle beraber bu bana pek inandırıcı gelmemektedir. Zira Osmanlı d&ouml;nemi R&uuml;ştiye okulları sayıca az olmakla beraber mezun olanları genellikle devlete b&uuml;rokrat olarak ge&ccedil;erlerdi. Ancak kendi d&ouml;nemine &ouml;zg&uuml; iyi bir eğitim aldığı ve kendini geliştirdiği ger&ccedil;ektir. Bir d&ouml;nem civar k&ouml;ylerde &ouml;ğretmenlik yapmıştır.(18) &Ccedil;ok okur ve yazardı. Yazdıklarının bir kısmını HER NEDENSE daha sonra ateşe atar ve yakardı. Onu şahsen tanıyanlar geniş bilgi birikimi y&uuml;z&uuml;nden ona DERYA-İ UMMAN (19) derlerdi. Sohbeti hoş bir insandi. Her gittiği yerde duyan b&uuml;t&uuml;n tanıyanlari sohbetine katılmak i&ccedil;in akın akın yanına koşarlardı. <br /> Elini &ouml;pmek isteyenlere elini vermezdi.(20) Israrla elini &ouml;penlerin o da elini &ouml;perdi. Bazen &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştaki &ccedil;ocuklar ve gen&ccedil;ler bu davranış karşısında şaşırırlardı. Kibirden nefret ederdi. Ona g&ouml;re kibir Şeytan&acute;a &ouml;zg&uuml; bir şeydi. Gen&ccedil;liğinde bir takım k&ouml;t&uuml; alışkanlıkları (21) olmasına rağmen bu zaafiyetlerinden kendini kurtarmıştır. Nefsini kontrol altına almış olup t&uuml;m d&uuml;nya zevk ve sefasından elini &ccedil;ekmiştir. Fazla yemez i&ccedil;mezdi. Son yıllarında ancak belirli ailelere veya kişilere uğrardı.(22) Onun en b&uuml;y&uuml;k zevki yanında oturan kişilerle birlikte Cenk kitapları okumaktı. Hz. Ali&acute;nin Hayber Cenkleri, Battal Gazi&acute;nin kahramanlıkları, Kerbela Vakası &hellip; gibi kitaplardan b&ouml;l&uuml;mler okunur bu konuda saatlerce sohbet edilirdi. Yanlız başına kaldığında bir &ccedil;ok insan onun bir şeyler konuştuğunu duyardı.Veya birilerine ( Bir şeylere ) k&uuml;f&uuml;r ederdi. Yağcılığı, yalanı , dolanı, r&uuml;şveti&hellip; vs hi&ccedil; sevmezdi. Herkesin kusurunu y&uuml;z&uuml;ne karşı s&ouml;yler ve kendisini toparlamasını &ouml;nerirdi. <br /> &Uuml;zerinde en ciddiyetle durduğu konu İKRAR &acute;dı. Bu deyim halk arasında s&ouml;z verme, s&ouml;zleşme anlamında da kullanılır. Y&ouml;rede ayrıca Kivra ve Musahiplik bağları olanlarda birbirlerine İkrar derler. Bir &ccedil;ok kimse ise bu s&ouml;z&uuml;n anlamini Hacı Bektaş Veli&acute;nin EDEP s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; ile eşdeğer g&ouml;r&uuml;r. &Ouml;yle değerlendirir. Pir&acute;ine, M&uuml;rş&uuml;d&acute;&uuml;ne, Rehber&acute;ine bağlı olmanın yolu da karşılıklı verilen İkrar s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden ge&ccedil;mektedir. <br /> &nbsp;<br /> Silip pak eyledik, yoktur korkumuz,<br /> Ağır g&ouml;l&uuml; mekan ettik yurdumuz,<br /> Kimselerde yoktur, asla korkumuz,<br /> İkrar, iman olmuş, yolumuz bizim.<br /> İkrar iman yoldaş olsa ne olur,<br /> D&uuml;nya ana cadde olur, yol olur,<br /> İnsan olan talip olur, kul olur,<br /> Hakka giden yoldur, yolumuz bizim.<br /> Hakka doğru giden ikrar, imandır,<br /> Hak ikrar bağında ulu mihmandır.<br /> Ulu divan kurulacak zamandır,<br /> Hakkın divanında davamız bizim.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin bazı şiirleri d&uuml;z mantıkla okunduğunda genellikle anlaşılmaz. Bu şiirlerine y&uuml;kledigi GİZ&acute;i bir &ccedil;ok insan farklı anlamda yorumlamaktadır.<br /> &nbsp;<br /> Nice bin kez gelip gittim.<br /> Ancak kemalet sırrına yettim.<br /> &Ouml;z&uuml;m&uuml;, s&ouml;z&uuml;m&uuml; k&acirc;mile kattım,<br /> Katılan s&ouml;z ikrar imandır.<br /> Kendim Mustafayım, &ouml;z&uuml;m İbrahim,<br /> İsmim Hasan, Haydar, İbrahimdir dayım,<br /> Yatağım Ali&acute;den verildi payım,<br /> Verilen pay ikrar imandır.<br /> Hasani Saniyim, anamdır İsmet,<br /> Cavidan ilmi oldu kısmet.<br /> Babam Kambere verildi himmet,<br /> Verilen himmet ikrar imandır.<br /> &nbsp;<br /> Bazı şiirlerinde s&ouml;ylediklerini anlamak i&ccedil;in de onun g&ouml;z&uuml; ile bakmak gerekir. Kişi Aleviliğin 4 kapısını , 40 makamını bilir ve aynı mantıkla yaklaşırsa anlaşılması daha kolay olur.<br /> &nbsp;<br /> D&uuml;nyaya getiren olmuşsun Ata,<br /> Yarattın mazlumu zalim mukadderata.<br /> Zalimi, zorbayı verdin azata,<br /> Cefayı &ccedil;ekene lazım değilsin.<br /> Ali&acute;ye Z&uuml;lfik&acirc;r verdir kırdırdın,<br /> Allahın emri diye emirler verdirdin.<br /> Helalı, haramı kendin yedirdin.<br /> Senden gelen bal olsa zehir olur lazım değilsin.<br /> Ali&acute;nin emeklerini verdin suya,<br /> Kurban olayım o g&uuml;zel boya.<br /> Ebu Cehil gibi d&uuml;şersin kuyuya,<br /> &Ccedil;ikaran yoktur, lazım değilsin.<br /> &nbsp;<br /> Gizemli şiirlerinde &ouml;ne &ccedil;ıkan ayrıntı her zaman &ouml;ze d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r. Nefsini islah etmeyi ve ilme y&ouml;nelmeyi tavsiye eden şiirlerinden şu &ouml;rnek dikkat &ccedil;ekicidir.<br /> &nbsp;<br /> Şeriatla, tarikattan ikrarın bendini,<br /> İkrarda erkek, dişi yok, tanı kendini.<br /> Marifetle, hakikatta yokla kaydını,<br /> Nefsini &ouml;ld&uuml;rene alda gel beri.<br /> Nefsi Şeytan olan kendisinedir,<br /> Yıkılmış viran olmuş bir binadır.<br /> &Ccedil;ekmiş han&ccedil;erini Şimir-i fenadır,<br /> Yol Yezidinden uzak olda gel beri.<br /> Şeriat nik&acirc;htır, erkeği, dişisi hakdır.<br /> Tarikat ikrardır, erkeği dişisi yoktur.<br /> Marifetli, hakikatli diyen yalanci &ccedil;oktur.<br /> Onlara laneti yapta gel beri.<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;..<br /> Şeriatın yolu, tarikata gider,<br /> Tarikatta ikrar imana gider.<br /> Marifette canını Hakka kurban eder.<br /> Hakikatta niyazla, kurbanın alda gel beri.<br /> &nbsp;<br /> Yery&uuml;z&uuml;nde ki yanlışların arkasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; sebepleri ise ş&ouml;yle değerlendirmektedir.<br /> &nbsp;<br /> Edip eyleyen her şeye kadir Allahtır,<br /> S&ouml;zlerim doğrudur, yemini billahtır.<br /> &nbsp;<br /> S&ouml;z ve şiirlerinde tepki g&ouml;sterdiği değerlerden biri de Boz Atlı Hızır&acute;dır. Gerek Dersim Vakası nedeni ile ve gerekse diğer konularda sitem ettiğini g&ouml;rmekteyiz.<br /> &nbsp;<br /> Hızırda bir imdat olmadı,<br /> Alevileri d&uuml;şman elinden almadı.<br /> Hızır Alevilere bor&ccedil;ludur,<br /> Hemde gayet &ccedil;ok bor&ccedil;ludur.<br /> Hızır nerde kaldı, kesilen kurbanları g&ouml;rs&uuml;n,<br /> Tutulan oru&ccedil;ların ve lokmaların hesabın versin.<br /> Abayı ceddimizden bu ana kadar &ccedil;ağırıyoruz,<br /> Hızır kavuş carımıza diye bağırıyoruz.<br /> Hangi darlıkta, esirlikte kurtarmış ?,<br /> D&uuml;şman dibinden mi sarsıp aktarmiş ?.<br /> D&uuml;şman daima Alevilere galiptir,<br /> Aleviler d&uuml;şmana daima mağluptur.<br /> &nbsp;<br /> Halka en &ccedil;ok &ouml;nerdiği şey okumaktı.&rsquo;&rsquo;Okuyup devlet dairelerine yerleşin ve fakir fukarayı, mazlumu YENİ BİR DERSİM KATLİAMINDAN koruyun&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; s&uuml;rekli s&ouml;ylerdi. Bu y&uuml;zden de gen&ccedil;lere &ccedil;ok &ouml;nem verirdi. Gen&ccedil;lerini okutması i&ccedil;in yaşlılara tavsiyelerde bulunurdu. Yoksulluk i&ccedil;inde &ccedil;ocuklarını okutan insanları takdir eder, oku(t)mayan insanlara da Cahil derdi. Gen&ccedil;lerin okuyup ailelerine, &ccedil;evrelerine ve halkına faydalı olmalarını isterdi. <br /> D&uuml;nya malına fazla ehemmiyet vermezdi. Bununla birlikte oldukca tutumlu bir yaşam tarzı vardı. L&uuml;zumsuz masraftan, s&uuml;s ve l&uuml;ks yaşam tarzından hoşnut olmazdı. Mertliğe, misafirperverliğe, dayanışmaya &ccedil;ok &ouml;nem verirdi. Hi&ccedil; kimseyi dışlamazdı. Varlıklı ailelerin zenginliklerini toplum i&ccedil;inde &ouml;ne &ccedil;ıkarmasını hi&ccedil; hoş g&ouml;rmezdi. Mali zenginliğin, g&ouml;n&uuml;l zenginliğine hizmet aracı olmasını arzu ederdi.<br /> Her zaman doğru olmayı, iyi ahlakı, b&uuml;y&uuml;k-k&uuml;&ccedil;&uuml;k sevgisini, m&uuml;tevazi ve al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;ğ&uuml;, &ouml;nermiş, kan davalarından, kinden, nefretten, kibirlikden, zalimlikten, şiddetden, yalan-dolandan, kul hakkından uzak durmayı &ouml;ğ&uuml;tlemiştir.<br /> O d&ouml;nem y&ouml;re geleneklerinden toplumsal bir sorun olan Başlık parasına a&ccedil;ıkca karşı &ccedil;ıkardı.(23) Başlık parasının bir yıkım olduğunu, bu geleneğin kesinlikle Alevilere yakışmadığını ve kalkmasını tavsiye ederdi. Anne- babalara &ldquo;Allahın emri tek degil, &ccedil;ift taraflı olur. Bu y&uuml;zden evlendirmek istediğiniz kız ve oğlanın bir birlerine muhakkak g&ouml;nl&uuml; olmalıdır&rdquo; derdi. Feodalizmin &ccedil;&ouml;z&uuml;lme s&uuml;reci ile birlikte azalan Başlık parası geleneği , onun başlattığı girişimlerle Erzincan civarında daha s&uuml;ratle &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;ş ve S&Uuml;T HAKKI adı altında kızın annesine sunulan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir meblağ dışında oldukca azalmıştır. Gelinen s&uuml;re&ccedil;te Başlık parası artık yadırganır olmuştur. <br /> Kız veya erkek evladı arasında asla ayrım yapmazdı.&rdquo;Hepsi de evlattır. Yeterki hayırlı olsun&rdquo; derdi. Kadın hakları konusunda Hz. Fatma&acute;yı &ouml;ne &ccedil;ıkaran bir &ccedil;ok şiiri vardır. <br /> &nbsp;<br /> Erkektir, dişidir diyene l&acirc;net, <br /> Hatice, Fatimeden alındı himmet.<br /> İkrar kapısıdır, farz ile s&uuml;nnet,<br /> Kablel Entemutu alda gel beri.<br /> Yol Yezidi daima yolu bozar, <br /> Şeytanın kuludur, eyleyin hazar.<br /> Hatice, Fatime ona l&acirc;neti yazar,<br /> N&acirc;r-ı cehenemi sal da gel beri.<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;.<br /> Doğum ile isbat olundu v&uuml;cut,<br /> Rahmet &ccedil;esmesi Fatimeden mevcut.<br /> C&uuml;mlemiz bir birimize eyledik s&uuml;cut,<br /> Talipten &ouml;tesi yok dediler.<br /> Evlilikte tek eşliliği savunan ayrıca şu şiiri vardır.<br /> Buyruğun g&ouml;mleği ikidir,<br /> Biri nik&acirc;h &ccedil;ekmez &ccedil;ekidir.<br /> İki can bir g&ouml;mleğin hakkıdır,<br /> Hakkın emri ceset ile candır.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi b&uuml;y&uuml;k bir yurtseverdi. Ulusal Kurtuluş savaşını desteklediğini ve Atat&uuml;rk (Dersim olayında sitem etmektedir) devrimlerini onayladığını pek &ccedil;ok şiirinde dile getirmiştir.(24) &Ouml;zelikle Ulusal Kurtuluş <br /> &nbsp;<br /> M&uuml;cadelesi hakkında pek &ccedil;ok şiiri vardır. <br /> İbadet d&uuml;şmana karşı cephe almaktır,<br /> D&uuml;şmanı &uuml;lkeden s&uuml;r&uuml;p atmaktır.<br /> Mustafa Kemal d&uuml;şmanı &ccedil;ıkardı &uuml;lkede,<br /> D&uuml;şmandan bir eser kalmadı &uuml;lkede.<br /> Atat&uuml;rk k&ouml;t&uuml;m&uuml; etti, hey gidi yaramazlar,<br /> Namusunu, vicdanını arayıp soramazlar.<br /> Namazı arayan d&uuml;şman elinde esir olur,<br /> Olanca kazancını elinden &ccedil;ıkarıp fakir olur.<br /> Haince nank&ouml;rl&uuml;k yapmayın Atat&uuml;rk i&ccedil;in,<br /> Sizi d&uuml;şman esaretinden kurtardı, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.<br /> Mustafa adına Atat&uuml;rk giydirdiler,<br /> Sırmalı k&uuml;rk&uuml;n hayırlı olsun dediler.<br /> Mustafa Kemal gitti Hacı Bektaşa,<br /> Malını has etti Cemal Kardaşa. (25)<br /> Cemal elini vurdu dalına,<br /> Kuvvet verdi, ayağına koluna.<br /> Alınan kuvvetle Rumları aldı, sattı ( 26) <br /> S&uuml;rd&uuml; Rumları denize kattı.<br /> T&uuml;rkiye&acute;nin kızlarını, namusunu d&uuml;şman aldı,<br /> D&uuml;şman ordusuna ateş saldı.<br /> Şimdi Nurcular Ataya l&acirc;net okuyorlar,<br /> Yeniden halı, kilim &ouml;rneği dokuyorlar. ( 27)<br /> &nbsp;<br /> Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi s&ouml;z ve şiirlerinde a&ccedil;ık bir şeriat karşıtıdır. Bunu sohbetlerinde de dile getirirdi. İbadetin şekil ve bi&ccedil;imde olmayıp &ouml;zde olmasını savunurdu. Buna rağmen Erzincan civarındaki S&uuml;nni / Hanefi inancından olan vatandaşlar Hasan Efendiye &ccedil;ok yoğun bir saygı duyarlardı. Hi&ccedil; kimse onu incitmeyi, onunla tartışmayı g&ouml;ze alamazdı. Bundan ka&ccedil;ınırlardı. (28) Tartışdıklarında ilahi bir g&uuml;c&uuml;n kendilerine ceza vereceklerine inanırlardi. <br /> &nbsp;<br /> Şeriat namazla, oru&ccedil;la değil,<br /> Hakkın Cemaline, didarına eğil.<br /> Şeriatın manası şerri at,<br /> G&ouml;nl&uuml;n&uuml; Hakkın emri rızasına kat.<br /> Doğru ol, dogru tut emri,<br /> At sırtındaki semeri.(29)<br /> Namaz, oru&ccedil;, cami sendedir,<br /> Bilirmisin, imam, iman kandadır.<br /> Ahmak mihrapla kıbleyi senden ara,<br /> &Ouml;n&uuml;ne verme, &ccedil;evir didara.(30)<br /> Nurcular Muaviye&acute;nin d&ouml;l&uuml;,<br /> &Ouml;mer&acute;den alıyorlar yolu.<br /> İmamla, iman kalb evinde kimdir kurtaran seni,<br /> Kalpteki dev&acute;i (31) &ccedil;ıkarırsan kalbin olur Hakkın evi.<br /> İnsan olan Hakkı ibadeti kendinden bilir,<br /> Şerri atmaz isen sana kim şefaat verir.<br /> Sonra şefaat menziline giremezsin, ( 32)<br /> Eğer Hakkı fehmedip kendinden bilemezsin. <br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi şeriatcıları, zalimleri ve riyak&acirc;rları aynı kategoride değerlendirir.<br /> &nbsp;<br /> Yavuz&acute;la Muaviye&acute;nin tefrikatı birdir,<br /> Şeytan bunlar arasında gizlenmiş sırdır.<br /> İslam i&ccedil;erisinde &ccedil;ok tefrikat yaptılar,<br /> Hakkın emri rızasından dışarı saptılar.<br /> Hacabaş hi&ccedil; kalmazdı İslam olurdu,<br /> Hakkın emri rızası yerini bulurdu.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin bazı s&ouml;z ve şiirlerinin anlamını pek &ccedil;ok insan farklı yorumlamaktadır. Bir &ccedil;ok şiirinde Alahı su&ccedil;layan s&ouml;zleri i&ccedil;in bazı kimseler &ldquo;G&uuml;&ccedil; ve kudreti eline ge&ccedil;iren zalim Devlet adamları i&ccedil;in &ldquo; derken, bazı kimseler de &ldquo;Anlamını biz bilemeyiz. Manevi anlamda s&ouml;ylemektedir&rdquo; (33) Veya &ldquo; Bizim &ccedil;apımızı aşar, Efendinin bir bildiği vardır&rdquo; şeklinde değerlendirmektedirler.<br /> &nbsp;<br /> Nice bin kez gelip gittim,<br /> Ancak kemalet sırrına yettim.<br /> &Ouml;z&uuml;m&uuml;, s&ouml;z&uuml;m&uuml; k&acirc;mile kattım,<br /> Katılan s&ouml;z ikrar imandır.<br /> İmtihan olduk, imtihan bitti,<br /> Kırk birde defterine kaydetti.(34)<br /> İkrar, iman carımıza yetti.<br /> D&uuml;nya ahiret korkusu yok dediler.<br /> Alevi-Bektaşi inancında b&uuml;y&uuml;k yeri olan Pir kavrami i&ccedil;in bağlılık ve karşılıklı denetleme anlamında şiirleri vardır. <br /> &nbsp;<br /> Pir&acute;de taliptir kendini bilirse,<br /> Sarraf kıymetlidir cevahir alırsa.<br /> Talibi okutur, manadan dersini alırsa,<br /> Talip hırstan, nefsden beri olursa.<br /> Galip Hakkın emri kanun, buyruktur,<br /> G&uuml;zel manalı dersleri fazladır, &ccedil;oktur.<br /> &hellip;.<br /> &hellip;..<br /> Haktan ayrı, gayrı yoktur, emrine tabidir,<br /> Ak defterde okunan talip hesabıdır.<br /> Bu yol talip &uuml;zerine kurulmuş,<br /> Haktan b&ouml;yle emir fermen verilmiş.