<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KARMATİLER &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/kategori/bilinen-alevi-toplumlari/karmatiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Nov 2007 08:06:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>HALLAC- I MANSUR ÖGRETISI VE KARMATILER</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hallac-i-mansur-ogretisi-ve-karmatiler/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hallac-i-mansur-ogretisi-ve-karmatiler/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Nov 2007 08:06:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KARMATİLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hallac-i-mansur-ogretisi-ve-karmatiler/</guid>
				<description><![CDATA[Antires Mansur &#160; HALLAC- I MANSUR &#214;GRETISI VE KARMATILER Mansur oglu H&#252;seyin el &#8211; Hallac ( 244 / 858 &#8211; 309 / 921 ) Fransiz bilgin Louis Massignon tarafindan kaleme alinmis ve incenlemistir. Hallac&#8217;in yasadigi Abbasi d&#246;neminde Bagdat y&#246;netimini elinde bulunduran bagnaz Islam halifesi Muktedir ortaligi kasip kavururken sarayinda akil almaz derecede l&#252;ks yasam s&#252;rmekteydi ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Antires Mansur <br /> &nbsp;<br /> HALLAC- I MANSUR &Ouml;GRETISI VE KARMATILER<br /> Mansur oglu H&uuml;seyin el &ndash; Hallac ( 244 / 858 &ndash; 309 / 921 ) Fransiz bilgin Louis Massignon tarafindan kaleme alinmis ve incenlemistir. <br /> Hallac&rsquo;in yasadigi Abbasi d&ouml;neminde Bagdat y&ouml;netimini elinde bulunduran bagnaz Islam halifesi Muktedir ortaligi kasip kavururken sarayinda akil almaz derecede l&uuml;ks yasam s&uuml;rmekteydi ; binlerce kadin cariye , taze oglanlar hizmetindeydi , &uuml;stelik, Bizans k&ouml;kenli sevgilisi icin &uuml;cy&uuml;z bin Dinarlik taki hediye ederek takiyor ve g&ouml;renlerin g&ouml;zlerini kamastiriyordu bu saray ihtisami .Diger yandan halk sefalet icinde kivranirken r&uuml;svet ayyuka cikiyor insanlar saraya karsi icerleniyordu.Karabosa , tefecilik, soygunlar siradan hale gelen normal yasam bicimini almisti. Daha dogrusu sistem &ouml;mr&uuml;n&uuml; doldurmus yikilacagi g&uuml;nlerini bekliyor, halk ise adaletli bir d&uuml;zenin gelmesini &ouml;zl&uuml;yordu . Tam bu arada sufi &ouml;nderi C&uuml;neyd&rsquo;de de ters d&uuml;sen devrimci bir Sufi olan Hallac d&uuml;zene kafa tutuyordu . <br /> Hallac , islam tarihinin en b&uuml;y&uuml;k Israfil suru sayiliyor ve kiyametler kopariyor etkileri onbir asirdir islam d&uuml;nyasina yayiliyor isyanlar bas g&ouml;steriyordu </p>
<p> Bu isyanlarin en b&uuml;y&uuml;g&uuml; basini zenci liderin cektigi el &ndash; Cezire ve Basra havalesinde k&ouml;le olan Afrika k&ouml;kenlilerin baslattigi Sahibuzzenc adi gecen Ali b. Muhammed isyanidir ( h. 255 miladi 869 ). <br /> Rey kentinde dogan Sahibuzzenc Ali b. Muhammed ez- zenc (270 / 883) idam edilir . Bu zenci lider kararli korkusuz ve acimasiz kati y&uuml;rekli, g&ouml;z&uuml;n&uuml; budaktan esirgemeyen m&uuml;kemmel bir eylem adamiydi . Tedhisci olmasi, kan d&ouml;kmesini sevmesi, onun savasci olmasini seckin hale getiriyor isyana &ouml;nder yapiyordu. Birazda Ismaili gelenegini bizlere hatirlatmaktadir. H. 249 da Bahrey&rsquo;ne gidip daha bir s&uuml;re sonra Irak&rsquo;a d&ouml;nerek h. 255 de isyanin basina gecmistir. <br /> Ehlibeyit soyundan geldigini s&ouml;ylemesi tipik bir halki etkileme kurnazligini secen bu sahis, onu halkla b&uuml;t&uuml;nlestirmis <br /> kutsal insan haline getirmistir. Bu soydan gelme inanc gelenegi, b&ouml;lge halklarinin tarihinde az rastlanilmis bir olay degildir ki , kendisinin Afrika k&ouml;kenli olmasini bir kenara atmazsak. Ehlibeyitlerin zulme tabi g&ouml;r&uuml;lmesi, kellelerinin havada ucusmasi ve siriklara takilip ibreti alem diye sokaklarda dolastirilmasi , b&ouml;lgede kini artirarak devrimci isyanin mayasini olusturmaktaydi. Iktidarin Islami temsil etmesi karsisinda b&ouml;ylesi bir muhalefet taktigi kacinilmaz olmustu. <br /> Sahibuzzenc , k&ouml;leleri calistiklari tarlalari isgale sevkederek m&uuml;lk sahiplenme b&uuml;y&uuml;s&uuml;yle ezilmisliklerin kurtararak k&ouml;le ruhundan &ouml;zg&uuml;r insan rununa gecmesini sagliyordu. O zaman da bu duygu ulvi nimetinden daha cok cazibeli bir maddi kazanimdi, insanlara hayranlik kazandiriyordu. Basra havalisinde muhtare adini verdigi bu yerler artik g&uuml;n&uuml;m&uuml;z dilinde kurtarilmis b&ouml;lgelerdi. <br /> Zenci Bedevi ve Sii gruplarinin &ouml;nemli kesimini birlestirerek arkasina &ouml;nemli bir kitle alan Sahibuzzenc , Abbasi iktidarina <br /> karsi direnisin birinci yilinda &Uuml;b&uuml;leyi d&uuml;s&uuml;rerek eline gecirdi. Zafer kazanmanin hizina hiz katan ikinci kent Ahvaz <br /> digerini izledi.Ikinci yil Basra&rsquo;yi yagmalayan asiler Vasit&rsquo;i <br /> da ele gecirince Abadan kenti kendiliginden teslim olur. Alti ay savasin s&uuml;rd&uuml;g&uuml; iki grup sonrasi d&uuml;sman komandani <br /> Ca&rsquo; lan Sahip idam edildi. Ikinci komutan olan T&uuml;rk asilli <br /> Ebu Hilal ve d&ouml;rt bin kisilik ordusu bozguna ugrayarak digerinin kaderini paylasti. Artik sans ve basari Isyanci Sahip <br /> in pesini birakmayip talih onun y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&uuml;ld&uuml;r&uuml;yordu. <br /> Zenciler h. 265 te Numaniye&rsquo;yi ve arkasindan Rameh&uuml;rm&uuml;z K&uuml;rtlerin denetiminden alarak Merkez karargah Muhtare&rsquo;nin g&uuml;c&uuml;n&uuml; pekistirdi. Ne varki bu yerel savas taktiklerinin sonu d&uuml;sman ordusunun d&uuml;zenli birlikleri tarafindan mercek altina alinmisti. Halife Mutemid kardesi olan el-Muvaffak komutan olarak birliklerin basina g&ouml;revlendirildi . Kesin bastirilmasi gereken talimati alan bu komutan asi isyancilarin &uuml;zerine olanca g&uuml;c&uuml;yle y&uuml;r&uuml;d&uuml; ve Sahibuzzzenc 270 / 883 te le gecirerek idam edip Bagdat sokaklarinda cesedini dolastirdi ibret &ndash; i alem diye. Zenciler, yenilgi sonunda bile direncleri kirilmamisti ve &ouml;l&uuml;m kalim savasi sonucu, b&uuml;t&uuml;n hiziyle ikinci perdeye birakti. H.282 yilina kadar s&uuml;ren ikinci d&ouml;nem birinci d&ouml;nemi kadar yipratici olmadigini iddia eder Tabari.(1) </p>
<p> * 1 &#8211; Tarih 9/410 &ndash; 667 ibn&uuml;l &ndash; Esir el- kamil f-it &ndash;tarih 7/205 -413 Mes&rsquo; udi 4/194 &#8211; 209 </p>
<p> HALLAC VE ISYAN </p>
<p> Zenci isyaninin (h. 255 ) de basladigini yukarida yazmistik , bu tarihlerde Hallac hen&uuml;z 11 yaslarda oldugu biliniyor. Bundan h. 260 yilinda zamanin &uuml;nl&uuml; sufisi olan Sehl b. Abdullah et &ndash;T&uuml;steri (&ouml;lm.283/896) den ders alan Hallac, iki yil kadar egitimi devam ettirmis.Daha sonra Basra&rsquo;ya geldiginde Amr b.Osman el-Mekki ( 297/909)nin yaninda ders almaya devam ediyordu. Bu tarihler zenci isyanlarinin zirveye ciktigi d&ouml;nemlerdir. Abbasi Sultan&rsquo;inin yaptigi ve onlarin hukukunun ruhani d&uuml;nyayla hic bir iliskisinin olmadigini g&ouml;ren Hallac&rsquo;i bir bilgi derinligi sarmis olmali ve de mayalanma d&ouml;nemidir . Onun d&uuml;s&uuml;ncelerinin Sii&rsquo;likle hic bir baglantisi olmamasina ragmen Sii&rsquo;ler ona b&uuml;y&uuml;k bir destek vermistir. Buradaki destek Sii&rsquo;lerin g&ouml;rd&uuml;kleri zulmun kahredici acilarindan dolayidir , yoksa Sii&rsquo;lerin etksi ne olabiliridi ki ? Kaldi ki bu y&uuml;ce saygin bilgi adaminin hic bir &ouml;gretisinde gecmiyor , gecmedigi gibi Sii imami liderlerden bekledigi ilgiyi g&ouml;rmedigide iddia konusudur. Sadece Sii emekci kesiminin bir kismi destek vermis ve Hallac&rsquo; da bu destegi arkasina almistir, ama , Karmati ve Fatimi destegi y&uuml;zde y&uuml;zd&uuml;r. <br /> KARAMATI &#8211; HALLAC SENTEZI <br /> Karmati &ouml;gretisinin idolojik sekillenmesi tamamiyle