<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>17 KEMERBESTLER &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/kategori/alevi-ululari/17-kemerbestler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Mar 2016 22:05:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>SELMÂN-I FÂRİSİ</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/selman-i-farisi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/selman-i-farisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 22:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/selman-i-farysy/</guid>
				<description><![CDATA[Esh&#226;b-ı kir&#226;mdan olan Selm&#226;n-ı F&#226;ris&#238; hazretleri, İnsanları Hakk&#8217;a d&#226;vet eden, onlara doğru yolu g&#246;sterip, hak&#238;k&#238; sa&#226;dete kavuşturan ve kendilerine &#8220;Silsile-i aliyye&#8221; denilen se&#231;kin ve meşhur sahabilerden biridir. İran asıllı olup, İsfahan&#8217;ın Cayy kasabasında doğmuştur. Bir rivayete g&#246;re de doğum yeri R&#226;meh&#252;rm&#252;z&#8217;d&#252;r. Doğum tarihi hakkında 4. yy. Ortalarında olmakla birlikte kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Selman-ı F&#226;ris&#238;&#8217;n ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mdan olan Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, İnsanları Hakk&#8217;a d&acirc;vet eden, onlara doğru yolu g&ouml;sterip, hak&icirc;k&icirc; sa&acirc;dete kavuşturan ve kendilerine &ldquo;Silsile-i aliyye&rdquo; denilen se&ccedil;kin ve meşhur sahabilerden biridir. İran asıllı olup, İsfahan&#8217;ın Cayy kasabasında doğmuştur. Bir rivayete g&ouml;re de doğum yeri R&acirc;meh&uuml;rm&uuml;z&#8217;d&uuml;r. Doğum tarihi hakkında 4. yy. Ortalarında olmakla birlikte kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Selman-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;n m&uuml;sl&uuml;man olmadan &ouml;nceki ismi, M&acirc;bah bin Buzahşan&#8217;dır. M&uuml;sl&uuml;man olduktan sonra Selman ismini almıştır. K&uuml;nyesi Ebu Abdullah&#8217;tır. Ona nesebi sorulduğu zaman; &quot;Ben; Selman bin Isl&acirc;m&#8217;ım&quot; demiştir. </p>
<p> İsl&acirc;miyeti bulmasını ve ebed&icirc; sa&acirc;dete kavuşmasını ş&ouml;yle anlatmıştır:<br /> Ben İran&rsquo;ın, İsfehan şehrinin Cey k&ouml;y&uuml;ndenim. Babam k&ouml;y&uuml;n en zengini olup, arazimiz ve malımız &ccedil;oktu. Babamın tek &ccedil;ocuğu idim. Beni herkesten &ccedil;ok severdi. Bunun i&ccedil;in benim &uuml;zerime titrerdi. Evden &ccedil;ıkmama izin vermezdi. </p>
<p> S&acirc;hibi sen olacaksın </p>
<p> Babam Mec&ucirc;s&icirc; (ateşperest) olduğu i&ccedil;in, Mec&ucirc;s&icirc;liği de bana, evde, tam olarak &ouml;ğretti. Evde devamlı bir ateş yanar, biz ona tapar, secde ederdik. Babamın malı ve m&uuml;lk&uuml; &ccedil;ok olduğu i&ccedil;in, beni bir ara dışarıya &ccedil;ıkardı ve dedi ki: </p>
<p> &#8211; Yavrum, ben &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;m zaman, bu malların s&acirc;hibi sen olacaksın. Onun i&ccedil;in, git, mallarını ve arazilerini tanı! </p>
<p> Bir g&uuml;n tarlalara bakmaya gittiğimde, bir Hıristiyan kilisesine rastladım. Onların seslerini işittim. Gidip baktım ki, i&ccedil;erde ib&acirc;det ediyorlar. Ben, daha &ouml;nce &ouml;yle bir şey g&ouml;rmediğim i&ccedil;in, &ccedil;ok hayret ettim. Z&icirc;r&acirc; bizlerin ib&acirc;deti bir miktar ateş yakıp, ona secde etmekti. </p>
<p> Fakat onlar, g&ouml;r&uuml;nmeyen bir Allaha ib&acirc;det ediyorlardı. Kendi kendime, &ldquo;Vallahi bunların d&icirc;ni haktır ve bizimkisi b&acirc;tıldır&rdquo; dedim. Onun i&ccedil;in akşama kadar onları seyrettim. Tarlalarımıza da gitmedim, akşam oldu. Kilisedekilere dedim ki: </p>
<p> &#8211; Bu d&icirc;nin aslı, merkezi nerededir?  </p>
<p> &#8211; Bu d&icirc;nin aslı, merkezi şam&rsquo;dadır. </p>
<p> &#8211; Peki, ben de Şam&rsquo;a gitsem, beni de bu d&icirc;ne kab&ucirc;l ederler mi? </p>
<p> &#8211; Evet kab&ucirc;l ederler. </p>
<p> &#8211; Sizlerden yakında Şam&rsquo;a gidecek kimseler var mıdır?  </p>
<p> &#8211; Bir m&uuml;ddet sonra bir kervanımız Şam&rsquo;a gidecektir. </p>
<p> (İsfehan&rsquo;daki bu Hyristiyanlar, İsfehan&rsquo;a Şam&rsquo;dan gelmişlerdi ve sayıları da az idi.) </p>
<p> Allaha &icirc;m&acirc;n ediyorlar </p>
<p> Ben bunlarla meşgul olurken, vakit ge&ccedil; oldu. Babam benim d&ouml;nmediğimi g&ouml;r&uuml;nce, beni aramak i&ccedil;in adam g&ouml;ndermiş. Beni aramışlar, bulamamışlar ve bulamadıklarını babama s&ouml;ylemişler. Tam bu sırada, ben de eve d&ouml;nd&uuml;m. Babam dedi ki: </p>
<p> &#8211; Bu zamana kadar nerede kaldın? Seni aramadığımız yer kalmadı. </p>
<p> &#8211; Babacığım, ben bug&uuml;n tarlaları dolaşmak i&ccedil;in yola &ccedil;ıktım, fakat yolda karşıma bir Nasr&acirc;n&icirc; kilisesi &ccedil;ıktı. Ben de i&ccedil;eri girdim. Baktım ki; g&ouml;rmedikleri ve herşeye h&acirc;kim ve k&acirc;dir olan bir Allaha &icirc;m&acirc;n ediyorlar. Onların ib&acirc;detlerine şaştım kaldım. Akşama kadar onları seyrettim. Anladım ki, onların d&icirc;ni haktır. </p>
<p> &#8211; Yavrum, yanlış d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun. Senin babalarının ve dedelerinin d&icirc;ni, onların d&icirc;ninden daha doğrudur. Onların d&icirc;ni bozuktur. Sakın onlara aldanma, inanma! </p>
<p> &#8211; Hayır babacığım, onların d&icirc;ni bizimkinden daha hayırlıdır ve onların d&icirc;ni haktır. Bizimki (ateşperestlik) ise b&acirc;tıldır.  </p>
<p> Babam bu s&ouml;z&uuml;me &ccedil;ok kızdı ve beni el ve ayaklarımdan başlayıp eve hapsetti. </p>
<p> Babam beni, &ldquo;Nasr&acirc;n&icirc;lik haktır&rdquo; dediğim i&ccedil;in, elimi, ayağımı bağlamış ve eve hapsetmişti. Ben daha &ouml;nce kilisedeki Hıristiyan rahiplere; bu d&icirc;nin aslının nerede olduğunu sormuştum. Onlar da şam&rsquo;da olduğunu s&ouml;ylemişlerdi. Ben evde hapis iken, devamlı şam&rsquo;a gidecek olan kervanı beklerdim. </p>
<p> Şam&rsquo;a gittim  </p>