<br /> Ulu divanda talip olanı se&ccedil;erler,<br /> Talip yoluyla Hakkın kapısını a&ccedil;arlar.<br /> Talip yolun buyruğu malıdır,<br /> Hal i&ccedil;inde hal olmuş, halidir.<br /> &nbsp;<br /> Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi, Cem ayininde kadın ve erkek, 7 den 70 e t&uuml;m Canların bir b&uuml;t&uuml;n olarak orada yerini alması gerektiğine inanır.&Ouml;zellikle 40 lar Cem&acute;ine &ccedil;ok &ouml;nem verir. Buraya sadece Taliplerin girmesi gerektiğini ileri s&uuml;rer. Bir beyanında ş&ouml;yle demektedir. <br /> &nbsp;<br /> &ldquo; Sadece Cem evinde değil, her nerede olursa olsun kendi ailesi ve kocalarından başkası haramdır. Cem kapısı Fadime kapısıdır. O kapıya Talip olanlar girer. Başkası giremez. Aralarında erkek &#8211; dişi yoktur. C&uuml;mlesi birbirine kardeş, bacıdır. &hellip;..O kapıdan i&ccedil;eri Hak var. Hak, sağı, &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;, haklıyı, haksızı ayıracak Ulu divandır. Cem Hakkın evidir.Hakkın evinde yalan, dolan, fuşku, ficur, haset, fesat, kin, kibir, gurur, adavet, kıy, kıybet, dedikodu yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o Cem, şek(il)siz, ş&uuml;phesiz Ulu Yaradanın Hak kapısır.(35)<br /> İslam dininin algılanmasını, Hz. Muhammed&acute;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesinden hemen sonra yolundan ve amacından saptırıldığını s&ouml;yler. Hatta bu konuda Hz. Muhammed&acute;in eşi Ayşe&acute;yi, Ehl-i Beyte cephe aldığı i&ccedil;in &ccedil;ok ağır dille su&ccedil;lar. Kuran-ı Kerim&acute;in eksik toparlandıgını / toplandığını (toplattırıldığını) vurgular. (36) Yolun Emeviler d&ouml;neminde iyice saptırıldığını, Eba M&uuml;sl&uuml;m&acute; &uuml;n Horasan isyanı ile yıkılıp yerine Abbasi Devletinin ( Miladi 750) kurulmasından sonra, onlarında zul&uuml;m yapmakta Emevilerden geri kalmadığına değinir.<br /> Osmanlı d&ouml;neminde Hacı Bektas-i Veli&acute;nin , kurucu Osman Beye (1299) desdek sunmasını doğru bulmaz. Aynı şekilde Balım Sultan&acute;ı da &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; su&ccedil;lamaktadır. Ancak Yavuz Selim&acute;in Anadolu Alevilerine yaptıkları katliamları &ccedil;ok daha ağır yermektedir. Cumhuriyetin kuruluşunu ve Atat&uuml;rk devrimlerini a&ccedil;ık bir şekilde desdeklemesine rağmen gelinen s&uuml;re&ccedil;te T&uuml;rkiye Cumhuriyetinin, Alevilere yaklaşımda Osmanlının devamına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vurgulamaktadır. <br /> Siyasal liderlerden S&uuml;leyman Demirel&acute;i &ccedil;ok ağır bir dille eleştirmekte, onun Saidi Nursi ile birlikteliklerini, dolayısı ile şeriatcı ve gerici akımların sistem i&ccedil;erisinde ki rollerini irdelemektedir. Kısaca s&ouml;ylemek gerekirse bu g&uuml;n yeni konuşulan boyutları 40- 50 sene &ouml;nce s&ouml;ylemiştir. T&uuml;rkiye&acute;nin başına bela olan, &uuml;lkeyi &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; siyasal &ccedil;alkantı ve &ccedil;ıkmazlara s&uuml;r&uuml;kleyen sağcı iktidarların politikalarını s&uuml;rekli eleştirmiştir.<br /> Hasan Efendi Başk&ouml;y&acute;de yaşadığı evde Hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r.(37) Anlatılanlara g&ouml;re aynı g&uuml;n şu şiiri kaleme almıştır.<br /> &nbsp;<br /> M&uuml;rş&uuml;d olanın doğrudur &ouml;z&uuml;<br /> Hakka doğru gider yolu izi<br /> Nur ile nurlanır Cemali, y&uuml;z&uuml;<br /> Zatsız, sıfatsız m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> M&uuml;rş&uuml;d&uuml;n kalbi nur ile doludur<br /> Hakkın emri-rızasının oğlu, kuludur<br /> İnsanların a&ccedil;ılan sevgili g&uuml;l&uuml;d&uuml;r<br /> Kara &ccedil;alıdan a&ccedil;ılan g&uuml;l m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> Ben m&uuml;rş&uuml;d&uuml;m diyen yalancı kezzap<br /> Caferiyim deme, mezhebin hangi mezhep ?<br /> Narı cehennemde &ccedil;ekecek azap<br /> Hakkın emrini tutmayan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> İkrarsız kimin malı helaldır kime ?<br /> İnanmıyan baksın kitabı cime<br /> Hakkı g&ouml;rmiyen g&ouml;zler gelsin avucuma<br /> Kendini g&ouml;rmiyen k&ouml;r m&uuml;rş&uuml;d olurmu ? ( 38)<br /> Taus-u Melek&acute;te Alim-i ulema idi<br /> Benlik gururla silindi kaydı<br /> Hakkın divaninda ayağı kaydı<br /> &Ouml;z&uuml;nde gurur olan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> G&ouml;nl&uuml; g&ouml;z&uuml; var d&uuml;nyalıkta <br /> Yolu zul&uuml;m kalmış aralıkta<br /> Can g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rmiyen kalır karanlıkta<br /> Canan&acute;a ermeyen m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> M&uuml;rş&uuml;d şeriatın şerrini atar<br /> Malını tarikatın varına katar<br /> Marifette kıymetli cevahir satar<br /> Hakikat damgası olmayan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> Bir bakış ile d&ouml;rt k&ouml;şeyi g&ouml;rmeli<br /> Hakkın gizli sırlarına ermeli<br /> Dost evine edep ile varmalı<br /> G&uuml;zelde g&ouml;z&uuml; olan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> &nbsp;<br /> Hasaniyem , m&uuml;rş&uuml;d&uuml;m d&uuml;kk&acirc;nı cevahirdir<br /> N&uuml;fusu dağları, taşları eritir<br /> Diriyi &ouml;ld&uuml;r&uuml;r, &ouml;l&uuml;y&uuml; diriltir<br /> B&ouml;yle bir makamda olmayan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ? <br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi, Erzincan ve &ccedil;evresinde bir efsanedir. Onu yakından tanımayan, toplum &uuml;zerindeki etkisini g&ouml;rmeyen sağlıklı değerlendiremez. Hakka y&uuml;r&uuml;mesindenden bu yana uzun s&uuml;re ge&ccedil;mesine rağmen unutulmamasını, ıssız Başk&ouml;y yollarının gelen ziyaretcilerle dolup taşmasını anlayamaz. Onun toplum &uuml;zerinde bıraktığı derin etkiyi g&ouml;rebilmek i&ccedil;in araştırmacı-yazarlar hen&uuml;z hayatta olan ve onu yakından tanıyanlarla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p fikirlerini almalı, bunun sosyolojik boyutlarını derinlemesine irdelemelidirler.<br /> &nbsp;<br /> Akın akın t&uuml;rbesine koşan bu ziyaret&ccedil;ilerin kimi ona bağlılığını yenilemekte,(39) kimileri de manevi mirasının gelecek nesillere aktarılmasını arzulamaktadırlar. (40) Ancak gerek k&ouml;y ve gerekse T&uuml;rbe, sosyal ve siyasal olumsuzlukların pen&ccedil;esinde can &ccedil;ekişen bir k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n ayakta kalan son kalıntıları olarak Hasan Efendinin ağzından bizlere seslenmektedir. <br /> &nbsp;<br /> Millet sizin i&ccedil;in yandım tutuştum,<br /> Ger&ccedil;ek erenlerin yurduna d&uuml;şt&uuml;m,<br /> D&uuml;şmanınıza dost olandan ka&ccedil;tım,<br /> Yazıyı yazın mezarım kaybolmasın (41)<br /> &nbsp;<br /> Aleviliğin ve Bektaşiliğin zengin k&uuml;lt&uuml;r birikimini, felsefi g&uuml;zelliğini ve evrensel kucaklayıcılığını omuzlayacak, ileriye taşıyacak emin eller aramaktadır. Bu felsefenin son erenlerinden biri mirasina el atılmayı, &ouml;rneğin bir Vakıf kurularak kazanımlarının topluma aktarılması g&ouml;revi ile karşı karşıyadir. (42)<br /> &nbsp;<br /> DIPNOTLAR<br /> 1- &Ccedil;ayırlı&acute;nın eski ismi Mans&acute;dır.Erzincan&acute;dan 114 km.uzaktadır. Kuruluş tarihi bilinmeyen Mans, 1071 Malazgirt savaşından sonra sırayla Meng&uuml;cekoğulları&acute;nın, Anadolu Sel&ccedil;ukluları`nın ve İlhanlılar&acute;ın egemenliğine girer. 1401 tarihinde Osmanlıların eline ge&ccedil;ti. Kısa bir d&ouml;nem Timur imparatorluğunun ve Akkoyunlular&acute;ın hakimiyetine girdi. 1473 de yeniden Osmanlının eline ge&ccedil;ti.( Akkoyunlu h&uuml;k&uuml;mdarı Uzun Hasan ile Fatih arasında yaşanan Otlukbeli savaşının ge&ccedil;tiği yer Mans toprakları i&ccedil;indedir.) 1916 yılında Rus işgaline uğrar. 1917 Ekim devriminden sonra şubat 1918 yılında Rus ordusu geri &ccedil;ekilir.<br /> 2- Bir d&ouml;nem Nahiye olan Başk&ouml;y&acute;&uuml;n hangi tarihlerde kurulduğunu tesbit edemedim. Eski Başk&ouml;y harabe ve kalıntıları b&uuml;y&uuml;kce bir k&ouml;y&uuml; andırır. Kanaatimce 80-100 hanelik bir yerleşim yeriydi. S&uuml;rekli g&ouml;&ccedil; veren ve giderek k&uuml;&ccedil;&uuml;len Başk&ouml;y kısa bir s&uuml;re &ouml;nce yerini yeni kurulan k&ouml;ye bıraktı. Yeni Başk&ouml;y 15 hanelik bir k&ouml;yd&uuml;r ve eski k&ouml;yden bir ka&ccedil; y&uuml;z metre mesafededir. Yeşili olmayan, kendini yeterince ifade edemeyen bu k&ouml;yden sayısız tahsilli insan, b&uuml;rokrat &ccedil;ıkmıştır. 2000 Yılında k&ouml;y&uuml; ziyarete gittiğimde yaşlı bir Dede &ccedil;ocuklarının t&uuml;m&uuml;n&uuml; okuttuğunu, oğlunun birinin Hakim, bir diğerinin ise M&uuml;hendis olduğunu s&ouml;yledi. Ayrıca k&ouml;yden &ccedil;ıkan eğitimli insan sayısının &ccedil;ok fazla olduğunu belirtti. Bunda Hasan Efendinin insanları okumaya teşvik edişinin payını bilemiyorum. 1970 Yıllarda Ankara Mezarlıklar M&uuml;d&uuml;r&uuml; olan Alişan Canpolat, (Hasan Efendinin yakın akrabasıdır) daha sonra politikaya atılmış ve CHP Ankara Milletvekili secilmiştir.<br /> Eski Başk&ouml;y&acute;de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m diğer bir ayrıntı ise tarihi zenginliği oldu. K&ouml;yde ki hemen her mezar &uuml;zerinde &ccedil;ok &ccedil;esitli fig&uuml;rler vardı. &Ouml;rneğin dualar, maniler, ko&ccedil; ve benzeri hayvan fig&uuml;rleri, T&uuml;rk bayrağının ay-yıldızı, &ccedil;eşitli estetik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler&hellip;vs. Bir mezartaşı ise bıyıklı- heybetli bir erkek heykelini andırıyordu.<br /> İstanbul&acute;da ikamet eden ve o an izinli gelen bir bey bana tarihi evini gezdirdi. 108 yıl &ouml;nce Michael adlı bir Ermeni taşustası tarafından yapıldığını s&ouml;ylediği, muazzam bir k&uuml;lt&uuml;r hazinesini &ccedil;ağrıştıran evin &ccedil;&ouml;kmek &uuml;zere olması i&ccedil;imi sızlattı. &Ccedil;eşitli oyma taşlar, taş&uuml;st&uuml; s&uuml;slemeler, b&uuml;y&uuml;k emek verilerek yapılan kabartmalar, ağa&ccedil; oymalar ve s&uuml;slemeler..vs. <br /> Ev sahibi tavanda yarım kalan bir direk tepeliğini g&ouml;stererek, Ermeni adam &ccedil;ok marifetli ve gururlu bir ustaymış. Bu tepeliği oyarken gece oyma bı&ccedil;ağını &ccedil;almışlar. Ve o da kızgınlıkla işi terk edip gitmiş. Bu y&uuml;zden bu oyma tepelik yarım kalmış&rdquo; dedi. <br /> Bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml;zeyi andıran evin harap halini g&ouml;r&uuml;nce fotoğraflarını &ccedil;ektim ve ertesi g&uuml;n&uuml; daha &ouml;nce tanıştığım &Ccedil;ayırlı savcısı ile birlikte İl&ccedil;e Kaymakamına giderek durumu arz ettim ve buranın koruma altına alınması i&ccedil;in girişimde bulundum. Kaymakam Bey &ccedil;ok memnun kaldı ve durumu not ederek gereken girişimde bulunacağı s&ouml;z&uuml;n&uuml; verdi. <br /> 3-Keşiş dağının y&uuml;ksekliği 3000 metredir ( Ali Kemali, Erzincan- 15 Ağustos 1931 Erzincan Valisi) ve &uuml;st&uuml;nde ki krater Aleviler tarafindan kudsi g&ouml;r&uuml;len Ağırg&ouml;l (Aygır g&ouml;l&uuml;) adında bir ziyarettir. <br /> 4- Bu tesbit 2000 yılı itibarı ile ge&ccedil;erlidir.<br /> 5- Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi sadece koyun eti yerdi. Sığır, manda, ke&ccedil;i ve k&uuml;mes hayvanlarının etlerini yemezdi. Bazı kimseler ke&ccedil;i etini yememesini, ke&ccedil;inin kuyruğunu dik tutarak EDEP yerinin g&ouml;r&uuml;nmesine bağlarlar. <br /> 6- Hasan Efendinin soyadı Canpolat&acute;tır.Kendi tabiri ile adı Haso&acute;dur.<br /> 7- Ancak Başk&ouml;y ve yakın civardaki bazı k&ouml;yl&uuml;ler, başta Hasan Efendinin aşireti olup halk arasında K&ouml;r Kureyş&acute;ler olarak bilinen ve talipleri olmayan Dede&acute;ler genellikle Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendiyi sevmez ve ona &ccedil;eşitli onur kırıcı unvanlar takarlardı. &Ouml;rneğin &Uuml;&ccedil;kağıtcı, yalancı&#8230;vs<br /> 8- Hasan Efendinin Hakka y&uuml;r&uuml;mesindan bir ka&ccedil; yıl &ouml;nce aldığı sadakaları yoksullara verme alışkanlığını bıraktığı, en azından zayıflattığı biliniyor. Bu konuda şunları s&ouml;ylemiştir. &quot;Yaşlı eşime bakması i&ccedil;in gelinimin g&ouml;z&uuml;n&uuml; doyurmaya mecbur kalıyorum&quot;<br /> 9- Bu yazının sahibinin ailesi bu konuda y&uuml;zlerce &ouml;rnek vermektedir. &Ouml;rneğin<br /> &#8212;A&#8212;Babam&acute;a (Yıl 1959. &Ccedil;ayırlı&acute;ya bağlı Bulmuş / Balaban &Ccedil;iftliğinde) &quot;Birileri evinizi yıkmak isteseler bile onlara karşı silah kullanmayacaksınız, O zaman Haso sizinle beraberdir&quot; dedikten &ccedil;ok kısa bir s&uuml;re sonra arazi anlaşmazlığı y&uuml;z&uuml;nden silahlanan bazı k&ouml;yl&uuml;ler bize ait bir mereğin &ccedil;atısını yıkarlar. Silahını kapan babama, komsumuz Şahh&uuml;seyin Sarıkaya Dedenin eşi engel olur ve &quot;Hasan Efendinin s&ouml;zlerini unutma&quot; der. Babam sakinleşerek geri d&ouml;ner. Mahkemeyi, dolayisi ile sorunlu araziyi babam kazanır.<br /> &#8212;B-Babam ve Amcam anlatıyorlar. 1946 Yılında Tercan İl&ccedil;esine bağlı Elmalı K&ouml;y&uuml;nde mehtaplı bir gece de ışıl ışıl ışıyan Ay&acute;a d&ouml;nerek. K&uuml;rtce / Zazaca &ldquo;Asme, Asme Amerikan be Ruş vejinere tu ser tu sere ci kene. Rındekiya tu bozmiskene&rdquo; der. T&uuml;rk&ccedil;esi &ldquo; Ay, Ay, Amerikalılarla Ruslar &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkacaklar ve &uuml;st&uuml;nde sı&ccedil;acaklar. G&uuml;zelliğin, zerafetin bozulacak.&rdquo; Anlamı &sbquo;&rsquo;&rsquo;Ey Ay. ABD ve Ruslar seni keşfedecek ve sırlarını deşifre edecekler.Gizemin &ccedil;&ouml;z&uuml;lecek.(K.B.)<br /> Hen&uuml;z Uzay calışmalarının ve Aya Astronot g&ouml;nderilmesinin teorilerinin bile olmadığı bir tarihte bu s&ouml;z s&ouml;ylenmiştir. ABD ve Sovyetler Birliği uzay &ccedil;alışmaları &uuml;zerinde yaptıkları yarış da ilk defa 27 yaşındaki Rus Askeri pilot Juri Gagarin 12 Nisan 1961 tarihinde Aya ayak basmıstır.<br /> &#8212;C&#8212; Babam anlatıyor. &ldquo;Birg&uuml;n ben, Hanım yengen, (amcam Mehmet Ali Balaban&acute;in eşi) ve Kilise (Yeni adı Balyayla) k&ouml;y&uuml;nden Kudanlı Dedelerden Seyyit Mehmet Kudali birlikte Ağırg&ouml;l&acute;e ziyarete gidiyorduk.(Amcam bu tarihin 1964 yılı olabileceğini s&ouml;yledi) G&ouml;r&uuml;n&uuml;rlerde hi&ccedil; kimse yoktu ve biz bir vadiden ge&ccedil;erken yukarıdan taşların yuvarlandığını g&ouml;rd&uuml;k. Seyyit Mehmet başladı Efendiye &ouml;zenerek Milpet ziyaretine &ldquo;Sen bana keramet mi g&ouml;stermek istiyorsun ?&rdquo; diye k&uuml;f&uuml;r etmeye. Ben bundan alındım. Ziyarette Hasan Efendiyi g&ouml;rd&uuml;k. Lokmalar dağıtıldıktan sonra Seyyit Mehmet&acute;in yolda ettiği k&uuml;f&uuml;rleri Efendiye anlattım. Efendi &ccedil;ok Celallendi (hiddetlendi) &ldquo;Sen o taşları kendine attın&rdquo; dedi. Sonra başladı anlatmaya.&ldquo;Babam ben &ccedil;ocukken hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;ş. Ben bir g&uuml;n r&uuml;yamda babamı g&ouml;rd&uuml;m. Bana Dersim&acute;de İbrahim Dedeye git, emanetini al dedi. Ben de kalktım İbrahim Dedeye gittim. Emanetimi almak i&ccedil;in geldiğimi s&ouml;yledim ve r&uuml;yamı anlattım.Bana 3 defa -&ldquo;Sen İbrahim Dedenin oğlu musun?