kabuk icinde gizli bir &ouml;zd&uuml;r, bu gize Alevilikte SIR denmektedir. SIR, korunma amaciyla bilimsel felsefi cekirdekleri dini termonlojik kelimeler kavramiyla kabuk seklinde &ouml;rtmekten baska bir sey degildir. Tarihsel tecr&uuml;beler bu taktiksel prensibi dogrulmis ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar getirmislerdir. Islam kaynaklari Karamatilige akil almaz sekilde yalan s&ouml;yleyerek carpitip saldirmislardir . Bu saldiri &ldquo; firak &ndash; i dalle &ldquo; (sapik gruplar ) s&ouml;ylemi her ne kadar asagilama amaci ile s&ouml;ylenmisse de onun felsefi mirasina da hirsizlik yaparak caktirmadan sahip cikarak &ouml;gretilerinden yararlanmislardir. Ibn Arabi I.S. (1165/ 1240) bunlardan sadece birisidir. Kendisi End&uuml;l&uuml;s uygarligi d&ouml;nemi Ispanyanin Mursie sehrinde dogmus ve Sam&rsquo;da &ouml;lm&uuml;st&uuml;r. Onlarin beyanlarini ve haksiz yargilarini &ouml;zetle anlatip yargiliyacagiz. Islamin &ouml;nemli simalarindan diger birisi ise, Gazali (&ouml;lm.557/111). <br /> Prof. Yasar Nuri &Ouml;zt&uuml;rk&rsquo;e g&ouml;re, Karmatiler, &ldquo;baldiri ciplak taifesi &ldquo; degil, tam aksine ; erdem, ahlak , ve fikir &uuml;reten bilginler adamlardir.(2) </p>
<p> Taberi ( &ouml;lm. 310/922) ise daha farkli bir yaklasimla Karmatiligi Islam&rsquo;in bir ekolu olarak yorumlar .(3) <br /> Karmatiler adini karmati kurucu olan Hamdan b. Es&rsquo;as el Karmat isimli &ouml;nderden almistir.&Ouml;gretilerini &ldquo;Ihvanussafa Risalaleri &ldquo;( Resailu Ihvani&rsquo;s Safa ) adli eserde b&uuml;t&uuml;nlestirmislerdir. Karmati muhalefet hareketinin Zenc isyaniyla dogrudan bir baglantisinin kaniti olarak K&uuml;fe&rsquo;deki Sahibuzzenc ile Karmat g&ouml;r&uuml;smesi tarihe Taberi tarafindan not d&uuml;s&uuml;lm&uuml;st&uuml;r.(4) </p>
<p> Karmati &ouml;gretisinin derinligi ve &ouml;rg&uuml;tlenme ilkelerinin gizliligi &ouml;ylesine kati ve displinliydiki onun tarihini yazanlarin ve okuyucularin akillarina durgunluk vermekteydi. Bu gizlilik &ouml;rg&uuml;t gelenegi Babai ve Simavnali ve daha sonra Massonluk <br /> gibi &ouml;rg&uuml;tlerde ve Alamut kalesi direnis &ouml;rg&uuml;t&uuml; lideri .Hasan Sabah &ouml;rg&uuml;t&uuml;nde de etkisini g&ouml;stermistir. <br /> Karmatilkte ve Alevilikte ki ve Ismaili&rsquo;likteki Ali soyundan gelme olayinin gercek nedeni Islam devlet egemenligini yikmak icin kitlelelerin etkisi altinda kaldigi Islam n&uuml;fuzuna hitap ederek halife d&ouml;g&uuml;s&uuml;n&uuml; taktiksel olarak kiskirtmak ve kendi lehine kullanmak , bu taktik oldukca zeki ve zekice oldugu kadar da onlara agir darbe vurdugu su g&ouml;t&uuml;rmez gercektir. <br /> Karmatiler&rsquo;de Ali soyundan gelmenin sadece arac oldugunu ve tarifinide de s&ouml;yle yapmaktadirlar; Karmati &ouml;gretisine g&ouml;re I mamet , cesedi bir intikal degildir , imamet bir tefhiz( ruhsal &ndash; d&uuml;s&uuml;nsel idolojik sekillenme) olayidir ki her soydan her bir cografyadaki insana tekab&uuml;l edebilir. Bu d&uuml;s&uuml;nce Alevilik &ouml;gretisinde gecen &ldquo; Belimden d&uuml;sen degil yolumdan giden bendendir &ldquo; s&ouml;ylemiyle &ouml;rt&uuml;smektedir. Soy degil huy&rsquo; dur buradaki vurgu . Insanin elbetteki huy denen karekterine sekil veren d&uuml;s&uuml;nce, aklin; duygular &uuml;zerindeki taahak&uuml;msel fenomenidir. <br /> Karmatilerde ki &ouml;greti insani olan militanlara veril isim ise <br /> Dai&rsquo; liktir . yasadigimiz tarihleri inceledegimizde Filo- sofi, sofi ( sufi ) ve Teo-sofi kavramlarini ve iceriklerini anlamakta g&uuml;cl&uuml;k cekmeyiz. Bug&uuml;nk&uuml; cagda teorisyen anlamina gelir ayni zamanda Pir olarak kendi misyonunu izhar eder . <br /> Karmati idolojik d&uuml;nyasini batini &ndash; zahiri kavramlari bilgi derinligi acisindan o d&ouml;nemde fevkalede &ouml;nem arz eder. Batinilik , insanin kendi ic d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;s&uuml;n&uuml;, ayni zamanda ruhani d&uuml;nyasini kendi &ouml;gretileri temelinde kavramlastirir .Zahirilik ise insanin yasaminda cemali zuhur halidir. Ibn Arabi bu konuyu celali &#8211; cemal i olarak aciklar ve kurnazca Karmati &ouml;gretilerini Ibn Sina&rsquo; nin Yunan &ouml;gretilerini kendi d&uuml;s&uuml;ncesiymis g&ouml;sterdigi gibi, o da kendisinin ki oldugunu ilan eder. <br /> Karmatilik t&uuml;m&uuml;yle Yunan felsefesi olup kendisine Islam dini motivasyonu sekline b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rm&uuml;st&uuml;r. Bunun diyalektik bakis acisi oldugunu d&uuml;s&uuml;nerek o g&uuml;nk&uuml; ruhani d&uuml;nyanin kendi toplumlarina Maya &ndash; hamur seklinde teorinin politiklesmis bicimini verdigini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. <br /> Bu tarihlerde kendi icersinde zamanla idolojik ayrismalarinida yakinda izleyen tarihciler Gulat-i Sia&rsquo;yi ( asiri Sia ) sapma olarak elestirdiklerini s&ouml;ylerler. <br /> Karmatiligin idologu olarak ibrelerin bir kisiyi g&ouml;stermedigini dogruluyan tarihciler bu iddia&rsquo;nin kaniti olarakda Hamdan el-Karmat, H&uuml;seyin el- Ahvazi, Meymun el- Kaddah isimlerinin bile saibeli olduklarina vurgu yaparlar.Bu isimlerin gercek olup olmadigi tartismalidir,diye eklerler. <br /> Peki neden b&ouml;ylesi bir belirsizlik mevcuttur ? Karmati &ouml;rg&uuml;tlenmesi o kadar gizli esaslari vardiki cogu zaman bile icine girenler Dai&rsquo; inin kim oldugunu bilmek ve anlamakta g&uuml;cl&uuml;k cekiyordu. Bu sadece ilagelitenin desifre olmamasinin &ouml;n&uuml;ne gecilmesini &ouml;nlemek amaciyla disiplin kuraliydi.Bu &ouml;nlem Ihvan Risalaler adli ana &ouml;greti icinde gecerli olup &ldquo; tarihin bilinmezleri &ldquo; diye gizlilige erisilmesin diye mistik bir havaya soktuklari olgusu bilincimize capmaktadir. <br /> &Ouml;rg&uuml;tlenmenin, istihbaratin gizlilik esaslari akillara durgunluk verecek derecede m&uuml;this olduguyla yetincegiz . Dailer ( davetciler, Karmat m&uuml;belligler) halk arasinda sadece kod isimleriydi. Haberlesmelerin Cifir ( sifre) halinde &ouml;zel numaralanmis harflerle vasitalandirildigini g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ki haliyle parola &ndash; sifre sistemi olarak varligini devam ettirmektedir. Kaynaklarin belgesi olarak sunulan lider Abdullah b. Meymun el- Kaddaf&rsquo; ta mevcut g&ouml;r&uuml;ld&uuml;g&uuml;n&uuml; s&ouml;yler . <br /> Gizlilik esalari; bilgideki derinlik , s&ouml;zdeki dogruluk, sahisyetteki agirlik , insanda ki aselet vasiflari , halk kitlelelerini etkileyerek hayranlik verirken ; askeri disiplin, g&ouml;z&uuml; peklik g&ouml;z&uuml;n&uuml; kirpmadan ates icerisine atan ve onun &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;yen Hasan Sabah&rsquo;in fedailerini hatirlatan c&uuml;retlli cikislar bir diyardan diyara yayilmakta olup d&uuml;smani dehsete d&uuml;s&uuml;r&uuml;yordu. Abbasi halifesi Me&rsquo;mun bu esen kasirganin g&uuml;c&uuml;n&uuml; fark ettikce saklanacak delik ariyor ve saray istihbarat seflerini toparlayip bu belanin estigi noktayi kesfetmek istiyordu. Artik kaleler bir biri ardina d&uuml;st&uuml;kce halife deliye d&ouml;n&uuml;yordu ve bir kivilcim parladi aniden canavar halifenin kafasinda onlari kandirmak kurnazligi yer eder , Hasan b. MusaTirmizi adli bir Karmati taraftarini saraya davet eder kendisinden sonra Hilafete gecmesi icin Ehli &ndash;beyitten bir uygun bir zat &ouml;nermesini ister. Halife, ufkunun genislemesi icin bazi Kuran ayetlerinin sembolik anlamlarini c&ouml;zmesi icin Hasan b. Musa&rsquo; dan bir ricada bulundu. Hasan bu konunun ehli olan dai&rsquo;nin bilecegini kendisinin bu bilgiye kadir olmadigini izah ederek Halifenin merakini giderir. Halife ise, and icerek kendisini Imam&rsquo;in( dai ) bilgisinin kollarina atacagini kendisinde sonra saraya Halife icin onu atayacagini s&ouml;z verir