TEVHİD III
Ol Kırkların ceminde
La ilâhe illallâh
Erenler meydanında
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
El çaldılar dest-i kefe
Dediler ki cana sefa
Yetiş Muhammed Mustafa
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
İmam Hasan meydanda
Şah Hüseyin irfanda
İmam Zeynel zindanda
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
İmam Bâkır sultanı
İmam Câfer erkânı
Yetiş keremler kânı
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Mûsa-i Kâzım Şah’tır
Daim der Hakka şükür
İmam Rıza bin okur
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Takî, Nakî engine
Al’Asker’in dengine
Mehdi resul cengine
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Kalmadı imamlar derdi
Aşkı muhabbet verdi
DERVİŞ VELİ’nin virdi
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Bu son nakarat ikinci kez ve ağırlanarak söylenir, tevhid son bulur. Tevhidlerin sonunda cem erenleri secdeye varır. Dede dua eder, “Dâr çeken bacılar didar göre, erenler sefaya ere” deyip kısa bir dinlenme arası verilir, ardından MİRACLAMA ve SEMAH hizmeti başlar.
MİRACLAMA
Geldi Cebrâil çağırdı
Hak Muhammed Mustafa
Hak seni Mirâc’a okur
Davetine kadir Hüdâ
Evvel emanetim budur
Bir pîr-ü rehber tutasın
Daimî erkâna yatıp
Tarîk ile müstakîme
Muhammed sükuta vardı
Yoktur senden bir aziz
Şimdi senden el tutalım
Hak buyurdu vedduhuna
Muhammed belin bağladı
Anda hazır Cebrâil
İki gönül bir ettiler
Yürüdüler Dergâha
Vardı Dergâh kapısına
Gördü aslan yatar orda
Aslan anda hamle kıldı
Başa da koptu bir fen
Buyurdu sırr-ı kâinat
Korkmasın Habibim dedi
Hatemi ağzına versin
Aslan istiyor nişane
Hatemi ağzına verdi
Aslan oldu anda sakin
Muhammed’e yol verildi
Aslan da gitti nihane
Vardı Hakk’ı tavaf etti
Evvela bunu söyledi
Ne çetin şîrin var imiş
Hayli cevreyledi bize
Gördü bir biçare derviş
Hemendem yutmak diledi
Ali bile olayıdı
Dayanırdı bu cevre
Ey benim sırr-ı devletim
Sana tâbidir Habîbim
Eğiliben secde kıldı
Eşiğine kıblegâh’a
Doksan bin kelam danıştı
İki gönül dost dostuna
Tevhid’i armağan verdi
Yeryüzünde insana
Kudretten üç hon geldi
Sütü elma baldan aldı
Muhammed destini sundu
Nuş eyledi emrullaha
Muhammed ayağa durdu
Ümmetini diledi
Cümlesine rahmet olsun
Dedi ağladı Kibriya
Eğiliben secde kıldı
Hoşca kal sultanım dedi
Kalkıp evine giderken
Yolun uğrattı Kırklara
Vardı Kırklar makamına
Oturuben oldu sâkin
Eğiliben secde kıldı
Eşiğine kıblegâha
Secdeye indirdi özün
Türaplara sürdü yüzün
Cebrâil getirdi üzüm
Hasan ile Hüseyine
Anda Selman hazır idi
Şeydullahını diledi
Bir üzüm tanesi koydu
Selmanın da keşkülüne
Kuduretten bir el geldi
Ezdi engür eylediler
Hatemi ol elde gördü
Uğradı bir müşkül hale
Canım size kimler derler
Şahım bize Kırklar derler
Cümleden ulu yolumuz
Eldedir küllü varımız
Birimize neşter vursan
Bir yere akar kanımız
Cümleden ulu yolumuz
Eldedir küllü varımız
Madem size Kırklar derler
Nedendir eksik biriniz
Selman Şeydullah’a gitti
Ondandır eksik birimiz
Selman şeydullah’tan geldi
Hü deyip içeri girdi
Muhammed esredi coştu
Tacı başından da düştü
Ol şerbetten biri içti
Cümlesi oldu hayran
Mümin müslim üryan büryan
Hep girdiler semaha
Cümlesi de el çırpuben
Dediler Allah Allah
Muhammed de bile girdi
Kırklar ile semaha
Muhammed de coşa geldi
Tacı başından attı
Çevresin kırk pare bölüp
Sarıldılar Kırklara
Muhabbet de galip oldu
Yol-erkân yerin aldı
Muhammedi gönderdiler
Hatırlar oldu sefa
Muhammed evine gitti
Ali Hakk’ı tavaf etti
Hatemi önüne koydu
Dedi saddaksın Mürteza
Evveli sen âhiri sen
Bâtını sen zâhiri sen
Cümle işler sana bağlı
Dedi Şâh-ı Evliya
ŞAH HATAYİ’m vâkıf oldu
Bu sırrın ötesine
Hakk’ı inandıramadı
Özü çürük ervaha
Miraclama’da “Ol şerbetten biri içti” dizesi gelince KIRKLAR SEMAHI başlar. Kırklar Semahı’nın sonunda semah edenler yanyana dâr’a dururlar, Dede dualarını verir:
“Allah Allah…Semahlar saf ola, günahlar affola. Çarh-ı pervazlar kabul ola. Yardımcımız Oniki İmam ola. İsteğinizi, dileğinizi Hak-Muhammed-Ali vere. Semahlarımız Kırklar Semahı ola. Hizmetinizden şefaat bulasınız. Ebu Zer-i Gıffari’nin, Hazret-i Fâtıma’nın himmetleri üzerinizde ola. Gerçeğe hü…”
Dede duasını bitirdikten sonra zakir(ler) ayrıca bir müsaade beklemeden(eğer yapılacaksa) istek semahlarını çalmaya başlarlar.Miraclama sırasında semah edenler saftakî yerlerine geçip otururlar. Meydanın genişliği oranındaki semahcı (varsa semah ekibi) semah yapmak üzere meydana gelip, yere niyaz ederek ayağa kalkar ve semah dönmeye başlarlar. Her semahın sonunda dualarını alıp, yerlerine geçip otururlar. Duruma göre bir, üç ya da beş semah dönülebilir.
Dede’nin, semah dönülürken “Aşk ile Allah, şevk ile Allah, Şah aşkına Allah, öz gönül birliğiyle Allah. Hak için ola, seyr için olmaya, Allah..Semahlarımız Kırklar semahına yazıla Allah…” diye aralıklarla ve kısa sözlerle dua etmesi cem erenlerini coşturur, hep bir ağızdan “Allah… Allah” diye çığrışırlar. Bu Tanrısal coşkuyu kalemle anlatma olanağı yoktur. Tüm canlar dış alemden çıkmış, iç aleme geçmiş, Hak ile birlik olmuşlardır. Buraya örnek olarak iki semah alıyoruz:
Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik >> 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam
