<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/kategori/ehlibeyt/hz-imam-ali-el-murteza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Mar 2016 22:06:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>Dört Kapı&#8217;da Hz. Ali</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/dort-kapida-hz-ali/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/dort-kapida-hz-ali/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 23:38:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kazım Balaban ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/dort-kapyda-hz-ali/</guid>
				<description><![CDATA[4 Kapıda Hz. Ali Kazım Balaban (Hz. Ali&#8217;nin Erdemleri kitabından) Şeriat kapısında Allahın Aslanı Hz. Ali &#160; Şeriat kapısının makamları: 1.&#160; İman etmek, 2.&#160; Ilim &#246;ğrenmek, 3.&#160; İbadet etmek, 4.&#160; Haramdan uzaklaşmak, 5.&#160; Ailesine faydalı olmak, 6.&#160; &#199;evreye zarar vermemek, 7.&#160; Peygamberin emirlerine uymak, 8.&#160; Şefkatli olmak, 9.&#160; Temiz olmak ve 10.Yaramaz işlerden sakınmak.&#160; &#160; ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <b><span style="font-size: 12pt">4 Kapıda Hz. Ali<br /> </span><span style="font-size: 10pt">Kazım Balaban</span></b> <br /> (Hz. Ali&rsquo;nin Erdemleri kitabından)  </p>
<p> <b>Şeriat kapısında Allahın Aslanı Hz. Ali <br /> </b>&nbsp;<br /> Şeriat kapısının makamları: </p>
<p> 1.&nbsp; İman etmek,<br /> 2.&nbsp; Ilim &ouml;ğrenmek,<br /> 3.&nbsp; İbadet etmek,<br /> 4.&nbsp; Haramdan uzaklaşmak,<br /> 5.&nbsp; Ailesine faydalı olmak,<br /> 6.&nbsp; &Ccedil;evreye zarar vermemek,<br /> 7.&nbsp; Peygamberin emirlerine uymak,<br /> 8.&nbsp; Şefkatli olmak,<br /> 9.&nbsp; Temiz olmak ve<br /> 10.Yaramaz işlerden sakınmak.&nbsp; <br /> &nbsp;<br /> Hz. Ali, M&uuml;sl&uuml;manlığı ilk kabul ve ilk İman eden kişidir. Hz. Muhammed bir Hadisinde &lsquo;&rsquo;Benden sonra fitne (huzursuzluk ) olacaktır. Bu oldu mu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; O bana ilk iman edendir. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddık-ı Ekber&rsquo; dir. O bu &uuml;mmetin Faruk&rsquo;udur. O m&uuml;minlerin ulusudur, reisidir.&rsquo;&rsquo; Diyerek onun ilk iman eden olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca kendisi &lsquo;&rsquo;Allah El&ccedil;isi Muhammed, bir Pazartesi g&uuml;n&uuml; peygamber olduğunu a&ccedil;ıkladı. Aynı g&uuml;n&uuml;n ertesi Salı g&uuml;n&uuml; ben İslam Dini&#8217;ne girdim, onun Peygamberliğine inandım&rsquo;&rsquo; diyerek bunu teyit etmiştir.<br /> Her zaman Hz. Muhammed&rsquo;in yanında bulunmuş ve onun sohbetinden yararlanmış, onunla birleşmiş, b&uuml;t&uuml;nleşmiş ve onunla Hak olmuştur.&nbsp; Ondan b&uuml;y&uuml;k İlim &ouml;ğrenmiş ve Hz. Muhammed onun i&ccedil;in &sbquo;&rsquo;&rsquo; Ali benim ilmimin haznedarıdır&rsquo;&rsquo; hadisini s&ouml;yleyerek onun ne kadar bilgili ve alim olduğunu vurgulamıştır.<br /> Hz. Ali s&uuml;reki ibadet eden ve oru&ccedil; tutan bir insandır. Hatta 3 g&uuml;n &uuml;st &uuml;ste oru&ccedil; tutuğu, 3 g&uuml;n &uuml;st &uuml;ste tam orucunu a&ccedil;mak istediği zaman kapısına yoksul veya k&ouml;lelerin gelip sadaka istediklerini, Hz. Ali&rsquo;nin de bu rızkını onlara vererek orucuna devam ettiği bilinir. <br /> Hz. Ali haramdan hep ka&ccedil;ınmıştır. Hz. Muhammed onun i&ccedil;in &sbquo;&rsquo;&rsquo; Ya Ali benden sonra yola gidenler, Senin g&ouml;sterdin yoldan giderlerse selamete ererler&rsquo;&rsquo; diyerek fena işlerden uzak olduğunu beyan etmiştir.<br /> T&uuml;m &ouml;mr&uuml; boyunca iyilik, insanlık ve İslamiyet i&ccedil;in &ccedil;alışmıştır. Etrafına ve ailesine s&uuml;rekli faydalı olmuş ve bunu her fırsatta vurgulamıştır. Onun Gerek oğulları Hz. Hasan ve Hz. H&uuml;seyin&rsquo;e yaptığı &ouml;ğ&uuml;tlerde ve gerekse hutbelerinde, Mısır&rsquo;a tayin ettiği Vali Malik Ejder&rsquo;e g&ouml;derdiği mektupta bu g&ouml;r&uuml;şleri defalarca vurgulanmıştır.&nbsp; O hi&ccedil; bir savaşta yenilmemiştir. Hz. Muhammed tarafından ona hediye edilen ve Z&uuml;lfik&acirc;r adı verilen efsanevi &ccedil;ift ağızlı kılı&ccedil; ve D&uuml;ld&uuml;l adı verilen atı ile savaş meydanlarında b&uuml;y&uuml;k kahramanlıklar g&ouml;stermiştir. <br /> Onun olağan&uuml;s&uuml;t cesareti, yiğitliği, kahramanlığı y&uuml;zyıllardır sevenlerinin g&ouml;nl&uuml;nde taht kurmuştur. <br /> Bu vesile ile ona Aleviliğin ilk kapısı olan Şeriat kapısında Allahın Aslanı unvanı takılmıştır. Hz. Ali son derece g&uuml;venilir ve yiğit bir insan olduğu i&ccedil;in 622 yılında Hz. Muhammed ve diğer iman edenler Mekke&rsquo;den Medine&rsquo;ye g&ouml;&ccedil; (Hicret) ettiklerinde, Hz. Muhammed onu kendi yatağına yatırmış ve Mekke&rsquo;lileri oyalamasını sağlamıştır. Hz. Ali y&uuml;zyıllarca mazlumun dostu, haksızın ve zalimin korkulu r&uuml;yası olarak zihinlerde yer edinmiştir. Onun hakkında bu vesile ile y&uuml;zlerce Cenk (Kahramanlık) kitabı yazılmış, bilhassa Hayber kalesinde g&ouml;steriği olağan&uuml;st&uuml; kahramanlıkları y&uuml;zyıllarca dilden dile aktarılmıştır. <br /> Ona savaş meydanlarında boyun eğmek zorunda kalan d&uuml;şmanları pusuya yatarak fırsatlar kollamış ve gerek Hz. Muhammed&rsquo;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesi sonrasında ve gerekse Hz. Ali&rsquo;nin şehadetinden sonra intikamlarını ondan, onun ailesinden ve onu sevenlerden almaya kalkışmışlardır. <br /> Bu vesile ile ellerine ge&ccedil;en fırsatları &ccedil;ok zalimce kullanmış, gerek Kerbela ve gerekse daha sonraları &ccedil;ocukları ve torunlarından intikam almışlardır. Hz. Ali ise İslam i&ccedil;inde kan d&ouml;k&uuml;lmemesi Hz. Muhammed&rsquo;in &rsquo;&rsquo;M&uuml;sl&uuml;manlar benden sonra birbirine kılı&ccedil; &ccedil;ekmesinler&rsquo;&rsquo; Hadisine bağlı kalarak ilk yıllarda uğradığı haksızlıklara rağmen şiddet kullanmamış, taraftarlarını şiddet kullanmaktan men etmiştir. B&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen Ehli Beyt ve 12 İmam&rsquo;ların uğradığı zul&uuml;m ve haksızlık adeta tarihte eşine az raslanan zul&uuml;mler arasına girmiştir. Hz. Ali&rsquo;den sonra onun torunlarından İmam Cafer Sadık ve son İmam Mehdi dışında t&uuml;m soyu kesilerek, vurularak, zehirlenerek, s&uuml;r&uuml;lerek yok edilmişlerdir. Sadece kendileri değil, diğer aile bireyleri ve sevenleri de bu zul&uuml;mden p ayla rında d&uuml;şeni almışlardır. <br /> Hakkında Camilerde, meydanlarda, kamu kurumların s&ouml;vme ve k&uuml;f&uuml;r etme fasılları oluşturulmuş, bilhassa Emeviler devrinde Cami&rsquo;de Hz. Ali ve Ehl-i Beyt&rsquo;e s&ouml;vmek ve hakaret etmek zorunluluk haline getirilmiş, buna uymayanlar ise şiddetli bir şekilde cezalandırılmışlardır. Hz. Ali i&ccedil;in ayrıca Hz. Muhammed şunu s&ouml;ylemiştir. &lsquo;&rsquo;Ali&#8217;den &uuml;st&uuml;n yiğit (feta), z&uuml;lfikardan &uuml;st&uuml;n kılı&ccedil; yoktur&rsquo;&rsquo;. B&uuml;t&uuml;n bunlardan dolayı Hz. Ali&rsquo;ye Allahın Aslanı adı verilmiştir. Hz. Ali&rsquo;yi temsil eden fotoğrafların &ccedil;oğunda bu işlenmiş ve Hz. Ali bir Aslan ile birlikte sembolize edilmiştir. Ancak bu sembolize sadece Hz. Ali&rsquo;nin kuvvet ve kudretini temsil etmek i&ccedil;in değil, aynı zaman da Hz. Muhammed&rsquo;in Mirac&rsquo;a giderken karşısına &ccedil;ıkan Aslan&rsquo;nın ağzına y&uuml;z&uuml;k atarak ve daha sonra Hz. Ali&rsquo;nin bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; kendisine iade etmesi ile de ispatlanmıştır. <br /> Hz. Ali &ccedil;evresine s&uuml;rekli yararlı olduğu, onun &lsquo;&rsquo; Adalet, halkın dirliği ve d&uuml;zeni, idarecilerin ise s&uuml;s&uuml; ve g&uuml;zelliğidir. &lsquo;&rsquo; veya &lsquo;&rsquo;Yakınlarına yardımı bırakan, d&uuml;şmanlarına yardım etmiş olur&rsquo;&rsquo; <br /> s&ouml;zlerinden de anlaşılmaktadır. <br /> Hz. Ali, Hz. Peygamberin emirlerine, s&ouml;zlerine ve icraatlarına s&uuml;rekli uymuştur. Peygamber onun i&ccedil;in &lsquo;&rsquo; Ali benim bilgimin kapısıdır. Tebliğe memur olarak g&ouml;nderdiğim şeyleri benden sonra &uuml;mmetime bildiren, a&ccedil;ıklayan kişidir. O&rsquo;nu dinleyin.&nbsp; O&rsquo;na baş kaldırmak nifaktır&rsquo;&rsquo; diyerek bunu teyit etmiştir. <br /> Hz. Ali sadece şefkatli değil aynı zamanda &lsquo;&rsquo;Merhamet ve ib&acirc;detlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inziv&acirc; k&ouml;şesinde ib&acirc;det etmektir.&rsquo;&rsquo; Diyerek yoksulları korumanın da merhametlerin en iyisi olduğunu vurgulamıştır. <br /> Hz. Ali son derece temiz bir zattır. Bu temizliği sadece dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;, elbiselerinin temiz olması değil, beden ve ruh temizliğde i&ccedil;erir. Onun &lsquo;&rsquo;Bedenin orucu, ir&acirc;de ve ihtiyarla azaptan korkup sev&acirc;ba girmeyi, ecre n&acirc;il olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyuyu &ouml;b&uuml;r su&ccedil;lardan &ccedil;ekmek, kalbi de b&uuml;t&uuml;n şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır. Veya &lsquo;&rsquo;Dilini k&uuml;fre alıştırma. Tatli dilli ol. Yoksa &ouml;n&uuml;ne gelene havlayan k&ouml;peklere d&ouml;nersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.&rsquo;&rsquo; S&ouml;zleri bunun kanıtıdır. O bu s&ouml;zleri ile yaramaz işlerden de ka&ccedil;ınmayı da &ouml;ğ&uuml;tlemektedir. </p>
<p> <b>Tarikat kapısında Şahı Merdan Ali&nbsp;<br /> </b>&nbsp;<br /> Tarikat kapısının makamları </p>
<p> 1.&nbsp; T&ouml;vbe etmek,<br /> 2.&nbsp; M&uuml;rşidin &ouml;ğ&uuml;tlerine uymak,<br /> 3.&nbsp; Temiz giyinmek,<br /> 4.&nbsp; İyilik yolunda savaşmak,<br /> 5.&nbsp; Hizmet etmeyi sevmek,<br /> 6.&nbsp; Haksızlıktan korkmak,<br /> 7.&nbsp; &Uuml;mitsizliğe d&uuml;şmemek,<br /> 8.&nbsp; İbret almak,<br /> 9.&nbsp; Nimet dağıtmak ve<br /> 10.&Ouml;z&uuml;n&uuml; fakir g&ouml;rmek. <br /> &nbsp;<br /> Hz. Ali olağan&uuml;st&uuml; g&uuml;zelliklerinin yanında s&uuml;rekli nefsini tevbe /t&ouml;vbe etmeyi savunur ve bunu herkese &ouml;nerirdi. Bir s&ouml;z&uuml;nde &lsquo;&rsquo;T&ouml;vbe etmek elindeyken, &uuml;midini kesene şaşarım&rsquo;&rsquo; diyerek t&ouml;vbe etmenin ve insanların k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden uzak durmalarının &ouml;nemine dikkat &ccedil;eker.&nbsp; Sadece t&ouml;vbe ederek insanların ruhlarını temizlemelerini değil aynı zamanda hi&ccedil; g&uuml;naha girmemelerini s&uuml;rekli telkin ederdi. Onun &lsquo;&rsquo;G&uuml;nah işlememek, t&ouml;vbe etmekten daha iyidir.&rsquo;&rsquo; Veya&nbsp; &lsquo;&rsquo;K&ouml;t&uuml; alışkanlıkları terketmek en b&uuml;y&uuml;k ibadetlerdendir&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri bunun kanıtıdır. <br /> O b&uuml;y&uuml;k zat aynı zamanda y&uuml;zlerce g&uuml;zel s&ouml;z&uuml;nde halka hep g&uuml;zel &ouml;ğ&uuml;tlerde bulumuş ve bilgeliğini halkı ile p ayla şmıştır. &Uuml;stelik &ouml;ğ&uuml;t ve nasihatlarda bulunurken de sonsuz tevazu g&ouml;stermekte ve &ouml;ğ&uuml;tlerin başkalarının yanında verilmemesini talkin etmektedir. &lsquo;&rsquo;Bir insana başkaları yanında verilen &ouml;ğ&uuml;t, &ouml;ğ&uuml;t değil, hakarettir.&rsquo;&rsquo; S&ouml;z&uuml; onun ne kadar ulu bir insan olduğunun kanıtıdır. &Ouml;ğ&uuml;tlerinde her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;zelliği sıralayan ve iyiliği telkin eden Hz. Ali, &lsquo;&rsquo; En akıllı insan, &ouml;ğ&uuml;tleri dinlemekten vazge&ccedil;meyen insandır&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml; ile insanları &ouml;ğ&uuml;t dinlemeye davet eden bir m&uuml;rşittir. Kendisinin de, Hz. Muhammed&rsquo;den &ccedil;ok şey &ouml;ğrendiğini ifade ederek &lsquo;&rsquo;Ben Peygambere bir şey sorunca beni bilgilendiriyordu. Ben sessiz kalınca da O konuşmaya başlıyordu&rsquo;&rsquo; diyerek bir M&uuml;rşide bağlanmanın &ouml;neminden bahs etmektedir.&nbsp; &lsquo;&rsquo; S&ouml;yleyene değil, s&ouml;ylenene bak&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri ile bilginin &ouml;nemine vurgu yaparken aynı zamanda &lsquo;&rsquo;En faydalı bilgi, uygulanabilendir.&rsquo;&rsquo; Diyerek insanları yararlı bilgi vermene teşvik etmektedir. <br /> Hz. Ali temiz giyinen, temizliğe itina g&ouml;steren bir ulu zattı. Ancak her zaman i&ccedil; temizliğin &ccedil;ok daha gerekli ve &ouml;nemli olduğunu ifade etmiş, yaşamını adeta buna endekslemiştir. <br /> Hz. Ali haksızlıktan s&uuml;rekli ka&ccedil;ınmış ve kimseye &ouml;zellikle haksızlık etmemeye &ccedil;alışmış, gerek &ouml;ğ&uuml;tlerinde ve gerekse Valilerine g&ouml;nderdiği genelgelerde İyilliği ve iyilik yolunda savaşmayı &ouml;nermiştir. &lsquo;&rsquo;Haksızlık&nbsp; &ouml;n&uuml;nde eğilmeyiniz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.&rsquo;&rsquo; Ve &lsquo;&rsquo;Haksızlıklara&nbsp; isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır.&rsquo;&rsquo; Diyerek iyilik yolunda başkaldırıyı teşvik etmiştir. Zaten onun savaş meydanlarında g&ouml;sterdiği kahramanlıklar iyilik yolunda savaşmanın gerekleridirler.<br /> &Ouml;zellikle Hayber&rsquo;in Fethi sırasında Hz. Ali&rsquo;nin iyilik yolunda nasıl b&uuml;y&uuml;k kahramanlıklar g&ouml;sterdiği bilinmektedir. Hz. Muahmmed Haber savaşında ş&ouml;yle der &lsquo;&rsquo; Yarın sancağı &ouml;yle birine vereceğim ki, Allah&uuml; Teala onu sever. Ben de, onu &ccedil;ok severim&rsquo;&rsquo; ve Hz. Muhammed sancağı ertesi g&uuml;n Hz. Aliye verir. Sancağı alan Hz. Ali aserleri ile beraber kaleye y&uuml;r&uuml;r ve en başta da kendisi bulunur. Onun Hayber kalesi kahramanlıkları, bir tutuşta kale kapısını koparması, orada yarattığı olağan&uuml;st&uuml; diren&ccedil; ve &ouml;rnek yiğitlik İyilik yolunda savaş i&ccedil;in g&uuml;zel bir &ouml;rnektir. Kaldı ki Hz. Ali sadece orada değil, diğer yerlerde de en &ouml;nde savaşmış ve zaman zaman yaralanmıştır. Sadece Uhud savaşında 16 yerinden yaralanmış fakat gerek Hendek ve gerekse diğer savaşlarda g&ouml;r&uuml;ldiği gibi en &ouml;nde savaşmaktan geri durmamıştır. <br /> Hayber kapısında Merhab adlı bir Yahudi savaş&ccedil;ıyı yenip onlarca insanın zor oynattığı kale kapısını s&ouml;k&uuml;nce , orada bulunan bir asker Hz. Ali&rsquo;ye kimliğini sorunca ulu zat,&nbsp; &lsquo;&rsquo;Hz. Ali: Ben Ebu Talib oğlu Ali&rsquo;yim, sizin Tevrat&rsquo;ta ismim &ldquo;İlya&rdquo;dır&rsquo;&rsquo;, der. Yahudi asker derhal orada secdeye kapanıp iman eder<br /> Kuran-ı Kerim de Hayber&rsquo;i fetih olayı ş&ouml;yle anlatlıır : &ldquo;Onlar,&nbsp; husunlarının (Kalelerinin) kendilerini Allah&rsquo;tan koruyacağını zannetmişlerdi. Halbuki Allah, onlara hesaba katmadıkları yerden gelince kalplerine korku saldı. Kendi evlerini kendi elleriyle yıkmaya başladılar, m&uuml;minlerde aynı tahribatı yaptılar. İbret alın ey basiret sahipleri. (Haşr &ndash; 2-3)<br /> Şair Kumru&ldquo;&hellip;Hayber Kalesi&rsquo;ni yıkmak senin i&ccedil;in zor bir iş değil, senin sa&ccedil;ının her bir teli isterse bin tane Hayber kalesi yıkar ya Ali. Eğer Cebrail kanadını yery&uuml;z&uuml;ne a&ccedil;masa idi, Merciyik savaşında senin kılıcın ile d&uuml;nya b&ouml;l&uuml;n&uuml;p par&ccedil;alanacaktı. Senin kılıcından &ccedil;ıkan kıvılcım eğer şimşek olsaydı, İslam d&uuml;şmanlarını yakıp kavurur, evlerini harap ederdi&hellip;&rdquo; diyerek Hz. Ali&rsquo;nin yiğitliğini &ouml;vm&uuml;şt&uuml;r:<br /> Hz. Ali t&uuml;m yaşamı boyunca bildiklerini halk ile paylaşan, halka hizmet etmeyi ibadet olarak g&ouml;ren ve hizmeti paylaştıran bir zattır. Onun i&ccedil;in Hz. Muhammed bir Hadislerinde &lsquo;&rsquo; Ali benim bilgimin kapısıdır. Tebliğe memur olarak g&ouml;nderdiğim şeyleri benden sonra &uuml;mmetime bildiren, a&ccedil;ıklayan kişidir. O&rsquo;nu dinleyin.&nbsp; O&rsquo;na baş kaldırmak nifaktır.&rsquo;&rsquo; Bu konuda en &ccedil;ok &ouml;nem verdiği şey bilimdir. İnsana hizmetin en doğru yolunun Alimlerin d&uuml;zeyli bilgilerini halka sunma ve onlara kullandrmaya y&ouml;neliktir. <br /> Hz. Ali haksızlıklara karşı son derece hassastır. Onun &lsquo;&rsquo; Adalet i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.&rsquo;&rsquo;&nbsp; T&uuml;m yaşamı boyunca adaletten sapmamış ve yaşamı ile de buna &ouml;rnek olmuş bir b&uuml;y&uuml;k Veliullahtır. Bu konuda o kadar net konuşmuştur ki &lsquo;&rsquo;Adalet ve eşitliği g&ouml;zetme, siyasetlerin en iyisidir.&rsquo;&rsquo; Diyecek kadar adaleti g&ouml;zetir ve haksızlıklardan ka&ccedil;ınır. Adaletli davranmayı yayınladıkları genelgelerde de s&uuml;rekli vurgulayan Hz. Ali, y&ouml;neticilere y&ouml;nelik &lsquo;&rsquo;Adalet, halkın dirliği ve d&uuml;zeni, idarecilerin ise s&uuml;s&uuml; ve g&uuml;zelliğidir.&rsquo;&rsquo; S&ouml;zleri ile adaletli davranmayı s&uuml;rekli teşvik etmiştir. <br /> Hz. Ali son derece sabırlıydı, bu sabrı herkesde g&ouml;r&uuml;lemeyecek kadar fazlaydı. Bu konuda&lsquo;&rsquo;Kendini g&uuml;&ccedil;l&uuml;kler karşısında sabretmeye alıştır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; haksızlık karşısında Hak i&ccedil;in sabretmek en iyi ahl&acirc;ktır.&rsquo;&rsquo; S&ouml;zleri bunu &ccedil;ok iyi yansıtır. Keza &lsquo;&rsquo;..Sabrediniz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sabır &icirc;mana nispetle cesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedenden hayır, sabır olmadık&ccedil;a da &icirc;mandan hayır gelmez&rsquo;&rsquo; s&ouml;zlerinden de anlaşılacağı gibi sabrı imanın bir boyutu olarak yansıtır. <br /> Hz. Muhammed&rsquo;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesinden sonra babası Hz. Peygamber tarafından eşi Hz. Fatıma&rsquo;ya verilen Fedek hurmalığının, Halife &Ouml;mer tarafından zorla alınması, Babası Hz. Muhammed&rsquo;in Hakka y&uuml;r&uuml;mesi vesile ile zaten acılı olan eşi Hz. Fatıma&rsquo;nın d&ouml;v&uuml;lerek kaburga kemiklerinin kırılması ve benzeri son derece b&uuml;y&uuml;k haksızlıklara dahi sabır g&ouml;stererek katlanır. <br /> Aslında haksızlıklara karşı son derece hassas olan Allahın Aslanı &uuml;nvanlı, g&uuml;c&uuml; ve kuvveti destanlara sığmayan Hz. Ali&rsquo;nin şahsına ve ailesine yapılan bu zul&uuml;mler karşısında sessiz kalmasının nedenlerinden bir tanesi de sabrını g&ouml;stermeye y&ouml;neliktir.<br /> Bir Hadisinde &lsquo;&rsquo; Benden sonra Islam kanı d&ouml;k&uuml;lmesin&rsquo;&rsquo; diyen Hz. Muhamammed&rsquo;in s&ouml;zleri doğrultusunda bu sorunu şahsileştirmeyerek b&uuml;y&uuml;k bir tevazu g&ouml;stermiştir. Onun &lsquo;&rsquo; Sabır iki t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. İstemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; Sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.&rsquo;&rsquo; S&ouml;zlerinde sabrı ikiye ayırarak bunu &ccedil;ok g&uuml;zel a&ccedil;ıklamaktadır. &lsquo;&rsquo;Sabır en g&uuml;zel huy, ilim de en şerefli s&uuml;s eşyasıdır&rsquo;&rsquo; s&ouml;zlerinde Hz. Ali, Sabrı en g&uuml;zel huy olarak g&ouml;stermekte ve insanların karşılaştıkları olaylar karşısında sabır g&ouml;stermelerini &ouml;nermektedir. Gene &lsquo;&rsquo;Kendini g&uuml;&ccedil;l&uuml;kler karşısında sabretmeye alıştır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; haksızlık karşısında Hak i&ccedil;in sabretmek en iyi ahl&acirc;ktır&rsquo;&rsquo; s&ouml;zlerinden de anlaşıldığı gibi Hz. Ali insanlar hem zorluklar karşısında sabırlı olmayı, aynı zamanda da sabrın adaletle karşılık bulmasının doğruluk olduğunu beyan etmektedir.<br /> Hz. Ali Insanlara sabırlı olmalarını telkin ederken, aynı zamanda onların &uuml;mitsizliğe d&uuml;şmemelerini, her olgunun koşullarının kendisine uygun elverişli duruma gelmelerini, bununda azim ve &ccedil;aba g&ouml;sterilerek elde edilebileceğini g&ouml;stermektedir. Onun &rsquo;&rsquo;Azim ve sebat, insanların en b&uuml;y&uuml;k yardımcısıdır&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri bunu a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermektedir. Yaşanılan şeylerden&nbsp; ders &ccedil;ıkarılmasını, bunun yaşam i&ccedil;in &ouml;nemli olduğunu&nbsp; &lsquo;&rsquo;Her şeye ibretle bakınız. Ve g&ouml;rd&uuml;klerinizden ibret alınız&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri ile vurgulamaktadır. Yaşamın ibretlerle dolu olduğunu, yeteri kadar ibret alınacak konunun bulunduğunu, ancak insanların genellikle bundan ders &ccedil;ıkarmadıklarını dahiyane bir şekilde izah ederek &lsquo;&rsquo;İbret alınacak şeyler ne &ccedil;ok, ibret alanlarsa ne az&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri ile bunu a&ccedil;ıklamaktadır. Onun ayrıca &lsquo;&rsquo;&Ccedil;ok akıllı kimseler, başkalarının hatalarından &ouml;ğrenirler ve hata yapmazlar, akıllı insanlar hata yapar ve ders &ccedil;ıkararak bir daha yapmazlar. Ahmak insanlar da s&uuml;rekli hata yapar gene ders &ccedil;ıkarmazlar&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri yaşamdan ders &ccedil;ıkarma konusunda ne kadar derin bir sınıflandırmaya sahip olduğunu ortaya koyar. <br /> Hz. Ali imk&acirc;nların sosyal bir bi&ccedil;imde paylaşılmasından yanadır. Bu y&uuml;zden elindeki t&uuml;m imk&acirc;nların / nimetlerin adil dağılımını savunur, s&ouml;yler ve uygular. &lsquo;&rsquo;Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;nde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi d&uuml;nya malını fazla tasarruf etmenin erdem olmadığını vurgular ve Kemaletin maldan daha hayırlı olduğunu telkin eder. Bu şu anlama da gelebilir. D&uuml;nya malına fazla yatırım yapmaktan ise sosyal ilişkilere ve bilime, adalete yatırım yapılması anlamındadır. Yoksul ile dayanışmayı savunurken de, onun onurunu son derece g&ouml;zetir. &lsquo;&rsquo;Yoksula yardımı dilenmeden yap. Sen onu el a&ccedil;mak zorunda bırakırsan, verdiğin sadaka ile, onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satmaktan kurtarırsın&rsquo;&rsquo; s&ouml;zlerinde ki b&uuml;y&uuml;k erdem de g&ouml;steriyor ki, yoksula yardım edilirken başa kakılmamasını ve karşılıksız bi&ccedil;imde yoksul onuru g&ouml;zetilerek yapılmalıdır.<br /> Hz. Ali insanların d&uuml;nya malı i&ccedil;in &ccedil;ok fazla tasarrufta bulunmasına hoş bakmaz. Kimsenin yerin altına fazla bir şey g&ouml;t&uuml;remiyeceğinden hareketle&nbsp; &lsquo;&rsquo;Ey &Acirc;demoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası i&ccedil;in biriktirmedesin&rsquo;&rsquo; diyerek buna &ouml;zellikle dikkat &ccedil;eker. C&ouml;mertliğin, paylaşmacılığın &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k erdem olduğuna dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in &lsquo;&rsquo;Kendini c&ouml;mertliğe alıştır ve her ahlakın en iyisini se&ccedil;; &ccedil;&uuml;nk&uuml; iyilik alışkanlık haline gelir.&rsquo;&rsquo; Veya &lsquo;&rsquo; D&uuml;nyada yoksulu doyurmak kadar b&uuml;y&uuml;k iyilik yoktur. Bunu yapanlar, &acirc;hirette mutlaka m&uuml;kafatını bulur&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri ile insanları elindeki nimetleri, olanakları başkaları ile yaplaşmayı &ouml;nerir. Tabii eldeki olanak veya nimetleri sadece d&uuml;nya malı ile de sınıflandırmez. Onun g&ouml;z&uuml;nde bilgi de bir servettir ve bunu defalarca belirtmiştir. Onun i&ccedil;in bilginin de paylaşılmasından yanadır ve bunu &lsquo;&rsquo;Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar &ccedil;irkindir&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri ile a&ccedil;ıklamıştır. Ayrıca nimetlerin ve olanakların paylaşılması konusunda da dikkatli olmakta ve son derece temkinli &ouml;nerilerde bulunmaktadır. &lsquo;&rsquo; Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zulmetmiştir&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri buna &ccedil;ok &ouml;nemli &ouml;rnektir. <br /> Hz. Ali son derece b&uuml;y&uuml;k bir alim, saygın ve dinlenilir kişi olmasına ve bir ara Halife olmasına rağmen son derece m&uuml;tevazidir. Al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;d&uuml;r. Tevazu sahibidir. &Ouml;z&uuml;n&uuml; fakir g&ouml;ren Şahı Merdan&rsquo;dır. Bu tevazuluğunda &lsquo;&rsquo; Akıllı insanlar az konuşur. &Ccedil;ok s&ouml;yleyenler, yalnız ahmaktırlar&rsquo;&rsquo; diyerek alimlerin dahi &ccedil;ok fazla konuşmamalarını, az ve &ouml;z, ayrıca ferine g&ouml;re konuşmalarını &ouml;nerir. Al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;ğ&uuml;n bir erdem olduğuna dair s&ouml;ylediği &lsquo;&rsquo; Al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k,&nbsp; ilimin meyvesidir&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri alimlerin dahi bu konuda tevazu g&ouml;stermelerini talep etmeye y&ouml;neliktir. Onun &lsquo;&rsquo; Al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k, en b&uuml;y&uuml;k şereftir&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri ile kişinin &ouml;z&uuml;n&uuml; fakir g&ouml;rmesine y&ouml;nelik ciddi bir g&ouml;stergedir.<br /> Hz. Ali&rsquo;nin &rsquo;&rsquo; Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve &uuml;zerine d&uuml;şmediği halde s&ouml;z s&ouml;ylemeyi terk et&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri insanları al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;ğe ve tavazuya davet eden beyanlarıdır. <br /> Şahı Merdan Ali&rsquo;nin &ouml;z&uuml;n&uuml; fakir g&ouml;rme konusunda son derece belirgindir. &lsquo;&rsquo; Bin kapıdan, y&uuml;z bin kaleden i&ccedil;eri girebilirsin de k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir&nbsp; g&ouml;n&uuml;lden i&ccedil;eri giremezsin&rsquo;&rsquo; s&ouml;zlerinden anlaşılacağı gibi g&ouml;n&uuml;l yapmanın, &ouml;z&uuml;n&uuml; fakir g&ouml;rmenin ne kadar &ouml;nemli ve gerekli olduğunu vurgular. Ayrıca bunu sağlarken adaletten vaz ge&ccedil;ilmemesini de &ouml;zellikle vurgular. Onun &lsquo;&rsquo; Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri bunu bir &ouml;n koşul olarak g&ouml;sterir.<br /> Hz. Ali i&ccedil;in s&ouml;ylenen Şahı Merdan, mertlerin, doğruların Şahı anlamına gelir. O Tarikat kapısında M&uuml;rş&uuml;t olan Hz. Muhammed&rsquo;den sonra ki en &ouml;nemli kapının eridir. Orada ki yeri ve makamı Pir&rsquo;lik makamıdır. O Pir&rsquo;lerin Piri, Şah&rsquo;ların Şahı&rsquo;dır. <br /> Hz. Ali, Peygamber Hz. Muhammed&rsquo;in bir &ccedil;ok Hadisinde ve Gadirhum da yerine vekil tayin ettiği Halife&rsquo;dir. Tarikatta ona erk&acirc;nı ve ilkelerini g&ouml;zeten de denir. O Ulu zat Hz. Muhammed ile defalarca Cem&rsquo;e girmiş Can ile Canan, b&uuml;t&uuml;nleşen olmuştur. </p>
<p> <b>Hakikat Kapısında Varlığın Nuru Hz. Ali<br /> </b>&nbsp;<br /> Hakikat kapısının makamları <br /> 1.&nbsp; Al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml; olmak,<br /> 2.&nbsp; Kimsenin ayıbını g&ouml;rmemek,<br /> 3.&nbsp; Yapabileceğin hi&ccedil;bir iyiliği esirgememek,<br /> 4.&nbsp; Allah&rsquo;ın her yarattığını sevmek,<br /> 5.&nbsp; T&uuml;m insanları bir g&ouml;rmek,<br /> 6.&nbsp; Birliğe y&ouml;nelmek ve y&ouml;neltmek,<br /> 7.&nbsp; Gerceği gizlememek,<br /> 8.&nbsp; Manayı bilmek,<br /> 9.&nbsp; Tanrısal sırrı &ouml;ğrenmek ve<br /> 10.Tanrısal varlığa ulaşmak.&nbsp; <br /> &nbsp;<br /> Peygamber Efendimiz, Hz. Ali&rsquo;ye bir Hadisinde iltifatta bulunarak &quot;Eb&ucirc; T&uuml;r&acirc;b&quot; demiştir. Ebu T&uuml;rap toprağın babası anlamına gelir. Bu onun m&uuml;tevaziliği yanında evrenin &ndash; Her şey doğadan gelir, doğaya gider- felsefesinden kaynaklanır. İnsanoğlu doğar, b&uuml;y&uuml;r, yaşar, &ouml;l&uuml;r ve toprak olur.&nbsp; Toprak olunca toprakla birleşir ve b&uuml;t&uuml;nleşir. Ona karışır.<br /> &nbsp;<br /> Hz. Ali, İslamiyette, Hz. Peygamberden sonra en b&uuml;y&uuml;k temsilcisidir. Onun bu Ulu zat hakkında buyurduğu &lsquo;&rsquo;Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır, şehri dileyen&nbsp; kapıya&nbsp; gelsin, Ben hikmetin şehriyim, Ali kapısıdır hikmetin dileyen kapıya gelsin&rdquo; deyimi bunu doğrulamaktadır. <br /> Diğer bir Hadislerinde de: &ldquo; Ali bedendir ben ondanım, ben kimin mevlası veliyf-i emri isem, Ali insanların hayırlısıdır. Kim bu kabul etmezse, ger&ccedil;ektende kafir olmuştur&#8230;&rdquo; buyurmuşlardır.<br /> Hz. Muhammed, Kur&rsquo;an-ı&nbsp; Kerim ve Hz. Ali ilişkisini ş&ouml;yle anlatıyorlar. &ldquo; Ali, Kur&rsquo;an iledir ve Kur&rsquo;an&nbsp; Ali ile; ikisi havuz kenarında benimle buluşuncaya&nbsp; kadar ayrılmazlar.&rdquo;<br /> Buhari&rsquo;den aktarılan bir Hadise g&ouml;re ise ş&ouml;yle buyurmuşlardır. &lsquo;&rsquo;Ya Ali, bana, Harun&rsquo;un Musa&rsquo;ya yakınlığı gibisin. Yalnız benden sonra peygamberlik yoktur&rsquo;&rsquo;<br /> &nbsp;<br /> Asbağ bin Nebate&rsquo;den aktarıldığına g&ouml;re &lsquo;&rsquo;<br /> &lsquo;&rsquo;Kuranın &ccedil;eyreği Ehl-i Beyt&rsquo;i kapsamaktadır. Hz. Ali de Ehl-i Beyt&rsquo; in reisi konumundadır. Yalnız Hz. Ali i&ccedil;in &ouml;zel olarak inen ayetler &uuml;&ccedil; y&uuml;z&uuml;n &uuml;st&uuml;ndedir&rsquo;&rsquo;<br /> &nbsp;<br /> Hz. Muhammed&rsquo;den Hz. Ali &uuml;zerine bir ka&ccedil; Hadis : <br /> &bull;&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ey Ali, Allah bana buyurdu ki: Ben Ali&rsquo;yi peygamberlerle gizli olarak, seninle de olarak beraber g&ouml;nderdim&rsquo;&rsquo; <br /> &bull;&nbsp;&lsquo;&rsquo;Hikmet, on par&ccedil;aya b&ouml;l&uuml;nd&uuml;, dokuzu Ali&#8217;ye verildi, kalanı da diğer insanlara pay edildi&rsquo;&rsquo; <br /> &bull;&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ben hikmet eviyim; Ali de o evin kapısıdır&rsquo;&rsquo; <br /> &bull;&nbsp;&lsquo;&rsquo;İnsanlar, Ali bin Ebi Talib&#8217;in ne zamandan beri &ldquo;Emir&#8217;&uuml;l M&uuml;minin&rdquo; olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken.&nbsp; Allah o zaman hazır bulunanlara ş&ouml;yle buyurmuştu : &ldquo;Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden z&uuml;rriyetlerini &ccedil;ıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve Rabbiniz değil miyim? dedi, onlar da (Ruh &acirc;lemi) : Evet şahidiz (Kal&uuml; bel&acirc;) dediler&rdquo; (Araf S&uuml;resi 172. Ayet).&nbsp; Allah da onlara ş&ouml;yle buyurdu : Ben Rabbinizim, Muhammed Peygamberiniz, Ali de Emir&rsquo;inizdir&rsquo;&rsquo; <br /> &bull;&nbsp;&lsquo;&rsquo;Ya Ali, doğumuna şahit olmasaydım, hikmetinin sırrına ben de akıl erdiremezdim&rsquo;&rsquo; <br /> &nbsp;<br /> Selm&acirc;n-i F&acirc;ris&icirc;&rsquo;den rivayet edilen bir Hadis&rsquo;e g&ouml;re Hz. Muhammed ş&ouml;yle buyurmuşlardır. &lsquo;&rsquo;Sırrımın sahibi Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib&#8217;dir.&quot; <br /> &nbsp;<br /> İslam dininin Peygamberi Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali&rsquo;nin &ouml;zellikleri ve kudsi g&uuml;zelliklerini beyan eden ve saymakla bitmeyecek kadar &ccedil;ok olan tanımlamalar onun Nur&rsquo;u hakkında bir fikir verebilir. <br /> Elbette Hz. Ali hakkında inen Ayetler, Hz. Muhammed tarafından aktarılan Hadisler, binlerce ve onbinlerce Ulu Evliyanın anlatımı veya aktarımı onu anlamaya yetmez. Kişi burada d&uuml;nya g&ouml;z&uuml; ile değil, onu Alevilikte s&uuml;rekli anlatılan batın g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ık olduğu ve buna vakıf olduğu kudret &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde hikmetini anlayabilir. Onu anlamanın, ona kısmen de olsa&nbsp; hikmetine nail olmanın esas yolu, onu g&ouml;rebilecek g&ouml;zlere ve g&ouml;n&uuml;llere sahip olmakla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. <br /> &nbsp;<br /> Bizim burada yaptığımız tanımlama sadece g&ouml;remediğimiz ama kısmen hissetmeye &ccedil;abaladığımız, bir bakıma adeta karanlıkta el yordamı ile bir şeyleri analize etmeye benzer.<br /> &nbsp;<br /> Hz. Ali&rsquo;nin şu s&ouml;zleri belki analizimize kısmi bir olanak sunabilir. <br /> &nbsp;<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizim emrimiz g&uuml;&ccedil;t&uuml;r, g&uuml;&ccedil;leştirilmiştir, &ccedil;etindir &ccedil;etinleştirilmiştir, gizlidir, perde altına alınmıştır, ona Allah&rsquo;a yakın bir melek, veyahut g&ouml;nderilmiş bir peygamber veyahut Allahın kalbini imanla sınadığı bir m&uuml;minden başkası tahamm&uuml;l edemez. <br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Y&acirc; Rabb&icirc;! Ben sana cennet i&ccedil;in değil, cehennem korkusu i&ccedil;in de ib&acirc;det etmiyorum. Belki seni tapınmağa l&acirc;yık olarak tanıdığım i&ccedil;in ib&acirc;detimi yapıyorum.<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Y&acirc; Rabb&icirc;! Ben sana cennet i&ccedil;in değil, cehennem korkusu i&ccedil;in de ib&acirc;det etmiyorum. Belki seni tapınmağa l&acirc;yık olarak tanıdığım i&ccedil;in ib&acirc;detimi yapıyorum.<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allahu Teala hi&ccedil;bir peygamber g&ouml;ndermemiş ki ben onun borcunu ve vad ettiğini yerine getirmiş olmayayım. <br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah&rsquo;a ant olsun ki,&nbsp; Hayber kapısını cismani kuvvetle değil, Rabbani kuvvetle s&ouml;kt&uuml;m.<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sorun bana beni kaybetmeden! &Ouml;l&uuml;mlerin, belaların ve neseplerin ilmini bilen kimseye sormak istemez misiniz.<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey insanlar, sorun bana beni kaybetmeden; hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben g&ouml;ğ&uuml;n yolları hakkında, yerin yollarından daha &ccedil;ok bilgi sahibiyim.<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sorun bana, beni kaybetmeden. Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben Arş&#8217;ın altında sorulduğum her şeyden haber verebilirim&quot;<br /> &bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sorun bana, beni kaybetmeden. Taneyi yaran ve insanı yaratan (Allah&#8217;a) andolsun ki ben Tevrat&#8217;ı, Tevrat ehlinden, İncil&#8217;i, İncil ehlinden ve Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ı, Kur&#8217;&acirc;n ehlinden daha iyi bilirim&quot;<br /> &nbsp;<br /> O Ulu zat bir başka s&ouml;z&uuml;nde ş&ouml;yle buyurmaktadır. &lsquo;&rsquo;Resulullah, dilini benim ağzıma koydu; bununla kalbimde bin ilim kapısı a&ccedil;ıldı ki her birisinden de bin kapı a&ccedil;ılmaktadır&rsquo;&rsquo;<br /> &nbsp;<br /> Elbette o y&uuml;ce Nur, &lsquo;&rsquo;Resulullah, dilini benim ağzıma koydu..&rsquo;&rsquo; derken bildiğimiz dili değil, Ondan aldığı ilham ve hikmeti kast etmektedir. Ariflik, s&ouml;yleneni, y&uuml;klendiği anlam itibarı ile anlamaktan ge&ccedil;er. <br /> &nbsp;<br /> Gene Hz. Ali, Hutbet&uuml;l Beyan&rsquo;da ş&ouml;yle buyurmuşlardır. <br /> &ldquo;Ben sırların sırrıyım&#8230;ben harflerin sırrıyım&#8230;&rdquo; <br /> &nbsp;<br /> Bu konuda aşağıda belirttiğimiz alıntı dikkatle okunmalıdır.<br /> &nbsp;(el-Kunduzi &ldquo;Yenabi &uuml;l Mevedde&rdquo; Hutbet&uuml;l Beyan&rsquo;dan s.404-405) &ndash; &rsquo;&rsquo;Harflerin sırrından maksat Kuranı Kerimde bazı s&uuml;re başlarında bulunan mukatta (kesik) harfleridir. Bu Harfler Allah ile Peygamberi arasında bir şifredir. Hz. Ali bu sırların ne olduğunu bildirmişlerdir. Bunlar: &ldquo;Elif, L&acirc;m, Mim, R&acirc;, K&ecirc;f, H&acirc;, Y&acirc;, Ayn, S&acirc;d, T&acirc;, Sin,&nbsp; H&icirc;, K&acirc;f, N&ucirc;n&rdquo;&nbsp; Bu harflerin sayısı 14&rsquo;t&uuml;r. Hi&ccedil; bir harf eksilmeden bu harfler bir araya geldiği zaman, ş&ouml;yle bir c&uuml;mle oluşturmaktadır: &ldquo;ALİ SIRAT HAK, NEMSİK&Uuml;H&Uuml;&rdquo; VE &ldquo;SIRAT ALİ HAK, NEMSİK&Uuml;H&Uuml;&rdquo; <br /> T&uuml;rk&ccedil;e Anlamı ş&ouml;yledir : &ldquo;ALİ HAK YOLUDUR, ONU TUTUYORUZ&rdquo; ve &ldquo;ALİ&rsquo;NİN YOLU HAKTIR, ONU TUTUYORUZ<br /> &nbsp;<br /> Gene şu alıntı dikkatle okunursa gerek Kuran ve gerekse Hz. Ali&rsquo;nin hikmeti konusunda bir fikir verebilir. &lsquo;&rsquo;Bil ki t&uuml;m Semavi kitapların esrarı Kur&#8217;an&#8217;da toplanmıştır, Kur&#8217;an&#8217;ın t&uuml;m esrarı Fatiha&#8217;dadır, Fatiha&#8217;nın t&uuml;m esrarı Besmelededir, Besmelenin t&uuml;m esrarı &#8216;B&#8217; harfindedir, &#8216;B&#8217; harfinin t&uuml;m esrarı da onun altındaki noktadadır.&quot; Emir&rsquo;&uuml;l M&uuml;minin Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdu: &quot;&#8217;B&#8217; harfinin altındaki nokta benim.&quot; Kaynak : (El-Kunduzi el-Hanefi &quot;Yenabi&#8217;&uuml;l Mevedde&quot; s.69 / Kemaleddin el-Halebi eş-Şafii&#8217;nin &quot;ed-Darr&#8217;&uuml;l Manzum&quot;)<br /> &nbsp;<br /> Abdurrahman bin Kesir&rsquo;den aktarıldığına g&ouml;re, İmam Cafer-i Sadık &rsquo;a : &ldquo;Onlar birbirlerine neyi soruyorlar, o b&uuml;y&uuml;k haberi mi, onda ihtilafa d&uuml;şm&uuml;şlerdir.&rdquo; (Nebe S&uuml;resi 1, 2 ve 3. Ayetler) ve &ldquo;Velayet hak olan Allah i&ccedil;indir.&rdquo; (Kehf S&uuml;resi 44. Ayet) hakkında sorulmuş. Buyurmuşlar ki: Emir&rsquo;&uuml;l M&uuml;minin Hz. Ali&rsquo;nin velayetidir. .&rdquo; <br /> &nbsp;<br /> B&uuml;t&uuml;n bunlar yan yana getirildiğinde Hz. Ali hakkında Uluların, Evliyaların, Alimlerin neden d&ouml;ne dolaşa &lsquo;&rsquo;Hikmetinin manasına varamadık Ya Ali&rsquo;&rsquo;&nbsp; diye yakarıp niyaz ettikleri bizlere bir fikir verebilir. <br /> Hz. Muhammed gene bir Hadisi Şeriflerinde onun i&ccedil;in ş&ouml;yle buyururlar. <br /> &lsquo;&rsquo;Ali&#8217;nin on sekiz &ouml;zelliği var ki, bunların hi&ccedil; biri bu &uuml;mmetten hi&ccedil; kimsede yoktur&rsquo;&rsquo;<br /> Bu Hadisin i&ccedil;eriğine ulaşmaya &ccedil;alıştığımızda aşağıda saydığımız &ouml;zelliklerin başka birisinde olmadığını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.&nbsp;<br /> &nbsp;<br /> 1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Ali K&acirc;be&#8217;de doğan ilk ve tek insandır.<br /> 2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Muhammed&rsquo;in Musahibidir. &ldquo;&#8230;Yeminlerinizin &ldquo;akid ile) bağladığı kimselere de kendi p ayla rını verin&#8230;&rdquo; (Nisa Suresi 33), &lsquo;&rsquo;Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba (musahip) olanlar, Allah&#8217;ın kitabına g&ouml;re, birbirlerine daha yakındırlar. Ş&uuml;phe yok ki, Allah her şeyi bilir. (Enfal 75),&nbsp; Peygamber efendimiz, Muhacirlerle Ensarı birbirleriyle kardeş yapmıştı. Hz. Ali &lsquo;&rsquo;Ya Resulallah, Esh&acirc;b-ı kir&acirc;mı birbirleriyle kardeş yaptın. Beni kimseyle kardeş yapmadın&rsquo;&rsquo; dedi. Resulullah buyurdular: &lsquo;&rsquo;Ya Ali, sen benim d&uuml;nya ve ahırette kardeşimsin.&rsquo;&rsquo; (Tirmizi)<br /> 3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlim Şehrinin kapısıdır. (Ben ilim şehriyim ve Ali onun kapısıdır. Allah-u Te&acirc;l&acirc; ş&ouml;yle buyurmuştur: &#8216;Evlere kapılarından girin. O halde, kim ilim istiyorsa, ona kapısından girsin. Hz. Muhammed)<br /> 4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Z&uuml;lfik&acirc;r&#8217;ın sahibidir. (Ali&rsquo;den &uuml;st&uuml;n yiğit (feta),, Z&uuml;lfik&acirc;rdan &uuml;st&uuml;n kılı&ccedil; yoktur. Hz. Muhammed) Peygamber bunu Uhud savaşında ordunun sancağını verdiği Hz. Ali i&ccedil;in s&ouml;ylemiştir.<br /> 5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah&#8217;ın Arslanıdır. (Ali dinin direğidir. Hz. Muhammed), (Eğer Ali&rsquo;nin Z&uuml;lfek&acirc;r&rsquo;ının darbesi olmasaydı, İsl&acirc;m ayakta kalamazdı. Hz. Muhammed)<br /> 6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fatıma&#8217;t&uuml;z Zehra&#8217;nın eşidir.&nbsp; (Ya Ali, Resul&uuml;llah&#8217;tan işittim. Kızı Fatıma&#8217;yı sana verdiği g&uuml;n, &quot;Kadınların en iyisini, erkeklerin en iyisine verdim&quot; buyurdu. İlk Halife Ebu Bekir)<br /> 7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Hasan ve Hz. H&uuml;seyin&#8217;in dedesidir.( De ki: Sizden, yakın akrabalarımı sevip saymanızdan başka hi&ccedil;bir karşılık ve m&uuml;kafaat beklemiyorum&quot; (Ş&ucirc;r&acirc;, 23), Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden her nevi pislik, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ve olumsuzluktan arındırıp, tertemiz kılmak ister (Ahz&acirc;b 33)., Resul&uuml;llah buyurdu ki: &quot;&#8230; k&ouml;şesindeki de temizlerin &uuml;st&uuml;n&uuml; Hasan ve H&uuml;seyin&#8217;dir.&quot;&nbsp;&nbsp; İlk Halife Ebu Bekir)<br /> 8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Peygamberin sırrıdır. (Benim sırrımın sahibi Ebu Talip oğlu Ali&#8217;dir. Hz. Muhammed),(Ben hikmet eviyim; Ali ise kapısıdır. Hz. Muhammed), (Y&acirc; Ali, k&acirc;lell&acirc;hu li, be&rsquo;ast&uuml; Aliyyen me&rsquo;al enbiy&acirc;i batinen ve me&rsquo;ak z&acirc;hiren&rdquo;. T&uuml;rk&ccedil;e Meali: &ldquo;Ey Ali, Allah bana buyurdu ki: Ben Ali&rsquo;yi peygamberlerle gizli olarak, seninle de a&ccedil;ık olarak beraber g&ouml;nderdim Hz. Muhammed).<br /> 9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İslam dinini ilk kabul edendir. (&quot;Benimle ilk selat kılan Ali&#8217;dir. Hz. Muhammed) , &lsquo;&rsquo;Allah El&ccedil;isi Muhammed, bir Pazartesi g&uuml;n&uuml; Peygamber olduğunu a&ccedil;ıkladı. Aynı g&uuml;n&uuml;n ertesi Salı g&uuml;n&uuml; ben İslam Dini&#8217;ne girdim, onun Peygamberliğine inandım. Hz. Ali)<br /> 10.&nbsp; Hayber Kalesi fatihidir. (Yarın sancağı &ouml;yle bir kimseye veririm ki, Allah&uuml; Teala onu sever. Ben de, onu &ccedil;ok severim . Hz. Muhammed) Peygamber bu s&ouml;z&uuml; Hayber Kalesinin fethi &ouml;ncesi s&ouml;ylemiş ve ertesi g&uuml;n&uuml; sancağı Hz. Ali&rsquo;ye devretmiştir. Ve Hz. Ali Hayber kalesini feth etmiştir. <br /> 11.&nbsp; Kuran ile beraberdir. ( Ali her hususta KuraniIle Beraberdir. O Kuran dışı bir s&ouml;z s&ouml;ylemez. Ve bir iş işlemez. Kuran da Ali&rsquo;den asla ayrılmaz. Hz. Muhammed), Ya Ali. Kur&rsquo;an da s&ouml;z&uuml; edilen kişiler, m&uuml;min kişiler sen ve seni sevenlerdir. Hz. Muhammed)<br /> 12.&nbsp; D&uuml;nya&rsquo;da Cennetle m&uuml;jdelenen ilk kişidir. ( Kıyamet g&uuml;n&uuml; Ali cennet hayvanlarından birine binmiş olarak gelir. Cenab-ı Hak buyurur ki &#8216;Ya Muhammed Senin baban İbrahim Halil, ne g&uuml;zel babadır. Senin kardeşin Ali Bin Ebi Talib ne g&uuml;zel kardeştir. Hz. Muhammed) <br /> 13.&nbsp; Hz. Muhammed&rsquo;in yatağına yatandır. (İnsanlardan &ouml;yleleri de var ki, Allah&#8217;ın rızasını almak i&ccedil;in kendini ve malını feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir.(Bakara 207), (İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (hicret eden esh&acirc;bı) barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. (Enfal 72). Hz.Muhammed Medine&rsquo;ye hicret edeceği gece, Hz..Ali&rsquo;ye &ldquo;Bu gece Rabbimin emriyle Mekke&rsquo;den g&ouml;&ccedil; edeceğim ve Sevr mağarasında gizleneceğim; sende benim yatağıma yatacaksın, ne dersin?&rdquo; buyurmuşlardır. Hz.Ali, onun evinde gezinerek ve yatağına girerek Peygamber&rsquo;in yokluğunu hissettirmemiş ve Mekke&rsquo;lileri oyalamıştır. Ve zaman kazanan Hz. Muhammed, Mekke, Ustan, Emec, Kudayd, Harre, Ebva, Erc, Kuba g&uuml;zergahını kullanarak Medine&rsquo;ye Hicret eylemiş, daha sonraları da Hz. Ali, Medine&rsquo;ye g&ouml;&ccedil; etmişlerdir.<br /> 14.&nbsp; Hz. Muhammed&rsquo;in omuzuna &ccedil;ıkan tek kişidir. 1 Ocak 630 g&uuml;n&uuml; Mekke, Medine&rsquo;li m&uuml;sl&uuml;manlar tarafından feth edili. 11 Ocak 630 tarihinde Kabe&rsquo;nin etrafında bulunan 360 civarında ki putlar oradan kaldırılır. Buvane, Uzza, L&acirc;t gibi en &ouml;nemli Putlar ise Hz. Muhammed&rsquo;in isteği ile kırılır.&nbsp; Y&uuml;ksekteki putların kırılması i&ccedil;in Hz.Muhammed, &ldquo;Y&acirc; Ali! Omuzlarıma bas &ccedil;ık, şunları indir, kır&rdquo; diye buyururlar. Hz. Ali, &ldquo;Senin m&uuml;barek omzuna &ccedil;ıkamam, sen benim omuzuma &ccedil;ık.&rdquo; derer. Hz. Muhammed ısrar ettiler ve Hz. Ali, Hz.Peygamberin omuzlarına &ccedil;ıkarak, putları kırarlar.<br /> 15.&nbsp; Mira&ccedil;&#8217;ta Hz. Muhammed ile konuşandır ve 40&rsquo;lar meclisinde girendir. ( Ey Ademoğulları! Her ibadet evine gidişinizde g&uuml;zel giysilerinizi giyin ve (getirilen lokmaları) yiyin, i&ccedil;in, fakat israf etmeyin, &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah israf edenleri sevmez.(Araf 31)<br /> 16.&nbsp; Peygamberin Vasisi ve Velisi&#8217;dir. (Ben kimin Mevlası isem Ali&#8217;de onun Mevlasıdır. Gadirhum&rsquo;da Hz. Muhammed),&nbsp; Benden sonra imam olarak halka doğru yolu g&ouml;stermek &uuml;zere seni se&ccedil;tim. Senden&nbsp; razı oldum.&ldquo;Allah&rsquo;ım O&rsquo;nu seveni sev, O&rsquo; na d&uuml;şman olana d&uuml;şman ol. Hz. Muhammed),&nbsp; <br /> 17.&nbsp; B&uuml;t&uuml;m ilimlerin sahibi, bilenidir. (İlmin onda dokuzu Ali&#8217;ye verildi. Yemin ederim ki, onda birine de ortak oldu. Hz. Muhammed),&nbsp; <br /> 18.&nbsp; Emir&#8217;&uuml;l M&uuml;min&#8217;indir. (&quot;Eğer halk Hz. Ali&#8217;ye Emir&#8217;&uuml;l M&uuml;min&#8217;in ismini ne zaman bilselerdi faziletini inkar etmezlerdi. Adem Can ile Ten arasında iken Cenab-ı Hakk buyurdu:Ben sizin Rabbiniz&#8217;im. Muhammed Nebiniz, Ali de Emirinizdir.&quot; -Rah-i Necat) Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir. Allah&rsquo;ım, Ali&#8217;ye dost olana dost ol, ona d&uuml;şman olana da d&uuml;şman ol. <br /> 19.&nbsp; En iyi h&uuml;k&uuml;m verendir. (En iyi h&uuml;k&uuml;m vereniniz Ali&rsquo;dir. Hz. Muhammed) <br /> 20.&nbsp; Hi&ccedil;bir peygamber yoktur ki, onunla Ali gizli olarak g&ouml;nderilmiş olmasın, benimle ise a&ccedil;ık olarak g&ouml;nderilmiştir. Arap&ccedil;a Meali : &ldquo;Me min nebi ill&acirc; ve b&uuml;isa meah&uuml; Ali b&acirc;tinen ve mai z&acirc;hiren&rdquo;<br /> 21.&nbsp; Hz. Muhammed&rsquo;in Sancaktarıdır. (Ya Ali, sen benim d&uuml;nyada ve ahirette sancaktarımsın. Hz. Muhammed) <br /> 22.&nbsp; &Uuml;mmetin en bilgilisi ve en iyi h&uuml;k&uuml;m verenidir. (Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib, benden sonra &uuml;mmetimin en bilgilisi ve ihtilaf ettikleri konularda en iyi h&uuml;k&uuml;m verenidir. Hz. Muhammed) <br /> 23.&nbsp; Adının anılması ibadet olandır. Ali&rsquo;yi anmak ibadettir. Hz. Muhammed) <br /> 24.&nbsp; Kendi Tabutunu &ccedil;ekendir.. Hz. Ali şehit olarak Hakka y&uuml;r&uuml;meden &ouml;nce Ali oğullarına yaptığı vasiyeti &uuml;zerine cenazesi ile başkasının ilgileneceğini ve cenazesinin evden almak &uuml;zere gelen kişiye verilmesini ister. Hz. Ali&rsquo;nin cenazesini devenin &uuml;zerine y&uuml;kleyip, oradan uzaklaşan y&uuml;z&uuml; &ouml;rt&uuml;l&uuml; yabancıyı Hz. Ali&rsquo;nin oğulları gizlice takip ederler. Bir ara y&uuml;z&uuml;ndeki &ouml;rt&uuml;n&uuml;n a&ccedil;ılmasıyla, cenazeyi alıp g&ouml;t&uuml;renin de Hz. Ali olduğunu g&ouml;r&uuml;rler. Bu keramet bir&ccedil;ok Alevi-Bektaşi deyişine de&nbsp; kaynaklık etmektedir. Şah Hatai, bir deyişinde &lsquo;&rsquo;Ali&rsquo;dir cesetin kendisi yuyan, Yuyup kefeniyle tabuta koyan, Ali&rsquo;dir devesin kendisi yeden, Hak ile Hak olan Arslan Ali&rsquo;dir &lsquo;&rsquo; derler.