g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Hasan b. Musa gaza gelerek halifeye inanir ve bu &ouml;nemli haberi Imam&rsquo;a iltecegini anlatacagini s&ouml;z vererek b&uuml;y&uuml;k bir sevincle Saray&rsquo;dan ayrilir ve yola cikar . Hasan b. Musa ,uygun zamanda Karmatilerin lideri olan Imama halifeyle arasinda gecen bu g&ouml;r&uuml;smeyi anlatir . Imam&rsquo;in bu haber &uuml;zerine y&uuml;z&uuml;n&uuml; alayci sekilde bir g&uuml;l&uuml;mseme alir ve Hasan&rsquo;a derki : &ldquo; oglum sen gayesine ulasmak icin her t&uuml;rl&uuml; yola bas vuran bir canavar zalime nasil inanirsin , bu oyunlar daha &ouml;nce bize karsi defalarca oynandi , git sen tekrar gizli imami bulamadigini ve basarsiz oldugu s&ouml;yle &ldquo; <br /> Hasan, g&ouml;r&uuml;s&uuml;nde israr eder Halifenin dogru s&ouml;zlerine kanaat getirdigine vurgu yapar. Imam, Hasan&rsquo;in b&ouml;ylesi bir aldatici bir tezgaha inanmasi karsisinda ki safliga karsi su &ouml;neriyi sundu : &bdquo; Peki oglum, madem ki inaniyorsun Halifenin s&ouml;ylediklerine git ona de ki aradiginiz gizli imam benim . Eger dogruluguna getirdigin s&ouml;ze sadiksa seni saygiyla karsilayip Halifelige aday g&ouml;sterecektir. Ondan sonrasini d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;z &bdquo; . <br /> Hasan , Saray&rsquo;a varir varmaz Halife bekledigi bilgi geldi diye sevincle Hasani kucaklayip yanina oturttu. Hasan , Halife&rsquo;den s&ouml;zlerine sadik kalabilmesi icin yeniden yemin etmesini istedi g&uuml;vence olarak, gizli imam&rsquo;in kendisi oldugunu s&ouml;ylemesi karsisinda Halifenin sevincle isiyan y&uuml;z&uuml;n&uuml;n yerini korkunc bir gergin tuhaf bir hal aldigini g&ouml;ren Hasan nihayet gercegi sezdi. <br /> Halife Me&rsquo;mun derhal cellatlari cagirip Hasan&rsquo;in idamini istedi.Bunun &uuml;zerine Hasan: &bdquo; Allah benim imamimdan razi olsun. Seni nasil da tanimis ! S&uuml;k&uuml;rler olsun ki ,sana g&uuml;venim , o b&uuml;y&uuml;k imamin adini ve yerini sana bildirmeme sebab olmadi. &ldquo;(5) </p>
<p> Me&rsquo;mun, aldatildigini anladi. Ve Hasan el Tirmizi, safligin cezasini basiyla &ouml;dedi.(6) </p>
<p> Karmatilerin, ilk merkezi 278/890 daki Vasit&rsquo; tir. Burada Dar&uuml;l-Hicre adiyla Karmatilerin ilk karargahi olusturulur.Bu merkezden saga sola propuganda militanlari olan Dai&rsquo; ler g&ouml;nderilirdi, ayni zamanda y&ouml;netilen isyanlarin anaakargahi durumundaydi. <br /> Ikinci &ouml;nemli merkezlerden olan Bahreyn ve Halic b&ouml;lgesinde olusturulmus ve komutanligina Ebu Said el-Cennabi(&ouml;lm.301/913) getirilmistir. Bu komutan ayni zamanda Imam olmasinin yaninda askeri yeteneklerinin kati kurallarina <br /> son derece bagliydi, bagli oldugu kadar acimasizligiyla tarihe &ouml;enmli bir not d&uuml;sm&uuml;st&uuml;r. </p>
<p> (2) Y. Nuri &Ouml;zt&uuml;rk Hallac-i Mansur ve eseri Yeni boyut yayinlari sayfa 32 <br /> (3) Tarih, 10/25 <br /> (4) Tarih Taberi 10/27 <br /> (5) Y.Nuri &Ouml;zt&uuml;rk Hallac-i Mansur ve eseri Yeni boyut yayinlari sayfa 37 <br /> (6) Galip 208- 211 </p>
<p> Mesleginin becerisi olan savas taktiklerinin yaninda d&uuml;sman cephesinin komutani olan Abbas b.Amir Ganevi emrindeki askerleri t&uuml;m&uuml;yle esir alip yaktigi s&ouml;ylenir. Ayrica Hac kafilelerini baskin sadirilari d&uuml;zenleyerek kilictan gecirdigini de eklersek Abbasi Halifesinin y&ouml;netimindeki topraklara b&uuml;y&uuml;k bir korku salan d&uuml;sman kamplarini yerle bir eden Kizil Kasirga s&ouml;ylemini hak etmis olur. Bununla birlikte Cennabi sonrasi yerine ogul, Ebu Tahir S&uuml;leyman el- Cennabi gecer. <br /> Tay anasini gecer misaliyle babasini arattirmayan ogul Cennabi tam anlamiyla kiyamet adini hak ettigini isbetliy s&ouml;ylememiz gerekir. Hilafet makamina ecel terleri d&ouml;kt&uuml;ren bu komutanin &uuml;st&uuml;ne g&ouml;nderilen iki ordu da bozguna ugratilir.Birincisine Abdullah b.Hamdan komuta ederken, ikincisine ise Yusuf b. Sac , komuta ediyordu. Yusuf b. Sac, baslangicta biraz direnmisse de sonunda o da ayni hezimete ugramaktan kurtulamamistir..(6) </p>
<p> Ebu Tahir, Kabe baskini olayi ile Karmati tarihinde es g&ouml;r&uuml;lmemis bir ilerici eylem yapip Hacer&uuml;lesved&rsquo;i yerinden s&ouml;kerek alaci sekilde Ahsa&rsquo;ya g&ouml;t&uuml;rm&uuml;st&uuml;r. 317/930 yilinda Kabe&rsquo;de toplanan Hacilari toplayip kilictan gecirdikten sonra Kabenin &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml; yirtar Zemzem suyu kuyusunu tahrip eder ve Hacer&uuml;lesved&rsquo;i yerinden s&ouml;ker.(7) <br /> Bu &uuml;nl&uuml; eylem hakkinda t&uuml;rl&uuml; t&uuml;l&uuml; sayeler ve yorumlar yapilmissa da Ebu Tahir yaptigi eylemin dogrulugunu savunarak eylemin arkasinda durmus Halife Muktedir Billah&rsquo;a su mektubu g&ouml;ndermis: &ldquo; Eger bu &#8220;Allah&#8220;&rsquo;in evi (Beytullah ) dediginiz yer, gercektende &ouml;yle olsaydi hic kuskusuz simdi g&ouml;kten &uuml;st&uuml;m&uuml;ze ates yagacakti. Ama durum hicde &ouml;yle degil. Biz o Kabe&rsquo;de araliksiz cahiliyye hacci yapmaktayiz.Gercek su ki Arsin Rabbi olan Allah ne ev edinir ne de siginak&rdquo; <br /> Halife &Ouml;mer&rsquo;e g&ouml;re; ise Hacer&uuml;lesved&rsquo;in hikayesi s&ouml;yledir: &ldquo;Allah&rsquo;a yemin olsunki , ey tas, sen sadece bir tassin. Ne zarar verebilirisin , ne de yarar saglayabilirsin.Ama Allah Resul&uuml;&rsquo;n&uuml;n seni &ouml;pt&uuml;g&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;g&uuml;m icin sana dokunamiyorum.&rdquo; <br /> Burada da anlasilacagi gibi Aleviler ezelinden berri dogmalara karsi cikmis, onlarin Tanri anlayisini yermis ve onlari cileden cikararak alay etmislerdir. B&uuml;t&uuml;n Alevi sairlerinin suurla yazdigi siirler ortadadir. Asagida ki siir sadece biri &ouml;rnegi teskil etmektedir. <br /> Y&uuml;celerden y&uuml;ce g&ouml;rd&uuml;m <br /> Erhapsin sen y&uuml;ce Tanri <br /> Alem okur kelam ile <br /> Sen okursun hece Tanri <br /> Er atasiyla anilir <br /> Filan oglu falan diye <br /> Anan yoktur baban yoktur <br /> Sen benzersin pice Tanri <br /> Kildan k&ouml;pr&uuml; yaptirmissin <br /> Gelsin kulum gecsin diye <br /> Hele biz s&ouml;yle duralim <br /> Yigit isen sen gec e Tanri </p>
<p> Garip kulunu yaratmissin <br /> Derdi mihnete katmissin <br /> Onu aleme atmissin <br /> Sen cikmisin uca Tanri <br /> Kaygusuz Abdal yaradan <br /> Gel ice g&ouml;r su curadan <br /> Kaldir artik perdeyi aradan <br /> Gezelim bilece Tanri </p>
<p> Tarihci Arnold Toynbee Tabiata tapinmanin suuralti ve kitle psikolojisini su ifadlerle aciklar : &bdquo; Dinlerden , baska bir deyisle insanin suuraltindan tabiata tapma egilimi asla s&ouml;k&uuml;l&uuml;p atilamamistir. B&uuml;y&uuml;k dinler bile belirgin emirleri icine tabiata ibadeti (worship of nature) koymuslardir. Hacer&uuml;lesved, hatta Kabe bunun &ouml;rneklerinden biridir.(8) </p>
<p> Karmatiler yazdiklari tarihin baslangicinda kentlesme ve yerlesim b&ouml;lgelerine b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem vermislerdir. Liderlerinden Ebu Hatim el-Burani ve Ebul Fevariz Basranin g&uuml;neyi ve Katif civari yerlesim merkezini &uuml;c&uuml;nc&uuml;s&uuml;n&uuml; olusturmaktaydi. Bir baska yerlesim merkezi olan Suriyede Selemiyye&rsquo;dir, burasi oldukca Karmatiler icin araziye uygun olmakla birlikte manevra alanlarini rahatlaigi acisindanda &ouml;nem arz etmekteydi. Tarihciler bu sehirlesme merkezlerin mimari olarak Abdullah el&ndash;Mubarek adli lider kadrosunu izah ederler . Abdullah el&ndash;Mubarek&rsquo;in kesfinden sonra Ahvazda bulunan Imam Abdullah b.Muhammed&rsquo;e bir ilmuhaber yazarak Selemiyye&rsquo;yu uygun yer olarak belirleyip , t&uuml;ccar kiliginda oraya giderek yerlesti ve arkasindan, oglu Ahmed ve diger kurmaylardan Abdullah b. Meymun, Abdullah b. Said , Abdullah b. Hamdan izledi. <br /> Merkezi yerlesim yeri olmakla birlikte karargahlarinida artik yayma g&ouml;stergesiydi bu planlar. &Uuml;nl&uuml; teorisyenler rahatlikla calisabilecekleri bu merkezlerin bir olan Selemiyyede &ouml;nemli bir toplandi d&uuml;zenlediler. D&ouml;rd&uuml; kadin olmak &uuml;zere sekis kisiden olusan kisler sunlardi : H&uuml;seyin b. Zikarveyh, Said b.el-Cennabi, Isa b.Musa, Haris b.Mesud, bu heyetin erkekleridir. Ridvan kizi Ulya, Dindan kizi Sa&rsquo;da, Zikraveyh kizi Rukkiyye , Cennabi&rsquo;nin kizi Leyla ise kadinlari olusturuyordu.(9) </p>