&rdquo; diye sordu. Ben de &ldquo;Evet&rdquo; dedim. &Ccedil;ıkardı bana Babamın beratını verdi ve &ldquo;Sen artık serbestsin. Bundan b&ouml;yle ziyaretlerden icazet almaya gerek kalmadı&rdquo; dedi. Peki senin elinde beratın, m&uuml;hr&uuml;n var mı? Neye dayanarak k&uuml;f&uuml;r ediyorsun&ldquo;<br /> ( Hasan Efendinin bahsettiği İbrahim Dede Sinemili Ocağındandır ve İmam Muhammed Bakır evlatlarından geldiği ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. T&uuml;rbesi Erzincan&acute;a yaklaşık 30 km. mesafede, Kemah&acute;a bağlı eski adı ile Gamarik nahiyesi civarında, ulaşıma elverişli bir yerdedir. 1933 yılında Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zannediliyor. Hakkında keramet sahibi olduğuna dair bol miktarda rivayet mevcuttur. Hasan Efendi bu zat i&ccedil;in &ldquo;Bizim &uuml;stadımızdır.Ben ondan feyz aldım&ldquo; deyimini kullandığını bir &ccedil;ok kişiden duydum.<br /> 10-Kamer Dede halk arasında Ağa ismi ile tanınır. Sıra ile Emine, Naciye, Ali, Makbule, Fadime, Hasan, Elif, Ereng&uuml;l isimli 8 &ccedil;ocuğu vardır ve hepsi evlenmişlerdir. İstanbul, Kartal / Yakacık&acute;da ikamet eden Kartal Belediyesinden emekli Muhasebeci Ali, &ouml;ğrencilik yıllarında bir d&ouml;nem spora ilgi duymuş ve Boks dalında bir &ccedil;ok m&uuml;sabakalara katılmıştır. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeş Hasan da İstanbul, Alibeyk&ouml;y&acute;de ikamet etmekte ve inşaat işleri ile ilgilenmektedir.<br /> 11- Annem anlatıyor.&rdquo; Bir yaz g&uuml;n&uuml; Efendi bizim evde idi. Masaya b&uuml;y&uuml;k bir karpuz getirdik ve kesdik. Karpuz oldukca kırmızı idi ve iştah kabartıyordu. Efendi birden bastonunu alarak sağına soluna sanki bir k&ouml;peği kovar gibi &ouml;fke i&ccedil;inde &ldquo; Hoşt defol, uzaklaş&rdquo; seslendi. Biz hi&ccedil; bir şey g&ouml;rmemiş ve anlamamıştık. Efendi ne oldu? Niye celallendin? Diye sorduk. Dedi ki &ldquo; Karpuz &ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu ve nefsim &ccedil;ekti. Şeytan nefsimi bozmak ( irademi kırmak-K. B. ) i&ccedil;in karpuz kılığına girmiş. Hemen fark ettim ve kovdum&rdquo;. Efendi karpuzu yemedi. <br /> Anlamı. İnsanoğlu iradeli olmalıdır. Altına girdiği h&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;kleri yerine getirmelidir. Nefsi konusunda iradesini zorlamayan, nerede durması gerektiği konusunda zorlanabilir.(K.B.)<br /> 12-Burada kast ettiği insanlar Alevi inancına mensup insanlardır.<br /> 13-Kendi deyimi ile adları Milpet Kardeşler olarak ge&ccedil;en 3 Yatır&acute;ın sadece kendisini desdeklediğini ve onun yanında yer aldıklarını, azınlıkta kaldıkları i&ccedil;in Dersim Vakasına engel olamadıklarını beyan etmiştir.<br /> 14-Tunceli<br /> 15-Halk arasında da D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın toplarının olduğu, Dersim Vakasının son g&uuml;nlerinde D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın top atışı ile Dersim savunmasına ge&ccedil;tiği inancı mevcuttur. Daha sonra Hasan Efendi, &ldquo;D&uuml;zg&uuml;n Babanın Topları&rdquo; olarak bilinen bu taşları alıp firlatmış ve sağa-sola dağıtmıştır. <br /> 16-Derviş Cemal bu y&ouml;rede bir ziyarettir ve aynı şekilde seceresi olan bir Ocak / Aşirettir.<br /> 17&#8212;-1.Bayar H&uuml;k&uuml;meti. 1 Kasım 1937&#8212;-11 Kasım 1938<br /> &#8212;2.Bayar H&uuml;k&uuml;meti. 11 Kasım 1938&hellip;..25 Ocak 1939<br /> 18-Bu y&ouml;rede Eşperek, Karataş&rdquo;, Semek&hellip;gibi k&ouml;ylerde &ouml;ğretmenlik yapmıştır. Bu k&ouml;ylerin bir kısmının isimleri gelinen aşamada devlet tarafından değiştirilmiştir.<br /> 19-Derya- i Umman Okyanuslar kadar bilgi sahibi olmak demektir. Bu deyim Alevi-Bektaşi, Şair ve Halk Ozanları tarafından da &ccedil;ok sık kullanılmaktadır. Anlamının Arap yarımadasında ki Umman Denizinden geldiği sanılmaktadır.<br /> 20-Y&ouml;rede ki Aleviler yaşca kendisinden k&uuml;&ccedil;&uuml;kte olsa Dedelere saygı g&ouml;sterir ve ellerini &ouml;perler. Bu davranış ona saygı ve Ceddine bağlılık anlamına gelip, ayrıca al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k ifade etmektedir.<br /> 21-Evlatlığı Kamer Dede ve s&ouml;z&uuml;ne g&uuml;venilir bir &ccedil;ok insanın s&ouml;ylediklerine g&ouml;re gen&ccedil;liğinde bir &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; alışkanlığı yanında G&uuml;lebağ&acute;lı Postuklu Dede ile birlikte esrar i&ccedil;mişlerdir. <br /> &nbsp;<br /> Yirmiye kadar &ccedil;ok bela &ccedil;ektik,<br /> Bir iki tarlaya tohumu ektik.<br /> Yirmi birde nik&acirc;h altına girdik,<br /> Ondan sonra haram yok dediler.<br /> &nbsp;<br /> 22-Hasan Efendinin babaannesi Emine, dedem Mehmet Balaban&acute;ın &ouml;z halasıdır. Aile b&uuml;y&uuml;klerimin anlattıklarına g&ouml;re 1934 / 35 yıllarında bir g&uuml;n Tercan Elmalı k&ouml;y&uuml;nde ki evimize gelir. O sıralarda ailemiz oldukca yoksul d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r ve dedem gurbettedir. Aile fertlerimize ş&ouml;yle der. &rdquo;R&uuml;yamda Nenemi g&ouml;rd&uuml;m. Bana dedi ki. Babam gilin evinin direği eğilmiş. Git onu d&uuml;zelt. Siz Haso&acute;ya yardımcı olursanız evin direği d&uuml;zelecek. Bunun i&ccedil;in doğru olun.&Ccedil;alışın.Hileden, şerden ka&ccedil;ının. Haso o zaman sizinle beraberdir&rdquo;.<br /> Bizimkiler Hasan Efendiye &ccedil;ok ilgi duyar ve bağlanırlar. Kendilerine adeta manevi bir kuvvet gelir. Kısa s&uuml;re i&ccedil;inde aile toparlanır. Dedem ve ağabeyi H&uuml;seyin Balaban, T&uuml;rkiye Cumhuriyetinin en b&uuml;y&uuml;k ve en &ouml;nemli projelerinden biri olan Devlet Demiryollarının yapımında yıllarca &ccedil;alışır ve sonu&ccedil;ta bir d&ouml;nem T&uuml;rkiye &ccedil;apında aranan T&uuml;nel uzmanları olurlar.T&uuml;rkiyenin en b&uuml;y&uuml;k TCDD projelerinde onların imzası ve emeği vardır.B&ouml;ylece ekonomik ve sosyal olarak toparlanırlar.<br /> Bizim kendi evimizde Hasan Efendinin ayrı bir yeri vardı. Kendisine SADECE GELDİĞİNDE YATMASI i&ccedil;in ayrılan bir d&ouml;şek, ayrı bir tenceresi, kaşığı , tabağı vardı. Hatta aile b&uuml;y&uuml;klerimiz yıllarca g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak kendisine evimizin mahsul&uuml; olan koyun yoğurdundan yapılan &ccedil;&ouml;kelek hazırlarlardı. Hi&ccedil; kimse onun &ouml;zel eşyalarını kullanmaz ve &ouml;zel bir itina ile kollarlardı. Konağımızın oturma damının altındaki 5 ağa&ccedil; direkten birinde onunla ilintili kutsal olduğuna inanılan taşlar ve sakalından teller falan vardı. Evde biri hasta olduğunda sakalı suyun i&ccedil;ine tutulur ve bir ka&ccedil; yudum i&ccedil;ilirdi. Hasta olan kişinin &ccedil;ok kısa bir s&uuml;re sonra iyileştiğine defalarca şahit olmuşumdur.( Bu hastalıklar kanser, verem gibi ağır hastalıklar değillerdir, &ouml;rneğin baş ağrısı, mide bulanması, y&uuml;ksek ateş&hellip;vs.)<br /> 23-1959 yılında bir g&uuml;n bizim eve ziyarete gelir.(Bu olayı ailemde bir ka&ccedil; kişiden dinledim) O g&uuml;n tesad&uuml;fen komşularımızdan Şahh&uuml;seyin Sarıkaya Dedenin kızı Firdevs&acute;in, &Ccedil;ayırlı / Mantara k&ouml;y&uuml;nden Zeynel Dedenin oğlu Ahmet ile d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vardır. Kızın babası , Hasan Efendiye gelerek d&uuml;ğ&uuml;ne gelmesini ısrar eder. Hasan Efendi .&rdquo; Sen d&uuml;ğ&uuml;n sahibisin, bir hayli misafirlerin gelecek. Onlarla ilgilenmen gerekecek. Ayrıca gen&ccedil;ler eğlenmek, oynamak belki i&ccedil;ki i&ccedil;mek isterler. Ola ki benim orada bulunmam dolayısı ile rahat etmeyebilirler , ayrıca ben i&ccedil;ki i&ccedil;ilen sofraya oturmam, bu y&uuml;zden gelmiyeyim&ldquo;der. Şahh&uuml;seyin Dede ise &ldquo;Onların hepsi bir tarafa, sen bir tarafa&ldquo; diyerek ısrarla alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. <br /> Bu arada oğlan babası Zeynel Dede, bazı misafirlere başlık parası olarak kesilen 1000 liranın, 500 lirasını &ouml;demiyeceğini, hem mali durumunun iyi olmadığını, hemde zaten başlığın &ccedil;ok y&uuml;ksek olduğunu fısıldar. Bunu duyan kız babası &ldquo; Zeynel Dede ne demek 500 lirayı kesmek. (birinin adını anarak) Filancanın kızına daha y&uuml;ksek başlık parası kestiler, benim kızım ondan aşağı mı?, ben hakkımı kimseye bırakmam&ldquo; diyerek &ouml;fkelenir. Oğlan babası ise mali durumunun iyi olmadığını, anlayış g&ouml;stermesini s&ouml;ylemesine rağmen ikna edemez. Tam o arada Hasan Efendi, kız babası Şahh&uuml;seyin Dedeye d&ouml;nerek &rdquo;Şu milletin huzurunda 1000 liranın t&uuml;m&uuml;n&uuml; bağışlayacaksın&rdquo; der. Kız babası şaşkınlıkla &ldquo;Efendi bu olacak şey mi? Ne demek 1000 liranın hepsini bırakmak? Diye tepki g&ouml;sterir. Hasan Efendi bunun &uuml;zerine &ldquo;Madem s&ouml;z&uuml;m&uuml;z dinlenilmiyor neden beni d&uuml;ğ&uuml;ne davet ettin? Diye sorar. Zor durumda kalan Şahh&uuml;seyin Dede &ldquo; Efendi madem sen &ouml;yle takdir etmişsin, ben de almıyorum. Sana 1000 lira değil, b&uuml;t&uuml;n varım-yoğum, hatta canım feda olsun&rsquo;&rsquo; der. Ve b&ouml;ylece başlık parası geleneğinin en etkili olduğu bir d&ouml;nemde belki ilk defa başlık parası alınmamış olur. Hatta gelenekler &ccedil;er&ccedil;evesinde kızın ağabeyi Ali Baba&acute;ya hediye (halet) edilmesi gereken saat de alınmaz.<br /> Hasan Efendi oradakilere şu nasihatte bulunur. &ldquo;Başlık parasını bir yarış olarak kullanmayın. İlle de kızıma &ccedil;ok mal vereceğim diye de oğlan ailesini fazla başlık &ouml;demeye zorlamayın.Oğlan ailesi AYIP OLMASIN diye sizin istediği parayı ya bor&ccedil; alarak, yada bazı mallarını satarak temin etmeye &ccedil;alışacaktır. D&uuml;ğ&uuml;n sonrası oğlan ailesi d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n mali y&uuml;k&uuml;n&uuml; azaltmak i&ccedil;in yeni evli oğlunu gurbete g&ouml;nderecektir. Kaldi gen&ccedil; yaşta nik&acirc;h altına aldığınız gen&ccedil;lerin ayrı kalmasının vebali sizin omuzlarınızda olacaktır. Bunun i&ccedil;in kızınıza fazla mal vermek i&ccedil;in ne kendinizi zorlayın, nede oğlan ailesini&hellip; İmkanlarınız ne kadar m&uuml;saitse kızınıza o kadar mal verin ama SAKIN BAŞLIK PARASI ALMAYIN &ldquo; der. <br /> 24- Evlatlığı Kamer Dede bu konuda ş&ouml;yle der. &ldquo;Babam Atat&uuml;rk&acute;&uuml; severdi. Yanliz Dersim olayından dolayı da sitem ederdi. Bir g&uuml;n ş&ouml;yle dedi . &lsquo;&rsquo;Eger Atat&uuml;rk yurdu kurtarmamış olsaydı şimdi bizim ismimiz Konstantin falan olurdu&ldquo;<br /> 25- Hasan Efendinin burada kasettiği Cemal kardeş kanaatimce bir d&ouml;nem Hacı Bektaş Dergahında oturan Cemalettin Efendidir. Mustafa Kemal , Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptıktan sonra Ankara&acute;ya giderken yolda ( 23- 24 Aralık 1919) Hacı Bektaş&acute;a uğrayıp Postnişin Cemallettin Efendiyi ziyaret eder. Hatta orada bir gece kalıp Cem&acute;e katılır ve Ulusal Kurtuluş Savaşı i&ccedil;in desdek ister. Cemalettin Efendi , Mustafa Kemal&acute; i dinledikten sonra sorar. &ldquo;Paşam yurdu d&uuml;şman işgalinden kurtardıktan sonra Cumhuriyeti kuracak mısınız ? &ldquo; Mustafa Kemal &ldquo;Evet hedefimiz budur&ldquo; der. Bunun &uuml;zerine Cemalettin Efendi &ldquo; Paşam o zaman biz de sizin yanınızdayız&ldquo; diyerek Ulusal Kurtuluş M&uuml;cadelesine a&ccedil;ık desdek verir. Daha sonra t&uuml;m Anadolu ve Balkanlarda ki Ocaklara ve Tekkelere el&ccedil;iler g&ouml;ndererek Alevi ve Bektaşilerin bu savaşa aktif katılmasıne katkı sağlar. <br /> Cumhuriyet kavrami hen&uuml;z &ccedil;ok yenidir, ancak &ouml;zellikle Balkanlarda ki Bektaşi Tekkelerinde konuşulmaktadır. Aleviler ve bilhassa Bektaşiler Cumhuriyetin ne demek olduğunu biliyorlardı ve bu savaşa bilerek -isteyerek katılmışlardır.<br /> 26- Burada kastedilen Rum kavrami işgalcı batılı emperyalistlerdir. ( K. B.)<br /> 27- Bu mısrada kast edilen &ldquo;Yeniden, halı, kilim &ouml;rneği dokuyorlar&ldquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n anlamı tarafımdan anlaşılamamıştır.<br /> 28- Aile B&uuml;y&uuml;klerim dahil bir &ccedil;ok kişiden duydum. Hasan Efendi bir tarihte Hac&acute;ca gider. Alevi olduğunu bildikleri i&ccedil;in Hac&acute;ca birlikte gidenlerin bir kısmı yolda kendisini denize atmak isterler. Efendi onlara &ldquo;Beni denize atın ki Hac&acute;ınız kabul olsun&rdquo; deyince gelenler korkar ve bundan vazge&ccedil;erler. Ancak Cidde&acute;ye giderken onu u&ccedil;ağa almazlar. İndiklerinde Hasan Efendiyi kendilerinden &ouml;nce orada g&ouml;r&uuml;rler.<br /> 29- &rsquo;&rsquo;At sırtındaki semeri&rsquo;&rsquo; deyimi normalinde &ccedil;ok ağır bir ithamdır. Ancak hurafelere inanan, &ouml;z&uuml; ve s&ouml;z&uuml; bir olmayan veya g&ouml;z&uuml; kapalı bir inancın peşinden s&uuml;r&uuml;klenmenin İNSAN olmakla bağdaşmayacağı a&ccedil;ıktır. Hacı Bektaş Veli de bir s&ouml;z&uuml;nde şunu s&ouml;yler. OKUNACAK EN İYİ KİTAP İNSANDIR. <br /> 30- Her ne ararsan kendinde ara,<br /> Kud&uuml;s&acute;te, Mekke&acute;de, Hac&acute;da değildir. ( Hacı Bektaş Veli ) <br /> 31- Kalpteki Dev. Burada kast edilen k&ouml;t&uuml; niyet ve d&uuml;ş&uuml;ncedir. ( K. B.) <br /> 32- Şefaat İslam dininde Mahşer g&uuml;n&uuml; Hz. Muhamed&acute;den niyaz dilemektir. Hasan Efendi bu şiirinde şeriat&ccedil;ıların bu şekilde Hz. Muhammed&acute;den şefaat bekleyemeyeceğini ileri s&uuml;rmektedir. ( K. B.) <br /> 33- Bakınız. Dipnotlar 9 C<br /> 34- Gerek İslam dininde ve gerekse Alevi inan&ccedil; gurubunda 40 yaşı Kemalete ermek demektir. Hz. Muhammed&acute;in 40 yaşında Peygamber olduğu bilinmektedir. Hasan Efendi bu şiirinde de 41 yaşında Kemalete erdiğini anlatıyor. (K.B.)<br /> 35- Varlığın Doğuşu. Beyan eden Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi. Yazan Pir Sultan &Ouml;ZCAN. Sayfa 138-140 . İstanbul 1992. <br /> 36- Kuran-i Kerim&acute;in eksik toplandığını iddia eden ve tamamını kendi olanakları ile toparladığını iddia eden yazarlardan biri de Malatya&acute;lı yazar Halil &Ouml;ztoprak&acute;tır. İddiaları &uuml;zerine hakkında &ccedil;eşitli davalar a&ccedil;ılmıştır ve hepsinden de beraat etmiştir. Halil &Ouml;ztoprak bu konuda &ccedil;ok geniş ilmi araştırmaları olan bir yazardı. 3 tane kitabı yayınlanmıştır. Maddi olanakları yetmediği i&ccedil;in Kuran-i Kerimi tevsirler halinde basma girişiminde bulunmuş ve bu teşebb&uuml;s&uuml;n&uuml; tamamlayamadan 60 lı yılların başında hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Bir &ccedil;ok yakındımdan şunu duymuştum. Hasan Efendi, yazar Halil &Ouml;ztoprak&acute;ı &ccedil;ok i&ccedil;tenlikle desdeklemiş ve halkın ona Halil Kuran-i diye hitap etmesini tavsiye etmiştir. <br /> 37-Anlatılanlara g&ouml;re o g&uuml;n Hasan Efendinin misafirleri vardır. Efendi ev halkına bir ka&ccedil; defa &ldquo; Acele edin, yoksa yemek ortada kalacak &ldquo; der. Misafirlerden biri &ldquo; Efendi ne demek oluyor bu ?