<br /> 25.&nbsp; Darda kalan Peygamberin kavuşanıdır.&nbsp; Hz Ali g&ouml;zlerinin rahatsız olduğu i&ccedil;in Uhud Savaşına katılamamıştır. &Ouml;zellikle ok&ccedil;ulardan oluşan M&uuml;sl&uuml;man askerlerin bir kısmı, Peygamberin emrine itaat etmeyip savaşı kazandıkları varsayımı ıle ganimet peşine d&uuml;ş&uuml;nce Mekke&rsquo;liler toparlanır ve karşı saldırıya ge&ccedil;erler. Zor dumda kalan m&uuml;sl&uuml;manlar b&uuml;y&uuml;k kayıp verirler. Hz. Muhammed&rsquo;in amcası Hz. Hamza şehid edilir. Savaşta Hz. Muhammed&rsquo;in dişleri kırılır ve bir &ccedil;ukura yuvarlanır. Hz. Peygamber&nbsp; o sırada &ldquo;Yetiş Ya Ali&rdquo; diye Hz. Ali&rsquo;yi &ccedil;ağırır. Ve o ulu zat anında oraya yetişir. Hz. Muhammed&rsquo;in kanayan dişinden kanlar akmaktadır. Hz. Ali o kanı alıp başına s&uuml;rer. İlk Kızılbaş kavramı orada ortaya &ccedil;ıkar ve Hayber savaşında başlara kırmızı sancakların bağlanması ile İslamiyete yerleşir. Hz. Ali Uhud savaşında bir aslan gibi k&uuml;krer ve ortalığı dağıtır. O Ulu zat bu savaşta tam 18 yerinden yaralanır. Hz. Muhammed onun i&ccedil;in ş&ouml;yle buyurur. &lsquo;&rsquo;Ali Allahın Aslanıdır&rsquo;&rsquo;. <br /> 26.&nbsp; Hz. Muhammed&rsquo;in cenaze namazını kılan İmamdır. Hz. Muhammed bir hadislerinde &ldquo;Ben d&uuml;nyayı değiştirdiğimde burada bulunup da benim cenazeme katılmayanlara benim şefaatim yoktur.&rdquo; Buyururlar. Hz. Peygamber Hakka y&uuml;r&uuml;y&uuml;nce toplam 17 kişiden oluşan, başta Hz. Ali, Selmani Farisi, Peygamberin amcası Abbas ve&nbsp; diğer Ehli Beyt mensupları Peygamberin defin işleri ile uğraşırken, Hz. Muhammed&rsquo;in Gadirhum&rsquo;da yaptığı vasiyet doğrultusunda Hz. Ali&rsquo;ye gelip biat etmek isterler. Hz. Ali onlara &lsquo;&rsquo; Ben Resulullah&rsquo;ın cenazesi ile meşgul&uuml;m&rsquo;&rsquo; diyerek ilgi g&ouml;stermez. Hattap oğlu &Ouml;mer baskı ile halkı Ebu Bekir&rsquo;e biat etmeye zorlar ve 3 g&uuml;n s&uuml;reyle Haifelik se&ccedil;imi ile ilgilenirler. 3 g&uuml;n sonra Peygamberin &lsquo;&rsquo; Ben d&uuml;nyayı değiştirdiğimde burada bulunup da benim cenazeme katılmayanlara benim şefaatim yoktur&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nerek Peygamber&rsquo;i kabirden tekrar &ccedil;ıkarıp t&ouml;ren yapma girişiminde bulunmalar isterler. Hz. Ali bu işe &ccedil;ok sinirlenir. Kabrin başına ge&ccedil;erek şiddetle karşı &ccedil;ıkar ve bu istem ger&ccedil;ekleşmez. İslam dini i&ccedil;inde Ehli Beyte ilk haksızlık bu olayla başlar ve giderek yeni &ccedil;elişkiler eklenerek, Ehli Beyte ve onu sevenlere yeni haksızlıklar ve zul&uuml;m yapılarak bu g&uuml;nlere kadar devam eder.<br /> &nbsp;<br /> Hakikat Kapısında Varlığın Nuru olan Hz. Ali hakkında, Hz. Muhammed&rsquo;in bahsettiği &lsquo;&rsquo;Ali&rsquo;nin 18 &ouml;zelliği vardır, bunlar başkalarında bulunmaz&rsquo;&rsquo; &ouml;zellikleri tam olarak nelerdir bilemiyoruz. O sırra vakıf olabilmek i&ccedil;in onu g&ouml;ren g&ouml;zlerin yardımına ihtiya&ccedil; var. <br /> &nbsp;<br /> Bu konuda Evliyaların, Uluların, Erenlerin Hz. Ali hakkında s&ouml;yledikleri &lsquo;&rsquo;Sırrına vakıf olamadık ya Ali&rsquo;&rsquo; s&ouml;zleri hatırlatılırsa ne demek istediğimiz biraz daha iyi anlaşılır.<br /> O Ulu zatı bir de 7 Ulu Ozan g&ouml;z&uuml; ile irdeleyelim.<br /> &nbsp;<br /> PİR SULTAN ABDAL&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Binbir adı vardır birisi Hızır,<br /> Her nerde &ccedil;ağırsam orada hazır.<br /> Ali&#8217;m Padişahtır Muhammed vezir <br /> Bu fermanı yazan Ali değil mi?<br /> &nbsp;<br /> SEYYİT&nbsp; NESİMİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Ey benim Şahım, sığınağım, <br /> Fazlı Rahmanım Ali,<br /> Selam ey Şah-ı Merdan Ali <br /> Selam ey Fazl-ı Yezdan Ali ! <br /> &nbsp;<br /> ŞAH İSMAİL&rsquo;İN ( ŞAH HATAYİ ) G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Daima fikrimde zikrim ya Muhammed ya Ali.<br /> G&ouml;nl&uuml;m&uuml;n evinde ş&uuml;kr&uuml;m ya Muhammed ya Ali.<br /> Kendi &ouml;z&uuml;n tanıyamaz seni yakın bilmeyen.<br /> Alemi ayinesisin ya Muahmmed ya Ali.<br /> &nbsp;<br /> &nbsp;<br /> FUZULİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> D&uuml;şt&uuml; H&uuml;seyin Sahra-i Kerbelaya,<br /> Cibril koş haber ver Sultanı Enbiyaya.<br /> &nbsp;<br /> YEMİNİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Dediler ki keramet kanı Hayder<br /> Dayanmaz derdimin dermanı Hayder<br /> Kamu m&uuml;min&#8217;lerin kalbinde mihrin<br /> Olubdur dini hem imanı Hayder.<br /> VİRANİ&rsquo;NİN&nbsp; G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Ali İncil, Ali Tevrat,<br /> Ali Zebur, Ali Kur&rsquo;an,<br /> Ali Fazl&rsquo;ur &ndash; Rahman,<br /> Ali&rsquo;dir s&uuml;mme vech&rsquo;ul-lah.&rdquo;<br /> &nbsp;<br /> KUL HİMMET&rsquo;İN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Hi&ccedil; kesmezem eteğinden elimi,<br /> Hak katında kabul ettim &ouml;l&uuml;m&uuml;<br /> Doğru s&uuml;r&uuml;n evliyanın yolun,<br /> Ol m&uuml;min kulların g&ouml;rsem Ya Ali.&nbsp;&nbsp; <br /> &nbsp;<br /> Anadolu Aleviliği İnan&ccedil; &ouml;nderlerinin Hz. Ali&rsquo;yi nasıl g&ouml;rd&uuml;klerine dair bir ka&ccedil; &ouml;rnek alalım. <br /> &nbsp;<br /> MEVLANA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu b&ouml;yledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, g&uuml;neş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O&#8217;dur.&quot;<br /> &nbsp;<br /> YUNUS EMRE&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> &nbsp;<br /> Kırkların birisine &ccedil;almışidim nişteri<br /> Kırkından kan akıdıp ibret g&ouml;steren menem<br /> Muhammed&rsquo;i yarattı mahl&ucirc;ka şefkatinden <br /> Hem Ali&rsquo;yi yarattı m&uuml;minlere fazlıdan.<br /> &nbsp;<br /> BEKTAŞİ BABA VE BABADEDELERDEN BİR G&Uuml;LBENK DUASI <br /> &nbsp;<br /> Allah Allah illallah<br /> Baş uryan, sine p&uuml;ryan, kılı&ccedil; alkan<br /> Bu meydanda nice başlar kesilir<br /> Olmaz hi&ccedil; duyan.<br /> Eyvallah, eyvallah<br /> &nbsp;<br /> Kahrımız, kılıcımız, d&uuml;şmana ziyan<br /> Kulluğumuz padişaha ayan<br /> &Uuml;&ccedil;ler, yediler, kırklar<br /> G&uuml;lbeng-i Muhammed&icirc;, nur-ı Neb&icirc; <br /> Kerem-i Ali<br /> &nbsp;<br /> Pirimiz, sultanımız Hacı Bektaş-ı Veli<br /> Demine devranına h&ucirc; diyelim h&ucirc;&#8230;<br /> &nbsp;<br /> ABDAL MUSA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml;NDEN, KAYGUSUZ ABDAL&rsquo;IN DİLİNDEN<br /> &nbsp;<br /> Ali geldi adım bahane <br /> G&uuml;vercin donunda kondum cihana <br /> Abdal Musa oldum geldim zemana <br /> Arif anlar bizi nice sırdanuz.<br /> &nbsp;<br /> SER&Ccedil;EŞME HACE BEKTAŞ VELİ&rsquo;NİN SOY SECERESİ,<br /> İmam Ali<br /> İmam H&uuml;seyin<br /> İmam Zeynel&acirc;bid&icirc;n<br /> İmam Ca&rsquo;fer Sadık <br /> İmam M&ucirc;sa K&acirc;zım<br /> Es-Seyyid İbrahim El-M&uuml;kerrem El-M&uuml;cab<br /> Es-Seyyid Hasan El-M&uuml;cab<br /> Es-Seyyid Muhammed<br /> Es-Seyyid Mehd&icirc;<br /> Es-Seyyid İbrahim<br /> Es-Seyyid Hasan <br /> Es-Seyyid İbrahim <br /> Es-Seyyid Muhammed <br /> Es-Seyyid İshak<br /> Es-Seyyid M&ucirc;sa <br /> Es-Seyyid İbrahim Es-S&acirc;n&icirc;<br /> Es-Seyyid Hacı Bektaş Veli <br /> BAŞK&Ouml;YL&Uuml; HASAN EFENDİNİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE<br /> Yerler, g&ouml;kler yok iken biz var idik,<br /> Varın emriyle sır g&ouml;mleğini giydik,<br /> Nik&acirc;hımız kılındı ervahı ezzele erdik,<br /> Rahmetler deryasında gayrı yok dediler.<br /> &nbsp;<br /> D&uuml;nyayı bizler yaptık, yoğurduk,<br /> Muhammed Ali ervahların doğurduk,<br /> İki Cihana tell&acirc;l edip duyurduk,<br /> Haktan gayri ikrarınız yok dediler.<br /> Hz. Ali Varlık ile b&uuml;t&uuml;nleşmiş, varlığın ve ikrarın kendisi olmuştur. İmam Cafer Buyruğunda Hz. Ademin başını kaldırıp yukarı baktığında (T&uuml;rk&ccedil;esi) &lsquo;&rsquo;Allah birdir, Muhammed onun el&ccedil;isidir&rsquo;&rsquo; yazısını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yazılıdır.&nbsp; O yazı bir nurdur. O ikrardır. O varlıktır.<br /> T&uuml;m Nebilerin, Velilerin, Uluların, Kerem sahiplerinin, Alimlerin kabul ettiği, inandığı ve eyvallah dediği nur Hak Muhammed Ali nurudur. Hz. Ali evvelden ahire kadar her varlığın nurudur. D&uuml;nyayı, ve t&uuml;m doğayı var eden bu nurdur. Allah kendi nurundan Hz. Muhammed ve Hz. Ali&rsquo;yi yaratmıştır. Hz. Ali &ouml;l&uuml;ms&uuml;zd&uuml;r. O sadece don değiştirmiş varlığın i&ccedil;ine girmiştir. Doğanın var olma ve toprak olma kanunu bunun &uuml;zerinedir.<br /> Alevilikte bu nur &lsquo;&rsquo;Kal&uuml; Beli&rsquo;den (ezelden) bu yana vardır ve devam eder&rsquo;&rsquo; denilir. Allah, Kent&uuml; Kenz (yaradılış) d&ouml;neminde kendi g&uuml;zelliğini g&ouml;rmek istedi ve kendi nurundan bu nuru yarattı. &lsquo;&#8217;S&uuml; dur&rsquo;&rsquo; teorisi olarak da adlandırılan bu olayda, O nur Allahın bir par&ccedil;asıdır. Hz. Ali o Nur&rsquo;dur.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/dort-kapida-hz-ali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali&#8217;nin İsimleri Ve Özellikleri</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-alinin-isimleri-ve-ozellikleri/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-alinin-isimleri-ve-ozellikleri/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 22:30:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kazım Balaban]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-alinin-ysimleri-ve-ozellikleri/</guid>
				<description><![CDATA[Hz. Ali&#8217;nin İsimleri ve &#246;zellikleri. Kazım Balaban HZ. Ali&#8217;nin ismi anılırken (K.V.- Keremallh&#252; Veche) denir. Bu onun İslam &#246;ncesi hi&#231; putlara tapmadan m&#252;sl&#252;man olduğu i&#231;in verilmiş bir unvan veya taltiftir. Hz. Ali sahabenin en b&#252;y&#252;klerindendir. Hayatta iken Cennetle m&#252;jdelenen on sah&#226;beden biri ve İmamların birincisidir. Arap yarımadasında o zamanlar bir gelenek vardır. Insanlara hitap edildiği ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> Hz. Ali&rsquo;nin İsimleri ve &ouml;zellikleri.  </p>
<p> Kazım Balaban  </p>
<p> HZ. Ali&rsquo;nin ismi anılırken (K.V.- Keremallh&uuml; Veche) denir. Bu onun İslam &ouml;ncesi hi&ccedil; putlara tapmadan m&uuml;sl&uuml;man olduğu i&ccedil;in verilmiş bir unvan veya taltiftir. Hz. Ali sahabenin en b&uuml;y&uuml;klerindendir. Hayatta iken Cennetle m&uuml;jdelenen on sah&acirc;beden biri ve İmamların birincisidir.  </p>
<p> Arap yarımadasında o zamanlar bir gelenek vardır. Insanlara hitap edildiği zaman &ccedil;ocuklarının ismi okunur ve onun babası diye hitap edilirlerdi. Bu g&uuml;nk&uuml; t&uuml;rk&ccedil;e ile yorumladığımızda Ahmet&rsquo;in babası veya Mustafa&rsquo;nın babası anlamında kullanılabilir. Ayrıca o y&ouml;renin bir diğer geleneği ise biraz da Yahudilerle inatlaşma sonucu edindikleri bir mentalitedir. Yahudi inancında, bu inancın devamı genellikle kız &ccedil;ocukları &uuml;zerinden devam eder. Yani Yahudi bir aileden doğan bir kız başka inan&ccedil;tan biri ile &ouml;rneğin bir Budist ile evlense, ondan doğacak &ccedil;ocuklar otomatikmen Yahudi&rsquo;dir. Ancak Yahudi bir aileden doğan bir erkek başka inan&ccedil;tan biri ile &ouml;rneğin bir Budist ile evlense, onun &ccedil;ocukları Yahudi değildir. Yahudi olabilmeleri i&ccedil;in bir takım Yahudi inan&ccedil; presed&uuml;rlerini yerine getirmesi gerekmektedir. Bu vesile ile soyun, yani neslin y&uuml;r&uuml;mesi bu coğrafyada &ccedil;ok &ouml;nemli g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu hem Kabile yaşamının bir t&ouml;resi, hem de dini değerlerin devamı i&ccedil;in &ouml;nemsenen bir değerdir. Arap yarımadasında yaşayan insanların erkek evlatları varsa zaman zaman &ccedil;ocuklarının adları anılarak babalarına hitap edilmesi, ayrıca onları onere eden, onları sevindiren bir hitap bi&ccedil;imidir. Onların soylarının devam edileceğinin tasdik edilmesi, bunun m&uuml;jdelenerek telaffuz edilmesi anlamına gelir.  </p>
<p> Bu vesile ile Hz. Ali&rsquo;nin diğer k&uuml;nyeleri ise &ccedil;ocuklarının adlarından &ouml;t&uuml;r&uuml; Eb&rsquo;&uuml;l Hasan ve&nbsp; Eb&#8217;&uuml;l H&uuml;seyin&rsquo;dir. </p>
<p> Peygamber Efendimiz, Hz. Ali&rsquo;ye hitapta bulunarak kendisine &quot;Eb&ucirc; T&uuml;r&acirc;b&quot; demiştir. Ebu T&uuml;rap yoprağın babası anlamına gelir. Ayrıca m&uuml;tevazilik, her t&uuml;rl&uuml; bencillik ve kibirlikten uzak olmak, basit bir deyim ile yer olmak, kendisini halk i&ccedil;in herkesden daha al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml; demeye de Turap olmak adı verilir. Hz. Ali&rsquo;ye bu ismin verilmesinin diğer anlamı da onun yukarıda saydığımız &ouml;zelliklere sahip olmasıdır. Bu Ulu zat bir s&ouml;z&uuml;nde ş&ouml;yle der &lsquo;&rsquo; Ben m&uuml;minlerin Emiriyim. Onların en yoksulunun yediğini yemeli ve giydiğini giymeliyim ki yoksul olanlar hallerinden utanmasın, ş&uuml;kretsinler&rsquo;&rsquo; Bu m&uuml;tevazilik ancak kendisine toprak kadar tevazu g&ouml;steren insanların genişliğidir. Turaplık ayrıca bir doğa ve evren yasasıdır. Başka bir deyimle Varolma yasasıdır. İnsan topraktan gelmiş ve doprağa d&ouml;necektir. Bir insanın kendisini toprak g&ouml;rmesi onun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve ululuğudur.  </p>
<p> Başka bir a&ccedil;ıdan baktığımızda da Turaplık (Toprak) c&ouml;merttir. İnsanoğluna karşılıksız nimet verendir. Ona &uuml;r&uuml;n ve ihsan ulaştırma, onun gıda deposodur. Toprak olmadan insanoğlu yaşayamaz. Toprak olmadan insanoğlu onun i&ccedil;inden &ccedil;ıkan enerji ve maddelere, doğal madenlere sahip olamaz. Toprak doğayı, başka bir deyimle evreni var eden temel etkenlerden biridir. G&uuml;neş, su, hava ve toprak insanoğlunu var eden, ona yaşam olanağı verebilen temel etkenlerdir.  </p>
<p> Cenabı Allahın, Hz. Adem&rsquo;i topraktan yaratması bundandır. Toprağın varlığını ve nimetini red edip onu k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyerek &lsquo;&rsquo;Ademi &ccedil;amurdan yarattın, beni ateşten. Ben ondan &uuml;st&uuml;n&uuml;m ve ona itaat etmem&rsquo;&rsquo; diyen, Allaha başkaldıran ve nimeti red eden Şeytandır. Şeytan turaba, yani doğaya isyan etmiştir.  </p>
<p> Varolma yasasına isyan etmiştir.  </p>
<p> Şeytana lanet edilmesi ve t&uuml;m k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin anası olarak kudsi kitaplarda yer verilmesi bundandır.  </p>
<p> Toprak ayrıca ayıpları &ouml;rtendir. T&uuml;m atıklar ve artıklar doprağa atılır. Toprağa g&ouml;m&uuml;l&uuml;r.  </p>
<p> Toprak bundan k&uuml;smez. Nimet ve ihsanda cimri davranmaz. Yeşillik verir. Bitki &ouml;rt&uuml;s&uuml; ile s&uuml;slenerek insana yaşamı sevdirir. Bu y&uuml;zden ona Toprak ana da denilir. O toprakların belirli bir yerinde d&uuml;nyaya gelip yer yurt edinen insanlar oraya Anavatan derler. Onu sever ve onunla b&uuml;t&uuml;nleşirler. Ona sahip &ccedil;ıkarlar. Belirli yerlerini &ccedil;izerek &uuml;st&uuml;ne harita yapar ve bayrak dikerler. Uğruna şiirler okur, destanlar yazar ve gerekirse paylaşamadıkları i&ccedil;in birbirleri ile savaşırlar.  </p>
<p> İnsanoğlu toprağın &uuml;st&uuml;nden yararlanır, toprağın altından yararlanır, toprağın &ccedil;eşidinden yararlanır. Tarih var olduk&ccedil;a &uuml;zerinde en &ccedil;ok m&uuml;zakere edilen, paylaşımında &ccedil;elişki duyulan gene topraktır. </p>
<p> Toprak kucaklayandır. Toprak b&uuml;t&uuml;nleyen, toprak &ouml;rten, toprak yaşamın temel yasasıdır. İnsanoğlunun &uuml;st&uuml;ne basıldığından dolayı kendini toprak g&ouml;rmesi her ne kadar m&uuml;tevazilik ise de, diğer g&uuml;zellikleri ile bir erdemdir. G&uuml;zellik ve zenginliktir. Geniş ve b&uuml;y&uuml;k olmaktır.  </p>
<p> Hz. Muhammed&rsquo;in Hz. Ali&rsquo;ye Ebu Turap demesinin ve onun bu k&uuml;nyeyi severek kullanmasının derinliği onun &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; erdemidir.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Hz. Ali&rsquo;ye Kahramanlığı ve &ccedil;ok cesur olmasından dolayı ona verilen isimlerden Aslan, Allahın Aslanı, Haydar, Kerr&acirc;r veya Haydar&rsquo;ı Kerr&acirc;r deyimlerini bir arada değerlendirelim. Haydar, Kerr&acirc;r veya Ebu Kerr&acirc;r kavramları yiğitliği, kararlılığı, g&ouml;z&uuml;pekliği simgelerler.  </p>
<p> Haydar-ı Kerr&acirc;r d&ouml;ne d&ouml;ne ve tekrar saldıran, vaya d&ouml;nerek yılmadan saldıran yiğit anlamında telaffuz edilir. Tanrının Aslanı d&uuml;zeyinde yiğitliği simgeleyen ve Hz. Ali i&ccedil;in s&ouml;ylenen Haydar ismi, Alevi inancında derin bir yer edinmiş ve bı isim nesiller boyu yeni doğan &ccedil;ocuklara verilerek Hz. Ali sevgisi sahiplenilmiştir.  </p>
<p> Zaten Hz. Ali&rsquo;nin en bilinen &ouml;zelliği yiğitliği, &ouml;zverisi ve yılmadan her tehlikede &ouml;ne &ccedil;ıkmasıdır. Onun bu yiğitliğinden dolayı pek &ccedil;ok temsili resmi &ccedil;izilmiş ve pek &ccedil;ok resimde&nbsp; elinde Z&uuml;lfik&acirc;rı ile D&uuml;ld&uuml;l &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;lmektedir. Hz. Ali ve Hz. Muhammed tarafından Uhud savaşında kendisine hediye edilen &ccedil;ift ağızlı Z&uuml;lfik&acirc;r adı kılı&ccedil; b&uuml;t&uuml;nleşmiş bir simgedirler. Hz. Ali resimleri de bu anlamda genellikle Z&uuml;lfik&acirc;r ile birlikte temsil edilir.  </p>
<p> Halıcılarda, kilimcilerde, fotoğrafcılarda bu şekilde &ccedil;izilmiş pek &ccedil;ok Hz. Ali ve Z&uuml;lfik&acirc;r fotoğrafları vardır. Ancak bu fotoğraflar veya bunu i&ccedil;eren kavramlar sadece ticari alanlarında değil, halkın &ouml;z değerleri i&ccedil;inde de geniş yer edinmiştir.  </p>
<p> Anadolunun pek &ccedil;ok k&ouml;y veya kasabalarında kadınlar ve kendileri i&ccedil;in &ccedil;eyiz hazırlayan gelinlik gen&ccedil; kızların pek &ccedil;oğu bu pozisyonu i&ccedil;eren danteller, &ouml;rg&uuml;ler, yastık y&uuml;zleri, bebek &ouml;rt&uuml;leri ve benzeri el işleri yapar, bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; yaşamlarının bir par&ccedil;ası olarak kabul ederler.  </p>
<p> Hz. Ali ve Z&uuml;lfik&acirc;r, Alevi toplumunun y&uuml;reğinin en derin yerine işlemiş, Z&uuml;lfik&acirc;rı simgeleyen resim ve kolyeler her eve girmiş ve neredeyse her Alevi gencinin boynuna asılmıştır. T&uuml;rkiye&rsquo;nin veya D&uuml;nyanın her hangi bir yerinde bir Alevinin başka bir Aleviyi kolaylıkla tanıyacağı ve ayırd edeceği bir simge haline gelmiş, bazen &uuml;zerinde bir &ccedil;ok g&uuml;zel s&ouml;zlerin de yazılı olduğu bu simgeler beyinlere bir daha &ccedil;ıkmamak &uuml;zere kazınmıştır.  </p>
<p> Bu vesile ile Z&uuml;lfik&acirc;r ve Hz. Ali&rsquo;nin birlikte olduğunu yansıtan bu portreler artık Aleviliğe mal olmuş ve Hz. Ali sevgisi olarak, onun adına g&ouml;n&uuml;llere kazınmıştır.  </p>
<p> Alevilik konusunda fazla bilgileri olmayan Alevi canlar bile bu imge ile Hz. Ali&rsquo;nin g&ouml;n&uuml;llerine taht kuran bir yiğit, mazlumun ahını alan bir kahraman olarak g&ouml;rm&uuml;ş ve kabul etmişlerdir.  </p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin halk arasında kabul g&ouml;ren ve telaffuz edilen bir ismi de Allahın Aslanıdır. Hz. Ali&rsquo;nin yiğitliğini form&uuml;le eden bu imge, onun bir aslan ile olan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;d&uuml;r.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Hz. Ali ve Aslan portreleri hem Hz. Ali&rsquo;nin Allahın Aslanı olduğunu, yani onun adına savaşan, onun yiğidi, onun kahramanı olduğunu i&ccedil;eren bir isim ve kavram, hem de Hz. Muhammed&rsquo;in 621 yılında Mirac&rsquo;a giderken yolda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ve karşılaştığı bir aslanla olan bağıdır.  </p>
<p> Hz. Muhammed&rsquo;in Mirac&rsquo;da karşılaştığı bir aslanın ağzına y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n&uuml; vermesi ve bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n 40&rsquo;lar Ceminde Hz. Ali tarafından ağzından &ccedil;ıkarılarak Hz. Muhammed&rsquo;e tekrar iade edilmesi, Alevi inancında, Hz. Ali ve Aslan kavramlarını b&uuml;t&uuml;nleştirir. Bu y&uuml;zden de Hz. Ali&rsquo;nin diğer &ccedil;ok bilinen ismi ise Allahın Aslanı (Esedullah) oluşudur.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin diğer bir ismi ise Şahı Merdan Hz. Ali&rsquo;dir. Bu isim de yiğitler yiğidi, bilgeler bilgesi Hz. Ali anlamında kullanılır. Bu s&ouml;z&uuml; yiğitlerin en Şahı ve Şahların en yiğidi olarak da kabul etmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.&nbsp; Ama asıl anlamı &ouml;z&uuml;n&uuml; fakir g&ouml;ren, m&uuml;tevazi yiğitler yiğididir. Başka bir deyimle kuvvetine ve kudretine g&uuml;venip benlik getirmeyen, s&uuml;rekli tevazu da bulunan yiğitler yiğidi olarak algılamamız gerekir. B&uuml;t&uuml;n bu kavramlar Şahı Merdan Hz. Ali isminde b&uuml;t&uuml;nleşirler. </p>
<p> Hz. Ali i&ccedil;in kullanılan başka bir isim de Pirlerin Şahı Hz. Ali veya aynı anlamı i&ccedil;eren Evliyalar Şahı Hz. Ali ismidir. 18 bin Alemi var eden nura g&ouml;sterdiği Takdiri ilahiyyeye ve tam rız&acirc;dan dolayı ona &quot;M&uuml;rteza&quot; adı da verilmiştir. Evliyalar Şahı ve Murteza isimlerini bir arada değerlendirdiğimizde, onun Hakka tam teslim olmuş, hikmetine Evliyaların ve Ermişlerin akıl sır erdiremediği bir Veliyullahtır.  </p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin makam ve yeri Pir, Piran, yani Pirlerin Şahı, Pirlerin en Ulusu, en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; olarak algılanır. Bu ululuk aynı zamanda Murteza, yani Allah rızasını kazanmış ve ilahiyete tam rıza g&ouml;stermiş olmakla birlikte ele alınır.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin diğer bir ismi ise Turnalar Şahı Hz. Ali&rsquo;dir. Hz. Ali&rsquo;nin sesinin yani avazının &ccedil;ok g&uuml;zel olduğu ve kulağa hoş geldiği anlamında, &ccedil;ok sonraları onun hakkında telaffuz edilmiştir. Turnanın sesinin &ccedil;ok g&uuml;zel olduğuna inanılarak Hz. Ali ile Turna bir araya getirilmiştir.  </p>
<p> Turnalar Şahı demek, Turna gibi y&uuml;ksek avazla Ehli Beyt figanını paylaşanların Şahı anlamında s&ouml;ylenmektedir. </p>
<p> Turna imgesinde s&ouml;ylenmek istenen aslında Turnanın kendi değildir elbette. Hz.Ali&rsquo;yi sevenlerin bağrı yanıktır. Ehli Beytin ve sırf onları sevdikleri i&ccedil;in acımasız zul&uuml;mlere maruz kalan Alevilerin acıları, t&uuml;rk&uuml;lerden ziyade ağıt tarzında deyişlere, beyitlere aktarılmış ve b&uuml;y&uuml;k bir i&ccedil;tenlikle s&ouml;ylenmektedir. Alevi deyiş ve beyitlerin i&ccedil;eriğini sade bir dille aktaracak olsak, &ccedil;ekilen acıyı o kadar i&ccedil;ten dile getirmektedir ki en sert y&uuml;rekler, en merhametsiz taş kalpler bile yumuşamakta ve h&uuml;z&uuml;n &ccedil;ekmektedirler.  </p>
<p> Bu y&uuml;zden Alevi Cemlerinde beyitler okununca katılımcılar genellikle huşu i&ccedil;inde ağlamakta, Ehli Beytin haksızlıklar ve acı dile getirilerek, g&ouml;zyaşı, feryat ve figan ile paylaşılmaktadır.  </p>
<p> Cemlerde &ccedil;alınan saz ve bağlama bu yakarışa daha i&ccedil;ten bir rutin kazandırmakta, &ccedil;ekilen acılar karşısında &ccedil;aresizlik, daha i&ccedil;ten Ehli Beyt sevgisine d&ouml;n&uuml;şmektedir.  </p>
<p> Turnanın sesinin g&uuml;zel ve tiz oluşu, bu g&uuml;zel hayvanın avazının g&uuml;zelliği olarak algılanmakta, daha y&uuml;ksek sesle ve daha i&ccedil;ten bir avazla yakılan deyişler doğrultusunda Ehli Beyt aşk ve sevgisi dile getirilmektedir.  </p>
<p> Alevi Ozanlar ve Erenler bundan dolayıdır ki, Turnada Hz. Ali&rsquo;nin avazı var diyerek onu Hz. Ali ile sevgisi i&ccedil;inde anar olmuşlardır.  </p>
<p> Buna benzer bir durumda şudur. Bazı Alevi b&ouml;lgelerinde Kaz adeta kutsal g&ouml;r&uuml;nmektedir. Kazın ayağının 3 parmaklı oluşu ile Hakk Muhammed Ali arasında bir benzerlik kurulur ve kaza ayrı bir sevgi g&ouml;sterilir. Tabii kaz ayağının 3 parmaklı oluşu kazı kutsal yapmaz. Sadece kudsiyetin kazda sergilendiği g&ouml;sterilerek Hakk Muhammed Ali sevgisine bağlılık aşılanır.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin diğer bir ismi de Şiriyezdan&#8217;dır ve Allah&#8217;ın arslanı anlamında kullanılır. Allahın Aslanı ile ilgili değerlendirme yukarıda yapıldığı i&ccedil;in bu &ouml;rnekte yenilemeye gerek g&ouml;rm&uuml;yoruz.  </p>
<p> Ayrıca Şahı Velayet (Velayet eden ve İman edenlerin Şahı),&nbsp; Serpinhan (yardımcı Can, yardımsever Can), Hal&uuml;k-&uuml;l Rahman ( bağışlayıcılığın yaratıcısı), Emir&uuml;l M&uuml;minin ( M&uuml;minlerin Emiri / İnananların başı), Bab&rsquo;ıl İlim (İlim Kapısı), anlamında sevilen isimleri vardır.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Bazı kaynaklar Hz. Ali&rsquo;nin bin bir isminin olduğunu, g&uuml;zel olan her şeyde onu g&ouml;rd&uuml;klerini, ne kadar g&uuml;zel eser varsa hepsinde Hz. Ali&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;kleri inancından hareketle bu isimleri &ccedil;oğaltırlar. İsim sayısının bir ka&ccedil; tane daha fazla yada eksik olması onun şahsında fazla bir &ouml;nem arz etmez. Ancak Alevi toplumu onu &ouml;ylesine bir i&ccedil;tenlikle sahiplenmiş ki, sadece Ali isimleri değil, ona yakıştırılan diğer isimleri bile aynı i&ccedil;tenlikle sahiplenmiş ve nesiller boyu yeni doğan bebeklere bu isimleri vererek bağlılık &ouml;rnekleri g&ouml;stermiştir.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Alevilikte başka hi&ccedil; bir isim ve kavram yoktur ki &uuml;zerinde Hz. Ali kadar geniş ve derin bir iz bırakmış olsun. Aleviler y&uuml;zyıllardır bu duygu ile sadece Ali ismi değil, onu başka şekilde &ccedil;ağrıştıran T&uuml;rabi, M&uuml;rteza, Haydar, Bin Ali, Ali Ekber, Ali Haydar, Ali Can ve daha nice isimleri &ccedil;ocuklarına takarak ona bağlılıklarını sergilemektedirler.  </p>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-alinin-isimleri-ve-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>110 Ayet Işığında Imam Ali (as)</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/110-ayet-ithydynda-imam-ali-as/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/110-ayet-ithydynda-imam-ali-as/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 17 Dec 2007 18:55:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/110-ayet-ithydynda-imam-ali-as/</guid>
				<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 110 Ayet Işığında Imam Ali (as) Metin G&#220;LBOL&#160; Elinizde ki bu kitap Ehli Beyt mektebinin b&#252;y&#252;k alimlerinden olan Seyyit Sadık Şirazi&#8217;nin &#34;Kur&#8217;an&#8217;da Hz. Ali&#34; adli iki ciltlik kitabının &#246;zetidir. s:4 &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 1- &#34;Bismillahirrahmanirrahim&#34; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Hafız Suleyman b. İbrahim Kunduz&#8217;nin rivayetine g&#246;re; İbn-i Talha El-Halebi Şafii Dur-rul mensur adlı kıtabında ş&#246;yle rivayet etmiştir: &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#34;Biliniz ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 110 Ayet Işığında Imam Ali (as)  </p>
<p> Metin G&Uuml;LBOL&nbsp;  </p>
<p> Elinizde ki bu kitap Ehli Beyt mektebinin b&uuml;y&uuml;k alimlerinden olan Seyyit Sadık Şirazi&#8217;nin &quot;Kur&#8217;an&#8217;da Hz. Ali&quot; adli iki ciltlik kitabının &ouml;zetidir.  </p>
<p> s:4  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1- &quot;Bismillahirrahmanirrahim&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Suleyman b. İbrahim Kunduz&#8217;nin rivayetine g&ouml;re; İbn-i Talha El-Halebi Şafii Dur-rul mensur adlı kıtabında ş&ouml;yle rivayet etmiştir:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Biliniz ki b&uuml;t&uuml;n semavi kitapların sırları Kuran&#8217;da&#8217;dır ve Kuran&#8217;da olan b&uuml;t&uuml;n sırlar ise Fatiha suresindedir. Fatiha suresinde olan b&uuml;t&uuml;n sırlar ise besmele &#8216;de &#8216;dir. Ve besınele&#8217;de olan b&uuml;t&uuml;n sırlar ise besmeledeki be dedir. Be&#8217;de olan b&uuml;t&uuml;n sırlar ise be &#8216;nin altındaki noktadadır. &quot; 1  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sonra İmam Ali (a) nin ş&ouml;yle buyurduğunu rivayet etmiştir: &quot;Ben be &#8216;nin altındaki noktayım &quot;.  </p>
<p> Hafız Kunduzi&#8217;nin başka bir rivayetinde ise; Hakim Tirmizi, İbni Abbas&#8217;ın bu ayetin tefsirinde, ş&ouml;yle dediğini rivayet etmiştir: &quot;İmam Ali Bismillahirrahmanirrahim de olan be &#8216;nin al- tındaki noktayı akşamdan sAllah namazına kadar tefsir eder fakat bitmezdi&#8217; 2  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2- &quot;İhdines sıratel Mustakim (Allahım bizi dosdoğru yola hidayet eyle)&quot; 3  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Salebi &quot;Keşful Beyan fi Tefsir-ul Kur&#8217;an&quot; adlı tefsir kitabında, bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle naklediyor: &quot;Allah&#8217;ım bizi dosdoğru yola hidayet eyle&quot; ayetinin tefsirinde M&uuml;slim b. Heyyan Ebu Bureyde&#8217;nin ş&ouml;yle dediğini duydum. Sırat&#8217;tan (Doğru yol) maksat Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Ehl-i Beyti&#8217;dir.&quot;4  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hadis ve tefsir alimleri bu ayetin tefsirinde birden fazla hadis nakleder ve bu ayetin Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt&#8217;i hakkında indiğini nakletmişlerdir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3- &quot;Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna&quot; 5  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani (hanefi) Şevahid Tenzil adlı kitabın<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 1 &#8211; Yenabi-ul mevedde s.69<br /> 2 &#8211; Yanabı-ul mevedde s. 70<br /> 3-&nbsp; Fatiha Suresi 7<br /> 4 &#8211; Reşfet-ul Sadi s. 25 ve Yenabi-ul mevedde s. 114 <br /> 5-&nbsp; Fatiha Suresi 7  </p>
<p> s:5  </p>
<p> da bu ayetle ilgili olarak s&ouml;yle rivayet etmiştir. &quot;Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna&quot; yani &quot;Hz. Muhammed, Ali bin Ebi Talib ve taraftarları (yani kendilerine nimet verilenler Hz. Muhammed İmam Ali ve onların yolunu takip eden taraftarları (= Aşi Şiası = Caferiler = Şia = Ehlibeyt Taraftarları = Onikiimam Taraftarları = Ali gibi yaşamaya &ccedil;alışan Aleviler)&quot;6  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4- &quot;Bu kendisinde ş&uuml;phe olmayan muttakiler i&ccedil;in yol g&ouml;sterici olan bir kitaptır&quot;7  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehli s&uuml;nnet alimleri Abdullah b. Abbas&#8217;ın bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle dediğini rivayet etmişlerdir: &quot;Bu kendisinde ş&uuml;phe olmayan&quot; yani: Bu kendisinde s&uuml;phe olmayan bir kitap ki Allah in katındandır. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Yol g&ouml;sterici; yani aşikar, nurlu yol&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Muttakiler&quot; kelimesinden kasıt ise; Ali bin Ebu Talib&#8217;tir.  </p>
<p> O&#8217;na g&ouml;re ki, imam Ali, g&ouml;z a&ccedil;ıp kapayana kadar dahi, Allah&#8217;a şirk koşmamıştır&quot; 8  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Imam Ali şirk ve putlara tapmaktan uzak olarak y&uuml;ce Allah&#8217;a halis kulluk etmiştir. Imam&nbsp; ve taraftarlan da hesaba &ccedil;ekilmeden cennete gireceklerdir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5- &quot;Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah rızası i&ccedil;in sarf ederler&quot; 9  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hanefiyye Mir Muhammed Salih Tirmizi bu ayetle ilgili olarak Ahmed b. Musa Merdeveyh&#8217;den ş&ouml;yle rivayet etmiştir: &quot;Bu ayeti kerime Emir El-M&uuml;minin Ali hakkında indi.&quot; 10  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 6- &quot;İşte bunlar Rabb&#8217;lerinden olan bir hidayet &uuml;zeredirler ve kurtuluşa erenlerde bunlardır.&quot; 11<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 6- Şevahid-ul Tenzil c.1 s.66<br /> 7- Bakara Suresi 2<br /> 8- Sevahid-ul tenzil c.1 s. 67<br /> 9- Bakara Suresi 3<br /> 10- EI menakıb-ul Mir Keşfi Hanefi: son solumun ilk kısmına bak <br /> 11- Bakara Suresi 5  </p>
<p> s:6  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefrnin rivayetine g&ouml;re, Selman Farsi, İmam Ali&#8217;den ş&ouml;yle naklediyor: &#8216;Ya Ebel Hasan (Ya Ali), sen ve ben peygamberin huzuruna her kabul edildiğimizde&quot; Hz, Resul ş&ouml;yle diyordu: &quot;Ya Selman; Ali ve taraftarlan kıyamet g&uuml;n&uuml;nde kurtuluşa erenlerdir. &quot;12  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 7- &quot;Adem Rabbinden bir takım emirler alıp onları yerine getirdi, bunun &uuml;zerine Rabbi de t&ouml;vbesini kabul etti. Ş&uuml;phesiz ki O, daima t&ouml;vbeleri kabul eden, &ccedil;ok esirgeyendir.&quot;13 ,  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Abbas Hz, Resulullah&#8217;a (s.a.a) bu ayetin tefsiri hakkında sorduğunda: &#8216;Adem (a.s), hangi kelimeler aldı da, Rabbide onun t&ouml;vbesini kabul etti. &quot; dedi. Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Adem, Allaha ş&ouml;yle yalvarmıştı: &#8216;Ey Rabbim, Muhammed (s.a.a) Ali, Fatma, Hasan ve H&uuml;seyin&#8217;in hakkı i&ccedil;in beni bağışla&#8217; ve y&uuml;ce Allah Adem &#8216;in bu kelimeler ile yalvarışından dolayı onun t&ouml;vbesini kabul etti. &quot;14  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8- &quot;Namaz kılın, zekatı verin ve ruku edenlerle ruku edin.&quot; 15  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas&#8217;dan ş&ouml;yle rivayet edilmiştir: &quot;Bu ayeti kerime Hz. Resulullah ve İmam Ali hakkında has olarak indi. Ona g&ouml;re ki, ilk namaz kılan ve ruku eden onlar idi. &quot;16  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 9- &quot;Sabır ve namazla yardım isteyin ş&uuml;phesiz namaz, huşu duyanların dışındakilere ağır gelir.&quot; 17  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re İbn-i Abbas&#8217;ın ş&ouml;yle dediğini rivayet eder: İbn-i Abbas dedi ki &quot;Namaz&#8217;da hu-<br /> &#8212;&#8212;-  </p>
<p> 12- Şevahid-ulTenzıl c1. s.69<br /> 13- Bakara Suresi 37<br /> 14-lbn-i Meğazili Şafii: Menakib Ali bin Ebi Talib s. 63, Suyuti el Şafii c.1 s.60 <br /> 15- Bakara Suresi 43<br /> 16- Menakib Keşfı bırıncı bab, Harezmi; menakib Ali bın Ebi Talib s198, Zehebi: Mi- zin-ul i&#8217;tidal s.223-224, Usd&#8217;ul Gabe c. 3 s.93-94, Şevahid-ul Tenzi! c. 1, s. 89 <br /> 17- Bakara Suresi 45  </p>
<p> s:7  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> şu ile boyun eğenlerden kasıt, Hz. Muhammed ve Ali&#8217;dir ve bu ayet onlar hakkında indi&quot;. 18  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10- &quot;Bir zamanlar Rabbi İbrahim&#8217;i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara imam (&ouml;nder) yapacağım, demişti&#8230; &quot;19  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Abdullah b. Mes&#8217;ud bu ayetin tevilinde Hz. Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu rivayet eder: &quot;Y&uuml;ce Allah; Beni Peygamber, Ali&#8217;yi ise vasi olarak se&ccedil;ti.&quot; 20  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11- &quot;Deki: &quot;Doğu da Allah&#8217;ındır, batı da. O dilediğini doğru yola y&ouml;neltir.&quot;21  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafiz Hakim Haskani&#8217;nin rivayetine g&ouml;re, Huzeyfe&#8217;den Hz. Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu rivayet eder: &quot;Hakikaten Ali&#8217;yi kendilerine veli tutarlarsa kendilerine hak yolu g&ouml;steren bir rehber ve kendisiyle birlikte doğru yola ileten olarak bulacaktırlar. &quot; 22  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 12- &quot;B&ouml;ylece sizi vasat bir &uuml;mmet kaldık ki, insanların &uuml;zerine şahitler olasınız. Peygamber de sizin &uuml;zerinize şahit olsun&#8230;&quot; 23  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafiz Hakim Haskani&#8217;nin İmam Ali (a.s) ş&ouml;yle buyurduğunu rivayet eder: &#8216;İnsanların &uuml;zerine şahit olasınız&quot; Kuran&#8217;daki bu ayetten kasıt; &quot;Hz. Resulullah bize şahit ve biz de insanların &uuml;zerine şahitiz. Ve yery&uuml;z&uuml;ndekilerin &uuml;zerine h&uuml;ccetiz. Ve y&uuml;ce Allah bizim hakkımızda ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;B&ouml;ylece sizi vasat bir &uuml;mmet kıldık &quot;&#8217;24  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 13- &quot;Ey İman edenler, sabır ve namazla Allah&#8217;tan yardım  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 18- Şevahid-ul Tenzil c.1.s. 89<br /> 19. Bakara Suresi 124<br /> 20- Meğazili: Menakıb Ali bin Ei Talib s. 276 ve Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 92 <br /> 21. Bakara Suresi 142 .<br /> 22- Kenzul Ummal h. 32966 ve Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 63-64<br /> 23. Bakara Suresi 143<br /> 24- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.92  </p>
<p> s:8  </p>
<p> dileyin. Ş&uuml;phesiz Allah sabredenlerle beraberdir.&quot;25  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Abdullah b. Abbas Hz. Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu nakleder: &quot;Allah Teala Kuran&#8217;da her ne kadar &#8216;Ey &quot;İman edenler&quot; ayetini nazil etmişse, bu hitabın ilk baştaki efendisi Ali&#8217;dir. &quot;26  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 14- &quot;İnsanlardan &ouml;ylesi de vardır ki, Allah&#8217;ın rızası i&ccedil;in kendini feda eder. Allah kullarına karşı &ccedil;ok şefkatlidir.&quot; 27  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hindi Ubeydellah Bısmıl, Kitabul Kebir ve Menakib Emir EI-Mumin&#8217;in Ali bin Ebi Talib kitabın&#8217;da, Gazali ve Sa&#8217;lebi&#8217;nin tefsirinden ve bir&ccedil;ok tarih ve tefsir kitaplarından bu ayeti kerimenin, Hz. Resulullahlın Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicret ederken bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiği hakkında ittifak ediyorlar.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doğrusu Hz. Resulullah hicret edeceği zaman İmam Ali&#8217;yi kendi bor&ccedil; ve emanetlerini sahiplerine ulaştırması i&ccedil;in kendi yerine halife tayin etti&#8230; Peygamber Efendimiz kendisine y&ouml;nelik m&uuml;şriklerin planladığı tuzakları İmam Ali&#8217;ye bildirerek onun kendi yerine yatmasını s&ouml;ylemişti. İmam Ali bir an teredd&uuml;t et- meden peygamberin dediği gibi yaptı.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Y&uuml;ce Allah Cebrail ve Mikail&#8217;e (a.s) ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ben birinizin &ouml;mr&uuml;n&uuml; arkadaşınınkinden daha uzun etmek istesem, hanginiz &ouml;mr&uuml;n&uuml;n kısa olmasını isteyip arkadaşına karşı fedakar olmak isterdi? Cebrail ve Mikail (a.s) uzun hayatı istediklerinde, Y&uuml;ce Allah onlara hitaben ş&ouml;yle dedi: &quot;Neden habibimin kardeşi Ali gibi olmadınız? Ali, Hz. Muhammed (s.a.a) ve kardeşiği uğruna kendi nefsini feda edip, onun yatağına yattı. Derhal yanına inin, onu (Ali &#8216;yi) d&uuml;şmanlarının şerrinden koruyun.&quot;  </p>
<p> Bu emir &uuml;zerine Cebrail ve Mikail (a.s), İmam Ali&#8217;nin huzuruna indiler, biri başı ucunda, &ouml;b&uuml;r&uuml; ise ayakları ucunda beklediler. Cebrail (a.s) buyurdu ki: &quot;Kim senin gibi olabilir ki, Ey<br /> &#8212;&#8212;&#8211;<br /> 25- Bakara Suresi 153<br /> 26. Irceh-ul metalib s. 29. EI Nizam Durrussemteyn s.89 <br /> 27- Bakars Suresi 208  </p>
<p> s:9  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Ali b. Ebi Talib! Allah, meleklerine karşı seninle iftihar ediyor!&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun &uuml;zerine y&uuml;ce Allah İmam Ali&#8217;nin bu şanına Hz. Resulullah&#8217;a şu ayeti indirir: &quot;İnsanlardan &ouml;ylesi vardır ki, Allah&#8217;ın nzasını kazanmak i&ccedil;in&#8230;&quot; 28  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Nisaburi ibni Abbas&#8217;dan ş&ouml;yle rivayet ediyor: &quot;Ali (a.s) bir an bile teredd&uuml;t etmeden kendi nefsini, peygamberin nefsi yerine feda ederek, Hz. Peygamberin elbisesini giyindi.. . &quot;29  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu&#8217; ayetin İmam Ali hakkında indiğini bir &ccedil;ok S&uuml;nni alim kendi kitaplatında nakletmiştirler.Onlar&#8217;dan bazıları:  </p>
<p> -İbn-ul Saib Kelbi kendi tefsirinde: El- Teshil Ulum-ul Tenzil c.l s. 94 <br /> -Ebu Abdullah Muhammed Bin Ahmed Bin ebi Ahmed b. Ebı bekr b. ferec Ensar-il Kurtubi: Tefsir-ul Kurtubı c. 3 s. 347 <br /> -Allame ŞAli Ebul Hasan Şeybanı (kendisi meşhur alimlerdendir.) ibn Esır: Esed-ul Ğabet fı maarifetul sahabiye c.3 s. 25 <br /> -Alleme Şafii, Ebu bekr Nişaburi: Tefsır-ul Taberi c. 1 s.281<br /> -Hadis alimi İbni Kenci: Kifayet-ul Talib s. 114 <br /> -Abdurrahman el Sefuri Şafii: Nuzhetul Mealis c. 25 s. 168 <br /> -Muhibbidin Taberi: Zehair-ul ukba s. 88<br /> -İmam Gazali: İhyaul Ulumul Din c. 35 s. 238<br /> -Allame Malikiyye Nureddın El Mekki (ibn-ı sabbağ): Fusul-lul Muhimme s. 33<br /> -Sıbt ibn Cevzi: Tezkiret-ul Havas s. 21  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 15- &quot;Dinde zorlama yoktur. Ger&ccedil;ekten hak, batıldan iyice ayrılmıştır. Tağut&#8217;u inkar edip, Allah&#8217;a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam bir ku1pa sarılmıştır. Ve Allah her şeyi duyan,  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 28. Irceh ul Metalib s. 70<br /> 29. Mustedrek A&#8217;laI sahiheyn&nbsp; c.3&nbsp; S. 4  </p>
<p> s:10  </p>
<p> bilendir&quot;30  </p>
<p> Harezmi&#8217;nin naklettiği bir rivayette Hz. Peygamber&#8217;in (saa) İmam Ali&#8217;ye ş&ouml;yle dediğini rivayet etmiştir: &#8216;Sen kopmak bilmeyen sağlam bir kulpsun.&quot; 31  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 16- &quot;Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında y&uuml;z tane olmak &uuml;zere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah&#8217;m l&uuml;tfu geniştir her şeyi bilir.&quot; 32  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani&#8217;nin rivayetine g&ouml;re, İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Kur&#8217;an&#8217;daki mallarını Allah&nbsp; yolunda harcayanların durumu&#8217; ayeti kerimesi, İmam Ali&#8217;nin şanı hakkında inmiştir.&quot;33  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 17-&quot;Hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet verişmişse ş&uuml;phesiz ki, ona pek &ccedil;ok hayır verilmiştir &quot; 34  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Mes&#8217;ud Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu naklediyor:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Hikmet on par&ccedil;aya b&ouml;landa. Dokuz par&ccedil;ası Aliye verildi ve bir par&ccedil;ası da insanlara verildi. &quot;35 Bu hadisi birden fazla s&uuml;nni alimi nakletmektedir. Onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> -Ahmed Bin Henbel: Fazail Ali Bin Ebi Talib c.1, s.63 <br /> -Hafız Hakim Haskani: Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 106 <br /> -Hanefi Hındı: Kenzul Ummal c. 6 s. 104<br /> -Harezmi: Menakib Harezmi s. 49<br /> -İbn-il Esir: Usd-ul Ğabe c. 4 s. 22<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 30. Bakara Suresi 256<br /> 31- Menakib-iI harazmi: s. 24<br /> 32. Bakara suresi 261 <br /> 33.Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.106 <br /> 34. Bakara suresi 269<br /> 35. EI bidaye ven nihaye c. 7 s. 360  </p>
<p> s:11  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 18- &quot;Gece ve g&uuml;nd&uuml;z, a&ccedil;ık ve gizli Allah yolunda sarf edenlere gelince, işte onların m&uuml;kafatları Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar &uuml;z&uuml;lmeyeceklerdir.&quot; &quot;36  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Osman Hadyevi, bu ayetin tefsirinde naklettiği bir rivayete g&ouml;re, mezkur ayet hakkında ş&ouml;yle diyor: &quot;Allah yolunda sarf edenlere gelince&quot; ayeti kerimesi Ali bin Ebi Talib&#8217;in şanına in- di.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ali&#8217;nin d&ouml;rt dirhemi vardı, birini gece, birini g&uuml;nd&uuml;z, birini aşikar ve birini de sadaka verdi. Bunun &uuml;zerine bu ayet indi. &quot;37  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayetin İmam Ali hakkında indiğini, bir&ccedil;ok S&uuml;nni tefsir ve hadis alimi kendi kitaplarında nakletmiştir. Onlardan bazılarınnın fihristini aşağıda veriyoruz.  </p>
<p> -Envar-ul Tenziı: s.162 (beyzani safii)<br /> -Tefsir-ul Hazin: c. 2 s. 201<br /> -İbni Kesir Dimeşki: Tefsır Kur&#8217;an&#8217;il Azim c. 1 s. 36 <br /> -Irak muftisi olan Kenci Şafii: Kıfayet-ul Talıb s. 322 <br /> -El Muhıbbiddin Taberi Şafii: Zuair-ul Ukba s. 88 ve Riyazed kitabi c. 2 s. 206<br /> -Tenvir-ul Mıkyas mın Tefsır İbn-i Abbas s. 39<br /> -Tefsir Sa&#8217;alebi: c. 1 s. 223<br /> -Fahn Razi: Menfatıh-ul Gayb. Bu ayetın T efsiri b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde<br /> -İbn-ı Hacer: Sevaik Muhrike s. 78<br /> -Sadık Hasen Han Buhari Kannuci: Fethul Beyan FıI Mega&#8217;sid-ul Kur&#8217;an c. 1 s. 457<br /> -Harezmi: Menakib Harezmi s. 198<br /> -Tirmizi: Sahih Tirmizi c. 2 s. 299  </p>
<p> 19- &quot;Peygamber (Rabbi tarafından) kendisine indirilene  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 16- Bakara suresi 274<br /> 17 -Durret&#8217;un Nasihin c. 1 s. 22  </p>
<p> s:l2  </p>