<p> Burada da Islam inacinda kadinin yeri olmamasina ragmen Karmatilikte g&ouml;r&uuml;ld&uuml;g&uuml; gibi aksi bir bakis acisi ve pratik g&ouml;zleniyor. Demek ki, kadinin toplumdaki yeri hic de birilerinin iddia ettigi gibi yery&uuml;z&uuml;ndeki cehennem degildir.Kaldi ki bu b&ouml;lgelerde diger dinlerin mesuplari olarak halk gruplari da vardir ama bunlarda s&ouml;z edilmemekte. Bug&uuml;n bile S&uuml;ryani, Yahudi ler halen varliklarini su veya bu sekilde s&uuml;rd&uuml;rmekte olup Asurilerin ekseriyeti g&ouml;ze carpmaktadir. <br /> Selemiyye kentini Kahire izledi. Kahire&rsquo;nin kurucusu Ubeydullah b. el-Mehdi&rsquo;nin torunu olan el-Muizz li Dinillah ( &ouml;lm.365/975 ) dir. Ayni zamanda Ezher universitesinin kurucusudur. Dedesi Ubeydullah ise Fatimi devletinin kurucusudur. <br /> Karmati kadrosu bir yandan vurucu timler &ouml;rg&uuml;tlerken ayni zamada dahiler olan birinci derecede bilgi adamlariydi bu &ouml;rg&uuml;t kadrosu . C&ouml;l&rsquo;&uuml;n kavurucu sicaginda sosyal adalet icin verilen kavgada, hayli b&uuml;y&uuml;k bir kitle destegine sahip olan bu insanlar &ouml;rg&uuml;tlerini artik devletlestirerek herkesin calisip &uuml;retime katilmasiyla tipik bir klasik Sosyalist sistemin yaraticisi ve uygulayicisiydilar . Idolojilerinin k&ouml;kleri Yunan felsefesine dayanmakta olup Islami da ince bir cilayla r&uuml;tis yaptiklari g&ouml;ze carpmakta. Bu politika sanati toplumun icinde bulundugu sartlar ve diger yandan yilarca h&uuml;km&uuml;n&uuml; s&uuml;rd&uuml;ren Yunan k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n etkilerinden kaynaklaniyordu. </p>
<p> (6) cenabilerin savaslari Taberi 10/71-79 <br /> (7) ibnul &ndash; Esir ; el- Kamil ,8 /147 vd <br /> (8) Aktaran Y. Nuri &Ouml;zt&uuml;rk sayfa 42 <br /> (9)Galip, 17o-171 <br /> Kaynak: http://f28.parsimony.net/forum68217/messages/1720.htm </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hallac-i-mansur-ogretisi-ve-karmatiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>İslam Bolşevikleri Karmatiler</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/yslam-bolthevikleri-karmatiler/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/yslam-bolthevikleri-karmatiler/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 10 Nov 2007 08:02:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KARMATİLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/yslam-bolthevikleri-karmatiler/</guid>
				<description><![CDATA[İsmail Kaygusuz Babek&#8217;in &#246;l&#252;m&#252; (837) Hurremilerin g&#252;c&#252;ne vurulan &#246;l&#252;mc&#252;l bir darbe oldu. Buna rağmen İran&#8217;ın batı eyaletlerinde 9. y&#252;zyılın sonlarına kadar yaşamaya devam ettiler. Bunlar 9. y&#252;zyılda b&#252;y&#252;k y&#252;kseliş g&#246;steren Karmatiliği besledi. Hurremilerin b&#252;y&#252;k &#231;oğunluğu Karmati oldular. &#214;zellikle Babek-Hurremiliğin merkezi olan Badh sakinleri ve Jibal (Cebel) K&#252;rtlerinin b&#252;y&#252;k bir b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; oluşturan Hurremiler toptan Karmatilere katıldılar. ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İsmail Kaygusuz</p>
<p> Babek&rsquo;in &ouml;l&uuml;m&uuml; (837) Hurremilerin g&uuml;c&uuml;ne vurulan &ouml;l&uuml;mc&uuml;l bir darbe oldu. Buna rağmen İran&rsquo;ın batı eyaletlerinde 9. y&uuml;zyılın sonlarına kadar yaşamaya devam ettiler. Bunlar 9. y&uuml;zyılda b&uuml;y&uuml;k y&uuml;kseliş g&ouml;steren Karmatiliği besledi. Hurremilerin b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu Karmati oldular. &Ouml;zellikle Babek-Hurremiliğin merkezi olan Badh sakinleri ve Jibal (Cebel) K&uuml;rtlerinin b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; oluşturan Hurremiler toptan Karmatilere katıldılar. Eğer Karmati &ouml;ğretisi İran&rsquo;ın doğu ve g&uuml;neyinde &ccedil;ok başarılı olduysa, bunu kısmen &uuml;lkeyi onlara hazırlamış olan Hurremilere bo&ccedil;ludurlar. (Gulam H&uuml;seyin Sadıki: &ldquo;Les Mouvements Religieux Iraniens IIme et IIIme Si&eacute;cles en İran. Paris 1938: 276-277)</p>
<p> Karmatiliğin kurucusu ve bu &ouml;ğretiye adını veren Aşat oğlu Hamdan Karmat, K&uuml;fe yakınında Savad&rsquo;da oturan bir y&uuml;k taşıyıcı, yani hammaldı. Kendisini yetiştiren Al-Huseyin al-Ahvazi (&ouml;lm. 865-6) adında bir İsmaili dai&rsquo;siydi. Hamdan&rsquo;nın ikinci ismi Karmat (&Ccedil;oğl. Karamita) s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; Arami k&ouml;kenlidir ve &ldquo;kızıl g&ouml;zl&uuml; ve kısa bacaklı&rdquo; anlamlarına gelmektedir. </p>
<p> Karmat-Karamita, Grek&ccedil;e gramma-grammata/gramma-grammata (yazı-yazılar) s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden geldiğini s&ouml;yleyenler de vardır. Taberi&rsquo;ye g&ouml;re ise Arami k&ouml;kenli bu s&ouml;zc&uuml;k, &ldquo;gizli bilgi, gizemli bilgi &ouml;ğreten&rdquo; demektir. </p>
<p> Hamdan Dava&rsquo;yı K&uuml;fe &ccedil;evresindeki k&ouml;ylerde, Irak&rsquo;ın diğer g&uuml;ney kesimlerinde ve daha geniş b&ouml;lgelere Dai&rsquo;ler (&ccedil;ağırıcı, davet&ccedil;i) g&ouml;ndererek &ouml;rg&uuml;tledi. Karamita diye anılan yandaşları hızla artmaya başladı. O zamanlar, Suriye&rsquo;den y&ouml;nlendirilen bir merkezde birleştirilmiş (İsmaili) Dava vardı. Bağdad yakınında Kalwadha&rsquo;da karargaha sahip olan Hamdan, ilişkide bulunduğu merkezdeki &ouml;nderlerin otoritesini kabul eder g&ouml;r&uuml;nd&uuml; ve asıl kişiliğini sır olarak sakladı. Hamdan Karmat&rsquo;ın hızlı başarısına yardım eden en b&uuml;y&uuml;k &ouml;ge, 14 yıl s&uuml;ren ve Abbasi y&ouml;netimini sarsan Zenci k&ouml;le-iş&ccedil;ilerin yukarıda anlattığımız b&uuml;y&uuml;k ayaklanması oldu.</p>
<p> Hamdan Karmat, Abdullah b. Maymun&rsquo;un d&uuml;ş&uuml;ncelerini tam anlamıyla İsmaili (Aleviliğinin) gizli &ouml;ğretisine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;ş. Yola giriş derecelerinden ge&ccedil;erek en y&uuml;ksek buyruk ve kuralların uzmanı olmuştu. Bu kuralların g&uuml;c&uuml;n&uuml; kavrayan zeki bir kişi olarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k toprak sahipleri yerleşik k&ouml;yl&uuml;ler ve &ccedil;&ouml;l&uuml;n &ccedil;ocukları Bedeviler &uuml;zerindeki ağır vergileri, Nebati k&ouml;yl&uuml;leri arasındaki gerginlikleri bizzat k&ouml;r&uuml;kledi. Bunlar arasında yoğun propaganda uyguladı. Hatta Karmatiler, Bağdad aristokratları ve daha &ccedil;ok aydınlar arasında gizli dernekler halinde &ouml;rg&uuml;tlenmişlerdi.1 Karmatiler kom&uuml;nistik ilkeleri toplum yaşamında uygulamayı denediler. &Ouml;yle ki, bazı &ccedil;ağdaş yazarlar onlara &ldquo;İslam Bolşevikleri&rdquo; adını takmıştır. Prof. Hitti, </p>
<p> &ldquo;Onlar, hoşg&ouml;r&uuml;rl&uuml;l&uuml;k ve eşitliği &ouml;ne aldılar; iş&ccedil;ileri ve zanatkarları loncalarda, yarattıkları inan&ccedil;sal t&ouml;renler i&ccedil;erisinde &ouml;rg&uuml;tlediler. İslam loncalarının en erken tanımı sekizinci y&uuml;zyılda İhvan ı- Safa Risaleleri&rsquo;nde (tarihi yanlış verilmiş olan bu yapıt hakkında, yazının sonunda kısaca bilgi vereceğiz. İ. K.) g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ki, bunlar bizzat Karmati&rsquo;lerdir&rdquo; </p>
