DEDE KUL HİMMET

Muhammed der dev’e “Nedir ahvalin?
Sinende yaran var baglıdır elin
Vatanın neredir nereden gelin?
Eğlen de bir haber ver tezindi”
Dev de der ki “Kaf dağıdır mekânım
Dünyada yoğidi eşim nökerim
Nice bin yıl ben bu derdi çekerim
Kuşça canım kafesinden üzüldü”
Muhammed der deve: “Nerde bağlandın?
Adın nedir bunca eğlenlendin?
Süleyman Nebi’ye Nuh’a varmadın
Elin baglı bin yıl daha gezindi”
Dev de der ki “Rezputeş’tir adım
Kaf’tan Kaf’a kadar hüküm ederdim
Süleyman Nebiye Nuh’a uğradım
Ne yaram onuldu ne bend çözüldü”
Dev Muhammed’e yüzyirmidörtbin peygamberi dolaştığını, derdine çare bulamadıklarını ağlayarak anlatır. Muhammed yedi iklim padişahının askerleriyle gelmeleri haberini salar. Herkes gelir toplanır. Muhammed sorar:
“Elini bağlayanı görsen bilin mi?
Eğlenme de şu orduyu gezindi”
Küçük büyük bu haberi duydular
Dellal koyup çarsi çarsi sordular
Cümlesi de derildiler geldiler
Hepsi devin karşisına dizildi
Nice saatlar, nice günler geçer; herkes önünden dizi dizi gelir geçerse de dev bulamaz aradığı kişiyi. Sonunda Cebrail Tanrı’dan nâme getirir ve Muhammed’in devin derdine derman olmasını ister. Bunun üzerine Muhammed Selman’ı çagirir:
Muhammed Selman’a gel dedi geldi
Aleme bir nurdur balkıdı doğdu
Selman’ın çigninde Ali’yi gördü
Dev Muhammed hırkasına dolundu
Dev de Muhammed’e söyler pusudan:
“İşte bu oglandı bana iş eden
Yerde insan gökde melek yoğiken
Duyar idim çok dev başin keserdi”
Ali’m der “Dev’e olmaz irağbet
Dev adam eti yer bu nasıl âdet?”
Muhammed Ali’ye eyledi minnet
İşaret eyledi bendi çözüldü
(…)
Büyük küçük bu haberi işitdi
Sevdası serimden ayrılmaz her dem
Ruh aşinasıydık Elest gününden
İsm–i Ali kalb evine yazıldı 13
Şah İsmail Hatayi, Pir Sultan ve Kul Himmet’in Yıldız dağında buluşup dem–devran geçirdikleri, hal diliyle muhabbet ettiklerini belirleyen bir söylence anlatılmaktadır Kul Himmet’in köyü Varzıl’da. İrfan Çoban’ın derlediği söylenceye göre tarikatı yürüttükten, yani cem–cemaattan sonra Yıldız dağında üçü birlikte geziye çikar. Bir ara kırda çiçekler arasında oturur kendilerine sunulan bir tas balı yemeğe hazırlanırken Pir Sultan: “Dostlar, bu bala birer işaret koymadan yemeyelim!” diye öneride bulunur. Diğerleri öneriyi kabul ederler.
Bunun üzerine her keresinde ikisi hakem olur biri işaretini söyler. Önce Kul Himmet başlar; hal diliyle buyurur bir arı gelip balı yemeğe girişir. Hatayi: “Ey Kul Himmet, vızıltın kesilmesin,balını eller yesin!” der. Bu, bir çesit Kul Himmet’in geleceğinin görülmesi okunmasıdır. Yani, Kul Himmet vızıltın–sızıltın eksik olmayacak, kazancını da eller yiyecek, demek oluyor. Bugün Kul Himmet evlatları arasında hiç kesilmeyen kavga–niza ve bu yüzden yüzden kazançlarını rüşvet olarak ona–buna yedirmeleri anlatılan olaya bağlanır.