<p> Nih&acirc;yet Hıristiyan rahipler, şam&rsquo;a gidecek kervanı hazırlamışlardı. Bunu haber alınca, iplerimi &ccedil;&ouml;z&uuml;p ka&ccedil;tım ve kervanın bulunduğu yere gittim. Kervandakilere, buralarda duramayacağımı s&ouml;yleyerek, o kervanla şam&rsquo;a gittim. </p>
<p> Şam&rsquo;da Hıristiyan d&icirc;ninin en b&uuml;y&uuml;k &acirc;limini sordum. Bana bir &acirc;limi ta&rsquo;rif ettiler. Onun yanına giderek, durumu anlattım. Onun yanında kalmak istediğimi, ona hizmet edeceğimi s&ouml;yleyip, ondan, bana Nasr&acirc;n&icirc;liği &ouml;ğretmesini, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;yı tanıtmasını rica ettim. O da kab&ucirc;l etti. </p>
<p> Fakat sonradan, onun k&ouml;t&uuml; kimse olduğunu anladım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Hıristiyanların fakirlere vermesi i&ccedil;in getirdikleri altın ve g&uuml;m&uuml;ş sadakaları, kendine alır, fakirlere vermezdi. B&ouml;ylece şahsına yedi k&uuml;p altın ve g&uuml;m&uuml;ş biriktirmişti. Fakat bunu benden başka kimse bilmezdi. </p>
<p> Bir m&uuml;ddet sonra o &acirc;lim vef&acirc;t etti. Nasr&acirc;n&icirc;ler onu defnetmek i&ccedil;in toplandılar. Onlara dedim ki: </p>
<p> &#8211; Neden buna bu kadar h&uuml;rmet ediyorsunuz? O h&uuml;rmete l&acirc;yık bir insan değildir. </p>
<p> &#8211; Sen bunu nereden &ccedil;ıkarıyorsun? </p>
<p> Ben de biriktirdiği altınların yerini bildiğim i&ccedil;in, onlara g&ouml;sterdim. </p>
<p> Nasr&acirc;n&icirc;ler yedi k&uuml;p altını ve g&uuml;m&uuml;ş&uuml; &ccedil;ıkardılar ve &ldquo;Bu, defin ve tech&icirc;ze l&acirc;yık bir kimse değildir&rdquo; dediler ve bir yere atıp &uuml;zerini taşla kapattılar. </p>
<p> Sizi &ccedil;ok sevdim  </p>
<p> Sonra onun yerine başka bir &acirc;lim ge&ccedil;ti. &Ccedil;ok &acirc;lim, z&acirc;hid bir kimse idi. D&uuml;nyaya hi&ccedil; ehemmiyet vermezdi. Gece-g&uuml;nd&uuml;z hep ib&acirc;det ederdi. Onu &ccedil;ok sevdim ve uzun zaman yanında kaldım. Onun ve kilisenin hizmetini yapar ve onunla ib&acirc;det ederdim. Vef&acirc;t zamany geldi ve ona sordum: </p>
<p> &#8211; Ey benim efendim, uzun zamandan beri yanınızdayım ve sizi &ccedil;ok sevdim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; siz, d&icirc;nin emirlerine it&acirc;at ediyorsunuz ve men ettiklerinden ka&ccedil;ıyorsunuz. Siz vef&acirc;t ettiğiniz zaman, ben ne yapayım? Bana ne tavsiye edersiniz? </p>
<p> &#8211; Oğlum, Şam&rsquo;da insanları ısl&acirc;h edecek bir kimse yoktur. Kime gitsen seni ifs&acirc;d ederler. Fakat Musul&rsquo;da bir z&acirc;t vardır. Ona gitmeni tavsiye ederim. </p>
<p> Ben de &ldquo;Peki efendim&rdquo; dedim ve o z&acirc;t vef&acirc;t edince, Şam&rsquo;dan Musul&rsquo;a gittim. Onun ta&rsquo;rif ettiği z&acirc;tı bulup, başımdan ge&ccedil;enleri anlattım. Beni hizmetine kab&ucirc;l etti. </p>
<p> O da diğer z&acirc;t gibi &ccedil;ok kıymetli, z&acirc;hid, &acirc;bid bir kimse idi. Onun vef&acirc;t zamanı, aynı soruları ona da sordum. O da bana Nusaybin&rsquo;de bir z&acirc;tı tavsiye etti. </p>
<p> Musul&rsquo;da hizmet ettiğim z&acirc;t da vef&acirc;t ettikten sonra derhal Nusaybin&rsquo;e gittim. Bahsedilen kimseyi bulup, yanında kalmak istediğimi s&ouml;yledim. İsteğimi kab&ucirc;l etti ve bir m&uuml;ddet de onun hizmetinde bulundum. Bu z&acirc;ta da vef&acirc;t etmek &uuml;zere iken, beni başka birine g&ouml;ndermesini s&ouml;yledim. Bu sefer bana Amuriye&rsquo;deki bir Rum şehrinde bulunan başka bir kimseyi ta&rsquo;rif etti. </p>
<p> Gelmesi yakındır  </p>
<p> Vef&acirc;tından sonra da oraya gittim. Ta&rsquo;rif edilen bu son şahsı da bulup, hizmetine girdim. Uzun bir zaman da onun yanında kaldım. Artık onun da vef&acirc;tı yaklaşmıştı. Ona da beni birine hav&acirc;le etmesini ric&acirc; edince, dedi ki: </p>
<p> &#8211; Vallahi şimdi b&ouml;yle bir kimse bilmiyorum. Fakat &acirc;hir zaman Peygamberinin gelmesi yaklaştı. O, Araplar arasından &ccedil;ıkacak, vatanından hicret edip, taşlık i&ccedil;inde hurması &ccedil;ok bir şehre yerleşecek. Al&acirc;metleri şunlardır: Hediyeyi kab&ucirc;l eder, sadakayı kab&ucirc;l etmez, iki omuzu arasında n&uuml;b&uuml;vvet m&uuml;hr&uuml; vardır&#8230; </p>
<p> B&ouml;ylece al&acirc;metlerini saydı. Yanında bulunduğum bu z&acirc;t da vef&acirc;t edince, onun tavsiyesi &uuml;zerine, Arap diy&acirc;rına gitmeye hazırlandım. Amuriye&rsquo;de &ccedil;alışıp, birka&ccedil; &ouml;k&uuml;z ile bir miktar koyun s&acirc;hibi olmuştum. Ben&icirc; Kelb kab&icirc;lesinden bir k&acirc;file Arap beldesine gitmek &uuml;zere idi. Onlara dedim ki: </p>
<p> &#8211; Bu sığırlar ve koyunlar sizin olsun, beni Arap vil&acirc;yetine g&ouml;t&uuml;r&uuml;n. Kab&ucirc;l edip beni k&acirc;filelerine aldılar. V&acirc;diy&uuml;l Kur&acirc; denilen yere gelince, bana ih&acirc;net edip, &ldquo;K&ouml;ledir&rdquo; diyerek beni bir Yah&ucirc;d&icirc;ye sattılar. </p>
<p> Yah&ucirc;d&icirc;nin bulunduğu yerde hurma bah&ccedil;eleri g&ouml;rd&uuml;m. &ldquo;&Acirc;hir zaman Peygamberinin hicret edeceği yer, herhalde burasıdır&rdquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Fakat kalbim oraya ısınmadı. Bir m&uuml;ddet Yah&ucirc;d&icirc;nin hizmetinde kaldım. </p>
<p> Sonra beni k&ouml;le olarak amcasının oğluna sattı. O da alıp Med&icirc;ne&rsquo;ye getirdi. Med&icirc;ne&rsquo;ye varınca, sanki bu beldeyi &ouml;nceden g&ouml;rm&uuml;ş gibiydim. Hemen ısındım. Artık g&uuml;nlerim Med&icirc;ne&rsquo;de ge&ccedil;iyor, beni satın alan Yah&ucirc;d&icirc;nin bağında, bah&ccedil;esinde &ccedil;alışıp, ona hizmet&ccedil;ilik yapıyordum. Bir taraftan da asıl maksadıma kavuşma arzusuyla bekliyordum. </p>
<p> Peygamber olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor  </p>
<p> Bir g&uuml;n beni satın alan Yah&ucirc;d&icirc;nin bah&ccedil;esinde, bir hurma ağacı &uuml;zerinde &ccedil;alışıyordum. S&acirc;hibim, yanında biri ile bir ağa&ccedil; altında oturup konuşmakta idi. Bir ara o kimse dedi ki: </p>