<p> diye yazmaktadır. Bu ticaret loncaları hareketi, Batı&rsquo;ya ulaşıp Avrupa loncalarının Free Masonry bi&ccedil;imini etkilemiştir. (Asghar Ali Engineer: The Origin and Development of Islam, s.207-208) </p>
<p> 1. Irak&rsquo;ta Karmati Sosyalistik Devletinin Temeli Atılıyor </p>
<p> Irak Karmatileri, 880 yılına doğru sayıca olduk&ccedil;a artmıştı. Hamdan daha &ouml;nce, Ali b.Muhammed al-Burkui&rsquo;ye ittifak &ouml;nerisi yaptıysa da, Zenci &ouml;nderi olumlu bakmadı. 874-75&rsquo;den sonra onlar tarafından Karmatilere başvurular g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Aslında olması gereken bu ittifak ger&ccedil;ekleşmedi. (Aleviliğin) Karmati ihtilalci hareketi, politik g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; ve mistsizmin uyuşukluğu i&ccedil;inde memnuniyetsizliğin artmış olduğu İmami Şiiler arasında da geniş yandaş topladı. (Farhad Daftary, agy. s.116-117)</p>
<p> Hamdan&rsquo;ın başyardımcısı İsmaili-Aleviliğin en b&uuml;y&uuml;k Dai&rsquo;lerinden biri olan kayınbiraderi Abdan idi. Abdan (&ouml;lm. 899) aynı zamanda Karmatiliğin siyasal kuramcısıydı; Belagat adını verdiği kitabında gizli yedi derece yarattı ve onu uygulamaya girişti. Irak&rsquo;da, G&uuml;ney İran ve Bahreyn&rsquo;de Zikravayh b.Mihravayh ve Abu Said al-Cenabi gibi Dai&rsquo;ler g&ouml;revlendirdi.</p>
<p> Y&uuml;kselen Karmati hareketi, Zenci ihtilalinden beri G&uuml;ney Irak &uuml;zerinde tam egemenliğini kuramamış olan Abbasilerin dikkatinden ka&ccedil;maya devam etti. 890-891&rsquo;de Hamdan, Karmatiler i&ccedil;in K&uuml;fe yakınlarında bir toplu yaşama yeri olan Dar al-Hicra kalesini kurdu. 892 yılında Bağdad y&ouml;netimi, K&uuml;fe&rsquo;den gelen bazı haberler temelinde yeni tehlikenin farkına varmaya başladı. Ancak Karmatilerin 897&rsquo;deki ilk başkaldırı hareketine karşı hemen &ouml;nlem alınamadı. </p>
<p> Irak&rsquo;ta neler oluyordu? Hamdan ile Abdan ne yapıyorlardı? Bağdad&rsquo;ın ilgisizliği onlara yaramıştı. Aşağı Mezopotamya verimli olmasına rağmen &ccedil;ok sağlıksız bir b&ouml;lgeydi. &Ccedil;ok sayıda ge&ccedil;ici tarım iş&ccedil;isi &ccedil;alıştırılmak &uuml;zere bu kesime &ccedil;ekilmişti. Hamdan ve Abdan &ccedil;eşitli b&ouml;lgelerden gelmiş ağır baskı altındaki k&ouml;yl&uuml;ler arasında yandaşlarını hazır buldular. Kom&uuml;nistik bir d&uuml;zenin propagandasını yaparak, bu k&ouml;t&uuml; koşullardaki tarım &ccedil;alışanlarının sempatisini kazandılar. Hamdan ilk &ouml;nce &ccedil;eşitli operasyonlar yapabileceği bir &uuml;s alanı kurmayı tasarladı. Nuvayri &lsquo;Nihayat al Arab&rsquo; adlı yapıtında bu &uuml;ss&uuml; ş&ouml;yle tanımlıyor:</p>
<p> &ldquo;Bundan sonra b&uuml;t&uuml;n Dai&rsquo;ler toplandı. T&uuml;m gereksinmelerini sağlayacak bir yer sağlamaya karar verdiler. Burası onların saklanma-korunma yeri ve &ccedil;eşitli b&ouml;lgelerden gelmiş g&ouml;&ccedil;menlerin (Karmatilerin) merkezi, toplandıkları yer olacaktı. K&uuml;fe &ccedil;evresinde kırsal alanda bir yer se&ccedil;tiler. Burası y&uuml;ksek kayalık ve u&ccedil;urumları bulunan bir yerdi. Buraya aşılması ve ulaşılması g&uuml;&ccedil; bir kale inşa ettiler. Genişliği 13.44 m. olan surların &ccedil;evresinde geniş hendek vardı. Bu kale inşaatını &ccedil;ok kısa bir zamanda tamamlayıp, onun i&ccedil;inde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir bina yaptılar. Heryandan gelen kadın ve erkekleri buraya yerleştirdiler. Adına Dar al Hicra (G&ouml;&ccedil;menler Evi) denildi. Yıl: Hicri 277 (891)&rdquo;2 </p>
<p> Hamdan kom&uuml;nistik modele &ccedil;ok yakın, m&uuml;kemmel bir ekonomik sistem geliştirdi. Hamdan&rsquo;ın sayesinde Arab kabileler arasında İsmaili Aleviliği fazlasıyla yayıldı. Her yandan toplanıp gelen insanlar, b&uuml;y&uuml;k ve tek bir aile gibi buraya yerleşmeye başladılar. Hamdan m&uuml;lklerden, koyunlar ke&ccedil;iler ve ziynetten gelen gelirleri toplamak i&ccedil;in k&ouml;ylerdeki Dai&rsquo;leri g&ouml;revlendirdi. Bu toplananlar ortak hazineyi oluşturdu. Buradan giyinip &ccedil;ıplaklıklarını &ouml;rt&uuml;nd&uuml;ler. Harcamalar, duyulan ihtiyaca g&ouml;re yapılıyordu. Hi&ccedil;kimse yoksul değildi. Ve hi&ccedil;kimse bir diğerinden zengin değildi. B&uuml;t&uuml;n erkekler, daha fazla &uuml;reterek daha fazla itibar kazanmak i&ccedil;in &ccedil;alışıyorlardı.</p>
<p> Kadınlar &ouml;rg&uuml; ve dokumadan, &ccedil;ocuklar kuş bakımından kazandıklarını biriktirdiler. Sonra herkes kazan&ccedil;larını getirip Dai&rsquo;ye teslim etti. Hi&ccedil; kimse kılıcından ve silahından başka bir şeyin sahibi değildi. Bu ekonomik siyasetle Karmatiler, pek &ccedil;ok gayri memnun kabileleri ve (Mevali) yabancılar kendilerine &ccedil;ektiler. Ana &uuml;s alanı olarak hizmet g&ouml;ren kalelerinden, Abbasi iktidarı kalelerine h&uuml;cumlar yaptılar. (Asghar A.Engineer, agy.s.31)</p>
<p> Halife al-Mutadid, Irak&rsquo;ta 900 ve 902 yıllarında Karmatilerin &uuml;&ccedil; başkaldırı girişimini bastırdı. Nawbakti ve Al Kummi&rsquo;nin Karmati &ouml;ğretisinin yaratıcılarının Hamdan Karmat ve Abdan olduğunu yazması; İbn Rizam ve Akhu Muhsin&rsquo;in de bunu onaylamalarına rağmen Fatımi İsmaili kaynakları bu iki &ouml;nemli kişinin adını bile anmazlar. Bu durum merkezi &ouml;nderlikle, yani doğrusu Fatımi İsmaililerle aralarında &ccedil;ıkan anlaşmazlığı bağlanabilir. (F. Daftary, agy.s. 117) Belki daha doğrusu Fatımi hanedanının ortodokslaşması, yani Şeriatla uzlaşmasından kaynaklanabilir.<br /> ________________________________________<br /> asli<br /> 05-09-2007, 02:45 PM<br /> 2. İran Karmatileri</p>
<p> İsmaili Aleviliğinin Karmati hareketi, 870&rsquo;lerde Irak&rsquo;tan başka yerlerde de başlamıştı. G&uuml;ney İran&rsquo;daki dava, Irak Karmati &ouml;nderlerinin g&ouml;zetiminde ortaya &ccedil;ıktı. Abu Said al-Hasan al-Cennabi, Fars kıyısı &uuml;zerindeki Cannaba&rsquo;da doğmuş. Eğitimini ise Abdan&rsquo;dan almıştı. &Ouml;nce bu b&ouml;lgede b&uuml;y&uuml;k başarılar kazanmış olan Abu Said başka yere g&ouml;nderilince, oraya Abdan&rsquo;ın kardeşi al-Mamun atanmış. Al-Mamun kendini &ouml;ylesine saydırıp kabul ettirmişti ki, oradaki Karmatiler Mamuniyya adıyla anılıyorlardı. (F. Daftary, agy. s.118)</p>
<p> 3. Bahreyin Karmatileri</p>
<p> Hamdan, 886&rsquo;larda davanın ulaşmış olduğu Doğu Arabistan&rsquo;da Bahreyn&rsquo;e 894 yılında Abu Said al-Cennabi&rsquo;yi g&ouml;nderdi. Bahreyn&rsquo;deki davayı ona emanet etti. Tanınmış bir yerli ailenin &ouml;nderi olan Al-Hasan b.Sanbar&rsquo;ın kızıyla evlenen Abu Said, orada oturan İranlılar ve Bedeviler arasında hızla taraftar kazandı. 899&rsquo;a doğru, Rabii kabilesinin &ouml;nemli desteğiyle Abu Said, Bahreyn&rsquo;in b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; egemenleği altına aldı. Doğu Arabistan kıyıları &uuml;zerindeki Katif&rsquo;i de ele ge&ccedil;irince Basra&rsquo;ya da korku salmaya neden oldu. 900&rsquo;de Bahreyn Karmatileri,Bahreyn&rsquo;in eski başkenti ve Abbasi valilerinin oturduğu Hacar&rsquo;ın dış mahallelerini kontrol&uuml; altına aldılar.</p>
<p> Halife Mutadid, onlara karşı g&ouml;n&uuml;ll&uuml;lerden kurulu 2000 kişilik bir birlik g&ouml;nderdiyse de hepsi yok edildi. 903&rsquo;de uzun bir kuşatmadan sonra Hacar&rsquo;a boyun eğdirildi. Abu Said karargahını Al Ahsa&rsquo;ya taşıdı. 906&rsquo;da burasını başkent yaptı. Abu Said&rsquo;in ikinci halefinden sonra bu &ccedil;evrede bir kale inşa edildi. Daha sonra Bahreyn Karmatileri, Yamama ve Uman dahil bitişik b&ouml;lgelere egemenliklerini genişlettiler. Abu Said ger&ccedil;ekten hemen hemen 2 y&uuml;zyıl s&uuml;rm&uuml;ş olan zengin ve başarılı bir devlet kurmuştu. Ancak, sadece S&uuml;nni Abbasi devletinin değil, aynı zamanda Fatımilerin de tehdidi altında bulunuyordu. (F. Daftary, s.119)</p>