<p> lman etti. M&uuml;minler de&#8230;&quot;38  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Harezmi; Şafii alimi Muhammed b. İbrahim Hameveyni&#8217;den Ebi Selma dedi ki; Hz. Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu duydum: &quot;Miraca &ccedil;iktığımda y&uuml;ce Allah bana dedi ki: &#8216;Peygamber, (Rabbi tarafından) kendisine indirilene iman etti.&#8217; Bende dedim ki: &#8216;M&uuml;minIerde&#8217; Y&uuml;ce Allah bunun &uuml;zerine ş&ouml;yle buyurdu; &#8216;Ey Muhammed! sana selam olsun, sen doğruyu s&ouml;yledin. Senden sonra &uuml;mmetine senin yerine ge&ccedil;mek &uuml;zere kimi se&ccedil;tin?&#8217;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben dedim ki: &#8216;Ehlimin en hayırlı olanını se&ccedil;tim. &#8216;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bana buyurdu ki: &#8216;Ali bin Ebu Talib&#8217;i mi se&ccedil;tin&#8217;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben dedim ki: &#8216;Evet, ey Rabbim!&#8217;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cenab-ı Hak bunun &uuml;zerine bana hitaben ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Ey Muhammed! Yery&uuml;z&uuml;ne baktım: Seni Se&ccedil;tim sana isimlerimden bir isim verdim. Ben her zikredildiğimde sende zikredi- lesin Ben Mahmud olanım, sen ise Muhammedsin, sonra bir daha yery&uuml;z&uuml;ne baktım ve Ali&#8217;yi se&ccedil;tim, ona isimlerimden bir isim verdim. En y&uuml;ce olan (Aliyyul Ala) benim:Oda y&uuml;ce olan Ali&#8217;dir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey Muhammed seni, Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyni nurumdan (nur g&ouml;lgeleri olarak) yarattım. Sonra da sizlerin velayetini g&ouml;klere ve iki yer y&uuml;z&uuml;ne sundum. Kim sizin velayetinizi kabul ettiyse zafere ulaştı ve m&uuml;minlerden oldu. Kimde sizin velayetinizi inkar eder ve kabul edmezse k&uuml;fre ve dalalete saptı. &quot;  </p>
<p> Ya Muhammed! &quot;Bir kul, soyu kesilene kadar veya beli b&uuml;k&uuml;lene kadar bana ibadet etse dahi, bu haliyle sizin velayetinizi inkar ederse onu kesinlikle affetmeyeceğim. Ancak sizin velayetinizle gelirse&#8230;&quot; 39<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 38- Bakara Suresi 285<br /> 39- Harezmi: Mektel H&uuml;seyn c. 1 s. 95<br /> Feraid-ul semteyn c. 2&nbsp; ve Yenabi-ul Mevedde s. 486  </p>
<p> s:13  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> 20- &quot;&#8230;&#8230;Halbuki onun ger&ccedil;ek tevilini ancak ilimde derinleşmiş olanlar bilir, onlar; Biz ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır derler, ancak akıl sahipleri d&uuml;ş&uuml;nebilirler.&quot; 40  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer Askalani&#8217;nın rivayetine g&ouml;re Hz. Resulullah&#8217;m&#8217; ş&ouml;yle buyurduğunu rivayet etmiştir: &quot;Ben Kuran in inişi i&ccedil;in nasıl savaştıysam, Ali&#8217;de Kuran in tevili i&ccedil;in savaşacaktır. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir hadiste Hz. Peygamber ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Ben ilmin şehriyim Ali&#8217;de onun kapısıdır. Kim ilim talep ederse onun Imam Ali&#8217;nin kapısına gelsin. &quot;41  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir hadiste: &quot;Benden sonra insanların, Kuran&#8217;in tevilini de bilmedikleri şeyleri Ali&#8217;den &ouml;ğrenecekler. &quot;42  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir ve hadis alimleri bu ayetin tefsir ve şerhinde, Hz. Reulullah&#8217;tan naklettikleri hadiste, Ali bin Ebu Talib&#8217;in tevili i&ccedil;in savaşacak, nasıl ki Hz. Peygamber&#8217;in Kur&#8217;an&#8217;m inişi i&ccedil;in savaştığı gibi bu ger&ccedil;eği S&uuml;nni alimlerinin en &ouml;nde gelenleri ittifak etmişlerdir ve biz size bu hadislerin kaynaklanndan bazılarını takdim ediyoruz.  </p>
<p> ı. El İsa be fi Temyız-ul Sahabe c. 1 s. 22 <br /> 2. Kenzul Ummal c. 6 s. 390-391<br /> 3. Yenabi-ul Mevedde s. 521<br /> 4. Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.29<br /> 5. Menakib ibn-i Meğazıli s. 112<br /> 6. Menakib Harezmi s. 246<br /> 7. Feraid-ul Semteyn bab 56<br /> 8. Sevik-ul Muhrike s. 75- 93<br /> 9. Mızan-ul i&#8217;tidal fi Nekd-ul Rical c. 1 s. 205 <br /> 10. El istıab fı Ma&#8217;arifetul Sehabe c. 4 s. 35 <br /> 11. Kıfayet-ul Talıb s. 242<br /> 12 Hasais fi Fazı Ali Bin Ebi Talib&#8217;de  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 40. Al-i Imran Suresi&nbsp; 7<br /> 41.Menakib ibn-i Meğazıli s.84<br /> 42.Şevahid-ul Tenzil c.1 s.29  </p>
<p> s:14  </p>
<p> 13.M&uuml;stedrek ala-l Sahiheyn c. 2 s. 148 <br /> 14. Musned ibn-ı Hanbel c. 6 s. 289 <br /> 15. Musned Ebi Davud c. 3 s. 90<br /> 16. B İmame ves Siyaset c. 2 s. 106 <br /> 17. Sahih M&uuml;slim c. 4 s. 235  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 21- &quot;Ger&ccedil;ek şu ki Allah Adem &#8216;i , Nuh&#8217;u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini&#8230;..&quot; 43  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefı Sekik&#8217;ten ş&ouml;yle rivayet ediyor: &quot;Abdullah&#8217;in mushafında (ibn-i Mesud&#8217;un yazdığı Kuran &#8216;dan) bu ayeti ş&ouml;yle okdum: &quot;Ger&ccedil;ek şu ki Allah Ademi, Nuh&#8217;u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini (Al-i Muhammed ailesini) alemler &uuml;zerine (&uuml;st&uuml;n) se&ccedil;ti. &quot;44  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 22- &quot;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah benim de sizin de Rabbinizdir. O&#8217;na kulluk edin, doğru yol budur.&quot;45  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin rivayetine&#8230; Hz. Muhammed (saa), İmam Ali&#8217;ye (as) ş&ouml;yle dedi: &quot;Ey Ali sen net ve aşikar yolsun, sen dosdoğru yolsun ve sen m&uuml;minlerin arıbeyisin &quot;46  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 23- &quot;Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda &ccedil;ekişenlere de ki : Geliniz, sizler bizler de dahil olmak &uuml;zere, siz kendi &ccedil;ocuklarınızı, biz de kendi &ccedil;ocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı, &ccedil;ağıralım, sonrada dua edelim de Allah&#8217;tan yalancılar uzerine lanet edelim&quot; 47  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahri Razi, bu ayeti kerimenin tefsirinde ş&ouml;yle rivayet eder: &quot;Hz. Resulullah o g&uuml;n &uuml;zerinde siyah y&uuml;nden dokulu bir &ouml;rt&uuml;yle, mubahele i&ccedil;in şehirden dışarı &ccedil;ıktı. Hz. H&uuml;seyni şefkat dolu<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 43- AI-i imran Suresi 33<br /> 44- Şevahıd-ul Tenzil c.1 s. 118-119 <br /> 45- AI-i İmran Suresi 61<br /> 46- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 58 <br /> 47- AI-i Imran Suresi 61  </p>
<p> s:15  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> kucağına almış ve Hz. Hasan&#8217;in da ellerinden tutmuştu Hz. Fatıma hazretin ardından, Hz. Ali&#8217;de Fatıma&#8217;nın ardından hareket ediyordu. Peygamber onlara ş&ouml;yle buyurdu: Ben Allah&#8217;a dua ederken sizler de amin deyin. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Necran Hıristiyanlarının piskoposu (Eskaf Necran) bu heyetin azamet ve haşmetli hallerini g&ouml;r&uuml;nce Hıristiyan cemaata d&ouml;nerek ş&ouml;yle dedi: &quot;Ben &ouml;yle &ccedil;ehreler g&ouml;r&uuml;yorum ki: Eğer AI- lah &#8216;tan bir dağın yok olmasını isteseler, Allah onların duasına icabet edecektir. Sakın bunlarla mubahaleye girişmeyin. Zira helak olursunuz. &Ouml;yle ki kıyamete kadar yery&uuml;z&uuml;nde bir tek Hristiyan bile kalmaz&quot;48  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin Ehl-i Beyt&#8217;in faziletleri y&ouml;n&uuml;nde nazil olduğuna dair bir&ccedil;ok Ehl-i s&uuml;nnet alimi rivayet etmiştir ve onlardan bazılarını aşığıda size takdim ediyoruz.  </p>
<p> 1. Nizameddin Nisaburi : Tefsir Geraib-ul Kur&#8217;an ve Gera- ib-ul Furkan c. 3 s. 213<br /> 2. İyun-ul-Tefsir Sefhel-ul s. 67<br /> 3. T efsir-ul Celaleyn c. 1 s. 283<br /> 4. Medarik-ul Tenzil ve Hekailkul Te&#8217;vil c. 1 s. 221<br /> 5. T efsir-ul Meragi c. 3 s. 171<br /> 6. Tefsir-ul Vazih c. 3 s. 58<br /> 7. Futuhat-ul İlahıyyet bi T evzih-ul Celaleyn lil Dekaik Hefiyyet c. 1 s. 283<br /> Note: 8.kaynak ya unutulmuş ya da numaralandırma yanlış yapılmıştır. eKitaplaştıranın notu.<br /> 9. Zad-ul Mesır fı İlmul Tefsir s. 399<br /> 10. Ta&#8217;bir-ul Rahman, ve Tefsir-ul Menan c. 1 s. 114 <br /> 11. Tefsir-ul Ta&#8217;cul Tefasir c. 1 s. 61<br /> 12. Tefsir Ebi Suud c. 1 s. 244<br /> 13. Mu&#8217;terek-ul Ekran fı l&#8217;can-ul Kur&#8217;an s. 562<br /> 14. Tefsir-ul Kur&#8217;an Hekim. c. 3 s. 322<br /> 15. Sahih Muslim c.7 s. 120<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 48- Fahri Razi: Tefsir-ul Kebir c. 8 s. 80  </p>
<p> s:16  </p>
<p> 16. Sahih Tirmizi c. 4 s. 293<br /> 17. Musned Ahmed Bin Hanbel c. 1 s. 185 <br /> 18. M&uuml;stedrek alal Sahiheyn c. 1 s. 150 <br /> 19. Fahri Razı Tefsirul Mesir c. 8 s. 80  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve bu kaynaklar dışında onlarca Tefsir kitaplarında, Hz. Resulullah (s.a.a) mubaheleye Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyn&#8217;i &ccedil;ağırmış ve ş&ouml;yle buyurmuştur. &quot;Allah&#8217;ım bunlar benim Ehl-i Beyt&#8217;imdir.&quot; diye buyurmuştur. Bu hadisi ise aynı mana i&ccedil;inde nakletmişlerdir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 24- &quot;Kim Allah&#8217;a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir.&quot; 49  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani&#8217;ninn rivayetine g&ouml;re Cabir Bin Abdullah dedi ki; Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Allah-u Teala Ali, hanımı ve &ccedil;ocuklannı mahlukatın &uuml;zerindeki h&uuml;ccetleri (kıldı) ve onlar &uuml;mmetimin ilim kapıları, kim onların vasıtasıyla hidayet olursa, dosdoğru yola hidayet olur (sıra-tul mustakıme)&quot; 50  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 25- &quot;Hep birden Allah&#8217;m ipine sımsıkı sarılın (par&ccedil;alanmayın) Allah&#8217;ın &uuml;zerinizdeki nimetini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n&#8230;&quot; 51  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i s&uuml;nnetin tefsir ve hadis alimleri bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle naklediyorlar. Onlardan Hafız Kunduzi, Muhammed Sebhan Mısn, Şafii alimi Şeblenci ve İbni Hacer, ş&ouml;yle rivayet et- mişlerdir: Hz. Resulullah, İmam Ali&#8217;nin elinden tutarak &quot;Ona sarılın, bu Allah&#8217;ın sağlam ipidir.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dedikten sonra bu ayeti okudu &quot;Hep birden Allah&#8217;m ipine sımsıkı sarılın&#8230;.. &quot;52  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayeti kerimenin İmam Ali ve Ehl-i Beyt&#8217;in faziletlerini ve azametlerini beyan maksadını taşıdığı y&ouml;n&uuml;nde bir &ccedil;ok hadis<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 49- AI-i Imran Suresi 101<br /> 50- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 58 ve Yenabi-ul Mevedde s. 63 <br /> 51- Al-i Imran Suresi 103<br /> 52- Yenabi-ul Mevedde s. 118-119, Sevikul Muhrike s. 93  </p>
<p> s:17  </p>
<p> nakledilmiştir: Ve hadis alimlerinden bazıları şunlardır.  </p>
<p> -Şeblenci: Nur-ul Ebsar s. 124<br /> -Sabban Mısri: Esraful Rağibın s. 118<br /> -İbn-i Hacer Sevaikul Muhrike s. 90<br /> -Rah&#8217;ul Meani c. 4 s. 16  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 26- &quot;Sizden hayra &ccedil;ağıran, hakkı emreden, batılı yasaklayan bir cemaat bulunsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.&quot;53  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re: Ali bin Ebi Talib (a.s) ş&ouml;yle dedi: Selman Farisi bana dedi ki: &quot;Ya Ebel Hasan, ben ve sen Resulullah&#8217; ın yanında iken Hz. Resulullah, belime vurarak ş&ouml;yle buyuruyordu! &quot;Ya Selman,bu ve taraftarları kurtuluşa erenlerdir. &quot;54  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 27- &quot;Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan &ouml;nce de peygamberler gelip ge&ccedil;miştir. Şimdi o &ouml;l&uuml;r ya da &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;rse, gerisin geriye (eski dininize) mi d&ouml;neceksiniz? Kim (b&ouml;yle) geri d&ouml;nerse, Allah&#8217;a hi&ccedil;bir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, ş&uuml;kredenleri m&uuml;kafatlandıracaktır &quot; 55  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Huzeyfetul Yemani ş&ouml;yle dedi: &quot;Uhud savaşında Hz. Resulullah m&uuml;şrikler ile savaşa başladığında, Hz. Resulullah&#8217;ın sahabeleri h&uuml;srana uğradıklannda, İmam Ali, Ebu D&uuml;cana ile Resulullah&#8217;ın yanında savaşarak m&uuml;şrikteri Hz. Resullulah&#8217;tan uzaklaştırdılar ve bunun akabinde Allah&#8217;u Teala bu ayeti Ali ve Ebu D&uuml;cane i&ccedil;in nazil etti. &quot;56  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 28- &quot;&#8230;Kim d&uuml;nya nimetini isterse, onu vereceğiz. Ahiret sevabmı isteyene de ondan vereceğiz. Biz ş&uuml;kredenleri yakında ın&uuml;kafatlandıracağız.&quot; 57 .  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 53- Al-i Imran Suresi 104<br /> 54- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.68 <br /> 55- AI-i Imran Suresi 144<br /> 56- Şevahid-ul TenziI c. 1 s. 136 <br /> 57- AI-i Imran Suresi 145  </p>
<p> s:18  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn Abbas ş&ouml;yle dedi: &#8216;Y&uuml;ce Allah Kur&#8217;an&#8217;ın iki ayetinde Ali&#8217;yi ş&uuml;kredenler diye zikretmiştir. (Allah ş&uuml;kredenleri m&uuml;kafatlandıracaktır) Al-i İmran 144, (Biz ş&uuml;kredenleri yakında m&uuml;kafatlandıracağız) Al-i İmran 145 ifadeleridir.&quot;58  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 29- &quot;Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete konursa, ger&ccedil;ekten muradına ermiştir&#8230;&quot;59  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili&#8217;nin rivayetine g&ouml;re, Hz. Muhammed (s.a) ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Kıyamet g&uuml;n&uuml; olduğunda, cehennem k&ouml;priis&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde bir yol vardır. Ali bin Ebi Talib&#8217;in vilayeti (beraatı) olmayanara izin verilmeyecektir (ge&ccedil;emeyecekklerdir)&quot;60  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir&ccedil;ok tefsir ve hadis alimleri bu hadisi kendi kitaplanna nakletmişlerdir. Onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> 1. İbn-i Hacer Asakalani: Lisan-ul Mizan c. 1 s. 51 <br /> 2 Harezmi (şafii): Menakib Ali bin Ebi Talib s. 253 <br /> 3 Hafız Muhibiddin Taberi: Zuhair-ul ukba s. 71 ve Erriyaz- un Nazire c. 2 S. 177 <br /> 4. Haliz Ebi Naim Ahmed Bin Abdullah İsfahani: Ahbar-ı İsfahan c. 1 s. 342<br /> 5. Zehebi (şafii): Mizan-ul İ&#8217;tıdal c. 1 s. 28<br /> 6. Şa&#8217;zan Manakıb Mi&#8217;et Manakıb: 26 s. 11  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 30- &quot;&#8230;..Allah kattında m&uuml;kafattır bu, daha g&uuml;zel m&uuml;kafat da gene Allah katındadır.&quot;61  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani bu ayetin beyan ve tefsirinde diyor ki; Resulullah; bu ayet hakkında Ali&#8217;ye ş&ouml;yle dedi: &quot;Allah katında m&uuml;kafattır bu &quot;Ey Ali, bu ayetteki m&uuml;kafat (sevap) sensin &quot;62  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 58- Şevahıd-ul Tenzil c. 1 s. 136 <br /> 59- AI-i Imran Suresi 185<br /> 60- Menakıb Ibn-i Meğazili s. 242 <br /> 61- AI-i Imran Suresi 195<br /> 62- Şevahid-ul Tenzıl c. 1 s. 138 .  </p>
<p> s:19  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 31- &quot;Lakin Rablerinden korkanlar i&ccedil;in altlarından ırmakar akan cennetler vardır. Orada ebedi kalırlar, Allah tarafından i ağırlanacaklardır. Allah katındaki nimetler, iyiler i&ccedil;in &ccedil;ok daha hayırlıdır.&quot;63  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Esbağ b. Nebbat&#8217;tan Hz Ali&#8217;nin ş&ouml;yle buyurduğunu duydum: &quot; Hz. Resulullah elimden tuttuktan sonra ş&ouml;yle buyurdu:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey kardeşim! Allah &#8216;u T eala ş&ouml;yle buyuruyor. &#8216;Allah katından ki nimettir. . &#8230; &#8216;<br /> Ayetini okuduktan sonra ş&ouml;yle dedi: Ey Ali sen m&uuml;kafatsın (velayetin) ve senin taraftarların (şiaların) en hayırlılarıdır. &quot;64  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 32- &quot;&#8230;Ve, nefsinizi &ouml;ld&uuml;rmeyin, ş&uuml;phesiz ki Allah, sizin i&ccedil;in rahim olandır.&quot;65  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle rivayet ediyor: &quot;&#8230; Ve nefsinizi &ouml;ld&uuml;rmeyin&quot; yani, &quot;Peygamber ehlini (Ehl-i beytini) &ouml;ld&uuml;rmeyin. &quot; Doğrusu Allah ş&ouml;yle buyuruyor: &quot;Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, nefislerimizi ve nefislerinizi davet edelim&#8230;&quot; Bu ayette: &quot;oğullarımızdan kasıt İmam Hasan ve H&uuml;seyin Kadınlarımızdan kasıt, Hz. Fatıma, nefislerimizden kasıt ise; İmam Ali&#8217;dir. &quot;66  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 33- &quot;Yoksa onlar, Allah&#8217;m kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar?..&quot; 67  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot; Bu ayeti kerime Hz. Muhammed ve Hz. Ali hakkında indi, Allah&#8217;ın kendi fazlı, n&uuml;b&uuml;wet ve imamettir.&quot;68  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini itiraf eden bazı sunni alimleri ve kitapları şunlardır.<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 63. Al-i İmran Suresi 198<br /> 64. Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.138<br /> 65. Nisa Suresi 29<br /> 66- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 143, Menakib Ibni Meğazili s. 318 <br /> 67 &#8211; Nisa Suresi 54<br /> 68- Ğayet-ul Meram s. 325  </p>
<p> 20  </p>
<p> 1. Allame Şevafi Hafız Ebul Hasan İbn-i Meğazili: Menakib İbn-i Meğazili s. 267<br /> 2. İbn-i Hacer Heysemi Sevaik-ul Muhrike s. 150<br /> 3. Ebu Bekir Şehabeddin Hazremi şafi: Reşful Sadı s. 37 Mısır. <br /> 4. Hafız S&uuml;leyman Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 121  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 34- &quot;. . . oysa biz İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;lk bağışladık&quot; 69  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer Heysemi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re; İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetle ilgili ş&ouml;yle (B&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;lk bağışladık) buyurmuştur: &quot;Onlara (İbrahim ailesine) imameti verdik. Onlara itaat Allaha itaat ve onlara isyan ise Allah il isyandır. &quot; 70  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli kardeşlerim imametten kasıt; İmam Ali ve on bir evladıdır. Hz. Resulullah imamların sayısını ve isimlerini birden defalarca sahabelere a&ccedil;ıklamıştır. Bu konu hakkında onların alimleri tarafından değişik hadisler nakledilmiştir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 35- &quot;Ey İman edenler, Allah&#8217;a itaat edin Peygbere ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.&quot; 71  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerime Hz. Resulullah&#8217;ın İmam Ali&#8217;yi Medine de kendi yerine halife tayin ettiğinde nazil olmuştur. Alluh&#8217;u Teala M&uuml;sl&uuml;manlara emrederek Peygamber ve Peygamberin kendi yerine bıraktığı emir sahibi ve halifesine itaat etmelerini ve ona karşı gelmelerini yasaklamıştır.72  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 36- &#8216;Ve kim Allah&#8217;a ve Peygamberine itaat ederse..işte onlar, Allah&#8217;ın nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitlerle beraberdir Bu Allah&#8217;m b&uuml;y&uuml;k bir l&uuml;tf&uuml;d&uuml;r&quot;73  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br /> 69- Nisa Suresi 54<br /> 70- Savaik-ul Muhrike s. 93 mısır<br /> 71- Nisa Suresi 59<br /> 72- Ğayet-ul Meram s. 263-264&#8217;de Bak <br /> 73 Nisa Suresi 69-70  </p>
<p> s:21  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle demiştir. &quot;Kim Allah&#8217;a ve Peygamberine itaat ederse&quot; den maksat: &quot;Allah&#8217;ın farzlarına ve Hz. Resulullah in s&uuml;nnetine itaat ederse. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;İşte onlar, Allah&#8217;ın nimet verdiği Peygamberler, sıddıklar, şehitlerle beraberdirler&quot; ayetinden kasıt: &quot;Ali bin Ebi Talib, Cafer Tayyar, Hamza bin Abdulmuttalib, Hasan ve H&uuml;seyin. Bunlar şehitlerin efendileri ve en hayırlılarıdır. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Bu Allah&#8217;ın b&uuml;y&uuml;k bir 1&uuml;tfudur&quot; dan maksat: &quot;Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyin&#8217;in menzilesi, Resulullah&#8217;ın menzilesi gibidir. Cennette bir yerdedirler. &quot;74  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 37- &quot;Ger&ccedil;ekten m&uuml;nafıklar, ateşin en alt tabakasındadırlar. Artık onlara alsa bir yardımcı bulamazsın&quot;75  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Askır, Ahmed b. Hanbel&#8217;in rivayetine g&ouml;re Hz. Muhammed (s.a.a) ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Ey Ali, seni ancak m&uuml;min sever ve ancak m&uuml;nafık buğz eder. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha sonra Hz. Muhammed bu ayeti okudu: &quot;Ger&ccedil;ekten m&uuml;nafıklar, ateşin en alt tabakasındandırlar. &quot;76  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili, Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.a) ş&ouml;yle buyurduğunu rivavet etmiştir: &quot;Vay EhI-i Beytime zul&uuml;m (eziyet) eden kişiye, m&uuml;nafıklarla beraber cehennemin en alt tabakasında cezalandırılacaktır. &quot;77  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 38- &quot;İman edip iyi işler yapanlar ise, Allah onlara ecirlerini eksiksiz &ouml;deyecek ve onlara kendi fazlından fazlasını da vereektir.&quot;78  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re ibn-i Abbas ş&ouml;yle demiştir: &quot;Kur&#8217;an&#8217;da her ne kadar &#8216;iman edip iyi işler yapanlar&#8217; hitabı varsa bu hitabın efendisi başta Ali&#8217;dir. Y&uuml;ce Allah ki-  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 74. Şevahid-ul Tenzil c.1 s. 153-154 ve Ircehul Metalib s. 22, Zehebi: Mızan-ul i&#8217;ti&#8217;dal kısım 2 s. 212 <br /> 75. Nisa Suresi 145 <br /> 76. Tarih ibni Asakir c. 2 s. 253 <br /> 77 &#8211; Menakib ibni Meğazili s. 66 <br /> 78. Nisa Suresi 173  </p>
<p> s:22  </p>
<p> tabında sahabeyi ayıpladığı halde Ali&#8217;yi hayırdan başka bir şey- le hi&ccedil; bir zaman anmamıştır. &quot;79  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 39- &quot;Bug&uuml;n dininizi kemale erdirdim, &uuml;zerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamı se&ccedil;ip beğendim.&quot; 80  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Hureyre&#8217;den rivayet ediliyor ki: Zilhicce ayının on se kizinde. (Gadir Hum g&uuml;n&uuml;) Peygamber(saa) ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ben kimin mevlası isem Ali&#8217;de onun mevlasıdır. (Emiridir)&quot; O an, &quot;bu g&uuml;n dininizi tamamladım&quot; ayeti nazil oldu.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Denilir ki! Resulullah (s.a.a) Ali&#8217;nin halifeliğini beyan ettikten sonra &#8216;Ali&#8217;ye m&uuml;minlerin emiri diye selam verin&quot; diye buyurdu.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonra Hz. Resulullah tekbir getirerek, &quot;Allah&#8217;u Ekber, dini kemale erdirdiği i&ccedil;in, nimeti tamamladığı i&ccedil;in. benim risalemde (peygamberliğinde) Ebu Talib oğlu Ali&#8217;nin benden sonra velayetine razı olduğu i&ccedil;in&quot; buyurdu. 81  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 40- &quot;Allah, iman edenlere ve iyi işlerde bulunanlara vaat etmiştir, onlar i&ccedil;in bir bağışlama ve b&uuml;y&uuml;k bir ecir vardır.&quot;82  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hanefiyye Mevfik Bin Ahmed&#8217;in rivayetine g&ouml;re Yezid Bin Şerahil Ensari, İmam Ali&#8217;nin ş&ouml;yle dediğini duydum der: &quot;Hz. Muhammed ş&ouml;yle dedi: Ey Ali! Allah&#8217;u Teala&#8217;nın şu ayetini duymuyor musun: &#8216;Allah iman edenlere ve iyi işlerde bulunanlara&quot; ayetinden kasıt; Sen ve taraftarlanndır ve bizim buuşmayı vaat ettiğimiz yer havuzun başıdır. &quot;83  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 41- &quot;İnkara sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise, alevli ateşin haikıdırlar onlar&quot;84  </p>
<p> 79. Şevahid-ul Tenzil c.1 s.21<br /> 80. Maide Suresi 3<br /> 81. Durr-ul Mensur c. 3 s. 19. Kur&#8217;an&#8217;da Hz. Ali c. 2 s. 56-59, Menakib-i ibn-i Meğazili s. 322-323, Maktel-i H&uuml;seyin Harezmi c. 1 s. 470.480, Menakıb Harezmi s.8O<br /> 82-Maide Suresi 9<br /> 83. Menakib il Harezmi s. 187<br /> 84- Maide Suresi 10  </p>
<p> s:23  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız İbn-i Meğazili&#8217;nin rivayetine g&ouml;re İbn-i Abbas dedi ki Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;İnkara sapanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar.&quot; Yani; Ali&#8217;nin velayetidir. Ali&#8217;nin velayet hakkını tanımak b&uuml;t&uuml;n alemlerin &uuml;zerine farzdır&quot;85  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 42- &quot;And olsum ki Allah israiloğullarından kesin s&ouml;z almıştır&#8217;. Onlardan on iki g&uuml;venilir g&ouml;zetleyici g&ouml;ndemiştik. &quot;86  </p>
<p> İbni Abbas ş&ouml;yle demiştir: &quot;Cabir b. Abdullah Ensari ayağa kalkarak: &#8216;Ya Resulullah imamların sayısı ka&ccedil;tır?&#8217; dedi. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Ya Cabir bana sorduğun i&ccedil;in All- ah sana rahmet eylesin, imamların sayısı Allah-u Teala&#8217;nın şu ayette buyurduğu İsrail oğullarının on iki g&uuml;venilir g&ouml;zeticileri kadardır. Allah buyuruyor ki: &#8216;And olsun ki &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ey Cabir imamlar 12 tanedir. Onların evveli Ali bin Talib ve sonuncusu Muhammed Mehdi &#8216;dir. &quot;87  </p>
<p> &nbsp; <br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 43- &quot;&#8230;Onları dosdoğru yola y&ouml;neltip iletir&quot; 88  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re Yeman Mevla Mesab b. Z&uuml;beyr ş&ouml;yle demiştir. &quot;Ali bin Ebi Talib, insanları doğru yola iletir.&quot;89  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 44- &quot;Ey İman edenler, Allah&#8217;tan korkup-sakının ve sizi O&#8217;na yaklaştıracak vesile arayın. &quot;90  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Ali (a.s) dedi ki, Hz. Resulullah bu ayetin tefsirinde &ouml;yle buyurdu. &quot;Evladımdan gelecek olan imamlara itaat, Allah&#8217;a itaattir, onlara isyan Allah&#8217;a isyandır. Onlar kopmayan kulp ve Allaha vesiledirler. &quot;91  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 85- Menakib ibni Meğazili s. 322-323<br /> 86- Maide Suresi 12<br /> 87 &#8211; Menakib Mi&#8217;et Menakib 40 s. 28-29<br /> 88- Maide Suresi 16<br /> 89- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 65<br /> 90- Maide Suresi 35<br /> 91- Meveddet Pınarları s.92  </p>
<p> i  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hindi bu ayetin tefsirinde, Ehl-i Beyt&#8217;in kıyamet g&uuml;n&uuml;nde Allah&#8217;a vesile veren yakınları olduğunu kaydediyor.92  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini bir&ccedil;ok S&uuml;nni alimi kaydetmektedir. Onlardan bazdan şunlardır:  </p>
<p> -Menkıb İbn-ı Meğazili s. 56<br /> -İbn-ı Hacer Heysemi: Mecme-ul Zevaid c. 1 s. 239 <br /> -Menakib-ul Mi&#8217;et, Menakib 53 s. 36  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 45- &quot;Ey İman edenler! Sizden kim dininden d&ouml;nerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven m&uuml;minlere karşı al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml; (şefkatli), kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. Allah yolunda cihad ederler ve hi&ccedil;bir kınayanın kınama- sından korkmazlar. Bu, Allah&#8217;m dilediğine verdiği l&uuml;tfudur. Allah&#8217;ın l&uuml;tfu ve ilmi geniştir.&quot; 93  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahri Razi bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle rivayet etmiştir: Bu ayet Ali&#8217;nin (a.s) hakkında indi, dedikten sonra ş&ouml;yle naklediyor: Hz. Resulullah sancağı ona verdiği g&uuml;n buyurduğu s&ouml;z ona dalalet ediyor: &quot;Sancağı &ouml;yle birisine vereceğim ki, o Allah&#8217;ı ve Resulunu sever, Allah ve Resulu de onu sever&quot; bu vasfedilen sıfatlar bu ayette zikredilen sıfatlardır. 94  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucu bu hadis sahih ve meşhurdur.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 46- &quot;Sizin veliniz ancak Allah, O&#8217;nun Peygamberi ve namaz kılan ve r&uuml;ku halinde zekat veren m&uuml;minlerdir. &quot;95  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i S&uuml;nnet&#8217;in &ouml;nde gelen tefsir alimlerinden biri olan Fahri Razi ş&ouml;yle rivayet etmiştir: Ebu Zer dedi ki: &quot;Bilin ki bir g&uuml;n Hz. Resulullah ile birlikte &ouml;ğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 92- Irceh-ul Metalib s. 591-592<br /> 93- Maide Suresi 54<br /> 94- Mefatih-ul Ğayb c. 12 s. 30 Esnal Mutalib lil Cezni s. 10-11 <br /> 95- Maide Suresi&nbsp; 55  </p>
<p> s:25  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> ruk&uuml; halindeydi. Elinin k&uuml;&ccedil;&uuml;k parmağını ona doğru uzattı o parmağında y&uuml;z&uuml;k vardı. Dilenci gidip y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; hazretin parmağından &ccedil;ıkanp aldı.&quot; Bunun &uuml;zerine Hz. Resulullah Allah&#8217;a yakararak ş&ouml;yle dua etti &quot;Allah&#8217;ım kardeşim Musa sana dua etti ve&nbsp; &#8216;Rabbiml g&ouml;nl&uuml;m&uuml; a&ccedil; işimi kolaylaştır. Dilimdeki d&uuml;ğ&uuml;m&uuml; &ccedil;&ouml;z ki, s&ouml;z&uuml;m&uuml; anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun&#8217;u&#8230; Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni &ccedil;ok&ccedil;a tespih edelim. Ş&uuml;phesiz sen bizi g&ouml;rensin&#8217; 96 dedi.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sende ona! &#8216;Senin isteklerin sana verildi. Ey Musa&#8217;97 diye vahyettin.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah&#8217;ım! bende senin kulun ve peygamberinim benimde g&ouml;nl&uuml;m&uuml; a&ccedil;, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali&#8217;yi, bana yardımcı ver, onunla kuvvetimi arttır.&quot; Ebu Zer diyor ki: &quot;And olsun Allah&#8217;a! Hen&uuml;z Hz. Resulullah s&ouml;z&uuml;n&uuml; tamamlamamıştı ki, Cebrail &#8216;Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve namaz kılan ve r&uuml;ku halinde zekat veren rn&uuml;minlerdir.&quot; ayetini getirdi. 98  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli Kardeşlerim, bu ayetin İmam Ali (a.s) hakkında indiğine dair Ehl-i S&uuml;nnet alimleri ittifak etmişlerdir ve onlardan bazıları:  </p>
<p> 1.Harezmi: Ensab-ul Eşref c. 2 s. 150<br /> 2.Tefsir Muhiddin Bin Arabi: c. 1 s. 334 <br /> 3.Menakib Havarezmi: s. 186<br /> 4.Cami-ul Beyan c. 1 s .165 taberi<br /> 5.İbn Kesir: Tefsir-ul Kur&#8217;an-ul Azim c. 2 s. 71 <br /> 6. Vahidi: Esbab-ul Nuzul s. 148 mısır<br /> 7. Suyuti: Durr&#8217;ul Mensur c. 2 s. 295<br /> 8. Mutteki hindi: Kenzul Ummal c. 6 s. 405 <br /> 9. Şevkani: Feth-ul Gadir c. 2 s. 50<br /> 10. İbn Esir: Camı-ul Usul c. 9 s. 478  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br /> 16- Ta-ha Suresi 25-35<br /> 17- Ta-ha Suresi 36<br /> 18- Fahrı Razi: Tefsir-ul Kebir c.12 s. 26 Beyrut ~6  </p>
<p> s:26  </p>
<p> 11. Kenci: Kiyafetul Talib s. 250<br /> 12. Tefsir Kurtubi: c. 9 s. 336<br /> 13. Hafız Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 202  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 47- &quot;Kim Allah&#8217;ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, ş&uuml;phesiz Allah&#8217;ın ordusu olanlar &uuml;st&uuml;n gelirler. &quot;99  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas ş&ouml;yle demiştir: &quot;Kim Allah&#8217;ı, Peygamberini ve inananian veli kabul ederse&#8230;&quot; ayeti kerimesi İmam Ali hakkında has olarak indi.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani bu ayetin tefsirinde, İbn-i Abbas Hz. Resulullah&#8217;tan ş&ouml;yle rivayet etmiştir. &quot;&#8230; y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; sana kim verdi? Dilenci ş&ouml;yle dedi: &quot;Ayakta olan (kişi Ali bin Ebi Talib)&quot; Hz. Resulullah ş&ouml;yle sordu: &quot;Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; nasıl bir vaziyette verdi.&quot; O dedi: &quot;Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; namazda r&uuml;ku halinde iken verdi.&quot; Hz. Resulullah bunu duyduğunda tekbir getirerek ş&ouml;yle dedi: Allahu Teala ş&ouml;yle buyuruyor! &quot;Kim Allah&#8217;ı, Peygamberini ve inananları veli kabul ederse, bilsin ki, ş&uuml;phesiz Allah&#8217;ın ordusu &uuml;st&uuml;n gelir.&quot;100  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 48- &quot;Ey Peygamber, Rabbin tarafından indirilen emri bildir&#8230;&quot; 101  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vahidi&#8217;nin nakline g&ouml;re, bu ayeti kerime Gadir Hum g&uuml;n&uuml; Ali bin Ebi Talib hakkında indi. 102  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahreddin Razi bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle naklediyor: &quot;Ey Peygamber, Rabbin tarafından indirilen emri bildir ve eğer bu tebliği ifa etmezsen, O&#8217;nun el&ccedil;iliğini yapmamış olursun&#8230;&quot; ayeti kerimesi, Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Ayet indiğinde Ali&#8217;nin elinden tutup, Resulullah (saa) ş&ouml;yle buyurmuştur:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Ben kimim mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah&#8217;ım<br /> &#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 99- Maida Suresi 56<br /> 100- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 185-186 <br /> 101- Maide Suresi 67<br /> 102- Vahidi: Esbab-ul Nuzul s. 135  </p>
<p> s:27  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Ali&#8217;nin vilayetini kabul edip onu seveni sen de sev ve onun vilayetini inkar edip d&uuml;şman olana sende d&uuml;şman ol&quot; 103  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cemaleddin Suyuti&#8217;nin &#8216;Durr&#8217;ul mensur&#8217; adlı tefsir kitabında ş&ouml;yle naklediliyor:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Said El Hudri dedi ki: &quot;Bu ayeti kerime, Gadir Hum g&uuml;n&uuml; Ali bin Ebi T alib hakkında indi.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir rivayette, Abdullah b. Mesud ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Bizler Resulullah (s.a.a) zamanında bu ayeti kerimeyi ş&ouml;yle okurduk: (Ey Peygamber) Ali&#8217;nin m&uuml;minlerin mevlası olduğunu sana inen emir &uuml;zere bildir ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun el&ccedil;iliğini yapmamış olursun&#8230;&quot;lO4  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i S&uuml;nnetin &ouml;nde gelen alimleri bu ayetin tefsirinde hep-si yukarıda aktardığımız gibi ittifak etmişlerdir. Ve onların &ouml;nde gelenleri şunlardır.  </p>
<p> -Muhammed el Şevkani: Felh-ul Kadir c. 2 s. 57 <br /> -Hakim Haskani: Sevahid-ul Tenzil c. 1 s. 188-190 <br /> -Allame Nisaburi Ebu Bekir Muhammed b. Hasan (şafii) Tefsir-ul Nisaburi: c. 6 s. 194-195<br /> -İbn-i Esir: Es&#8217;ed-ul Ğabe C. 2 s. 67-Kahire<br /> -Taberi: Zuhair ukba s. 67 Kahire<br /> -Ahmed Bin hanbel: Musned c. 4 s. 281 Mısır<br /> -Belği: Menakib s. 28 Hind.<br /> -İbn Hacer-ul Askalani: Tehzib Tehzib c. 3 s. 327 <br /> -Zehebi: Mizan-ul rtidal c. 2 s. 107<br /> -Nisai: Hasais Emiril M&uuml;minin s. 89  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 49- &quot;Ey iman edenler akitleri yerine getirin&quot; 105  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zehebi, Abdullah b. Abbas&#8217;ın, bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle de-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 103. Tefsir-ul Kebir c. 6 s. 53<br /> 104- Suyuti: Durr&#8217;ul Mensur c. 2 s. 298 <br /> 105- Maide Suresi 1  </p>
<p> s:28  </p>
<p> diğini nakletmiştir. &quot;Kur&#8217;an&#8217;da her ne kadar &#8216;Ey İman edenler&#8217; hitabı varsa, işte bu hitabın efendisi başta Ali&#8217; dir. Y&uuml;ce Allah kitabında sahabeleri ayıpladığı halde, Ali&#8217;yi her zaman iyilikle anmıştır:&#8217;106  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 50- &quot;Allah buyurur ki: &quot;İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği g&uuml;nd&uuml;r.&quot; 107  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Hindi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re İbn-i Abbas ş&ouml;yle dedi:<br /> &quot;Ali sıddıkların efendisidir.&#8217;108  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 51- &quot;Allah kimi dilerse, saptırır; dilediği kimseyi de doğru yola iletir.&quot; &quot;Qnları se&ccedil;kin kıldık ve doğru yola ilettik.&quot;109  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re: Bu iki ayeti kerimedeki, &quot;Sıratel M&uuml;stakim&quot; yanı doğru yoldan kasıt hitabı İmam Ali&#8217;yedir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O rivayetlerden biri de, İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Allahu Teala&#8217;nın işaret ettiği yol, Al-i Muhammed&#8217;in yoludur.&quot; 110  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 52- &quot;De ki! Kesin delil ancak &uuml;st&uuml;n ve m&uuml;kemmel huccet, Allah&#8217;m delilidir. O dileseydi hepsini doğru yola iletirdi.&quot; 111  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili, Enes&#8217;in bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle dediğini nakletmiştir: Resulullah&#8217;ın yanında bulunuyorduk. Ali bin Ebi Talib&#8217;i g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ben ve Ali, kıyamet g&uuml;n&uuml;nde bu &uuml;mmetin &uuml;zerine delil ve h&uuml;ccetiz. &quot;112  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Al-i Muhammedin kıyamet ve d&uuml;nya g&uuml;n&uuml;nde, y&uuml;ce Allah&#8217;ın bu &uuml;mmet &uuml;zerine g&ouml;ndermiş olduğu delil ve h&uuml;cceti olduğunu destekleyen hadisler &ccedil;oktur ve onlardan bazıları:<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 106. Zehebi Mizan I&#8217;tidal c. 3 s. 311 <br /> 107. Maide Suresi 119<br /> 108- Inceh-ul MeTalib s. 19<br /> 109- En&#8217;am Suresi 39 ve 87<br /> 110- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 59-61 <br /> 111. En&#8217;am Suresi 145<br /> 112- Menalib ibn Meğazili s. 40 ve 197  </p>
<p> s:29  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Suyuti: Meğt&#8217;ul Hadis s. 19<br /> Taberi: Zehair-ul Ukba s. 77<br /> Taberi: Rayazun Nazire c. 2 s. 193 <br /> Hatib Bağdadi: Tanh-ul Bağdat c. 2 s. 88 <br /> Harezmi : Menakıb-ı Harezmi s. 228  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 53- &quot;Anaya babaya iyilik edin&quot;113  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Y&uuml;ce Allah bana itaat etmenizi ve bana karşı gelmemenizi; emrime tabi olmanızı farz kıldı. Bana tabi olmanızı farz kıldığı gibi benden sonra Ali bin Ebi Talib&#8217;e itaat etmenizi de farz kıldı. Bana karşı gelmenizi yasakladığı gibi ona karşı gelmenizi de yasakladı. Y&uuml;ce Allah Ali&#8217;yi vezirim, varisim karar kıldı. Ali bendendir. Ben de Ali denim.Ali&#8217;yi sevmek iman, Ali&#8217;ye buğz ise k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r. Onu seven beni sevmiştir, ona buğzeden bana buğz etmiştir. Ben kimim mevlası isem Ali&#8217;de onun mevlasıdır. Ben b&uuml;t&uuml;n m&uuml;sl&uuml;manların mevlasıyım. Ben ve o, bu &uuml;mmetin babasıyız. &quot;114  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili, Hz.Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu naklediyor:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Ali&#8217;nin m&uuml;sl&uuml;manlar &uuml;zerindeki hakkı, babanın evlatları &uuml;zerinde olan hakkı gibidir. &quot;115  </p>
<p> -Zehebi: Mi&#8217;zan İ&#8217;tıdal c. 2 s 313 <br /> -Asakalanı &quot;Lısan-ul Mizan c. 4 s. 399 <br /> -Harezmi: Menakıb-ı Harezmi s. 23 ve 219  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 54- &quot;İblis, beni azdırdığın i&ccedil;in ant olsun ki, senin doğru yolun &uuml;zerinde otunıp onlara karşı duracağım.&quot;116  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Hanefi&#8217;nin naklettiği bir rivayete g&ouml;re Hz. Muhammed (saa) bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle buyurdu: &laquo; ayeti kerimede İblis&#8217;in, &#8216;senin doğru yolun&#8217; dediği yol, Ali bin Ebu Ta-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 113- En&#8217;am Suresi 151<br /> 114 -Manakıb Mı&#8217;et Menakıb 22 s. 15 <br /> 115- Menakib ibn-i Meğaziii s. 48 <br /> 116- Araf Suresi 16  </p>
<p> s:30  </p>
<p> lib&#8217;in yoludur. &quot;117  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 55- &#8216;Ve derler ki, hamd olsun Allah&#8217;a ki; Bizi hidayeti ile buna ulaştırdı. Allah hidayet etmeseydi biz bunu bulamazdık&#8230; &quot; 118  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Kabbisi, s&uuml;nni alimlerinin &ouml;nde gelen tefsir alimleinden olan Taberi den ş&ouml;yle naklediyor. Hz. Resulullah Gadir Hum g&uuml;n&uuml; hutbesinde ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ey insanlar size dediğim gibi, m&uuml;minlerin emri Ali&#8217;yi tebrik edin&#8217;. Ve ş&ouml;yle deyin &#8216;Ve derler ki hamdolsun Allah&#8217;a ki; bizi hidayeti ile buna ulaştırdı. Allahu Teala b&uuml;t&uuml;n s&ouml;ylenenleri (kalbinde), nefsinde hainlik olanlan da biliyor. &quot;119  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 56- &quot;&#8230;.A&#8217;raf &uuml;zerinde herkesi simasından tanıyan adamlar vardır.&quot; 120  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer (şafii) Sa&#8217;lebi&#8217;nin tefsirin&#8217;den İbn-i Abbas&#8217;ın bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle dediğini rivayet ediyor: &quot;A&#8217;raf, sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;nde olan y&uuml;ksek, bir dağdır. O dağın &uuml;zerinde Ab- bas, Hamza ve Ali bin Ebi Talib ve Cafer-i Tayyar dururlar. Kendilerini sevenleri y&uuml;zlerinin (nurundan) beyazlığından ve kendilerine buğzedenleri ise y&uuml;zlerinin kara olmasından tanırlar. &quot;121<br /> &nbsp;<br /> (Note: Imam Cafer Sadık buyurdu ki:&quot;A&#8217;raf &uuml;zerinde duracak olanlar Ehl-i Beyt imamlarıdır.&quot;)  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 57- &quot;A&#8217;raf ehl-i simalarından tanıdıkları bir takım adamlara, &#8216;Ne &ccedil;okluğunuz ne de taslamakta olduğunuz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k size yarar sağladı&quot; l22  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız S&uuml;leyman Kunduzi&#8217;nin rivayetine Selman Farisi ş&ouml;yle demiştir: Hz. Muhammed&#8217;in Imam Ali&#8217;ye on dan fazla ş&ouml;yle bu- yurduğunu duydum: &quot;Ey Ali sen ve senin vasilerin (imamlar) cennet i~e cehennem arasında Araf ehlisiniz. Sizi tanıyanlar ve  </p>
<p> 117_Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.200<br /> 118. Araf Suresi 43<br /> 119. Kitap Maza rı Tarih c. 3s. 156, Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.200 <br /> 120- A&#8217;raf Suresi 46<br /> 121- Sevalk-ul Muhrike s.101<br /> 122- A&#8217;raf Suresi 48  </p>
<p> 31<br /> &nbsp;<br /> sizin tanıdığınız (vilayeti kabul edenler) cennete girebilecek ve&nbsp; cehenneme de ancak sizi inkar edenler ve sizin inkar ettikleriniz&nbsp; girecektir. &quot;123 .  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 58- &quot;&#8230; Affet deyin ve kapıdan secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım, iyilik yapanlara ihsanımızı arttıracağız demiştik.&quot;l24  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Heysemi (Safii)nin rivayetine g&ouml;re Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ehl-i Beyt&#8217;imin sizin aranızda ki misali, İsrail oğullarının Hitta kapısı (Selamet kapısı) gibidir. Kim o kapıdan girerse Allah onu bağışlar. &quot;125  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mutteki Hindi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ali bin Ebi Talib Hitta kapısıdır. Kim o kapıdan girerse m&uuml;min olur, ve kim de o kapıdan &ccedil;ıkarsa kafir olur. &quot;126  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;nni hadis alimleri yukarıda size sunmuş olduğumuz hadisi kendi kitaplarında kaydetmişlerdir. Ve onlardan bazdan şunlardır:  </p>
<p> -Suyuti: El kaul-ul Celil, hadis 39<br /> -Şeyh Muhammed Derulşi: Esnal Metalib ti Ehadıs Muhtelefet-ul Meratıb Huruf-ul Ayn s. 141 Mısır<br /> -Allame Hındi: Menakıb Aynı s. 38<br /> -İbrahim Bin Abdullah Ri&#8217;sabi: Esna&#8217;l Metalib 18 babın sonu.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 59- &quot;Hani Rabbin: Ademoğullarının sulb&uuml;nden soyunu &ccedil;ıkarmış ve kendilerini nefislerine şahit tutmuş: Ben, sizin Rabb&#8217;niz değil miyim?&quot; demişti. Onlar da demişlerdi ki: &quot;Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet g&uuml;n&uuml;: &quot;Bizim bundan haberimiz yoktu.&quot; demeyiniz&quot; l27  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 123- Yenabi-ul Mevedde s. 452, Şevahid-ul Tenzil c.1 s.199 <br /> 124. A&#8217;raf Suresi 161<br /> 125- Mecme-ul Zevaid c.9 s.153<br /> 126- Kenz-ul Ummal c.6 s. 153<br /> 127 &#8211; A&#8217;raf Suresi 172  </p>
<p> s:32  </p>
<p> Bazı s&uuml;nni alimleri bu ayetin tevil ve tefsirinde ş&ouml;yle rivayet etmişlerdir: Hz. Muhammed (saa) ş&ouml;yle buyurdu: &quot;İnsanlar Ali&#8217;nin ne zamandan beri m&uuml;minlerin emiri sıfatını aldığını bil- selerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi. Ali m&uuml;minlerin emiri sıfatını aldığında Adem (a.s) ruh ve ceset arasında idi. Y&uuml;ce Allah m&uuml;barek kitabında ş&ouml;yle buyurdu. &quot;Hani Rabbim: Ademoğullarının sulb&uuml;nden soyunu &ccedil;akarmış&#8230;&quot;l28  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 60- &quot;Allah&#8217;m doğru yola ilettiği kimse, doğru yoldadır. &quot;129  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız S&uuml;leyman Kunduzi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re Hz. Ali hutbelerinin birinde ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Benim yol g&ouml;steren (hadi) ve benim hak yola ileten &quot;130  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 61- &quot;Yarattıklarımızdan &ouml;yle bir &uuml;mmet vardır ki, onlar hakkı g&ouml;sterirler ve onunla adaleti uygularlar. &quot;131  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız S&uuml;leyman Kunduzi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re Hz. Ali&#8217;den, Hz. Peygamber ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Benden sonra &uuml;mmetim yetmiş &uuml;&ccedil; fırkraya ayrılacak, yetmiş ikisi ateşliktir, bir fırkra, fırka-i naciyedir. &quot; Hadısi şerif-i beyan ederken ş&ouml;yle buyurmuşlardır: &#8216;Yarattıklanmızdan &ouml;yle bir &uuml;mmet vardır ki, onlar hakkı g&ouml;sterirler ve onunla adaleti uygularlar.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Bu ayeti kerimede, fırkai naciye beyan edilmiştir ki bu, ben, Ehl-i Beyt&#8217;im ve bize tabi olanlardır. &quot;132  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 62- &quot;Ey Allah&#8217;ım, eğer bu kitap senin katından gelen bir ger&ccedil;ekse &uuml;zerimize g&ouml;kten taş yağdır ya da bize elem verici bir azap ver.&quot; demişlerdi.&quot; 133<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 128. Delail-ul Sıdk, Allame Deylemiden naklen, Meğazili: Menakıb ibni Meğazili s. 271-172<br /> 129- A&#8217;raf Suresi 178<br /> 130- Yenabi-ul Mevedde s. 495<br /> 131- A&#8217;raf S uresi 181<br /> 132-Meveddet Pinarları s. 23 Ş. Yeşil yayınları ist<br /> 133- Enfal Suresi 32  </p>