<p> &#8211; Mekke&rsquo;den bir kimse geldi. Peygamber olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. </p>
<p> Ben bu s&ouml;zleri işitince, kendimden ge&ccedil;ip az kalsın ağa&ccedil;tan yere d&uuml;ş&uuml;yordum. Hemen aşağı inip, o şahsa dedim ki: </p>
<p> &#8211; Ne diyorsun? </p>
<p> S&acirc;hibim bana bir tokat vurdu ve dedi ki: </p>
<p> &#8211; Senin nene l&acirc;zım ki soruyorsun, sen işine bak! </p>
<p> &Acirc;hir zaman Peygamberinin geldiğini işittiğim g&uuml;n, akşam olunca, bir miktar hurma alıp, hemen Kub&acirc;&rsquo;ya vardım. Res&ucirc;lullahın yanına girip dedim ki: </p>
<p> &#8211; Sen s&acirc;lih bir kimsesin, yanında fakirler vardır. Bu hurmaları sadaka getirdim. </p>
<p> Res&ucirc;lullah, yanında bulunan Esh&acirc;ba buyurdu ki </p>
<p> &#8211; Geliniz, hurma yiyiniz! </p>
<p> Onlar da yediler. Kendisi asl&acirc; yemedi. Kendi kendime, &ldquo;İşte, birinci al&acirc;met budur. Sadaka kab&ucirc;l etmiyor&rdquo; dedim. </p>
<p> Bu hurmalar hediyedir  </p>
<p> Eve d&ouml;nd&uuml;m. Bir miktar hurma daha aldım ve Res&ucirc;lullaha getirip dedim ki: </p>
<p> &#8211; Bu hurmalar hediyedir. </p>
<p> Bu defa yanındaki Esh&acirc;bı ile birlikte yediler. Kendi kendime, &ldquo;İşte, ikinci &acirc;lamet budur&rdquo; dedim. </p>
<p> G&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m hurma yirmibeş tane kadar idi. H&acirc;lbuki yenen hurma &ccedil;ekirdekleri bin kadardı. Res&ucirc;lullahın mu&rsquo;cizesiyle hurma artmıştı. Kendi kendime, &ldquo;Bir &acirc;lameti daha g&ouml;rd&uuml;m&rdquo; dedim. </p>
<p> Res&ucirc;lullahın yanına ikinci defa varışımda, bir cen&acirc;ze defnediyorlardı. N&uuml;b&uuml;vvet m&uuml;hr&uuml;n&uuml; g&ouml;rmeyi arzu ettiğim i&ccedil;in yanına yaklaştım. Benim mur&acirc;dımı anlayıp, g&ouml;mleğini kaldırdı. M&uuml;b&acirc;rek sırtı a&ccedil;ılınca, N&uuml;b&uuml;vvet m&uuml;hr&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;r g&ouml;rmez, varıp &ouml;pt&uuml;m ve ağladım. O anda Kelime-i Şeh&acirc;deti s&ouml;yleyerek M&uuml;sl&uuml;man oldum. </p>
<p> Sonra da Res&ucirc;lullah efendimize, uzun yıllardan beri başımdan ge&ccedil;en h&acirc;diseleri bir bir anlattım. H&acirc;lime taacc&uuml;b edip, bunu Esh&acirc;b-ı kir&acirc;ma da anlatmamı emir buyurdu. Esh&acirc;b-ı kir&acirc;m toplandı, ben de başımdan ge&ccedil;enleri bir bir anlattım. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri &icirc;m&acirc;n ettiği zaman, Arap lisanını bilmediği i&ccedil;in terc&uuml;man istemişti. Gelen Yah&ucirc;d&icirc; terc&uuml;man, Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;nin Peygamberimizi methetmesini aksi şekilde s&ouml;yl&uuml;yordu. O esn&acirc;da Cebr&acirc;il aleyhissel&acirc;m gelip, Selm&acirc;n&rsquo;ın s&ouml;zlerini doğru olarak Res&ucirc;lullaha bildirdi. </p>
<p> Durumu Yah&ucirc;d&icirc; de anlayınca, Kelime-i şeh&acirc;det getirerek M&uuml;sl&uuml;man oldu. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, M&uuml;sl&uuml;man olduktan sonra, k&ouml;leliği bir m&uuml;ddet daha devam etti. Peygamber efendimiz buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; Y&acirc; Selm&acirc;n! Kendini k&ouml;lelikten kurtar! </p>
<p> Bunun &uuml;zerine, s&acirc;hibine gidip, az&acirc;d olmak istediğini s&ouml;yledi. </p>
<p> Kardeşinize yardım ediniz! </p>
<p> Yah&ucirc;d&icirc;, hurma verecek duruma gelmiş &uuml;&ccedil;y&uuml;z fidan getirmesi ve kırk ukiye altın (o zamanki &ouml;l&ccedil;&uuml;ye g&ouml;re belli bir miktar altın) vermesi şartıyla kab&ucirc;l etti. </p>
<p> Bunu Res&ucirc;lullaha haber verdi. Res&ucirc;lullah Esh&acirc;bına buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; Kardeşinize yardım ediniz! </p>
<p> Onun i&ccedil;in &uuml;&ccedil;y&uuml;z hurma fidanı topladılar. Res&ucirc;lullah efendimiz, &ldquo;Bunların &ccedil;ukurlarını hazır edip, tamam olunca bana haber veriniz&rdquo; buyurdu. &Ccedil;ukurları hazırlayıp haber verince, Res&ucirc;lullah efendimiz teşrif edip, kendi eliyle o fidanları dikti. Bir tanesini de&nbsp; &Ouml;mer dikmişti. &Ouml;mer&rsquo;in diktiği hari&ccedil;, hepsi o sene hurma verdi. Sevgili Peygamberimiz o bir taneyi de s&ouml;k&uuml;p, kendi m&uuml;b&acirc;rek eli ile yeniden dikti ve diktiği anda hurma verdi. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; anlatır: &ldquo;Bir g&uuml;n bir z&acirc;t beni arıyor ve, &ldquo;Efendisi ile h&uuml;rriyetine kavuşmak i&ccedil;in belli miktarda anlaşan k&ouml;le Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; nerededir?&rdquo; diye soruyordu. </p>
<p> Beni buldu ve elindeki yumurta b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ndeki altını bana verdi. Ben de Peygamber efendimize gittim ve durumu arzettim. </p>
<p> Borcunu &ouml;de! </p>
<p> Res&ucirc;lullah efendimiz bana, &ldquo;Bu altını al, borcunu &ouml;de!&rdquo; buyurdu. Bunun &uuml;zerine ben, &ldquo;Y&acirc; Res&ucirc;lallah, bu altın Yah&ucirc;d&icirc;nin istediği ağırlıkta değil&rdquo; diye arzettim. Res&ucirc;lullah efendimiz, o altını alıp, m&uuml;b&acirc;rek dilinin &uuml;zerine s&uuml;rd&uuml; ve sonra buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; Al bunu! Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın izniyle bu senin borcunu ed&acirc; eder.  </p>
<p> Daha sonra, Allah hakkı i&ccedil;in o altını tarttım, tam istenilen miktarda geldi. G&ouml;t&uuml;r&uuml;p onu da s&acirc;hibime verdim. B&ouml;ylece k&ouml;lelikten kurtuldum.&rdquo; Bundan sonra az&acirc;d olan Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, Ehl-i soffa arasına katıldı. </p>
<p> Uzak diyarlardan geldiği i&ccedil;in, Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mdan biriyle kardeşlik kurması emir buyurulunca, Hz. Eb&uuml;dderd&acirc; ile kardeş oldu. Hendek savaşından itibaren b&uuml;t&uuml;n gaz&acirc;lara katıldı. Bedir ve Uhud savaşından sonra, Med&icirc;ne &uuml;zerine &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; defa y&uuml;r&uuml;yen m&uuml;şriklere karşı, nasıl bir savunma yapılması gerektiği istiş&acirc;re ediliyordu. </p>