<p> Abu Said&rsquo;den sonra yerine oğlu Abu&rsquo;l Kasım (913-23) ge&ccedil;ti. Arkasında Abu Tahir S&uuml;leyman Bahreyn Karmati devletinin 20 yıl başında kaldı ve S&uuml;nni Abbasi halifelerine kan kusturdu. Irak ve Suriye i&ccedil;lerine yaptıkları s&uuml;rekli akınlarla kentleri ve diğer yerleşim birimlerini yağma ediyorlardı. Basra, K&uuml;fe, Al Anbar gibi kentler Abu Tahir&rsquo;in defalarca yağmasına uğradı. 927&rsquo;de Bağdad&rsquo;ı ele ge&ccedil;irmesine az kalmışti. Munis al-Kadim tarafından zorlukla &ouml;nlendi. Hac mevsiminde, b&uuml;y&uuml;k g&ouml;sterişler i&ccedil;inde ve k&ouml;lelerin taşıdığı omuzarabalarıyla (tahtırevanlarla), Mekke&rsquo;ye hacı olmaya giden zenginlerin katıldığı b&uuml;y&uuml;k kervanların soyulması &acirc;det olmuştu. Abu Tahir S&uuml;leyman&rsquo;ın bilinen en b&uuml;y&uuml;k saldırı ve talan eylemi 930 yılının Ocak ayında, 600 atlı ve 900 y&uuml;z yaya askeriyle Mekke&rsquo;yi basmasıdır. Bu baskında b&uuml;y&uuml;k camiler yıkılmış ve Kabe&rsquo;ye de saldırıda bulunularak, kutsal sayılan cennetten geldiğine inanılan Hacer al-Esved (kara taş) yerinden s&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş. Al Ahsa&rsquo;ya, başkente g&ouml;t&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Taş 951 yılına kadar orada kalmıştır. Bununla İslam &ccedil;ağının sonunun geldiğine işaret ediyorlardı. Hacer al- Esved&rsquo;in geri verilmesi ve hacılara bir daha saldırılmaması i&ccedil;in Bağdad, her yıl Bahreyn Karmati devletine y&uuml;kl&uuml; bir vergi vermeye başlamıştı. Kara Taşı ise, ancak 934 anlaşması gereğince ve Fatımilerin ricası &uuml;zerine, 21 yıl sonra kendileri g&ouml;t&uuml;r&uuml;p yerine koydu. </p>
<p> Savaş ganimetleri, talanlar, har&ccedil; ve vergilerden gelen t&uuml;m kazan&ccedil;lar Karmati toplumunun Dar al Hicra&rsquo;larındaki ortak hazinesine yatırlıyordu. Bir sosyalistik federe devlet sistemi i&ccedil;erisinde ayrı b&ouml;lgelerdeki başkentler-Dar al-Hicra&rsquo;lar birbirleriyle ilişki halindeydiler. </p>
<p> Abu Said tarafından daha da geliştirilen y&ouml;netim d&uuml;zeninde &lsquo;ortak&ccedil;ı ve eşitlik&ccedil;i ilkeler&rsquo; b&uuml;y&uuml;k rol oynamış. Bu ilkeler, herkesin aynı şeylere sahip olması, tarım arazisini işlenişi, vergilerin toplanması, harcamaların d&uuml;zenlenmesi ve olanakları kısıtlı olanlara &ccedil;eşitli tiplerde devlet yardımı yapılmasında g&ouml;z&uuml;k&uuml;r. Devlet birey yaşamının her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;vencesini sağlamıştır. Elbette ki, kendi dışında bulunan d&uuml;nyanın aynı y&ouml;netim sistemine ge&ccedil;meden uzun s&uuml;re yaşayamıyacaklarını d&uuml;ş&uuml;nemediler. </p>
<p> Toplum işlerinin y&ouml;netimi Al İkdaniyya adını taşıyan danışma meclisinin kararlarıyla ger&ccedil;ekleşiyordu. Bu Meclis etkili ailelerin temsilcileri ve y&uuml;ksek dereceli memurlardan (Dailer) oluşuyordu. Devlet, Bahreyn Karmatilerinin, yani vatandaşların iyiliği ve sağlığı i&ccedil;in vardır. Orada kurulan devlet d&uuml;zeni; İbn Hawkal gibi keskin g&ouml;zlemci ve 1051&rsquo;de Al Ahsa&rsquo;yı ziyaret eden Nasır Husrev gibi yazarların bir&ccedil;oğunda hayranlık uyandırmıştır. (Farhad Daftary, agy. s.119-120) Nasir Khusrev&rsquo;in Bahreyn Karmatilerinin başkenti al Ahsa ya da Lahsa&rsquo;yı ziyareti ve g&ouml;zlemlerinin tamamını aşağıda vereceğiz. </p>
<p> Heterodoks İslam, yani Alevi inan&ccedil;lı Arap, K&uuml;rt, T&uuml;rk, Bedevi, Nebati, Pers, Nubialı, Arami vb. &ccedil;eşitli etnik k&ouml;kenden gelmiş insanlardan oluşan Karamati toplumunun kurduğu, yaklaşık ikiy&uuml;z yıl s&uuml;ren Karmati Sosyalistik Federasyonu&rsquo;nun sonuncusu Bahreyn Karmati devletinin yıkılmasında da, Babek-Hurremilerde olduğu gibi yine T&uuml;rklerin rol&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;yoruz. Sultan Melikşah&rsquo;ın kumandanlarından Artuk Bey, 1076-77 yılında, Abbasi halifesi adına Al Ahsa ve Bahreyn&rsquo;e yaptığı bir seferde Karmatileri tamamıyla itaat altına alıp Bağdad&rsquo;a bağlıyor. (E. Mer&ccedil;il: M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk Devletleri Tarihi. Ankara 1991: 243) Son olarak, Urfalı Mateos Vekayinamesi&rsquo;nde, 1157-58&rsquo;de bir Hıristiyan beyinin Besni yakınındaki Kaysun kalesinde kardeşine &lsquo;Karmud, yani Karmati denilen bazı adamlar verdiğini&rsquo; s&ouml;yl&uuml;yor kaleyi koruması i&ccedil;in. (Urfalı Mateos Vekayi-Namesi (952-1136) Ve Papaz Grigor&#8217;un Zeyli (1136-1162), T&uuml;rk&ccedil;eye &ccedil;eviren: Hrant D.Andreasyan, 2.Baskı, Ankara 1987: 316, dipnt. 62) Bu g&ouml;steriyor ki, Karmati inan&ccedil;, yaşam g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve d&uuml;ş&uuml;ncesi 12. y&uuml;zyılda Anadolu&rsquo;ya girmiştir. 70-80 yıl sonraki b&uuml;y&uuml;k Babai halk ayaklanmasının inan&ccedil;sal ve kuramsal tohumlarını Karmatiler atacaklardır. </p>
<p> 4. Nasir Husrev&#8217;in Sefername&#8217;sinde Bahreyn Karmatilerinin Başkenti AL-AHSA</p>
<p> İsmaili Dai&#8217;si Nasir Husrev, Hamiduddin Abu Muin Nasir bin Khusrav bin Harith al-Kubandiyani adıyla tanınmış bir ozan, bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;. Kendisi, Doğu&#8217;nun ger&ccedil;ek akıl sıralamasında baş yeri alır. 1003 yılında doğdu ve 1047&rsquo;de Mısır&rsquo;a gitmeden &ouml;nce Sel&ccedil;uklu Sultanı Ertuğrul&#8217;un kardeşi emir &Ccedil;ağrı Bey&#8217;in sarayında katip olarak &ccedil;alışıyor ve vergi toplama g&ouml;revi yapıyordu. </p>
<p> B&uuml;y&uuml;k bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve geniş bilgi sahibi bir yazar olduğundan başka, Nasir Husrev ayrıca &ccedil;ok se&ccedil;kin bir gezgindi. Belh&rsquo;den Mısır&rsquo;a, oradan Mekke&rsquo;ye, sonra da Basra yoluyla İran&rsquo;a ve son olarak Belh&rsquo;e d&ouml;nerek katettiği uzaklık, t&uuml;rbeler ve benzeri yerlere yaptığı kısa gezintiler sayılmadığı halde, yaklaşık 2220 parasang / fersah (13 320 km.) tutmaktadır. Kardeşi Abu Said ve bir Hintli hizmet&ccedil;i ve bazı y&uuml;k hayvanlarının eşlik ettiği gezisi 1045 yılı i&ccedil;inde başladı. 1047&#8217;de Mısır&#8217;a vardı. Fatimi halifesi al-Mustansir ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml; ve orada 1050&#8217;ye kadar &uuml;&ccedil; yıl yaşadı. Aynı yıl Horasan ve Badahşan&rsquo;a h&uuml;ccet olarak atandı ve d&ouml;n&uuml;ş başladı. Bug&uuml;n Afganistan, Tacikistan, &Ccedil;in, &Ccedil;itral, Hunza, Gilgit, Pamir, Yarkent vb. b&ouml;lge ve &uuml;lkelerde milyonlarca İsmaililerin varlığı kuşkusuz onun yorulmak bilmeyen &ccedil;alışma ve &ccedil;abalarına bor&ccedil;ludur. O yaşamının geri kalanını, 1088&rsquo;de &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; Yamgan&rsquo;ın &ccedil;ıplak ve soğuk vadisi i&ccedil;inde ge&ccedil;irdi. &ldquo;Wajh-i Din&rdquo;in (Ed.: Ghulam Reza Aavani, Tehran 1977: 1) girişinde Seyyed Hossein Nasr, onu ş&ouml;yle tanımlar: </p>
<p> &ldquo;O en b&uuml;y&uuml;k İslam filozofudur ve genelde İslamın, &ouml;zelde ise İsmaililiğin b&uuml;y&uuml;k aydın kişiliği olarak incelenmeye her zaman layıktır.&rdquo;</p>