<p> s:33  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Kabbisi, Hafız Ebi Ubeyd-ul Harvi&#8217;nın tefsirinden (Ğarib-ul Kur&#8217;an) naklen ş&ouml;yle rivayet ediyor: Hz. Resulullah (saa) Gadır Hum g&uuml;n&uuml; Ali&#8217;nin hakkını (velayet ve imamet) du- yurduktan sonra, Cabır b. Nezer b. Hans b. Keldı Adbi Hz. Muhammed&#8217;e gelerek ş&ouml;yle dedi: &#8216;Ya Muhammed, Allah&#8217;m birliğini ve senin Allah&#8217;ın resul&uuml; olduğunu, namaz kılmayı, oru&ccedil; tutmayı, hacca gitmeyi, zekat vermeyi emrettin ve kabul ettik. Bunlardan razı deyilmisin ki, amcan oğlu Ali&#8217;yi bizden (Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır) diyerek &uuml;st&uuml;n tutuyorsun. Bu senden mi yoksa Allah&#8217;tan mi?&quot; Hz. Muhammed ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Vallahi bu emir Allah&#8217;tandır.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cabir giderek ş&ouml;yle dedi: &quot;Ey Allah&#8217;ım eğer Muhammed doğru s&ouml;yl&uuml;yorsa, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden başımıza taş yağdır ya da bize elem verici bir azabı indir, Cabir kendi grubuna ulaşamadan, Allah&#8217;u Teala g&ouml;k y&uuml;z&uuml;nden taş indirerek, onu &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. &quot;134  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;nni alimlerinin &ouml;nde gelenlerinden Şeyhul İslam Hamaveyni (hanefi) Feraid-ul Semteynn bab 13 de naklediyor.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Sabbağ (maliki): Fusul-ul Muhimme s. 36  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şeblenci (Şafii): Nur-ul Ebsar s. 78  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 63- &quot;Halbuki sen (Muhammed) onların i&ccedil;inde iken, Allah onlara azap edecek değildi&#8230;&quot;135  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meveddet Pınarları adlı kitabın yazarı, bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle naklediyor: &quot;Resulullah (saa) bu ayette beyan olunan, zat- i şerifleri hakkındaki mananın, kıyamet g&uuml;n&uuml;ne kadar, Ehl-i Beyt&#8217;inden gelecek İmamlar hakkında da tecelli edeceğini beyan buyurmuşlardır. Nasıl ki Resulullah (saa) ehli arza eman ise, Ehl-iBeyt&#8217;i de arz ehlinin emanıdır.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu konu hakkında pek &ccedil;ok hadis zikr olunmuştur. Nitekim Resulullah (saa) bir hadisi şeriflerinde ş&ouml;yle buyurmuşlardır: &quot;Ehl-i Beytim Ehl-i arzın emanıdır. Ehl-i beyt&#8217;im helak olursa<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 134- Maza fil Tarih c. 3 s. 151 <br /> 135- Enfal Suresi 33  </p>
<p> s:34  </p>
<p> d&uuml;nyanın sonu gelir.&quot;136  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 64- &quot;&#8230;&#8230;Hem de O&#8217;nun dostu olmadıkları halde, O&#8217;nun dostları ancak Allah&#8217;tan korkanlardır, fakat &ccedil;oğu bunu bilmezler&quot;137  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani&#8217;nin rivayetine g&ouml;re, İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle demiştir: &quot;Hem de onun dostu olmadıklan halde&quot; ayetinden kasıt; Mekke kafirleri &quot;Onun dostları ancak Allah&#8217;tan korkanlardır,&quot; ayetinden kasıt b&uuml;y&uuml;k şirklerden korkanlardır. Yani: &quot;Ali bin Ebi Talib, Hamza, Cafer ve Akil&#8217;dır.&quot; Bunlar Allah&#8217;ın dostlandır. Fakat &ccedil;oğu bunu bilmezler. &quot;138  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 65- &quot;&#8230;Bilin ki ele ge&ccedil;irdiğiniz ganimetin beşte biri Allah&#8217;ın, Peygamberin ve yakınlarının, yetimlerin, d&uuml;şk&uuml;nlerin ve yolcularındır, Allah, her şeye g&uuml;&ccedil; yetendir.&quot;l39  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İman Cafer-i Sadık, (as) ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ayeti kerimede kastedilen Peygamberin yakınları olan; m&uuml;minlerin emiri Ali ve geri kalan Ehl-i Beyt imamlarıdır. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Peygamberin d&ouml;neminde elde edilen ganimetierin beşte biri Ehl-i Beyte tahsis ediliyordu. Bu tahsis Peygamberden sonra, Ebubekir, &Ouml;mer, Osman&#8217;ın d&ouml;neminde verilmedi. Emevi ve Abbasi d&ouml;neminde de verilmedi. Lakin bir &ccedil;ok S&uuml;nni tefsir alimleri bu ayeti kerimenin tefsirinde işaret edilen, yakınlardan kastın, Ali bin Ebi Talib (a.s) olduğuna işaret etmişlerdir. Ona g&ouml;re ki, İmam Ali peygamberin kardeşi, damadı ve amcasının oğludur. Ve o akrabalık bakımından Peygambere en yakın olandır. Bu konu hakkında aşağıda size aktaracağım kaynaklara m&uuml;racaat edebilirsiniz.  </p>
<p> -Dur&#8217;ul Esrar c. 1 s. 159<br /> -Cami-ul Beyan fi Tefsirul Kur&#8217;an bu ayetin tefsirinde <br /> -Tefsir-ul Kasımi: c. 8 s. 3001 Mısır .<br /> -Tefsir-ul Tehrir ve Tenvir c. 10 s. 9 Tunus<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 136- Hz. Muhammed (saa) Al-i Aba on iki Imam, Mehdi Resul, Meveddet Pinarlan ,. Yeşil Yayınları s. 131-132 ıst<br /> 137 &#8211; Enfal Suresi&nbsp; 34  </p>
<p> s:35  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> -Tefsir-ul Kur&#8217;an-i lil Kur&#8217;an c. 5 s. 618 <br /> -İhya-ul Ulumud Din c .3 s. 410 Kahire <br /> -Musned Ahmed Bin Hanbel c. 1 s. 320 Mısır <br /> -Tefsir-ul Keşşaf bu ayetin tefsirinde Mısır <br /> -Kur&#8217;anda Ehli Beyt 104  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 66- &quot;Eğer seni aldatmak isterlerse; Muhakkak ki Allah sana yeter. Seni ve m&uuml;minleri yardımıyla destekleyen O&#8217;dur&quot; l40  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Hureyre&#8217;nin nakline g&ouml;re: Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Arşın &uuml;zerine ş&ouml;yle yazıldığını g&ouml;rd&uuml;m. Allah&#8217;tan başka bir ilah ve O&#8217;nun şeriki yoktur. Muhammed, Allah&#8217;in peygamber ve uludur. Ve Onu Ali ile destekleyip kuvvetlendirdim. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayetteki Allah&#8217;ın yardımından kasıt: &quot;M&uuml;minlerin emiri İmam Ali&#8217;dir. &quot; Nitekim bunu destekleyen bir&ccedil;ok s&uuml;nni alimleri kitaplannda yer vermişlerdir.  </p>
<p> -S&uuml;leyman Kunduzi Hanefi: Yanabi-ul Mevedde s. 94 <br /> -Taberi: Zehair-ul Ukba s. 69<br /> -Hafız Ebul Hasan b. Meğazili: Menakib adlı kitabında s. 39 <br /> -Harezmi: Menakib Harezmi S. 234<br /> -Taberi: Rıyaz-ul Nezer c. 2 s. 272<br /> -İbn Hacer: Mecme-ul Zevaid c. 9 s. 121<br /> -Alaeddin Hindi (Hanefi): Kenzul Ummal c. 6 s. 158 <br /> -Habb Bağdadi: Tarih-ul Bağdat c. 11 s. 173 <br /> -Kur&#8217;an&#8217;da Ehli Beyt s. 100. 105  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 67- &quot;Ey Peygamber, sana ve sana uyan m&uuml;minlere Allah yeter&quot;141  </p>
<p> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 138- Şevahid-ul Tenzil c.1 s. 216 <br /> 139- Enfal Suresi 41<br /> 140- Enfa\ Suesi 62<br /> 141- Enfal Suresi&nbsp; 64  </p>
<p> s:36  </p>
<p> Hatib Ebu Bekir Ahmed b. Ali Bağdadi&#8217;nin nakline g&ouml;re, Cabir b. Abdullah Ensari bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle demiştir: &quot;Ey Peygamber, sana ve sana uyan m&uuml;minlere Allah yeter&quot; ayetinden maksat; Ali bin Ebi Talib&#8217;tir ve m&uuml;minlerin efendisidir.&quot;142  </p>
<p> -Allame Hindi: İrceh-ul Metalib s. 88<br /> -Allame Hanefiyye Mir. Muhammed Salih Keşfi Tirmizi: Menakıb Iıl Keşfi ewel bab&#8217;da naklediyor  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 68- &quot;En b&uuml;y&uuml;k hac g&uuml;n&uuml;, Allah ve Resul&uuml;nden insanlara bir ilan bildirilir. Allah ve Peygamberi m&uuml;şriklerden kesinlikle uzaktır.&quot;l43  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir ve tarih alimlerinin nakline g&ouml;re, T&ouml;vbe suresinin bu ayeti indiğinde, Hz. Peygamber Ebu Bekiri T&ouml;vbe suresi ile Mekke&#8217;de bulunanlara ilan etmesi i&ccedil;in g&ouml;nderdikten sonra Cebrail (a.s) Peygambere gelerek ş&ouml;yle dedi: &quot;Rabbin sana selam s&ouml;yler ve buyurur ki: Benim yerime ancak sen veya senden olan biri eda edebilir!&quot; Bunu duyan Peygamber hemen M&uuml;minlerin Emiri Ali&#8217;yi Ebu Bekir&#8217;in arkasından g&ouml;nderip, sureyi ondan almasını ve onu m&uuml;şriklere İmam Ali&#8217;nin okumasını buyurdu. İmam Ali yolda Ebu Bekir&#8217;e yetişip, ayetleri onun elinden aldı. Mekke&#8217;ye ulaştığında, İmam Ali sureyi hazır olanlara bildirdi. Bu olaydan sonra Hz. Peygamber ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Benim yerime ancak ben veya Ali eda edebilir.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir, tarih ve hadis alimleri bu ayetin tefsirinde yukarıda aktardığımız gibi bu olayı ittifak ile kaydediyorlar. Ve onlardan bazıları şunlardır:  </p>
<p> -Sahih Buhari c. 5 s. 37<br /> -Taberi: Camı-ul beyan fi Tefsir-ul Kur&#8217;an c. 1 s. 46 <br /> -Tefsir-ul Menar c. 10 s. 157<br /> -Tefsir-ul Kur&#8217;an-ul Kerim Şeyh Şeltut s. 608 <br /> -Tefsir-ul Tehrir vel Tenvir c. 10 s. 100<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 142- Menakib Hatib Bağdadi s. 186 <br /> 143- T&ouml;vbe Suresi&nbsp; 3  </p>
<p> s:37  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> -Tefsir-ul Kasımi c. 8 s. 3069<br /> -Durr&#8217;ul Mensur: Bu ayetin tefsirinde <br /> -Nizamul Dur. C. 8 s. 364-365<br /> &#8211; Tefsir-ul Kur&#8217;an-iI lil Kur&#8217;an c. 5 s. 698 <br /> -Menakıb Harezmi s. 24 ve 223<br /> -Menakıb ibni Meğazili s. 112<br /> -Feraidul Semteyn s. 58<br /> -Sevaik-ul Muhrike s. 75, 93<br /> -Mizan-ul İ&#8217;tidal Zehebi c. 1 s. 205<br /> -EI İstiab c. 3 s. 35<br /> -Kifayet-ul Talib s. 242<br /> -Fezail Ali Bin Ebi T alıb İbni Hanbel c. 1 s. 43 <br /> -Hasais-ul Emiril M&uuml;minin Nisai s. 20 <br /> -Menakıb Ayni s. 18 ve 198  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 69- &quot;Eğer antlaşmalarından sonra yine yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa; o kafir &ouml;nderlerini hemen &ouml;ld&uuml;r&uuml;n &ccedil;&uuml;nk&uuml; onların yeminleri yoktur&#8230;.&quot;l44 .<br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskanni&#8217;nin rivayetine g&ouml;re: M&uuml;minlerin İmamı Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Cemel ve Sıfiın Savaşında, karşı tarafa ancak Allah&#8217;ın kitabındaki şu ayete dayanarak savaştım ve bu ayet bu g&uuml;n i&ccedil;in nazil oldu. Eğer antlaşmalarından sonra yine yeminlerini bozar ve dininize saldırırlarsa&quot;145  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir rivayette İmam Basra&#8217;da iken Cemel savaşı başlamadan &ouml;nce bu ayeti okudu ve ş&ouml;yle buyurdu: Anah&#8217;a andolsun ki, Resulullah (saa) bana ahdedip ş&ouml;yle buyurmuştu: &quot;Ey Ali! yeminlerini bozanlara; baği, asi olanlara ve dinden &ccedil;ıkanlara karşı savaşacaksın ki, bunların imanı yoktur. &quot;  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 70- &quot;Hacılara su vermeyi, Mecid-i Haram&#8217;ı onarmayı Allah&#8217;a ve Ahiret g&uuml;n&uuml;ne iman edip de Allah yolunda cihat eden-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 144- T&ouml;vbe Suresi 12 .<br /> 145- Şevadhid-ul Tenzil c. 1 s. 205, Kur&#8217;an&#8217;da Ehli Beyt s. 106  </p>
<p> s:38  </p>
<p> ierin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Cnlar Allah katında bir olmazlar Allah zulmeden toplumu doğru yola iletmez.&quot; &quot;İnanan, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat eden kim- selere Allah katında b&uuml;y&uuml;k dereceler vardır. Kurtuluşa erenlerde işte onlardır.&quot;l46  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız S&uuml;leyman, Nesai&#8217;nin ikinci cildinden Muhammed b. Kab El Kurtubi&#8217;nin şu rivayetine g&ouml;re: &quot;Bir g&uuml;n Abd-ud Dar&#8217;dan Talha b. Şeybe, Abbas b. Abd-ul Muttalib Kabe&#8217;ye olan hizmetlerinden bahsedip iftihar ediyorlardı. Talha, &quot;Kabe&#8217;nin anahtarları bende&quot;, Abbas ise &quot;sulama işi bana ait&quot; diyordu. Yanlannda bulunan Hz. Ali&#8217;de ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Ben bu beyte herkesten altı yıl &ouml;ncesinden secde edenim ve cihat eden benim&#8217; dedi. Ve akabinde Cebrail (a.s) bu ayeti getirdi. &quot;Hacdara su vermeyi Mes- cid-i Haram-ı onarmayı&#8230;&quot;147  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Muhammed Bakır (a.s) ş&ouml;yle buyurdu: Ayet, Ali, Hamza, Cafer, Abbas ve Şeybe hakkında indi. Abbas ve Şeybe, Ali&#8217;ye karşı iftihar ederek, Abbas ş&ouml;yle dedi: &quot;Ben senden daha faziletliyim &ccedil;&uuml;nk&uuml; hacdara su vermek benim elimdedir. Şeybe de dedi ki: Ben de senden daha faziletliyim &ccedil;&uuml;nk&uuml; Mescid-i Haram-ı tamir etmek benim elimdedir: İmam Ali&#8217;de ş&ouml;yle buyurdu: Ben ikinizden daha faziletliyim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sizden &ouml;nce Allah&#8217;a iman ettim ve Allah yolunda cihatta ve hicrette bulundum.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkisi de dedi ki: &quot;Bizler Resulullahım (saa) vereceği h&uuml;kme razıyız.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beraberce Resulullah&#8217;ın huzuruna varıp, herkes dediğini tekrarladıktan sonra, y&uuml;ce Allah Peygamberine şu ayetleri indirdi: &quot;Siz, hacılara su venneyi, Mescid-i Haram-ı tamir etmeyi, Allah&#8217;a ve Ahiret g&uuml;n&uuml;ne inanan&#8230;..&quot;148  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i s&uuml;nnetin &ouml;nde gelen alimleri bu ayetin tefsir ve tevilinde yukarıda aktardığımız gibi rivayet ediyorlar ve onlardan bazıları şunlardır.<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 146- T&ouml;vbe Suresi 19-20<br /> 147- Meveddet Pmarlani, s.18 <br /> 148- Kur&#8217;an&#8217;da Ehl-i Beyt s. 108  </p>
<p> 39  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> -Kifayet-ul Talib s. 237-238 Kenci Şafii <br /> -Ruhul Beyan c. 1 s. 323<br /> -Nur-ul Ebsar s. 77<br /> -Nuzhet-ul Mecalis c. 2 s. 169<br /> -Tefsir-ul Celalin c. 1 s. 10<br /> -Tefsirul Kurtubi c. 8 s. 91<br /> -Tefsirul Menar c. 1 s. 216<br /> -Tefsirul Kur&#8217;an-ul Azim c. 2 s. 241 <br /> -Cami-ul Beyan fi Tefsirul Kur&#8217;an c. l0, s. 68 <br /> -Mefatih-ul Gayb c. 4 s. 422<br /> -Esb&acirc;b-ul Nuzul s. 182<br /> -Durr&#8217;ul Mensur c. 3 s. 218<br /> -Fusulul Mubimme s. 123<br /> -Camı ul Usul c. 9 s. 477  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 71- &quot;Ey lman edenler, Allah&#8217;tan korkun ve doArularla beraber ohm&quot;149  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Asakır bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle rivayet ediyor: Ayetten kasıt; &quot;Ali bin Ebi Talib ile beraber olunuz.&quot;150  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle demiştir: &quot;Bu ayetteki &#8216;Ey iman edenler&#8217; ve &#8216;doğrularla beraber olun&#8217; hitaptan kasıt, İmam Ali bin Ebi Talib&#8217;e has olarak nazil olmuştur.&quot;151  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayeti kerimenin İmam Ali hakkında indiğini bir&ccedil;ok s&uuml;nni alimi kaydetmektedir. Onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> -İbn-i Hacer Heysemi: Sevaik-ul Muhrike s. 93<br /> -Kenci Şafi: Kifayet-ul Talib s. 111 <br /> -Hamaveyni Şafii: Feraid-ul Semteyn c. 1 s. 68 <br /> -Suyuti: Ed Durr&#8217;ul Mensur c. 3 s. 390<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 149- T&ouml;vbe Suresi 119<br /> 150- Tarih Medinet Dimeşk c. 2 s. 421-422 <br /> 151 Menakibi Harezmi s. 196  </p>
<p> s:40  </p>
<p> -Hafız S&uuml;leyman Kunduzi: Meveddet Pinarlan. s. 33, 105,130 <br /> -Zerendi Hanefi: Nizam Durr-ul Semteyn s. 92<br /> -Allame Hindi: İrceh-ul Metalıb Fi Menakıb Ali Bin Ebi Talib s. 60  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 72- &quot;&#8230;..Hakka eriştiren mi, yoksa g&ouml;t&uuml;r&uuml;lmeden gidemeyen mi uyulmaya daha layıktır. Ne oluyor size, nasıl h&uuml;k&uuml;m ediyorsunuz?&quot; 152  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani&#8217;nin nakline g&ouml;re İbn-i Abbas bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle demiştir: &quot;Kendi aralannda tartışan kavim, bu m&uuml;nakaşayı Hz. Peygambere g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler ve Hz. Peygamber bazı sahabelerine emrederek onların aralannda h&uuml;k&uuml;m vermelerini istedi. Verdikleri h&uuml;k&uuml;mden razı olmadılar. Daha sonra İmam Ali&#8217;nin h&uuml;k&uuml;m vermesini istedi. Onların arasında h&uuml;k&uuml;m verdi ve onlar onun verdiği h&uuml;k&uuml;mden razı oldular. Bunun &uuml;zerine bazı m&uuml;nafıklar onlara ş&ouml;yle dedi: Falan kişi size h&uuml;k&uuml;m etti fakat razı olmadınız. Fakat Ali size bir h&uuml;k&uuml;m verdi ve onun h&uuml;k- m&uuml;ne razı oldunuz vay halinize! Bunun mukabilinde y&uuml;ce Allah Ali&#8217;nin hakkında bu ayeti indiirdi. &#8216;Hakka eriştiren mi, yoksa&#8230;&#8217; Ondan dolayı ki, Ali&#8217;nin verdiği h&uuml;k&uuml;m en doğru h&uuml;k&uuml;md&uuml;r.&quot;153  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 73- &quot;O ger&ccedil;ek mi? diye senden haber sorarlar. De ki: Rabbime and olsunı ki o, muhakkak ger&ccedil;ektir&#8230;&#8230;&quot; l54  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskani&#8217;nin rivayetine g&ouml;re: Mekke ehli Ya Muhammed, Ali&#8217;nin imameti hakkında s&ouml;ylediklerin ger&ccedil;ek mi? Dediler. Hz. Resulullah buyurdu: &quot;Rabbime andolsun ki, Ali hakkında s&ouml;ylediklerim doğrudur. &quot;155<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 152 -Yunus Suresi 35<br /> 153- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 265 <br /> 154- Yunus Suresi 53<br /> 155- Sevahid-ul Tenzil c. 1 s.267  </p>
<p> s:41  </p>
<p> &nbsp; <br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 74- &quot;De ki: Allah&#8217;ın fazileti ve rahmeti ile&#8230;&quot;156  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;nni alimlerinin &ouml;nde gelenlerinden biri olan İbn-i Asakir Tarih Medinet-i Dimeşk&#8217; adlı kitabında, Abdullah Bin Abbas&#8217;ın bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle dediğini rivayet ediyor: &quot;Allah&#8217;ın Fazileti Resulullah (saa) ve Allah&#8217;ın Rahmeti ise Ali&#8217;dir.&quot;157  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 75- &quot;Biliniz ki, Allah&#8217;ın dostlarına korku yoktur, onlar &uuml;z&uuml;lmeyeceklerdir.&quot; 158  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Harezmi Enes&#8217;den Hz. Peygamber ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ali ve Onun z&uuml;rriyeti ve sevenleri (taraftarları) cennete ilk &ouml;nce gireceklerdir. Ve Onlar cennette Allah&#8217;in ve Allah dostlannın komşularıdır. &quot;159  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakkim Haskani Ebu Hureyre&#8217;den Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;&#8230; .İnsanlann &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; ve insanların korktuğundan korkmazlar ve &uuml;z&uuml;lmeyecekler, eğer onlar &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde biliyor musunuz kimlerdir. &quot; Dedik ki: &quot;Hayır ya Resulullah&quot; Hz. Resulullah buyurdu: &quot;Onlar, Ali bin Ebi Talib, Hamza b. Abdulmut- talib, Cafer ve Akil&#8217;dır. &quot; Hz. Resulullah daha sonra bu ayeti ke-rimeyi okudu: &quot;Biliniz ki, Allahm dostlarına korku yoktur &quot;160  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 76- &quot;Ona bir hazine indiriiseydi, yahut onunla beraber ya- nında bir melek de geJSeYdi demeierine SıkıIarak, sana vahye di- lenlerin bir iasmmı terk ediverecek misin? sen ancak bir korku- tucusun ve Allah her şeyi konır.&quot;161  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayetin tefsirinde Hz. İmam Cafer-i Sadık (a. s) ş&ouml;yle buyurdu: Ayeti kerimenin iniş sebebi şudur: Hz. Peygamber (saa) bir g&uuml;n İmam Ali&#8217;ye buyurdu ki: &quot;Ey Ali! Allah&#8217;tan seni bana vezir kılmasını istedim ve kabul etti; Seni vasim kılmasını istedim, kabul etti ve seni &uuml;mmetimin &uuml;zerine halifem olmanı istedim yi-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 156- Yunus Suresi 58<br /> 157- Tarihık Medinet Dimeşk. s. 428, Fazılet-i Ehli Beyt-i Resulullah s. 73 <br /> 158- Yunus Suresi 62<br /> 159- Menakib Harezmi s.32<br /> 160 Sevahid-ul Tenzil c. 1 s. 270<br /> 161- Hud Suresi 12  </p>
<p> s:42  </p>
<p> ne kabul etti! &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Peygamberin yanında duran, Kureyşliler&#8217;den iki kişi birbirine ş&ouml;yle dediler: &quot;Allah&#8217;a ant olsun ki, su tulumunun i&ccedil;inde &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, eskimiş bir tabak hurma, Muhammed&#8217;in Rabbin&#8217;den istediğinden daha hayırlıdır. Rabbin den bir melek gelseydi de, ona yardımcı olsaydı veyahut ona m&uuml;lk indirseydi de, fakirliğini giderseydi Allah&#8217;a and olsun ki, kendisi hakla veya batılı Allah&#8217;tan dileseydi, isteği kabul edilecekti!&quot; Ve bunun akabinde Y&uuml;ce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi?: &quot;Ona bir hazine indirilseydi, yahut onunla beraber yanında bir melek de gelseydi&#8230;&quot;162  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;nni alimlerinden olan Hakim Haskani&#8217;de bu ayetin tevil ve tefsirinde yukarıda naklettiğimiz hadise yakın bir hadis nakletmiştir. 163  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 77- &quot;Rabbin den a&ccedil;ık bir delil &uuml;zerinde buhman, ardmca da, Rabbi tarafından bir şahit gelen&quot; l64  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız S&uuml;leyman kunduzi, İmam Ali&#8217;nin bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle buyurduğunu naklediyor: &quot;Beyyine (A&ccedil;ık bir delil) Hz. Muhammed; Şahid de benim&quot;165  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şevkani&#8217;nin nakline g&ouml;re bu ayet hakkında, Hz. Resulullah (saa) ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Rabbinden a&ccedil;ık bir delil &uuml;zerinde bulunan benim ve ardınca da rabbi tarafından bir şahid gelen ise Ali&#8217;clir. &quot;166  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Asakir Tarih Medinet-i Dimeşk&#8217; adlı kitabında bu ayetin tefsirinde yukarıda naklettiğimiz rivayet aynen nakledililiyor.167  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;nni alimlerinin &ouml;nde gelenleri bu ayetin tefsirinde, bu &uuml;mmetin şahidinin İmam Ali olduğuna dair bir&ccedil;ok rivayetler nakletmişlerdir ve onlardan bazıları şunlardır.<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 162- Kur&#8217;an&#8217;da Elh-i Beyt s.124<br /> 163- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.282-283<br /> 164- Hud Suresi 17<br /> 165- Meveddet Pınarlani s. 25 <br /> 166- Feth-ul Kadir c. 2 s. 466<br /> 167- Tarih Medinet-i Dirneşk s. 420-421  </p>
<p> s:43  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Suyutı: Durr&#8217;ul Mensur c. 3 s. 324<br /> Muttuki Hindi Hanefi: Kenzul Ummal c. 1 s. 251 <br /> Kenci Şafii: Kifayet-ul Talib s. 111<br /> Fahri Razi: Mefatih-ul Gayb bu ayetin tefsirinde <br /> Harezmi: Menakib Harezmi s. 197<br /> Meğazili: Menakıb İbn-i Meğazili s. 270-271 <br /> İbn-ı Ebi-l Hedid Mutezili: Şerh-ul Nehcul Belağa c. 1 s.208 Mısır<br /> Taberi: Cam-ul Beyan Fi Tefsir-ul Kur&#8217;an c. 21 s. 10<br /> Cevzi: Tezkiretul Havas-ul Ummeh s. 10 <br /> Hindi Ubeydallah Besmel: İrceh-ul Metalib s. 62 <br /> Mes&#8217;ud el Beğvi: Ma&#8217;alim el Tenzil c. 3 s. 224 <br /> Alaeddin Ali Bin Muhammed Hanin: Hanin T efsiri c. 3 s.224  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 78- &quot;Yery&uuml;z&uuml;nde hepsi de aynı kaynaktan sulanan birbirine sınır toprak par&ccedil;aları, &uuml;z&uuml;m bağları&#8230; &quot;168  </p>
<p> Cabir b. Abdullah Ensari bu ayetin tefsirinde, Hz. Resulul- lah&#8217;ın İmam Ali&#8217;ye ş&ouml;yle dediğini duydum: &quot; Ya Ali, insanlar muhtelif soylardan sen ve ben ise bir soydanız (bir ağa&ccedil;tanız)&quot; demiştir.169  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 79- &quot;Ş&uuml;phesiz sen bir uyarıcısın fakat her toplumun hadisi (yol g&ouml;stericisi) vardır. &quot;170  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sa&#8217;lebi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re; İbn-i Abbas bu ayetin &#8216;tefsirinde ş&ouml;yle demiştir: Bu ayet indiği zaman Hz. Resulullah ş&ouml;yle dedi: &quot;Uyarıcı benim, hadi ise Ali&#8217;dir. Ya Ali benden sonra hidayet ehl-i seninle hidayeti se&ccedil;ecektir. &quot;<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 168. Ra&#8217;d Suresi 4<br /> 169. Durr&#8217;ul Mensur bu ayetin tersirinde, Kenzul Umma! c. 6 s. 154 Menakıb Harezmi s. 86, Mustedrek Alal Sahiheyn c. 2 s. 241<br /> 170. Rad Suresi 7  </p>
<p> s:44  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir alimleri bu ayetin tefsirinde de, bu ayetteki Hadi hitabından, İmam Ali (a.s)&#8217;nin kastedildiğini nakletmektedirler. Ve onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> -Taberi: Cami-ul Beyan c. 13 s. 72<br /> -İbn-i Sabbağ (maliki): Fusul-ul Muhimme fasıl 1<br /> -Şeblenci (Şafii): Nur-ul Ebsar s. 70<br /> -Mufessirlerin Şeyhi İsmail Hanifi: Ruhul beyan c. 2 s. 440 <br /> -S&uuml;leyman Kunduzi: Meveddet Pınarlan s. 26 <br /> -Kenei: Kifayet-ul Talib s. 109<br /> -Nisaburi: Mustedrek alal Sahiheyn c. 3 s. 129<br /> -Mutteki Hanefi Hindi: Kenzul Ummal c. 1 s. 251<br /> -Fahri Razi: Mefatih-ul Gayb bu ayetin tefsirinde<br /> -Suyutl: Durr&#8217;ul Mensur<br /> -Fakir Ayni: Menakıb Ayni s. 18- 26<br /> -Hakim Haskani: Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 301-302 <br /> -İbn Şehr-i Aşub: Menakib İbn-i Şehr Eşub c. 3 s. 83  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 80- &quot;Onlar ki, inanmışlardır ve kalpleri Allah&#8217;ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin ger&ccedil;ekten kalpler, ancak Allah&#8217;ı anmakla huzura kavuşur.&quot;171  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Suyuti&#8217;nin rivayetine g&ouml;re İmam Ali, Hz. Resulullah&#8217;tan ş&ouml;yle naklediyor: &quot;Onlar ki inanmışlardır ve kalpleri Allah&#8217;ı&#8230;&quot; bu ayette, &quot;Kim Allah ve Resul&uuml;n&uuml; sever ve Ehli Beyt&#8217;imi samimi sever. &quot;172  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah (saa) İmam Ali&#8217;ye ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Bu ayetin kimin hakkında indiğini biliyor musun?&quot; İmam Ali dedi ki: &quot;Allah ve Resulu daha iyi bilirler.&quot; Resulullah (saa) buyurdu ki: &#8216;Bu ayet, beni tasdik edip bana iman edenler ve senin z&uuml;rriyetini senden sonra da sevip sizlere bu emri (halifeHği) teslim edenler<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 171. Rad&nbsp; Suresi 28<br /> 172. Durr&#8217;ul Mensur bu ayetin tersirinde  </p>
<p> s:45  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> hakkında inmiştir. &quot;173  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 81- &quot;İman edip iyi ameller işleyenler i&ccedil;in hoş bir hayat (tuba) ve g&uuml;zel bir gelecek vardır.&quot; 174  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;leyman Kunduzi Sa&#8217;lebi&#8217;den naklettiği rivayetine g&ouml;re İmam Muhammed Bakır&#8217;dan Hz. Resululaha bu ayeti kerimenin manası sorulduğunda ş&ouml;yle buyurdu: &quot;0, k&ouml;k&uuml; benim evimde, dalları cennete uzanan Allah&#8217;in &ouml;z eliyle cenneti Adne diktiği bir ağa&ccedil;tır. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ya Resulullah! Bu ağa&ccedil; hakkında, &ouml;nceden buyurmuşdunuz ki, onun k&ouml;k&uuml; Ali ve Fatıma&#8217;nın evinde, dalları da cennet ehlinin &uuml;zerinde diye sorulduğunda, Hz. Muhammed ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Benim evimle Ali ve Fatımanın evi birdir. Cenab-ı Hak kendi eli ile diktiği bu ağaca ruhundan ruh &uuml;flemiştir. G&uuml;zelliği tarif ve tavsife gelmez, l&uuml;tuf ve nimetleri benzersizdir. &quot;175  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hadisi bir &ccedil;ok S&uuml;nni alimi nakletmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurtubi: Tefsirul Kurtubi c. 9 s. 217<br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Suyutı: Durr&#8217;ul mensur c. 4 s. 59 <br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili: Menakıb İbn-ı meğazili s. 268<br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakım Haskani Hanifi: Şevahid-ul tenzil c. 1 s. 5 ve c. 3 s.306  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 82- &quot;G&ouml;rmez misin Allah nasıl bir misal verdi. Hoş bir s&ouml;z; k&ouml;k&uuml; sağlam&nbsp; dalları g&ouml;ğe doğru olan bir ağaca benzer ki, Rabb&#8217;inin izniyie her zaman yemişini verir. İnsanlar ibret alsın liye Allah onlara misal veriyor.&quot;176  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Asım b. Hamza&#8217;nın naklettiği bir rivayetinde Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ben ağacın k&ouml;k&uuml;y&uuml;m, Ali bu ağacın g&ouml;vdesidir.<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 173- Kur&#8217;an&#8217;da Ehl-i Beyt s. 133<br /> 174- Rad&nbsp; Suresi 29<br /> 175- Meveddet Pınarlani s. 20 <br /> 176- İbrahim suresi 24-25  </p>
<p> s:46  </p>
<p> Hasan ve H&uuml;seyin bu ağacın meyvesidir. Ehl-i Beyt &#8216;in taraftar- lan ise bu ağacın yapraklandır &quot;177  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir &ccedil;ok S&uuml;nni alimi bu ayetin tefsir ve tevilinde yukarıda naklettiğimiz hadisin aynısını naklediyorlar ve onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> -Hakim Haskani: Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 311-312 <br /> -Hakim Nisaburi: Mustedrek alal Sahiheyn c. 3 s. 126 <br /> -ıbn-ıl esir: Usd-ul ğabe c. 4 s. 22<br /> -İbn-ıl Hacer askalanı: T ehzib-ul T ehzib c. 6 s. 320 <br /> -Abdul Rauf-ul Menavi Şafii: Feyzul Gadir c. 3 s. 46  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 83- &quot;Hani İbrahim demişti ki; bu şehri emniyetli kıl, beni ve oğullarımı da puta tapmaktan uzak tut.&quot; 178  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Imam Muhammed Bakır ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Halil İbrahim dua etti: &quot;Rabbim; bu şehri emniyetli kıl, beni ve oğullarımı da puta tapmaktan uzak tut. Onun bu duası Peygamberimiz Muhammede (saa) n&uuml;b&uuml;wet olarak, Ali bin Talibe de imamet ve va- siyet olarak nailoldu. Şanı Y&uuml;ce olan Allah buyurdu ki: &#8216;Ey İbrahim: seni insanlara imam kıldım. &#8216; İbrahim buyurdu ki: &#8216;Benim z&uuml;rriyetimden de kılacak mısın?&#8217; Allah buyurdu ki: &#8216;Bu ahdime (imamete) zalimlerer asla nail olamayacaktır. &#8216; Buradaki zalimlerden maksat; Allah&#8217;a şirk koşan ve putlara kurban kesenlerdir. M&uuml;minlerin emiri İmam Ali hari&ccedil; Araplar ve Kureyş topluluğu, Peygamberimizin zuhurundan &ouml;nce putlara tapmış ve onlara kurbanlar kesmişlerdi. İmamet putlara tapmış ve onlara kurban kesmiş birine asla caiz olmaz. Nitekim şam y&uuml;ce olan Allah ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Bu ahdime (imamete) zalimler asla nail olmayacaktır. &quot; 179<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 177-Kifayet-ul Talib s. 220<br /> 178-lbrahim Suresi 35<br /> 179. Enis Emir Kur&#8217;an&#8217;da Elh-i Beyt s. 139 ve Şevatıid-ul Tenzil c. 1 s.316 <br /> 180. Hicr SUresi 47  </p>
<p> s:47  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 84- &#8216;Biz onların g&ouml;n&uuml;llerinden kim s&ouml;k&uuml;p attık. Hepsi kardeş olarak tahtlar &uuml;zerinde karşılıklı oturacaklar&quot;180  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;leyman Kunduzi Menakıb&#8217;tan Zeyd b. Erkam&#8217;dan naklettiği bir rivayetine g&ouml;re Hz. Peygamber ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Ya Ali! Sen ve Kızım Fatıma ile beraber benim cennetteki k&ouml;şk&uuml;mdesiniz. &quot; dedikten sonra bu ayeti kerimeyi okudu. &quot;181  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 85- &quot;Rabbin hakkı i&ccedil;in onların hepsini mutlaka sorguya &ccedil;ekeceğiz.&quot; 182  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Hakim Haskanni&#8217;nin rivayetine g&ouml;re, Sıddı bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle dedi: &quot;Rabbin hakkı i&ccedil;in onların hepsini mutlaka şorguya &ccedil;ekeceğiz.&quot; yani İmam Ali&#8217;nin vilayeti hakkında&quot;183  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 86- &quot;&#8230;Bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.&quot;184  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Taberi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re İmam Muhammed Bakır (a.s) bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle buyurmuştur. &quot;&#8217;Şayet bilmiyorsanız, zikir ehiine sorun&#8217; ayetinde işaret edilen zikir ehli, biz ehlibeyt&#8217;iz. &quot;185  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve Taberi&#8217; nin naklettiği başka bir rivayette ise İmam Ali ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Ayette işaret edilen zikir ehli biziz. &quot;186  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yusuf G&ouml;ktan kendi tefsirinde bu ayeti geniş&ccedil;e nakletmiş ve bu ayette ki zikir ehlinden kastedilenlerin İmam Ali ve Ehl-i Beyt&#8217;i olduğunu kaydetmiştir. Aynca aşağıdaki kaynak kitaplarda da bu konu zikrediliyor.  </p>
<p> -Ebu &Ouml;mer Yusuf b. Abdullah Endulisi :İstiab c. 3 s. 74<br /> -Ali Mutteki Hindi Hanefi: Kenzul Ummal c. 3 s. 95 <br /> -Cevzi: T ezkiret-ul Hevas s. 87<br /> -Ebu Davut Secistanı S&uuml;leyman bin Esa&#8217;s: S&uuml;nen Ebi Davud<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 181- Meveddet Pınarlani s. 50 <br /> 182- Hicr Suresi 92<br /> 183- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.325<br /> 184- Nahl Suresi 43<br /> 185- Cami-ul Beyan c. 14 s. 109 bu ayetin tefsirin&#8217;de <br /> 186- Cami-ul Beyan c. 17 s. 5  </p>
<p> s.48  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> c. 4 s &quot;.114<br /> -Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 81<br /> -İbrahim b. Muhammed Hamaveyni: Feraid-ul Semteyn c. 1 s. 66<br /> -Harezmi: Menakıb Harezmi s. 48  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ve diğer s&uuml;nni alimleri bu ayette ki zikir ehlinden kastın, Al-i Muhammed olduğuna dair aynı mana i&ccedil;eriğinde bir &ccedil;ok rivayetler nakletmişlerdir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 87- &quot;Akrabaya hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışsa da&#8230;&quot;187 .  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meveddet Pınarian adlı kitab, Ali bin H&uuml;seyin (a.s)&#8217;ın ş&ouml;y- le buyurduğunu naklediyor: &quot;Burada ki akrabalık hakkı beyanındaki murad-i ilahi; Ehl-i Beyt&#8217;tir. &quot;188  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Rıza (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Bu ayet nazil olduğu zaman Peygamber Hz. Fatıma&#8217;ya işte bu fedek arazisi senindir. Sana tahsis ettim.&quot; diye buyurdular. Ve &quot;akrabaya&#8230; ayetinden kasıt Ehli Beyt manasını verdiler. &quot;189  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Abbas&#8217;ın nakline g&ouml;re: Hz. Resulullah&#8217;a senin akrabaların kimdir, diye sorduğumuzda Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ali, Fatıma ve &ccedil;ocukları&quot;190  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 88- &quot;&#8230;Rabb&#8217;lerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararIar.&quot;191  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Haskani&#8217;nin nakline g&ouml;re İkrime ş&ouml;yle dedi: &quot;Bu ayetteki vesileden maksat; Hz. Peygamber, Ali, Fatma, Hasan ve H&uuml;seyin&#8217;dir.&quot;192<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 187-lsra Suresi 26<br /> 188- Gayet-ul Meram s. 40<br /> 189- Meveddet Pınarlani s. 35-36 <br /> 190- Menakıb Harezmi s. 131, Şevahid-ul Tenzil c. 2 s. 134, Durr&#8217;ul Mensur c. 4 s. 176<br /> 191-lsra Suresi 57<br /> 192- Şevahid-u\ Tenzil c. 1 s. 343  </p>
<p> s:49<br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu:&quot;Cennetteki tabakalar vesile diye adlanır. &quot; diye buyurduğunda ş&ouml;yle sordular: &quot;Va Resulullah seninle beraber kim olacak?&quot; Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Fatıma, kocası, Hasan ve H&uuml;seyin&quot;193  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Kesir Dimeşki: T efsir-ul Kur&#8217;an-ıl Azim c. 3 s. 341 <br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mutteki Hindi: Muntehab Kenzul Ummal c. 5 s. 94<br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hatıb Harezmi Meveffık bin Ahmed Hanefi: Mektel-i H&uuml;seyin s. 66 .  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucu Ehl-i Beyt&#8217;in en katı d&uuml;şmanlanndan biri ve harici olan İkrime dahi Ehl-i Beyt&#8217;in bu faziletini İbn-i Abbas&#8217;dan naklediyor. Amma ki hakka doğru vesile olan Hz. Mu- hammed, Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyi&#8217;nin en katı d&uuml;şmanlan dahi bu hakikati itiraf etmiş ve yazmışlardır. Amma ki g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki takip&ccedil;ileri ise bu hakikati ne zaman itiraf edip mazlum m&uuml;sl&uuml;manlara ilan edecekler. Bunun cevabını bekliyoruz?  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 89- &quot;O g&uuml;n b&uuml;t&uuml;n insanları imamları ile &ccedil;ağıracağız. &quot;194  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayet indiğinde m&uuml;sl&uuml;manlar, Hz. Peygambere sordular ki: &quot;Va Resulullah! B&uuml;t&uuml;n insanlann imamı sen değil misin?&quot; Hz. Peygamber: &quot;Ben b&uuml;t&uuml;n insanlara Allah tarafından g&ouml;nderilmiş bir Peygamberim. Lakin benden sonra insanlann &uuml;zerine Eh-li Beyt&#8217;imden imamlar olacaktır. Bu durum muhakkak olacaktır. Fakat bunu k&uuml;ffar ve dalalet ehli taraftarlan tekzip edip, onlara z&uuml;lmedeceklerdir &quot;195  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıyamet g&uuml;n&uuml;nde her &uuml;mmet kendi imamlan ile &ccedil;ağrıldığında, Allah-u Teala hidayet imamlarını &ccedil;ağırıp (İmam Ali, Hasan ve H&uuml;seyin&#8230;) İmamlar ve taraftarlan hesaba &ccedil;ekilmeden cennete girecekerdir. Bu iddiamızı ehl-i s&uuml;nnet alimi olan Hafız Kunduzi &quot;Yenabi&#8217;ul&nbsp; Mevedde&quot; adlı kitabında nakletmektedir. 196<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 93. Menakıb Ibni Meğazili s. 247 <br /> 94. Isra Suresi 71<br /> 95. Kur&#8217;an&#8217;da EhH Beyt s. 158 <br /> 96- Yenabi-ul Mevedde s. 483  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 90- &quot;Ş&uuml;phe yok ki inanan ve iyi işlerde bulunanlara&nbsp; karşı Rahman, g&ouml;n&uuml;llerde bir sevgi verir.&quot; 197  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmam Ali bir g&uuml;n Hz. Peygamberin huzurunda iken, Peygamber ona ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ey Ali! de ki: Ey Allah&#8217;im, inananların kalbinde bana karşı bir sevgi kıl!&quot; İmam Ali bu duayı edince, Hz. Peygambere bu ayet indi: &quot;Ş&uuml;phe yok ki, inanan ve iyi işlerde bulunanlara karşı Rahman, g&ouml;n&uuml;llerde bir sevgi verir.&quot; 198  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Nisaburi ve İbn-i Hacer Şafii bu ayetin tefsirinde İbn-i Abbas Hz. Peygamberden ş&ouml;yle naklediyor: &quot;Hakikaten bu ayet Ali bin Ebi Talib hakkında indi. &quot;199  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Taberi İbn-i Abbas&#8217;ın ş&ouml;yle dediğini naklediyor. &quot;Bu ayet Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Allah-u Teala iman eden m&uuml;minlerin kalbinde Ali&#8217;ye karşı bir sevgi karar kılmıştır. &quot;200  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir &ccedil;ok S&uuml;nni alimi bu ayetin İmam Ali hakkında indiğini nakletmiştir ve onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> -Allame Ebu Bekir bin Şehabeddin Şafii: Reşfet-ul Sadi s. 25 <br /> -Hatib Bağdadi: Menakıb Bağdadi s. 188<br /> -Sebban Safii: İsaf-ul Rağıbin s. 109<br /> -Şeblenci Şafii: Nur-ul Ebsar s. 112<br /> -Ebu Abdilah Şemseddin Zehebi: Tezkıret-ul Hıfaz c. 1 s. 10 <br /> -Zamahşeri: Keşşaf bu ayetin tefsirinde<br /> -Camı-ul Zevaid c. 9 s. 125<br /> -Suyuti: Durr&#8217;ul Mensur c. 4 s. 287<br /> -İbni Meğazili: Menakıb İbni Megazili s. 327<br /> -Harezmi: Menakıb Harezmi s. 197  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 91- &quot;Musa ş&ouml;yle dedi: &#8216;Rabbim, g&ouml;nl&uuml;me ferahlık ver.&#8217; İşimi kolaylaştır, dilimden bağı &ccedil;&ouml;z ki, s&ouml;z&uuml;m&uuml; anlasınlar, bana ai-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 197. Meryern Suresi 96<br /> 198- Kur&#8217;an&#8217;da EhH Beyt s. 168<br /> 199. Tefsir Nısaburi c. 3 s.520, Sevaik.ul Muhrike s. 170 <br /> 200. Zuhaır-ul ukba fi meakıb zeviıl gurba c. 1 s. 89  </p>
<p> s:51  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> lemden bir vezir ver, kardeşim Harun&#8217;u, beni onunla destekle, onu g&ouml;revimde ortak kıl, b&ouml;ylece Seni &ccedil;ok tespih edelim ve Seni &ccedil;ok&ccedil;a analım, ş&uuml;phesiz bizi g&ouml;rmektesin&quot;201  </p>
<p> İbn-i Abbas ş&ouml;yle dedi: &quot;Hz. Peygamber Ali&#8217;yi yanına alarak d&ouml;rt rekat namaz kıldıktan sonra, elini semaya doğru a&ccedil;arak, ş&ouml;yle dedi: Ey Allahım! Kardeşim Musa&#8217;nın sana dua ettiği gibi, bende senin kulun Muhammed (saa) Ey Allah&#8217;ım! G&ouml;ğs&uuml;m&uuml; a&ccedil;, işimi kolaylaştır. Dilimden de d&uuml;ğ&uuml;m&uuml; &ccedil;&ouml;z ki, s&ouml;z&uuml;m&uuml; iyi anlasınlar. Kendi ailemden bir vezir ver bana Kardeşim Ali&#8217;yi , onunla destekle beni, onu işimizde ortak yap ki, seni daha &ccedil;ok tesbih edelim. Ve seni daha &ccedil;ok analım.&quot; Daha sonra İbn-i Abbas ş&ouml;yle dedi: &quot;Bir m&uuml;nadinin ş&ouml;yle dediğini duydum, Ya Ahmed senin isteklerin sana verildi.&quot;  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 92- &quot;Ş&uuml;phesiz ki ben t&ouml;vbe edeni, inanan ve salih amel işleyen sonrada doğru yola gireni muhakkak bağışlayanım.&quot;202  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn-i Hacer bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle naklediyor: &quot;M&uuml;minlerin Emiri Ali ve Ehl-i Beyt&#8217;in vilayetine doğru girin. &quot;203  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yani doğru yola ginnekten kasit Ehl-i Beyt&#8217;in vilayetidir.  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 93- &quot;Kim de Beni anmaktan y&uuml;z &ccedil;evirirse, ş&uuml;phesiz onun i&ccedil;in sııkıntılı bir hayat vardır. Ve biz onu kıyamet g&uuml;n&uuml; k&ouml;r olarak başrederiz. &quot;204  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Haskani Hanefi&#8217;nin nakline g&ouml;re İbn-i Abbas bu ayet hakkında ş&ouml;yle dedi: &quot;Hakikaten kim Ali&#8217;in vilayetini tanımadan terkederse kıyamet g&uuml;n&uuml; Allah onu k&ouml;r, dilsiz olarak haşredecektir. &quot;205<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 201- Taha Suresi 25-35<br /> 202- Taha Suresi 82<br /> 203- Delail Sıdk c. 2 s. 218<br /> 204. Taha Suresi 124<br /> 205- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s. 379-380  </p>
<p> s:52  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 94 &quot;Ehline namazı &ouml;ğret &quot;206  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah (saa) bu ayet nazil olduğunda, her namaz vakti kızı Fatıma&#8217;nın ve Ali&#8217;nin kapısına giderek ş&ouml;yle buyuruyordu: &quot;Haydi namaza, Allah&#8217;ın rahmeti &uuml;zerinize olsun: &quot;ve devamında şu ayeti okuyordu: &quot;Allah ancak ve ancak sizden her t&uuml;rl&uuml; pisliği gidermek ister ve sizleri tertemiz kılmak diler. (Ahzab 33)&quot;207  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 95- &quot;Şu Rableri hakkında tarbşmaya giren iki taraf: Kafir olanlar i&ccedil;in ateşten bir elbise bi&ccedil;ilmiştir. Başlarına da kaynar su d&ouml;k&uuml;l&uuml;r. &quot;208  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ebu Zer ş&ouml;yle dedi: &quot;Bu ayet, Bedir g&uuml;n&uuml; Atıbe ile muharebe ederken Ali, Hamza ve Ubeyd bin Hans bin Abdulmuttalib hakkında indi. &quot;209  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir&ccedil;ok tefsir ve hadis alimi bu ayetin İmam Ali, Hamza, Ubeyd hakkında indiğine dair rivayetler nakletmişlerdir. Onlardan bazdan şunlardır.  </p>
<p> -Suyuti: Durr&#8217;ul Mensur c. 4 s. 348 Suyuti bu ayetle ilgili hadisi Sahih Buhari&#8217; den naklediyor. <br /> -Tefsir alimi Beyheki: Tefsır-ul Mevabıb-ul Aliyye, bu ayetin tefsirinde<br /> -Sufyan bin Send bin Mesruk: T efsirul Sufyan s. 167<br /> -Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 89<br /> -Meğazili: Menakıb İbni Meğazili s. 264-265 <br /> -Hakim: Mustedrek alal Sahiheyn c. 2 s. 386 <br /> -Ebu Davud Teyalsı &#8216;M&uuml;sned Davud Tayalsı s. 65  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 96- &quot;Sur&#8217;a &uuml;f&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman, artık o g&uuml;n aralarında ne akrabalık bağı kalır, ne de birbirlerini arayıp sorabilirler.&quot; 210<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 206- Taha Suresi 132<br /> 207- Şevahid-ul Tenzil c. 1 s.381-382 <br /> 208- Hac Suresi 19<br /> 209. Sahih M&uuml;slim c. 2 s. 550<br /> 210- M&uuml;minun Suresi 101  </p>