<p> B&uuml;t&uuml;n m&uuml;şriklerin birleşerek h&uuml;cum ettiği bu savaşta, Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, Res&ucirc;lullaha hendek kazmak suretiyle savunma yapmayı s&ouml;yledi. Onun bu teklifi kab&ucirc;l edilip, hendek kazıldı. Bu sebeple bu savaşa, Hendek savaşı denildi. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;, i&ccedil;lerinde Amr bin Avf, Huzeyfe bin Yem&acirc;n, Nu&rsquo;m&acirc;n bin Mukarrin ile Ens&acirc;rdan altı kişinin bulunduğu bir grupla beraber bulunuyordu. Kendisi g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve kuvvetli bir z&acirc;t idi. Hendek kazma işinde gayet m&acirc;hir ve becerikli idi. Yalnız başına on kişinin kazdığı yeri kazardı. C&acirc;bir bin Abdullah hazretleri buyurmuştur ki: </p>
<p> &#8211; Selm&acirc;n&rsquo;ın kendisine ayrılan beş arşın uzunluğunda, beş arşın derinliğinde yeri, vaktinde kazıp bitirdiğini g&ouml;rd&uuml;m. </p>
<p> EY ALİ EĞER SENİN ANANDAN DOĞDUĞUNU BİLMESEM SANA ALLAH DİYE TAPARDIM&hellip;.!!!!!<br /> Hendek kazılmasının &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;n&uuml; idi Selman-ı Farisi hz. Toz toprak i&ccedil;inde &ccedil;ırpınırcasına &ccedil;alışırken az ilerden Hz.Ali gelerek Selman-ı farisiye elindeki toprak par&ccedil;asını attı toprak par&ccedil;ası bu mubarek ihtiyarın tamda alnına &ccedil;arptı. Toprağı atanın Hz. Ali olduğunu g&ouml;ren Farisi b&uuml;y&uuml;k saygı duymasına rağmen canının yanmasından dolayımı her ne hikmetse &ouml;fke ile seslendi: &bdquo;Ey Ali senin deden yaşında birine b&ouml;yle saygısızlık etmen revamıdır? Ben senin Abd&uuml;lm&uuml;ttalip dedeni bile tanırım&ldquo;.Hz.Ali g&uuml;l&uuml;mseyerek oradan ayrıldı. Sahabeler bu hale şaşırdı akşam vakti yaklaştığında hz.Ali yine eline aldığı toprak par&ccedil;asını Selma-i Faris&icirc;&rsquo;ye attı. Yine alnına isabet etti. Farisi yine &ouml;fkelendi ve bağırarak &bdquo;eyy Ali senin bu yaptığın yaşlı başlı bir adama revamıdır. Ben senin yedi ceddini bilecek kadar yaşlıyım. Kişi şaka yapacaksa kendi emsali ile yapmalıdır&ldquo; dedi.Hz.Ali herkesin bu işe şaşırdığını g&ouml;r&uuml;nce seslendi. &bdquo;Ey Selman. kendi yaşının b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ouml;ne s&uuml;rerek haklılık iddiasında bulunma! Nekadar b&uuml;y&uuml;k olursan ol, yaşca benden b&uuml;y&uuml;k olamazsın.&nbsp; Sen hen&uuml;z &ccedil;ok ge&ccedil;sin&ldquo; dedi. Selman-ı Farisi elindeki kazmayı k&uuml;reği bırakıp Hz.Alinin yanına geldi. Sahabe de bu işe şaşırıp onlarda yanaştı. Farisi &bdquo;eyy Ali sen nasıl benden b&uuml;y&uuml;k olabilirsinki?&ldquo; Hz.Ali g&uuml;l&uuml;msedi: &bdquo;Ey Selman, şu gen&ccedil;lik yıllarında başından ge&ccedil;en arslan avını anlatta dinleyelim&ldquo; dedi. Bunun &uuml;zerine Selman-ı Farisi 20-25 yaşlarında iken başından ge&ccedil;en olayı anlatmaya başladı : &bdquo;Ben Farisi &uuml;lkesinde iken ormanlarda gezmeyi pek severdim bir g&uuml;n elimdeki &ouml;zel sapanımla gezerken &ouml;n&uuml;me bir arslan &ccedil;ıktı, k&uuml;kreyerek &uuml;zerime doğru geldi. Sapanımla bir taş attım ama değmedi. Can korkusu ile ağaca tırmandım. Bu sırada sapanımıda yere d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;m. Arslan bir m&uuml;ddet tırmandığım ağacın altında gezindikten sonra ilerden bir s&uuml;vari belirdi ve arslana eliyle işaret ederek yanına &ccedil;ağırdı. sonra da birlikte uzaklaştılar. Ben de aşağı indim ve elimden d&uuml;şen sapanımı aradım lakin bulamadım. Daha sonra arkadaşlarımla gelip aradım, yine bulamadık. O g&uuml;n bu g&uuml;n şaşarım koca sapanımı bulamadığıma&ldquo; dedi ve konuşmasını bitirdi .Hz.Ali menkıbeyi dinledikten sonra elini koynuna sokup &ccedil;ıkardığı sapanı Selman-ı Farisiye uzattı. &bdquo;Ey Selman kaybolan sapanın bu muydu?&ldquo; diye g&uuml;lerek sordu. Selman-ı Farisi ve sahabeler şaşırdı kaldı. T&uuml;m g&ouml;zler Faris&icirc;&rsquo;nin &uuml;zerindeydi. Şaşkınlığını atlatan Farisi Hz.Ali nin &ouml;n&uuml;nde niyaza durdu. &bdquo;Ey Ali bu sapan benim seneler &ouml;nce kaybettiğim sapandır ve o s&uuml;varinin sen olduğunu şimdi anlamaktayım VALLAHİ VE DE BİLLAHİ AND OLSUNKİ ŞAYET SENİN ANANDAN DOĞDUĞUN ZAMANI BİLMESEM SANA &ldquo;ALLAH&rdquo; DİYE TAPARDIM. Ben bu işin sırrını anlayamadım. Kulun k&ouml;len olayım bu hikmeti bana anlat&ldquo; dedi. Hz.Ali tebess&uuml;m ederek cevap verdi: &bdquo;Senin şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n hal yine senin gayretine ve samimiyetine mukabildir. Zira sen o yaşlardan beri ger&ccedil;ek yaratıcıyı aradın durdun eziyetler &ccedil;ektin. Biz bilinen ve bilinmeyen alemlerin mutlak sahibinin kullarıyız. Alemlere rahmet peygamberimizin de varisiyim. O arslana attığın taşa mukabil bizde sana k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir şaka yapmak istedik. Sana taş yerine toprak attık. Bu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n Res&uuml;lullahın bir mucizesidir ki; ben kardeşini arada vasıta kıldı&ldquo; buyurdular&hellip;&nbsp; (<a href="http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=23529">http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=23529</a>) </p>
<p> Hendek savaşındaki gayret ve hizmetinden dolayı Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;ye Peygamberimiz &ldquo;Selm&acirc;n-&uuml;l hayr (hayırlı Selm&acirc;n)&rdquo; buyurdu. </p>
<p> Bizden fazla kalırdı<br /> Esh&acirc;b-ı Soffa i&ccedil;erisinde Res&ucirc;l aleyhissel&acirc;mın &ouml;n&uuml;nde, İsl&acirc;m ilimlerini &ouml;ğreniyordu. </p>
<p> Selm&acirc;n hazretleri senelerce fakirlik ve k&ouml;lelik i&ccedil;erisinde &ccedil;ektiği sıkıntıları, vahiy pınarının berrak sularından, kana kana i&ccedil;ip gideriyordu. Ehl-i Soffa i&ccedil;erisinde Res&ucirc;l aleyhissel&acirc;ma en yakın olan Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri idi. Ayşe buyuruyor ki: </p>