Pir Sultan Abdal emreder; bir kıl takılır bala. Hatayi: “Ey Pir Sultan, sen de bala düşürdüğün kıl ile asılasın” dediği için o da ipe çekilmistir.
Sıra Hatayi’ye gelince; bala el atar, bal tası münevver olur (aydınlanır). Kul Himmet ile Pir Sultan aynı anda: “Ey Hatayi, balın çok olsun, yemeye doyma!” Sultan Hatayi tutkuludur ve çok kazanmıştır, ama yemeye doyamamıştır. Hatayi evlatları şimdi de çok mal kazanır, ama hep ellere yedirirler.
Balı yerken söyleşen üç büyük âsik, sonra Yıldız dağından aşağı inerler. Temiz ve dupduru akan Kızılırmak’ta yıkanmak isterler. Önce Kul Himmet soyunup ırmağa girer, ırmak yarı kan rengi alır. Kul Himmet: “Vaah!”’ der. Arkadaşları: “Ne oldu sana?” diye sorarlar. Kul Himmet: “Aah, Şimir’in açtığı yaraya su değdi!” Sonra Pir Sultan soyunup suya girer, ırmak daha çok kanlanır. “Vaah!” der Pir Sultan. Arkadaşları ona “Ne oldu?” diye sorarlar. O da, “Cude kızı Esma’nın elinden içtiğim zehirin acısı yaktı beni” der.
En son Şah Hatayi ırmağa girer ve su tamamıyla kızılkan akmaya başlar. Hatayi de “Vaah!”’ diye inler. Öbürleri “peki sana ne oldu?” diye sorunca, “Mülcem oğlunun açtığı yaraya su değdi” diye yanıtlar Hatayi. İşte o zaman anlarlar ki Kul Himmet İmam Hüseyin, Pir Sultan Abdal İmam Hasan ve Şah İsmail Hatayi de Ali’dir. İşte o günden beri Kızılırmak kıpkızıl akmaktadır. Bu söylence, Kalender Çelebi’nin “cümle âsik atası” üç büyük ozanın Yıldız dağı büyük Kızılbaş birlik toplantısında karşilıklı muhabbet ettiklerini açıkça göstermesi dışında, iki önemli olayı da vurgulamaktadır: Birincisi, dönemin Anadolu Alevi–Bektaşi–Kızılbaş toplumu Şah İsmail Hatayi’yi Ali olarak tanıdıkları ve onun donunda Ali’nin zuhur ettiğine inandıkları (Kızılbaş siyasetinin en önemli parçasıydı bu) gibi, Kul Himmet’i İmam Hüseyin, Pir Sultan’ı da İmam Hasan olarak öne çikartip değerlendirmiş ve büyük saygı göstermişlerdir. Otuzuna yaklaşmış bulunan Pir Sultan ile 17–18 yaşlarındaki Kul Himmet’e, henüz yirmiüçüne yeni girmiş Şah İsmail’i baba ve seçmiş onları kutsal aileden, Ehlibeytten saymışlardır.
İkincisi doğrudan Kızılırmak’ın, padişah fermanlarıyla katledilip içine atılan Kızılbaş yığınların kanlarının rengini almasının simgesel öyküsüdür. Binlerce–onbinlerce Ali’lerin, Hasan ve Hüseyin’lerin bu ırmağa karışmış kanlarına dolaylı göndermedir.