<p> Bu kısa girişle tanıtmaya &ccedil;alıştığımız Nasir Husrev&#8217;in Mısır&#8217;daki yaşadığı s&uuml;reyi de i&ccedil;ine alan yaklaşık 7 yıllık gezisini anlattığı &quot;Sefername&quot; adlı kitabını, 1986&#8217;da Jr. W.M. Thackston, ilk kez tam olarak İngilizceye &ccedil;evirmiştir. Bu yapıtın &ldquo;Lahsa&#8217;nın (Al-Ahsa) Tanıtımı&rdquo; b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n tam T&uuml;rk&ccedil;e &ccedil;evirisini aşağıda veriyoruz. B&ouml;ylece bir g&ouml;rg&uuml; tanığının ağzından; Bahreyn Karmatileri başkentinın, yıkılışından (1076-77) 25-26 &ouml;nceki durumu hakkında ayrıntılı bilgi edinmiş olacağız:<br /> ________________________________________<br /> asli<br /> 05-09-2007, 02:46 PM<br /> &ldquo;Yamama&rsquo;dan Lahsa&rsquo;ya kırk fersah (6&#215;40 km) tutuyor. Kış mevsiminde rahatlıkla seyahat edilebilir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kuyularda i&ccedil;ilecek yağmur suları toplanmaktadır. Yazın bu kuyular kurudur. Hangi y&ouml;nden olursa olsun, Lahsa kentine ulaşmak i&ccedil;in u&ccedil;suz bucaksız &ccedil;&ouml;l&uuml; ge&ccedil;meniz gerekir. Kendine &ouml;zg&uuml; bir y&ouml;neticime sahip olan Lahsa&rsquo;ya en yakın kent Basra, y&uuml;z elli fersah (900 km) uzaklıkta bulunmaktadır. Ama, Lahsa&rsquo;ya saldırma girişiminde bulunan bir Basra y&ouml;neticisi asla olmadı.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Kasaba uzağında yeralan b&uuml;t&uuml;n k&ouml;yler ve bağlantıları (&ccedil;iftlikler, tarla, bağ-bah&ccedil;eler İ. K.), kurutulmuş &ccedil;amur tuğla, yani kerpi&ccedil;ten yapılma d&ouml;rt konsantrik (i&ccedil;i&ccedil;e) daireler durumundaki kuvvetli surlar tarafından kuşatılmıştır. Bu surlar arasındaki uzaklık aşağı yukarı bir fersahtır (6 km.) ve kasabanın i&ccedil; tarafında, her biri beş değirmen taşı yuvarlaklığında (&ccedil;apı 4,50 / 5.00 m.) muazzam kuyular vardır. B&ouml;lgenin b&uuml;t&uuml;n suyunun, hi&ccedil; kimse duvarların dışına &ccedil;ıkmasın diye kullanıma konulması zorunluğu vardı. Ger&ccedil;ekten bu surların i&ccedil;erisinde, bir b&uuml;y&uuml;k kentin b&uuml;t&uuml;n donanımına sahip, muazzam bir kasaba kurulmuştur.3 Al-Ahsa&#8217;da yirmi binden fazla asker vardı.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Diyorlardı ki, halkı İslamı uygulamaktan alakoyan ve onları namaz kılma ve oru&ccedil; tutma gibi dinsel zorunluluklardan kurtaran y&ouml;netici bir Şerif vardı. B&ouml;yle konularda en y&uuml;ksek yetkili kendisinin olduğu iddiasıyla bunları ger&ccedil;ekleştirdi. Onun adı Abu Said&rsquo;di.(Hakkında yukarıda geniş bilgi verildi. İ.K.) kasaba halkına hangi mezhebe bağlı oldukları sorduğunuz zaman, Busaydi (Abu Saidci İ.K.) olduklarını s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Onlar ne namaz kılıyor ne oru&ccedil; tutuyorlar, fakat Muhammed&rsquo;e ve onun peygamberliğine inanıyorlardı. Abu Said kendilerine, &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra yeniden aralarına d&ouml;neceğini s&ouml;ylemiş ve onun mezarı kentin i&ccedil; kısmına yapılan g&uuml;zel bir t&uuml;rbeye konulmuştu. O, altı manevi oğluna, kendisi yeniden (yaşama) d&ouml;n&uuml;nceye kadar kurduğu y&ouml;netimi, aralarında kavga etmeksizin eşitlik ve adalet i&ccedil;inde s&uuml;rd&uuml;rmeleri gerektiği buyruğunu vermişti. Şimdi onlar, devlet konutu olan ve altı kralın hepsini bir yerde uzlaştıran bir makamın bulunduğu bir saraya sahiptir. Orada tam bir uyum ve ahenk i&ccedil;inde y&ouml;netimlerini s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorlar. Bu kralların aynı zamanda altı tane de vezirleri bulunmaktadır. Kralların hepsi birden sıra halinde tahtlarında otururlarken, vezirler de karşılarındaki diğer koltuklara, ya da sedirler &uuml;zerine yerleşiyorlar. B&ouml;ylece b&uuml;t&uuml;n (devlet) işleri karşılıklı g&ouml;r&uuml;şme ve danışma i&ccedil;inde ele alınarak kotarılıyordu. (Bu meclise al-İkdaniyye adı veriliyordu İ.K.) Ben orada bulunduğum sırada bu y&ouml;neticilerin, bah&ccedil;elerde ve tarlalarda &ccedil;alışan Habeşli ve Zengibarlı (Tanzania) otuz bin k&ouml;lesi vardı.&rdquo;4</p>
<p> &ldquo;K&ouml;yl&uuml;lerden vergi alınmıyordu. Onlardan herhangi biri, ne zaman yoksulluk ve bor&ccedil; anlaşması y&uuml;z&uuml;nden sıkıntıya d&uuml;şse, bor&ccedil;lunun işleri a&ccedil;ılıncaya dek gereksinimlerini karşılıyorlardı. Eğer bir kimse, bir başkasına bor&ccedil;lu ise, bor&ccedil; veren, borcun miktarından fazlasını talep edemezdi (yani faiz yoktu. İ.K.).&rdquo; </p>
<p> &ldquo;Kente gelen herhangi bir yabancıya, eğer ge&ccedil;imini sağlayacak bir mesleği, bir zanaatı varsa, iş ve ticari ara&ccedil;larını satın alabileceği yeterlikte para veriliyor; b&ouml;ylece adam kendi işini kuruyordu. Bu parayı devlete, ne kadar almışsa o miktarda &ouml;demek durumundaydı. Eğer bir kimsenin elinde bulunan m&uuml;lk&uuml; ya da ara&ccedil;-gere&ccedil;leri zarara uğrar ve mal sahibi gerekli onarımları yapmaya g&uuml;c&uuml; yetmezse, y&ouml;neticiler kendi k&ouml;lelerini bu onarımları yapmak i&ccedil;in g&ouml;revlendiriyor ve mal sahibinden hi&ccedil;bir karşılık alınmıyor. Ayrıca onların Lahsa&rsquo;nın i&ccedil;inde, b&uuml;t&uuml;n vatandaşların tahıllarını parasız &ouml;ğ&uuml;t&uuml;p un yaptıkları bir&ccedil;ok değirmenleri vardı. Bu değirmen yapılarının bakım işi ve değirmencilerin maaşı y&ouml;neticiler tarafından &ouml;deniyordu. Y&ouml;netici kralların her birine basit&ccedil;e &ldquo;sahip&rdquo; ve vezirlere de, &ldquo;danışman&rdquo;deniliyordu.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Daha &ouml;nce Lahsa&rsquo;da Cuma camisi yoktu; hi&ccedil;bir şekilde vaaz verme ve toplulukla namaz kılma uygulanmıyordu. Ahmet oğlu Ali adında &ccedil;ok zengin bir hacı olan İranlı M&uuml;sl&uuml;man, kentten ge&ccedil;en hac yolcularının (bu gereksinimlerini) sağlamak maksadıyla bir cami yaptırdı.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Ticaret işlemlerinde, paketler i&ccedil;inde saklanan ve her biri altı bin dirhem ağırlığa eşit olan kurşun kuponlar kullanılıyordu. Herhangi birşey i&ccedil;in &ouml;deme yaparken, kurşun kuponları sayma gereği bile duymadan, oldukları gibi alıyorlardı. Ancak, hi&ccedil;kimse bu para birimini dışarıya &ccedil;ıkarmazdı. Ayrıca burada Basra ve başka yerlere dışsatımı yapılan zarif omuz şalları, eşarplar dokunmaktadır.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Bu insanlar, kendileri kılmadıkları halde, kimsenin namaz kılmasını engellemiyorlar. Y&ouml;neticiler, kendisiyle konuşan bir kimseye al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;kle ve en nazik bir bi&ccedil;imde yanıt vermektedir ve ayrıca kentte şaraba d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;k de yoktur.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Ta&ccedil; ve hamutuyla koşumlanmış bir at Abu Said&rsquo;in t&uuml;rbesinin yanında daima bağlı tutuluyor ve onun yeniden kalkacağı ve bineceği vakit i&ccedil;in, s&uuml;rekli olarak gece ve g&uuml;nd&uuml;z bir bek&ccedil;i atın bakımını yapıyordu. Abu Said oğullarına demiş ki: &lsquo;Ben yeniden aranıza geldiğim zaman, beni tanıyamıyacaksınız. İşaret, kendi kılıcımla boynumu vurmanız olacak. Eğer o ben isem, derhal yaşama geri d&ouml;neceğim (yeniden dirileceğim).&rsquo; Aslında o bu koşulu, başka hi&ccedil;bir kimse kendisi olduğunu ileri s&uuml;rmemesi i&ccedil;in koymuş olmalıdır.&rdquo;</p>
<p> &quot;Bağdad halifeleri zamanında, y&ouml;neticilerden biri Mekke&rsquo;ye saldırdı (Yukarıda a&ccedil;ıklandığı &uuml;zere bu kişi Tahir b. S&uuml;leyman idi ve 930 yılı Ocak ayında Mekke&#8217;ye saldırmıştı. İ.K.). O sırada Kabeyi tavaf etmakte olan &ccedil;ok sayıda insan &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Siyah Taşı (Hacer el-Esved) Kabe&rsquo;nin k&ouml;şesinden s&ouml;k&uuml;p, Lahsa&rsquo;ya getirmişlerdi. Onlar bu taşa, halkı oraya &ccedil;eken bir &lsquo;insan mıknatısı&rsquo; demişlerdi. Aslında halkı oraya s&uuml;r&uuml;kleyen Muhammed&rsquo;in b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve soyluluğunu, o taşın silip g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n onların farkında olmadıklarını s&ouml;yl&uuml;yorlardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, hi&ccedil;kimse ona &ouml;zel bir saygı g&ouml;stermeden, Siyah Taş orada &ccedil;ağlardan beri durmaktaydı. Sonunda Siyah Taş parayla geri satın alındı ve (21 yıl sonra 951&rsquo;de İ.K.) yerine kondu.&rdquo; </p>