<p> &#8211; Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; geceleri uzun zaman Res&ucirc;l aleyhissel&acirc;m ile beraber kalır ve sohbetinde bulunurdu. Neredeyse Res&ucirc;lullahın yanında bizden fazla kalırdı. </p>
<p> Selman ve Medine&rsquo;li ansarlar Peygamberden sonra Hz. Ali&rsquo;ye biat etmek istiyorlardı. Ebubekir&rsquo;e biat edilince Selman: &bdquo;yaşlıyı buldunuz ama, Peygamberin ehlibeytini dışladınız, onlara verseydiniz size iki kişi muhalif &ccedil;ıkmaz ve hilafetin hayrını g&ouml;r&uuml;rd&uuml;n&uuml;z&rdquo; dedi. (6) </p>
<p> Ebubekire biat edilince Selman Farisi hazretleri Fars&ccedil;a olarak ş&ouml;yle demiş: &ldquo;Gerdaz ve na gerdaz&rdquo; Bu s&ouml;zc&uuml;klerin anlamı ş&ouml;yledir: &ldquo;Yaptınız ama yapamadınız&rdquo; Sonra&nbsp; Arap&ccedil;a olarak eklemiş: &ldquo;Ali&rsquo;ye biat etselerdi &uuml;stlerinden ve ayaklarından bereketler fışkırırdı&rdquo; (7) </p>
<p> Hz. Selm&acirc;n, Halife. &Ouml;mer zamanında İran fethine katılmıştır. İsl&acirc;m ordusunun b&uuml;y&uuml;k zaferlere kavuştuğu bu seferlerde, Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;nin &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k hizmetleri olmuştur. İranlılar hakkında b&uuml;y&uuml;k mal&ucirc;mat s&acirc;hibi idi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi İranlıydı. </p>
<p> İranlıları d&icirc;ne da&rsquo;vet etti </p>
<p> İranlıları kendi lisanlarıyla d&icirc;ne da&rsquo;vet ediyor, onlara İsl&acirc;miyeti anlatıyordu. İranlılar, savaşlarında fil kullanıyorlardı. M&uuml;sl&uuml;manlar o zamana kadar fil g&ouml;rmedikleri i&ccedil;in &ccedil;ok şaşırdılar. Hz. Selm&acirc;n fillerle nasıl &ccedil;arpışılacağını ve nasıl &ouml;ld&uuml;r&uuml;leceğini İsl&acirc;m askerlerine g&ouml;sterdi. </p>
<p> İran&rsquo;ın Med&acirc;yin şehri alınınca, Hz. &Ouml;mer, onu şehre v&acirc;li tayin etti. İlmi, basireti, vazifesindeki ad&acirc;leti ve nez&acirc;keti ile Med&acirc;yin halkı tarafından &ccedil;ok sevilip sayıldı. B&ouml;ylece İsl&acirc;miyet orada s&uuml;ratle yayıldı. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, Hz. &Ouml;mer zamanında Med&acirc;yin v&acirc;lisi iken, maaşını aldığında, ondan hi&ccedil;bir şey harcamaz, hepsini fakirlere dağıtırdı. Kendi el emeği ile ge&ccedil;inirdi. Topraktan tabak &ccedil;anak yapar, &uuml;&ccedil; dirheme satardı. Onun bir dirhemi ile bir daha tabak yapmak i&ccedil;in malzeme alır, bir dirhemini sadaka verir, bir dirhemiyle de evinin ihtiyacı olan şeyleri alırdı. </p>
<p> Med&acirc;yin&rsquo;de v&acirc;li iken, Şam&rsquo;dan bir kimse geldi. Yanında bir &ccedil;uval incir vardı. Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;yi tek bir hırka ile g&ouml;r&uuml;nce, iş&ccedil;i zannetti ve dedi ki: </p>
<p> &#8211; Gel şunu taşı! </p>
<p> Hz. Selm&acirc;n &ccedil;uvalı y&uuml;klendi ve y&uuml;r&uuml;meye başladı. Hz. Selm&acirc;n&rsquo;ı tanıyanlar, adama dediler ki: </p>
<p> &#8211; Sen ne yapıyorsun, bu v&acirc;lidir. Adam, Hz. Selm&acirc;n&rsquo;a d&ouml;n&uuml;p &ouml;z&uuml;r diledi: </p>
<p> &#8211; Kus&ucirc;rumu bağışlayınız, sizi tanıyamadım. &Ccedil;uvalı sırtınızdan indirin. </p>
<p> &#8211; Hayır, niyet ettim gideceğin yere kadar g&ouml;t&uuml;receğim. </p>
<p> &Ccedil;uvalı adamın evine kadar g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Hz. Selm&acirc;n b&ouml;ylesine de tev&acirc;zu s&acirc;hibi idi.<br /> &nbsp;<br /> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; bir sefer d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nde halife &Ouml;mer ile karşılaşır. Halife &Ouml;mer onu karşılayarak &quot;Ben seni Allah&#8217;ın kendisinden razı olduğu bir kul olarak g&ouml;r&uuml;yorum&quot;deyince o da &Ouml;mer&#8217;e &quot;O halde beni kızınla evlendir&quot;diye karşılık verdi. Halife &Ouml;mer&#8217;in cevap vermemesi &uuml;zerine de &quot;Hem beni Allah&#8217;ın kendisinden razı olduğu bir kul olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yl&uuml;yorsun. hem de beğenmiyorsun!&quot;dedi. Sessizce oradan uzaklaşan Halife &Ouml;mer&rsquo;in yakınları, ertesi sabah Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&#8217;nin yanına gelerek &quot;&Ouml;mer&#8217;in kızını istemekten vazge&ccedil;eceksin!&quot;dediler. Bunun &uuml;zerine Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; Allaha yemin ederim ben onun kızını halife ve emir olduğu i&ccedil;in istememiştim dedi. Bu olaydan sonra da&nbsp; Kinde oğulları kabilesinden bir kadınla evlendi&quot; Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&nbsp; hazretleri hanımı ile de g&acirc;yet z&acirc;hid&acirc;ne bir hayat s&uuml;rd&uuml;ler.  </p>
<p> &Ccedil;ok s&acirc;de bir hayat yaşayan Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, Halife Osman devrinde Hicri 36 yılında senesinde hastalandı. </p>
<p> Kendisini ziy&acirc;rete gelen Esh&acirc;b-ı kir&acirc;m nas&icirc;hat isteyince, onlara hasta olduğu h&acirc;lde, devamlı nas&icirc;hatte bulunuyordu. Bu hastalığı neticesinde Med&acirc;yin&rsquo;de&nbsp; vef&acirc;t etti. Vef&acirc;t ettiğinde ikiy&uuml;zseksen yaşında bulunuyordu. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, Peygamberimizden altmış civ&acirc;rında had&icirc;s-i şer&icirc;f riv&acirc;yet etmiştir. Bunlardan otuz kadarında Buh&acirc;r&icirc; ve M&uuml;slim ittifak edip, kitaplarına almışlardır. </p>
<p> İlim &ouml;ğretmeyi &ccedil;ok severdi. &Ccedil;ok &acirc;lim yetiştirmiştir. Eb&ucirc; H&uuml;reyre ondan had&icirc;s-i şer&icirc;f riv&acirc;yet etmiştir. </p>
<p> T&acirc;bi&icirc;nin b&uuml;y&uuml;klerinden ve o zaman Med&icirc;ne&rsquo;de Fukah&acirc;-i Seb&rsquo;a denilen, yedi b&uuml;y&uuml;k &acirc;limden biri olan K&acirc;sım bin Muhammed de Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;nin talebelerindendir. Onun derslerinde ve sohbetlerinde kem&acirc;le gelmiştir. </p>