&rdquo; diye sorunca, cevaben &ldquo; Yolcu yolunda gerek&rdquo; yanıtını alır. Acele edilip sofra hazırlanır. Yemek yendikten sonra Hasan Efendinin yatakta hareketsiz duruşu dikkati &ccedil;eker. Yanına yaklaşılınca g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ki Hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Tarih -1 Temmuz 1973<br /> 38- Bu d&ouml;rtl&uuml;k T&uuml;rbesinde mezar taşına da yazılmıştır.<br /> 39- Ziyaret&ccedil;ilerin genel istem ve dilek leri.<br /> A-Hasan Efendiye bağlılıklarını vurgulamak i&ccedil;in gelenler. Bunlar ona olan sevgi ve inancı i&ccedil;lerinde taşımakta, kuvvet aldıkları manevi g&uuml;ce ş&uuml;kranlarını sunmaktadırlar.<br /> B-Ş&uuml;kran ziyaretinde bulunanlar. Genellikle aile bireyleri yurt dışında olan, bati veya g&uuml;ney sahillerine g&ouml;&ccedil; eden aileler. Bunlar izine geldiklerinde, memlekette kalan yakınları ile birlikte kalabalık bir aile topluluğu olarak ziyarete gider ve manevi bağlılıkları yanında, sağlık ve esenliklerinin devamı, kurulu d&uuml;zenlerinin sekteye uğramaması dilek ve temennileri i&ccedil;inde s&uuml;kranlarını sunarlar.<br /> C-Hasta olanlar. Ağır ve tedavisi zor bir hastalığa yakalananlar. Ziyaretlerinde g&ouml;zyaşı d&ouml;kerek niyazda bulunur ve şifa talep ederler. Bir kısmı gelirken oru&ccedil;ludurlar. Dua eder, ağlar ve merhamet dilenirler.<br /> D- Kısmet dileyenler. Halk arasında ki adı ile &lsquo;&rsquo;Murad&rsquo;&rsquo; isteyenler. Gelin ve damat adayları, bir kız veya oğlana aşık olup muradının yerine gelmesi temennisinde bulunanlar. Kendi olanaklari ile sorunlarını &ccedil;&ouml;zemedikleri i&ccedil;in desdek arayanlar, aile zoru ile istemediği biri ile evlendirilmek istenen kızlar, sevdigi kız ile evlenmesinde problem yaşıyanlar, aşık olduğu kişiden olumlu yanıt alamayanlar, kendi deyimleri ile &lsquo;&rsquo;Helal s&uuml;t emmiş&rsquo;&rsquo; gelin arıyanlar, oğullarına hayırlı bir nasip dileyen analar&#8230;vs.<br /> Evladı olmayan aileler, &ccedil;ocukları hep kız olduğu i&ccedil;in erkek evlat isteyen anneler, sağlıklı doğum yapmak dileğinde olan hamile kadınlar, hayırlı evlat isteyen atalar..vs<br /> E-Başı darda olanlar. &Ouml;rneğin bir yakını cezaevinde olanlar, ağır bir bor&ccedil; y&uuml;k&uuml; altında ezilenler, oğlu askerde olup sağ- salim tezkere almasını isteyen analar, gurbetten gelmeyen veya kaybolan yakınından haber alamıyanlar.<br /> F-Destur isteyenler. &Ouml;rneğin yeni yapacağı evin temelini atmadan &ouml;nce gelip cesaret, g&uuml;&ccedil;- kuvvet dileyenler, y&uuml;z&uuml;n&uuml;n akı ile bir işin altından kalkmak isteyenler. Yeni aldığı arabasının trafikte kaza ve belalardan korunması, a&ccedil;tığı d&uuml;kk&acirc;n veya işyerinin gelir getirmesi dilek ve temennilerinde bulunanlar.<br /> Aldığı diplomanın uğurlu olmasını dileyenler. ( &Ouml;rneğin mezuniyet t&ouml;reni sonrası &ouml;ğretmenler, ehliyet alan şof&ouml;rler, her hangi bir kursu bitiren kursiyerler..vs) <br /> G-Yakınları ile birlikte gelen meraklılar. Hasan Efendiye inanmayan, ancak yakınlarının ısrarlarına boyun eğenler. Hoş g&ouml;r&uuml; veya tevaz&uuml; g&ouml;stererek gelenler. T&uuml;rbeyi ve Başk&ouml;y&uuml; merak ettikleri veya canı sıkıldıkları i&ccedil;in gezi niyetli gelenler. <br /> H- Takiyyeciler. Esasta Hasan Efendiye bağlılık veya inan&ccedil; i&ccedil;in değil, kendilerini inanıyor gibi g&ouml;sterenler, bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ile eleştirilmekten veya dışlanmaktan &ccedil;ekinenler. <br /> I-&Ccedil;ıkarcıler. Gelen ziyaret&ccedil;ilerden sadaka dilenenler, T&uuml;rbe &uuml;zerinde yapılan pazarlığın uğurlu gelecegine inanlar. Kendelerini inan&ccedil;lı g&ouml;stererek birilerini etkileyeceğini d&uuml;ş&uuml;nen işbilirler.<br /> J- T&ouml;vbe i&ccedil;in gelenler. İşlediği bir kusur veya su&ccedil; i&ccedil;in vicdan azabı &ccedil;ekenler. Su&ccedil;un cezai yaptırımından korkup en az bedelle kurtulmayı umanlar. Artık yanlış şeyler yapmayacağına karar verip ge&ccedil;mişin izlerini silmeye &ccedil;alışanlar, yaşamlarında yeni bir sayfa a&ccedil;ma umudu taşıyanlar.<br /> K- Araştırmacılar. Tarih&ccedil;i veya sosyal bilimciler. Bilim adamları. Psikologlar. Alevi ve Bektaşi &ouml;ğretisini yerinde g&ouml;rmek i&ccedil;in analiz edenler. K&uuml;lt&uuml;r&uuml; ileri nesillere taşımak i&ccedil;in belge toplayanlar, arşiv yapanlar. Yazarlar, &ccedil;izerler. Bazı yerel politikacılar.<br /> Bir kısım ziyaret&ccedil;iler T&uuml;rbeyi ziyaret eder, mezarın yanında dua eder, uzanır ve uyumaya &ccedil;alışırlar. R&uuml;yasında Hasan Efendiyi g&ouml;rmenin uğur getireceğine inanılır.<br /> 40- 2000 Yılının Ağustos ayında yakınlarım ile Hasan Efendinin T&uuml;rbesini ziyarete gittim. O g&uuml;n 1 kamyon, 2 trakt&ouml;r, 4 minib&uuml;s ve bir ka&ccedil; otomobille en az 100 kişi ziyarete gelmişti. Kesimevinde kurbanlar kesildi. Lokmalar dağıtıldı. Ziyarete gelenlerin i&ccedil;inde Gaziantep&acute;ten gelen bir Ocakzade, Ordu&acute;lu olup yakınlara arı kovanları getiren, S&uuml;nni-Hanefi inancından Laz k&ouml;kenli mesleği arıcılık olan bir vatandaşımız, Erzincan&acute;lı olup yurdışında yaşayıp Mersin&acute;e yerleşen ve oradan gelen bir kişi de vardı. <br /> 41-Hasan Efendinin MEZARIM KAYBOLMASIN şiiri olduk&ccedil;a uzundur<br /> 42-Bu yazının hazırlanmasında kaynak sunan Hasan Efendinin manevi oğlu Sn. Kamer (Ağa) Canpolat Dedeye, Varlığın Doğuşu adlı kitabında Hasan Efendiyi anlatan Sn. Pir Sultan &Ouml;zcan&acute;a, Amcam Sn. Mehmet Ali Balaban&acute;a ve Babam Sn. Haşim Balaban&acute;a teşekk&uuml;r ve ş&uuml;kranlarımı sunarım.<br /> &nbsp;<br /> Kazım Balaban / Viyana / Avusturya </p>
<p> &nbsp;<br /> &nbsp; <br /> &nbsp;<br /> &nbsp;<br /> 1 Temmuz 1973`de Hakka y&uuml;r&uuml;yen Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi anısına<br /> &nbsp;<br /> Hakikate Erenlerin Bah&ccedil;esi <br /> &nbsp;<br /> Kazım Balaban<br /> &nbsp;<br /> ERZİNCAN / &Ccedil;ayırlı (1) il&ccedil;esi yakınlarında adı Başk&ouml;y (2) olan eski bir yerleşim yeri vardır.Başk&ouml;y Erzincan&acute;a 145, &Ccedil;ayırlı il&ccedil;esine yaklaşık 25 km. mesafededir ve il&ccedil;enin kuzeyine d&uuml;şer.Eskiden Bayburt / G&uuml;m&uuml;şhane kısmen buradan ge&ccedil;en yol &uuml;zerinden sağlanıyordu.Erzincan&rsquo;ın kuzeyindeki sarp Keşiş Dağları (3) &uuml;zerinden ulaşılmak istendiğinde Erzincan&acute;a uzakliği 45 km civarına inmektedir.<br /> Cumhuriyetin kuruluş yıllarından sonra uzun bir d&ouml;nem &Ccedil;ayırlı&acute;ya bağlı bir Nahiye olan Başk&ouml;y, ulaşım elverişsizliği, tarım ve hayvancılığın son yıllarda &ouml;nemini yitirmesi sonucu hane sayısı k&uuml;&ccedil;&uuml;lerek 15 haneli (4) k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir k&ouml;y durumuna gelmiştir. Dağları &ccedil;ıplak, etekleri sulak olan bu engebeli ve şirin coğrafyanın g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki en &ouml;nemli &ouml;zelliği k&ouml;y&uuml;n girişindeki k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve yeni T&uuml;rbedir.<br /> Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi&acute;nin T&uuml;rbesi olarak anılan bu mabet, &ouml;zellikle yazın herg&uuml;n &uuml;zerinde kurbanlarin kesildiği, dilek lerin tutulduğu, bir birlerini hi&ccedil; tanımayan insanların kaynaşmasına vesile olan bir ziyaretgahtır. Genellikle ko&ccedil;larin kurban edildiği (5), lokmaların dağıtıldığı, niyaz ve dilek lerin edildiği t&uuml;rbe k&ouml;y&uuml;n girişindeki mezarlığın sol tarafinda k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tepe &uuml;zerindedir.<br /> Hasan efendi (6) olarak bilinen bu zat Erzincan ve &ccedil;evresindeki Alevilerin Dede geleneğinden gelmektedir.Bu coğrafyanın Dede&acute;lerinin hepsinden daha tanınmış, saygınlığı, g&uuml;venirliliği ve otoritesi bu coğrafyanin &ouml;tesine taşmıştır. (7) Bu y&uuml;zden de Başk&ouml;y denince ilk akla gelen Hasan Efendi olmuştur.&nbsp; <br /> Hasan Efendi 1 Temmuz 1973 tarihinde Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Doğumu Hicri 1312, Miladi 1894 / 95 yıllarıdır. Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; tarihde yaşının 80 civarında olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Uzun sa&ccedil;lari ve sakalı vardi. Sa&ccedil;lari &ouml;r&uuml;l&uuml; ve başına taktığı Fes&acute;e benzeyen baslığın altında toplanıyordu. Uzun boyu ve davudi bir sesi vardi. Uzun yıllar kendi deyimi ile HALKI AYDINLATMAK ve İKRARINI HATIRLATMAK i&ccedil;in y&ouml;rede ki t&uuml;m k&ouml;y ve kasabaları dolasmıştır. Kendisine g&uuml;venen ve inanan insanların ona verdiği para, eşya, giysi gibi sadakalari hemen yanıbaşında yoksul insanlara dağıtırdı.(8)<br /> Hasan Efendinin aldığı sadakaları y&ouml;re Dede&acute;lerinin genellikle yaptıklarından farklı olarak yanındaki yaşlı, yoksul ve yardıma muhta&ccedil;lara dağıtması onu &ccedil;ok saygın bir konuma getirir. Bir &ccedil;ok Dede bu uygulamadan rahatsız olur ve ona cephe alır. Ancak ilk başlarda bu konuda yanlız olmasına rağmen kendini t&uuml;m halk kesimlerine kabul ettirir.Başlangı&ccedil;da karsı &ccedil;ıkan Dede&acute;lerde s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde pratiğine katılmamakla birlikte ona saygı duymaya başlarlar.Hatta y&ouml;redeki S&uuml;nni Hanefi inancına mensup insanlar &uuml;zerinde bile m&uuml;thiş bir saygınlık kazanır. Zamanla hi&ccedil; bir kimse a&ccedil;ıktan kendisine cephe alamaz duruma gelir.Ve saygınlığı Erzincan y&ouml;resinin &ccedil;ok &ouml;tesine taşarak,Tunceli&acute;den Sivas&acute;a, Erzurum&acute;dan Tokat&acute;a kadar uzanan bir alanda tanınan bir Dede olarak toplumda ki yerini alır.<br /> Hasan Efendi y&ouml;re Dede&acute;lerinin bir coğunun yaptığı Cem ayininde ATEŞ YALAMA ve KERAMET g&ouml;sterme geleneğine itibar etmeyen az sayıda ki Dede&acute;lerden biridir. &ldquo;Kerameti Yezid&acute;e, Mervan&acute;a g&ouml;steriniz ki Hak yolunu g&ouml;rs&uuml;nler, İnanan insann g&ouml;sterişe ihtiyacı yoktur&quot; derdi. Ancak buna rağmen s&ouml;yledikleri ve &ouml;nerdikleri şeyler her zaman doğru &ccedil;ıkmıstır. Kimileri bunu insanın 6. hissi olarak a&ccedil;ıklasa da bir anlamda Diyalektik Materyalizmin sınırlarını zorlayan bir pratik s&ouml;z konusudur. Bu anlamda Keramet 6. His midir? Yoksa Tanrının (Doğa &uuml;st&uuml; g&uuml;c&uuml;n) belirli insanlara verdiği bir &ouml;zellik midir ? ayrışmasına girmek bu &ouml;rnekte gereksiz g&ouml;r&uuml;lmektedir.<br /> Hasan Efendinin kimince KERAMET, kimilerince de &ouml;nsezi olarak değerlendirdiği y&uuml;zlerce olağan&uuml;st&uuml; beyanları vardır. Bu y&ouml;rede yaşıyan her insan bu olgulardan haberdardır.(9) Bir &ccedil;oğu bizzat yaşamıştır veya g&uuml;venilir insanlardan duymuştur. Materyalist d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne inanan insanlar bile bu &ouml;rnekler karşısında şaşırmaktadırlar.<br /> Kendisinin İmam Musa-i K&acirc;zım soyundan geldiği var sayılıyor. Mahmud Hayrani soyundan geldiği sanılan Seyyid Mevali evlatlarından, Seyyid Mustafa Dede&acute;nin torunu, İbrahim Dede&acute;nin oğludur. Seyyid Kureyş seceresinden olduğu ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. H&uuml;seyin Paşa ve İbrahim adlarında kendisinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k 2 kardeşi daha vardır. Eşi Elif E(A)mber Anadan 12 Erkek evladı olmuş ve hepsi k&uuml;&ccedil;&uuml;kken vefat etmiştir. Kardeşi H&uuml;seyin Paşa Dedenin oğlu Kamer (10) Dede&acute;yi kendisine evlat edinmiştir.<br /> Başk&ouml;y civarında ki Kureyş Kabilesi Dedelerine y&ouml;re halkı K&ouml;r Kureyş&acute;ler adını takmıştır, Bu Ocağın talipleri yoktur. Ancak kendileri diğer Ocak geleneklerinde olduğu gibi bir &uuml;st Ocağa bağlıdırlar.<br /> 1930 lu yıllarda Hasan Efendi bir d&ouml;nem kendini tamamen ziyaretlere vermiştir. Aylarca dağlarda, &ccedil;eşitli ziyaretlerde ve mekanlarda insanlardan uzak yaşamıştır. Bu s&uuml;re i&ccedil;inde ne yiyip-i&ccedil;tiği tam olarak bilinmiyor. Kendisini tanıyanlar koyun s&uuml;t&uuml; ve yoğurdu yiyerek beslendiğini ileri s&uuml;rmektedirler. &Ouml;rneğin y&ouml;rede Ağırg&ouml;l (Aygır g&ouml;l&uuml;) denilen ve orada bir yatırın yattığı s&ouml;ylenen dağg&ouml;l&uuml; (krater) havzasında 9 ay yaşamıştır. G&ouml;l&uuml; ziyarete gidenler kendisini g&ouml;rmekte ve orada yaşadıklarını bilmektedirler. Bu b&ouml;lgede var olan t&uuml;m ziyaretlerde ve t&uuml;rbelerde aylarca, yıllarca kaldığı herkes tarafindan bilinmektedir. <br /> Hasan Efendi koyun eti, s&uuml;t&uuml; ve yoğurdu dışında hayvansal gıda almazdı. Ke&ccedil;iyi hi&ccedil; sevmezdi. Bunu da ş&ouml;yle gerek&ccedil;elendirirdi. &ldquo;Bu hayvan doğaya &ccedil;ok zarar veriyor.Yeşil fidan ve ağa&ccedil;ları kemiriyor, kurutuyor. Sarp kayalara tırmanarak hilebazlık yapıyor&ldquo; Bu vesile ile evlerde ke&ccedil;i beslenmesine sıcak bakmazdı. Ger&ccedil;ekten de ke&ccedil;i ormanlara &ccedil;ok zarar verdiği bilinen bir hayvandır. Manda ve sığır cinsinden evcil hayvanların et, s&uuml;t, yoğurt gibi hi&ccedil; bir &uuml;r&uuml;n&uuml;n&uuml; yemezdi. K&uuml;mes hayvanları ise ortalıkta beslendikleri ve sağlığa zararlı gıdaları yedikleri i&ccedil;in, &ouml;rneğin mayıs ve benzeri şeylerle beslendikleri i&ccedil;in yemez ve tavsiye etmezdi. Arıları bal yaptıkları ve &ccedil;alışkan oldukları i&ccedil;in severdi. Halka imk&acirc;nları dahilinde arıcılık yapmalarını tavsiye ederdi. Son yıllarında sabahları koyun yoğurdundan yapılma yağ ile balı eritir ve bir- iki kaşık alırdı. <br /> Sağlığına &ccedil;ok dikkat ederdi. Kaynak sularını bile kaynatır ve &ouml;yle i&ccedil;erdi. Kendi nefsini ıslah etmek i&ccedil;in zevk ve eğlenceden tamamen elini &ccedil;ekmişti. Alkoll&uuml; i&ccedil;ki, sigara gibi şeylerin kullanılmasına sıcak bakmazdı. İnsan sağlığına zarar verebilecek her şeye karşı &ccedil;ıkar ve kullanılmamasını tavsiye ederdi. (11)<br /> Hasan Efendi kendi ifadesine g&ouml;re 1937 Dersim Vakasına kadar y&ouml;redeki erenlerle ve yatırlarla Dersim olayının KANSIZ sona erdirilmesi i&ccedil;in m&uuml;zakerelere gider. 7 yıl &quot;Kan akmasın / Su&ccedil;lunun yanında masum &ouml;lmesin&quot; diye desdek arar. Ama yatırlar Dersim&acute;in ıslah edilmesi gerektiğini ileri s&uuml;rerler ve buna karışmayacaklarını bildirirler. <br /> 1937 / 38 Dersim Vakası Hasan Efendinin hayatında bir d&ouml;n&uuml;m noktası olmuştur. Bu olaydan son derece etkilenmiştir. &quot;Kuru&acute;nun yanında Yaş&acute;da yandı, Yatırlar seyirci oldu&quot; diyerek bu tarihten sonra her gittiği ziyarete hakaretler yağdırmıştır. &quot;Bu insanlar (12), y&uuml;zyıllardır size niyaz ediyorlar.Yalvarıyorlar. Yakarıyorlar. Bizi Zalimin zulm&uuml;nden koru diyorlar. Siz ise yardımcı olmadınız. O halde ne i&ccedil;in varsınız?&quot; diyerek t&uuml;m ziyaretlere cephe almıştır. Gittiği her ziyaretin, yatırın taşlarını kırmış, t&uuml;k&uuml;rm&uuml;ş ve k&uuml;f&uuml;r etmiştir. İlgin&ccedil;tir, kendisine engel olmak isteyen kim olmuşsa başına bir t&uuml;rl&uuml; bela gelmiştir.