<p> s:53  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meğazili&#8217; nin naklettiği bir rivayete g&ouml;re &Ouml;mer bin Hattab Hz. Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğunu naklediyor: &quot;Kıyamet g&uuml;n&uuml; b&uuml;t&uuml;n akrabalık bağları kesilir ancak benim nesebim kalır ve Ali bin Ebi Ta/ib benim nesebimdendir; kim Ali&#8217;yi severse ancak beni sevmiştir, kim ona buğz ederse bana buğzetmiştir..&quot;211  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tefsir alimleri kıyamet g&uuml;n&uuml;ne kadar Hz. Resulullah&#8217;ın nesebinin kesilmeyeceğine dair rivayetler nakletmişlerdir ve onlardan bazıları:  </p>
<p> -Hatib Bağdadi: Tarih-u! Bağdat c. 6 s. 182 <br /> -Beyheki: S&uuml;nen Beyheki c. 7 s. 63-64<br /> -Hafız Ebu Naim Ahmed bin Abdullah İsbahanı: Hilyet-ut Jlema c. 7 s. 314<br /> -Zehebi: Tezkır-ul Hafız-ul Zehebi c. 3 s. 117<br /> .-İbn said: Tabakat-ul Kubra c. 8, s. 463<br /> -İbn-ı Hacer Heysemi: Mecme-ul Zevaid c. 9 s. 173 ve c.4,&nbsp; s. 271  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 97- &quot;Ve yakın akrabalarını uyar&quot; 212  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Resulullah (saa) bu ayet nazil olduğunda akrabalarını toplayarak onlara hitaben ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ey Abdulmuttalib oğulları! Allaha and olsun ki; Araplardan hi&ccedil;bir gencin kendi kavmine, benim size getirdiklerimden daha &uuml;st&uuml;n&uuml;n&uuml; getirdiğini bilmiyorum;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ş&uuml;phesiz ben size, d&uuml;nya ve ahiretin hayrını getirdim. Y&uuml;ce Allah bana, sizi kendisine davet etmemi emretmiştir. Sizler benim yakın akrabalarım ve i&ccedil;inizde bana uyanlarınız ardır. Allah her g&ouml;ndermiş olduğu peygambere muhakkak ehlinden bir kardeş, varis, vezzir ve vasi kılmışhr. Hanginiz ayağa kalkıp; kardeşim, vezirim ve ehlimden başka varisim olmak; benden sonra vasim, ehlim &uuml;zerine halifem ve borcumu &ouml;demek &uuml;zere bana biat eder?&quot; Hazır olanlar sustuklannda Imam<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-  </p>
<p> 211- Menakib ibni Meğazili s. 109 <br /> 212- Şuara Suresi 214  </p>
<p> s:54  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Ali ayağa kalkıp, ş&ouml;yle dedi: &quot;Ben, biat ederim ya Resulullah.&quot; Hz. Resulullah (saa) elini Imam Ali&#8217;nin omuzuna koyup buyurdu: &quot;Bu i&ccedil;inizde benim halifem, vasim ve kardeşimdir! Ona itaat ediniz.&quot; 213.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir &ccedil;ok tefsir ve hadis alimi bu ayetin tefsirini daha detaylı olarak nakletmişlerdir ve onlardan bazıları:  </p>
<p> -Ebu Davud Secistanı: S&uuml;nen Ebi Davud c. 2<br /> -Ebu Cerir Taberi: Camı-ul Beyan fi Tefsiml Kur&#8217;an c. 19 s. 121 ve Tanh-ul Kebir&#8217;in de (Resulullah&#8217;a ilk iman edenlerin babı) bu rivayeti detayıyla nakletmiştir.<br /> -İbni Asakir: Tarih-ul Dimeşk, Tercumet-ul Ali bin Ebi Talib H. 132<br /> -Mutteki Hindi: Kenz-ul Ummal c. 13, s.128-129<br /> -İmarnuddin Ebul Fada bin Kesir: El bidayet vel Nihaye c.3, s.40 . <br /> -Alaeddin Ali bin Muhammed Hazin: Hazın Tefsiri c. 3, s. 224<br /> -Mes&#8217;ud Bağavi, Maalim el Tenzil c. 5 s. 127<br /> -Fazileti Ehl-i Beyt&#8217;i Resulullah Enis Emir s. 41,42,45, 55,58  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 98- &quot;Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık, bunu alemler i&ccedil;in bir ibret kıldık&quot;214  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbn Abbas Hz. Resulullah&#8217;ın (saa) ş&ouml;yle buyurduğunu naklediyor: Ya Ali senin ve evlatlarından olan imamların benden sonra ki misali Nuh &#8216;un gemisi gibidir. Kim ona biner veya tutunursa kurtulur. Kim onu terk eder veya muhalif olursa boğulur helak olur &quot; 215  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu hadis, hadis alimleri arasında sahih bir hadistir. Bu hadisi ehli s&uuml;nnet alimleri k&uuml;&ccedil;&uuml;k mana değişikliği ile nakletmişler-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 213-Kur&#8217;an&#8217;da Ehl-i Beyt s. 195 <br /> 214- Ankebut Suresi 15<br /> 215-Ğayet-u! Meram s. 238  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> 55  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> dir ve onlardan bazıları  </p>
<p> -ibn Hacer Heysemi: Sevaik-ul Muhrike s. 234 <br /> -Meğazili: Menakib İbn Meğazili s. 132-134 <br /> -S&uuml;leyman Kunduzi: Yenabi-ul Mevedde s. 28<br /> -Hatıb Bağdad: Tarih-ul Bağdad c. 12 s. 91<br /> -İbni Kesir Dimeşki: Tefsir-ul Kur&#8217;an-ul Azim c. 9 s. 115 <br /> -Suyutı: Hasa&#8217;is-ul Kubra c. 2 s. 266<br /> -Hakım: Mustedrek Alal Sahiheyn c. 3 s. 150<br /> -Hafız Ebu Naim: Hilyet-ul Evliya c. 4 s. 306<br /> -Hafız Heysemi: Mecmul Zevaid c. 9 s. 168<br /> -Zehebi: Mızan-ul İ&#8217;tidal c. 1 s. 224  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 99- &quot;Ger&ccedil;ekten Allah her &ccedil;eşit pislik ve noksanlığı siz Ehl- i Beyt&#8217;ten gidermeyi ve sizi tertemiz kılmayı irade buyurmuştur. &quot;216  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sahih-i M&uuml;slim Ayşe&#8217;den ş&ouml;yle rivayet etmektedir: &quot;Bir sabah Hz. Peygamber, koyun y&uuml;n&uuml;nden dokunmuş siyah abayı, sırtına alarak evden &ccedil;ıkmak kastıyla kapıya y&ouml;neldiğinde o anda Hasan b. Ali&#8217;nin geldiğini fark etti, Hazret onu abasının i&ccedil;ine aldı sonra, H&uuml;seyin daha sonra sırayla Fatıma ve Ali geldi, ikisine de abasında yer verdikten sonra bu ayeti okudular. &quot;217  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Değerli okuyucu bu ayeti kerime&#8217;nin Ehl-i Beyt hakkında indiği hakkında İslam uleması ittifak etmiştir. Ehl-i s&uuml;nnet alimleri muhtelif lafzlarla nakletmiş oldukları rivayetler de tek bir g&ouml;r&uuml;ş i&ccedil;inde, bu ayetin tefsirinde ve ayette kastedilenlerin, Hz. Muhammed (saa) Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyin olduklarını ve bunlardan başkalarına şamil olmadığı konusunda ittifak etmiş- lerdi. Ve onlardan bazıları:  </p>
<p> -Ahmed b. Hanbel: M&uuml;sned Ahmed b. Hanbel c. 6 s. 202 <br /> -Hakım: M&uuml;stedrek A&#8217;lal Sahiheyn c. 3 s. 135<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 216- Ahzap Suresi 33.<br /> 217_Sahih M&uuml;slim: Ehl-i Beyt&#8217;in Faziletleri c. 2 s. 331 ve c. 4 s. 24&nbsp; Beyrut  </p>
<p> s:56  </p>
<p> -Ebu Davud Hafız S&uuml;leyman b. Davud Tayalsi: M&uuml;sned Tayalsi c. 8 s. 274 <br /> -Ahmed b. Muhammed Tahavi: Meskel-ul Esar c. 1 s. 333 <br /> -M. B. Sa&#8217;ib Kelbi: Tefsirul Kelbi s. 137<br /> -Muhibiddin Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 23<br /> -Ahmed Mustafa Merağı (Mısır&#8217;ın, Ulumul Dar Kulliyesinin, İlahiyyat Fak&uuml;ltesinin Arap Dili &Ouml;ğretmenidir): Tefsir-ul Meraği c. 22 s. 7 .<br /> -Harezmi: Mektel H&uuml;seyn Harezmi c. 1 s. 94<br /> -M. Sabban: isaf-ul Rağıbın s. 107<br /> -ibni Esir: Kamil fı Tarih-ul ibn-i Esir c. 3 s. 204<br /> -Nisai: Hasais-ul Emiril M&uuml;minin Ali bin Ebi Talib s. 4 <br /> -Tefsir-ul Tibyan f. Ma&#8217;anil Kur&#8217;an c. 2 s. 1<br /> -Kifaye-tul Talib s. 200<br /> -Sahih Tirmizi c. 2 s. 301<br /> -Hasais-ul Nisai s. 72 &#8211; 76<br /> -M&uuml;sned Ahmed b. Hanbel c. 4 s. 363<br /> -Nizam Durr&#8217;ul Semteyn s. 18<br /> -Irsdul Sarı Şerh-ul Sahih Buhari c. 6 s. 81<br /> -Sıret-ul Halebiyye c. 3 s. 373<br /> -Riyazul Nezre c. 2 s. 192<br /> -Amdetul Kari c. 7 s. 592<br /> -Feth-ul Bari c. 7 s. 124<br /> -Tezkiret-ul Havas s. 41  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 100- &quot;Sizi karanlıktan aydınlığa &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in melekleri ile birlikte size rahmetini g&ouml;nderen O&#8217;dur&quot; 218  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Harezmi Enes b. Malik&#8217;ten naklettiği bir rivayette Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Melekler bana ve Aliye yedi sene sa-<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 218- Ahzap Suresi 43  </p>
<p> s:57  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> lat getirdiler&quot; Neden dolayı ya Resulullah diye sorulduğunda Hazret ş&ouml;yle buyurdu: &quot;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allahu Teala&#8217;nın vahdaniyetini ilk kabul eden ben ve Ali idik. &quot;219  </p>
<p> -Muhammed b. İbrahim Hamaveyni: Feraid-ul Semteyn c. s. 47 de<br /> -İbni Esir: Esed-ul Gabe c. 4 s. 18 de<br /> -Taberi: Zuhair-ul Ukba s. 64 de  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 101- &quot;&#8230;Allah&#8217;ın Peygamberine eziyet vermeniz&#8230;&quot;220  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani Cabir b. Abdullah Ensari&#8217;den Hz. Resulullah&#8217;ın Ali&#8217;ye ş&ouml;yle buyurduğunu rivayet eder: &quot;Kim sana eziyet derse bana eziyet etmiştir. &quot;Veya &quot;Kim Ali&#8217;ye eziyet ederse bana eziyet etmiştir. &quot;221  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 102- &quot;Ş&uuml;phesiz Allah ve melekleri, Peygambere &ccedil;ok salavat getirirler. Ey İman edenler siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin&quot; 222  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buhari bu ayetin tefsirinde ş&ouml;yle naklediyor: &quot;Ya Resulullah! Sana selamın nasıl verileceği ni bildik. Lakin sana nasıl salavat getireceğimizi bilmiyoruz?&quot; diye sorulduğunda Hz. Resulullah buyurdu ki: Deyiniz ki: &quot;Ey Allah&#8217;ım Muhammed &#8216;ve Al-i rfuhammed&#8217;e salavat eyle&#8230; &quot;223  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ali bin Ebi Talib Hz. Resulullah&#8217;ın amcasının oğlu, damadı, kardeşi ve O&#8217;nun Ehl-i Beyt&#8217;indendir. Ayrıca mubahale ayetinde O&#8217;nun kendi nefsi olarak zikredilmiştir. Bu ayetin Al-i Muhammed hakkında indiğine S&uuml;nni alimleri ittifak etmişlerdir ve onlardan bazıları şunlardır.  </p>
<p> -Abdullah Rauf Menadı Şafii: Feyz-ul Gadır li Şerh-ul Ca- 1i-ul Sağır c. 5 s. 19<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 219-Menakıb Harezmi s. 31-32<br /> 220- Ahzap Suresi 53<br /> 221- Menakıb Harezmi s. 31-32, Şevahid Tenzil c. 2 s. 98 <br /> 222- Ahzap Suresi 56<br /> 223- Sahih Buhari c. 3&#8217;de bu ayetin tefsirine bakın  </p>
<p> s:58  </p>
<p> -Buhari:Edeb-ul M&uuml;fred s. 93<br /> -Kita-ul Da&#8217;vat:~ Salat Ala Nebi (saa)<br /> -Tefsir-ul Meraği c. 22 s. 34<br /> -Sevaik-ul Muhrike s. 88<br /> -M&uuml;sned İbni Hanbel c. 5 s. 353<br /> -Sahih-ul Nisai c. 1 s. 190<br /> -Sahih-ul İbni Mace Kitab-ul Salat s. 65<br /> -M&uuml;sned İmam Şafii: s. 23<br /> -Tarih-ul Bağdat c. 14 s. 303<br /> -Feth-ul Bari Şerh-ul Sahih Buhari c. 13 s. 411 <br /> -M&uuml;sned Alal Sahiheyn c. 1 s. 69<br /> -Sevaikul Muhrike s. 89 Fahri Razin&#8217;nin nakline g&ouml;re, onlarca kaynak<br /> -Kur&#8217;an&#8217;da Ehl-i Beyt s. 220-221  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 103- &quot;Biz her şeyi apacık bir kitapta saymışızdır.&quot;224  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız S&uuml;leyman Kunduzi&#8217; nin nakline g&ouml;re bu ayet nazil olduğunda ashab ş&ouml;yle dedi: &quot;Ya Resulullah bu kitap Tevrat, İncil, Kur&#8217;an mıdır?&quot; Resulullah buyurdu ki: &quot;Hayır&quot; tam bu sırada m&uuml;minlerin emiri İmam Ali (as) onların yanına geldiğinde, Hz. Peygamber ş&ouml;yle dedi: Y&uuml;ce Allah&#8217;ın, her şeyi apa&ccedil;ık bir şekilde saydığı kitap bu imamdır. &quot;225  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 104- &quot;Selam olsun Yasin ailesine&quot;226  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Hacer&#8217;in nakline g&ouml;re İbn-i Abbas ş&ouml;yle dedi: &quot;Al-i Yasin&#8217; den maksat, Al-i Muhammed&#8217;dir. &quot;227  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fahri Razi kendi tefsirinde Ehl-i Beyt&#8217;in sahip olduğu beş &ouml;zellikle Peygamberle aynıdır. Bu &ouml;zellikler:<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 224- Yasin Suresi 12<br /> 225- Yenabi-ul Mevedde s. 77, Kur&#8217;an&#8217;da Ehl-i Beyt s. 230 <br /> 226- Saffat Suresi 130  </p>
<p> s:59  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; A) Kur&#8217;an&#8217;da Peygambere ve onun eşsiz Ehl-i Beyt&#8217;ine selam verilmesi &quot;Selam olsun b&uuml;t&uuml;n Peygamberlere&quot; (Saffat s&uuml;resi 181)  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Selam olsun yasin (Muhammed) Ehl-i Beyt&#8217;ine&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; B) Namazın Teşehh&uuml;t b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde Peygambere ve Ehl-i Beytine selam verilmesi  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; C) Onların masum oluşlarında, Peygambere hitaben &quot;Ta- ha&quot; [Taha s&uuml;resi 1) ve Ehl-i Beyt&#8217;ine hitaben &quot;Ey Ehl-i Beyt&quot; (Ahzab 33)  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; D) Peygamber ve Ehl-i Beyti&#8217;ne sadakanın haram olması  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; E) Allah&#8217;ın onlara muhabbet ve sevgi g&ouml;sterilmesini farz kılması Peygambere muhabbet edilmesinin farz kılındığı ayet Al-i İmran s&uuml;resi 31 228  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve Ehl-i Beyt&#8217;ine muhabbetinin farz kılındığı ayet ise Şura suresi 23  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Al-i Yasin den kasıt Al-i Muhammed olduğu konusunda alimler ittifak etmişlerdir ve onlardan bazıları:  </p>
<p> -Sahih M&uuml;slim c. 2 s. 231<br /> -Mustedrek Alal Sahiheyn c. 3 s. 146 <br /> -Sahih Tirmizi c. 2 s. 393 ve 467 <br /> -M&uuml;sned İbni Hanbel c. 6 s. 313<br /> -Tefsir-ul Keşşaf c. 2 s. 329 <br /> -Manakib Harezmi s. 35<br /> -Sevaikul Muhrike s. 87<br /> -Reşfet-ul Sadi s. 16  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 105- &quot;Ben bu tebliğime karşılık sizden ancak yakınlarıma sevginizden başka bir m&uuml;kafat ve &uuml;cret istemiyorum.&quot; 229<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;  </p>
<p> 227- Sevaik-ul Muhrike 11 bab<br /> 228- Tefsir-ul Fahri Razi c. 26 s. 162 mısır. <br /> 229- Şura Suresi 23  </p>
<p> s:60  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ehl-i S&uuml;nnet, Ehl-i Beyt Mektebi icma etmiştir ki, bu ayeti kerimede ki yakınlardan maksat, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyin&#8217;dir. Hadis, tefsir ve tarih kitapları detaylı olarak nakletmişlerdir.  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayet nazil olduğunda sahabeler Hz. Peygambere: &quot;Ey Allah&#8217;ın Resul&uuml;, Allah&#8217;ın bizlere muhabbet beslerneyi farz kıldığı kimseler de kimlerdir diye sorduklarında&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peygamber onların bu sorularına ş&ouml;yle cevap verdi: &quot;Ali, Fatıma ve onların iki evladıdır.(Hasan, H&uuml;seyin)&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ayetle ilgili daha detaylı araştırma yapmak isteyenler aşağıda size sunacağımız kitaplara m&uuml;racaat edebilirler. &#8216;  </p>
<p> -Tefsir-ul Nesefi c. 4 s. 94<br /> -Tefsir-ul Kur&#8217;an-ul Azim c. 3 bu ayetin tefsirinde (İbni Kesir)<br /> -Zilal-ul Kur&#8217;an c. 25<br /> -Tefsir-ul Celaleyn c. 25 <br /> -Menakib Harezmi s. 39 <br /> -Mektel Harezmi c.1s.27<br /> -Yenabi-ul Mevedde s. 368 <br /> -Tefsir-ul Keşşaf ayetin tefsirinde <br /> -Tefsir-ul Kelbi c. 4 s. 35<br /> -Nur-ul Ebsar s. 112<br /> -İsa&#8217;ful Rağıbin s. 105<br /> -Esbab-ul Nuzul s. 243 Suyuti Mısır. <br /> -Tefsir-ul Hadis c. 2 s. 127  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ve bu ayetin devamı olan &quot;Kim bir iyilik yaparsa, onun iyiliğini arttırırız&quot; ayetinden kastedilen &quot;Ehl-i Beyt&#8217;e muhabbet beslemek&quot; olduğunu Ehl-i s&uuml;nnet alimleri kaydediyor ve onlardan bazıları:  </p>
<p> -Sevahid-ul Tenzil c. 2 s. 149-150 <br /> -Tefsir-ul Keşşaf bu ayetin tefsirinde <br /> -Mukatil Talibin s. 52<br /> -Menakib ibni Meğazili s. 316 <br /> -Sevaikul Muhrike s. 175<br /> -Durr&#8217;ul Mensur c. 6 s. 7 ve diğerleri  </p>
<p> s:61  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 106- &quot;And olsun sen onları konuşma tarzlarından tanırsın.&quot; 230  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İbni Merduveyh&#8217;in nakline g&ouml;re İbn-i Mes&#8217;ud ş&ouml;yle dedi: &quot;Biz m&uuml;nafıkları, Hz. Resulullah&#8217;ın getirdiği dine iman edip etmediklerine, Ali&#8217;ye olan buğuzlarından tanırdık. &quot;231  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Suyuti &quot;And olsun sen onları konuşma tarzlarından tanırsın&quot; ayetinin tefsirinde: &quot;Ali b. Ebi Talibe olan buğuzlarından tanırsm.&quot;232  </p>
<p> -Kifayet-ul Talib s. 111<br /> -Menakib İbni Meğazili s. 315 <br /> -Sahih Tirmizi c. 5 s. 298 h. 3800  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 107- &quot;Nitekim, Allah sizin bilmediğinizi bildi de işte bundan &ouml;nce size yakın bir fetih nasip etti. &quot;233  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Asakiri&#8217;nin naklettiği bir rivayete g&ouml;re: Hz. Resulullah Hayber&#8217;in fethi g&uuml;n&uuml;nde, sancağı &ouml;nce Ebu Bekir&#8217;e verdi&nbsp; fakat o geri d&ouml;nd&uuml;. Sonra &Ouml;mer&#8217;e verdi, o da geri d&ouml;nd&uuml;. Ve kaleyi fethedemediler. Hz. Resulullah (saa) bu durumdan sonra ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Sancağı yarın &ouml;yle bir adama vereceğim ki, Allah ve Peygamberini sever, Allah ve Peygamberi de onu sever. O geri ka&ccedil;mayacaktır. Allah kaleyi onun eli &uuml;zere fethedecek. &quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hazır olanlar bu şerefe nail olmak istediler; Peygamber ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ebi Talibin oğlu Ali nerede?&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hz. Ali g&ouml;zlerinden şikayet&ccedil;i idi. Geldiğinde Resulullah m&uuml;barek t&uuml;k&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;zlerine s&uuml;rd&uuml; ve sancağı &uuml;&ccedil; kere sallayıp Ali&#8217;nin eline verdi. Hz. Ali kaleyi fethetti ve Merhabı&#8217;da &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. 234  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu olay İslam alimleri arasında &ccedil;ok meşhurdur. Bu rivayeti nakledenlerin bazıları şunlardır:<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 230- Muhammed Suresi 30 <br /> 231- Durr&#8217;ul Mensur c. 6 s. 66-68 <br /> 232- Durr&#8217;ul Mensur c. 6 s. 66 <br /> 233- Fetih Suresi 27  </p>
<p> s:62  </p>
<p> -Seyyid Kutub: Fi Zilal-ul Kur&#8217;an c. 26 s. 116<br /> -Tabakat-ul Kubra c. 2 s. 111<br /> -Sahih M&uuml;slim c. 5 s. 189<br /> -Hakim Nisaburi: Mestedrek Alal Sahiheyn c. 3 s. 38 <br /> -Beyhaki: S&uuml;nen-ul Beyhaki c. 9 s. 131<br /> -İbnı Kesir Dimeşki: El Bidaye vel Nihaye c. 7 s. 336 <br /> -Allame Şehabeddin Nuveyri: Nihayetul Irs fi Funun-ul Edeb c. 17 s. 252 .  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 108- &quot;Ve bir de ileri ge&ccedil;enler ki herkesi ge&ccedil;mişlerdir. 00- laıdJr ~ 1&gt;UdIanna yakJaştıranIar&quot; 235  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allame Keşfi, Mir Muhammmed Salih Tirmizi&#8217;nin rivayetine g&ouml;re bu ayetin tefsirinde sahabeler Hz. Resulullah&#8217;a ş&ouml;yle sordular: &quot;Bu ayetle kastedilenler kimlerdir?&quot; Hz. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Onlar &ouml;nde gidenler ve Allah&#8217;a yakınlaşanlar, Ali ve taraftarlarıdır&#8230; &quot;236  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başka bir hadiste: &quot;&Ouml;nde gidenler &uuml;&ccedil; kişidir. Hz. Musa&#8217;ya ilk varan Hazkil&#8217;dir. Kendisi Firavun&#8217;un ailesinden iman edendir. İkincisi Habib-i Neccar ki, kendisi Hz. İsa&#8217;ya &ouml;nde varandı. Hz. Muhammed&#8217;e ise en &ouml;nde varan Ali b. Ebi Talib&#8217;tir ki, kendisi hepsinden daha faziletlidir.&quot;  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ve bu t&uuml;r hadisleri tefsir ve hadis alimleri kendi kaynaklarında ayrıntısıyla zikretmişlerdir ve onlardan bazıları:  </p>
<p> -İbni Cerir Taberi: Tarih-ul Taberi 1. bab<br /> -M&uuml;sned İmam Ebu Hanife c. 1 s. 110<br /> -Hatib Bağdadi: Menakıb Hatib Bağdadi s. 187 <br /> -Meveddet Pınartan s. 30 <br /> -Harezmi: Menakıb Harezmi s. 32-195<br /> -İbn-i Kesir: El Bidaye vel Nihaye c. 1 s. 231<br /> -Zehebi: Mizan-ul İ&#8217;tidal c. 1 s. 536<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 234- Tenzıb-ul Tehzıb c. 7 s. 480 <br /> 235- Vakıa Suresi 10-11 <br /> 236-Menakıb keşfi birinci bab.  </p>
<p> 63  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> -Mecne-ul Zevaid c. 9 s. 102<br /> -İrceh-ul Metalib s. 18<br /> -Allame Zehebi: Tarih-ul İslam Zehebi c. 2 s. 193 <br /> -Ebu Davud Tay&acirc;lisi: M&uuml;sned Tay&acirc;lisi s. 360<br /> -Tirmizi: S&uuml;nen-ul Tirmizi c. 13 s. 176<br /> -Taberi: Tarih-ul Umem ve Vel Meluk Taberi c. 2 s. 211 <br /> -İbni Kuteybe: Fil Me&acirc;&#8217;rif&nbsp; İbn-i Kuteybe s. 169 <br /> -Tehzib-ul Kemal c. 8 s. 336  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 109- &quot;Ancak iman edip iyi işlerde bulunanlar&#8230;&quot; 237  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hakim Haskani&#8217; nin naklettiği rivayete g&ouml;re bu ayeti kerime &quot;İmam Ali ve taraftarları&quot; hakkında nazil olmuştur. 238  </p>
<p> &nbsp; <br /> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 110- &quot;Rahman ve rahim oJan Allah&#8217;ın adıyla. De ki: O Al- lah, birdir &quot;239  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafız Kunduzi (Hanefi&#8217;nin nakline İbn-i Abbas, Hz. ResululIah&#8217;tan ş&ouml;yle naklediyor:  </p>
<p> &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &quot;Ey Ali: Senin insanlann i&ccedil;indeki misalin Kuran daki: &#8216;De ki: O Allah birdir. &#8216; ayet i gibidir. Kim İhlas suresini bir kere okursa, Kuran&#8217;ın &uuml;&ccedil;te birini okumuş gibidir. Kim onu iki kere okursa, Kuran&#8217;ın &uuml;&ccedil;te ikisini okumuş olur. Kim onu &uuml;&ccedil; kere okursa Kuran&#8217;ı tamamen okumuş gibi olur. Ya Ali sen de &ouml;ylesin. Kim seni kalbi ile severse imanın &uuml;&ccedil;te birine sahip olur. Kim seni kalbi ve dili ile severse, imanın &uuml;&ccedil;te ikisine sahip olur. Ve kim seni kalbi, dili ve eli ile severse imanın hepsine (yani kamil imana sahip) olur. Beni hak ile Peygamber g&ouml;nderene and olsun ki, g&ouml;k Ehli&#8217;nin seni sevdiği gibi yer y&uuml;ry&uuml;z&uuml;ndekiler de sevseydi, Allahu Teala hi&ccedil; bir insana ateş ile azap vermezdi. &quot;240  </p>
<p> -Meğazili: Menakib İbni Meğazili s. 69-70 <br /> -Fakir Aynı: Menlikib-ul aynı s. 49<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;  </p>
<p> 237- Tin Suresi&nbsp; 6<br /> 238- Şevahid-ul Tenzil&nbsp; c. 2 s.352-356<br /> 239- İhlas Suresi 1-4<br /> 240- Enis Emir: Kur&#8217;an&#8217;da Ehl-i Beyt s. 336-337, Yenabi-ul mevedde s. 125 64  </p>
<p> s:64<br /> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br /> Eserin Orjinal&nbsp; Adı: Miye Aşre Ayet Nezele Hakk-ul Imam Ali<br /> Seyyid Sadık H&uuml;seyni Şirazi  </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/110-ayet-ithydynda-imam-ali-as/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Hz. ALİ&#8217;NİN İLMİ ve KUDSİYETİ HAKKINDA</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-alynyn-ylmy-ve-kudsyyety-hakkinda-38/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-alynyn-ylmy-ve-kudsyyety-hakkinda-38/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:53:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-aly-nyn-ylmy-ve-kudsyyety-hakkinda-38/</guid>
				<description><![CDATA[Kazım Balaban. Cebrail, cennetten Hz. Muhammed&#8217;e iki tane nar getirdi. Hz. Ali, Resulullah&#8217;la karşılaşıp, narları elinde g&#246;r&#252;nce, &#8216;Şu iki nar nedir elinizde?&#8217; diye sordu; Ş&#246;yle buyurdu: &#8216;Şu g&#246;rd&#252;ğ&#252;n n&#252;b&#252;vvettir ve senin onda nasibin yoktur. Ama &#246;tekisi ilimdir.&#8217; Sonra Allah Resul&#252; onu ikiye b&#246;ld&#252; ve yarısını Ali&#8217;ye verdi, yarısını ise Resulullah&#8217;ın kendisi aldı. Ardından ş&#246;yle buyurdu: ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> Kazım Balaban.  </p>
<p> Cebrail, cennetten Hz. Muhammed&#8217;e iki tane nar getirdi. Hz. Ali, Resulullah&#8217;la karşılaşıp, narları elinde g&ouml;r&uuml;nce, &#8216;Şu iki nar nedir elinizde?&#8217; diye sordu; Ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n n&uuml;b&uuml;vvettir ve senin onda nasibin yoktur. Ama &ouml;tekisi ilimdir.&#8217; Sonra Allah Resul&uuml; onu ikiye b&ouml;ld&uuml; ve yarısını Ali&rsquo;ye verdi, yarısını ise Resulullah&#8217;ın kendisi aldı. Ardından ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Sen onda benim ortağımsın, ben de senin.&quot; İm&acirc;m B&acirc;kır ş&ouml;yle devam etti: &quot;Allah&#8217;a andolsun ki Resulullah, Allah&#8217;ın kendisine &ouml;ğrettiği her şeyi, bir harfini bile bırakmadan Ali&rsquo;ye &ouml;ğretti.&quot; Sonra İm&acirc;m B&acirc;kır elini g&ouml;ğs&uuml;ne koyarak: &quot;Sonra bu ilim bize ulaşmıştır&quot; buyurdu.&quot; (39)</p>
<p> . Hz. Ali&rsquo;nin yiyeceği olduk&ccedil;a sade ve az miktardadır. Ekseriye yediği kabuğunu ayırmadığı arpa ekmeğidir. Hz. Ali ilk &uuml;&ccedil; hal&icirc;fe d&ouml;neminde gece ve g&uuml;nd&uuml;z genellikle tarlalarda, bağlarda ve hurma bah&ccedil;elerinde &ccedil;alışır, ağa&ccedil;lara su verir ve bah&ccedil;eleri beller. Bir g&uuml;n Ad&icirc;y bin Hatem, yemek vakti Hz. Ali&rsquo;nin yanına gelir. Onun yiyeceğine dikkat edince; bir k&acirc;se su, bir miktar kuru arpa ekmeği par&ccedil;aları, ve az miktarda tuz g&ouml;r&uuml;r ve sorar. -Y&acirc; Em&icirc;r&rsquo;&uuml;l-m&uuml;&rsquo;min&icirc;n, siz g&uuml;nd&uuml;zleri bu kadar zahmet &ccedil;ekiyorsunuz. Geceleri de Tanrı&rsquo;ya ib&acirc;det ile vakit ge&ccedil;iriyorsunuz, yiyeceğinizde bunlar. Bu size k&acirc;fi gelebilir mi? Hz. Ali ş&ouml;yle buyurur. L&acirc;zımdır ki serkeş nefsi m&uuml;mk&uuml;n mertebe riy&acirc;zete alıştırayım, tuğy&acirc;n (azgınlık) etmesin, diyerek bir şiir okur. Şiir&rsquo;in me&acirc;li ş&ouml;yledir: &ldquo;Nefsini kan&acirc;ata alıştır ve ill&acirc; kendi istihkakından fazlasını senden ister.&rdquo;</p>
<p> . Hz. Ali&rsquo;den nakledilmiştir &ldquo;Hi&ccedil; bir şey g&ouml;rmedim meğer ondan evvel ve onunla, ondan sonra g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m hep Cen&acirc;b-ı Hak&rsquo;tır.&rdquo;</p>
<p> . &rsquo;&rsquo;Hz. Res&ucirc;lullah bundan daha katısını yerdi&rdquo; (Kuru ekmeği yemeye &ccedil;alıştığını g&ouml;r&uuml;p şaşıranlara verdiği yanıt)</p>
<p> . Şu (Kur&#8217;&acirc;n), Allah&#8217;ın suskun kitabıdır; ben ise Allah&#8217;ın konuşan kitabıyım. (40)</p>
<p> . Hz. Ali, asla kimseyi geri &ccedil;evirmezdi: Bir kimsenin, benden bir şey isteyeceğini hissettiğim anda, o izh&acirc;r etmeden ben elimi ona uzatırdım&rdquo; demiştir.</p>
<p> . İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğu nakledilmiştir: &quot;(Ey insanlar), Allah her ilmi bende toplamıştır; ben de bildiğim her ilmi, &quot;Muttakilerin İm&acirc;mı&rsquo;nda topladım. Ben her ilmi, Ali&#8217;ye &ouml;ğrettim. O&#8217;dur a&ccedil;ık ve ş&uuml;phesiz olan İm&acirc;m!&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&#8217;dan aktarılmıştır: &quot;Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz Allah Teb&acirc;reke ve Te&acirc;l&acirc;, Resulullah&#8217;a Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ı &ouml;ğretti. Bunun yanı sıra başka şeyler de &ouml;ğretti. Allah&rsquo;ın Resul&uuml; de Allah&#8217;ın &ouml;ğrettiklerini Ali&rsquo;ye &ouml;ğretti&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Caferi S&acirc;dık&#8217;dan nakledilmiştir: &quot;Ş&uuml;phe yok ki Allah, helal ve haramı, Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ın tevilini ve insanların ihtiyacı olan şeyleri Resul&uuml;&#8217;ne &ouml;ğretti. Allah&rsquo;ın Resul&uuml; de bunların hepsini Ali&rsquo;ye &ouml;ğretti.&quot;</p>
<p> . S&uuml;leym&acirc;n-&uuml;l A&#8217;meş, babasından Hz. Ali&rsquo;nin ş&ouml;yle buyurduğunu aktarmıştır. &quot;İnen her &acirc;yetin kimin hakkında indiğini, nerede indiğini ve kime indiğini biliyorum. Rabb&#8217;im, bana d&uuml;ş&uuml;nen bir kalp ve fasih bir dil bahşetmiştir.&quot;</p>
<p> . Eb&ucirc; R&acirc;fi&#8217;den aktarılmıştır; &lsquo;&rsquo;Resulullah, vefatıyla sonu&ccedil;lanan hastalığında Hz. Ali&rsquo;ye ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ya Ali, bu Allah&#8217;ın kitabıdır; onu al.&quot; Ali&rsquo; de onu bir elbisenin i&ccedil;erisinde topladı ve evine gitti. Resulullah Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra Hz. Ali oturup onu Allah&#8217;ın indirdiği şekilde d&uuml;zenledi. O, Kur&#8217;&acirc;n&#8217;a alim birisiydi.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan, Resulullah&#8217;ın ş&ouml;yle buyurduğu nakledilmiştir: &quot;(Ey insanlar), Allah her ilmi bende toplamıştır; Ben de bildiğim her ilmi, &quot;Muttakilerin İm&acirc;mı&rsquo;nda topladım. Ben her ilmi, Ali&#8217;ye &ouml;ğrettim. O&#8217;dur a&ccedil;ık ve ş&uuml;phesiz olan İm&acirc;m.</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&#8217;dan aktarılmıştır: &quot;Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz Allah Teb&acirc;reke ve Te&acirc;l&acirc;, Resulullah&#8217;a Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ı &ouml;ğretti. Bunun yanı sıra başka şeyler de &ouml;ğretti. Allah&rsquo;ın Resul&uuml; de Allah&#8217;ın &ouml;ğrettiklerini Ali&rsquo;ye &ouml;ğretti&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Caferi S&acirc;dık&#8217;dan aktarılmıştır: &quot;Ş&uuml;phe yok ki Allah, helal ve haramı, Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ın tevilini ve insanların ihtiyacı olan şeyleri Resul&uuml;&#8217;ne &ouml;ğretti. Allah&rsquo;ın Resul&uuml; de bunların hepsini Ali&rsquo;ye &ouml;ğretti.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan aktarılmıştır: &quot;Hz. Ali&rsquo;ye Resulullah&#8217;ın ilmi hakkında sorduklarında ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Peygamber&#8217;in ilmi, b&uuml;t&uuml;n Peygamberlerin ilmidir; ge&ccedil;mişte olanların ve Kıyamet g&uuml;n&uuml;ne kadar olacakların ilmidir.&quot; Sonra ş&ouml;yle devam etti: &quot;Nefsimi elinde tutana (Allah&#8217;a) andolsun ki hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben de Peygamber&#8217;in bildiğini biliyorum; ge&ccedil;mişte olanların ve benimle kıyamet arasında olup biteceklerin hepsini biliyorum.&quot;</p>
<p> . Selm&acirc;n-i F&acirc;ris&icirc;&rsquo;den aktarılmıştır: Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Benden sonra &uuml;mmetimin en &ccedil;ok ilim sahibi olanı, Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib&#8217;dir.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&rsquo;tan aktarılmıştır: Babam ş&ouml;yle derdi: &quot;Ali&rsquo;nin kitabında (insanlar i&ccedil;in) ihtiya&ccedil; olan her şey yazılıdır; hatta bir &ccedil;iziğin, yaralanmanın ve hayvan ısırmanın (diyet-kısas h&uuml;k&uuml;mleri) bile.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&#8217;dan aktarılmıştır : Hz. Ali, İbn Abb&acirc;s&#8217;a ş&ouml;yle buyurmuştur: &quot;Allah, kuşların dilini bile bize &ouml;ğretmiştir; S&uuml;leyman bin D&acirc;v&ucirc;d&#8217;a &ouml;ğrettiği gibi. Aynı şekilde karada ve denizde bulunan b&uuml;t&uuml;n canlıların dilini de.&quot;</p>
<p> . Fuzayl bin Yes&acirc;r, o da İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan aktarmıştır. &lsquo;&rsquo;Kur&#8217;&acirc;n&#8217;da ge&ccedil;en &quot;&#8230;Bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)&quot; c&uuml;mlesinin tefsirinde ş&ouml;yle nakletmiştir: &quot;Bu &acirc;yet Ali hakkında nazil olmuştur. O, Resulullah&#8217;dan sonra bu &uuml;mmetin &acirc;limidir.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan aktarılmıştır. &quot;O k&acirc;firler: &quot;Sen Allah tarafından g&ouml;nderilmiş bir peygamber değilsin&quot; diyorlar. De ki: &quot;Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)&quot; &acirc;yetinin tefsirinde ş&ouml;yle nakledilmiştir: &quot;Kitap ilminin sahibi Ali&#8217;dir.&quot;</p>
<p> . C&acirc;bir, İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan nakletmiştir: &quot;O (kitap ilmine sahip olan kimse), Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib&#8217;dir.&quot;</p>
<p> . Eb&ucirc; Bas&icirc;r&#8217;den nakledilmiştir: &quot;İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&#8217;a &quot;De ki: &quot;Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)&quot; &acirc;yetindeki &quot;yanında kitap ilmi bulunan&quot; kimse hakkında &quot;Acaba o, Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib midir?&quot; diye sorduğumda, &quot;O&#8217;ndan başka kim olabilir ki?&quot; diye cevap verdi.&quot;</p>
<p> . Eb&ucirc;zer-i Gıf&acirc;r&icirc;&rsquo;den nakledilmiştir : Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ali, benim ilmimin kapısı ve &uuml;mmetime a&ccedil;ıklayandır&#8230;&quot;</p>
<p> . İbn Abb&acirc;s&rsquo;dan nakledilmiştir : Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Rabb&#8217;imin huzuruna vardığımda, benimle konuştu ve m&uuml;n&acirc;c&acirc;t etti; ben de &ouml;ğrendiğim her şeyi Ali&#8217;ye &ouml;ğrettim. O, benim ilmimin kapısıdır.&quot;</p>
<p> . Hz. Ali&#8217;den nakledilmiştir; Resulullah, Hayber fethedildiğinde bana buyurdu ki: &quot;Sen, benim ilmimin kapısısın; senin evlatların, benim evlatlarımdır; senin etin, benim etimdir ve senin kanın, benim kanımdır.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&rsquo;dan nakledilmiştir: &quot;Resulullah, Ali&rsquo;ye bin kapı &ouml;ğretti ki, her kapıdan da onun i&ccedil;in bin kapı a&ccedil;ıldı.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&rsquo;dan nakledilmiştir: &quot;Resulullah, Hz. Ali&rsquo;ye bin harf &ouml;ğretmiştir ki, her harf, bin harfi a&ccedil;maktadır.&quot;</p>
<p> . Eb&ucirc; Hazma Sum&acirc;li&rsquo;ye g&ouml;re İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan nakledilmiştir:, Hz. Ali buyurdular: &quot;Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz Resulullah, bana bin kapı &ouml;ğretmiştir ki, her kapı bin kapıyı a&ccedil;maktadır.</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık, babası İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan nakletmiştir: &quot;Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz Peygamber, Ali&rsquo;ye bin kelime anlatmıştır ki her kelime bin kelimeyi a&ccedil;maktadır.&quot;</p>
<p> . Eb&ucirc; Hamza Sum&acirc;l&icirc;&rsquo;ye g&ouml;re İm&acirc;m Zeyn-&uuml;l &Acirc;bidin&#8217;den nakledilmiştir; &quot;Resulullah, Ali&rsquo;ye bir kelime &ouml;ğretti ki bin kelimeyi a&ccedil;maktaydı ve o bin kelimenin her birisi ise bin kelimeyi a&ccedil;makta.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık&rsquo;dan nakledilmiştir &ldquo;Ant olsun ki nimetlerden sorulacaksınız&rdquo; (Tekas&uuml;r : 8) Bu ayette belirtilen Nimetler, Emir&uuml;l M&uuml;minin Ali bin Ebi Talib in velayetidir. </p>
<p> . Ebu Said el-Hudri&rsquo;den nakledilmiştir, Allahın bu buyruğu : &ldquo;Allah g&ouml;n&uuml;llerinde hastalık olanların kinlerini hi&ccedil; meydana &ccedil;ıkarmayacak mı sandılar, dileseydik biz sana onları g&ouml;sterirdik, sen de onları y&uuml;zlerinden tanırdın, ant olsun ki sen onları s&ouml;zlerinden tanırdın&rdquo; (Muhammed : 29-30) hakkında dedi ki : Ali bin Ebi Talib&rsquo;e buğzlarından dolayı (tanırdın).</p>
<p> . Hz. Ali&rsquo;den nakledilmiştir : Bu &uuml;mmet yetmiş &uuml;&ccedil; fırkaya b&ouml;l&uuml;nd&uuml;, yetmiş ikisi ateşin i&ccedil;inde ve biri -Ki Allah haklarında ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Yarattıklarımızdan hakka hidayet eden ve adaleti yerine getiren bir &uuml;mmet vardır&rdquo; (Araf : 181), onlar ben ve benim tabilerim (benim yolumu takip edenler)&#8217;dir.</p>
<p> . Tefsir-i Keşşaf / Nehc&rsquo; &uuml;l Hak s . 235&rsquo;den nakledilmiştir: &ldquo;De ki : Hak geldi, batıl yıkıldı, batıl zaten yıkılacaktı&rdquo; (İsra : 81), Hz. Ali, Peygamber efendimizin omuzlarına &ccedil;ıkarak putları kırdığında bu ayet indi.</p>
<p> . İbn-i Asakir, Cabir bin Abdullah&rsquo;tan aktarmıştır : Resulullah&rsquo;ın yanındaydık. Ali geldi. Resulullah ş&ouml;yle buyurdular : Nefsim elinde olana yemin olsun ki bu gelen ve yandaşları Kıy&acirc;met g&uuml;n&uuml;nde kurtulanlardır. Sonra şu ayeti şerife indi : &ldquo;İman edip de salih ameller işleyenler yaratılmışların en hayırlısıdır.&rdquo;</p>
<p> . İbn-i Asakir, Cabir bin Abdullah&rsquo;tan aktarmıştır : &lsquo;&rsquo;Resulullah&rsquo;ın ashabı olduğu bir anda Hz. Ali gelince ashab : İşte yaratılmışların en hayırlısı geliyor, dediler&rsquo;&rsquo;.</p>
<p> . Resulullah buyurmuşlardır. &lsquo;&rsquo;İnsanlar, Ali bin Ebi Talib&#8217;in ne zamandan beri &ldquo;Emir&#8217;&uuml;l M&uuml;minin&rdquo; olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken. Allah o zaman hazır bulunanlara ş&ouml;yle buyurmuştu : &ldquo;Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden z&uuml;rriyetlerini &ccedil;ıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve Rabbiniz değil miyim? dedi, onlar da (Ruh &acirc;lemi) : Evet şahidiz (Kal&uuml; bel&acirc;) dediler&rdquo; (Araf : 172). Allah da onlara ş&ouml;yle buyurdu : Ben Rabbinizim, Muhammed peygamberiniz, Ali de Emir&rsquo;inizdir. </p>
<p> . El-Hakim el-Haskani&rsquo;den aktarıldığına g&ouml;re, Muhammed bin Hanefi anlatmaktadır. Babam Hz. Ali buyurdular: &ldquo;Ve aralarında bir m&uuml;ezzin (m&uuml;nadi), Allahın laneti yalancıların &uuml;zerine olsun diye bağırır&rdquo; ayetindeki m&uuml;ezzin (m&uuml;nadi) benim.</p>
<p> . el-Hakim el-Haskani&rsquo;den aktarıldığına g&ouml;re Ebi Salih aktarmaktadır.O da İbn-i Abbas&rsquo;tan aktarmıştır. Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdular : Benim Allahın kitabında insanların bilmediği isimlerim vardır. Onlardan biri şudur : &ldquo;Ve aralarında bir m&uuml;ezzin (m&uuml;nadi), Allahın laneti yalancıların &uuml;zerine olsun diye bağırır.&rdquo; Onlar (yalancılar) velayetimde yalanlama yapanlar ve hakkımı hafife alanlardır.</p>
<p> . İbn-i Abbas aktarmıştır. &ldquo;&Ouml;nde ge&ccedil;enler, &ouml;ne ge&ccedil;mişlerdir&rdquo; (Vakia :10). Bu &uuml;mmetin &ouml;nde gideni Ali bin Ebi Talib&rsquo;dir.</p>
<p> . İbn-i Abd&uuml;l Birr&rsquo;den aktarılmıştır. &ldquo;Senden &ouml;nceki peygamberlere sor&rdquo; (Zuhruf : 45). Resulullah isra gecesinde Miraca &ccedil;ıktığında Allahu Teala onunla birlikte Peygamberleri bir araya topladı ve ş&ouml;yle buyurdu : &ldquo;Ey Muhammed, &lsquo;Senden &ouml;nceki peygamberlere sor,&rsquo; ne &uuml;zere g&ouml;nderildiniz?&rdquo; Peygamber efendimiz sorunca dediler ki : Biz, L&acirc; il&acirc;he illall&acirc;h şehadeti, senin peygamberliğinin ikrarı ve Ali bin Ebi Talib&rsquo;in velayeti &uuml;zerine g&ouml;nderildik.</p>
<p> . El-Menakıb senedinde Zadan&rsquo;dan aktarıldığına g&ouml;re Selman-ı Farisi ş&ouml;yle dediler : Resulullahın, Hz. Ali&rsquo;ye on kereden fazla ş&ouml;yle buyurduğunu duydum : Ey Ali, sen ve senden sonraki vasiler Cennet ve Cehennem arasındaki Araf&rsquo;sınız. Cennete, sizi tanıyıp, sizin de kendisini tanıdığı kimseden başka kimse ge&ccedil;meyecek. Cehenneme de sizi inkar eden ve sizin de kendisini inkar ettiği kimseden başka ge&ccedil;meyecektir.</p>
<p> . El-Hakim senedinde Asbağ bin Nebate, dediler ki : Hz. Ali&rsquo;nin yanındaydım, İbn&rsquo; il Keva onun yanına geldi ve ona bu ayeti &ldquo;Araf &uuml;zerinde onları y&uuml;zlerinden tanıyan adamlar vardır.&rdquo; (Araf : 46) hakkında sordu. Hz. Ali ona ş&ouml;yle buyurdu : Ey İbn&rsquo; il Keva, Kıyamet g&uuml;n&uuml;nde Cennet ve Cehennem arasında duracaklar biziz. Bizi seveni y&uuml;z&uuml;nden tanıyıp onu Cennete ge&ccedil;ireceğiz, bizi buğzedeni de y&uuml;z&uuml;nden tanıyacağız ve Cehenneme ge&ccedil;ecek&rsquo;&rsquo;</p>
<p> . Abdullah bin Selem&rsquo;den aktarılmıştır. &rsquo;&rsquo; Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter&rdquo; (Ra&rsquo;d : 43) ayeti i&ccedil;in Resulullah&rsquo;a sordum. Buyurdular ki : Ali bin Ebi Talib&rsquo; dir.</p>
<p> . Fudayl bin Yaser&rsquo;den aktarılmıştır. İmam Muhammed Bakır buyurdular : &ldquo;Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter. (Ra&rsquo;d : 43)&rdquo; ayeti Hz. Ali hakkında indi. O, bu &uuml;mmetin alimidir.</p>
<p> . İmam Musa bin Cafer, Zeyd bin Ali&rsquo;den, o da Muhammed bin Hanefi&rsquo;den, o da Selman-ı Farisi&rsquo;den, o da Ebu Said el-Hudri&rsquo;den, aktarmışlardır : &ldquo;De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter. (Ra&rsquo;d : 43)&rdquo; Ayeti Hz. Ali hakkında indi.</p>
<p> . Muhammed bin Hanefi&rsquo;den aktarılmıştır : Babam Hz. Ali&rsquo;nin yanında ilk ve son kitabın ilmi vardır.</p>
<p> . Ebu Naim el-Hafız senedinde belirtilmiştir. Abdullah bin Mesud dedi ki : Hz. Ali, Hendek g&uuml;n&uuml;nde Amru bin Abduved&rsquo;i &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde Allahu Teala şu ayeti indirdi : &ldquo;Allah m&uuml;minlere (Ali ile) kifayet etti. ( Ahzap : 25)&rdquo;</p>
<p> . Celaleddin es-Suyuti&rsquo;den aktarılmıştır : Allah m&uuml;minlere (Ali ile) kifayet etti (Ahzap : 25) i&ccedil;in ş&ouml;yle buyurmuştur. Bu ayet :&ldquo;Allah m&uuml;minlere Ali ile kifayet etti&rdquo; bi&ccedil;imi ile Abdullah bin Mesud&rsquo;un mushafındandır.</p>
<p> . Abdullah bin Mesud&rsquo;den aktarılmıştır &ldquo;Allah m&uuml;minlere kifayet etti (Ahzap : 25)&rdquo; ayetini ş&ouml;yle okurduk : &ldquo;Allah m&uuml;minlere Ali ile kifayet etti&rdquo;</p>
<p> . İbn-i Abbas ve M&uuml;cahit&rsquo;ten aktarılmıştır: Ali&rsquo;nin d&ouml;rt dirhemi vardı, birini gece, birini g&uuml;nd&uuml;z, birini gizli, birini de a&ccedil;ık olarak nafaka verdi. Sonra şu ayet indi : &ldquo;Mallarını gece, g&uuml;nd&uuml;z, gizli ve a&ccedil;ıkta harcayanlar yok mu, onların &ouml;d&uuml;lleri Rableri yanındadır, onlara hi&ccedil;bir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar&rdquo; (Bakara : 274)</p>
<p> . Abdurrahman bin Kesir&rsquo;den aktarılmıştır. İmam Cafer-i Sadık&rsquo;a sordum. &ldquo;Onlar birbirlerine neyi soruyorlar, o b&uuml;y&uuml;k haberi mi, onda ihtilafa d&uuml;şm&uuml;şlerdir.&rdquo; (Nebe : 1,2 ve 3) Ve &ldquo;Velayet hak olan Allah i&ccedil;indir.&rdquo; (Kehf : 44) anlamı nedir. Buyurdular ki: Hz. Ali&rsquo; nin velayetidir.</p>
<p> . Cabir el Cufi&rsquo;den aktarılmıştır. &lsquo;&rsquo;Bilmediklerinizi Zikir ehline sorunuz. (Nahl : 43) ayeti hakkında&rsquo;&rsquo; Hz. Ali dedi ki : Zikir ehli biziz&rsquo;&rsquo;</p>
<p> . Esbağ bin N&uuml;b&acirc;te&rsquo;den aktarılmıştır, Emir-&uuml;l Mu&#8217;minin Ali&#8217;den duydum. &quot;Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz Resulullah bana, ge&ccedil;mişte olan ve Kıyamet&#8217;e kadar olacak helal ve haramdan bin kapı &ouml;ğretti ki, her kapı bin kapıyı a&ccedil;maktadır ki toplam bir milyon kapı eder. Hatta ben &ouml;l&uuml;mlerin belaların ve insanlar arasındaki ihtilaflarda nasıl h&uuml;k&uuml;m verileceğinin ilmini biliyorum.&quot;</p>
<p> . Hz. Ali&#8217;den nakledilmiştir. &quot;Resulullah, dilini benim ağzıma koydu; bununla kalbimde bin ilim kapısı a&ccedil;ıldı ki her birisinden de bin kapı a&ccedil;ılmaktadır.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Ali bin Musa Rız&acirc;&rsquo;dan aktarılmıştır. B&uuml;y&uuml;k babalarımdan duydum. Resulullah&#8217;ın Hz. Ali&rsquo;ye hitaben ş&ouml;yle buyurdular &quot;Ey Ali, ben ilim şehriyim, kapı da sensin. Şehre kapının dışında bir yerden ulaşacağını zanneden yalan s&ouml;ylemiştir.&quot;</p>
<p> . Hamza bin Eb&icirc; Said-i Hudr&icirc;, babasından nakletmiştir; Resulullah&#8217;dan duydum: &quot;Ben ilim şehriyim ve Ali onun kapısıdır. O halde kim ilim istiyorsa, onu Ali&#8217;den alsın.&rsquo;&rsquo;</p>
<p> . İbn Abb&acirc;s&#8217;tan nakledilmiştir; Resulullah ş&ouml;yle buyurdular: &quot;Ben ilmin şehriyim ve Ali onun kapısıdır. O halde kim ilim isterse, kapıya gelsin.&quot;</p>
<p> . İbn Abb&acirc;s&#8217;tan nakledilmiştir; &ldquo;Benim ve ashabin ilminin, Ali&rsquo;nin ilmi karşısındaki konumu bir damlanın yedi deniz karşısındaki konumu gibidir.&rdquo;</p>
<p> . İbn Abb&acirc;s&#8217;tan nakledilmiştir; &ldquo;Allah&rsquo;a and olsun ki, ilmin onda dokuzu Ali&rsquo;ye verilmiştir. Geri kalan onda biri hususunda da Ali insanlarla ortaktır.&rdquo;</p>
<p> . İbn Mesud&#8217;dan nakledilmiştir; &ldquo;Ali, Peygamber&rsquo;den sonra insanların en bilginidir. Onu s&uuml;rekli akan bir deniz gibi g&ouml;rd&uuml;m.&rdquo;</p>
<p> . Said bin C&uuml;beyr, o da İbn Abb&acirc;s&#8217;tan nakletmiştir; Resulullah buyurdular: &quot;Ey Ali, ben ilmin şehriyim ve sen onun kapısısın; şehre ancak kapısından gelinir. Beni sevdiğini zannedip de sana buğz eden kimse, yalancıdır; zira hi&ccedil; ş&uuml;phesiz sen bendensin, ben de senden; senin etin, benim etimdir; senin kanın benim kanımdır ve senin ruhun, benim ruhumdandır&#8230;&quot;</p>
<p> . Hz. Ali&#8217;den nakledilmiştir; Resulullah buyurdular: &quot;Ben ilmin şehriyim ve Ali onun kapısıdır ve evlere ancak kapılarından girilir.&quot;</p>
<p> . Esbağ bin N&uuml;b&acirc;te, Hz. Ali&#8217;den nakletmiştir; Resulullah buyurdular: &quot;Ben ilmin şehriyim ve sen onun kapısısın. Ya Ali o şehre kapısının dışında bir yerden girebileceğini sanan kimse, yalancıdır.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Rız&acirc;, babaları (İm&acirc;m K&acirc;zım ve İm&acirc;m S&acirc;dık kanalıyla İm&acirc;m Muhammed B&acirc;kır&#8217;dan, o da C&acirc;bir bin Abdullah-i Ens&acirc;r&icirc;&#8217;den nakledilmiştir; Resulullah buyurdular: &quot;Ben ilmin hazinesiyim ve Ali onun anahtarıdır; o halde kim hazineyi isterse, anahtara gelsin.&quot;</p>
<p> . C&acirc;bir bin Abdullah-i Ens&acirc;ri&#8217;den nakledilmiştir; Resulullah buyurdular: &quot;Ben hikmet şehriyim ve Ali de onun kapısıdır. O halde kim şehre (girmeyi) istiyorsa, onun kapısına gelsin.&quot;</p>