<p> &ldquo;Lahsa kentinde et i&ccedil;in k&ouml;pek, kedi, eşek, inek, koyun vb. gibi her &ccedil;eşit hayvan satılmaktadır ve m&uuml;şteriler ne satın alacaklarını bilsinler diye etin yanına, hangi hayvanınsa onun derisi ve başı konuluyordu. (Anlaşılıyor ki, Lahsa&#8217;da kedi ve k&ouml;pek eti yiyen Uzak Doğu &uuml;lkelerinden insanlar da yaşamaktaydı. Bu, Karmatilerin o &uuml;lkelerle ticari ilişkilerde bulunduklarını g&ouml;sterebilir. İ.K.) Zor y&uuml;r&uuml;yecek ağırlığa ulaşıncaya dek, tıpkı otlatılıp beslenmiş koyunlar gibi k&ouml;pekleri semirtiyorlar; boğazlandıktan sonra onlar yeniliyordu.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Deniz Lahsa&rsquo;nın yedi fersah (42 km) doğusundadır. Onbeş fersah (90 km.) uzaklıktaki Bahreyn adası bu denizdedir. Orada b&uuml;y&uuml;k bir kent ve bir&ccedil;ok palmiye korulukları bulunmaktadır. O denizin sularında inci bulunmakta ve dalgı&ccedil;ların &ccedil;ıkardıklarının yarısı Lahsa Sultanlığına aittir. Lahsa&rsquo;nın g&uuml;neyinde, Arap yarımadası &uuml;zerinde bulunan Oman var, fakat &uuml;&ccedil; tarafı ge&ccedil;ilmesi olanaksız olan &ccedil;&ouml;l ile kaplıdır. Oman b&ouml;lgesi seksen fersah kare ve (iklimi) tropikaldir; orada nargil adını verdikleri Hindistan cevizi yetişir. Oman&rsquo;ın tam doğusunda, denizin karşı kıyısında Kish ve Mokran bulunmaktadır. Oman&rsquo;ın g&uuml;neyi Aden&rsquo;dir. Diğer y&ouml;nde ise Fars eyaleti bulunur.&rdquo;<br /> ________________________________________<br /> asli<br /> 05-09-2007, 02:47 PM<br /> &ldquo;Lahsa&rsquo;da o kadar &ccedil;ok hurma vardır ki, hayvanlar onunla besleniyor ve bazı zamanlar bin maund&rsquo;dan (16 tona yakın) fazlası bir dinar&rsquo;a satılıyordu. Lahsa&rsquo;nın yedi parasang (42 km) kuzeyindeki b&ouml;lgenin adı Katif&rsquo;tir. Burada da b&uuml;y&uuml;k bir kasaba ve pek &ccedil;ok hurma ağa&ccedil;ları vardır. Oralı bir Arap emiri bir keresinde Lahsa&rsquo;ya saldırmış ve bir yıl boyu kuşatmayı s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;. Lahsa&rsquo;nın surlarından ancak birini aşabilmiş ve fazla şey elde edememesine rağmen &ccedil;ok hasar yapmış. O beni g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman; onlar dinsiz olduklarına g&ouml;re, Lahsa&rsquo;yı almak kendisi i&ccedil;in yıldızların bir şey g&ouml;sterip g&ouml;stermediğini sordu. Ona, benim fikrime g&ouml;re ise, Lahsa halkı ve bedevilerin, o bir yıl boyunca asla tapınma abdesti almayan halk olarak, herhangi bir kimsenin dinsizliğe yakınlığı kadar yakın olduklarını s&ouml;ylemenin uygun bulunduğunu anlattım. Kayda ge&ccedil;tiğim bu şeyler benim kendi deneyimlerime dayanıyor, yanlış s&ouml;ylentilere değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben birbirini izleyen tam dokuz ay boyunca ve ara vermeden onların arasında kaldım.&rdquo;</p>
<p> &quot;S&uuml;tlerini i&ccedil;emiyordum ve her ne zaman i&ccedil;mek i&ccedil;in su istesem, yerine bana s&uuml;t sundular. Ben s&uuml;t değil su ricasında bulununca da bana, &#8216;her nerede su g&ouml;r&uuml;rseniz, onu orada rica ediniz&#8217; diyorlardı. Onlar b&uuml;t&uuml;n &ouml;m&uuml;rleri i&ccedil;inde bir hamam ya da akar su asla g&ouml;rmemişlerdi.&rdquo;</p>
<p> &ldquo;Şimdi artık kendi &ouml;yk&uuml;me d&ouml;neyim: Yamama&rsquo;dan Basra&rsquo;ya gitmek &uuml;zere yola &ccedil;ıktığımda, sulu ve susuz bazı yol konaklama yerlerine uğradım. 443 Hicri yılın 20 Şaban&rsquo;ında (27 Aralık 1051) Basra&rsquo;ya vardık.&rdquo; (W. M. Thackston, Jr.: Naser e-Khosraw&rsquo;s Book of Travels (SAFARNAME), State University of New York, Press, State University Plaza, Albany, N.Y. 1986: 86-90)</p>
<p> 4.1 İhvan ı-Safa &Uuml;zerine Birka&ccedil; S&ouml;z </p>
<p> Son saptamalara g&ouml;re, 961-986 yılları arasında d&ouml;nemin bilginleri tarafından Basra&rsquo;da d&uuml;zenlenmiş olan Rasail İhvan-ı Safa (Temizlik-Doğruluk Kardeşleri Risaleleri), birisi &lsquo;İ&ccedil;indeki konuların başlıkları ve &ouml;zetlerini&rdquo; kapsamak &uuml;zere tam 52 Risale&rsquo;den oluşan ansiklopedik bir yapıttır. Risalelerin yazımına daha &ouml;nce başlandığı anlaşılıyor. &Ouml;nce b&uuml;y&uuml;k İsmaili dai&rsquo;si Abdullah bin Kaddah (Salman-i Farisi&rsquo;nin oğlu olduğuna inanılmaktadır) ve arkadaşları sonra halefleri tarafından, Muhammed b. İsmail, Abdullah b. Muhammed ve Muhammed&rsquo;in torunu Ahmet dahil birbirini izleyen gizli imamların koruması-g&ouml;zlemi altında yazılmıştır. İhvan-ı Safa yazıcıları arasında İmam Ahmet&rsquo;in adı zaten ge&ccedil;mektedir. Ayrıca Tevhidi, İbn al-Kıfti, Şahrazuri gibi tarih&ccedil;i ve filozofların yanı sıra Abu S&uuml;leyman Busti, Mukaddasi, Ali ibn Harun Zancani, Muhammed ibn Ahmet Narcuri ve Avfi&rsquo;nin imzaları bulunmaktadır. İhvan-ı Safa, Proto İsmaili Alevilerin (Karmatiler) inan&ccedil;sal, siyasal, eğitimsel ve y&ouml;netimsel yaşamlarını d&uuml;zene koyan &ouml;ğretilerini resmen kurumlaştırıyor. Aynı zamanda iki y&uuml;zyıla yakın s&uuml;rm&uuml;ş olan Kom&uuml;nistik Karmati Federe devletinin anayasası ve yasalarını oluşturmaktadır. </p>
<p> D&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k b&ouml;l&uuml;me ayrılmış olan İhvan-ı Safa fizik, matematik, botanik (bitki), doğa, coğrafya, m&uuml;zik, mantık, astroloji, sayısal ve felsefi-metafizik bilimleri i&ccedil;eriyordu: &Ouml;rneğin 14 risale matematik, mantık ve y&uuml;ksek eğitim sorunlarını; 17 risale psikoloji dahil doğa ve felsefe,11 risale mistik ve astrolojik sorunları kapsıyordu&hellip;(Henry Corbin: Histoire de la Philosophie Islamique. Paris 1986: 193-197; Y. Marquet: &ldquo;Ikhwan al-Safa&rdquo;, The Encyclopaedia of Islam, Vol.III, New Ed. Leiden 1986: 1071-1076) </p>
<p> Buna karşılık Dictionnaire de l&rsquo;Isma&eacute;lism&rsquo;de (No.255,256): &ldquo;52 Risale&rsquo;lik İhwan as-Safa&rsquo;nın son b&ouml;l&uuml;m&uuml; olan &ldquo;Risalat al-Jamia&rdquo;, İmam Muhammed Taki (810-833) tarafından yazılmıştır&rdquo; diye kısa bir a&ccedil;ıklama vardır. Ayrıca &ldquo;D&uuml;r&uuml;stl&uuml;k-temizlik Kardeşleri&rdquo; anlamındaki İhvan as-Safa&rsquo;nın, 9. y&uuml;zyılda merkezi Basra olan İsmaili d&uuml;ş&uuml;nce ve inan&ccedil;lara sahip gizli topluluk olduğu vurgulanmaktadır. </p>
<p> İhvan as Safa ansiklopedisi insanoğlunun, yaşamın ve d&uuml;nyanın gizemlerinden doğan bir saf bilginin tanıklığıdır (le t&eacute;moignage d&rsquo;une Pure Connaissance des myst&eacute;res&#8230;). Bu tanıklık, b&uuml;t&uuml;n zamanların ilk ansiklopedisi olan (bu) &ccedil;ok değerli yapıttan &ccedil;ıkmaktadır. &Ouml;ylesine &uuml;st&uuml;n bilgi ki, G&uuml;l-Ha&ccedil; Kardeşlerinin de simgesi olur. Y&uuml;ksek bilince sahip bilginlerin Kutsal Bilimi doğu ve batı uygarlıklarını sarstı. Anımsatmak gerekir ki, İhvan as-Safa&rsquo;nın Fez&rsquo;de bir merkezi vardı ve aydınlığı-yayılması İspanya&rsquo;nın kalbine kadar etkili oldu ve de başka &uuml;lkelere ge&ccedil;ti. (P. Gohar&rsquo;ın Le Grand Oeuvre de la Rose-Croix: l&rsquo;Emergence de l&rsquo;Esprit yazısından) </p>
<p> Bu &ccedil;ok &ouml;nemli ve d&uuml;nyanın ilk ansiklopedik yapıtı hakkında, ne yazık ki T&uuml;rk &Uuml;niversitelerinde bir araştırma yapılmamış ve T&uuml;rk&ccedil;eye kazandırılmamıştır. T&uuml;rk İslam bilginleri ortodoks İslam (S&uuml;nnilik) yapıtları dışında, heresiyografik (heterodoks inan&ccedil;lara ilişkin) araştırma-incelemeler yapmamaları, İslam tarihine tek g&ouml;zle bakmaları &ccedil;ok acıdır. </p>
<p> Rasail-e İhvan as-Safa ansiklopedisi &uuml;zerinde son yıllarda, en &ouml;nemli felsefi &ccedil;alışma Fransız bilim adamı Yves Marquet tarafından yapılmıştır. Ayrıca diğer bazı yazar ve araştırmacılar da, onun bu konudaki yazıları ve kitaplarını eleştiren, geliştiren ve a&ccedil;ınım sağlayan bir &ccedil;ok &ccedil;alışmalar ger&ccedil;ekleştirmişlerdir. </p>
<p> www.alewiten.com </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/yslam-bolthevikleri-karmatiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