<p> Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mın b&uuml;y&uuml;klerinden olan Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, g&acirc;yet az yerdi. Bir sofrada kendisine &ccedil;ok yemesi i&ccedil;in ısrar edilince, Peygamber aleyhissel&acirc;mın kendisine, &ldquo;İnsanların &acirc;hirette &ccedil;ok a&ccedil;lık &ccedil;ekecek olanları, d&uuml;nyada doyuncaya kadar yemek yiyenlerdir&rdquo; buyurduğunu haber verdi. </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Kendim g&ouml;t&uuml;receğim </p>
<p> &Ccedil;ok c&ouml;mert olan Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, g&uuml;nl&uuml;k gelirinin &ccedil;oğunu dağıtırdı ve el emeği ile ge&ccedil;inirdi. Fakirleri d&acirc;im&acirc; doyurur, onlarla beraber yerdi. Kendisi &ccedil;ok ihtiyar olduğu h&acirc;lde, kendi işini kendi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;. Birşey taşırken elleri titredi. Halk etrafına toplanır, &ldquo;Eşyalarını biz taşıyalım&rdquo; deyince, onlara, &ldquo;Hayır ben kendim g&ouml;t&uuml;receğim&rdquo; derdi. H&acirc;lbuki emrinde &ccedil;ok kişi vardı. </p>
<p> Yaşlı h&acirc;line rağmen, her zaman ilim &ouml;ğrenirdi. Bunun sebebini sorduklarında buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; İlim &ccedil;oktur, fakat &ouml;m&uuml;r kısadır. O h&acirc;lde &ouml;nce dinde zar&ucirc;r&icirc; l&acirc;zım olan ilimleri &ouml;ğren! Kalb ile bedenin h&acirc;li, k&ouml;r ve topal bir kimsenin h&acirc;li gibidir. K&ouml;r bir ağacın altına gider, fakat onda meyve olduğunu g&ouml;remez. Topal, ağa&ccedil;taki meyveyi g&ouml;r&uuml;r fakat alamaz. İl&acirc;h&icirc; ni&rsquo;metleri kalb bilmeli, inanmalı, beden de onunla &acirc;mil olmalı ki, &acirc;hiretteki sonsuz ni&rsquo;metlere kavuşmak nasip olsun. </p>
<p> &Ccedil;ok ağlamasının sebebini sorduklarında buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; &Uuml;&ccedil; şey beni devamlı ağlatır: Birincisi, Res&ucirc;l aleyhissel&acirc;mın vef&acirc;tı. Bu ayrılığa dayanamadım ve durmadan ağlıyorum. İkincisi, kabirden kalktığım zaman, h&acirc;lim ne olur bilmediğim i&ccedil;in ağlıyorum. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc; beni hesaba &ccedil;ektiği zaman, Cennetlik miyim, Cehennemlik miyim bilemiyorum. O zaman h&acirc;lim ne olur bilemiyorum, onun i&ccedil;in ağlıyorum. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri birg&uuml;n bir deve y&uuml;k&uuml; nafaka satın aldı. Bir kimse onu g&ouml;rd&uuml; ve sordu: </p>
<p> &#8211; Y&acirc; Selm&acirc;n, bu kadar nafakayı ne yapacaksın? Bunu bitirecek kadar &ouml;mr&uuml;n olduğunu biliyor musun? </p>
<p> Selm&acirc;n hazretleri buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; Nefs nafakasını aldığı zaman, insan rahat olur. Ondan sonra, nafaka ve başka birşey d&uuml;ş&uuml;nmeden, Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;nın zikri ile meşg&ucirc;l olabilir. İnsan nafakası tamam olunca, vesveselerden emin olur. </p>
<p> Selm&acirc;n-ı F&acirc;ris&icirc; hazretleri, arkasından bir kimsenin y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman, &ldquo;Bu h&acirc;l, sizin i&ccedil;in hayırlı, fakat benim i&ccedil;in fenadır&rdquo; buyurur, hi&ccedil; kimsenin, arkasından y&uuml;r&uuml;mesini istemezdi. </p>
<p> Kan&acirc;at etseydin! </p>
<p> Eb&ucirc; V&acirc;il diyor ki: </p>
<p> &ldquo;Bir arkadaşımla Selm&acirc;n hazretlerinin ziy&acirc;retine gittim. Bize bir miktar arpa ekmeği ile biraz da tuz getirdi. Arkadaşım dedi ki: </p>
<p> &#8211; Şu tuzun yanında biraz da sağter (kekik gibi bir ot) olsaydı. </p>
<p> Bunun &uuml;zerine Selm&acirc;n hazretleri, matarasını rehin vererek o otu aldı, geldi. Yemeği bitirince arkadaşım dedi ki: </p>
<p> &#8211; Bize verdiği ni&rsquo;mete kan&acirc;at ettiğimiz i&ccedil;in Allah&uuml; te&acirc;l&acirc;ya hamdederiz. </p>
<p> Selm&acirc;n hazretleri buyurdu ki: </p>
<p> &#8211; Eğer kan&acirc;at etseydin, benim matara rehin olmazdı.&rdquo; </p>
<p> Alevi Bektaşi inancında Selman-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;nin &ouml;nemi ve değeri &ouml;l&ccedil;&uuml;lerin dışına &ccedil;ıkacak kadar b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. &Ouml;yleki, ikrar kapısı tarikatta İmamlarımız Hz. Hasan ve Hz. H&uuml;seyin&rsquo;e Rehperlik etmiştir. Cem&rsquo;de 12 hizmetten birisi olup ilk ve son hizmeti yaparak Cemevi&rsquo;nin temizliğinden sorumlu olan &bdquo;Farraş Postu&ldquo; Selman-ı F&acirc;ris&icirc;&rsquo;ye aittir. Erenler Meydanı&rsquo;nı temizleyecek kadar p&acirc;k olan Selman&rsquo;a bundan dolayı Selman-ı P&acirc;k denilmiştir. </p>
<p> Hz. Muhammed&rsquo;in kırklar Cem&rsquo;ine ilk gelişinde Selman parsaya &ccedil;ıkmış, geriye sadece bir &uuml;z&uuml;m tanesi ile d&ouml;n&uuml;nce bunun bug&uuml;nl&uuml;k nasipleri olduğunu s&ouml;yleyerek Kainatın Efendisi&rsquo;nden bu &uuml;z&uuml;m tanesini oradaki b&uuml;t&uuml;n canlara paylaştırmasını istemiştir. Hz. Muhammed bunun ne demek olduğunu ve nasıl olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken Cebrail AS yetişerek eline billur bir kase vermiş ve o &uuml;z&uuml;m tanesini bu kasenin i&ccedil;inde ezmesini istemiştir. Peygamberin ezdiği bu &uuml;z&uuml;m&uuml;n suyu&nbsp; kırkların ilk dolusu olmuş, bu doludan alanların hepsi başta Hz. Muhammed olmak &uuml;zere kendinden ge&ccedil;erek semaha durmuşlardır.  </p>
<p> Selman-ı F&acirc;ris&icirc; uzun boylu, sık sa&ccedil;lı, teni buğday renginde olup g&uuml;zel y&uuml;zl&uuml; idi. Sakalının &ccedil;oğu siyah idi. Elbisesi, izar, rida, emameden ibaretti. &Uuml;lfeti k&uuml;lfetsizdi. Samimi ve munis, ge&ccedil;im ehli bir zat idi.<br /> Selman-ı F&acirc;ris&icirc;, 658 yılında İran Medain&#8217;de 280 (ikiy&uuml;z seksen) yaşında vefat etmiştir. </p>
<p> Selman Farisi hazretlerinin İslam tarihindeki yeri tartışmasız y&uuml;ksektir. Onun &uuml;st&uuml;n nitalikleri her iki kesim tarafından (S&uuml;nni ve Şii) onaylanmıştır. Onun hakkında Peygamberin şu &uuml;nl&uuml; hadisi yaygındır. &ldquo;Selman, bizim Ehl-i beyttendir&rdquo;. (1) </p>
<p> Peygamberimiz &rdquo;Allahu teala sevdiği d&ouml;rt kişiyi sevmem i&ccedil;in bana emir verdi, onlar Ali, Selman, Mikdat ve Ebuzer&rsquo;dir&rdquo; der. (2) </p>
<p> Bir başka hadisde &#8216;cennet d&ouml;rt kişiyi &ouml;zlemiştir: Ali, Mikdat, Ammar ve Selman&#8217; denmektedir.(3) </p>
<p> Yine bir hadisde &ldquo;Din yıldızlarda olsaydı Selman yine kavuşurdu&rdquo;(4)  </p>
<p> HZ. Ali&rsquo;ye Selman hakkında, der ki: &ldquo;Selman ilmin ilk ve sonun &ouml;ğrendi. Kurumayan bir deryadır . O bizim Ehli-beyttendir&rdquo;.(5)<br /> &nbsp; </p>
<p> Kaynaklar: </p>
<p> 1-Bu hadisi İbni Sad (tabakat) kitabında 4/83&rsquo;te, ibni Hişam (siyret) kitabında 3/78&rsquo;de, Hayrettin Zerkeli (Alam ) kitabında 3/112 ne (ELm&uuml;cid) s&ouml;zl&uuml;k kitabının Ansiklopedi b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde (selman) maddesinde ve daha bir &ccedil;ok kitaplarda yazılmıştır.<br /> 2-İbni Abdilber (istiap) kitabında (Selman) maddesinden. <br /> 3- Bu hadisi şerifi Ebu Naim (hilye) kitabında 1/190 da yazmıştır.<br /> 4-İbni Abdilber (istiap) kitabında 2/59 da.<br /> 5-İbni Abdilber aynı kitah, aynı sayfa <br /> 6-bni ebil hadid Şerh kitabında 2/131de <br /> 7-Ebu Bekir Cevheri&rsquo;nin (Sekiyfe) kitabından <br /> <a href="http://www.aleviyiz.org/showthread.php?t=4312">http://www.aleviyiz.org/showthread.php?t=4312</a><br /> <a href="http://site.mynet.com/zilanbaba/e2.htm">http://site.mynet.com/zilanbaba/e2.htm</a>  </p>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/selman-i-farisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Abdullah bin Abbas</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/abdullah-bin-abbas/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/abdullah-bin-abbas/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:26:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/abdullah-bin-abbas/</guid>
				<description><![CDATA[Abdullah bin Abbas Sevgili Peygamberimizin ve Şah-ı Velayet&#8217;in amcaları Hz. Abbasın oğludur. Annesi L&#252;babe binti Haris Hilaliyye olup, Halid bin Velidin teyzesidir. Hicretten birka&#231; sene &#246;nce Mekkede doğdu. 687 (H. 68) senesinde Taifte vefat etti. Abdullah bin Abbas doğduğu zaman, Peygamber efendimiz onu kucağına alıp; &#34;Allahım! Onu dinde fakih kıl ve Kitabını ona &#246;ğret.&#34; diye ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 36pt"> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Abdullah bin Abbas</span></strong>  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Sevgili Peygamberimizin ve Şah-ı Velayet&rsquo;in amcaları Hz. Abbasın oğludur. Annesi L&uuml;babe binti Haris Hilaliyye olup, Halid bin Velidin teyzesidir. Hicretten birka&ccedil; sene &ouml;nce Mekkede doğdu. 687 (H. 68) senesinde Taifte vefat etti.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Abdullah bin Abbas doğduğu zaman, Peygamber efendimiz onu kucağına alıp; &quot;Allahım! Onu dinde fakih kıl ve Kitabını ona &ouml;ğret.&quot; diye dua etti. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştan itibaren Peygamber efendimizin huzurunda ve hizmetinde bulunup iltifat ve ihsanlarına kavuştu. Hicretten sonra sekiz sene Mekke-i m&uuml;kerremede kalan Abdullah bin Abbas, hicretin sekizinci senesinde Mekkenin fethinden &ouml;nce Medineye ailesiyle birlikte hicret etti. Aklı, zekası, &ccedil;abuk kavrayışlılığı ile dikkati &ccedil;eken Abdullah bin Abbas, Peygamber efendimizin sağlığında Kuran-ı kerimin bir kısmını ezberledi. Peygamber efendimiz vefat ettiği sırada on &uuml;&ccedil; veya on d&ouml;rt yaşındaydı. Eshab-ı kiramın b&uuml;y&uuml;klerinin meclislerinde bulundu. İlim ve fazilette y&uuml;ksek dereceye ulaştı. Halife Osman devrinde Afrika seferine katıldı. Bu seferde İslam ordusu adına kendisine el&ccedil;ilik vazifesi verildi. Halife Osmanın &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesinden sonra Hz. Alinin yanında yer aldı. Basra valiliği vazifesinde bulundu. Sıffinde hazret-i Alinin kumandanlarından olup, Mekkeye oradan da Taife gitti ve vefatına kadar burada kaldı.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> &Ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonlarında g&ouml;zleri g&ouml;rmez oldu. Bunun i&ccedil;in şu beyti s&ouml;ylemiştir: &quot;Allah&uuml; teala g&ouml;zlerimden g&ouml;rme nurunu aldıysa, dilim ve kalbimde, o nur devam ediyor. Kalbim parlaktır, aklım da kusurdan uzakta, dilimde ise kılı&ccedil; gibi keskin bir tesir vardır.&quot;  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Uzun boylu, g&uuml;zel beyaz y&uuml;zl&uuml;, iri v&uuml;cudlu bir zat olan Abdullah bin Abbas, sakalını kına ile boyardı. Allah korkusundan dolayı &ccedil;ok ağlaması sebebiyle yanaklarında g&ouml;z yaşlarının bıraktığı izler g&ouml;r&uuml;n&uuml;rd&uuml;.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Abdullah bin Abbas, Eshab-ı kiram arasında ilminin &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ile tanınmıştı. İlimdeki y&uuml;ksekliği sebebiyle, kendisine Bahr-&uuml;l-İlim yani ilim deryası veya Hibr-&uuml;l-&Uuml;mme yani &Uuml;mmetin Alimi denildi. Bilhassa Kuran-ı kerimin tefsiri ve ayet-i kerimelerin izahında yani tefsir ilminde y&uuml;ksek bir dereceye sahipti. Bu vasfından dolayı Terc&uuml;man-&uuml;l-Kuran denilmişti. Abdullah bin Abbas;ın rivayetlerinden bazıları kitaplar halinde toplanmıştır. Bunlardan bir kısmı Firuzabadi, Tenvir-&uuml;l-Mikbas min Tefsir-i İbn-i Abbas adlı eserinde toplamıştır. Abdullah bin Abbas, 1660 kadar hadis bildirmiştir. Abdullah bin Abbasın g&uuml;nl&uuml;k &ccedil;alışmaları, plan ve intizam i&ccedil;inde ge&ccedil;erdi. Hangi g&uuml;n ne iş yapacağını &ouml;nceden tesbit eder ve onlara eksiksiz uyardı.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Benim i&ccedil;in gecenin az bir vaktini ilme ayırmak, b&uuml;t&uuml;n geceyi ibadetle ge&ccedil;irmekten daha iyidir.<br /> Her binanın bir temeli vardır. İslam binasının temeli de g&uuml;zel ahlaktır.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> İnsanlara hayrı &ouml;ğretenler i&ccedil;in, denizdeki balıklara varıncaya kadar, her şey, Allah&uuml; tealadan mağfiret diler.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Peygamber efendimizden rivayet ettiği bazı hadis-i şerifler şunlardır:  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Kuran-ı kerime saygı g&ouml;stermek, Kuran-ı kerimin anahtarı besmeledir.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Allah&uuml; tealanın size verdiği sayısız nimetler i&ccedil;in onu seviniz. Beni de Allah&uuml; tealayı sevdiğiniz i&ccedil;in seviniz.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Kemal; doğru konuşmak ve doğrulukla iş g&ouml;rmektir.  </p>