<br /> Halka d&ouml;nerek &quot;Kendine hayrı olmayanın size ne hayrı olur?&quot; diyerek onları bu mabetleri ziyaretten men etmeye &ccedil;alışmıştır.&quot;O Erenler ki sizi Dersim katliamından bile korumadılar, artık onlardan ne beklersiniz?&quot; diye ayrım g&ouml;zetmeksizin hemen t&uuml;m ziyaretlere cephe almıştır.(13)<br /> Dersim (14) y&ouml;resinde her yıl y&uuml;zlerce kurban kesilerek ziyaret edilen D&uuml;zg&uuml;n Baba ziyaretine de hakaret etmekten geri kalmamıştır. Ancak Dersim&acute;de yapilan katliamların buyutlarının &ccedil;ok y&uuml;ksek olması sonucu D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın son g&uuml;n TOPUNU ATEŞLEDİĞİNİ ileri s&uuml;rm&uuml;ş (15) ve &quot;Haso kendisine katliam &ccedil;ok ağır olacak, engel olalım dediğinde Haso&acute;yu dinlememiştir, Sonra g&ouml;rd&uuml; ki zul&uuml;m ve katliam &ccedil;ok ağır, kendi de toplarını ateşledi. Ancak &ccedil;ok ge&ccedil; kalınmıştı&quot; demiştir. D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın &quot;TEK BİR TANE TOP atışı yaptığını ve Dersim&acute;in ıslah edilmesi konusunda fazla ileri gidildiğine kendisininde sonunda kanaat getirdiğini&quot; iddia etmektedir. Dolayısı ile D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;yı da aynı kategoride değerlendirmektedir.<br /> &nbsp;<br /> Ayrıca y&ouml;rede ki Ağırg&ouml;l, T&uuml;z&uuml;k Baba, Bağır Paşa ziyaretlerine de &ccedil;ok kızgın olduğunu her firsatta dile getirmiştir.<br /> Dersim olayından hemen sonra kendini bir d&ouml;nem insanlardan uzak yerlere atar. Uzun s&uuml;re mağara ve ıssız yerlerde yaşar. Bir yandan aylarca ziyaretlerde kalırken, diğer yandan da ziyaretlere ateş p&uuml;sk&uuml;rmeye devam eder. T&uuml;m ziyaret ve yatırları katliama engel olmadıkları i&ccedil;in adeta SU&Ccedil; ORTAĞI olmakla itham eder. Dersim olayında yatırlara y&ouml;nelik yazdığı şiirlerden şu kesitler &ccedil;ok &ouml;nemlidir.<br /> &nbsp;<br /> Sorulsa Dersim&acute;in sebebi Mansur<br /> Daima işlediği, g&uuml;nahı kusur.<br /> Kırılan Alevileri Mansur kırdı<br /> Kureyşilerin candan Piriydi.<br /> Sey Hasanlıların sebebi Derviş Cemal (16)<br /> Alevileri kırdıran Mustafa Kemal<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;.<br /> Sahipsizlerin sebebini soran olmadı<br /> Ziyaretler Hasan&acute;ın s&ouml;z&uuml;n&uuml; kale almadı.<br /> &nbsp;<br /> Dersim civarında ki aşiretlerde yaygın olan eşkıyalık ve ahlaki &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;n&uuml;n bir felaketle sonu&ccedil;lanacağını ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayışlarına ziyaretlerden aradığı desdeği bulmadığını ise şu dizelerle vurgulamaktadır.<br /> &nbsp;<br /> Sahipsiz eşkıyaların yaptığı arşa dayandı<br /> Hasani uykuda kalktı uyandı.<br /> 1931 de Aşiretleri g&ouml;rd&uuml;m<br /> Bunların durumlarını sordum.<br /> Dediler, a&ccedil; kaldık, susuz kaldık<br /> Dağbe dağ gezip uykusuz kaldık.<br /> Hasani aşiretleri hep gezdim,<br /> Ger&ccedil;ek ziyaretlere name yazdım.<br /> Terbiyesizleri edin terbiye,<br /> İşin sonu gider nereye ?.<br /> Terbiyesizleri terbiye eder mazlumların ahı, zarı<br /> &Uuml;zerine tayin ettirdi Celal Bayar&acute;ı.<br /> Cevap vermezseniz Ulu Divan Pirine,<br /> Sizi atacaklar kıyamet yerine.<br /> Mitralyoza dizdi, s&uuml;ng&uuml;ye taktı,<br /> Kimisini de gaz d&ouml;k&uuml;p yaktı.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi pek &ccedil;ok sohbet ve konuşmalarında Dersim olayına değinir ve bu davanın Ulu Divan&acute;a kalacağını s&ouml;ylerdi. Zalimin ve su&ccedil;lunun yanında mazlumun yandığını ifade eder ve figan eylerdi. Ancak Dersim olayının faturasını da genelde Atat&uuml;rk yerine Celal Bayar&acute;a &ccedil;ıkarırdı. Bunu sohbetlerde dile getirdiği gibi dizelerinde de yer vermiştir.<br /> &nbsp;<br /> Atat&uuml;rk Dersimin programını &ccedil;izmişti,<br /> Dersime gitmek i&ccedil;in ordu dizmişti.<br /> Ordular Dersim&acute;e doldu,<br /> İsmi sonunda Tunceli oldu.<br /> Dersimi ıslah edip &ouml;ld&uuml;rd&uuml;,<br /> Olmaz, yaramazı g&uuml;ld&uuml;rd&uuml;.<br /> Olmaz yaramazdır Dersimin sebebi<br /> Yaraları sarmaya yoktur tabibi<br /> Yavuzun devrinde ka&ccedil;mışlardı dağlara,<br /> Kimseler bırakmadı mor s&uuml;mb&uuml;ll&uuml; bağlara.<br /> Dersimlileri feci olarak ezdiler,<br /> Makineli t&uuml;fekle kurşuna dizdiler.<br /> &Ccedil;ocukları s&uuml;ng&uuml;lere taktılar,<br /> Kimisini dahi ateş vurup yaktılar.<br /> Hamile kadınların karınların yardılar,<br /> Karnında ki &ccedil;ocukları s&uuml;ng&uuml;lere vurdular.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin şiir, beyan ve sohbetlerinden Dersim olayına &ouml;zg&uuml; &ccedil;ıkardığım sonu&ccedil; ş&ouml;yle &ouml;zetlenebilir. Bu olayın tarihsel k&ouml;k&uuml; Hz. Muhammed&acute;e uzanmaktadir. Dost katagorisinde g&ouml;rmesine rağmen sitem ettiği kişiler.<br /> A&#8211; Hz. Muhammed, Hz. Ali&acute;ye &ldquo; Z&uuml;lfik&acirc;rı artık kullanmıyacaksın&rdquo; dedi. B&ouml;ylece o g&uuml;n&uuml;n koşullarında İslamiyeti g&ouml;n&uuml;ls&uuml;z benimseyenler bu durumdan cesaret alarak fırsat kolladılar ve Hz. Muhammed&acute;in Hakka Y&uuml;r&uuml;mesinden sonra Hz. Ali&acute;ye cephe aldılar.Bu durumdan ilk sorumlu Hz. Muhammed&acute;dir.<br /> B&#8211;Emevi Devletini 750 yılında yıkarak, daha sonra t&uuml;m yetkilerini Hz. Muhammed&acute;in amcasi Abbas soyundan gelenlere devreden Abbasi Devletinin kurucusu Eba M&uuml;sl&uuml;m 2. sorumludur.<br /> C-&ldquo;Hacı Bektaş-i Veli, kuvveti Osmanlı oğullarına verdi. Alevilere zulm&uuml; hakaret ettiler. Aleviler i&ccedil;inde de haklı-haksız davası başlayarak bir birlerini kırdılar.&rdquo; s&ouml;zlerinden anlaşıldığı gibi Hacı Bektaşi Veli&acute;yi de sorumlu tutmaktadır.<br /> D-&ldquo;&hellip;.Daha sonra Mansur, Hacı Kureyşi hazmedemeyerek ve Hacı Kureyşe ettiği ahd&uuml; peymanını bozarak ayrıldı. Millet i&ccedil;inde talip muhibabının ikrarı bu yoldadır diye tarikat kurarak, Ben Baba Mansur&acute;um, o Kureyş&acute;dir, diyerek aşiretler i&ccedil;erisinde tefrikatla yalan isnat edip Kureyş&acute;e karşı Baba Mansur, Şıyh Hasaniler ile bir olup, Derviş Cemal&acute;i millet i&ccedil;ine g&ouml;ndererek -Ben de Pirim- diyerek milleti kandırdılar. Millet de Derviş Cemal&acute;i Pir etti. Ondan sonra haksız-haklı se&ccedil;ilmez oldu. Derviş Cemal, Kureyşlilere karşı Şıyh Hasanilere kuvvet verip aşiret kurdu. Aşiretler bir birini kırdı. B&ouml;ylelikle eşkıyalık başladı. H&uuml;k&uuml;met de bu y&uuml;zden eşkıyayı kırdı. &Ccedil;ocukları s&uuml;ng&uuml;lere taktılar. Dersim&acute;e olan zulmi hakaret hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;lmemiştir&ldquo;<br /> Bu a&ccedil;ıklamaya g&ouml;re Alevi toplumunu b&ouml;l&uuml;p-par&ccedil;aladığı ve y&ouml;n&uuml;n&uuml; şaşırttığı i&ccedil;in Mansur sorgulanmaktadır.<br /> F-Atat&uuml;rk &ldquo;Dersimi ıslah edin &ldquo; demiş fakat peşini takip etmemiştir. Yetkiyi alan Başbakan Celal Bayar ise &lsquo;&rsquo;Dersim&acute;i ıslah edeceğim &lsquo;&rsquo; derken (17) kırmıştır. <br /> &nbsp;<br /> Zulmi hakareti Celal Bayar&acute;dır ettiren.<br /> D&uuml;nyayi fesada verip bir birine kattıran.<br /> Tarihsel s&uuml;re&ccedil;te yaşanan katliamların ve haksızlıkların sorumluluğu konusunda Alevi kaynakları ile hemen ayni fikirdedir. İlk 3 Halife ile başlayıp Emevi, Abbasi ve Osmanlı d&ouml;nemlerinde devam eden s&uuml;reci şiirlerinde işlemiştir. Akıcı bir dilde bol miktarda yazılan şiirlerinden bazıları ş&ouml;yledir.<br /> &nbsp;<br /> Emevilerin yolu geliyor Yavuz&acute;a,<br /> Yavuz&acute;un isbatı herdem Tauz&acute;a<br /> Milletlerin i&ccedil;ine soktu ayrı bir din, mezhep,<br /> Milletler bir birine oldular kasap.<br /> &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br /> İnsanlara Şeytan olursa kılavuz,<br /> G&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınır Sultanı Yavuz.<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;<br /> Yavuz İslamları bir birine kattı,<br /> Alevilerin namusunu bir pula sattı.<br /> Yavuz&acute;un elinden ka&ccedil;anlar &ccedil;ıktı dağlara,<br /> Evleri yok, dağlarda sığındılar mağaralara.<br /> A&ccedil; kaldılar, &ccedil;ıplak kaldılar,<br /> Hırsız eşkıya oldular.<br /> &nbsp;<br /> Yakın tarihe &ouml;zg&uuml; a&ccedil;ık bir Demirel karşıtlığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r şiirlerinde. Gerek şeriatcılara a&ccedil;ık desdek sunulmasından ve gerekse ekonomik ve siyasal politikaları ile merkez sağ siyasal cepheye karşı tavrını oldukca belirgin bir şekilde ortaya d&ouml;km&uuml;şt&uuml;r.<br /> &nbsp;<br /> Demirel&acute;e kuvvet veren b&uuml;y&uuml;k pınar,<br /> İşleği, s&uuml;reği, şeytana ayar.<br /> L&acirc;net olsun B&uuml;y&uuml;k pınar size,<br /> D&uuml;şman oldunuz hepimize.<br /> Davayı bir iken iki ettiniz,<br /> Yaralarımıza zehir kattınız.<br /> &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br /> Şimdi Demirel&acute;dir Alevileri &ouml;ld&uuml;ren,<br /> Saidi Nursi&acute;leri şad edip g&uuml;ld&uuml;ren.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin derin bir bilgisi ve geniş d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; vardı. Osmanlı d&ouml;neminde Lise dengi okul olan <br /> R&uuml;ştiyeden mezun olduğu s&ouml;ylenmekle beraber bu bana pek inandırıcı gelmemektedir. Zira Osmanlı d&ouml;nemi R&uuml;ştiye okulları sayıca az olmakla beraber mezun olanları genellikle devlete b&uuml;rokrat olarak ge&ccedil;erlerdi. Ancak kendi d&ouml;nemine &ouml;zg&uuml; iyi bir eğitim aldığı ve kendini geliştirdiği ger&ccedil;ektir. Bir d&ouml;nem civar k&ouml;ylerde &ouml;ğretmenlik yapmıştır.(18) &Ccedil;ok okur ve yazardı. Yazdıklarının bir kısmını HER NEDENSE daha sonra ateşe atar ve yakardı. Onu şahsen tanıyanlar geniş bilgi birikimi y&uuml;z&uuml;nden ona DERYA-İ UMMAN (19) derlerdi. Sohbeti hoş bir insandi. Her gittiği yerde duyan b&uuml;t&uuml;n tanıyanlari sohbetine katılmak i&ccedil;in akın akın yanına koşarlardı. <br /> Elini &ouml;pmek isteyenlere elini vermezdi.(20) Israrla elini &ouml;penlerin o da elini &ouml;perdi. Bazen &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştaki &ccedil;ocuklar ve gen&ccedil;ler bu davranış karşısında şaşırırlardı. Kibirden nefret ederdi. Ona g&ouml;re kibir Şeytan&acute;a &ouml;zg&uuml; bir şeydi. Gen&ccedil;liğinde bir takım k&ouml;t&uuml; alışkanlıkları (21) olmasına rağmen bu zaafiyetlerinden kendini kurtarmıştır. Nefsini kontrol altına almış olup t&uuml;m d&uuml;nya zevk ve sefasından elini &ccedil;ekmiştir. Fazla yemez i&ccedil;mezdi. Son yıllarında ancak belirli ailelere veya kişilere uğrardı.(22) Onun en b&uuml;y&uuml;k zevki yanında oturan kişilerle birlikte Cenk kitapları okumaktı. Hz. Ali&acute;nin Hayber Cenkleri, Battal Gazi&acute;nin kahramanlıkları, Kerbela Vakası &hellip; gibi kitaplardan b&ouml;l&uuml;mler okunur bu konuda saatlerce sohbet edilirdi. Yanlız başına kaldığında bir &ccedil;ok insan onun bir şeyler konuştuğunu duyardı.Veya birilerine ( Bir şeylere ) k&uuml;f&uuml;r ederdi. Yağcılığı, yalanı , dolanı, r&uuml;şveti&hellip; vs hi&ccedil; sevmezdi. Herkesin kusurunu y&uuml;z&uuml;ne karşı s&ouml;yler ve kendisini toparlamasını &ouml;nerirdi. <br /> &Uuml;zerinde en ciddiyetle durduğu konu İKRAR &acute;dı. Bu deyim halk arasında s&ouml;z verme, s&ouml;zleşme anlamında da kullanılır. Y&ouml;rede ayrıca Kivra ve Musahiplik bağları olanlarda birbirlerine İkrar derler. Bir &ccedil;ok kimse ise bu s&ouml;z&uuml;n anlamini Hacı Bektaş Veli&acute;nin EDEP s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; ile eşdeğer g&ouml;r&uuml;r. &Ouml;yle değerlendirir. Pir&acute;ine, M&uuml;rş&uuml;d&acute;&uuml;ne, Rehber&acute;ine bağlı olmanın yolu da karşılıklı verilen İkrar s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden ge&ccedil;mektedir. <br /> &nbsp;<br /> Silip pak eyledik, yoktur korkumuz,<br /> Ağır g&ouml;l&uuml; mekan ettik yurdumuz,<br /> Kimselerde yoktur, asla korkumuz,<br /> İkrar, iman olmuş, yolumuz bizim.<br /> İkrar iman yoldaş olsa ne olur,<br /> D&uuml;nya ana cadde olur, yol olur,<br /> İnsan olan talip olur, kul olur,<br /> Hakka giden yoldur, yolumuz bizim.<br /> Hakka doğru giden ikrar, imandır,<br /> Hak ikrar bağında ulu mihmandır.<br /> Ulu divan kurulacak zamandır,<br /> Hakkın divanında davamız bizim.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin bazı şiirleri d&uuml;z mantıkla okunduğunda genellikle anlaşılmaz. Bu şiirlerine y&uuml;kledigi GİZ&acute;i bir &ccedil;ok insan farklı anlamda yorumlamaktadır.<br /> &nbsp;<br /> Nice bin kez gelip gittim.<br /> Ancak kemalet sırrına yettim.<br /> &Ouml;z&uuml;m&uuml;, s&ouml;z&uuml;m&uuml; k&acirc;mile kattım,<br /> Katılan s&ouml;z ikrar imandır.<br /> Kendim Mustafayım, &ouml;z&uuml;m İbrahim,<br /> İsmim Hasan, Haydar, İbrahimdir dayım,<br /> Yatağım Ali&acute;den verildi payım,<br /> Verilen pay ikrar imandır.<br /> Hasani Saniyim, anamdır İsmet,<br /> Cavidan ilmi oldu kısmet.<br /> Babam Kambere verildi himmet,<br /> Verilen himmet ikrar imandır.<br /> &nbsp;<br /> Bazı şiirlerinde s&ouml;ylediklerini anlamak i&ccedil;in de onun g&ouml;z&uuml; ile bakmak gerekir. Kişi Aleviliğin 4 kapısını , 40 makamını bilir ve aynı mantıkla yaklaşırsa anlaşılması daha kolay olur.<br /> &nbsp;<br /> D&uuml;nyaya getiren olmuşsun Ata,<br /> Yarattın mazlumu zalim mukadderata.<br /> Zalimi, zorbayı verdin azata,<br /> Cefayı &ccedil;ekene lazım değilsin.<br /> Ali&acute;ye Z&uuml;lfik&acirc;r verdir kırdırdın,<br /> Allahın emri diye emirler verdirdin.<br /> Helalı, haramı kendin yedirdin.<br /> Senden gelen bal olsa zehir olur lazım değilsin.<br /> Ali&acute;nin emeklerini verdin suya,<br /> Kurban olayım o g&uuml;zel boya.<br /> Ebu Cehil gibi d&uuml;şersin kuyuya,<br /> &Ccedil;ikaran yoktur, lazım değilsin.<br /> &nbsp;<br /> Gizemli şiirlerinde &ouml;ne &ccedil;ıkan ayrıntı her zaman &ouml;ze d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r. Nefsini islah etmeyi ve ilme y&ouml;nelmeyi tavsiye eden şiirlerinden şu &ouml;rnek dikkat &ccedil;ekicidir.<br /> &nbsp;<br /> Şeriatla, tarikattan ikrarın bendini,<br /> İkrarda erkek, dişi yok, tanı kendini.<br /> Marifetle, hakikatta yokla kaydını,<br /> Nefsini &ouml;ld&uuml;rene alda gel beri.<br /> Nefsi Şeytan olan kendisinedir,<br /> Yıkılmış viran olmuş bir binadır.<br /> &Ccedil;ekmiş han&ccedil;erini Şimir-i fenadır,<br /> Yol Yezidinden uzak olda gel beri.<br /> Şeriat nik&acirc;htır, erkeği, dişisi hakdır.<br /> Tarikat ikrardır, erkeği dişisi yoktur.<br /> Marifetli, hakikatli diyen yalanci &ccedil;oktur.<br /> Onlara laneti yapta gel beri.<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;..<br /> Şeriatın yolu, tarikata gider,<br /> Tarikatta ikrar imana gider.<br /> Marifette canını Hakka kurban eder.<br /> Hakikatta niyazla, kurbanın alda gel beri.