Yine Kul Himmet bir düvazimam nefesinde, yardıma çagirdigi Muhammed Ali ve Oniki İmamları zikrederken üç ozanın adını birlikte anıyor. Hatta ilk dörtlükteki “Bastığın topraklar derman derdime” dizesini, doğrudan Şah İsmail’in Yıldız Yaylasına gelişiyle ilgili görülebiliriz. Anadolu’nun her yöresinden gelen Alevi önder ve dedelerinin, Hacı Bektaş Dergâhının başinda bulunan Balım Sultan’ın14 temsilcisi olarak Kalender Çelebi’nin de katıldığını düşündüğümüz bu büyük toplantıda, Dergâhın başinı çektigi siyaset, Anadolu’da yaşayan –özellikle Osmanlı ülkesinde oturan Alevi–Kızılbaş Türkmenlerin kendi toprakları “dertlerine derman” olacağı gerçeğidir. Yani Kızılbaş devleti İran’da kurulup, Şah’ın Tebriz’den Küçük Asya’yı yönetme siyaseti eleştirilmiş ve Kızılbaş Safevi siyasetinin derhal değiştirilmesi arzu edilmiş. Kızılbaş ihtilalini gerçekleştiren kaynağa, yani başin gelip gövdenin üzerine oturması gerektiği tartışılmıştır. Kul Himmet’in sözünü ettiğimiz düvazimam nefesinin birinci ve sonuncu dörtlüklerini konumuzla çok yakın ilgisi dolayısıyla aşağıya alıyoruz:
Siperimde verdin bunu yedime
Yetiş car günleri Ali Muhammed
Bastığın topraklar derdime derman
Yetiş car günleri Ali Muhammed
(…)
Kul Himmet Hatayi Pir Sultan geldi
Kur’an Muhammed’e kandilden indi
Mucizatın gören bu dine indi
Yetiş car günleri Ali Muhammed
5. Kul Himmet’in Pir Sultan Abdal Ve Hacı Bektaş Dergâhıyla Yakından İlişkisi
Kul Himmet, aralarında on yıl kadar yaş farkı bulunan Pir Sultan Abdal’ın talibidir, ondan el almıştır. Yukarıda açıkladığımız gibi, onun şiirlerinde Şah’ların övgüsü; Kızılbaş Safevi devleti yönetiminde Kızılbaş Türkmenlerin, yani Ehl–i İhtisas kurulunun etkili olduğu ve iktidar onların elinde bulunduğu dönemlere rastlar. Safevi soylu olmasına rağmen katıksız bir Rumlu (Anadolulu) bir Alevi–Kızılbaş ozanıdır ve Hacı Bektaş Veli Dergâhına bağlıdır. Şiirlerinden birine sıkıştırdığı şu dörtlük, Safevi Şah’lardan ne kadar yarar geleceğini ve onlara ne kadar güvenilebileceğini göstermesi bakımından önemlidir:
O nedir ki içe içe (i’yden i’yye?) ayıla
Yiye içe yakasından soyula
Şah’ın sofrasında karnın doyura
Kendi eliyle ağu içmiş gibidir
Kul Himmet Dede Pir Sultan Abdal’dan el almış, ona bağlanmıştır. Pir Sultan’ın bağlı olduğu Balım Sultan da mürşidi olmaktadır. Pir’inin eşiği onun kıblegâhıdır:
Bir sözüm vardır tutana
Er odur Hakk’tan utana
Kul olmuşuz Pir Sultan’a
Eşiği de kıblegâhtır
Üstadinin Pir Sultan olduğunu söylediği beş kıtalık bir şiirinde, Hacı Bektaş dergâhının pirlerinden ve ona bağlı erlerden–evliyalardan imdat istemektedir:
Hükmünü geçiren hep cümle nasa
Eteğin tutanlar görmedi gussa
Seyyid Hasan oğlu hem Abdal Musa
Zahirde batında sen imdat eyle
Rumeli’n fethedene ey gerçek Veli
Tahta kılıç tutar hem batın eli
Alemlerin kutbu Şah Kızıl Deli
Zahirde batında sen imdat eyle
Eşiğine yaslanır gerçek erler
Niyaz edip yüzün yerlere korlar
Rumeli’nde yatan erenler pirler
Zahirde batında sen imdat eyle
Evlad–i Ali’nin oldu şahbazi
Cümle erenlerin şahbazı bazi
Sultan Şüca Baba Seyyid–i Gazi
Zahirde batında sen imdat eyle
Eydür Kul Himmet üstadim Pir Sultan
Hem Küçük Yatagan Büyük Yatagan
Erenler celladı ya Hacim Sultan
Zahirde batında sen imdat eyle

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*