<p style="margin-left: 36pt"> Beş şeyden &ouml;nce beş şeyi fırsat ve ganimet bil: İhtiyarlık gelmeden gen&ccedil;liği, hastalık gelmeden sıhhati, yoksulluk gelmeden zenginliği, meşguliyet gelmeden boş vakti ve &ouml;l&uuml;m gelmeden hayatı ganimet bil.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/abdullah-bin-abbas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Said bin Kays</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/said-bin-kays/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/said-bin-kays/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:26:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/said-bin-kays/</guid>
				<description><![CDATA[Said bin Kays]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 36pt"> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Said bin Kays</span></strong> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/said-bin-kays/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Murtefi bin Vezza</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/murtefi-bin-vezza/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/murtefi-bin-vezza/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:25:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/murtefi-bin-vezza/</guid>
				<description><![CDATA[Murtefi bin Vezza]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 36pt"> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Murtefi bin Vezza</span></strong> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/murtefi-bin-vezza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Kamber Ali Sultan Hazretleri</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/kamber-hazretleri/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/kamber-hazretleri/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/kamber-hazretleri/</guid>
				<description><![CDATA[Kamber Ali Sultan Hazretleri]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 36pt"> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Kamber Ali Sultan Hazretleri</span></strong>  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/kamber-hazretleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Muhammed bin Ebu Huzeyfe</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/muhammed-bin-abu-hazika/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/muhammed-bin-abu-hazika/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:24:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/muhammed-bin-abu-hazika/</guid>
				<description><![CDATA[Muhammed bin&#160;Ebu Huzeyfe&#160;]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Muhammed bin&nbsp;Ebu Huzeyfe</span></strong>&nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/muhammed-bin-abu-hazika/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Haşim bin Utbe</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hathim-bin-utbe/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hathim-bin-utbe/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:24:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hathim-bin-utbe/</guid>
				<description><![CDATA[Haşim bin Utbe]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 36pt"> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Haşim bin Utbe</span></strong> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hathim-bin-utbe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Haris Şeybani</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/haris-theyhani/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/haris-theyhani/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/haris-theyhani/</guid>
				<description><![CDATA[Haris Şeybani]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Haris Şeybani</span></strong>  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/haris-theyhani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Abul Heyşemat</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/abu-el-hitham/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/abu-el-hitham/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:24:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/abu-el-hitham/</guid>
				<description><![CDATA[Abul Heyşemat]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left: 36pt"> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Abul Heyşemat</span></strong>  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/abu-el-hitham/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Abdullah bin Haris</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/abdullah-bin-adiel/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/abdullah-bin-adiel/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:23:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[17 KEMERBESTLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/abdullah-bin-adiel/</guid>
				<description><![CDATA[Abdullah bin&#160;Haris]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <strong><span style="font-size: 13.5pt; font-family: Arial">Abdullah bin&nbsp;Haris</span></strong>  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/abdullah-bin-adiel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