<br /> &nbsp;<br /> Yery&uuml;z&uuml;nde ki yanlışların arkasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; sebepleri ise ş&ouml;yle değerlendirmektedir.<br /> &nbsp;<br /> Edip eyleyen her şeye kadir Allahtır,<br /> S&ouml;zlerim doğrudur, yemini billahtır.<br /> &nbsp;<br /> S&ouml;z ve şiirlerinde tepki g&ouml;sterdiği değerlerden biri de Boz Atlı Hızır&acute;dır. Gerek Dersim Vakası nedeni ile ve gerekse diğer konularda sitem ettiğini g&ouml;rmekteyiz.<br /> &nbsp;<br /> Hızırda bir imdat olmadı,<br /> Alevileri d&uuml;şman elinden almadı.<br /> Hızır Alevilere bor&ccedil;ludur,<br /> Hemde gayet &ccedil;ok bor&ccedil;ludur.<br /> Hızır nerde kaldı, kesilen kurbanları g&ouml;rs&uuml;n,<br /> Tutulan oru&ccedil;ların ve lokmaların hesabın versin.<br /> Abayı ceddimizden bu ana kadar &ccedil;ağırıyoruz,<br /> Hızır kavuş carımıza diye bağırıyoruz.<br /> Hangi darlıkta, esirlikte kurtarmış ?,<br /> D&uuml;şman dibinden mi sarsıp aktarmiş ?.<br /> D&uuml;şman daima Alevilere galiptir,<br /> Aleviler d&uuml;şmana daima mağluptur.<br /> &nbsp;<br /> Halka en &ccedil;ok &ouml;nerdiği şey okumaktı.&rsquo;&rsquo;Okuyup devlet dairelerine yerleşin ve fakir fukarayı, mazlumu YENİ BİR DERSİM KATLİAMINDAN koruyun&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; s&uuml;rekli s&ouml;ylerdi. Bu y&uuml;zden de gen&ccedil;lere &ccedil;ok &ouml;nem verirdi. Gen&ccedil;lerini okutması i&ccedil;in yaşlılara tavsiyelerde bulunurdu. Yoksulluk i&ccedil;inde &ccedil;ocuklarını okutan insanları takdir eder, oku(t)mayan insanlara da Cahil derdi. Gen&ccedil;lerin okuyup ailelerine, &ccedil;evrelerine ve halkına faydalı olmalarını isterdi. <br /> D&uuml;nya malına fazla ehemmiyet vermezdi. Bununla birlikte oldukca tutumlu bir yaşam tarzı vardı. L&uuml;zumsuz masraftan, s&uuml;s ve l&uuml;ks yaşam tarzından hoşnut olmazdı. Mertliğe, misafirperverliğe, dayanışmaya &ccedil;ok &ouml;nem verirdi. Hi&ccedil; kimseyi dışlamazdı. Varlıklı ailelerin zenginliklerini toplum i&ccedil;inde &ouml;ne &ccedil;ıkarmasını hi&ccedil; hoş g&ouml;rmezdi. Mali zenginliğin, g&ouml;n&uuml;l zenginliğine hizmet aracı olmasını arzu ederdi.<br /> Her zaman doğru olmayı, iyi ahlakı, b&uuml;y&uuml;k-k&uuml;&ccedil;&uuml;k sevgisini, m&uuml;tevazi ve al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;ğ&uuml;, &ouml;nermiş, kan davalarından, kinden, nefretten, kibirlikden, zalimlikten, şiddetden, yalan-dolandan, kul hakkından uzak durmayı &ouml;ğ&uuml;tlemiştir.<br /> O d&ouml;nem y&ouml;re geleneklerinden toplumsal bir sorun olan Başlık parasına a&ccedil;ıkca karşı &ccedil;ıkardı.(23) Başlık parasının bir yıkım olduğunu, bu geleneğin kesinlikle Alevilere yakışmadığını ve kalkmasını tavsiye ederdi. Anne- babalara &ldquo;Allahın emri tek degil, &ccedil;ift taraflı olur. Bu y&uuml;zden evlendirmek istediğiniz kız ve oğlanın bir birlerine muhakkak g&ouml;nl&uuml; olmalıdır&rdquo; derdi. Feodalizmin &ccedil;&ouml;z&uuml;lme s&uuml;reci ile birlikte azalan Başlık parası geleneği , onun başlattığı girişimlerle Erzincan civarında daha s&uuml;ratle &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;ş ve S&Uuml;T HAKKI adı altında kızın annesine sunulan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir meblağ dışında oldukca azalmıştır. Gelinen s&uuml;re&ccedil;te Başlık parası artık yadırganır olmuştur. <br /> Kız veya erkek evladı arasında asla ayrım yapmazdı.&rdquo;Hepsi de evlattır. Yeterki hayırlı olsun&rdquo; derdi. Kadın hakları konusunda Hz. Fatma&acute;yı &ouml;ne &ccedil;ıkaran bir &ccedil;ok şiiri vardır. <br /> &nbsp;<br /> Erkektir, dişidir diyene l&acirc;net, <br /> Hatice, Fatimeden alındı himmet.<br /> İkrar kapısıdır, farz ile s&uuml;nnet,<br /> Kablel Entemutu alda gel beri.<br /> Yol Yezidi daima yolu bozar, <br /> Şeytanın kuludur, eyleyin hazar.<br /> Hatice, Fatime ona l&acirc;neti yazar,<br /> N&acirc;r-ı cehenemi sal da gel beri.<br /> &hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;&hellip;.<br /> Doğum ile isbat olundu v&uuml;cut,<br /> Rahmet &ccedil;esmesi Fatimeden mevcut.<br /> C&uuml;mlemiz bir birimize eyledik s&uuml;cut,<br /> Talipten &ouml;tesi yok dediler.<br /> Evlilikte tek eşliliği savunan ayrıca şu şiiri vardır.<br /> Buyruğun g&ouml;mleği ikidir,<br /> Biri nik&acirc;h &ccedil;ekmez &ccedil;ekidir.<br /> İki can bir g&ouml;mleğin hakkıdır,<br /> Hakkın emri ceset ile candır.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi b&uuml;y&uuml;k bir yurtseverdi. Ulusal Kurtuluş savaşını desteklediğini ve Atat&uuml;rk (Dersim olayında sitem etmektedir) devrimlerini onayladığını pek &ccedil;ok şiirinde dile getirmiştir.(24) &Ouml;zelikle Ulusal Kurtuluş <br /> &nbsp;<br /> M&uuml;cadelesi hakkında pek &ccedil;ok şiiri vardır. <br /> İbadet d&uuml;şmana karşı cephe almaktır,<br /> D&uuml;şmanı &uuml;lkeden s&uuml;r&uuml;p atmaktır.<br /> Mustafa Kemal d&uuml;şmanı &ccedil;ıkardı &uuml;lkede,<br /> D&uuml;şmandan bir eser kalmadı &uuml;lkede.<br /> Atat&uuml;rk k&ouml;t&uuml;m&uuml; etti, hey gidi yaramazlar,<br /> Namusunu, vicdanını arayıp soramazlar.<br /> Namazı arayan d&uuml;şman elinde esir olur,<br /> Olanca kazancını elinden &ccedil;ıkarıp fakir olur.<br /> Haince nank&ouml;rl&uuml;k yapmayın Atat&uuml;rk i&ccedil;in,<br /> Sizi d&uuml;şman esaretinden kurtardı, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.<br /> Mustafa adına Atat&uuml;rk giydirdiler,<br /> Sırmalı k&uuml;rk&uuml;n hayırlı olsun dediler.<br /> Mustafa Kemal gitti Hacı Bektaşa,<br /> Malını has etti Cemal Kardaşa. (25)<br /> Cemal elini vurdu dalına,<br /> Kuvvet verdi, ayağına koluna.<br /> Alınan kuvvetle Rumları aldı, sattı ( 26) <br /> S&uuml;rd&uuml; Rumları denize kattı.<br /> T&uuml;rkiye&acute;nin kızlarını, namusunu d&uuml;şman aldı,<br /> D&uuml;şman ordusuna ateş saldı.<br /> Şimdi Nurcular Ataya l&acirc;net okuyorlar,<br /> Yeniden halı, kilim &ouml;rneği dokuyorlar. ( 27)<br /> &nbsp;<br /> Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi s&ouml;z ve şiirlerinde a&ccedil;ık bir şeriat karşıtıdır. Bunu sohbetlerinde de dile getirirdi. İbadetin şekil ve bi&ccedil;imde olmayıp &ouml;zde olmasını savunurdu. Buna rağmen Erzincan civarındaki S&uuml;nni / Hanefi inancından olan vatandaşlar Hasan Efendiye &ccedil;ok yoğun bir saygı duyarlardı. Hi&ccedil; kimse onu incitmeyi, onunla tartışmayı g&ouml;ze alamazdı. Bundan ka&ccedil;ınırlardı. (28) Tartışdıklarında ilahi bir g&uuml;c&uuml;n kendilerine ceza vereceklerine inanırlardi. <br /> &nbsp;<br /> Şeriat namazla, oru&ccedil;la değil,<br /> Hakkın Cemaline, didarına eğil.<br /> Şeriatın manası şerri at,<br /> G&ouml;nl&uuml;n&uuml; Hakkın emri rızasına kat.<br /> Doğru ol, dogru tut emri,<br /> At sırtındaki semeri.(29)<br /> Namaz, oru&ccedil;, cami sendedir,<br /> Bilirmisin, imam, iman kandadır.<br /> Ahmak mihrapla kıbleyi senden ara,<br /> &Ouml;n&uuml;ne verme, &ccedil;evir didara.(30)<br /> Nurcular Muaviye&acute;nin d&ouml;l&uuml;,<br /> &Ouml;mer&acute;den alıyorlar yolu.<br /> İmamla, iman kalb evinde kimdir kurtaran seni,<br /> Kalpteki dev&acute;i (31) &ccedil;ıkarırsan kalbin olur Hakkın evi.<br /> İnsan olan Hakkı ibadeti kendinden bilir,<br /> Şerri atmaz isen sana kim şefaat verir.<br /> Sonra şefaat menziline giremezsin, ( 32)<br /> Eğer Hakkı fehmedip kendinden bilemezsin. <br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi şeriatcıları, zalimleri ve riyak&acirc;rları aynı kategoride değerlendirir.<br /> &nbsp;<br /> Yavuz&acute;la Muaviye&acute;nin tefrikatı birdir,<br /> Şeytan bunlar arasında gizlenmiş sırdır.<br /> İslam i&ccedil;erisinde &ccedil;ok tefrikat yaptılar,<br /> Hakkın emri rızasından dışarı saptılar.<br /> Hacabaş hi&ccedil; kalmazdı İslam olurdu,<br /> Hakkın emri rızası yerini bulurdu.<br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendinin bazı s&ouml;z ve şiirlerinin anlamını pek &ccedil;ok insan farklı yorumlamaktadır. Bir &ccedil;ok şiirinde Alahı su&ccedil;layan s&ouml;zleri i&ccedil;in bazı kimseler &ldquo;G&uuml;&ccedil; ve kudreti eline ge&ccedil;iren zalim Devlet adamları i&ccedil;in &ldquo; derken, bazı kimseler de &ldquo;Anlamını biz bilemeyiz. Manevi anlamda s&ouml;ylemektedir&rdquo; (33) Veya &ldquo; Bizim &ccedil;apımızı aşar, Efendinin bir bildiği vardır&rdquo; şeklinde değerlendirmektedirler.<br /> &nbsp;<br /> Nice bin kez gelip gittim,<br /> Ancak kemalet sırrına yettim.<br /> &Ouml;z&uuml;m&uuml;, s&ouml;z&uuml;m&uuml; k&acirc;mile kattım,<br /> Katılan s&ouml;z ikrar imandır.<br /> İmtihan olduk, imtihan bitti,<br /> Kırk birde defterine kaydetti.(34)<br /> İkrar, iman carımıza yetti.<br /> D&uuml;nya ahiret korkusu yok dediler.<br /> Alevi-Bektaşi inancında b&uuml;y&uuml;k yeri olan Pir kavrami i&ccedil;in bağlılık ve karşılıklı denetleme anlamında şiirleri vardır. <br /> &nbsp;<br /> Pir&acute;de taliptir kendini bilirse,<br /> Sarraf kıymetlidir cevahir alırsa.<br /> Talibi okutur, manadan dersini alırsa,<br /> Talip hırstan, nefsden beri olursa.<br /> Galip Hakkın emri kanun, buyruktur,<br /> G&uuml;zel manalı dersleri fazladır, &ccedil;oktur.<br /> &hellip;.<br /> &hellip;..<br /> Haktan ayrı, gayrı yoktur, emrine tabidir,<br /> Ak defterde okunan talip hesabıdır.<br /> Bu yol talip &uuml;zerine kurulmuş,<br /> Haktan b&ouml;yle emir fermen verilmiş.<br /> Ulu divanda talip olanı se&ccedil;erler,<br /> Talip yoluyla Hakkın kapısını a&ccedil;arlar.<br /> Talip yolun buyruğu malıdır,<br /> Hal i&ccedil;inde hal olmuş, halidir.<br /> &nbsp;<br /> Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi, Cem ayininde kadın ve erkek, 7 den 70 e t&uuml;m Canların bir b&uuml;t&uuml;n olarak orada yerini alması gerektiğine inanır.&Ouml;zellikle 40 lar Cem&acute;ine &ccedil;ok &ouml;nem verir. Buraya sadece Taliplerin girmesi gerektiğini ileri s&uuml;rer. Bir beyanında ş&ouml;yle demektedir. <br /> &nbsp;<br /> &ldquo; Sadece Cem evinde değil, her nerede olursa olsun kendi ailesi ve kocalarından başkası haramdır. Cem kapısı Fadime kapısıdır. O kapıya Talip olanlar girer. Başkası giremez. Aralarında erkek &#8211; dişi yoktur. C&uuml;mlesi birbirine kardeş, bacıdır. &hellip;..O kapıdan i&ccedil;eri Hak var. Hak, sağı, &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;, haklıyı, haksızı ayıracak Ulu divandır. Cem Hakkın evidir.Hakkın evinde yalan, dolan, fuşku, ficur, haset, fesat, kin, kibir, gurur, adavet, kıy, kıybet, dedikodu yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o Cem, şek(il)siz, ş&uuml;phesiz Ulu Yaradanın Hak kapısır.(35)<br /> İslam dininin algılanmasını, Hz. Muhammed&acute;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesinden hemen sonra yolundan ve amacından saptırıldığını s&ouml;yler. Hatta bu konuda Hz. Muhammed&acute;in eşi Ayşe&acute;yi, Ehl-i Beyte cephe aldığı i&ccedil;in &ccedil;ok ağır dille su&ccedil;lar. Kuran-ı Kerim&acute;in eksik toparlandıgını / toplandığını (toplattırıldığını) vurgular. (36) Yolun Emeviler d&ouml;neminde iyice saptırıldığını, Eba M&uuml;sl&uuml;m&acute; &uuml;n Horasan isyanı ile yıkılıp yerine Abbasi Devletinin ( Miladi 750) kurulmasından sonra, onlarında zul&uuml;m yapmakta Emevilerden geri kalmadığına değinir.<br /> Osmanlı d&ouml;neminde Hacı Bektas-i Veli&acute;nin , kurucu Osman Beye (1299) desdek sunmasını doğru bulmaz. Aynı şekilde Balım Sultan&acute;ı da &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; su&ccedil;lamaktadır. Ancak Yavuz Selim&acute;in Anadolu Alevilerine yaptıkları katliamları &ccedil;ok daha ağır yermektedir. Cumhuriyetin kuruluşunu ve Atat&uuml;rk devrimlerini a&ccedil;ık bir şekilde desdeklemesine rağmen gelinen s&uuml;re&ccedil;te T&uuml;rkiye Cumhuriyetinin, Alevilere yaklaşımda Osmanlının devamına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vurgulamaktadır. <br /> Siyasal liderlerden S&uuml;leyman Demirel&acute;i &ccedil;ok ağır bir dille eleştirmekte, onun Saidi Nursi ile birlikteliklerini, dolayısı ile şeriatcı ve gerici akımların sistem i&ccedil;erisinde ki rollerini irdelemektedir. Kısaca s&ouml;ylemek gerekirse bu g&uuml;n yeni konuşulan boyutları 40- 50 sene &ouml;nce s&ouml;ylemiştir. T&uuml;rkiye&acute;nin başına bela olan, &uuml;lkeyi &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; siyasal &ccedil;alkantı ve &ccedil;ıkmazlara s&uuml;r&uuml;kleyen sağcı iktidarların politikalarını s&uuml;rekli eleştirmiştir.<br /> Hasan Efendi Başk&ouml;y&acute;de yaşadığı evde Hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r.(37) Anlatılanlara g&ouml;re aynı g&uuml;n şu şiiri kaleme almıştır.<br /> &nbsp;<br /> M&uuml;rş&uuml;d olanın doğrudur &ouml;z&uuml;<br /> Hakka doğru gider yolu izi<br /> Nur ile nurlanır Cemali, y&uuml;z&uuml;<br /> Zatsız, sıfatsız m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> M&uuml;rş&uuml;d&uuml;n kalbi nur ile doludur<br /> Hakkın emri-rızasının oğlu, kuludur<br /> İnsanların a&ccedil;ılan sevgili g&uuml;l&uuml;d&uuml;r<br /> Kara &ccedil;alıdan a&ccedil;ılan g&uuml;l m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> Ben m&uuml;rş&uuml;d&uuml;m diyen yalancı kezzap<br /> Caferiyim deme, mezhebin hangi mezhep ?<br /> Narı cehennemde &ccedil;ekecek azap<br /> Hakkın emrini tutmayan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> İkrarsız kimin malı helaldır kime ?<br /> İnanmıyan baksın kitabı cime<br /> Hakkı g&ouml;rmiyen g&ouml;zler gelsin avucuma<br /> Kendini g&ouml;rmiyen k&ouml;r m&uuml;rş&uuml;d olurmu ? ( 38)<br /> Taus-u Melek&acute;te Alim-i ulema idi<br /> Benlik gururla silindi kaydı<br /> Hakkın divaninda ayağı kaydı<br /> &Ouml;z&uuml;nde gurur olan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> G&ouml;nl&uuml; g&ouml;z&uuml; var d&uuml;nyalıkta <br /> Yolu zul&uuml;m kalmış aralıkta<br /> Can g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rmiyen kalır karanlıkta<br /> Canan&acute;a ermeyen m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> M&uuml;rş&uuml;d şeriatın şerrini atar<br /> Malını tarikatın varına katar<br /> Marifette kıymetli cevahir satar<br /> Hakikat damgası olmayan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> Bir bakış ile d&ouml;rt k&ouml;şeyi g&ouml;rmeli<br /> Hakkın gizli sırlarına ermeli<br /> Dost evine edep ile varmalı<br /> G&uuml;zelde g&ouml;z&uuml; olan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ?<br /> &nbsp;<br /> Hasaniyem , m&uuml;rş&uuml;d&uuml;m d&uuml;kk&acirc;nı cevahirdir<br /> N&uuml;fusu dağları, taşları eritir<br /> Diriyi &ouml;ld&uuml;r&uuml;r, &ouml;l&uuml;y&uuml; diriltir<br /> B&ouml;yle bir makamda olmayan m&uuml;rş&uuml;d olurmu ? <br /> &nbsp;<br /> Hasan Efendi, Erzincan ve &ccedil;evresinde bir efsanedir. Onu yakından tanımayan, toplum &uuml;zerindeki etkisini g&ouml;rmeyen sağlıklı değerlendiremez. Hakka y&uuml;r&uuml;mesindenden bu yana uzun s&uuml;re ge&ccedil;mesine rağmen unutulmamasını, ıssız Başk&ouml;y yollarının gelen ziyaretcilerle dolup taşmasını anlayamaz. Onun toplum &uuml;zerinde bıraktığı derin etkiyi g&ouml;rebilmek i&ccedil;in araştırmacı-yazarlar hen&uuml;z hayatta olan ve onu yakından tanıyanlarla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p fikirlerini almalı, bunun sosyolojik boyutlarını derinlemesine irdelemelidirler.<br /> &nbsp;<br /> Akın akın t&uuml;rbesine koşan bu ziyaret&ccedil;ilerin kimi ona bağlılığını yenilemekte,(39) kimileri de manevi mirasının gelecek nesillere aktarılmasını arzulamaktadırlar. (40) Ancak gerek k&ouml;y ve gerekse T&uuml;rbe, sosyal ve siyasal olumsuzlukların pen&ccedil;esinde can &ccedil;ekişen bir k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n ayakta kalan son kalıntıları olarak Hasan Efendinin ağzından bizlere seslenmektedir. <br /> &nbsp;<br /> Millet sizin i&ccedil;in yandım tutuştum,<br /> Ger&ccedil;ek erenlerin yurduna d&uuml;şt&uuml;m,<br /> D&uuml;şmanınıza dost olandan ka&ccedil;tım,<br /> Yazıyı yazın mezarım kaybolmasın (41)<br /> &nbsp;<br /> Aleviliğin ve Bektaşiliğin zengin k&uuml;lt&uuml;r birikimini, felsefi g&uuml;zelliğini ve evrensel kucaklayıcılığını omuzlayacak, ileriye taşıyacak emin eller aramaktadır. Bu felsefenin son erenlerinden biri mirasina el atılmayı, &ouml;rneğin bir Vakıf kurularak kazanımlarının topluma aktarılması g&ouml;revi ile karşı karşıyadir. (42)<br /> &nbsp;<br /> DIPNOTLAR<br /> 1- &Ccedil;ayırlı&acute;nın eski ismi Mans&acute;dır.Erzincan&acute;dan 114 km.uzaktadır. Kuruluş tarihi bilinmeyen Mans, 1071 Malazgirt savaşından sonra sırayla Meng&uuml;cekoğulları&acute;nın, Anadolu Sel&ccedil;ukluları`nın ve İlhanlılar&acute;ın egemenliğine girer. 1401 tarihinde Osmanlıların eline ge&ccedil;ti. Kısa bir d&ouml;nem Timur imparatorluğunun ve Akkoyunlular&acute;ın hakimiyetine girdi. 1473 de yeniden Osmanlının eline ge&ccedil;ti.( Akkoyunlu h&uuml;k&uuml;mdarı Uzun Hasan ile Fatih arasında yaşanan Otlukbeli savaşının ge&ccedil;tiği yer Mans toprakları i&ccedil;indedir.) 1916 yılında Rus işgaline uğrar. 1917 Ekim devriminden sonra şubat 1918 yılında Rus ordusu geri &ccedil;ekilir.<br /> 2- Bir d&ouml;nem Nahiye olan Başk&ouml;y&acute;&uuml;n hangi tarihlerde kurulduğunu tesbit edemedim. Eski Başk&ouml;y harabe ve kalıntıları b&uuml;y&uuml;kce bir k&ouml;y&uuml; andırır. Kanaatimce 80-100 hanelik bir yerleşim yeriydi. S&uuml;rekli g&ouml;&ccedil; veren ve giderek k&uuml;&ccedil;&uuml;len Başk&ouml;y kısa bir s&uuml;re &ouml;nce yerini yeni kurulan k&ouml;ye bıraktı. Yeni Başk&ouml;y 15 hanelik bir k&ouml;yd&uuml;r ve eski k&ouml;yden bir ka&ccedil; y&uuml;z metre mesafededir. Yeşili olmayan, kendini yeterince ifade edemeyen bu k&ouml;yden sayısız tahsilli insan, b&uuml;rokrat &ccedil;ıkmıştır. 2000 Yılında k&ouml;y&uuml; ziyarete gittiğimde yaşlı bir Dede &ccedil;ocuklarının t&uuml;m&uuml;n&uuml; okuttuğunu, oğlunun birinin Hakim, bir diğerinin ise M&uuml;hendis olduğunu s&ouml;yledi. Ayrıca k&ouml;yden &ccedil;ıkan eğitimli insan sayısının &ccedil;ok fazla olduğunu belirtti. Bunda Hasan Efendinin insanları okumaya teşvik edişinin payını bilemiyorum. 1970 Yıllarda Ankara Mezarlıklar M&uuml;d&uuml;r&uuml; olan Alişan Canpolat, (Hasan Efendinin yakın akrabasıdır) daha sonra politikaya atılmış ve CHP Ankara Milletvekili secilmiştir.<br /> Eski Başk&ouml;y&acute;de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m diğer bir ayrıntı ise tarihi zenginliği oldu. K&ouml;yde ki hemen her mezar &uuml;zerinde &ccedil;ok &ccedil;esitli fig&uuml;rler vardı. &Ouml;rneğin dualar, maniler, ko&ccedil; ve benzeri hayvan fig&uuml;rleri, T&uuml;rk bayrağının ay-yıldızı, &ccedil;eşitli estetik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler&hellip;vs. Bir mezartaşı ise bıyıklı- heybetli bir erkek heykelini andırıyordu.<br /> İstanbul&acute;da ikamet eden ve o an izinli gelen bir bey bana tarihi evini gezdirdi. 108 yıl &ouml;nce Michael adlı bir Ermeni taşustası tarafından yapıldığını s&ouml;ylediği, muazzam bir k&uuml;lt&uuml;r hazinesini &ccedil;ağrıştıran evin &ccedil;&ouml;kmek &uuml;zere olması i&ccedil;imi sızlattı. &Ccedil;eşitli oyma taşlar, taş&uuml;st&uuml; s&uuml;slemeler, b&uuml;y&uuml;k emek verilerek yapılan kabartmalar, ağa&ccedil; oymalar ve s&uuml;slemeler..vs. <br /> Ev sahibi tavanda yarım kalan bir direk tepeliğini g&ouml;stererek, Ermeni adam &ccedil;ok marifetli ve gururlu bir ustaymış. Bu tepeliği oyarken gece oyma bı&ccedil;ağını &ccedil;almışlar. Ve o da kızgınlıkla işi terk edip gitmiş. Bu y&uuml;zden bu oyma tepelik yarım kalmış&rdquo; dedi. <br /> Bir k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml;zeyi andıran evin harap halini g&ouml;r&uuml;nce fotoğraflarını &ccedil;ektim ve ertesi g&uuml;n&uuml; daha &ouml;nce tanıştığım &Ccedil;ayırlı savcısı ile birlikte İl&ccedil;e Kaymakamına giderek durumu arz ettim ve buranın koruma altına alınması i&ccedil;in girişimde bulundum. Kaymakam Bey &ccedil;ok memnun kaldı ve durumu not ederek gereken girişimde bulunacağı s&ouml;z&uuml;n&uuml; verdi. <br /> 3-Keşiş dağının y&uuml;ksekliği 3000 metredir ( Ali Kemali, Erzincan- 15 Ağustos 1931 Erzincan Valisi) ve &uuml;st&uuml;nde ki krater Aleviler tarafindan kudsi g&ouml;r&uuml;len Ağırg&ouml;l (Aygır g&ouml;l&uuml;) adında bir ziyarettir. <br /> 4- Bu tesbit 2000 yılı itibarı ile ge&ccedil;erlidir.<br /> 5- Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi sadece koyun eti yerdi. Sığır, manda, ke&ccedil;i ve k&uuml;mes hayvanlarının etlerini yemezdi. Bazı kimseler ke&ccedil;i etini yememesini, ke&ccedil;inin kuyruğunu dik tutarak EDEP yerinin g&ouml;r&uuml;nmesine bağlarlar. <br /> 6- Hasan Efendinin soyadı Canpolat&acute;tır.Kendi tabiri ile adı Haso&acute;dur.<br /> 7- Ancak Başk&ouml;y ve yakın civardaki bazı k&ouml;yl&uuml;ler, başta Hasan Efendinin aşireti olup halk arasında K&ouml;r Kureyş&acute;ler olarak bilinen ve talipleri olmayan Dede&acute;ler genellikle Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendiyi sevmez ve ona &ccedil;eşitli onur kırıcı unvanlar takarlardı. &Ouml;rneğin &Uuml;&ccedil;kağıtcı, yalancı&#8230;vs<br /> 8- Hasan Efendinin Hakka y&uuml;r&uuml;mesindan bir ka&ccedil; yıl &ouml;nce aldığı sadakaları yoksullara verme alışkanlığını bıraktığı, en azından zayıflattığı biliniyor. Bu konuda şunları s&ouml;ylemiştir. &quot;Yaşlı eşime bakması i&ccedil;in gelinimin g&ouml;z&uuml;n&uuml; doyurmaya mecbur kalıyorum&quot;<br /> 9- Bu yazının sahibinin ailesi bu konuda y&uuml;zlerce &ouml;rnek vermektedir. &Ouml;rneğin<br /> &#8212;A&#8212;Babam&acute;a (Yıl 1959. &Ccedil;ayırlı&acute;ya bağlı Bulmuş / Balaban &Ccedil;iftliğinde) &quot;Birileri evinizi yıkmak isteseler bile onlara karşı silah kullanmayacaksınız, O zaman Haso sizinle beraberdir&quot; dedikten &ccedil;ok kısa bir s&uuml;re sonra arazi anlaşmazlığı y&uuml;z&uuml;nden silahlanan bazı k&ouml;yl&uuml;ler bize ait bir mereğin &ccedil;atısını yıkarlar. Silahını kapan babama, komsumuz Şahh&uuml;seyin Sarıkaya Dedenin eşi engel olur ve &quot;Hasan Efendinin s&ouml;zlerini unutma&quot; der. Babam sakinleşerek geri d&ouml;ner. Mahkemeyi, dolayisi ile sorunlu araziyi babam kazanır.<br /> &#8212;B-Babam ve Amcam anlatıyorlar. 1946 Yılında Tercan İl&ccedil;esine bağlı Elmalı K&ouml;y&uuml;nde mehtaplı bir gece de ışıl ışıl ışıyan Ay&acute;a d&ouml;nerek. K&uuml;rtce / Zazaca &ldquo;Asme, Asme Amerikan be Ruş vejinere tu ser tu sere ci kene. Rındekiya tu bozmiskene&rdquo; der. T&uuml;rk&ccedil;esi &ldquo; Ay, Ay, Amerikalılarla Ruslar &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkacaklar ve &uuml;st&uuml;nde sı&ccedil;acaklar. G&uuml;zelliğin, zerafetin bozulacak.&rdquo; Anlamı &sbquo;&rsquo;&rsquo;Ey Ay. ABD ve Ruslar seni keşfedecek ve sırlarını deşifre edecekler.Gizemin &ccedil;&ouml;z&uuml;lecek.(K.B.)<br /> Hen&uuml;z Uzay calışmalarının ve Aya Astronot g&ouml;nderilmesinin teorilerinin bile olmadığı bir tarihte bu s&ouml;z s&ouml;ylenmiştir. ABD ve Sovyetler Birliği uzay &ccedil;alışmaları &uuml;zerinde yaptıkları yarış da ilk defa 27 yaşındaki Rus Askeri pilot Juri Gagarin 12 Nisan 1961 tarihinde Aya ayak basmıstır.<br /> &#8212;C&#8212; Babam anlatıyor. &ldquo;Birg&uuml;n ben, Hanım yengen, (amcam Mehmet Ali Balaban&acute;in eşi) ve Kilise (Yeni adı Balyayla) k&ouml;y&uuml;nden Kudanlı Dedelerden Seyyit Mehmet Kudali birlikte Ağırg&ouml;l&acute;e ziyarete gidiyorduk.(Amcam bu tarihin 1964 yılı olabileceğini s&ouml;yledi) G&ouml;r&uuml;n&uuml;rlerde hi&ccedil; kimse yoktu ve biz bir vadiden ge&ccedil;erken yukarıdan taşların yuvarlandığını g&ouml;rd&uuml;k. Seyyit Mehmet başladı Efendiye &ouml;zenerek Milpet ziyaretine &ldquo;Sen bana keramet mi g&ouml;stermek istiyorsun ?&rdquo; diye k&uuml;f&uuml;r etmeye. Ben bundan alındım. Ziyarette Hasan Efendiyi g&ouml;rd&uuml;k. Lokmalar dağıtıldıktan sonra Seyyit Mehmet&acute;in yolda ettiği k&uuml;f&uuml;rleri Efendiye anlattım. Efendi &ccedil;ok Celallendi (hiddetlendi) &ldquo;Sen o taşları kendine attın&rdquo; dedi. Sonra başladı anlatmaya.&ldquo;Babam ben &ccedil;ocukken hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;ş. Ben bir g&uuml;n r&uuml;yamda babamı g&ouml;rd&uuml;m. Bana Dersim&acute;de İbrahim Dedeye git, emanetini al dedi. Ben de kalktım İbrahim Dedeye gittim. Emanetimi almak i&ccedil;in geldiğimi s&ouml;yledim ve r&uuml;yamı anlattım.Bana 3 defa -&ldquo;Sen İbrahim Dedenin oğlu musun?&rdquo; diye sordu. Ben de &ldquo;Evet&rdquo; dedim. &Ccedil;ıkardı bana Babamın beratını verdi ve &ldquo;Sen artık serbestsin. Bundan b&ouml;yle ziyaretlerden icazet almaya gerek kalmadı&rdquo; dedi. Peki senin elinde beratın, m&uuml;hr&uuml;n var mı? Neye dayanarak k&uuml;f&uuml;r ediyorsun&ldquo;<br /> ( Hasan Efendinin bahsettiği İbrahim Dede Sinemili Ocağındandır ve İmam Muhammed Bakır evlatlarından geldiği ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. T&uuml;rbesi Erzincan&acute;a yaklaşık 30 km. mesafede, Kemah&acute;a bağlı eski adı ile Gamarik nahiyesi civarında, ulaşıma elverişli bir yerdedir. 1933 yılında Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zannediliyor. Hakkında keramet sahibi olduğuna dair bol miktarda rivayet mevcuttur. Hasan Efendi bu zat i&ccedil;in &ldquo;Bizim &uuml;stadımızdır.Ben ondan feyz aldım&ldquo; deyimini kullandığını bir &ccedil;ok kişiden duydum.<br /> 10-Kamer Dede halk arasında Ağa ismi ile tanınır. Sıra ile Emine, Naciye, Ali, Makbule, Fadime, Hasan, Elif, Ereng&uuml;l isimli 8 &ccedil;ocuğu vardır ve hepsi evlenmişlerdir. İstanbul, Kartal / Yakacık&acute;da ikamet eden Kartal Belediyesinden emekli Muhasebeci Ali, &ouml;ğrencilik yıllarında bir d&ouml;nem spora ilgi duymuş ve Boks dalında bir &ccedil;ok m&uuml;sabakalara katılmıştır. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kardeş Hasan da İstanbul, Alibeyk&ouml;y&acute;de ikamet etmekte ve inşaat işleri ile ilgilenmektedir.<br /> 11- Annem anlatıyor.&rdquo; Bir yaz g&uuml;n&uuml; Efendi bizim evde idi. Masaya b&uuml;y&uuml;k bir karpuz getirdik ve kesdik. Karpuz oldukca kırmızı idi ve iştah kabartıyordu. Efendi birden bastonunu alarak sağına soluna sanki bir k&ouml;peği kovar gibi &ouml;fke i&ccedil;inde &ldquo; Hoşt defol, uzaklaş&rdquo; seslendi. Biz hi&ccedil; bir şey g&ouml;rmemiş ve anlamamıştık. Efendi ne oldu? Niye celallendin? Diye sorduk. Dedi ki &ldquo; Karpuz &ccedil;ok g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu ve nefsim &ccedil;ekti. Şeytan nefsimi bozmak ( irademi kırmak-K. B. ) i&ccedil;in karpuz kılığına girmiş. Hemen fark ettim ve kovdum&rdquo;. Efendi karpuzu yemedi. <br /> Anlamı. İnsanoğlu iradeli olmalıdır. Altına girdiği h&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;kleri yerine getirmelidir. Nefsi konusunda iradesini zorlamayan, nerede durması gerektiği konusunda zorlanabilir.(K.B.)<br /> 12-Burada kast ettiği insanlar Alevi inancına mensup insanlardır.<br /> 13-Kendi deyimi ile adları Milpet Kardeşler olarak ge&ccedil;en 3 Yatır&acute;ın sadece kendisini desdeklediğini ve onun yanında yer aldıklarını, azınlıkta kaldıkları i&ccedil;in Dersim Vakasına engel olamadıklarını beyan etmiştir.<br /> 14-Tunceli<br /> 15-Halk arasında da D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın toplarının olduğu, Dersim Vakasının son g&uuml;nlerinde D&uuml;zg&uuml;n Baba&acute;nın top atışı ile Dersim savunmasına ge&ccedil;tiği inancı mevcuttur. Daha sonra Hasan Efendi, &ldquo;D&uuml;zg&uuml;n Babanın Topları&rdquo; olarak bilinen bu taşları alıp firlatmış ve sağa-sola dağıtmıştır. <br /> 16-Derviş Cemal bu y&ouml;rede bir ziyarettir ve aynı şekilde seceresi olan bir Ocak / Aşirettir.<br /> 17&#8212;-1.Bayar H&uuml;k&uuml;meti. 1 Kasım 1937&#8212;-11 Kasım 1938<br /> &#8212;2.Bayar H&uuml;k&uuml;meti. 11 Kasım 1938&hellip;..25 Ocak 1939<br /> 18-Bu y&ouml;rede Eşperek, Karataş&rdquo;, Semek&hellip;gibi k&ouml;ylerde &ouml;ğretmenlik yapmıştır. Bu k&ouml;ylerin bir kısmının isimleri gelinen aşamada devlet tarafından değiştirilmiştir.<br /> 19-Derya- i Umman Okyanuslar kadar bilgi sahibi olmak demektir. Bu deyim Alevi-Bektaşi, Şair ve Halk Ozanları tarafından da &ccedil;ok sık kullanılmaktadır. Anlamının Arap yarımadasında ki Umman Denizinden geldiği sanılmaktadır.<br /> 20-Y&ouml;rede ki Aleviler yaşca kendisinden k&uuml;&ccedil;&uuml;kte olsa Dedelere saygı g&ouml;sterir ve ellerini &ouml;perler. Bu davranış ona saygı ve Ceddine bağlılık anlamına gelip, ayrıca al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k ifade etmektedir.<br /> 21-Evlatlığı Kamer Dede ve s&ouml;z&uuml;ne g&uuml;venilir bir &ccedil;ok insanın s&ouml;ylediklerine g&ouml;re gen&ccedil;liğinde bir &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; alışkanlığı yanında G&uuml;lebağ&acute;lı Postuklu Dede ile birlikte esrar i&ccedil;mişlerdir. <br /> &nbsp;<br /> Yirmiye kadar &ccedil;ok bela &ccedil;ektik,<br /> Bir iki tarlaya tohumu ektik.<br /> Yirmi birde nik&acirc;h altına girdik,<br /> Ondan sonra haram yok dediler.<br /> &nbsp;<br /> 22-Hasan Efendinin babaannesi Emine, dedem Mehmet Balaban&acute;ın &ouml;z halasıdır. Aile b&uuml;y&uuml;klerimin anlattıklarına g&ouml;re 1934 / 35 yıllarında bir g&uuml;n Tercan Elmalı k&ouml;y&uuml;nde ki evimize gelir. O sıralarda ailemiz oldukca yoksul d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r ve dedem gurbettedir. Aile fertlerimize ş&ouml;yle der. &rdquo;R&uuml;yamda Nenemi g&ouml;rd&uuml;m. Bana dedi ki. Babam gilin evinin direği eğilmiş. Git onu d&uuml;zelt. Siz Haso&acute;ya yardımcı olursanız evin direği d&uuml;zelecek. Bunun i&ccedil;in doğru olun.&Ccedil;alışın.Hileden, şerden ka&ccedil;ının. Haso o zaman sizinle beraberdir&rdquo;.<br /> Bizimkiler Hasan Efendiye &ccedil;ok ilgi duyar ve bağlanırlar. Kendilerine adeta manevi bir kuvvet gelir. Kısa s&uuml;re i&ccedil;inde aile toparlanır. Dedem ve ağabeyi H&uuml;seyin Balaban, T&uuml;rkiye Cumhuriyetinin en b&uuml;y&uuml;k ve en &ouml;nemli projelerinden biri olan Devlet Demiryollarının yapımında yıllarca &ccedil;alışır ve sonu&ccedil;ta bir d&ouml;nem T&uuml;rkiye &ccedil;apında aranan T&uuml;nel uzmanları olurlar.T&uuml;rkiyenin en b&uuml;y&uuml;k TCDD projelerinde onların imzası ve emeği vardır.B&ouml;ylece ekonomik ve sosyal olarak toparlanırlar.<br /> Bizim kendi evimizde Hasan Efendinin ayrı bir yeri vardı. Kendisine SADECE GELDİĞİNDE YATMASI i&ccedil;in ayrılan bir d&ouml;şek, ayrı bir tenceresi, kaşığı , tabağı vardı. Hatta aile b&uuml;y&uuml;klerimiz yıllarca g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak kendisine evimizin mahsul&uuml; olan koyun yoğurdundan yapılan &ccedil;&ouml;kelek hazırlarlardı. Hi&ccedil; kimse onun &ouml;zel eşyalarını kullanmaz ve &ouml;zel bir itina ile kollarlardı. Konağımızın oturma damının altındaki 5 ağa&ccedil; direkten birinde onunla ilintili kutsal olduğuna inanılan taşlar ve sakalından teller falan vardı. Evde biri hasta olduğunda sakalı suyun i&ccedil;ine tutulur ve bir ka&ccedil; yudum i&ccedil;ilirdi. Hasta olan kişinin &ccedil;ok kısa bir s&uuml;re sonra iyileştiğine defalarca şahit olmuşumdur.( Bu hastalıklar kanser, verem gibi ağır hastalıklar değillerdir, &ouml;rneğin baş ağrısı, mide bulanması, y&uuml;ksek ateş&hellip;vs.)<br /> 23-1959 yılında bir g&uuml;n bizim eve ziyarete gelir.(Bu olayı ailemde bir ka&ccedil; kişiden dinledim) O g&uuml;n tesad&uuml;fen komşularımızdan Şahh&uuml;seyin Sarıkaya Dedenin kızı Firdevs&acute;in, &Ccedil;ayırlı / Mantara k&ouml;y&uuml;nden Zeynel Dedenin oğlu Ahmet ile d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vardır. Kızın babası , Hasan Efendiye gelerek d&uuml;ğ&uuml;ne gelmesini ısrar eder. Hasan Efendi .&rdquo; Sen d&uuml;ğ&uuml;n sahibisin, bir hayli misafirlerin gelecek. Onlarla ilgilenmen gerekecek. Ayrıca gen&ccedil;ler eğlenmek, oynamak belki i&ccedil;ki i&ccedil;mek isterler. Ola ki benim orada bulunmam dolayısı ile rahat etmeyebilirler , ayrıca ben i&ccedil;ki i&ccedil;ilen sofraya oturmam, bu y&uuml;zden gelmiyeyim&ldquo;der. Şahh&uuml;seyin Dede ise &ldquo;Onların hepsi bir tarafa, sen bir tarafa&ldquo; diyerek ısrarla alır g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. <br /> Bu arada oğlan babası Zeynel Dede, bazı misafirlere başlık parası olarak kesilen 1000 liranın, 500 lirasını &ouml;demiyeceğini, hem mali durumunun iyi olmadığını, hemde zaten başlığın &ccedil;ok y&uuml;ksek olduğunu fısıldar. Bunu duyan kız babası &ldquo; Zeynel Dede ne demek 500 lirayı kesmek. (birinin adını anarak) Filancanın kızına daha y&uuml;ksek başlık parası kestiler, benim kızım ondan aşağı mı?, ben hakkımı kimseye bırakmam&ldquo; diyerek &ouml;fkelenir. Oğlan babası ise mali durumunun iyi olmadığını, anlayış g&ouml;stermesini s&ouml;ylemesine rağmen ikna edemez. Tam o arada Hasan Efendi, kız babası Şahh&uuml;seyin Dedeye d&ouml;nerek &rdquo;Şu milletin huzurunda 1000 liranın t&uuml;m&uuml;n&uuml; bağışlayacaksın&rdquo; der. Kız babası şaşkınlıkla &ldquo;Efendi bu olacak şey mi? Ne demek 1000 liranın hepsini bırakmak? Diye tepki g&ouml;sterir. Hasan Efendi bunun &uuml;zerine &ldquo;Madem s&ouml;z&uuml;m&uuml;z dinlenilmiyor neden beni d&uuml;ğ&uuml;ne davet ettin? Diye sorar. Zor durumda kalan Şahh&uuml;seyin Dede &ldquo; Efendi madem sen &ouml;yle takdir etmişsin, ben de almıyorum. Sana 1000 lira değil, b&uuml;t&uuml;n varım-yoğum, hatta canım feda olsun&rsquo;&rsquo; der. Ve b&ouml;ylece başlık parası geleneğinin en etkili olduğu bir d&ouml;nemde belki ilk defa başlık parası alınmamış olur. Hatta gelenekler &ccedil;er&ccedil;evesinde kızın ağabeyi Ali Baba&acute;ya hediye (halet) edilmesi gereken saat de alınmaz.<br /> Hasan Efendi oradakilere şu nasihatte bulunur. &ldquo;Başlık parasını bir yarış olarak kullanmayın. İlle de kızıma &ccedil;ok mal vereceğim diye de oğlan ailesini fazla başlık &ouml;demeye zorlamayın.Oğlan ailesi AYIP OLMASIN diye sizin istediği parayı ya bor&ccedil; alarak, yada bazı mallarını satarak temin etmeye &ccedil;alışacaktır. D&uuml;ğ&uuml;n sonrası oğlan ailesi d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n mali y&uuml;k&uuml;n&uuml; azaltmak i&ccedil;in yeni evli oğlunu gurbete g&ouml;nderecektir. Kaldi gen&ccedil; yaşta nik&acirc;h altına aldığınız gen&ccedil;lerin ayrı kalmasının vebali sizin omuzlarınızda olacaktır. Bunun i&ccedil;in kızınıza fazla mal vermek i&ccedil;in ne kendinizi zorlayın, nede oğlan ailesini&hellip; İmkanlarınız ne kadar m&uuml;saitse kızınıza o kadar mal verin ama SAKIN BAŞLIK PARASI ALMAYIN &ldquo; der. <br /> 24- Evlatlığı Kamer Dede bu konuda ş&ouml;yle der. &ldquo;Babam Atat&uuml;rk&acute;&uuml; severdi. Yanliz Dersim olayından dolayı da sitem ederdi. Bir g&uuml;n ş&ouml;yle dedi . &lsquo;&rsquo;Eger Atat&uuml;rk yurdu kurtarmamış olsaydı şimdi bizim ismimiz Konstantin falan olurdu&ldquo;<br /> 25- Hasan Efendinin burada kasettiği Cemal kardeş kanaatimce bir d&ouml;nem Hacı Bektaş Dergahında oturan Cemalettin Efendidir. Mustafa Kemal , Erzurum ve Sivas Kongrelerini yaptıktan sonra Ankara&acute;ya giderken yolda ( 23- 24 Aralık 1919) Hacı Bektaş&acute;a uğrayıp Postnişin Cemallettin Efendiyi ziyaret eder. Hatta orada bir gece kalıp Cem&acute;e katılır ve Ulusal Kurtuluş Savaşı i&ccedil;in desdek ister. Cemalettin Efendi , Mustafa Kemal&acute; i dinledikten sonra sorar. &ldquo;Paşam yurdu d&uuml;şman işgalinden kurtardıktan sonra Cumhuriyeti kuracak mısınız ? &ldquo; Mustafa Kemal &ldquo;Evet hedefimiz budur&ldquo; der. Bunun &uuml;zerine Cemalettin Efendi &ldquo; Paşam o zaman biz de sizin yanınızdayız&ldquo; diyerek Ulusal Kurtuluş M&uuml;cadelesine a&ccedil;ık desdek verir. Daha sonra t&uuml;m Anadolu ve Balkanlarda ki Ocaklara ve Tekkelere el&ccedil;iler g&ouml;ndererek Alevi ve Bektaşilerin bu savaşa aktif katılmasıne katkı sağlar. <br /> Cumhuriyet kavrami hen&uuml;z &ccedil;ok yenidir, ancak &ouml;zellikle Balkanlarda ki Bektaşi Tekkelerinde konuşulmaktadır. Aleviler ve bilhassa Bektaşiler Cumhuriyetin ne demek olduğunu biliyorlardı ve bu savaşa bilerek -isteyerek katılmışlardır.<br /> 26- Burada kastedilen Rum kavrami işgalcı batılı emperyalistlerdir. ( K. B.)<br /> 27- Bu mısrada kast edilen &ldquo;Yeniden, halı, kilim &ouml;rneği dokuyorlar&ldquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n anlamı tarafımdan anlaşılamamıştır.<br /> 28- Aile B&uuml;y&uuml;klerim dahil bir &ccedil;ok kişiden duydum. Hasan Efendi bir tarihte Hac&acute;ca gider. Alevi olduğunu bildikleri i&ccedil;in Hac&acute;ca birlikte gidenlerin bir kısmı yolda kendisini denize atmak isterler. Efendi onlara &ldquo;Beni denize atın ki Hac&acute;ınız kabul olsun&rdquo; deyince gelenler korkar ve bundan vazge&ccedil;erler. Ancak Cidde&acute;ye giderken onu u&ccedil;ağa almazlar. İndiklerinde Hasan Efendiyi kendilerinden &ouml;nce orada g&ouml;r&uuml;rler.<br /> 29- &rsquo;&rsquo;At sırtındaki semeri&rsquo;&rsquo; deyimi normalinde &ccedil;ok ağır bir ithamdır. Ancak hurafelere inanan, &ouml;z&uuml; ve s&ouml;z&uuml; bir olmayan veya g&ouml;z&uuml; kapalı bir inancın peşinden s&uuml;r&uuml;klenmenin İNSAN olmakla bağdaşmayacağı a&ccedil;ıktır. Hacı Bektaş Veli de bir s&ouml;z&uuml;nde şunu s&ouml;yler. OKUNACAK EN İYİ KİTAP İNSANDIR. <br /> 30- Her ne ararsan kendinde ara,<br /> Kud&uuml;s&acute;te, Mekke&acute;de, Hac&acute;da değildir. ( Hacı Bektaş Veli ) <br /> 31- Kalpteki Dev. Burada kast edilen k&ouml;t&uuml; niyet ve d&uuml;ş&uuml;ncedir. ( K. B.) <br /> 32- Şefaat İslam dininde Mahşer g&uuml;n&uuml; Hz. Muhamed&acute;den niyaz dilemektir. Hasan Efendi bu şiirinde şeriat&ccedil;ıların bu şekilde Hz. Muhammed&acute;den şefaat bekleyemeyeceğini ileri s&uuml;rmektedir. ( K. B.) <br /> 33- Bakınız. Dipnotlar 9 C<br /> 34- Gerek İslam dininde ve gerekse Alevi inan&ccedil; gurubunda 40 yaşı Kemalete ermek demektir. Hz. Muhammed&acute;in 40 yaşında Peygamber olduğu bilinmektedir. Hasan Efendi bu şiirinde de 41 yaşında Kemalete erdiğini anlatıyor. (K.B.)<br /> 35- Varlığın Doğuşu. Beyan eden Başk&ouml;yl&uuml; Hasan Efendi. Yazan Pir Sultan &Ouml;ZCAN. Sayfa 138-140 . İstanbul 1992. <br /> 36- Kuran-i Kerim&acute;in eksik toplandığını iddia eden ve tamamını kendi olanakları ile toparladığını iddia eden yazarlardan biri de Malatya&acute;lı yazar Halil &Ouml;ztoprak&acute;tır. İddiaları &uuml;zerine hakkında &ccedil;eşitli davalar a&ccedil;ılmıştır ve hepsinden de beraat etmiştir. Halil &Ouml;ztoprak bu konuda &ccedil;ok geniş ilmi araştırmaları olan bir yazardı. 3 tane kitabı yayınlanmıştır. Maddi olanakları yetmediği i&ccedil;in Kuran-i Kerimi tevsirler halinde basma girişiminde bulunmuş ve bu teşebb&uuml;s&uuml;n&uuml; tamamlayamadan 60 lı yılların başında hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Bir &ccedil;ok yakındımdan şunu duymuştum. Hasan Efendi, yazar Halil &Ouml;ztoprak&acute;ı &ccedil;ok i&ccedil;tenlikle desdeklemiş ve halkın ona Halil Kuran-i diye hitap etmesini tavsiye etmiştir. <br /> 37-Anlatılanlara g&ouml;re o g&uuml;n Hasan Efendinin misafirleri vardır. Efendi ev halkına bir ka&ccedil; defa &ldquo; Acele edin, yoksa yemek ortada kalacak &ldquo; der. Misafirlerden biri &ldquo; Efendi ne demek oluyor bu ?&rdquo; diye sorunca, cevaben &ldquo; Yolcu yolunda gerek&rdquo; yanıtını alır. Acele edilip sofra hazırlanır. Yemek yendikten sonra Hasan Efendinin yatakta hareketsiz duruşu dikkati &ccedil;eker. Yanına yaklaşılınca g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ki Hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Tarih -1 Temmuz 1973<br /> 38- Bu d&ouml;rtl&uuml;k T&uuml;rbesinde mezar taşına da yazılmıştır.<br /> 39- Ziyaret&ccedil;ilerin genel istem ve dilek leri.<br /> A-Hasan Efendiye bağlılıklarını vurgulamak i&ccedil;in gelenler. Bunlar ona olan sevgi ve inancı i&ccedil;lerinde taşımakta, kuvvet aldıkları manevi g&uuml;ce ş&uuml;kranlarını sunmaktadırlar.<br /> B-Ş&uuml;kran ziyaretinde bulunanlar. Genellikle aile bireyleri yurt dışında olan, bati veya g&uuml;ney sahillerine g&ouml;&ccedil; eden aileler. Bunlar izine geldiklerinde, memlekette kalan yakınları ile birlikte kalabalık bir aile topluluğu olarak ziyarete gider ve manevi bağlılıkları yanında, sağlık ve esenliklerinin devamı, kurulu d&uuml;zenlerinin sekteye uğramaması dilek ve temennileri i&ccedil;inde s&uuml;kranlarını sunarlar.<br /> C-Hasta olanlar. Ağır ve tedavisi zor bir hastalığa yakalananlar. Ziyaretlerinde g&ouml;zyaşı d&ouml;kerek niyazda bulunur ve şifa talep ederler. Bir kısmı gelirken oru&ccedil;ludurlar. Dua eder, ağlar ve merhamet dilenirler.<br /> D- Kısmet dileyenler. Halk arasında ki adı ile &lsquo;&rsquo;Murad&rsquo;&rsquo; isteyenler. Gelin ve damat adayları, bir kız veya oğlana aşık olup muradının yerine gelmesi temennisinde bulunanlar. Kendi olanaklari ile sorunlarını &ccedil;&ouml;zemedikleri i&ccedil;in desdek arayanlar, aile zoru ile istemediği biri ile evlendirilmek istenen kızlar, sevdigi kız ile evlenmesinde problem yaşıyanlar, aşık olduğu kişiden olumlu yanıt alamayanlar, kendi deyimleri ile &lsquo;&rsquo;Helal s&uuml;t emmiş&rsquo;&rsquo; gelin arıyanlar, oğullarına hayırlı bir nasip dileyen analar&#8230;vs.<br /> Evladı olmayan aileler, &ccedil;ocukları hep kız olduğu i&ccedil;in erkek evlat isteyen anneler, sağlıklı doğum yapmak dileğinde olan hamile kadınlar, hayırlı evlat isteyen atalar..vs<br /> E-Başı darda olanlar. &Ouml;rneğin bir yakını cezaevinde olanlar, ağır bir bor&ccedil; y&uuml;k&uuml; altında ezilenler, oğlu askerde olup sağ- salim tezkere almasını isteyen analar, gurbetten gelmeyen veya kaybolan yakınından haber alamıyanlar.<br /> F-Destur isteyenler. &Ouml;rneğin yeni yapacağı evin temelini atmadan &ouml;nce gelip cesaret, g&uuml;&ccedil;- kuvvet dileyenler, y&uuml;z&uuml;n&uuml;n akı ile bir işin altından kalkmak isteyenler. Yeni aldığı arabasının trafikte kaza ve belalardan korunması, a&ccedil;tığı d&uuml;kk&acirc;n veya işyerinin gelir getirmesi dilek ve temennilerinde bulunanlar.<br /> Aldığı diplomanın uğurlu olmasını dileyenler. ( &Ouml;rneğin mezuniyet t&ouml;reni sonrası &ouml;ğretmenler, ehliyet alan şof&ouml;rler, her hangi bir kursu bitiren kursiyerler..vs) <br /> G-Yakınları ile birlikte gelen meraklılar. Hasan Efendiye inanmayan, ancak yakınlarının ısrarlarına boyun eğenler. Hoş g&ouml;r&uuml; veya tevaz&uuml; g&ouml;stererek gelenler. T&uuml;rbeyi ve Başk&ouml;y&uuml; merak ettikleri veya canı sıkıldıkları i&ccedil;in gezi niyetli gelenler. <br /> H- Takiyyeciler. Esasta Hasan Efendiye bağlılık veya inan&ccedil; i&ccedil;in değil, kendilerini inanıyor gibi g&ouml;sterenler, bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ile eleştirilmekten veya dışlanmaktan &ccedil;ekinenler. <br /> I-&Ccedil;ıkarcıler. Gelen ziyaret&ccedil;ilerden sadaka dilenenler, T&uuml;rbe &uuml;zerinde yapılan pazarlığın uğurlu gelecegine inanlar. Kendelerini inan&ccedil;lı g&ouml;stererek birilerini etkileyeceğini d&uuml;ş&uuml;nen işbilirler.<br /> J- T&ouml;vbe i&ccedil;in gelenler. İşlediği bir kusur veya su&ccedil; i&ccedil;in vicdan azabı &ccedil;ekenler. Su&ccedil;un cezai yaptırımından korkup en az bedelle kurtulmayı umanlar. Artık yanlış şeyler yapmayacağına karar verip ge&ccedil;mişin izlerini silmeye &ccedil;alışanlar, yaşamlarında yeni bir sayfa a&ccedil;ma umudu taşıyanlar.<br /> K- Araştırmacılar. Tarih&ccedil;i veya sosyal bilimciler. Bilim adamları. Psikologlar. Alevi ve Bektaşi &ouml;ğretisini yerinde g&ouml;rmek i&ccedil;in analiz edenler. K&uuml;lt&uuml;r&uuml; ileri nesillere taşımak i&ccedil;in belge toplayanlar, arşiv yapanlar. Yazarlar, &ccedil;izerler. Bazı yerel politikacılar.<br /> Bir kısım ziyaret&ccedil;iler T&uuml;rbeyi ziyaret eder, mezarın yanında dua eder, uzanır ve uyumaya &ccedil;alışırlar. R&uuml;yasında Hasan Efendiyi g&ouml;rmenin uğur getireceğine inanılır.<br /> 40- 2000 Yılının Ağustos ayında yakınlarım ile Hasan Efendinin T&uuml;rbesini ziyarete gittim. O g&uuml;n 1 kamyon, 2 trakt&ouml;r, 4 minib&uuml;s ve bir ka&ccedil; otomobille en az 100 kişi ziyarete gelmişti. Kesimevinde kurbanlar kesildi. Lokmalar dağıtıldı. Ziyarete gelenlerin i&ccedil;inde Gaziantep&acute;ten gelen bir Ocakzade, Ordu&acute;lu olup yakınlara arı kovanları getiren, S&uuml;nni-Hanefi inancından Laz k&ouml;kenli mesleği arıcılık olan bir vatandaşımız, Erzincan&acute;lı olup yurdışında yaşayıp Mersin&acute;e yerleşen ve oradan gelen bir kişi de vardı. <br /> 41-Hasan Efendinin MEZARIM KAYBOLMASIN şiiri olduk&ccedil;a uzundur<br /> 42-Bu yazının hazırlanmasında kaynak sunan Hasan Efendinin manevi oğlu Sn. Kamer (Ağa) Canpolat Dedeye, Varlığın Doğuşu adlı kitabında Hasan Efendiyi anlatan Sn. Pir Sultan &Ouml;zcan&acute;a, Amcam Sn. Mehmet Ali Balaban&acute;a ve Babam Sn. Haşim Balaban&acute;a teşekk&uuml;r ve ş&uuml;kranlarımı sunarım.<br /> &nbsp;<br /> Kazım Balaban / Viyana / Avusturya </p>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/baskoylu-hasan-efendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