<p> . Abdullah&#8217;tan nakledilmiştir: &quot;Ben Peygamber&#8217;in yanındaydım; Ali hakkında sorulunca, ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Hikmet on par&ccedil;aya b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r; bunlardan dokuz kısmı Ali&#8217;ye, bir kısmı ise (diğer) insanlara verilmiştir.&quot;</p>
<p> . İbn Abb&acirc;s&#8217;tan nakledilmiştir : Allah&rsquo;ın Resul&uuml;, Hz. Ali&rsquo;ye hitaben ş&ouml;yle buyurdular &quot;Ey Ali, ben hikmet şehriyim ve sen onun kapısısın; şehre kapının dışında başka bir yerden asla girilmez.&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Cafer-i S&acirc;dık, babaları kanalıyla Hz. Ali&#8217;den aktarmıştır: &quot;Allah (azze ve celle)&#8217;nin kitabından bana sorun. Allah&#8217;a andolsun ki Allah&#8217;ın kitabından inen her &acirc;yetin gece veya g&uuml;nd&uuml;z m&uuml;, seferde veya hazerde mi indiğini Allah&rsquo;ın Res&uuml;l&uuml; bana okudu ve onun tevilini bana &ouml;ğretti.&quot;</p>
<p> . Hz. Ali buyurmuştur : &quot;Allah&#8217;ın kitabından bana sorun; hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben her &acirc;yetin gece mi yoksa g&uuml;nd&uuml;z m&uuml;, sahrada mı yoksa dağda mı indiğini biliyorum.&quot;</p>
<p> . Hz. Ali buyurmuştur : &quot;Sorun bana beni kaybetmeden! &Ouml;l&uuml;mlerin, belaların ve neseplerin ilmini bilen kimseye sormak istemez misiniz?&quot;</p>
<p> . Hz. Ali buyurmuştur: &quot;Ey insanlar, sorun bana beni kaybetmeden; hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben g&ouml;ğ&uuml;n yolları hakkında, yerin yollarından daha &ccedil;ok bilgi sahibiyim!&#8230;&quot;</p>
<p> . İm&acirc;m Ali Rız&acirc;, babaları kanalıyla İm&acirc;m H&uuml;seyin&#8217;den ş&ouml;yle nakletmiştir: &quot;Emir-&uuml;l Mu&#8217;minin bize hutbe okuyarak ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Kur&#8217;&acirc;n&#8217;dan bana sorun ki size kimin hakkında ve nerede n&acirc;zil olduğunu haber vereyim.&quot;</p>
<p> . &Uuml;mery bin Abdullah&rsquo;dan nakledilmiştir: &quot;Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib, K&ucirc;fe minberinde bize hutbe okuyarak ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Ey insanlar, sorun bana, beni kaybetmeden; zira benim sinem de y&uuml;kl&uuml; bir ilim vardır!&quot;</p>
<p> . Hz. Ali&rsquo;den nakledilmiştir : &quot;Sorun bana, beni kaybetmeden; hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben Arş&#8217;ın altında soruldu&eth;um her şeyden haber verebilirim!&quot;</p>
<p> . Hz. Ali&rsquo;den akledilmiştir : &quot;Sorun bana, beni kaybetmeden; taneyi yaran ve insanı yaratan (Allah&#8217;a) andolsun ki ben Tevrat&#8217;ı, Tevrat ehlinden, İncil&#8217;i, İncil ehlinden ve Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ı, Kur&#8217;&acirc;n ehlinden daha iyi bilirim!&quot;</p>
<p> . Eb&acirc;n, Selim&#8217;den nakletmiştir: &quot;K&ucirc;fe mescidinde Hz. Ali&rsquo;nin yanında oturmuştum, insanlar da onun etrafını sarmıştı. İm&acirc;m ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Beni kaybetmeden Allah&#8217;ın kitabından bana sorun; Allah&#8217;a andolsun ki, Allah&#8217;ın kitabından inen her &acirc;yeti Resulullah bana okudu ve onun tevilini bana &ouml;ğretti&#8230;&quot;</p>
<p> . Said bin M&uuml;sayyib&rsquo;den nakledilmiştir : Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdular: &quot;Bana g&ouml;klerin yollarından sorun; zira ben onları yerin yollarından daha iyi tanırım. Ve eğer perdeler kaldırılsa, benim yakınım artmaz!&quot;  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-alynyn-ylmy-ve-kudsyyety-hakkinda-38/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali&#8217;nin Mektupları ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi.</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-alinin-mektuplary-ve-ynsan-haklary-evrensel-beyannamesi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-alinin-mektuplary-ve-ynsan-haklary-evrensel-beyannamesi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:52:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-alinin-mektuplary-ve-ynsan-haklary-evrensel-beyannamesi/</guid>
				<description><![CDATA[Kazım Balaban Değerli Dostlar. Hz. Ali&#8217;nin Mektuparını, Medine Vesikası / Rıza Şehri Mutabakatını ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini okuyup karşılaştıralım. Bakalım &#246;n&#252;m&#252;ze nasıl bir İslam tablosu &#231;ıkıyor. B&#252;t&#252;n bunları yan yana getirdiğimizde şunları g&#246;r&#252;r&#252;z. 1- İnsan Hakları Evrensl Beyannamesi aslında Hz. Muhammed ve Hz. Ali tarafından hazırlanmış, Batı D&#252;nyası ise Evrensel Beyannameyi, Hz. Muhammed&#8217;in sunduğu ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> Kazım Balaban </p>
<p> Değerli Dostlar.</p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin Mektuparını, Medine Vesikası / Rıza Şehri Mutabakatını ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini okuyup karşılaştıralım. Bakalım &ouml;n&uuml;m&uuml;ze nasıl bir İslam tablosu &ccedil;ıkıyor. B&uuml;t&uuml;n bunları yan yana getirdiğimizde şunları g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.</p>
<p> 1- İnsan Hakları Evrensl Beyannamesi aslında Hz. Muhammed ve Hz. Ali tarafından hazırlanmış, Batı D&uuml;nyası ise Evrensel Beyannameyi, Hz. Muhammed&rsquo;in sunduğu Mutabakattan tam 1326 sene sonra ancak deklare edebilmiştir.</p>
<p> 2- Batı D&uuml;nyasının bunu 1948 yılında deklare etmesinin altında yatan asıl ger&ccedil;ek, 2. D&uuml;nya Savaşının acılarını k&uuml;llendirmek ve bir barış ortamının oluşmasına hizmet etmektir.</p>
<p> 3- Batı D&uuml;nyasının &ouml;nderlik ettiği Deklarasyonda, bunun hazırlanmasının neden ge&ccedil; kalındığı ve nereden esinlendiğini anlatılmamıştır.</p>
<p> 4- İnsan Hakları Evrensl Beyannamesi ağırlıklı olarak Batı D&uuml;nyasının değerlerini g&ouml;zetmektedir.Bu y&uuml;zden bazı &uuml;lkelere Birleşmiş Milletlerde Veto Hakkı tanımıştır. Veto Hakkı tanınan &uuml;lkeler genelde batı değerlerine sahip olan ve g&ouml;zeten &uuml;lkelerdi.r</p>
<p> 5- Bu &uuml;lkelerden 2 tanesi İngilltere ve Fransa birer Avrupa &uuml;lkeleridir. İnan&ccedil; olarak Hristiyan &uuml;lkeleridir. 3. &Uuml;lke ABD Batı Avrupa&rsquo;nın değerlerinin devamıdır. S&uuml;re&ccedil;te siyasal ve ekonomik alanda &ouml;ne &ccedil;ıkmasına rağmen egemen anlayış Batı Hristiyan mentaliteleridir. Temel değerleri oradan gelmedir ve orası ile &ouml;rt&uuml;şmektedir. 4. &Uuml;lke olan Rusya kısmı olarak Avrupa&rsquo;lıdır. Dinsel ağırlık olarak Hristiyanlığın başka bir mezhebi olan Ortadoks inancı egemendir. Evrensel Beyanname imzalandığında siyasal olarak Sosyalist inşaa d&ouml;nemi i&ccedil;inde olması itibarı ile kısmi bir farklılık g&ouml;r&uuml;lse de, netice olarak batı değerlerini g&ouml;zetir ve aynı dindendir. Kaldı ki Sosyalist inşaa s&uuml;reci yaşaması onu temel değerlerinden uzaklaştılılmamıştır. &Ouml;rneğin bu d&ouml;nem i&ccedil;inde Hristiyan dini uygulamalarına kısmi sınırlamalar getirse de, dini arşivleri yok etmemiş, hi&ccedil; bir Kiliseyi yıkmamış, bilakis geldiği değerleri korumuş ve kollamıştır. Bu oluşuma mesafeli olan tek &uuml;lke &Ccedil;in&rsquo;dir. Gerek coğrafi, gerek inan&ccedil; ve k&uuml;lt&uuml;rel mentalitesi ile, ve gerekse siyasal y&ouml;netim şekli ile batıdan ayrıdır. Ama bir &uuml;lkenin varlığı b&uuml;t&uuml;n i&ccedil;inde fazla bir farklılık arz etmediği g&ouml;z ardı edilmemelidir.</p>
<p> 6- Birleşmiş Milletlerde Veto Hakkı olan &uuml;lkelerden hi&ccedil; bir İslam değildir. Hi&ccedil; biri Afrika coğrafyasından değildir. Hi&ccedil; biri Latin Amerika, başka deyimle yerleşik (tarihsel) Amerikan değerlerinden değildir. İlgin&ccedil; bir &ouml;rt&uuml;şme ile Hristiyan ve Batı &uuml;lkelerinin değerleri egemendir.</p>
<p> 7- Batı D&uuml;nyası &ouml;nc&uuml;l&uuml;k ettiği ve oluşturduğu İnsan Hakları Evrensel Beyanamesinin uygulanmasında zaman zaman &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de ihlal de bulunmaktadır. Kanlı Savaşların &ccedil;ıkması ve s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi, Kapitalist &uuml;retim ilişkilerinin değerlerinin &ouml;ne &ccedil;ıkarılması, yoksul &uuml;lkelerin kapitalist s&ouml;m&uuml;r&uuml;ye maruz kalmalarına rağmen rehabilitasyonunlarının ihmal edilmesi, korkun&ccedil; bir silahlanma yarışı ile insan kaynaklarının heba edilmesi doğal olarak bu oluşumun samimiyetini sorgulatır. Ayrıca Birleşmiş Milletlerin, başka &uuml;lkelerin &ouml;zl&uuml;k haklarını ihlal eden &uuml;lkelere karşı zaman zaman m&uuml;samaha g&ouml;stermesi, hatta Veto hakkı olan kimi &uuml;lkelerin bu ihlallere &ouml;nc&uuml;l&uuml;k etmesi (Irak Savaşı olayında olduğu gibi) samimiyetini sorgulatan diğer &ouml;nemli etkenlerdendir.</p>
<p> 8- Batının İnsan Hakları ve Demokrasinin gelişim s&uuml;recinde Batı d&uuml;nyası dışındaki coğrafyayı g&ouml;rmede &ouml;zellikle ketum davrandığını, İslamın veya başka etkenlerin katkılarını es ge&ccedil;ip Antik Helenistik &ccedil;ağın (Eski Yunan) değerlerinin devamı olduğunu vurgulaması, dinler, k&uuml;lt&uuml;rler ve mentalitelerin iyi anlaşılmasında ciddi bir &ouml;rt&uuml; g&ouml;revi g&ouml;rmektedir.</p>
<p> 9- Hz. Muhammed ve Hz. Ali&rsquo;nin d&ouml;nemini kapsayan Beyannamede olası teredd&uuml;tler ve iyi anlaşılamayan noktaların, o g&uuml;n&uuml;n şartları g&ouml;zetilerek yorumlanması ve değerlendirilmesi gerektmektedir.</p>
<p> 10- İslam Beyannamesine g&ouml;re insanlar Din, Dil, Irk, Cinsiyet konusunda eşit ve &ouml;zg&uuml;rd&uuml;rler.</p>
<p> 11- İslam Beyannamesine g&ouml;re İslam da (inan&ccedil;ta) zorlama yoktur.</p>
<p> 12- İslam Beyannamesine g&ouml;re İslam t&uuml;m insanlığa Evrensel Değerler g&ouml;zetilerek bakar. Evrensel değerlere denk d&uuml;şmeyen yaklaşımlar red edilir.</p>
<p> 13- İslam Dini ve İslam Beyannamesi, Ehli Beyt ve onu sevenler, onu sahiplenenler tarafından s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Aynı değerlerin devamını savunan &ouml;rneğin Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin EDEB (eline, diline, beline sahip ol) felsefesi, 72 Millete tam nazarla bakmayı slogan etmesi, Kadını okumayan Milletin y&uuml;kselmeyeceği (gelişmeyeceği) tesbitleri de g&ouml;steriyor ki İslam dini ve Evrensel değerleri Ehli Beyt ve ona bağlı olanlar tarafından savunulmakta ve ileriye taşınmaktadır.</p>
<p> 14- Aleviliğin temel inan&ccedil; kurallarından biri olan 4 Kitaba bir nazarla bakmak, &ouml;zellikle vurgu yapılan Kal&uuml; Bela&rsquo;dan (Ezelden beri) İslam olmak, s&ouml;ylemlerinde sevgiyi &ouml;ne &ccedil;ıkaran Yaradılanı Severim Yaradandan &Ouml;t&uuml;r&uuml; (Yunus Emre), s&ouml;zleri gibi deyimler, İslamın Evrensel Değerlerinin hem batıdan &ccedil;ok daha &ouml;nce deklare edildiğini, hem her t&uuml;rl&uuml; eşitliği i&ccedil;erdiği ve hem de sevgiyi (Tasavvufu) &ouml;ne &ccedil;ıkarması bakımından birer &ouml;rnektir.</p>
<p> 15- B&uuml;t&uuml;n bunlar bir araya getirildiğinde Aleviliğe virtinde g&ouml;r&uuml;len veya &ouml;yle yansıyan İslam elbisesinin dar geldiği, Aleviliğin Evrensel olduğu, Aleviliğin diğer semavi dinlerin doğrularını da sahiplendiğini g&ouml;rmekteyiz.</p>
<p> Bu vesile ile Ehli Beyt sevgisinin İslamın temel değerlerinden olduğunu, Alevi inancının Ehli Beyt sevgisi ile yoğrulduğunu, İslam dininin, d&uuml;nyanın en &ccedil;ağdaş ve en ileri değerler manzumesi olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Hz. Ali de Ehli Beytin bir &uuml;yesi ve İmamların ilki olarak bu inancın aktarımında &ccedil;ok &ouml;nemli misyonu olan bir Bilge ve Evliya&rsquo;dır. Onun aktarımlarını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde hi&ccedil; bir teredd&uuml;te meydan bırakmayan bu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, erdem arayanlara veya ger&ccedil;eği sorgulayanlara yeteri kadar veri sunmaktadır.</p>
<p> HZ. ALİ&rsquo;NİN MISIR&rsquo;A VALİ TAYİN ETTİĞİ HARİS OĞLU MALİK EJDER&rsquo;E MEKTUBU (34)</p>
<p> Rahman ve Rahim olan Allahın adı ile.</p>
<p> Bu, Allahın kulu Emir-&uuml;l M&uuml;minin Ali&rsquo;nin vergisini toplamak, d&uuml;şmanları ile savaşmak, halkını d&uuml;zene sokmak, şehirlerini onarmak i&ccedil;in Haris &ndash; &uuml;l Eşteroğlu Malik&rsquo;i, Mısır&rsquo;a vali tayin etttiği zaman ona verdiği emirnamedir.</p>
<p> Ona, Allahtan &ccedil;ekinmesini, kullukta bulunmayı se&ccedil;mesini, kitabında, farzlarına s&uuml;nnetlerine dair emredilenleri yerine getirmesini buyurur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil; bir kişi yoktur ki Allah&rsquo;ın emrettiği şeylere uymasın da kutlu olsun ve mutluluk bulsun. Onlara oymayan da yoktur ki asi olmasın, k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe d&uuml;şmesin. Noksan sıfatlardan arınmış Allah kalbiyle, eliyle, diliyle yardım etmesini buyurur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; adı ululandık&ccedil;a ululansın. Allah dinine yardım edene yardım edeceğini, onu &uuml;st&uuml;n tutana &uuml;st&uuml;nl&uuml;k vereceğini vaad etmiştir.</p>
<p> Sonra şunu bil ki ey Malik, seni &ouml;yle bir yere yollamaktayım ki senden &ouml;nce oradan adaletle h&uuml;kmeden, zul&uuml;mle h&uuml;k&uuml;m y&uuml;r&uuml;ten nice devletler gelip ge&ccedil;miştir. Sen kendinden &ouml;nceki buyruk sahiplerinin yaptıklarını nasıl g&ouml;r&uuml;yor, seyrediyorsan halk da senin yaptığın işleri, senin gibi g&ouml;recek, seyredecek. Sen onlar hakkında neler diyorsan halk da senin hakkında o &ccedil;eşit s&ouml;zler s&ouml;yleyecek. Allah kullarının dillerinde ilham ederde onları s&ouml;yletirse, temiz kişiler, o s&ouml;zlerle ger&ccedil;eği anlarlar, h&uuml;k&uuml;mde bulunurlar.</p>
<p> Kendine temiz işleri zahire edin, en fazla sevdiğin azık sence bu olsun. Hevva ( cinsel arzu) ve hevesine hakim ol, sana helal olmayan şeyleri yapma, nefsini bunlara meylettirme. Nefsini k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden alıkoymak, sevdiğin, yahut nefret ettiğin şeylerde ona hakim olmak, ona insafla muamelede bulunmaktır. Halka merhametle muameleyi kendine adet et. Onları sevmeyi, onlara l&uuml;tfetmeyi huy edin. Onlara karşı yiyeceklerini, i&ccedil;eceklerini ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme.</p>
<p> &Ccedil;&uuml;nk&uuml; halk 2 sınıftır. Bir kısmı dinde kardeştir. Sana &ouml;b&uuml;r kısmı yaratılışta eştir. Sana onlar s&uuml;r&ccedil;ebilirler, kusur ederler, bilerek, yahut yanılarak ellerinden bazı şeyler &ccedil;ıkabilir.</p>
<p> Sen yaptıklarını Allahın bağışlamasını nasıl seviyor, istiyorsan sen de onları bağışla, kusurlarından ge&ccedil;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; senin mevkiin onlardan &uuml;st&uuml;n, seni bu işe memur edenin mevkii senin mevkiinden &uuml;st&uuml;n, Allah ise vali tayin edenden de &uuml;st&uuml;n, onların işlerini senin emrine vermiş.</p>
<p> Onlarla seni sınamaya uğratmış, Allahla savaşmaya kalkışma sakın, onun azabından kurtulmana &ccedil;aren yok, bağışlamasına, merhametine aldırış etmemene de imk&acirc;n yok.</p>
<p> Halkın kusurlarını bağışlayınca nedamete d&uuml;şme, onlara ceza verince de sevinme, seni yoldan &ccedil;ıkaracak &ouml;fkeye kapılıp ceza vermekte tez davranma. Ben onlara buyruk verenim, emrime uyulması gerek demeye kalkışma, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu g&ouml;n&uuml;le gurur verir, dini gevşetir, nimeti bozar gider. G&ouml;nl&uuml;ne b&ouml;yle bir d&uuml;ş&uuml;nce geldimi, g&uuml;c&uuml;n&uuml;n kuvvetinin &uuml;st&uuml;nde olan Allahın g&uuml;c&uuml;n&uuml;, kuvvetini d&uuml;ş&uuml;n, onun kudretine karşı aczini g&ouml;r. Bu başkaldıran, serkeşlik eden nefsini yatıştırır, kibrini, gururunu giderir, yitip giden aklını başına getirir. Sakın Allahın azametiyle boy &ouml;l&ccedil;&uuml;şt&uuml;rmeye, O&rsquo;nun kudretine kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;, kuvvetini benzetmeye girişme. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah her zorbayı hor, hakir eder. Her baş &ccedil;ekeni, ululananı al&ccedil;altır gider.</p>
<p> Allaha karşı insaflı ol, insanlara, ehline, ayaline, adamlarından buyruğuna uyanlardan hoşlandıklarına karşı da insafla muamelede bulun. B&ouml;yle yapmazsan bil ki zulmetmiş olursun. Allah kullarına zulmedenin d&uuml;şmanıysa Allahtır. Allahla d&uuml;şmanlığa girişenin delilini Allah batıl kılar. Zul&uuml;mden ge&ccedil;inceye, t&ouml;vbe edinceye dek o kişi Allahla savaşmış olur. Allahın nimetlerini bozan, zail eden, azabının &ccedil;ar&ccedil;abuk &ccedil;atmasına sebep olan şeyler i&ccedil;inde zul&uuml;mden daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml; yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah mazlumların duasını duyar, zalimlere de zamanı gelince azabını yollar.</p>
<p> Halkın valiye en ağır gelen sınıfı bela &ccedil;ağında ona en az yardım eden, adaletten hoşlanmayan, isteklerinde direndik&ccedil;e direnen, kendilerine ihsanda bulunulduğu zaman en az ş&uuml;kreden, ihsanda bulunulmayınca &ouml;zr&uuml; g&uuml;&ccedil; kabul eyleyen, zamanın zorluklarına az dayanan, ileri gelenleridir. Dinin direği olan İslamın topluluğuna sebep bulunan, d&uuml;şmana karşı duranları ise halk tabakasıdır. Onları sevmelisin, onlara meyletmelisin.</p>
<p> İnsanların ayıplarını g&ouml;r&uuml;p g&ouml;zeten, onlara a&ccedil;ıp s&ouml;yleyen kişiler olsun. Onları kendine yaklaştırma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlarda ayıp olabilir. Vali ise bunları &ouml;rtmeye en fazla hakkı olan kişidir. Onların bilmediğin ayıplarını a&ccedil;maya, &ouml;ğrenmeye kalkışma, sence bilineni, iyiliğe, temizliğe yormaya bak. Bilmediklerin hakkında ise Allah h&uuml;kmeder. Ayıpları elinden geldik&ccedil;e &ouml;rt. Onların ayıplarını &ouml;rtmeyi sevdik&ccedil;e, bu huyla huylandık&ccedil;a Allahta senin ayıplarını &ouml;rter, bağışlar.</p>
<p> Halka karşı duyduğun kini bırak, her su&ccedil;a ceza vermeye kalkışma, sence doğru olmayan şeyleri bilmezlikten gel. Halkın k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yleyen kovucu, &ouml;ğ&uuml;t&ccedil;&uuml;lere benzese de garez (kin) sahibidir.</p>
<p> Nekes (cimri) kişi ile meşrevette (lauballi) bulunma, seni &uuml;st&uuml;nl&uuml;kten alıkoyar, ihsandan men eder, yoksulluğu g&ouml;sterir sana, seni yoklulluğa sevk eder. Korkakla danışma, işlerde zaafa d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r, yapacağın işlerden seni alıkoyar. Haris kişiyle de danışma, zul&uuml;m ile mal yığmayı g&ouml;zel g&ouml;sterir sana. Nekeslik, korkaklık, hırs, ayrı ayrı huylardır ama hepsi birden Allaha k&ouml;t&uuml; zan meydana getirmede birleşir.</p>
<p> Vezirlerinin en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, senden &ouml;nce, kişilere vezirlik edenlerdir, su&ccedil;ta onlarla birlik olanlardır. Bunların yerine reisleri onlar kadar isabetli ge&ccedil;kin olan, fakat onlar gibi zalime zulm&uuml;nde yardımcı, su&ccedil;luya su&ccedil;unda ortak olmayan hayırlı kişiler bulabilirsin. Bunların y&uuml;k&uuml; sana daha hafiftir, yardımları sana daha g&uuml;zeldir, sana besledikleri sevgi daha ger&ccedil;ektir, senden başkaları ile ilişkileri daha azdır. Yanlızken de bunlarla d&uuml;ş kalk, meclislerinde de bunları bulundur.</p>
<p> Sonra acı bile olsa sana ger&ccedil;eği s&ouml;yleyen, Allahın dostlarında bulunmasını hoş g&ouml;rmediğin şeylerde sana az m&uuml;saade eden kişileri se&ccedil;, onların g&ouml;zleri seni ger&ccedil;eğe g&ouml;t&uuml;r&uuml;r, haksızlıktan geri kor. Takva ehliyle ger&ccedil;ek kişilerle dost ol. Onların seni fazla &ouml;vmene sebep olmalarına m&uuml;saade etme, &ccedil;&uuml;nk&uuml; fazla &ouml;v&uuml;lme insanı kibre g&ouml;t&uuml;r&uuml;r, faziletten d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r.</p>
<p> İyilik edenle k&ouml;t&uuml;l&uuml;kte bulunanı, katında bir g&ouml;rme sakın, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onları bir g&ouml;r&uuml;ş, iyilik edenleri iyilikten vaz ge&ccedil;irtir, k&ouml;t&uuml;l&uuml;k edenleri k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe alıştırır, bunlara layık oldukları muameleyi yap.</p>
<p> Bil ki valinin, halka l&uuml;tufta, ihsanda bulunmasından, işlerini kolaylaştırmasından başka halkın emniyetini celbedecek bir şey olamaz. Onlara l&uuml;tf eder, aralarında adaletle muamelede bulunur, işlerini kolaylaştırırsan evvelce y&uuml;reklerinde uyanmış bir nefret varsa yok olur, yerini emniyet ve sevgi duygusu tutar. Onlara &ouml;ylesine muamele etki halk senin hakkında g&uuml;zel zanna sahip olsun. Ger&ccedil;ekten de iyi ve g&uuml;zel zan, senin ağır y&uuml;k&uuml;n&uuml; hafifletir, o y&uuml;k&uuml; senin sırtından alır. Şunu da bilki senin hakında iyi fikir g&uuml;den, idarenden memnun olandır, k&ouml;t&uuml; fikir taşıyanlar idarenden memnun olmayandır.</p>
<p> Bu &uuml;mmetin ileri gelenlerinin, b&uuml;y&uuml;klerinin g&uuml;tt&uuml;kleri yolu yordamı, halkın alışıp yaptığı, b&ouml;ylece de birbirleriyle uzlaştığı, işlerinin d&uuml;zene girdiği şeyleri eksiltme. Koyanların icra, sevaba nail oldukları yolu yordamı bırakıp onlara zarar verecek, yeni adetler, yeni yollar icad etmeye girişme, onlardan eksilttiklerinin vebali sanadır.</p>
<p> İdaren altındaki şehirlerin d&uuml;zene girmesi, halkın huzura kavuşması i&ccedil;in daima bilginlerle g&ouml;r&uuml;ş, bu hususta d&uuml;ş&uuml;nceli kişilere danış.</p>
<p> Bil ki halk 2 sınıfa ayrılmıştır. O sınıfların bir kısmı &ouml;b&uuml;r kısmının d&uuml;zene girmesiyle d&uuml;zelir, huzura erer, bir kısmının &ouml;b&uuml;r kısmından m&uuml;stesna kalmasına imk&acirc;n yoktur.</p>
<p> Bu sınıflardan biri, Allah ordusudur, askerlerdir, biri umumi ve hususi işleri d&uuml;zene koyan k&acirc;tiplerdir. Biri adaletle h&uuml;kmeden, devlet işlerini g&ouml;ren kişilerdir. Biri m&uuml;sl&uuml;manların emrine girmiş ve karar merciinde olan katip ehlidir. Vergi veren m&uuml;sl&uuml;manlardır. Biri ticaretle uğraşanlar ve sanat ehli olanlardır. Bir de ihtiya&ccedil; sahibi olan yoksul kişilerdir ki bunlar bu sınıfların en aşağı (yoksul) tabakasıdır. Bunların hepsinin de adı Allah katında yeri vardır.</p>
<p> Kitabında, yahut Allahın selamı O&rsquo;na ve soyuna olsun, peygamberimizin s&uuml;nnetinde haddi konmuş, farzı bildirilmiştir ki, bu kesim de katımızda korunmaktadır.</p>
<p> Askerler, Allahın izniyle halkın sığınaklarıdır, valilerin ziynetleridirler. Dinin &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, eminlik esen yolları onlarla korunur, halk ancak onlarla kalkınır, huzura kavuşur. Askerler Allahın emriyle alınan vergiyle beslenebilirler, d&uuml;şmanlarına karşı o sayede g&uuml;&ccedil; kuvvet sahibi olurlar. D&uuml;zene girmeleri ancak o vergiye dayanılarak olur, neye ihtiya&ccedil;ları varsa onunla d&uuml;zene sokulur.</p>
<p> Sonra bu 2 sınıf, ancak &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıfla kadılar (hakimler), zek&acirc;t ve vergi memurları ve k&acirc;tiplerle nizama girer. Onlar halkın işlerini d&uuml;zene sokarlar, faydalı şeyleri toplarlar, ileri gidenlerin de aşağıda olanların da işleri onların sayesinde emniyete kavuşur.</p>
<p> B&uuml;t&uuml;n bu sınıfların ayakta durmaları, tacirlerle, sanatk&acirc;rlarla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Onlar halkın muhta&ccedil; olduğu şeyleri toplarlar, &ccedil;arşılara, pazarlara d&ouml;kerler. B&ouml;ylece başka sınıfların yapamayacağı işleri yaparlar.</p>
<p> Sonra ihtiyacı olan, yokluk i&ccedil;inde bulunan, aşağı tabaka gelir. Bunları g&ouml;r&uuml;p g&ouml;zetmek, bunlara yardım etmek gerektir.</p>
<p> Allah katında bu sınıfların hepsinin de genişliği vardır, hepsinin de yeri vardır. İhtiya&ccedil;larının giderilmesi, hallerinin d&uuml;zene sokulması icap eder. Bu da valinin vazifesidir. Valinin, Allahın emirlerini gereği gibi yapar, halkın d&uuml;zenine &ccedil;alışır, &ccedil;abalarken Allahtan yardım dilemesi, hakka riayet etmesi, bu işler kendisine hafif gelsin, ağır gelsin dayanması gerekir.</p>
<p> Orduna sence Allah i&ccedil;in, Res&uuml;l&uuml; i&ccedil;in ve İmamı i&ccedil;in en fazla &ouml;ğ&uuml;t verenlerinden, emanet ve iffet bakımından en temiz olanlarından, bilimde en &uuml;st&uuml;n bulunanlarından kumandanlar se&ccedil;. Bunları &ouml;fkelendiği zaman &ouml;fkesini yenen, ceza vermekte acele etmeyen, &ouml;zr&uuml; kabul eden, zayıfları esirgeyen, kuvvetlilere karşı gevşemeyen kişilerden se&ccedil;ip tayin et. Bunlar ne zora başvuranlardan olsun, ne zaafa d&uuml;şenlerden.</p>
<p> Sonra toplumun soy &ndash; boy bakımından şereflilerden, temiz ev bark sahibi olanlarından, ge&ccedil;mişlerinde iyilik bulunanlarından, c&ouml;mertlerinden asker al. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlarda y&uuml;celik, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k huyları toplanmıştır.</p>
<p> İyiliğin, adamlığın dalları, budaklarıdır bunlar. Sonra da babaların oğullarını g&ouml;r&uuml;p g&ouml;zetmesi, esirgemesi gibi onların işlerini g&ouml;r, g&ouml;zet, araştır, onlara ettiğin iyilik ve ihsan g&ouml;z&uuml;nde b&uuml;y&uuml;mesin, onlara verdiğin şey az bile olsa aşağı g&ouml;r&uuml;nmesin sana. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ihsan, sana &ouml;ğ&uuml;t vermelerine, seni iyi bilmelerine, tanımalarına vesiledir. Onların b&uuml;y&uuml;k işlerini g&ouml;receğim diye k&uuml;&ccedil;&uuml;k, ehemmiyetsiz işlerinde ihmal g&ouml;sterme. Az bir l&uuml;tfun bile bir yerde işe yarar, ondan faydalanırlar, &ccedil;oğunun da yeri var, ondan da geri kalmazlar. Askerlerine en &ccedil;ok yardım edenleri, kendilerine ihtiya&ccedil;larını, erzaklarını tam olarak verenleri, yurdu korumak i&ccedil;in şehirde kalanlarla savaşa gidenlerin ihtiya&ccedil;larını giderenleri, komutanlarının sence en itibar g&ouml;renleri olmalı. Onlara &ouml;ylesine muamelede bulunmalısın ki d&uuml;şmanla savaşta hepsinin de derdi, fikri bir olsun. Onları esirgemen, sana kalpleri ile bağlanmasına sebep olur.</p>
<p> Valilerin g&ouml;zlerini aydınlatan işlerin en &uuml;st&uuml;n&uuml; şehirlerde, dosdoğru olarak adaleti yaymak, halk arasında sevginin belirmesine sebep olmaktır. Onların sevgileri de ancak g&ouml;n&uuml;llerinin huzura ermesi ile m&uuml;mk&uuml;n olur. &Ouml;ğ&uuml;tlerinin doğruluğu ancak valilerinin hizmet m&uuml;ddetinin sona ermesini dilemeleriyle, idaresi kendilerine ağır gelse de bir an &ouml;nce gitmesini istememeleriyle m&uuml;mk&uuml;n olur. Halkın dileklerini yerine getir, iyiliklerini &ouml;v, &ccedil;ektikleri zahmetleri say, d&ouml;k, &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;zel huylarını fazla anman, onların yiğitliklerini arttırır, onları sevindirir. Allah dilerse iyilikte geri kalanları da o yola sevkeder, iyileştirir.</p>
<p> Sonra herkesin denenen, bilinen derecesini tanı, birinin &ccedil;ektiği zahmeti başkasına maletme, onun yerine başkasını &ouml;vme. Herkese noksansız olarak hakkını ver, herkesin hakkını tanı. Birisinin b&uuml;y&uuml;k oluşu yaptığı başardığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir işse, b&uuml;y&uuml;k g&ouml;rmene, gene birinin yaptığı iş b&uuml;y&uuml;kse, fakat kendisi d&uuml;şk&uuml;nse o işi k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;rmene sebep olmasın.</p>
<p> B&uuml;y&uuml;k ve &ccedil;etin işlerde, sana ş&uuml;pheli g&ouml;r&uuml;nen hususlarda Allaha ve Res&uuml;l&rsquo;&uuml;ne başvur. Y&uuml;ce Allah irşad etmeyi takdir buyurduğu topluma ( Ey inananlar, Allaha, Peygamber&rsquo;e, ve i&ccedil;inizden emredecek ve liyakata sahip olanlara itaat edin, Allaha ve ahiret g&uuml;n&uuml;ne inanıyorsanız, bir şeyde ihtilafa d&uuml;şt&uuml;n&uuml;z m&uuml; o husuta Allaha ve Peygamber&rsquo;e m&uuml;racaat edin buyurmuştur &ndash; (Nisa : 59). Allaha baş vurmak, onun kitabının adil emrine uymak, Res&uuml;l&uuml;ne baş vurmak da onun aykırılığa a&ccedil;ık olmayan s&uuml;nnetine tabi olmaktır.</p>
<p> Halka h&uuml;k&uuml;m verecek kişileri, sence idaresine memur olduğun kişilerin en &uuml;st&uuml;nlerinden se&ccedil;. &Ouml;yle ki işler onları daraltmasın, bir birlerine hısım olanlar, onlara &uuml;st gelmesin, ayakları s&uuml;r&ccedil;&uuml;p yanlış bir işe d&uuml;şmesinler. Bilmezden sonra bilip, anlamazdan sonra anlayıp hakkı yerine getirmediklerine nadim olmasınlar. Kendilerini zanna kaptırmasınlar, azıcık bir anlayışla h&uuml;km&uuml;n sonuna araştırmaktan kalmasınlar. Ş&uuml;pheli işlerde h&uuml;k&uuml;m verirken d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler, dayansınlar, ap-a&ccedil;ık delillere uysunlar. Hasmın m&uuml;racaatı onları sıkmasın, g&ouml;n&uuml;llerini daraltmasın, işleri iyice a&ccedil;ıp, yayıp anlayışta en sabırlı kişiler, hak meydana &ccedil;ıkınca da en keskin (en doğru) h&uuml;km&uuml; verenler olsunlar. &Ouml;v&uuml;lmede ileri gidiş onları kibre sevketmesin, aldatışa kapılmasınlar, bu &ccedil;eşit kişiler de pek azdır. Sonra onların h&uuml;k&uuml;mlerinden de haberdar olmaya fazlasıyla &ccedil;alış, hakimin ge&ccedil;imini fazlasıyla temin et, halka ihtiyacını azalt. Sakın yakın olanlara karşı k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;nmemeleri, halkın dedikodusundan emin olmaları, hileye kapılmamaları i&ccedil;in onlara, katında y&uuml;ksek bir mevki sağla. Bilhassa buna &ccedil;ok dikkat et. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu din, k&ouml;t&uuml; kişilerin ellerine tutsak d&uuml;şt&uuml;. Onunla hevva (cinsel) ve hevese uyuldu, onunla d&uuml;nya dilenir oldu.</p>
<p> Sonra vergi ve zek&acirc;t memurlarına dikkat et. Onları denedikten sonra tayin et. Onları şahsi bir tercihle ve rasgele tayin etme. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu 2 şey cevir (boşvermişlik) ve hıyanet kollarının bir araya toplanmasına sebep olur. Bunları temiz ailelerden, İslama eskiden girmiş olanlardan tecr&uuml;be ve utan&ccedil; sahibi kişilerden se&ccedil;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar ahl&acirc;k&ccedil;a en &uuml;st&uuml;n, namus&ccedil;a en doğru, kinlerden en kurtulmuş, a&ccedil;g&ouml;zl&uuml;l&uuml;kleri en az, işlerin sonu&ccedil;larını gayrete en fazla gayretli kişilerdir. Sonra da onların rızıklarını bol ver. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu nefislerini d&uuml;zeltmeye kuvvet verir onlara. M&uuml;sl&uuml;manların elleri altında bulunan malları yemekten alıkoyar onları. Aynı zamanda, emrine uymazlar, emanetine hıyanette bulunurlarsa bu, onların elayhine delil olur sana. Sonra işlerini teftiş et, onlara ger&ccedil;ek ve vefalı g&ouml;zc&uuml;ler g&ouml;nder, hallerini, işlerini g&ouml;r&uuml;p, anlayıp sana bildirsinler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onların haberleri olmadan senin onlardan haberdar olman, emin bir surette iş g&ouml;rmelerine, halka yumuşaklıkla muamele etmelerine sebep olur. Onların i&ccedil;inde zalimlere yerdım edenler varsa onlardan korun. Onlardan biri, vazifesinde hıyanet eder de g&ouml;zc&uuml;lerin verdikleri haber onun alehine olur, hepsinin de verdiği haber aynı bulunursa bu tanık olarak yeter sana.</p>
<p> Artık ona bedeni cezayı verebilir, yaptığına karşı onu su&ccedil;lu tutar, onu aşağılık bir dereceye d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r, onu hıyanet dağıyla dağlar, t&ouml;hmet zincirini boynuna takarsın. Vergi işini de araştır, memurlarının ahvalini (yaşamını) d&uuml;zene koy, &ccedil;&uuml;nk&uuml; vergi işinin ve vergi memurlarının d&uuml;zene girmesi, onlardan başkalarının da d&uuml;zene girmesi demektir. Onlardan başkaları ancak onların d&uuml;zeniyle, d&uuml;zene girebilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanların hepsi de vergilerin ve vergi memurlarının ehlidir, ahalidir (halkıdır). Ancak vergi toplamaktan ziyade memleketin kalkınmasına dikkat etmelisin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; vergi memleket kalkındık&ccedil;a toplanabilir. Memleket kalkınmadık&ccedil;a memur bir hale gelmedik&ccedil;e vergi isteyen, şehirleri yıkar gider, kullarıysa (tebası ise) helak eder (mahveder), &uuml;yle bir buyruk sahibinin işi, idaresi pek ay bir m&uuml;ddet s&uuml;rer. Vergi verenler, verginin ağırlığından, yahut vergi verecekleri şeylere bir afet geldiğinden, yahut i&ccedil;ecekleri, sulayacakları suyun kesildiğinden, yahut bir bendin yıkılıp araziyi su bastığından, toprağın kaydığından (heyelan), yahut da mahs&uuml;l&uuml;n mahfolduğundan şik&acirc;yet ederlerse halllerini d&uuml;zene sokacak bir derecede vergilerini azaltman gerektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yardımla, bu kolaylık g&ouml;stermenle halk refaha kavuşur, &uuml;lke de mamur olur, bu dakdirde senin idaren bezenir (g&uuml;zelleşir), ayrıca da halkı adaletle idare ettiğin i&ccedil;in onların saygısını, sevgisini kazanmış olursun. Refahlarına hizmet ettiğin, adaletle muamelede bulunduğun, onları kuvvetlendirdiğin i&ccedil;in gerekince bu kuvvete de dayanabilirsiniz. Onları esirgeyişin, haklarında adaletle muamele edişin, onlara yumuşak davranışın da buna sebep olur. &Ouml;yle bir an olur, &ouml;yle bir &ccedil;ağ gelir &ccedil;atar ki, onlara baş vurman gerekir. Onlarda dileğini seve seve kabul eder, isteğini yerine getirirler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &uuml;lkede v&uuml;cuda gelen mamurluk (imar) ve servet, onlara y&uuml;kleyeceğin y&uuml;k&uuml; &ccedil;ekmelerine kuvvet verir.</p>
<p> Bir yerin harap olması, oradaki halkın yoksul d&uuml;şmesinden ileri gelir, oradaki halkın yoksulluğu ise, valilerin kendilerine mal yığmalarıdan, valilikte kalacaklarına emin olmamalarından, ibret alınacak şeylerden az ibret almalarındandır.</p>
<p> Sonra k&acirc;tiplerini de teftiş et, onların da hallerine dikkat et, işlerine, onların hayırlılarını tayin et. D&uuml;şmanlara karşı kullanacağın d&uuml;zenleri, gizli tuttuğun şeyleri, kendini b&uuml;y&uuml;k g&ouml;ren, bu y&uuml;zden de topluluğun &ouml;n&uuml;nde sana karşı durmaya c&uuml;ret eden kişilere değil, temiz ve iyi huylu olanlarına yazdır. Memurlarından gelen mektupları sana sunmakta gaflet etmemeleri, senden aldıkları emri, aldıkları gibi bildirmeleri, bir ahde (antlaşma) gireceğin vakit, şartları gevşek, zayıf bırakmamaları, gerekirse o ahdi bozmakta aciz g&ouml;stermemeleri, şartları ona g&ouml;re koşmaları, işleri başarırken de hadlerini bilmeleri gerektir. Kendi haddini bilmeyen kişi, başkasının haddini hi&ccedil; bilmez.</p>
<p> Sonra onları, kendi anlayışına g&uuml;venerek, onlara meyline uyup haklarında iyi bir zan besleyerek tayin etme. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar yapmacıklara baş vurarak, g&uuml;zel hizmetler g&ouml;stererek kendilerini valiye iyi tanıtırlar. Oysa ki bu yapmacık hareketlerin &ouml;tesinde ne &ouml;ğ&uuml;t vermeyi bilirler, ne emanete riayet etmeyi, Senden &ouml;nceki temiz kişilerin se&ccedil;tikleri kişilere bak. Sen de onlar se&ccedil;, halka en g&uuml;zel muamelede bulunmalarını, en fazla emanete riayetle tanınmış olanları iş başına getir. Bu Allaha karşı &ouml;z&uuml; doğru olduğunu, işlerine memur olduğun kişilere de hayırlı bulunduğunu ispat eder.</p>
<p> Her işin başına en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; kendine g&uuml;&ccedil; gelmeyecek, işlerin &ccedil;okluğu onu şaşıtmayacak kişileri ge&ccedil;ir. K&acirc;tiplerinden birinde bir ayıp g&ouml;r&uuml;r de aldırmazsan o ayıpla sen de ayıplanırsın, sonra cevap da veremezsin.</p>
<p> Bir de tacirleri, sanat ve zenaat ehlini tavsiye ederim sana, onlara karşı hayırlı ol. Onların bir kısmı oturdukları yerlerde ticaretle meşgul olur. Bir kısmı ise bir yerden bir yere gider, mal g&ouml;t&uuml;r&uuml;p getirir, bir başka b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; de halkın muhta&ccedil; olduğu şeyleri ellerinin emekleriyle hazırlarlar. Bunlara hayırla muamelede bulun, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar faydalı kişilerdir. Gereken şeyleri uzun yollar aşarak, beldelerden ge&ccedil;erek, &uuml;lkende ki karalarda, denizlerde, d&uuml;zl&uuml;klerde, dağlıklarda gezerek alırlar, getirirler. Oysa halkın o şeylerin bulunduğu yerlere gitmesine ne iman vardır, ne de g&uuml;c&uuml; yeter. Onlar d&uuml;zene bağlıdırlar, isyanlarından korkulmaz, barış adamlarıdır, gailelerinden (kızgınlıklarından) &uuml;rk&uuml;lmez. Bulunduğun yerde de onların işlerini g&ouml;r, g&ouml;zet. Uzak, yakın şehirlerde de hallerini izle, dikkat et, bir zulma uğratma onları. Ama şunu da bil ki, b&uuml;t&uuml;n bunlarla beraber, bunların &ccedil;oğunda aşırı hırs, k&ouml;t&uuml; bir nekeslik, bencillik,faydalı şeyleri gizleyip, saklayıp azalınca değerinden fazla satma gayreti, menfaat d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; vardır. Ellerinde bulunanları bildikleri gibi satmak isterler. Bu durum halkın zararına sebep olduğu gibi valilere de buna g&ouml;z yummak ayıptır, noksanlıktır. İntik&acirc;rı (karaborsayı) men et, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Allahın salatı O&rsquo;na ve soyuna olsun, Res&uuml;lullah&rsquo;da men etmiştir. Alış veriş, g&uuml;zel surette, adalet terazilerine uygun olarak, bir narh konarak yapılsın. Her iki taraf da satan da zarar etmesin, alan da. Sen intik&acirc;rı (karaborsayı) men ettikten sonra onu yapmaya kalkışan olursa cezalandır, fakat ceza da pek de ileri gitme.</p>
<p> Sonra Allah i&ccedil;in, aşağı (yoksul) tabakayı g&ouml;r, g&ouml;zet. Onlar başvuracakları bir d&uuml;zen bulamayan, yok yoksul, muhta&ccedil;, yokluktan bunalmış, dertlere kalmış, kazan&ccedil;tan aciz kalmış kişilerdir. Bu sınıf i&ccedil;inde dilenenler olduğu gibi, bir şey umup bekleyenler, fakat kimseden bir şey istemeyenler de vardır. Onların hakkına dair Allahın sana emrettiği şeyi Allah i&ccedil;in olsun koru. Onlara memur olduğun beyt&uuml;lmalden (devlet hazinesi), her şehirde, M&uuml;sl&uuml;manların ganimet olarak elde ettikleri ve devlete ait olan arazinin gelirinden, ekininden pay ayır. Bulunduğun şehirde, o şehre yakın yerlerde olanlarıyla uzakta bulunanları aynı h&uuml;kme tabidir. Onların her biri hakkına riayet etmeni ister. Nimetler i&ccedil;inde bulunuş, ehemmiyetli işlere dalışın, onları unutturmasın sana. &Ouml;nemli işlere bakman, k&uuml;&ccedil;&uuml;k sayılan işlere bakmayışına mazeret olamaz. B&ouml;yle bir &ouml;z&uuml;r kabul olunamaz. Unutturmasın sana onları &ouml;nemli işlere dalışın. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ccedil;evirme onlardan. Onların g&ouml;zlere hor g&ouml;r&uuml;nenlerini, insanlar tarafından aşağı sayılanlarını, fakat sana gelip hallerini anlatmayanlarını sen ara, bul. Onları bulmak, hallerini sorup anlamak i&ccedil;in Allahtan korkan, ona karşı ululanmayan, g&uuml;vendiğin kişiler yolla, onların hallerini sana bildirsinler. Sonra haklarında &ouml;ylesine harekette bulun ki Allaha ulaştığın g&uuml;n onlar hakkında &ouml;z&uuml;rler getirmeye kalkışmayasın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar halk i&ccedil;inde başkalarından daha fazla insafa layık kişilerdir. B&uuml;t&uuml;n bu sınıfların haklarını vermeye gayret et. Bilmeyerek hakkına riayet etmediklerin i&ccedil;in de Allahtan bağışlanmanı dile.</p>
<p> Yetimlerden, kocalmış kişilerden (yaşlılardan) bir d&uuml;zene baş vuramayanları, kimseden bir şey dilemeyenleri g&ouml;r g&ouml;zet. Bu valilere ağır bir y&uuml;ktir. Fakat hakkın hepsi de ağırdır. Ancak Allah hayırlı bir sonuca varmalarını isteyip ona dayananlara, vaad ettiklerini ger&ccedil;ek bilip inananlara o y&uuml;k&uuml; hafifletir.</p>
<p> Zamanın bir kısmını ihtiya&ccedil; sahiplerine harca. Onların hepsini huzuruna al, otur, onlarla g&ouml;r&uuml;ş. O mecliste seni yaratan Allaha karşı g&ouml;n&uuml;l al&ccedil;aklığını takın. Askerinden, yardımcılarından, koruyucularından, zaptiye erk&acirc;nından hi&ccedil; kimse onları korkutmasın, onlara mani olmasın. Onlarda seninle y&uuml;z y&uuml;ze korkmadan, &ccedil;ekinmeden konuşsunlar. Allahın salatı ona ve soyuna olsun, Res&uuml;lullah&rsquo;ın bir yerde değil bir &ccedil;ok yerde (Zayıfın korkup &ccedil;ekinerek, dili dolaşarak s&ouml;z s&ouml;ylemeye &ccedil;alıştığı, fakat kuvvetliden hakkını alamadığı toplum ne temizliğe ulaşır, ne de kutluluğa kavuşur) buyurduğunu duymuşumdur. Onların sert konuşmalarına, s&ouml;z s&ouml;ylerken ağır laflar edenine tahamm&uuml;l et. Daralmayı, onlarla g&ouml;r&uuml;şmeden &ccedil;ekinip utanmayı bırak da Allah bu yğzden sana rahmetlerini yaysın. O&rsquo;na itaatin y&uuml;z&uuml;nden sevaplar versin. İhsanda bulunduğun zaman minnet y&uuml;kleyerek verme ki, verdiğin alana sinsin. Vermediğin zaman da g&uuml;zellikle &ouml;z&uuml;rler getirerek verme ki almayan, hi&ccedil; olmazsa sevinsin.</p>
<p> Bazı işler de vardır ki bizzat senin yapman gerektir. Bunların biri k&acirc;tiplerin yazmakta aciz g&ouml;sterdikleri hususlarda memurlarına senin cevap vermendir. Biri de halkın ihtiyacı sana hangi g&uuml;n arz edilirse hemen o g&uuml;n o ihtiya&ccedil;ları gidermendir ki, bu olabilir ki yardımcılarını sıkar, vaktinde yapmazlar bu işi. Her g&uuml;n&uuml;n işini o g&uuml;n g&ouml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her g&uuml;n yapılacak bir iş vardır.</p>
<p> Vakitlerin en &uuml;st&uuml;n&uuml;, en fazlasını seninle Allah arasında ki kulluğa hasret. Fakat halka sarf ettiğin vakitlerin de hepsi, işlerde niyetin temiz oldu mu, halk bu y&uuml;zden esenliğe erişti mi, Allaha ait olur. O&rsquo;na kulluk sayılır.</p>
<p> Allah i&ccedil;in dinini halis kılan farzlara bilhassa dikkat et. Gecende, g&uuml;nd&uuml;z&uuml;nde bedeni ibadetlerini onlarla Allaha yaklaşmak kastıyla kusur etmeden, riyaya d&uuml;şmeden nasıl gerekse o &ccedil;eşit yerine getir. Halka ibadet ettirdiğin zaman ibadeti uzatıp onları usandırmadan, tez, fakat erk&acirc;nını yitirmeden yaptır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; halk i&ccedil;inde hasta olan vardır.</p>
<p> Allahın salatı O&rsquo;na ve soyuna olsun, beni Yemen&rsquo;e g&ouml;nderdiği zaman Res&uuml;lullah&rsquo;a, onlara nasıl namaz kıldırayım diye sordum. &rsquo;&rsquo; En zayıfının kıldığı namaz gibi kıldır. İnsanlara karşı merhametli davran&rsquo;&rsquo; buyurdular.</p>
<p> B&uuml;t&uuml;n bunlardan sonra derim ki: Buyruğunun altında bulunanlara uzun m&uuml;ddet g&ouml;r&uuml;nmez olma, &ccedil;&uuml;nk&uuml; valilerin halka g&ouml;r&uuml;nmemeleri darlıktan bir kısımdır. Halkı sıkar. Valilerin idare işlerinde az bilgili olduklarına delalet eder. Onlara g&ouml;r&uuml;nmemek, onların onların bir &ccedil;ok şeyleri &ouml;ğrenmelerine de engel olur. Onlarca b&uuml;y&uuml;k şey k&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;r&uuml;n&uuml;r, k&uuml;&ccedil;&uuml;k şeylerse g&ouml;zlerinde b&uuml;y&uuml;r. G&uuml;zel ve iyi, &ccedil;irkin g&ouml;r&uuml;n&uuml;r onlara. &Ccedil;irkinse g&uuml;zelliğe b&uuml;r&uuml;n&uuml;r, hakla batıl bir birine karışır gider. Valide bir insandır ancak, halkla g&ouml;r&uuml;şmedik&ccedil;e onların hallerini bilemez. Kendisinden gizli kalanları g&ouml;remez. Ger&ccedil;eğin apa&ccedil;ık alametleri yoktur ki bunlarla doğru, yalandan ayrılsın. Sen 2 kişiden birisin ancak. Birisi mutlaka hakkı yerine getirir, herkese hakını verir. Gereken hakkı verdikten, iyi iş g&ouml;rd&uuml;kten sonra neden gizleneceksin? O biri, vermemeyi, hakkı eda etmemeyi adet edinmiştir. Halk senden &uuml;mit kestikten sonra hemencecik el &ccedil;eker senden, ne diye onlara g&ouml;r&uuml;nmeyeceksin? Oysa ki halkın sana zahmet vermeyen şik&acirc;yetlerinin &ccedil;oğu, ya bir zulma uğradığındandır, yahut muamelede insaf ve adalet istediğindendir.</p>
<p> Sonra valinin bazı adamları da bulunabilir ki onlar, kendi reiyleriyle (kendi başına) hareket ederler, zul&uuml;mde bulunurlar. İnsafları azdır. Muamelede adaleti g&ouml;zetmezler. B&uuml;t&uuml;n bunların sebeplerini kesip ortadan kaldırırsak şerlerini insandan gizler(ler). Yakınlarına, yanında bulunanlara arazi verme ki bazı yerleri, bazı tarlaları elde etmek tamahına d&uuml;şmesinler. Aksi halde orda ki k&ouml;ye zarar gelir. Bu işin, bir ırmaktan su almak ihtiyacında bulunanlara zararı dokunur. O sudan faydalanmak, o yerden fayda sağlamak isteyenlere, araziye sahip &ccedil;ıkanlar zulmederler. Bunun faydası başkasına d&uuml;şer, vebali ise valinin boynuna y&uuml;klenir. Onlardan verdiğin kişiler faydalanırlar, ayıbı ise d&uuml;nyada da, ahirette de sana d&uuml;şer. Yakın olsun, uzak olsun, kime gerekse hakkını ver. Bu hususta sabırlı ol. Ecrini Allahtan iste, akraban ve yakın adamların bile olsa haktan ayrılma, işin sonunu d&uuml;ş&uuml;n. İsterse sana ağır gelsin bu iş, hayırlı olduğu sence mal&uuml;mse yapmaktan &ccedil;ekinme, hakkını yerine getir. Halk bir işte zul&uuml;m var zannına d&uuml;şer, sana hayıflanırsa aslını anlatarak, &ouml;z&uuml;rler getirerek zannını değiştir. Bu suretle sen adaletle iş g&ouml;rm&uuml;ş olursun. Buyruğun altındakilere de yumuşaklıkla muamele etmiş bulunursun. &Ouml;z&uuml;r dilemekle sen hakka riayet eder, muradına erersin, halkta doğruyu anlar, işin aslını bilir.</p>
<p> D&uuml;şmanın, seninle barışmak isterse red etme. Barışta Allahın rızası var. Orduna huzur ve istirahat ver, sen de sıkıntılarından kurtulmuş olursun, şehirlerinse eminliğe kavuşmuş olur. Ama barıştıktan sonra d&uuml;şmanından sakın da sakın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ok kere d&uuml;şman yaklaşır, gafil olmanı bekler. Şu halde ihtiyatla hareket et, bu hususta iyi bir zanna d&uuml;şmeyi t&ouml;hmet altına al. Seninle d&uuml;şmanın arasını bir bağla bağladın, onunla bir anlaşmaya vardın, yahut da ona aman elbisesini giydirdin mi ahdine vefa et. Verdiğin amana riayet et. Nefsini ona verdiğin s&ouml;ze, anlaşmaya kalkan yap. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dilekleri birbirine aykırı, bireyleri darmadağın ve &ccedil;eşit &ccedil;eşit olduğu halde insanların Allahın farz ettiği şeylerde hepsi de ahde vefa etmeyi ululadıkları gibi ululadıkları bir farz yoktur. Hatta m&uuml;sl&uuml;manlar ş&ouml;yle dursun, m&uuml;şrikler bile bunu gerekli saymışlar, buna riayet etmişler, ahirette, amanda durmamanın ne zararlar vereceğini bilmişlerdir. Verdiğin amana gadretme, anlaşmanı bozma. Hıyanette bulunarak d&uuml;şmanını aldatma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allaha karşı b&ccedil;yle bir bir c&uuml;rette bulunan, &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;, &ccedil;ok ziyank&acirc;r bir bilgisizdir ancak. Allah, anlaşmanın amanını kulları arasında bir rahmet olarak yaymıştır ki, o bir emniyettir. Herkes orada esenleşir. Bir haremdir, herkes ona sığınır. B&ouml;l&uuml;k b&ouml;l&uuml;k herkes onun civarına koşar gider. Onu bozmak, ona hıyanet etmek, ona hile katmak olamaz. Bahanelerle bozulacak anlaşma yapma, pekiştirdikten sonra yorumlara g&uuml;venme. Allah adına verdiğin anlaşmayı bozmaya, haksız olarak ondan d&ouml;nmeye kalkışma. Genişlemesi umulan, sonunda &uuml;st&uuml;nl&uuml;k bekleyen darlığa dayanman, g&uuml;nahından korkacağın gadirden hayırlıdır. Bozarsan Allahın gazabı gelip &ccedil;atar sana, ne d&uuml;nyanda berhudar olursun ne ahiretinde.</p>
<p> Sakın haksız olarak kan d&ouml;kme. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; azaba sebep olan, su&ccedil; bakımından ondan daha b&uuml;y&uuml;k bulunan, nimetin zevaline, devletin yitmesine sebep teşkil eden hi&ccedil; bir şey yoktur ki haksız olarak kan d&ouml;kmekle kıyaslanabilsin. Kan d&ouml;kenlerin hesabını kıyamet g&uuml;n&uuml;nde bizzat noksan sıfatları olan Allah g&ouml;recek, azaplarını o verecektir. Haram olarak kan d&ouml;kmekle g&uuml;c&uuml;n&uuml;, kuvvetini &ccedil;oğaltmaya kalkışma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu g&uuml;c&uuml; zayıflatır, hatta yok eder gider. Bilerek kan d&ouml;kme hususunda ne Allah katında bir &ouml;zr&uuml;n, ne benim katımda kabuldur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; cezası kısastır bunun. Yanlışlıkla kam&ccedil;ın, yahut kılıcını yahut da elin bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe sebep olursa, kudretine g&uuml;venip ululanarak, &ouml;ld&uuml;r&uuml;len kişinin velilerine onun diyetini (bedelini) vermekten ka&ccedil;ınma.</p>
<p> Kendini beğenmekten, seni ululuğa sevk eden şeylere uyup g&uuml;venmekten, &ouml;v&uuml;lmeyi istemekten &ccedil;ekin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar ihsan sahiplerinin ihsanlarını yok etmek, ecirlerin, mahveylemek i&ccedil;in şeytanın g&ouml;zettiği fırsata yol a&ccedil;an şeylerdir.</p>
<p> İdarene tabi olanlara ihsanda bulununca da onları minnet altında bırakmaya, ihsanını başlarına kakmaya kalkışma. Yaptığını &ccedil;ok g&ouml;rmekten de &ccedil;ekin. Vaad edince de vaadinden d&ouml;nme. Başa kakmak, ihsanı yok eder. Yapılan iyiliği &ccedil;ok g&ouml;rmek, b&uuml;y&uuml;k saymak, ger&ccedil;eğin ışığını s&ouml;nd&uuml;r&uuml;r. Vaadden d&ouml;n&uuml;ş halkın nefretine mucip olur. Y&uuml;ce Allah &rsquo;&rsquo; Allah katında en beğenilmeyen şey, yapmadığınız şeyi s&ouml;ylemenizdir. (Saff : Ayet )&rsquo; buyurur.</p>
<p> Zamanı gelmeden işlerde aceleye d&uuml;şme. Yapmak imkanı olunca da o işte ihmal etme, doğruluğu sence belli olmayan işe girişme, ama doğruluğu a&ccedil;ık&ccedil;a belli olan işi de savsaklama. Her işi yerinde yap, her işi yerinde işle.</p>
<p> Herkesle bir ve eşit olduğun şeylerde kendi payını &ccedil;oğaltmaya kalkışma, herkesin g&ouml;zettiği şeylerde gaflete d&uuml;şme, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sen, başkalarına da &ouml;rneksin. Az bir zaman sonra işleri &ouml;rten perdeler a&ccedil;ılır, mazlumun hakkı da senden alınır.</p>
<p> &Ouml;fkeni yen, kendine sahip ol. Elini, dilini g&ouml;zet. B&uuml;t&uuml;n bu hallerde hemencecik ceza vermekten &ccedil;ekin, cezayı geriye at, &ouml;fken yatışıncaya dek elini, dilini g&ouml;zet. Bu s&ouml;ylediklerimi ahireti anarak, Rabbine ulaşacağına inanarak derdini, temizliğini &ccedil;oğaltmadık&ccedil;a yapamazsın.</p>
<p> Sana, senden &ouml;nce adaletle h&uuml;k&uuml;m s&uuml;renleri, yahut &uuml;st&uuml;n yol yordamları, Allahın salatı O&rsquo;na ve soyuna olsun. Peygamberimizin eserini, yahut da Allah Kitabında ki farzları anmak, bizim bunları anıp d&uuml;ş&uuml;nerek nasıl hareket ettiğimizi g&ouml;rmek, bu ahit &ndash;nameden sana verdiğim buyruklara kendini zorlamak gerektir. Nefsine uymak hususunda bir gevşeklik g&ouml;stermemen i&ccedil;in bu kadar delil g&ouml;sterdim sana.</p>
<p> Ve ben, benim ve senin, kulların en g&uuml;zel anışlarına iyi ve yerinde &ouml;v&uuml;şlerine sahip olmamızı, şehirlerde iyi ve g&uuml;zel eserler bırakmamızı, nimetin, hakkımızda tam ve olgun olarak, l&uuml;tuf ve ihsanıın kat kat fazlasıyla verilmesini, benim de senin de &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml;n kutlulukla ve şehid olarak tamamlanmasını Allahın bol ve sayısız rahmetine, pek b&uuml;y&uuml;k kudretine, her dilenen şeyi l&uuml;tfedip vermesine sığınarak niyaz etmekteyim ve biz ger&ccedil;ekten Allahın rızasını istemekteyiz. Selam Res&uuml;lullah&rsquo;a, Allahın selat ve selamı O&rsquo;na tertemiz soyuna olsun.</p>
<p> Hz. ALİ&rsquo;NİN BASRA VALİSİ ABDULLAH BİN ABBAS&rsquo;A YAZDIĞI MEKTUP</p>
<p> &ldquo;Ey Basra Fermandarı, seni k&ouml;kten ve necattan doğru bir insan biliyordum. Bununla beraber işittim, memleket dahilinde ben cengi cidal ile meşgul iken, sen de fırsatı g&acirc;nimet bilerek M&uuml;sl&uuml;manların mallarını yağmalamaya kalkmışsın. &rsquo;&rsquo;Beyt&rsquo;&uuml;l-m&acirc;l&rsquo;&rsquo;dan, altın ve g&uuml;m&uuml;ş sikkeler ele ge&ccedil;irmişsin. İhtiyarlık i&ccedil;in Hicaz&rsquo;a g&ouml;ndermişsin. Yazıklar olsun sana ey Abbas&rsquo;ın oğlu. Kocasız kadınların ve yetimlerin, fakirlerin hakkı olan bu parayı kendine nasıl sarf edeceksin? Mahşer g&uuml;n&uuml;n&uuml;n hesabından, Allah&rsquo;ın az&acirc;bından korkmadın mı?&rdquo;</p>
<p> MEKTUPLAR VE EVRENSEL BEYANNAME</p>
<p> Hz. Ali&rsquo;nin gerek Mısır&rsquo;a Vali tayin ettiği Mali Ejder&rsquo;e ve gerekse Basra Valisi Abdullah bin Abbas&rsquo;a g&ouml;nderdikleri mektuplar dikkatle incelendiğinde, i&ccedil;eriği ve kapsamı itibarıyla insanlık i&ccedil;in olağan &uuml;st&uuml; birer belgedir. Bu mektupların, &ouml;zellikle Mısır Valisine g&ouml;nderdikleri mektup birer &ouml;nemli sertifika olarak alınıp her erdemli insanın ve y&ouml;neticinin evlerinin veya dairelerinin duvarlarına asmaları gerekir.</p>
<p> Batı d&uuml;nyası y&uuml;zyıllarca R&ouml;nesans ile &ouml;v&uuml;nd&uuml;. Hristiyan batı d&uuml;nyası, Katolik Kilise feodalizminin devlet ve toplum tarafından kontrol altına alınıp m&uuml;saade edildiği alanda tutulmasının batı d&uuml;nyasına b&uuml;y&uuml;k bir nimet kazandırdığını, dolayısı ile batı d&uuml;nyasında dinin kontrol altına alınması ile birlikte Fen&rsquo;de, Astroloji&rsquo;de, Matematik&rsquo;te, K&uuml;lt&uuml;r&rsquo;de, Sanat&rsquo;ta b&uuml;y&uuml;k bir atılım yaşandığını vurguladı.</p>
<p> R&ouml;nesans ve sonrası Hristiyan batının bilhassa teknoloji ve onun katkısı ile gelişen bir coğrafya oluşturdukları doğrudur. Bu coğrafyanın pek &ccedil;ok ilmi katkısının d&uuml;nyaya yarar sağladığı da doğrudur. Ancak R&ouml;nesans hareketi 15. Y&uuml;zyılda başlamıştır. Bunun batı &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine d&ouml;n&uuml;şmesi ise 1948 yılını bulmuştur. Batının bunu İnsan Hakları kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda tescil ettirmesi, gene aynı batının &ccedil;ıkardığı ve milyonlarca insanın &ouml;l&uuml;m&uuml;ne, doğanın b&uuml;y&uuml;k &ccedil;apta tahrip edilmesine, enerji kaynağının insanoğlunun alehine sebep olduğu 2 b&uuml;y&uuml;k D&uuml;nya savaşı &ccedil;ıkarması ve bundan kısmi ders &ccedil;ıkarması sonrasına tekab&uuml;l eder.</p>
<p> Bug&uuml;n dikkatle baktığımızda batının bu Evrensel Beyannameyi zaman zaman b&uuml;y&uuml;k oranda ihlal ve suistimal ettiğini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.</p>
<p> Teknolojide, bilimde, sanatta, &uuml;retimde, zenginlikte ve benzeri pek &ccedil;ok alanda d&uuml;nyanın diğer geri b&ouml;lgeleri ile karşılaştırıldığında olduk&ccedil;a ileri durumda olan batının, gelinen noktada gerek yasama ve gerekse y&uuml;r&uuml;tme de yaptığı uygulamalarının, 1400 yıl &ouml;nce yaşayan Hz. Ali&rsquo;nin bakışının ve uyguladıklarının &ccedil;ok gerisinde olduğunu rahatlıkla g&ouml;rebiliriz.</p>
<p> İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini incelediğimizde, bu beyannamenin &ouml;nemli bir kısmının Hz. Ali&rsquo;nin Mısır Valisine g&ouml;derdiği mektupta ki &ouml;neri ve tavsiyelerle &ouml;rt&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Beyanname de belirtilen &rsquo;&rsquo;Hi&ccedil; bir kimse, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir g&ouml;r&uuml;ş, ulusal veya sosyal k&ouml;ken, m&uuml;lkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım g&ouml;zetmeksizin eşittir ve b&uuml;t&uuml;n &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerden yararlanabilir&rsquo;&rsquo; bakış a&ccedil;ısının adeta Hz. Ali&rsquo;den kopya edildiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bildirgenin yarısından fazlası Hz. Ali&rsquo;den alınma veya onun g&ouml;r&uuml;şleri ile &ouml;rt&uuml;şen maddelerle doludur. Bu beyanname bile Hz. Ali&rsquo;nin d&uuml;nya &ccedil;apında ne kadar b&uuml;y&uuml;k bir alim, insan hakları konusunda ne kadar b&uuml;y&uuml;k adalet sahibi olduğu konusunda fikir verebilir.</p>
<p> İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRİSİ (35)</p>
<p> &quot;insan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 10 Aralık 1948 g&uuml;n&uuml; kabul edilmiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin T&uuml;rkiye&#8217;de &quot;resmi gazete ile yayınından sonra okullarda okutulması, yorumlanması, Bakanlar Kurulu&#8217;nun 6 nisan 1949 tarihli toplantısında 3/9119 sayı ile kararlaştırılmıştır.</p>
<p> Aşağıdaki metin, 27 mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan resmi &ccedil;eviridir.</p>
<p> İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ</p>
<p> İnsanlık topluluğunun b&uuml;t&uuml;n bireyleriyle kuruluşlarının bu Bildirgeyi her zaman g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutarak eğitim ve &ouml;ğretim yoluyla bu hak ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klere saygıyı geliştirmeye, giderek artan ulusal ve uluslararası &ouml;nlemlerle gerek &uuml;ye devletlerin halkları ve gerekse bu devletlerin y&ouml;netimi altındaki &uuml;lkeler halkları arasında bu hakların d&uuml;nyaca etkin olarak tanınmasını ve uygulanmasını sağlamaya &ccedil;aba g&ouml;stermeleri amacıyla t&uuml;m halklar ve uluslar i&ccedil;in ortak ideal &ouml;l&ccedil;&uuml;leri belirleyen bu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ilan eder.</p>
<p> Madde 1- B&uuml;t&uuml;n insanlar &ouml;zg&uuml;r, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.</p>
<p> Madde 2- Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir g&ouml;r&uuml;ş, ulusal veya sosyal k&ouml;ken, m&uuml;lkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım g&ouml;zetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan b&uuml;t&uuml;n haklardan ve b&uuml;t&uuml;n &ouml;zg&uuml;rl&uuml;klerden yararlanabilir.</p>
<p> Ayrıca, ister bağımsız olsun, ister vesayet altında veya &ouml;zerk olmayan ya da başka bir egemenlik kısıtlamasına bağlı &uuml;lke yurttaşı olsun, bir kimse hakkında, uyruğunda bulunduğu devlet veya &uuml;lkenin siyasal, hukuksal veya uluslararası stat&uuml;s&uuml; bakımından hi&ccedil;bir ayrım g&ouml;zetilmeyecektir.</p>
<p> Madde 3 -Yaşamak, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k ve kişi g&uuml;venliği herkesin hakkıdır.</p>
<p> Madde 4- Hi&ccedil; kimse k&ouml;lelik veya kulluk altında bulundurulamaz, k&ouml;lelik ve k&ouml;le ticareti her t&uuml;rl&uuml; bi&ccedil;imde yasaktır.</p>
<p> Madde 5- Hi&ccedil; kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.</p>
<p> Madde 6- Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır.</p>
<p> Madde 7- Herkes yasa &ouml;n&uuml;nde eşittir ve ayrım g&ouml;zetilmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkına sahiptir. Herkesin bu Bildirgeye aykırı her t&uuml;rl&uuml; ayrım g&ouml;zetici işleme karşı ve b&ouml;yle işlemler i&ccedil;in yapılacak her t&uuml;rl&uuml; kışkırtmaya karşı eşit korunma hakkı vardır.</p>
<p> Madde 8- Herkesin anayasa yada yasayla tanınmış temel haklarını &ccedil;iğneyen eylemlere karşı yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır.</p>
<p> Madde 9- Hi&ccedil; kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve s&uuml;rg&uuml;n edilemez.</p>
<p> Madde 10- Herkesin, hak ve y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;kleri belirlenirken ve kendisine bir su&ccedil; y&uuml;klenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hak&ccedil;a ve a&ccedil;ık olarak g&ouml;r&uuml;lmesini istemeye hakkı vardır.</p>
<p> Madde 11</p>
<p> 1. Kendisine bir su&ccedil; y&uuml;klenen herkes, savunması i&ccedil;in gerekli olan t&uuml;m g&uuml;vencelerin tanındığı a&ccedil;ık bir yargılama sonunda, yasaya g&ouml;re su&ccedil;lu olduğu saptanmadık&ccedil;a, su&ccedil;suz sayılır.</p>
<p> 2. Hi&ccedil; kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka g&ouml;re bir su&ccedil; oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı su&ccedil;lu sayılamaz. Kimseye su&ccedil;un işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.</p>
<p> Madde 12- Kimsenin &ouml;zel yaşamına, ailesine konutuna yada haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.</p>
<p> Madde 13</p>
<p> 1. Herkesin bir devletin toprakları &uuml;zerinde serbest&ccedil;e dolaşma ve oturma hakkı vardır.</p>
<p> 2. Herkes , kendi &uuml;lkesi de dahil olmak &uuml;zere, herhangi bir &uuml;lkeden ayrılmak ve &uuml;lkesine yeniden d&ouml;nmek hakkına sahiptir.</p>
<p> Madde 14</p>
<p> 1. Herkesin zul&uuml;m altında başka &uuml;lkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır.</p>
<p> 2. Ger&ccedil;ekten siyasal nitelik taşımayan su&ccedil;lardan veya Birleşmiş Milletlerin ama&ccedil; ve &uuml;lkelerine aykırı eylemlerden doğan kovuşturma durumunda bu haktan yararlanılamaz.</p>
<p> Madde 15</p>
<p> 1. Herkesin bir yurttaşlığa hakkı vardır.</p>
<p> 2. Hi&ccedil; kimse keyfi olarak yurttaşlığından veya yurttaşlığını değiştirme hakkından yoksun bırakılamaz.</p>
<p> Madde 16.</p>
<p> 1.Yetişkin her erkeğin ve kadının , ırk, yurttaşlık veya din bakımlarından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır.</p>
<p> 2. Evlenme s&ouml;zleşmesi, ancak evleneceklerin &ouml;zg&uuml;r ve tam iradeleriyle yapılır.</p>
<p> 3. Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur.</p>
<p> Madde 17</p>
<p> 1. Herkesin tek başına veya başkalarıyla ortaklaşa m&uuml;lkiyet hakkı vardır.</p>
<p> 2. Hi&ccedil; kimse keyfi olarak m&uuml;lkiyetinden yoksun bırakılamaz.</p>
<p> Madde 18- Herkesin d&uuml;ş&uuml;nce, vicdan ve din &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne hakkı vardır. Bu hak, din veya topluca, a&ccedil;ık olarak ya da &ouml;zel bi&ccedil;imde &ouml;ğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel t&ouml;renlerle a&ccedil;ığa vurma &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; i&ccedil;erir.</p>
<p> Madde 19- Herkesin d&uuml;ş&uuml;nce ve anlatım &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne hakkı vardır. Bu hak d&uuml;ş&uuml;ncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, &uuml;lke sınırları s&ouml;z konusu olmaksızın, bilgi ve d&uuml;ş&uuml;nceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.</p>
<p> Madde 20</p>
<p> 1. Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe katılma &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; vardır.</p>
<p> 2. Hi&ccedil; kimse bir derneğe girmeye zorlanamaz.</p>
<p> Madde 21.</p>
<p> 1. Herkes, doğrudan veya serbest&ccedil;e se&ccedil;ilmiş temsilciler aracılığı ile &uuml;lkesinin y&ouml;netimine katılma hakkına sahiptir.</p>
<p> 2. Herkesin &uuml;lkesinin kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanma hakkı vardır.</p>
<p> 3. Halkın iradesi h&uuml;k&uuml;met otoritesinin temelidir. Bu irade, gizli veya serbestliği sağlayacak benzeri bir y&ouml;ntemle genel ve eşit oy verme yoluyla yapılacak ve belirli aralıklarla tekrarlanacak d&uuml;r&uuml;st se&ccedil;imlerle belirlenir.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-alinin-mektuplary-ve-ynsan-haklary-evrensel-beyannamesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>ERENLERİN ve OZANLARIN GÖZÜ İLE HZ. ALİ</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/erenleryn-ve-ozanlarin-gozu-yle-hz-aly/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/erenleryn-ve-ozanlarin-gozu-yle-hz-aly/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/erenleryn-ve-ozanlarin-gozu-yle-hz-aly/</guid>
				<description><![CDATA[Kazım Balaban NOT: Bu &#231;alışma Hz. Ali&#8217;nin erdemlerini i&#231;eren kitapta değerlendirileceği i&#231;in t&#252;m Erenleri, Ozanları, Şairleri buraya almak m&#252;mk&#252;n değildir. Bunu Alevi- Bektaşi bakış a&#231;ısını yansıtması a&#231;ısından almayı gerekli g&#246;rd&#252;k. Alevi Halk Ozanı ve Şairlerinin neredeyse tamamı Ehli Beyt ve Hz. Ali &#252;zerine şiirler okur, Beyitler &#231;alar, bağlamalarında b&#252;y&#252;k bir aşkla onu dillendirirler. Onların hepsinden ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> Kazım Balaban </p>
<p> NOT: Bu &ccedil;alışma Hz. Ali&rsquo;nin erdemlerini i&ccedil;eren kitapta değerlendirileceği i&ccedil;in t&uuml;m Erenleri, Ozanları, Şairleri buraya almak m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bunu Alevi- Bektaşi bakış a&ccedil;ısını yansıtması a&ccedil;ısından almayı gerekli g&ouml;rd&uuml;k. Alevi Halk Ozanı ve Şairlerinin neredeyse tamamı Ehli Beyt ve Hz. Ali &uuml;zerine şiirler okur, Beyitler &ccedil;alar, bağlamalarında b&uuml;y&uuml;k bir aşkla onu dillendirirler. Onların hepsinden birer &ouml;rnek buraya almak yer a&ccedil;ısında m&uuml;mk&uuml;n değil. Sadece bir ka&ccedil; &ouml;rnek vererek, onların da g&ouml;n&uuml;llerinde Hz. Ali sevgisi olduğunu aktarmak istedil. (K.B.) </p>
<p> B&uuml;y&uuml;k Alevi / Bektaşi Tasavvuf şairlerinden Yunus Emre&rsquo;nin, 1238 yılında doğduğu ve 1320&rsquo;de Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r sanılıyor. Hacı Bektaş Veli bendelerinden ve Taptuk Emre&rsquo;nin dervişlerinden olan Yunus&rsquo;un, Anadolu&rsquo;nun bir &ccedil;ok b&ouml;lgesinde iddia edilen mezarları olmasına rağmen Eskişehir civarında yaşadığı sanılıyor.</p>
<p> Ali almış sancağını eline<br /> &Ccedil;ekilip giderler mahşer yerine <br /> Hasan&#8217;ı H&uuml;seyn&#8217;i almış yanına<br /> Ah &uuml;mmetim deyu ağlar Muhammed</p>
<p> Kıyamet kopıcak canlar uyanır <br /> Kamil derviş m&uuml;rşidine dayanır <br /> Y&uuml;z&uuml;n yere koymuş Hak&#8217;ka yalvarır <br /> Ah &uuml;mmetim deyu ağlar Muhammed</p>
<p> &Uuml;ryan olmuş yatar o zayıf tenler <br /> Sararmış benizler s&ouml;ylemez diller <br /> Mahşer yerine cem olmuş erenler <br /> Ah &uuml;mmetim deyu ağlar Muhammed</p>
<p> Yunus eder gelin kadrin bilelim <br /> Fırsat elde iken tevhid edelim<br /> Ruhu i&ccedil;in salavat getirelim<br /> Ah &uuml;mmetim deyu ağlar Muhammed</p>
<p> BALIM SULTAN&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Hacı Bektaş Veli&rsquo;den sonra Bektaşilik &rsquo;e ciddi bir kurum niteliği kazandıran, onu d&uuml;zenli bir ocağa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren bir kişi diye bilinen Balım Sultan&rsquo;ın 1516 da vefat ettiği sanılıyor. En &ouml;nemli icraatlarından biri Osmanlı Padişahı Sultan 2. Beyazit&rsquo;i, sıradan bir katılımcı sıfatı ile Cem ayinine dahil etmek olmuştur. Şiirlerinde &sbquo;&rsquo;&rsquo;Ş&acirc;h-i merd&acirc;n gibi ere tapının, Kim idi bek&ccedil;isi o d&ouml;rt kapunun&rsquo;&rsquo; &ouml;rneğinde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi b&uuml;y&uuml;k bir Hz. Ali aşkı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bazı kaynaklar onun Ehl-i Beyt soyundan olduğunu vurgularkeni&ouml; diğer başka kaynaklar ise Arnavut k&ouml;kenli olduğunu belirtmektedirler.</p>
<p> Benim sevdiceğim Ali&#8217;dir<br /> Ali Ali&#8217;yi sevenler olmaz mı deli<br /> Pirimin elinden i&ccedil;mişim dolu<br /> Ali&#8217;yi seversen değme yarama</p>
<p> H&uuml;dai&rsquo;nin G&ouml;z&uuml; ile </p>
<p> Tasavvuf şiir ve deyişleri ile tanınan Aşık H&uuml;dai, 1940&rsquo;da Maraş / G&ouml;ksun il&ccedil;esi Yoğunoluk k&ouml;y&uuml;nde doğdu. K&uuml;&ccedil;&uuml;kken saz &ccedil;almayı &ouml;ğrenen Ozan, okuma yazmayı asker de &ouml;ğrendi.Giderek geliştirdiği &ccedil;alışmalarında bir &ccedil;ok alanda &ouml;d&uuml;ller alan H&uuml;dai Baba, 23 Kasım 2001 de Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;.</p>
<p> Faydası olmayan bahardan yazdan,<br /> Y&uuml;ce dağ başının kışı daha makbuld&uuml;r.<br /> Cahilin yaptığı sohbetten s&ouml;zden<br /> Ali&rsquo;min hayali d&uuml;ş&uuml; makb&uuml;ld&uuml;r.<br /> Lokma yeme namert olan elinden,<br /> Sonra kurtulamazsın acı dilinden,<br /> Namertlerin kaymağından balından,</p>
<p> Merdin kuru yaban aşı makbuld&uuml;r.</p>
<p> H&uuml;dayi konuşur bir ince dilden</p>
<p> Hal ehli olmayan ne bilsin halden</p>
<p> Bilgisiz, g&ouml;rg&uuml;s&uuml;z, duygusuz bir kuldan</p>
<p> &Ouml;l&uuml;lerin mezar taşı makbuld&uuml;r.</p>
<p> ABDAL MUSA SULTAN&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Anadolu&#8217;nun &uuml;nl&uuml; Evliyalarından ve Ozanlarından olan Abdal Musa Sultan, aslen Azerbaycan&#8217;ın Hoy kasabasından Anadolu&rsquo;ya gelmiş ve Antalya / Elmalı / Tekke k&ouml;y&uuml;nde, &ouml;nemli bir dergah kurmuştur. Rivayete g&ouml;re Hacı Bektaş Veli&#8217;nin &ouml;nemli Halifelerindendir ve amcası Haydar Ata&#8217;nın oğlu, Hasan Gazi&#8217;nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesinde &quot;K&ouml;sre Musa&quot; adıyla da anılır. 14. Y&uuml;zyılda yaşamış olan Evliyanın Anadolu erenleri i&ccedil;inde ki makamı Sultanlık, mertebesi Abdallıkdır . Pir evindeki hizmet postu ise, &quot;Ayak&ccedil;ı Postu&#8221;dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı &#8221;Abdal Musa Sultan Postu&quot;dur. Ayak&ccedil;ılık, Abdallık mertebesidir</p>
<p> Muhammed Ali&rsquo;nin kıldığı dava,</p>
<p> Yok meydanı değil, var meydanıdır.</p>
<p> Muhammed Kırklar&rsquo;a niyaza geldi,</p>
<p> Ar meydanı değil, er meydanıdır.</p>
<p> Abdal Musa Sultan ger&ccedil;ek er ise,</p>
<p> Ali&rsquo;yi sevenler muhip yar ise</p>
<p> Hakk&rsquo;ın maksuduna erem der isen,</p>
<p> Urganı boynunda dar dediler.</p>
<p> AŞIK MAHZUNİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE:</p>
<p> Aşık Mahsuni Şerif, 3 Ocak 1943 tarihinde Afşin&#8217;e bağlı Ber&ccedil;enek k&ouml;y&uuml;nde doğdu. 1956 yılında Mersin Astsubay Hazırlama Okuluna girdi. 1959&rsquo;da Ordonat Tekniker olarak Ankara Ordonat Tekniker Okuluna geldi ve bir s&uuml;re sonra Askeriyeden ayrılmak durumunda kaldı. T&uuml;rk Halk m&uuml;ziğine olan ilgisi sonucu bir gurup aşık ile Aşıklar Derneğini kurdu. Anadolu Ozanlarından, &ouml;zellikle Pir Sultan&rsquo;dan son derece etkilendi. Y&uuml;zlerce kaset ve beste yaptı. 17 Mayıs 2002 tarihinde Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Kabri, Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin mekanına yakın bir yerde defn edildi</p>
<p> &Uuml;ryan B&uuml;ryan Vardım Pir Dergahına</p>
<p> Medet Ya Muhammet Ya Ali Diyerek</p>
<p> G&ouml;n&uuml;l Verdim G&ouml;n&uuml;l Şahlar Şahına</p>
<p> H&uuml;nkar Hacı Bektaş Veli Diyerek</p>
<p> Hasan-&Uuml;l Asker&rsquo; i Ol Ali Aba</p>
<p> Muhammet Mehciye Mest-&Uuml; Merhaba</p>
<p> Serin Koymuş Serin Mahzuni Baba</p>
<p> Yol Muhammet Ali Yolu Diyerek</p>
<p> SEYYİD ALİ SULTAN&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE:</p>
<p> Bazı kaynaklara g&ouml;re Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin oğlu olduğu iddia edilen ve asıl ismi İbrahim olan, Bektaşiler arasında Kızıl Deli namı ile anılan Seyyid Ali Sultan, Pehlivanların Piri olarak da kabul edilir. Balkanlarda &ouml;nemli Bektaşi dergahlarının a&ccedil;ılımı ve gelişimini sağlamıştır. 1310- ile 1402 arasında yaşayan &ldquo;Hızır Lala&rdquo; veya &ldquo;Hızır Lale&rdquo; lakabları ile de tanınan Sultan&rsquo;ın kabri Dimetoka, Demirviran k&ouml;y&uuml;nde, kurduğu Derg&acirc;hın bah&ccedil;esindedir.</p>
<p> Can ile canan Ali, canda cananım Ali,</p>
<p> Alemin &uuml;midi sensin Hacı Bektaş-ı Veli.</p>
<p> KALENDER &Ccedil;ELEBİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Hacı Bektaş Veli&rsquo;nin torunlarından olduğuna inanılan ve Hacı Bektaş Dergahı&rsquo;nda postnişin makamıinda (en y&uuml;ksek makam) da bulunmuş olan Kalender &Ccedil;elebi 1476 yılında doğmuş, Osmanlıya karşı Orta Anadolu&rsquo;da başlayıp Toros ve g&uuml;neylere kadar uzanan Alevi ayaklanmasına &ouml;nderlik etmiş ve 22 Haziran 1527&rsquo;de pusuya d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lerek &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</p>
<p> Allah bir, Muhammed, Ali, Nazar eyle bari bana,</p>
<p> İzz-&uuml; celalin aşkına, &Ccedil;ektirme şol zari bana</p>
<p> Pirlere niyaz ederiz, Yalan d&uuml;nyayı nideriz</p>
<p> &Ouml;l&uuml;r&uuml;z hasret gideririz, G&ouml;ster şol didarı bana</p>
<p> G&Uuml;ZİDE ANA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> 18 Y&uuml;zyılda yaşayan ve kabri Hacı Bektaş derg&acirc;hı avlusunda bulunan Feyzullah &Ccedil;elebi&rsquo;nin kızı G&uuml;zide Ana da aynı sevgi ve coşku ile Hz. Ali sevgisini dile getiriyor.</p>
<p> Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali,</p>
<p> Dertliyim derdime dermana geldim,</p>
<p> Bunlardan kurtaran Bektaş Veli</p>
<p> Dertliyim derdime dermana geldim.</p>
<p> SEYYİT ALİ &Ouml;ZSOY DEDE&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Seyyit Ali &Ouml;zsoy, 1907 yılında Sivas, Sivrialan k&ouml;y&uuml;nde doğdu. Anadolu Ozanlar ve Seyyitler geleneginde Hz. Ali sevgisi aynı b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k ve devamlılığı onda da g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.</p>
<p> Taş duvara karşı ibadet etmem</p>
<p> Kıblem Muhammed, Kaben Ali&rsquo;dir</p>
<p> Otuz iki farzdan bana s&ouml;z etme,</p>
<p> Kıblem Muhammed, Kaben Ali&rsquo;dir.</p>
<p> ALİ KEMTERİ BABA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Ali Kemteri (Tuncay), 1872 da Bulgaristan&#8217;ın Ayvalı Burgaz ilinin (Ah-yolu) Belveren (Bel&ouml;ren, B&ouml;leren) k&ouml;y&uuml;nde doğmuş.Amucalar / Kebeler soyundandır. Daha sonra ailesi Abdal Ahmet Baba&#8217;nın kurduğu Tekirdağ&#8217;ının Kılavuzlu k&ouml;y&uuml;ne g&ouml;&ccedil; etmiştir.1932 yılında &Ccedil;amlıca&rsquo;da ki Bektaşi Halife Babası Ali Nutki dan Babalık icazetini alarak M&uuml;rşit olmuştur.</p>
<p> Kurban olayım yoluna, Şahı merdanım ya Ali</p>
<p> Rahim eyle garip kuluna, Dilde sultanım ya Ali</p>
<p> Kapında ihsana geldim, Aşk ile p&uuml;ryana geldim</p>
<p> Dertliyim dermana geldim, Derde dermanım ya Ali</p>
<p> ŞABAN SIRRI BABA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Şaban Sırrı Baba, 1865 yılında Bulgaristan&#8217;ın Eski zağra ya (Stara Zagora) bağlı Kızanlık (Kazanlık) Yenişark&ouml;y&rsquo;de (Gorno nova selo) doğmuş, Amuca Kabilesini Şeyh Bedreddin&#8217;i tarikatından Bektaşiliğe ge&ccedil;iren Abdal Ahmet Baba&#8217;nın oğludur. Bektaşiliği yanında pehlivanlığı da olan Şaban Sırrı Baba, Amucaların k&ouml;kl&uuml; boyu olan Abdallar soyundandır. Ayrıca Derviş ve Ozanlığı da vardır.</p>
<p> Hamd&uuml;l&uuml;lillah dilde verdiğim Mustafa nuri h&uuml;da</p>
<p> Nuri vilayet kerem kanı ol Ali&#8217;yel M&uuml;rteza</p>
<p> Ilımdan necat ile Şahım H&uuml;seyni hılk Rıza</p>
<p> Yetiş imdadıma Şahım H&uuml;seyin Kerbela.</p>
<p> TEVFİK BEY BABA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Trakya&rsquo;da yaşayan Bektaşilerden ve Amucalar kolundandır. Tevfik Bey Baba,1837&rsquo;da doğmuş 1896&rsquo;da s&uuml;rg&uuml;nde bulunduğu Trablusgarb&#8217;ta Hak&#8217;ka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Kendisi Babalık icazeti aldığı i&ccedil;in, Trakya&rsquo;nın &ouml;nemli Bektaşi &#8211; Alevi şair ve bilgin şahsiyetlerindedir.</p>
<p> Saki dudağın lezzet balından</p>
<p> G&ouml;n&uuml;l arzu eder ider can değil mi?</p>
<p> Şer&acirc;bı t&acirc;libin rengi alından</p>
<p> Kızıl renge d&uuml;şen kan değilmi?</p>
<p> Murtaza Ali&#8217;nin in&acirc;yeti ile</p>
<p> C&uuml;mle Evliyanın kerameti ile</p>
<p> Ey-c&uuml;mle h&uuml;d&acirc;nın hid&acirc;yeti ile</p>
<p> Tevfik bu mertebe ş&acirc;n değilmi?</p>
<p> HALİFE CAFER BABA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Tekirdağ, Kılavuzlu K&ouml;y&uuml;nde 1902&rsquo;da doğan Cafer Baba, Şair Ali Kemteri&#8217;nin oğludur.1946&rsquo;da Ey&uuml;p&#8217;l&uuml; Ali &Ouml;z&ouml;z Halife Babadan, M&uuml;rşitlik icazetnamesi alarak Baba olmuş, Trakya&rsquo;nın &ouml;nemli Bektaşi şahsiyetlerden ve Amucalar&rsquo;dandır. 1 Ağustos 1991&rsquo;da cumartesi g&uuml;n&uuml; Hakk&#8217;ka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r. Bektaşiliğe &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k emekleri olmuştur.</p>
<p> Canda cananımdır Ali, Dilde mihmanımdır Ali</p>
<p> Kerem senden Şahım Ali, Ferahladı deli g&ouml;n&uuml;l</p>
<p> Cafer Baba dile geldi, C&uuml;mlemizin y&uuml;z&uuml; g&uuml;ld&uuml;</p>
<p> Sakiden bir dolu geldi, Ferahladı deli g&ouml;n&uuml;l.</p>
<p> AŞIK NOKSANİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Aşık Noksani, Artvin&#8217;in Yukarı Hod (simdiki adi Yukari Maden) k&ouml;y&uuml;nde doğdu. Asıl adı İbrahim Muratoğlu&#8217;dur. 1922-1964 arası yaşamıştır. Anadolu Aşıklık edebiyatıyla ilgisi k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda başladı ve kendisi de gen&ccedil; yaşlarda beyitler kaleme aldı.Zaman zaman taşlama ve &ouml;vg&uuml; konulu şiirleri olmakla birlikte tasavvuf ağırlıklı ciddi bir arşiv sahibi olduğu sonradan ortaya &ccedil;ıktı.</p>
<p> Kudret Kandilinde Balkıyıp Duran</p>
<p> Muhammet Ali&#8217;nin Nurudur Billah</p>
<p> Zuhur Edip Kuffarın Meskenin Yıkan</p>
<p> Elinde Z&uuml;lfikar Ali&#8217;dir Billah </p>
<p> Noksaniyem Niyazımız Ustada</p>
<p> Elinde Z&uuml;lfikar Hem Ehli Kanda</p>
<p> Bin Bir Donda Baş G&ouml;sterdi</p>
<p> Aliyel Murtaza M&uuml;rşidimiz, B&uuml;lb&uuml;l&uuml;m&uuml;z Eyvallah</p>
<p> DAVUT SULARİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Davut Sulari, Erzincan&#8217;ın &Ccedil;ayırlı il&ccedil;esinde 1926 yılında doğdu. B&uuml;y&uuml;kannesinin &ccedil;ocuğu olmadığı i&ccedil;in babası Veli &ccedil;ocuğunu nenesine vermiştir. N&uuml;fus kaydı Rindi Hanım&#8217;ın &uuml;zerine yapılmıştır. Dedesi Kaltık Mehmet Ağa tasavvuf şairidir. Dedesi gen&ccedil; Davut&#8217;a saz &ccedil;alma şiir s&ouml;yleme ve t&uuml;rk&uuml; yakma zevkini aşıladı. 18 Ocak 1985 yaşamını yitiren Davut Sulari&rsquo;nin asıl soyadı Ağbaba&rsquo;dır. Kızı Mevhibe Sulari, Sivas / Madımak katliamında yaşanını yitirenler arasındadır.</p>
<p> &Ccedil;ek Katarı Ben Gelirim Peşine<br /> Ali Meydanına Varalım Hele<br /> Merhametin Yok Mu G&ouml;z&uuml;m Yaşına<br /> Pire Bağlı Olup Duralım Hele</p>
<p> Ey M&uuml;minler Ger&ccedil;ek Erler Merhaba<br /> Ey Rehberler Ger&ccedil;ek Pirler Merhaba<br /> Hazır Dostlar Hazır Yerler Merhaba<br /> Sakiler Sazları Kuralım Hele.</p>
<p> Davut Suları&#8217;yım G&ouml;rd&uuml;m Didarı<br /> Muhabbeti Baldır Kendisi Arı<br /> Hazreti Ali&#8217;nin Sır Z&uuml;lfikarı<br /> İnkarın Boynuna Vuralım Hele</p>
<p> Aşkıyla Perişan Davut Sulari<br /> Muhabbeti baldır kendisi arı<br /> Hz. Ali&acute;nin sır Z&uuml;lf&uuml;karı<br /> İnkarın boynuna vuralım hele.</p>
<p> DERVİŞ ALİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> 19. Y&uuml;zyıl Alevi / Bektaşi ozanlarındandır. Yalın bir dille okuduğu Deyişlerinden Sivas k&ouml;yl&uuml;s&uuml; olduğu anlaşılmaktadır. seziliyor. 2. Mahmut d&ouml;neminde (1826) Yeni&ccedil;eriliğin kaldırılışından sonra Anadolu ve Rumeli&#8217;deki tekkelerin kapatılmasından duyduğu &uuml;z&uuml;nt&uuml; &uuml;zerine yazdığı nefesten, yeniden kuruluş ve kurtuluş i&ccedil;in Şah&#8217;ın yollarını g&ouml;zlediği anlaşılıyor.</p>
<p> Yeri g&ouml;ğ&uuml; arşı k&uuml;rs&uuml; yaradan <br /> Men Ali&#8217;den başka Tanrı g&ouml;rmedim <br /> Yaradub kulunun kısmetin veren <br /> Men Ali&#8217;den başka Tanrı g&ouml;rmedim.</p>
<p> Bin bir ismi vardır bir ismi Allah <br /> Eğer inanmazsan hem vallah billah <br /> Ademi g&ouml;rm&uuml;ş&uuml;m elhamd&uuml;lillah <br /> Men Ali&#8217;den başka Tanrı g&ouml;rmedim.</p>
<p> Ali gibi er gelmedi cihane<br /> Ana da buldular d&uuml;rl&uuml; bahane<br /> Yedi kez uğradım ulu divane <br /> Men Ali&#8217;den başka Tanrı g&ouml;rmedim.</p>
<p> Derviş Ali&#8217;m bu ikrara beli dir <br /> Dilim s&ouml;yler ama kendim delidir <br /> Allah bir Muhammed Tanrı Ali&#8217;dir <br /> Men Ali&#8217;den başka Tann g&ouml;rmedim.</p>
<p> AŞIK DAİMİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Son d&ouml;nemin en coşkulu Alevi Halk ozanlarından ve asıl adı İsmail Aydın olan Aşık Daimi, 1932 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Aslen Erzincan&#8217;ın Tercan il&ccedil;esindendir. Ali Babaoğullarından olan babası, Birinci D&uuml;nya savaşı sıralarında İstanbul&#8217;a g&ouml;&ccedil; etmiştir. Aşık Dami&#8217;nin iki dedesi de saz şairidir. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı.</p>
<p> Evvel bizim ile ikrar eyleyip</p>
<p> Sonra delalete batanlara yuf.</p>
<p> Gelip Cem&rsquo;imize Pazar eyleyip,</p>
<p> Anı da ağyara satanlara yuf.</p>
<p> Minnetimiz vardır ulu Celiye</p>
<p> İkrarımız Hacı Bektaş Veli&rsquo;ye</p>
<p> Aşıkı Hak olan yardır Ali&rsquo;ye</p>
<p> Ehli aşkla taşlar atanlara yuf.</p>
<p> Hakkın didarını g&ouml;rmektir kastım,</p>
<p> Yoluna fedadır can ile postum</p>
<p> D&uuml;şmanına d&uuml;şman, dostuna dostum</p>
<p> Ol ağyara meyil katanlara yuf</p>
<p> Can ile ser ile Hakka gelmeyip,</p>
<p> İkiliği kalp evinden silmeyip,</p>
<p> Evladı Ali&rsquo;nin kadrin bilmeyip</p>
<p> Gaflet uykusunda yatanlara yuf.</p>
<p> Daimi&rsquo;yem &ouml;lsem d&ouml;nmem s&ouml;z&uuml;mden</p>
<p> Fark etmişem kemlik yoktur &ouml;z&uuml;mden</p>
<p> Ger&ccedil;ek olan belli olur g&ouml;z&uuml;nden</p>
<p> Taşı mercan diye tutanlara yuf. (59)</p>
<p> GEN&Ccedil; ABDAL&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Gen&ccedil; Abdal&rsquo;ın Eskişehirli olduğu, Şeyh Gazi ve Ş&uuml;caeddin Veli tekkelerinde sade bir hayat yaşadığı, 1874&rsquo;da Hakka y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; dışında kendisi fazla bilinmiyor. Şiirlerinde Gen&ccedil; Abdal yahut Genc&icirc; mahlaslarını kullanmıştır.</p>
<p> Dergahına geldim niyaz eyledim.</p>
<p> Medet All&acirc;h, Y&acirc; Muhammed, Y&acirc; Ali.</p>
<p> Aşkın kitabından avaz eyledim.</p>
<p> Medet All&acirc;h, Y&acirc; Muhammed, Y&acirc; Ali.</p>
<p> Nideyim sef&acirc;yı, zevki d&uuml;nyada,</p>
<p> Budur mur&acirc;dımız ind-i Hud&acirc;&#8217;da.</p>
<p> Yarın mahşer g&uuml;n&uuml; koyma cez&acirc;da,</p>
<p> Medet All&acirc;h, Y&acirc; Muhammed, Y&acirc; Ali.</p>
<p> Niyazım var &uuml;st&acirc;dıma, pirime.</p>
<p> Salav&acirc;t eylerim destigirime.</p>
<p> Katarından, d&icirc;d&acirc;rından ayırma.</p>
<p> Medet All&acirc;h, Y&acirc; Muhammed, Y&acirc; Ali.</p>
<p> Genc Abdal&#8217;ım &ouml;z&uuml;m Hakk&#8217;a bağlarım.</p>
<p> Coşkun sular gibi akar &ccedil;ağlarım.</p>
<p> Eşiğine y&uuml;z&uuml;m s&uuml;rer ağlarım.</p>
<p> Medet All&acirc;h, Y&acirc; Muhammed, Y&acirc; Ali.</p>
<p> KALENDER ABDAL&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Kalender Abdal&rsquo;ın,19. YY.&rsquo;da yaşadığı tahmin ediliyor. Hakkında Bektaş&icirc; m&uuml;ridi olması dışında fazla bilgi bulunmoyor. </p>
<p> D&uuml;n gece seyrimde batın y&uuml;z&uuml;nde<br /> Allah bir Muhammed Ali&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;m</p>
<p> Elif t&acirc;&ccedil; başında nikap y&uuml;z&uuml;nde</p>
<p> H&uuml;nk&acirc;r Hacı Bektaş Veli&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;m</p>
<p> İ&ccedil;tim ol doluyu iman yetirdim</p>
<p> &Ccedil;ıkardım kisvetim ikrar yetirdim</p>
<p> Menzil g&ouml;sterdiler ge&ccedil;tim oturdum</p>
<p> Tığ-ı bentle bağlı belimi g&ouml;rd&uuml;m</p>
<p> Kalender Abdal&rsquo;ım koymuşam seri</p>
<p> Ş&uuml;k&uuml;r kurban kestim g&ouml;rd&uuml;m didarı</p>
<p> Erenler serdarı ger&ccedil;ekler p&icirc;ri</p>
<p> Sultan Hacı Bektaş Veli&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;m</p>
<p> TURABİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Turabi mahlaslı 7 ozan ve Ehli Beyt Bendesi bulunmakla birlikte, bunların hayatları ve beyitlerinin tasnifi tam olarak net değildir. Ancak hepsinin Alevi / Bektaşi oldukları Ali Muhammed&rsquo;e candan bağlı oldukları t&uuml;m ortak şiirlerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p>
<p> Turabi&rsquo;lerden biri Yanbolulu&rsquo;dur ve Hacı T&uuml;rabi Dede-Baba olarak tanınır 1849&#8217;da Hacı Bektaş Tekkesi postundadır ve 1868&rsquo;da Hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r ve Hacı Bektaş&rsquo;da defn edilmiştir. Bir şiirinde asıl adının Ali olduğunu s&ouml;yler.</p>
<p> Diğerleri hakkında &ccedil;ok değişik ve farklı coğrafyaları kapsayan tasnif edilememiş bilgiler vardır.</p>
<p> Adem, huri şu d&uuml;nyaya gelmeden<br /> Muhammed Ali&#8217;nin nurun g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;<br /> Hak nasibin almış kudret eliyle<br /> H&uuml;nkar Hacı Bektaş Piri g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;</p>
<p> Şu d&uuml;nyayı hamur edip yuğuran<br /> Dokuz baba d&ouml;rt anayı doğuran<br /> Hitabi Elestte bize &ccedil;ağıran<br /> Can i&ccedil;inde canan yari g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;</p>
<p> Gel gidelim Seyit Ali izine<br /> Y&uuml;z s&uuml;relim ayağının tozuna<br /> Kırklar meydanında pir niyazina<br /> Dara Mansur olan eri g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;</p>
<p> Men&#8217;aref sırrına sırdas kandedir<br /> Senden sana yakın yoldaş kandedir<br /> Yol g&ouml;steren sana kardaş kandedir<br /> Ol sahi alamet &Ccedil;arı g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;</p>
<p> T&uuml;rabi Baba&#8217;nin dilde imanı<br /> On iki imam on yedidir erkanı<br /> Mihrab&uuml; minberde Seb&#8217;ulmesani<br /> Cemalinde pirin varı g&ouml;rd&uuml;n m&uuml;</p>
<p> ALİ EKBER &Ccedil;İ&Ccedil;EK&rsquo;İN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Ali Ekber &Ccedil;i&ccedil;ek, 1935, Erzincan / Ulular K&ouml;y&uuml; doğumludur. Babasını 1939 Erzincan depreminde yitirir ve &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaslarda yaşama atılır. Bu arada bağlamayı &ouml;ğrenir ve Alevi deyişlerinin TRT&rsquo;de aktarılmasında vesile olur. Eserleri bir &ccedil;ok &uuml;lkede ders olarak okutulmaya başlanır.</p>
<p> Ond&ouml;rt Bin yıl gezdim Pervanelikte<br /> Sıtk-ı ismin buldum divanelikte<br /> İ&ccedil;tim şarabını mestanelikte<br /> Kırkların ceminde dara d&uuml;ş oldum<br /> Kırkların ceminde Haydar Haydar dara d&uuml;ş oldum</p>
<p> G&uuml;ruh-u naci&#8217;ye &ouml;z&uuml;m&uuml; kattım<br /> İnsan sıfatından &ccedil;ok geldim gittim<br /> B&uuml;lb&uuml;l oldum Firdevs bağında &ouml;tt&uuml;m<br /> Bir zaman g&uuml;l i&ccedil;in zara d&uuml;ş oldum<br /> Bir zaman g&uuml;l i&ccedil;in Haydar Haydar zara d&uuml;ş oldum. (60)</p>
<p> AŞIK B&Uuml;RYANİ&rsquo;NİN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Aşık B&uuml;ryani, 1926 yılında Urfa / Kısas&#8217;ta doğmuştur. Asıl adı Hamdullah Aykut&#8217;tur. Aşık Dertli Divani&#8217;nin de babasıdır. &Ouml;nce Hamdullah sonra Kemteri mahlasıyla kendini ifade eden Aşık B&uuml;ryani &quot;23.3.1977 g&uuml;n&uuml; Hacı Bektaş-i Veli evlatlarından Muharrem Sefa Efendi bize geldi. Yanında Gazi Antep&#8217;in Haral K&ouml;y&uuml;&#8217;nden Ali Dede, Adana&rsquo;lı M&uuml;rteza Dede ve hanımı bize geldiler. Sultan nutkeyledi. Mahlasımı B&uuml;ryani koydu.&#8221; Demiştir. Aşık B&uuml;ryani 7.11.1990 tarihinde Hakka y&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;r.</p>
<p> Gel beri g&uuml;ftumu g&uuml;s eyle gafil<br /> Bilmez misin niye geldin cihana<br /> Elest &uuml; bezmini hele bir d&uuml;ş&uuml;n<br /> İspati imtihan geldik bu hana</p>
<p> Şu fani d&uuml;nyanın sefası yoktur<br /> İkrar bend olana cefası &ccedil;oktur<br /> D&ouml;rt kapı kırk makam c&uuml;mlesi haktır<br /> Var ilet &ouml;z&uuml;n&uuml; Şah-i h&uuml;bana</p>
<p> Vefasız bu yola basamaz kadem<br /> Fehmeyle bu s&ouml;z&uuml; Adem ol adem<br /> Zikreyle Muhammet Ali&#8217;yi her dem<br /> Der B&uuml;ryani vuslat olduk canana</p>
<p> TESLİM ABDAL&rsquo;IN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Teslim Abdal mahlaslı ayrı zaman ve yerlerde yaşamış, Ehli Beyt Bendesi 4 ayrı kişi yaşamıştır.</p>
<p> Teslim Abdal&rsquo;ın biri 17. YY.&rsquo;da yaşamış. Asil adı Mehmed olan, Sultan 4. Murad d&ouml;neminin bir Bektaşi ulusu. Yeni&ccedil;eri ocağının Halife Babası, yani B&uuml;y&uuml;k Baba Efendisi. Bağdat seferine katıldığı &ouml;ne s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor.&quot;Teslim Dede Teslim Baba, Ey kahraman T&uuml;rk Milleti&quot; ile başlayan Mehter marşının s&ouml;z sahibi olduğu iddia ediliyor. Teslim Abdal&#8217;in, biri Trakya, Keşan&#8217;a bağlı Teslim Abdal k&ouml;y&uuml;nde, diğeri Denizli dolaylarında, &ouml;teki de, &Ccedil;orum&#8217;un Teslim k&ouml;y&uuml;nde olmak &uuml;zere T&uuml;rbeleri vardır. Bir diğeri ise Elaziğ / Baskil il&ccedil;esi Şeyh Hasan (Şıh Hasan) k&ouml;y&uuml;ndendir.</p>
<p> D&ouml;rt duvar i&ccedil;inde olsa mekanim<br /> Tasrasindan esen yel bana neyler<br /> Yanimdaki sudan korku &ccedil;ekerim<br /> Uzakta &ccedil;aglayan sel bana neyler</p>
<p> Mekanim bal&ccedil;iktir, &uuml;stadim Ali<br /> Muhammed nesline demisim beli<br /> &Ccedil;ekerim gayreti sererim yolu<br /> Ben Hak&#8217;tan korkarim el bana ne der</p>
<p> D&uuml;nyada ger&ccedil;ekler katara uydu<br /> Ask ile muhabbet ikrarin bendi<br /> Pirimden almisam hatir g&uuml;lbengi<br /> Haramili olan bey bana neyler</p>
<p> Teslim Abdal eder, g&ouml;zler kanli yas<br /> Aradim bulamadim bir sevdasiz bas<br /> Herkesin ameli kendine yoldas<br /> Haramzade olan kul bana neyler</p>
<p> SITKI BABA&rsquo;NIN G&Ouml;Z&Uuml; İLE</p>
<p> Sıdkı Baba, / Oğuz T&uuml;rkleri&#8217;nin Bozok koluna bağlı Dedekargın aşiretindendlir. Doğum yılının 1865 olduğu sanılıyor. Mahlası &ouml;nceleri Pervane&rsquo;dir. Hacı Bektaş&rsquo;a ve Ehli Beyt&rsquo;e olan bağlılık ve emeklerinden &ouml;t&uuml;r&uuml; Postnişin Şeyh Cemaleddin Efendi kendisine &rsquo;&rsquo;Bundan b&ouml;yle mahlasın Sıtkı olsun&rsquo;&rsquo; der. 1893 yılında, Derg&acirc;ha hizmet i&ccedil;in getirilen, &Ccedil;orum / Alaca İl&ccedil;esi İmad H&uuml;y&uuml;g&uuml; k&ouml;y&uuml;nden Mehmet Dede evladından Ali Ağa&#8217;nın kızı ile evlenmesini Cemaleddin Efendi ister. Sıtkı Baba&rsquo;da bunu kabul eder. Tarikattaki hizmetleri ve kazandığı ilmi derecesiyle Baba&#8217;lık sıfatı alan ozandır.</p>
<p> &Ccedil;atılmadan yerin g&ouml;ğ&uuml;n binasi<br /> Muallakta iki nur&#8217;a d&uuml;ş oldum<br /> Birisi Muhammed, birisi Ali<br /> Lahmike lahmi de bire d&uuml;ş oldum.</p>
<p> Ezdi aşkın şerbetini hoş etti<br /> Birisi doldurdu biri nuş etti<br /> İkisi bir derya olup c&uuml;ş etti<br /> La&#8217;l &uuml; mercan inci d&uuml;r&#8217;e d&uuml;ş oldum.</p>
<p> O derya y&uuml;z&uuml;nde gezdim bir zaman<br /> Yoruldu kanadım dedim el&#8217;aman<br /> Erişti car&#8217;ıma bir ulu sultan<br /> Şehinşah bakışlı ere d&uuml;ş oldum.</p>
<p> A&ccedil;tı nikabını ol ulu sultan<br /> Y&uuml;z&uuml;nde yeşil ben g&ouml;r&uuml;nd&uuml; nisan<br /> Kaf &uuml; nun suresin ol&rsquo;udum o an<br /> Arş k&uuml;rs binasında yare d&uuml;ş oldum.</p>
<p> Ben Ademden evvel &ccedil;ok geldim gittim<br /> Yağmur olup yağdım ot olup bittim<br /> B&uuml;lb&uuml;l olup Firdevs bağında &ouml;tt&uuml;m<br /> Bir zaman g&uuml;l i&ccedil;in har&#8217;a d&uuml;ş oldum.</p>
<p> Mecnun olup Leyla i&ccedil;in dolandım<br /> Buldum mahbubumu inanıp kandım<br /> Gilmanlar elinden hulle donandım<br /> Dostun visalinde nar&#8217;a d&uuml;ş oldum.</p>
<p> On d&ouml;rt yıl dolandım Pervanelikte<br /> Sıdkı ismim buldum divanelikte<br /> Sundular aşk meyin mestanelikte<br /> Kırkların ceminde dar&#8217;a d&uuml;ş oldum.</p>
<p> Sıdkı&#8217;yam &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r didara erdim<br /> Aşkın pazarında hak yola girdim<br /> Ger&ccedil;ek ariflere &ccedil;ok meta verdim<br /> Şimdi Hacıbektaş Pire d&uuml;ş oldum. </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/erenleryn-ve-ozanlarin-gozu-yle-hz-aly/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Hz. ALİ&#8217;NİN ADALETİ</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-alynyn-adalety/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-alynyn-adalety/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:48:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-alynyn-adalety/</guid>
				<description><![CDATA[Kazım Balaban BİR OLAYDA BEŞ KİŞİ ARASINDA VERDİĞİ H&#220;K&#220;M Esbağ bin N&#252;b&#226;te&#8217;den nakledilmiştir: &#34;Beş kişiyi zina su&#231;uyla Halife &#214;mer&#8217;in yanına getirdiler. Halife, onların her birisine şer&#8217;&#238; had uygulanması i&#231;in emir verdi. Orada hazır bulunan Hz. Ali ş&#246;yle buyurdu: &#8216;Ya &#214;mer, bu onların hakkında verilmesi gereken h&#252;k&#252;m değildir.&#8217; &#214;mer &#8216;O halde (uygun) haddi onlara siz uygulayın&#8217; ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> Kazım Balaban </p>
<p> BİR OLAYDA BEŞ KİŞİ ARASINDA VERDİĞİ H&Uuml;K&Uuml;M </p>
<p> Esbağ bin N&uuml;b&acirc;te&#8217;den nakledilmiştir: &quot;Beş kişiyi zina su&ccedil;uyla Halife &Ouml;mer&#8217;in yanına getirdiler. Halife, onların her birisine şer&#8217;&icirc; had uygulanması i&ccedil;in emir verdi. Orada hazır bulunan Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Ya &Ouml;mer, bu onların hakkında verilmesi gereken h&uuml;k&uuml;m değildir.&#8217; &Ouml;mer &#8216;O halde (uygun) haddi onlara siz uygulayın&#8217; dediğinde, Hz. Ali, onlardan birisini &ouml;ne alıp boynunu vurdu; diğer birisini recm etti; bir diğerine kırba&ccedil; haddi uyguladı; d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne bir haddin yarısı kadar (50 kırba&ccedil;) vurdu; beşincisini ise mazur g&ouml;rd&uuml; ve serbest bıraktı.<br /> Bunu g&ouml;ren Halife &Ouml;mer, hayrete d&uuml;şt&uuml;; insanlar da şaşırıp kaldı. &Ouml;mer ş&ouml;yle dedi: &#8216;Ey Ebalhasan, tek bir olayda su&ccedil;lu olan beş kişiye ayrı ayrı beş h&uuml;k&uuml;m uyguladın ki hi&ccedil;birisi diğerine benzemiyor (bunun sebebi nedir)?&#8217; Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Bunlardan birincisi zimm&icirc; (İslam devletinde yaşayan kitap ehli) idi; (işlediği su&ccedil; ile) zimm&icirc;lik vasfını kaybettiği i&ccedil;in haddi kılı&ccedil;tan başka bir şey değildi. İkincisi evli bir kişi olduğu i&ccedil;in haddi recm idi. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; bekar olduğu i&ccedil;in haddi y&uuml;z kırba&ccedil; idi. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml; k&ouml;le olduğu i&ccedil;in cezası kırba&ccedil; haddinin yarısı idi. Beşincisi ise akılsız bir deli idi (ve dolayısıyla her hangi bir cezayı hak etmemişti).&quot;</p>
<p> BİR ERKEK VE BİR KIZ &Ccedil;OCUK &Uuml;ZERİNDE İHTİLAF EDEN İKİ CARİYE</p>
<p> C&acirc;bir Cu&#8217;f&icirc;, Temim b. Huz&acirc;m el-Esed&icirc;&#8217;den nakledilmiştir: &quot;Halife &Ouml;mer&#8217;in yanına bir erkek ve bir de kız &ccedil;ocuk &uuml;zerinde ihtilaf eden iki cariye getirildi. &Ouml;mer ş&ouml;yle dedi: &#8216;Sıkıntıları gideren Eb&ucirc;lhasan (Ali) nerededir?&#8217; Hz. Ali&#8217;yi yanına &ccedil;ağırdılar ve o olayı kendisine anlattı. Hz Ali, iki şişe istedi ve onların ağırlığını tarttı. Daha sonra cariyelerden her birisinin şişelerden birisine s&uuml;tlerini sağmasını emretti. Ardından s&uuml;tleri tarttı ve biri diğerinden ağır geldi. Bunun &uuml;zerine ş&ouml;yle buyurdu:<br /> &#8216;Erkek evlat, s&uuml;t&uuml; ağır gelen cariyenindir, kız evlat ise s&uuml;t&uuml; hafif olanın.&#8217; Bunu g&ouml;ren Halife &Ouml;mer &#8216;Bu h&uuml;km&uuml; neye dayanarak s&ouml;yledin Ey Ebelhasan?&#8217; diye sorunca, Hz. Ali ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah, erkek bebeğin payını kız bebeğin payından daha fazla belirlemiştir!&quot;</p>
<p> İKİ KADININ BİR &Ccedil;OCUK &Uuml;ZERİNDEKİ İHTİLAFI</p>
<p> Halife &Ouml;mer zamanında iki kadın bir &ccedil;ocuk &uuml;zerinde ihtilaf etti; her birisi &ccedil;ocuğun kendisine ait olduğunu iddia ediyordu ve hi&ccedil;birisinin şahidi yoktu. Meselenin h&uuml;km&uuml;n&uuml; bilmeyen Halife &Ouml;mer, h&uuml;k&uuml;m vermesi i&ccedil;in Hz. Ali&#8217;ye danıştı. Hz. Ali, iki kadını yanına &ccedil;ağırdı. Onlara vaaz edip korkuttu. Kavga ve ihtilafta devam edince, &#8216;Bana bir testere getirin!&#8217; buyurdu. Bunu g&ouml;ren kadınlar &#8216;Testereyi ne yapacaksın?&#8217; diye sordular. Hz. Ali ş&ouml;yle dedi: &#8216;&Ccedil;ocuğu ikiye ayırıp her bir par&ccedil;asını sizden birisine vereceğim.&#8217; Bunu duyan kadınlardan birisi susup bir şey s&ouml;ylemedi. Ama diğeri ş&ouml;yle dedi: &#8216;Ey Ebelhasan, seni Allah&#8217;a yemin veriyorum ki eğer illa da bunu yapacak isen, ben hakkımdan vazge&ccedil;ip &ccedil;ocuğu ona bırakıyorum.&#8217; Hz. Ali bunun &ouml;zerine ş&ouml;yle dedi&sbquo; &rsquo;&rsquo;Bu senin &ccedil;ocuğundur, onun değil; Eğer onun olsaydı &ccedil;ocuğa acır ve ona şefkatli davranırdı.&rsquo;&#8217; Bu durum &uuml;zerine diğer kadın da &ccedil;ocuğun sahibi olmadığını itiraf etti. &Ouml;mer buna &ccedil;ok sevindi ve h&uuml;k&uuml;m vermedeki sıkıntısını giderdiği i&ccedil;in Hz. Ali&rsquo;ye dua etti.&quot;</p>
<p> BİR EMANET OLAYINDA VERDİĞİ H&Uuml;K&Uuml;M</p>
<p> Haneş bin Mu&#8217;temer&#8217;den riv&acirc;yet edilmiştir: &quot;İki kişi Kureyş&#8217;ten bir kadının yanına gelerek 100 dinar parayı ona emanet ettiler ve: &#8216;Bu emaneti bizden herhangi birimiz tek başına gelip isterse, ona vermeyeceksin; ancak ikimiz bir arada gelirsek, emaneti teslim edeceksin.&#8217;&rsquo; Dediler. Aradan bir yıl ge&ccedil;tikten sonra iki kişiden birisi kadının yanına gelerek ş&ouml;yle dedi: &rsquo;&#8217;Arkadaşım vefat etti; dolayısıyla parayı bana teslim et.&rsquo;&#8217; Kadın &ouml;nce teredd&uuml;t edip parayı vermek istemedi, ancak adam kadının akrabalarını devreye soktu ve kadının &uuml;zerinde baskı kurarak altınları vermeye mecbur bıraktı. Sonra aradan bir yıl daha ge&ccedil;ti. Bu sefer diğer adam kadına gelerek parayı ondan istedi. Kadın ona ş&ouml;yle dedi: &#8216;Arkadaşın senin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; zannettiği i&ccedil;in bana gelip dinarları istedi; ben de ona verdim.&#8217; Adam bunu kabul etmeyince aralarındaki ihtilaftan dolayı Halife &Ouml;mer&#8217;in yanında dava a&ccedil;tılar ve adam Halife&#8217;nin kadının aleyhine h&uuml;k&uuml;m vermesini istedi. &Ouml;mer adamı haklı bularak kadına &#8216;Sen sorumlusun (adamın parasını kendisine vermelisin)&#8217; dedi. Kadın itiraz ederek ş&ouml;yle dedi: &#8216;Bizim hakkımızda h&uuml;k&uuml;m verme ve bizi Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib&#8217;in yanına g&ouml;nder.&#8217; &Ouml;mer de bunu kabul etti. Dava Hz. Ali&rsquo;ye intikal etti. Hz. Ali parayı kadına emanet eden o iki kişinin anlaşarak kadına hile yaptıklarını anlayınca, ona ş&ouml;yle dedi: &#8216;Siz ikiniz kadına &#8217;emaneti bizden yalnız gelene verme&#8217; dememiş miydiniz?&#8217; Adam &#8216;Evet&#8217; dedi. Bunun &uuml;zerine ş&ouml;yle buyurdu: &#8216;Paran bizim yanımızdadır; git arkadaşınla birlikte gel, paranızı size iade edelim.&rsquo;&#8217; Hz. Ali&#8217;nin bu h&uuml;km&uuml; &Ouml;mer&#8217;e ulaşınca &ccedil;ok memnun kaldı ve &#8216;Allah beni Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib&#8217;den sonra yaşatmasın.&quot; Dedi.</p>
<p> EBU S&Uuml;FYAN OĞLU MUAVİ&rsquo;YE YE ANLATILANLAR</p>
<p> &ldquo;Ehl-i Beyt&rdquo; ve Hz. Ali d&uuml;şmanı olan Mu&acirc;viye bir g&uuml;n; Hz. Ali&rsquo;yi sevenlerden Dır&acirc;r&rsquo;a ısrarla; &ldquo;Ali&rsquo;yi bana anlat&rdquo; der. Dır&acirc;r s&ouml;ze başlar :</p>
<p> &ldquo;Onun y&uuml;celiğine bir son, ululuğuna bir sınır yoktu. G&uuml;c&uuml; kuvveti &ccedil;etindi; s&ouml;z&uuml; kesindi. Ad&acirc;letle h&uuml;kmederdi. Her yanından bilgi fışkırırdı. S&ouml;z&uuml;nden hikmet dile gelir, coşardı.D&uuml;nyadan, d&uuml;nya lezzetlerinden &ccedil;ekinirdi. Gece garibliğiyle esenleşirdi. &Ccedil;ok ağlardı, uzun d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;. En değersiz elbise giyer, en değersiz şeyleri yerdi. İ&ccedil;imizden birisi gibiydi; o kadar yakındık ona; yine de heybetinden s&ouml;z s&ouml;yleyemezdik. Din ehlini ağırlar, yoksullarla d&uuml;şer kalkardı. Kuvvetli, o varken k&ouml;t&uuml;l&uuml;k edemez, zayıf ad&acirc;letinden me&rsquo;yus olmazdı. Bazı vakitler g&ouml;rd&uuml;m, yasa batanlar gibi ağlar; &laquo;Ey d&uuml;nya&raquo; derdi; &laquo;Benden başkasını aldat; &ouml;mr&uuml;n kısadır senin, değerin az. &Acirc;h &acirc;h, azığın azlığından, yolun uzunluğundan, yatılacak yerin katılığından , varılacak yerin ululuğundan&raquo;&rdquo; </p>
<p> Hz. Ali, hal&icirc;feliği d&ouml;neminde; Abdullah bin Abbas&rsquo;a yazdığı Mektuptan</p>
<p> &ldquo;Ey Basra fermandarı, seni k&ouml;kten ve necattan doğru bir insan biliyordum. Bununla beraber işittim, memleket dahilinde ben cengi cidal ile meşgul iken, sen de fırsatı g&acirc;nimet bilerek M&uuml;sl&uuml;manların mallarını yağmaya kalkmışsın. &laquo;Beyt&rsquo;&uuml;l-m&acirc;l&raquo;dan, altın ve g&uuml;m&uuml;ş sikkeler ele ge&ccedil;irmişsin. İhtiyarlık i&ccedil;in Hicaz&rsquo;a g&ouml;ndermişsin. Yazıklar olsun sana ey Abbas&rsquo;ın oğlu. Kocasız kadınların ve yetimlerin, fakirlerin hakkı olan bu parayı kendine nasıl sarf edeceksin? Mahşer g&uuml;n&uuml;n&uuml;n hesabından, Allah&rsquo;ın az&acirc;bından korkmadın mı?&rdquo;</p>
<p> Cemel savaşında :</p>
<p> Savaş sonrası d&uuml;şmanlarından &ouml;lenlerin de cenaze namazını kıldı. Sonra askerlerine d&ouml;nerek:<br /> &rsquo;&rsquo;D&uuml;şmanı kovalamayınız, onların yaralananlarının yarasını sarınız, esirlerini tedavi ediniz&rsquo;&rsquo; buyurmuşlardır.</p>
<p> Kendi katili i&ccedil;in ş&ouml;yle buyurdular:</p>
<p> Onu idare ediniz. A&ccedil; ve susuz bırakmayınız, eğer ben sağ kalırsam, ondan sarfınazar ederim. &Ouml;l&uuml;rsem, bir kılı&ccedil;tan fazla ona vurmayınız.</p>
<p> Talha ve Z&uuml;beyr Hakkında</p>
<p> Talha ve Z&uuml;beyr, Hz.İm&acirc;m-ı Ali&rsquo;nin hil&acirc;feti zamanında servet sahibi idiler. Hz. Ali onlara sordu : &rsquo;&rsquo;Sair halktan kendinizi &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmenizin delili nedir? Cevap verdiler. &rsquo;&rsquo;&Ouml;mer İbn-i Hattab, hil&acirc;feti zamanında bize diğer halktan daha fazla para verirdi. Hz. Ali sordu. &rsquo;&rsquo;Peki Peygamber zamanında size verilen para ne kadardı?. Cevap verdiler. &rsquo;&rsquo;Sair halk gibi idi&rsquo;&rsquo;. İmam ş&ouml;yle dedi. &rsquo;&rsquo;Bug&uuml;n de alacağınız sair halk gibi olacak.&rsquo;&rsquo; Onlar buna itiraz ettiler. &rsquo;&rsquo;Fakat biz hizmetler ettik.&rsquo;&rsquo; Dediler . Hz. Ali onlara d&ouml;nerek &rsquo;&rsquo;Benim hizmetlerim, sizin tasdikiniz ile herkesten daha fazladır, ayrıca bug&uuml;n hal&icirc;feyim, fakat kendim ile en fakir adam arasında bir imtiyazım olacağına r&acirc;zı değilim.&rsquo;&rsquo; Buyurdular.</p>
<p> MAHKEME HAKKINDA :</p>
<p> Hz. Ali adaleti ile meşhur idi. B&uuml;t&uuml;n hayatı boyunca kimseye zul&uuml;m yapmamıştır. Bir g&uuml;n işi mahkemeye d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde Hakime : Adaletle h&uuml;k&uuml;m ver. Benimle davacım arasında hi&ccedil; bir fark koyma&rsquo;&rsquo; demiştir</p>
<p> İbni Kevva adlı bir Hariciye s&ouml;ylenenler:</p>
<p> Hz. Ali&rsquo;yi &ccedil;ok seven insanlardan biri, bir g&uuml;n bir anlık bir gaflete kapılıp bir hata işler. İslam&#8217;ın emri gereğince elinin kesilmesi gerekmektedir. Hz. Ali, dostu hakkında da ayrım g&ouml;zetmez ve elini kestiriverir. Adam, kesilen parmaklarını diğer eline alıp ceza mahallinden uzaklaşırken, Hz. Ali&#8217;nin Haricilerden olan d&uuml;şmanlarından İbn-i Kevv&acirc; adlı adam fırsatı değerlendirmek i&ccedil;in &quot;Ne oldu sana, nedir bu halin? Kim yaptı bunu sana, kim kesti parmaklarını?&quot; diye sorar. Eli kesilen adam ş&ouml;yle cevap verir. &rsquo;&rsquo;Cezamı veren, peygamberlerin sonuncusu ve en azizinin vasi ve vekilidir, vasi ve Halifelerinin efendisi, başlar tacıdır. Kıyamet g&uuml;n&uuml; y&uuml;z&uuml; ak &ccedil;ıkacak olanların imamı, m&uuml;minler &uuml;zerinde hak sahibi olmaya en layık kimsedir o. Adı Ebu Talib oğlu Ali&#8217;dir, m&uuml;minlerin emiri, inananların hidayet imamıdır. Nimet cennetlerinin &ouml;nc&uuml;s&uuml;, korkusuz yiğit savaş&ccedil;ıların emsalsizidir; cehalette direnenlerden intikam alan, namaz kılarken zekat verendir o&#8230; Olgunluk ve kemale g&ouml;t&uuml;ren kılavuz, kemal yolunun rehberi ve imamıdır o&#8230; Kimdir o, bilir misin? Doğruları s&ouml;yleyen, s&ouml;zleri sevap olan, Mekkeli cesur adam, vefa ve samimiyet timsali eşsiz insandır o&rsquo;&rsquo; İbn-i Kevv&acirc; kulaklarına inanamayarak &quot;Deli misin sen be adam, o senim elini kesiyor, sense hal&acirc; onu &ouml;v&uuml;yorsun &ouml;yle mi!?&quot; deyince, &quot;Onu sevmemek m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?&quot; der. &quot;Hele şimdi sevgisi artık etimle, kanımla da yoğrulduktan sonra&#8230; Vallahi, sadece Allah&#8217;ın emrine uyarak kesti elimi, hak mı haktır bu verdiği ceza!&quot;</p>
<p> Kuran&rsquo;a G&ouml;re Hz. Ali&rsquo;nin Adaletinin Hz. Muhammed tarafından yorumlanması :</p>
<p> &ldquo;İman edip de salih ameller işleyenler yaratılmışların en hayırlısıdır.&rdquo; (Beyyine ; 7) ayeti indiğinde Resulullah, Hz. Ali&rsquo;ye hitaben buyurdular: Onlar sen ve senin dostlarındır ey Ali. Kıyamet g&uuml;n&uuml;nde razı olmuş ve rıza g&ouml;rm&uuml;ş olarak geleceksiniz, senin d&uuml;şmanların ise gazap ve su&ccedil; y&uuml;kl&uuml; olarak gelecekler.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-alynyn-adalety/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Hz. ALİ&#8217;DEN ALINTILAR</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-alyden-alintilar/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-alyden-alintilar/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-alyden-alintilar/</guid>
				<description><![CDATA[Kazım Balaban 1. Allah&#8217;a yemin olsun ki, inen b&#252;t&#252;n ayetlerin ne hakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu biliyorum. Allah bana d&#252;ş&#252;nen, sorgulayan bir kalp ve a&#231;ık bir dil vermiştir. 2. Allah&#8217;a ant olsun ki, Hayber kapısını cismani kuvvetle değil, Rabbani kuvvetle s&#246;kt&#252;m. (Hz. Ali&#8217;ye Hayber kalesini nasıl kopardın, diye sorduklarında verdiği cevaptan). 3. Allah&#8217;ın ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Kazım Balaban</strong> </p>
<p> 1. Allah&rsquo;a yemin olsun ki, inen b&uuml;t&uuml;n ayetlerin ne hakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu biliyorum. Allah bana d&uuml;ş&uuml;nen, sorgulayan bir kalp ve a&ccedil;ık bir dil vermiştir.</p>
<p> 2. Allah&rsquo;a ant olsun ki, Hayber kapısını cismani kuvvetle değil, Rabbani kuvvetle s&ouml;kt&uuml;m. (Hz. Ali&rsquo;ye Hayber kalesini nasıl kopardın, diye sorduklarında verdiği cevaptan).</p>
<p> 3. Allah&rsquo;ın Resul&uuml; bana her birisinden bin kapı a&ccedil;ılan tam bin ilim kapısı &ouml;ğretti.</p>
<p> 4. Allah El&ccedil;isi Muhammed, bir Pazartesi g&uuml;n&uuml; peygamber olduğunu a&ccedil;ıkladı. Aynı g&uuml;n&uuml;n ertesi Salı g&uuml;n&uuml; ben İslam Dini&#8217;ne girdim, onun Peygamberliğine inandım.</p>
<p> 5. Allahu Teala hi&ccedil;bir peygamber g&ouml;ndermemiş ki ben onun borcunu ve vaad ettiğini yerine getirmiş olmayayım&#8230;&rdquo;</p>
<p> 6. Allah&rsquo;ın el&ccedil;isi bana hitaben buyurdu ki: Allah&rsquo;tan sonra Kuran mevcut olan her şeyden daha faziletli değil mi?. Beni Hakk ile Peygamber g&ouml;nderene yemin olsun ki, toplanması gerektiği gibi, Kuran&rsquo;ı sen bir araya getirmesen, hi&ccedil; kimse getiremiyecektir.</p>
<p> 7. Allah&#8217;ın kitabından bana sorun; hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben her &acirc;yetin gece mi yoksa g&uuml;nd&uuml;z m&uuml;, sahrada mı yoksa dağda mı indiğini biliyorum.</p>
<p> 8. Bana istediğinizi sorunuz, Allah&rsquo;a and olsun ki kıyamete kadar olacak her neyi sorarsanız cevaplarım. Bana Allah&rsquo;ın kitabını sorunuz, Allah&rsquo;a and olsun ki b&uuml;t&uuml;n ayetlerin tek-tek, gece mi veya g&uuml;nd&uuml;z m&uuml;, &ccedil;&ouml;lde mi ya da dağda mı nazil olduğunu bilirim.</p>
<p> 9. Bana soru sormak isteyen bir Yahudi&#8217;ye hitaben ş&ouml;yle buyurdum: İstediğiniz şeyden sorabilirsiniz. Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz Peygamber, bana ilimden bin kapı &ouml;ğretmiştir ve her kapıdan benim i&ccedil;in bin kapı ayrılmıştır. O halde sorun onlardan.</p>
<p> 10. Bana d&uuml;şmanlık etmesi i&ccedil;in şu kılı&ccedil;la m&uuml;minin burnunu kesecek olsam, yine de d&uuml;şman olmaz bana; beni sevmesi i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyayı kendisine bağışlasam da m&uuml;nafık kimse dost olmaz bana.</p>
<p> 11. Ben, Peygambere bir şey sorunca beni bilgilendiriyordu. Ben sessiz kalınca da O konuşmaya başlıyordu.</p>
<p> 12. Ben sizin im&acirc;mınız ve hal&icirc;feniz olduğuma g&ouml;re, fukaranın perişanlığına ortak olmuş olmalıyım. &Ouml;yle yemek yiyeyim, &ouml;yle elbise giyeyim ki en fakir kimse beni g&ouml;r&uuml;nce kendi fukaralığına sabretsin. Ben biliyorum, benim gibi kimse yapamaz. Fakat im&acirc;mlıkta memurum, siz de benim gittiğim yoldan gidiniz.</p>
<p> 13. Ben m&uuml;&rsquo;minlerin em&icirc;riyim; onların en yoksulunun ge&ccedil;indiği gibi ge&ccedil;inmek zorundayım.</p>
<p> 14. Beni yarınlarda g&ouml;recek, yarınlarıma da şahit olacaksınız; bilmediğiniz &ouml;zelliklerim o zaman aşikar olacak size. Ben aranızdan ayrılınca yerimi başkası aldığında tanıyacaksınız beni asıl.</p>
<p> 15. Bil ki t&uuml;m Semavi kitapların esrarı Kur&#8217;an&#8217;da toplanmıştır, Kur&#8217;an&#8217;ın t&uuml;m esrarı Fatiha&#8217;dadır,</p>
<p> 16. Bir kimsenin, benden bir şey isteyeceğini hissettiğim anda, o izh&acirc;r etmeden ben elimi ona uzatırdım.</p>
<p> 17. Bizim emrimiz g&uuml;&ccedil;t&uuml;r, g&uuml;&ccedil;leştirilmiştir, &ccedil;etindir &ccedil;etinleştirilmiştir, gizlidir, perde altına alınmıştır, ona Allah&rsquo;a yakın bir melek, veyahut g&ouml;nderilmiş bir peygamber veyahut Allahın kalbini imanla sınadığı bir m&uuml;minden başkası tahamm&uuml;l edemez.</p>
<p> 18. Canıma andolsun ki ben hakka muhalefet eden ve yolunu sapmış kimselere karşı tavizkar ve gevşek davranmayacağım</p>
<p> 19. &Ccedil;ocuğun kalbi bitkisi olmayan bir araziye benzer, ona ne verilirse kabul eder. Bundan dolayı ben, kalbin katılaşmadan ve başka şeylerle meşgul olmadan seni terbiye etmeye başladım. (Hz. Ali bu s&ouml;z&uuml; oğlu Hz. Hasan i&ccedil;in s&ouml;ylemiştir)</p>
<p> 20. Hz. Peygamber&#8217;den duyduğum hi&ccedil;bir şeyi unutmadım.</p>
<p> 21. Ey insanlar, sorun bana beni kaybetmeden; hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben g&ouml;ğ&uuml;n yolları hakkında, yerin yollarından daha &ccedil;ok bilgi sahibiyim.</p>
<p> 22. En&acirc; k&uuml;nte meal enbiy&acirc;i b&acirc;tinen ve ma&rsquo; Resulull&acirc;h z&acirc;hiran&rdquo; T&uuml;rk&ccedil;e Meali: &ldquo;Ben peygamberlerle gizli, Resulullah ile a&ccedil;ık olarak beraberdim.</p>
<p> 23. İstesem sırf Fatiha suresinin tefsiriyle yetmiş beygiri y&uuml;klerim.</p>
<p> 24. O&rsquo;na (Hz. Muhammed&rsquo;e) vahiy geldigi zaman, şeytanın feryadını duydum da &ldquo;Ya Resulullah! Bu feryat nedir?&rdquo;dedim. &ldquo;Bu kendisine kulluk edilmesinden &uuml;midi kesen şeytandır. Benim duyduğumu duyuyor; g&ouml;rd&uuml;g&uuml;m&uuml; g&ouml;r&uuml;yorsun. Ancak sen nebi değilsin; vezirsin ve hayır &uuml;zeresin&rdquo; dedi.</p>
<p> 25. Resulullah ş&ouml;yle buyurdular: Ben ilmin şehriyim ve Ali onun kapısıdır ve evlere ancak kapılarından girilir. &rsquo;</p>
<p> 26. Resulullah ş&ouml;yle buyurdular. Ben hikmet eviyim ve Ali onun kapısıdır. O halde kim hikmet isterse, onun kapısından gelsin.</p>
<p> 27. Resulullah, dilini benim ağzıma koydu; bununla kalbimde bin ilim kapısı a&ccedil;ıldı ki her birisinden de bin kapı a&ccedil;ılmaktadır.</p>
<p> 28. Resulullah, Hayber fethedildiğinde bana buyurdu ki: Sen, benim ilmimin kapısısın; senin evlatların, benim evlatlarımdır; senin etin, benim etimdir ve senin kanın, benim kanımdır.</p>
<p> 29. Resulullah, beni Yemen&#8217;e g&ouml;nderdi. Ben &#8216;Ya Resulallah dedim, beni onların arasında h&uuml;k&uuml;m vermek i&ccedil;in g&ouml;nderiyorsunuz, oysa ben bir gencim ve nasıl yargılayıp h&uuml;k&uuml;m vereceğimi bilmiyorum. Bunun &uuml;zerine Allah Resul&uuml; eliyle benim g&ouml;ğs&uuml;me vurdu; sonra ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Allah&#8217;ım, onun kalbini hid&acirc;yet et ve dilini sabit kıl. Hz. Ali ş&ouml;yle devam etmiştir: &quot;Ondan sonra iki kişi arasında verdiğim hi&ccedil;bir h&uuml;k&uuml;mde teredd&uuml;de d&uuml;şmedim.&quot;</p>
<p> 30. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Ey Ali, bir kul Allah&rsquo;a karşı Nuh&rsquo;un kavmi i&ccedil;inde kaldığı gibi ibadet etse, Uhut dağı kadar altını olup onu Allah&rsquo;ın yolunda harcasa, &ouml;mr&uuml; uzun olup bin kere yayan hac etmeğe &ouml;mr&uuml; yetse ve sonra Safa ve Merve arasında mazlum olarak &ouml;ld&uuml;r&uuml;lse ve b&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen senin velayetin altında değilse o kişi hi&ccedil;bir zaman ne cennete girecek, ne de cennetin kokusunu koklayacaktır.</p>
<p> 31. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Ey Ali, sen zimmetimi beraat edensin. Sen &uuml;mmetim &uuml;zerine benim halifemsin.&rdquo; </p>
<p> 32. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Allahu Teala her peygambere bir Vasi kıldı: Şit&#8217;i Adem&#8217;in vasisi kıldı, Yuşa&#8217;yı Musa&#8217;nın vasisi kıldı, Şem&#8217;un&#8217;u İsa&#8217;nın vasisi kıldı, benim vasim de Ali&#8217;dir. Benim vasim, vasilerin en hayırlısıdır, ben dua edenim, Ali de aydınlatandır.</p>
<p> 33. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Ey Ali, sen benim vasimsin. Senin savaşın benim savaşımdır, senin barışın da benim barışımdır. Sen imamsın ve aynı zamanda onbir imamın babasısın, onlar masum ve temiz olanlardır. D&uuml;nyayı adalet ve hak ile dolduracak olan Mehdi de onlardadır. Onları buğz edenlerin vay haline olsun. Ey Ali, bir kişi seni ve evladını Allah ile severse, Allah o kişiyi sizlerle beraber haşr edecektir. Sizler de benimle y&uuml;ksek derecede olacaksınız. Ey Ali sen Cennet ve Cehennem&rsquo;i b&ouml;lensin. Seni sevenleri Cennet&rsquo;e ve seni buğz edenleri de Cehennem&rsquo;e ge&ccedil;ireceksin.&rdquo;</p>
<p> 34. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Allah biz Ehli Beyt&rsquo;ten zahir ve batin her t&uuml;r &ccedil;irkinlikten (g&uuml;nahtan) temizledi ve arındırdı&rsquo;&rsquo;.</p>
<p> 35. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Her kim Urvet&rsquo;ul Vuska (sağlam bir kulp)ya tutunmak istiyorsa Ali ve Ehli Beyt&rsquo;inin sevgisine tutunsun&rsquo;&rsquo;.</p>
<p> 36. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Ey Ali, sen insanların en hayırlısısın, bunda kim ş&uuml;pheye d&uuml;şerse kafir olur.</p>
<p> 37. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Ali&#8217;yi buğz etmek k&uuml;f&uuml;rd&uuml;r, Ben-i Haşim&rsquo;i buğz etmek nifaktır.&rdquo;</p>
<p> 38. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Her kim kurtuluş gemisine binmeyi, sağlam olan kulpa ve Allah&rsquo;ın sağlam olan ipine tutunmayı severse Ali&rsquo; yi veli edinsin, onun d&uuml;şmanıyla d&uuml;şman olsun ve onun evlatlarından olan Hidayet imamlarına uysun. Onlar benim halifelerim, vasilerim, benden sonra Allah&rsquo;ın yaratıklarına olan h&uuml;ccetleridir. Onlar &uuml;mmetimin &uuml;statları, takvalıları ve Cennet&rsquo;e g&ouml;t&uuml;renlerdir. Onların tarafı benim tarafımdır, benim tarafım da Allah&rsquo;ın tarafıdır. Onların d&uuml;şmanlarının tarafı da Şeytan&rsquo;ın tarafıdır.&rdquo;</p>
<p> 39. Resulullah ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;H&uuml;seyin&rsquo;in evlatlarından biri &uuml;mmetimde kıyam etmedik&ccedil;e d&uuml;nya yok olmaz. O, yery&uuml;z&uuml; zul&uuml;mle dolduğu gibi, onu adaletle dolduracaktır.&rdquo;</p>
<p> 40. Size 5 şey vasiyyet ediyorum ki, develere binip seferlere d&uuml;şseniz de onları elde etseniz değer mi değer; 1- Hi&ccedil; biriniz Rabbinizden başkasından bir şey ummasın; 2- Hi&ccedil; biriniz g&uuml;nahından başka bir şeyden korkmasın; 3- Hi&ccedil; biriniz kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın; 3- Hi&ccedil; bir kimse bilmediği bir şeyi &ouml;ğrenmekten &ccedil;ekinmesin; 4- Sabrediniz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sabır &icirc;mana nispetle cesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedenden hayır, sabır olmadık&ccedil;a da &icirc;mandan hayır gelmez.</p>
<p> 41. Sorun bana beni kaybetmeden! &Ouml;l&uuml;mlerin, belaların ve neseplerin ilmini bilen kimseye sormak istemez misiniz?.</p>
<p> 42. Sorun bana, beni kaybetmeden. Taneyi yaran ve insanı yaratan (Allah&#8217;a) andolsun ki ben Tevrat&#8217;ı, Tevrat ehlinden, İncil&#8217;i, İncil ehlinden ve Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ı, Kur&#8217;&acirc;n ehlinden daha iyi bilirim.</p>
<p> 43. Sorun bana, beni kaybetmeden. Hi&ccedil; ş&uuml;phesiz ben Arş&#8217;ın altında sorulduğum her şeyden haber verebilirim.</p>
<p> 44. Şu g&ouml;ğs&uuml;mde saklı duran bir&ccedil;ok ilim var. Ah! Onları taşıtacak erler bulabilsem.</p>
<p> 45. Y&acirc; Rabb&icirc;! Ben sana cennet i&ccedil;in değil, cehennem korkusu i&ccedil;in de ib&acirc;det etmiyorum. (Belki) Seni tapınmağa l&acirc;yık olarak tanıdığım i&ccedil;in ib&acirc;detimi yapıyorum.</p>
<p> 46. Ya Rabbim, G&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;ndeki t&uuml;m sır perdesini kaldırsan dahi imanımda zerrece bir artış olmaz,&ccedil;&uuml;nk&uuml; ben sana en y&uuml;ksek derecede iman etmişim.</p>
<p> 47. Vahyin ve risaletin nurunu g&ouml;r&uuml;r, n&uuml;b&uuml;vvetinin kokusunu duyardım.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-alyden-alintilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Hz. MUHAMMED&#8217;in, Hz. ALİ HAKKINDA SÖYLEDİĞİ SÖZLERDEN BAZILARI</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-muhammedin-hz-aly-hakkinda-soyledydy-bazi-hadysler/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-muhammedin-hz-aly-hakkinda-soyledydy-bazi-hadysler/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 20:40:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-muhammedin-hz-aly-hakkinda-soyledydy-bazi-hadysler/</guid>
				<description><![CDATA[Kazım Balaban 1. Ali, benim ilmimin haznedarıdır. 2. Ali bendendir, ben de Ali&#8217;denim, kendi yerime ancak ben veya Ali eda edebilir. 3. Ali benden, ben de Ali&#8217;denim, kendisi de t&#252;m m&#252;minlerin Veli&#8217;sidir. 4.Ali, benim ilmimin kapısıdır. 5. Ali benim bilgimin kapısıdır. Tebliğe memur olarak g&#246;nderdiğim şeyleri benden sonra &#252;mmetime bildiren, a&#231;ıklayan kişidir. O&#8217;nu dinleyin. O&#8217;na ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Kazım Balaban</strong>  </p>
<p> 1. Ali, benim ilmimin haznedarıdır.</p>
<p> 2. Ali bendendir, ben de Ali&#8217;denim, kendi yerime ancak ben veya Ali eda edebilir.</p>
<p> 3. Ali benden, ben de Ali&#8217;denim, kendisi de t&uuml;m m&uuml;minlerin Veli&#8217;sidir.</p>
<p> 4.Ali, benim ilmimin kapısıdır.</p>
<p> 5. Ali benim bilgimin kapısıdır. Tebliğe memur olarak g&ouml;nderdiğim şeyleri benden sonra &uuml;mmetime bildiren, a&ccedil;ıklayan kişidir. O&rsquo;nu dinleyin. O&rsquo;na baş kaldırmak nifaktır.</p>
<p> 6. Ali, benden sonra hak uğruna insanlara kılı&ccedil; sallayacaktır.</p>
<p> 7. Ali, dinin direğidir.</p>
<p> 8. Ali hakladır, hak da Ali&#8217;yledir, ikisi Kıyamet G&uuml;n&uuml;&rsquo;nde havuz başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar.</p>
<p> 9. Ali, ihtilaflar hakkında h&uuml;k&uuml;m vermede insanların en bilgilisidir.</p>
<p> 10. Ali, insanların ilim a&ccedil;ısından en bilgili olanıdır</p>
<p> 11. Ali her hususta KuraniIle Beraberdir. O Kuran dışı bir s&ouml;z s&ouml;ylemez. Ve bir iş işlemez. Kuran da Ali&rsquo;den asla ayrılmaz.</p>
<p> 12. Ali, Kur&#8217;an&#8217;ladır, Kur&#8217;an da Ali iledir.</p>
<p> 13. Ali, m&uuml;minlerin dilediği ve uyduğu kişidir. Mal ise m&uuml;nafıkların dilediği şey.</p>
<p> 14. Ali, Peygamber ashabının en &ccedil;ok ilim sahibi olanıdır.</p>
<p> 15. Ali, &uuml;mmet i&ccedil;erisinde Allah&#8217;ın indirdikleri hakkında en &ccedil;ok bilgi sahibi olan kimsedir</p>
<p> 16. Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib, sizin aranızda Allah&#8217;In h&uuml;km&uuml;yle h&uuml;kmetmiştir.</p>
<p> 17. Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib, benden sonra &uuml;mmetimin en bilgilisi ve ihtilaf ettikleri konularda en iyi h&uuml;k&uuml;m verenidir.</p>
<p> 18. Ali bin Ebi Talib din kapısıdır. Her kim o kapıdan i&ccedil;eri ge&ccedil;erse m&uuml;min ve her kim o kapıdan dışarı &ccedil;ıkarsa kafir olur.</p>
<p> 19. Ali&#8217;nin kapısından başka mescide a&ccedil;ılan t&uuml;m kapıları kapatmaya emrolundum, aranızda konuşanlar oldu, Allah&rsquo;a yemin olsun ki ben kendimden ne a&ccedil;tım, ne de kapattım, ben ancak emrolunduğum şeyi yerine getirdim.</p>
<p> 20. Ali&#8217;ye s&ouml;vmeyiniz, zira Ali, Allah&rsquo;ın zatına s&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</p>
<p> 21. Ali&rsquo;yi anmak ibadettir</p>
<p> 22. Ali&#8217;den şik&acirc;yet etmeyin; zira o, Allah&#8217;ın z&acirc;tı hakkında katıdır ve m&uuml;d&acirc;ra ehli değildir.</p>
<p> 23. &rsquo;&rsquo; Ali&rsquo;nin eti benim etimdir. Ali&rsquo;nin canı benim canımdır. Ali&rsquo;nin kanı benim kanımdır. Her kim ki Ali&rsquo;yi severse, beni sever, Beni seven de Allahı sever. Her kim ki Ali&rsquo;ye d&uuml;şman olur, bana da d&uuml;şman olur, Bana d&uuml;şman olan da Allaha da d&uuml;şman olur. Ali&rsquo;nin dostluğunu kazanan benim dostluğumu, benim dostluğumu kazanan da Allahın dostluğunu kazanır&rsquo;&rsquo; -Veda Hutbesinden-.</p>
<p> 24. Ali&#8217;den &uuml;st&uuml;n yiğit (feta), Z&uuml;lfikar&rsquo;dan &uuml;st&uuml;n kılı&ccedil; yoktur.</p>
<p> 25. Al-i Muhammed&#8217;i tanımak Cehennem&rsquo;den kurtuluştur; Al-i Muhammed&#8217;i sevmek Sırat K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&rsquo;nden ge&ccedil;iştir; Al-i Muhammed&#8217;in velayetini kabul etmek azaptan emanda olmaktır.</p>
<p> 26. Ali&rsquo;nin dostu, benim dostum; Ali&rsquo;nin d&uuml;şmanı, benim d&uuml;şmanımdır.</p>
<p> 27. Ali&#8217;nin on sekiz &ouml;zelliği var ki, bunların hi&ccedil; biri bu &uuml;mmetten hi&ccedil; kimsede yoktur.</p>
<p> 28. Ali ve yandaşları Kıyamet g&uuml;n&uuml;nde kurtulmuş olanlardır.</p>
<p> 29. Ali&rsquo;ye d&uuml;şmanlık edene Allah d&uuml;şmanlık etsin.</p>
<p> 30. Ali&#8217;yi ancak m&uuml;min sever ve kendisini ancak m&uuml;nafık buğz eder.</p>
<p> 31. Ali&#8217;yi sevmek iman, ona d&uuml;şmanlık duymak nifaktır.</p>
<p> 32. Ali&#8217;yi sevmek ateşten (Cehennemden) kurtuluştur, Ali&#8217;yi sevmek ateşin odunu yediği gibi g&uuml;nahları yer, Ali&#8217;yi sevmek nifaktan kurtuluştur.</p>
<p> 33. Allah bana emretti ki, seni yaklaştırayım, sana ilim vereyim ki onunla dolasın.</p>
<p> 34. Allah, meleklerine karşı her g&uuml;n Ali&rsquo;yle &ouml;v&uuml;n&uuml;r.</p>
<p> 35. Allahım, Ali&rsquo;yi koruyanı sen koru, ona ikramda bulunana sen de ikramda bulun, onu hor g&ouml;reni sen de hor g&ouml;r.</p>
<p> 36. Allahım. Dini k&acirc;mil ettiği, nimeti tamamladığı, benim peygamberliğime ve Ali&rsquo;nin vel&acirc;yet ve imametine razı olduğun i&ccedil;in sana ş&uuml;k&uuml;rler olsun.</p>
<p> 37. Allah&rsquo;ım, ben de kardeşim Musa&#8217;nın s&ouml;ylediğini s&ouml;yl&uuml;yorum: &#8216;Allah&rsquo;ım bana Ehlimden bir vezir kıl, kardeşim Ali&#8217;yi, onunla arkamı kuvvetlendir, onu işime ortak kıl, seni bol bol tesbih edelim, seni &ccedil;ok analım, ş&uuml;phesiz sen bizi g&ouml;rmektesin.</p>
<p> 38. Allah&rsquo;tan istedim ki bu belleyip kavrayan kulak senin kulağın olsun.</p>
<p> 39. Allah-u Teala, seni kendime yaklaştırıp asla uzaklaştırmamamı ve sana &ouml;ğretmemi emretmiştir. Senin de belleyip kavraman gerekmektedir. Hi&ccedil; kuşkusuz, Allah senin belleyip kavramanı sağlayacaktır.</p>
<p> 40. Bana iman edip beni doğrulayana Ali bin Ebi Talib&#8217;in velayetini tavsiye ederim. Kim onu veli edinirse beni veli edinmiş olur, beni veli edinen de Allah&rsquo;ı veli edinmiş olur, onu seven beni sevmiştir, beni seven de Allah&rsquo;ı sevmiştir, onu buğzeden beni buğzetmiştir, beni buğzeden de Allah&rsquo;ı buğzetmiştir.</p>
<p> 41. Bana itaat eden Allah&#8217;a itaat etmiş olur, bana isyan eden ise Allah&#8217;a isyan etmiş olur. Ali&#8217;ye itaat eden ise bana itaat etmiş olur, ona isyan eden ise bana isyan etmiş olur.</p>
<p> 42. Ben Adem oğullarının efendisiyim, Ali de Arapların efendisidir.</p>
<p> 43. Ben fıkıh şehriyim ve Ali de onun kapısıdır. O halde kim ilim isterse, kapıya gelsin.</p>
<p> 44. Ben hikmet eviyim, Ali de kapısıdır.</p>
<p> 45. Ben hikmet eviyim; Ali de o evin kapısıdır.</p>
<p> 46. Ben hikmet şehriyim ve Ali de onun kapısıdır. O halde kim hikmet isterse, kapıya gelsin.</p>
<p> 47. Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır.</p>
<p> 48. Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır.</p>
<p> 49. Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır. İlmi isteyen kimse kapıdan girmelidir.</p>
<p> 50. Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. İlmi isteyen kapıya gelsin.</p>
<p> 51. Ben ilim şehriyim ve Ali onun kapısıdır. Allah-u Te&acirc;l&acirc; ş&ouml;yle buyurmuştur: &#8216;Evlere kapılarından girin. O halde, kim ilim istiyorsa, ona kapısından girsin.</p>
<p> 52. Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir. Allah&rsquo;ım, Ali&#8217;ye dost olana dost ol, ona d&uuml;şman olana da d&uuml;şman ol.</p>
<p> 53. Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. </p>
<p> 54. Ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır. Allah&#8217;ım! Ona dost olana dost ol ve ona d&uuml;şman olana d&uuml;şman ol.</p>
<p> 55. Ben, bildiğim her şeyi Ali&#8217;ye de &ouml;ğrettim; o, benim ilim şehrimin kapısıdır</p>
<p> 56. Ben Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ın inişi &uuml;zerinde, onu kabul ettirmek i&ccedil;in savaşmadayım; Ali ise onun te&rsquo;vili i&ccedil;in, h&uuml;km&uuml;n&uuml;n gereğini bildirmek i&ccedil;in savaşır.</p>
<p> 57. Ben, &ouml;ğrendiğim her şeyi, mutlaka Ali&#8217;ye de &ouml;ğrettim; o, benim ilim şehrimin kapısıdır.</p>
<p> 58. Ben peygamberlerin Seyyidiyim, Ali de vasilerin Seyyididir. Benden sonra vasilerim 12 dir, birincisi Ali, sonuncuları el-Kaim Mehdi&rsquo;dir.</p>
<p> 59. Ben peygamberlerin sonuncusuyum, sen de ey Ali vasilerin sonuncususun.</p>
<p> 60. Ben ve Ali, aynı ağa&ccedil;tanız, insanlar ise &ccedil;eşitli ağa&ccedil;lardandırlar.</p>
<p> 61. Ben ve Ali, Allah&rsquo;ın yaratıklarına olan h&uuml;ccetiyiz.</p>
<p> 62. Benden sonra &uuml;mmetime ihtil&acirc;f ettikleri hususları a&ccedil;ıklayacak olan sensin.</p>
<p> 63. Benden sonra s&uuml;nnete ve (yargılarda) h&uuml;k&uuml;m verme hususunda, &uuml;mmetimin en bilgilisi Ali bin Eb&icirc; T&acirc;lib&#8217;dir.</p>
<p> 64. Benden sonra fitneler zuhur edecektir. O zamanı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde Ali bin Ebi Talib&rsquo;i iltizam ediniz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi doğru ve yanlışı birbirinden ayırt edendir.</p>
<p> 65. Benden sonra imam olarak halka doğru yolu g&ouml;stermek &uuml;zere seni se&ccedil;tim. Senden razı oldum.&ldquo;Allah&rsquo;ım O&rsquo;nu seveni sev O&rsquo; na d&uuml;şman olana d&uuml;şman ol.</p>
<p> 66. Benden sonra fitne (huzursuzluk ) olacaktır. Bu oldumu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; O bana ilk iman edendir. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıık-ı Ekber&rsquo; dir. O bu &uuml;mmetin Faruk&rsquo;udur. O m&uuml;minlerin ulusudur, reisidir.</p>
<p> 67. Ben kimin mevlası isem Ali&rsquo;de onun mevlasıdır, &ouml;z&uuml;n&uuml;z doğru olarak O&rsquo;na uyun &#8230;&rdquo;. &ldquo;Allah&rsquo;ım O&rsquo;nu seveni sev. O&rsquo; na d&uuml;şman olana d&uuml;şman ol&rsquo;&rsquo;.</p>
<p> 68. Benden sonra fitneler olacaktır. Bunlar ger&ccedil;ekleştiğinde sizler iki şeye tutunun, Kuran&rsquo;a ve Ali ibin Ebi Talib&rsquo;e.</p>
<p> 69. Bir kişi, Beyt-&uuml;l Haram&#8217;da R&uuml;kun ile Makam arasında devamlı zikir edip oru&ccedil; tutsa dahi, &Acirc;l-i Muhammed&#8217;e kin duyduğu taktirde mutlaka Cehennem&rsquo;e gidecektir</p>
<p> 70. Biz Ehl-i Beyt&#8217;i ancak m&uuml;&#8217;min ve muttaki olan sever; ve bize ancak m&uuml;nafık ve şaki olan kin besler.</p>
<p> 71. Biz Ehl-i Beyt&#8217;in sevgisine sarılın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&#8217;ın huzuruna bizi severek &ccedil;ıkan kimse, bizim şefaatimizle Cennet&rsquo;e gider. Nefsimin elinde olduğu Allah&#8217;a yemin ederim ki, bizim hakkımızı tanımadıktan sonra hi&ccedil;bir kulun ameli kendine bir fayda sağlamayacaktır.</p>
<p> 72. Bu &uuml;mmetin uyarıcısı benim. Hidayete erişitiricisi de Ali&rsquo;dir.</p>
<p> 73. Bu sadıkların imamı, kafirlerin katilidir. Ona yardımcı olana yardım olunur, ondan yardımı esirgeyenden yardım esirgenir. (Hz. Muhammed, Hz. Ali&rsquo;nin kolunu tutarak buyurmuşlardır.</p>
<p> 74. Canımı elinde tutan Rabbime andolsun ki Ali ve ona uyanlar kıyamet g&uuml;n&uuml; kurtuluşa erenlerdendir.</p>
<p> 75. Eğer Ali&rsquo;nin Z&uuml;lfek&acirc;r&rsquo;ının darbesi olmasaydı, İsl&acirc;m ayakta kalamazdı.</p>
<p> 76. En iyi h&uuml;k&uuml;m vereniniz Ali&rsquo;dir.</p>
<p> 77. Ey Ali, Allah senin rızana rıza, gazabına da gazap g&ouml;sterir.</p>
<p> 78. Ey Ali, ben Kuran&rsquo;ın tenzili i&ccedil;in savaştığım gibi sen de Kuran&rsquo;ın tevili i&ccedil;in savaşacaksın.</p>
<p> 79. Ey Ali, ben ilmin şehriyim, sen ise onun kapısısın. Şehre ancak kapıdan varılır. Bir kimse beni sevdiğini s&ouml;yleyip seni buğz ederse, beni sevmiyor ve yalancıdır. Zira sen bendensin ve ben de sendenim, senin etin etim, kanın kanım, ruhun ruhum, sırrıyetin sırriyetim ve senin adaletin benim adaletimdir. Sana itaat eden kişi ne saadetlidir ve sana karşı asi olan kişi ise ne bedhahtır. Seni Veliyy&uuml;l emr kabul eden kazanır ve sana karşı &ccedil;ıkıp d&uuml;şmanlık eden ise kaybeder. Sana iltizam eden kişi muradına erecektir ve seni terk eden kişi ise helak olacaktır. Senin ve senden gelecek evlatlarından olan imamların misali Nuh (as)&rsquo;un gemisi gibidir. Her kim gemiye bindiyse kurtuldu ve her kim muhalefet ettiyse helak oldu. Sizin misaliniz de yıldızlar gibidir, bir yıldız kaybolduğunda Kıyamet&rsquo;e kadar onun yerine başka bir yıldız (imam) doğacaktır.</p>
<p> 80. Ey Ali, her kim sana karşı savaşırsa bana karşı savaşmıştır. Seni buğz eden, beni buğz etmiştir. Seni s&ouml;ven de beni s&ouml;vm&uuml;şt&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen benden nefsim gibisin. Senin ruhun ruhumdan ve tıynetin tıynetimdendir. Şanı Y&uuml;ce olan Allah, seni ve beni nurundan yarattı. İkimizi se&ccedil;ip beni peygamberliğe ve seni de imamlığa tercih etti.</p>
<p> 81. Ey Allahım, ondan (Ali&rsquo;den) sıcak ve soğuğu gider.</p>
<p> 82. Ey Ali, sen benim kardeşim, safiyim, vasim, vezirim ve eminimsin. Sen benden Harun&rsquo;un Musa&rsquo;ya olan menzilesindesin, ancak şu farkla ki, benden sonra peygamber yoktur. Her kim seni sevip &ouml;l&uuml;rse, Allah o kişiye iman ve eman ile hatmedecektir. Her kim seni buğz edip &ouml;l&uuml;rse, o kişiye İslam&rsquo;dan bir nasip olmayacaktır.</p>
<p> 83. Ey Ali, seni ancak m&uuml;min sever ve sana ancak m&uuml;nafık buğz eder.</p>
<p> 84. Ey Ali, senin imamlığını inkar eden benim peygamberliğimi inkar etmiş olur. Ey Ali, sen benim vasim, varisim, &ccedil;ocuklarımın babası ve kızımın kocasısın. Senin emrin emrim ve senin nehyettiğin benim nehyettiğimdir. Beni peygamberlik ile g&ouml;nderip, beni yaratılmışların en hayırlısı kılan Allah&rsquo;a yemin olsun ki, sen yaratılmışların &uuml;zerine Allah&rsquo;ın h&uuml;ccetisin. Sen Allah&rsquo;ın sırrına onun g&uuml;vendiği ve yarattıkları &uuml;zerine onun halifesisin.</p>
<p> 85. Ey Ali, ikimiz Allah&rsquo;ın nurundan yaratıldık.</p>
<p> 86. Ey Ali, razı olmaz mısın ki ben senin kardeşinim, sen de benim kardeşimsin.</p>
<p> 87. Ey Ali, sen benden sonra &uuml;mmetin ihtilafa d&uuml;seceği hususları beyan edecek kimsesin.</p>
<p> 88. Ey Allah&rsquo;ın kulları, Bu Ali&rsquo;nin kanı benim kanımdır, teni benim tenimdir ve canı benim canımdır.</p>
<p> 89. &rsquo;&rsquo;Ey Ansar halkı, ona tutunduğunuz m&uuml;ddet&ccedil;e benden sonra asla sapmayacağınız bir şeyi sizlere tavsiye edeyim mi?&rsquo;&rsquo;. Hz. Muhammed bu soruyu Ensara soruyor. Onlar da &quot;Evet ey Resulullah&quot; derler. Bunun &uuml;zerine Resulullah buyurur : &quot;Bu, Ali&#8217;dir, beni sevdiğiniz gibi onu seviniz ve bana ikramda bulunduğunuz gibi ona ikramda bulununuz. Size s&ouml;ylediklerimi Cebrail vasıtasıyla Allah bana emretti.</p>
<p> 90. Ey insanlar, fazilet, şeref ve menzilet Allah Resul&uuml;&rsquo;n&uuml;n ve z&uuml;rriyetinin vel&acirc;yetini kabul etmektedir. &Ouml;yleyse, batıl yollar sizi kapıp almasın.</p>
<p> 91. Ey insanlar! Allah benim mevl&acirc;mdır, ben de sizin mevl&acirc;nızım ve ben kimin mevl&acirc;sı isem, Ali de onun mevl&acirc;sıdır. Allah&rsquo;ım, onu seveni sev, ona d&uuml;şman olana d&uuml;şman ol, ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak, onu seveni sev, ona buğzedene buğzet. Sonra ş&ouml;yle buyurdular: &quot;Allah&#8217;ım, şahit ol!&quot;</p>
<p> 92. Ey halk! Biliniz ki; ben de insanım. Allah&rsquo;ın daveti bana yakında gelecektir. Ben de onu kabul edeceğim. İşte size ben iki m&uuml;him ve en değerli emaneti miras bırakıyorum. Bunlardan birincisi Kuran, ikincisi benim Ehlibeytim. Allah&rsquo;ın huzurunda size Ehlibeytimi tavsiye ediyorum. Allah&rsquo;in huzurunda size Ehlibeytimi tavsiye ediyorum. Allah&rsquo;ın huzurunda size Ehlibeytimi tavsiye ediyorum. -Veda Hutbesinden-.</p>
<p> 93. Ey Allah&rsquo;ın kulları, bu Ali&rsquo;nin kanı benim kanımdır, teni benim tenimdir ve canı benim canımdır. Her kim bu Ali&rsquo;yi severse, beni sever beni seven de Allah&rsquo;ı sevmiş olur. Ali&rsquo;ye kim d&uuml;şmanlık ederse bana d&uuml;şmanlık etmiş olur.</p>
<p> 94. Fatıma&rsquo;yı Ali ile evlendirmemi Allah bana emretti.</p>
<p> 95. Hayatım gibi yaşamak isteyen Ali&rsquo;yi kendine Veli edinsin.</p>
<p> 96. Hendek Savaşında Hz Ali ile Amr İbni Abdeved&rsquo;in karşı karşıya geldikleri zaman &ldquo;İmanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle şirkin b&uuml;t&uuml;n&uuml; karşı karşıyadır.&rdquo; demiştir Hz Muhammed. Ve Hz Ali galip geldiğinde&quot;&ldquo;Senin bu zaferin, Muhammed &uuml;mmetinin amellerinin t&uuml;m&uuml;yle kıyas edildiğinde, ş&uuml;phesiz senin bu m&uuml;thiş zaferin ağır gelecektir&quot; diyerek Hz Ali&rsquo;nin bu zaferinin ne derece &ouml;nemli olduğunu belirtmiştir Hz. Muhammed.</p>
<p> 97. Her kim Allah&#8217;ın gazabını s&ouml;nd&uuml;rmek ve amelinin Allah&#8217;ın yanında kabul edilmesini istiyorsa Ali bin Ebi Talib&rsquo;i sevsin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun sevgisi imanı arttırır, onun sevgisi ateşin kurşunları erittiği gibi k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri eritir.</p>
<p> 98. Her kim bu Ali&rsquo;yi severse, beni sever beni seven de Allah&rsquo;ı sevmişs olur. Ali&rsquo;ye kim d&uuml;şmanlık ederse bana d&uuml;şmanlık etmiş olur.</p>
<p> 99. Her kim halifelik i&ccedil;in Ali ile savaşırsa onu &ouml;ld&uuml;r&uuml;n&uuml;z.</p>
<p> 100. Her kim rahmet ile y&uuml;r&uuml;y&uuml;p, rahmet ile sabahlamayı severse, z&uuml;rriyetimin en faziletli z&uuml;rriyet olduğunu ve vasimin (Ali&#8217;nin) en faziletli vasi olduğunu hi&ccedil;bir zaman kalbiyyen ş&uuml;phe etmesin.</p>
<p> 101. Benden sonra on iki halife gelecek. hepsi de Ben-i Haşim&rsquo;dendir.</p>
<p> 102. Hi&ccedil; bir peygamber yoktur ki, onunla Ali gizli olarak g&ouml;nderilmiş olmasın, benimle ise a&ccedil;ık olarak g&ouml;nderilmiştir. Arap&ccedil;a Meali : &ldquo;Me min nebi ill&acirc; ve b&uuml;isa meah&uuml; Ali b&acirc;tinen ve mai z&acirc;hiren&rdquo;</p>
<p> 103. Hikmet, on par&ccedil;aya b&ouml;l&uuml;nd&uuml;, dokuzu Ali&#8217;ye verildi, kalanı da diğer insanlara pay edildi.</p>
<p> 104. Hidayet &ouml;nderi sensin ya Ali! Benden sonra hidayet arayanlar seninle hidayeti bulacaklar.</p>
<p> 105. İ&ccedil;inizde bu benim kardeşimdir, vasiymdir, halifemdir, artık O&rsquo;nu dinleyin ve O&rsquo;na itaat edin. (Hz. Muhammed, Ebu Talib &lsquo;in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali&rsquo;nin omuzlarına koyarak bunları s&ouml;yler).</p>
<p> 106. İmanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle sirkin b&uuml;t&uuml;n&uuml; karşı karşıyadır. Hz. Muhammed, Hendek Savaşında Hz. Ali ile Amr İbni Abdevedin karşı karşıya geldikleri zaman bu s&ouml;z&uuml; Hz. Ali i&ccedil;in s&ouml;ylemiştir. Ve Hz Ali galip geldiginde de &ldquo;Senin bu zaferin, Muhammed &uuml;mmetinin amellerinin t&uuml;m&uuml;yle kıyas edildiğinde, ş&uuml;phesiz senin bu m&uuml;thiş zaferin ağır gelecektir&rsquo;&rsquo; buyurmuşlardır.</p>
<p> 107. İnsanların en hayırlısı geldi. (Ne zaman Hz. Ali gelse, Hz. Peygamber s&ouml;yl&uuml;yorlardı. : Kaynak : Taber&icirc; Tefsiri, Suyut&icirc;, Hadisi ed-D&uuml;rr&#8217;&uuml;l-Mensur, es-Savaik&#8217;ul-Muhrika, s. 96, Nur&#8217;ul-Ebsar, s. 70 ve 101.)</p>
<p> 108. Kıyamet G&uuml;n&uuml;&rsquo;nde Ali bin Ebi Talib, Cennet&rsquo;in y&uuml;ksekliklerinde olan Firdevs Dağı&rsquo;nın &uuml;zerinde bulunacak, o dağın &uuml;st&uuml;nde Alemlerin Rabbinin arşı ve altında kol kol akan Cennet&rsquo;in i&ccedil;ine akan nehirler vardır, kendisi nurdan bir k&uuml;rs&uuml;ye oturup elinde tesnim (i&ccedil;ecek) olacak, onun ve Ehl-i Beyt&rsquo;inin velayetini kabul etmeyenler, Sırat&rsquo;ın &uuml;st&uuml;nden ge&ccedil;emeyecek. Ali o g&uuml;n, sevenlerini Cennet&rsquo;e, buğz edenlerini de Cehennem&rsquo;e ge&ccedil;irecektir.</p>
<p> 109. Kıyamet G&uuml;n&uuml; olunca, kul bir adım atmadan d&ouml;rt şeyden sorgulanacaktır. &Ouml;mr&uuml;n&uuml; nasıl t&uuml;kettiğinden, bedenini nerede eksilttiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve biz Ehl-i Beyt&#8217;in sevgisinden.</p>
<p> 110. Kim azminden dolayı Nuh&#8217;a, ilminden dolayı Adem&#8217;e, hilminden dolayı İbrahim&#8217;e, zekasından dolayı Musa&#8217;ya ve z&uuml;hd&uuml;nden dolayı İsa&#8217;ya bakmak isterse, Ali bin Ebu Talib&#8217;e baksın.</p>
<p> 111. Kim benim hayatımı yaşayıp, benim &ouml;l&uuml;m&uuml;m gibi &ouml;lmeyi istiyor ve Rabbimin diktiği Cennet&rsquo;te mesken edinmeyi arzu ediyorsa, benden sonra kendine veli olarak Ali&#8217;yi se&ccedil;sin, ona sadık kalanlara sadık kalsın. Benden sonra Ehl-i Beyt&#8217;ime uysun, onları kendine &ouml;rnek alsın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar benim soyumdurlar, benim tıynetimden yaratılmışlar ve benim ilim ve kavrayışımı kazanmışlardır. &Uuml;mmetimden onların faziletini yalanlayanlara, onlarla bağımı kesenlere yazıklar olsun. Allah onlara şefaatimi nasip etmesin.</p>
<p> 112. Kim benim gibi yaşayıp, benim gibi &ouml;lmeyi ve bana Allah&#8217;ın va&#8217;dettiği ebedi Cennet&#8217;e gitmeyi istiyorsa, Ali ve ondan sonraki z&uuml;rriyetini kendine veli edinsin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;bir zaman onlar sizi hidayet kapısından &ccedil;ıkarıp dalalet kapısına y&ouml;neltmezler.</p>
<p> 113. Kim, benim hayatımla yaşamayı, benim &ouml;l&uuml;m&uuml;mle &ouml;lmeyi ve Rabb&rsquo;imin bana vadettiği Huld cennetine girmeyi arzuluyorsa, benden sonra Ali&rsquo;yi, ondan sonra da z&uuml;rreyitini sevmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar, sizi hidayet kapısından &ccedil;ıkarmaz ve sapıklık kapısına da sokmazlar.</p>
<p> 114. Kuran ve Ehlibeyt ikizdir.</p>
<p> 115. Merhaba M&uuml;sl&uuml;manların efendisi, takva sahiplerinin &ouml;nderi. Allah bana emretti ki, seni yaklaştırayım, sana ilim vereyim ki onunla dolasın (Hz. Muhammed bu s&ouml;z&uuml; Hz. Ali&rsquo;yi selamlayarak s&ouml;ylemiştir)</p>
<p> 116. Mevki a&ccedil;ısından bana oranla Harun&#8217;un Musa&#8217;ya olan mevkisine sahip olmak istemiyor musun? Ancak benden sonra peygamber olmayacaktır. Seni kendi yerime halife kılmadan gitmem doğru olmaz.</p>
<p> 117. M&uuml;jde olsun ey Ali, hayatın ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n benimle beraberdir.</p>
<p> 118. M&uuml;min tahifesinin &uuml;nvanı Ali&#8217;ye olan sevgisidir.</p>
<p> 119. M&uuml;sl&uuml;manlar&#8217;ın efendisi, muttakilerin (&ccedil;ekinenlerin) imamı hoş geldin.</p>
<p> 120. &ldquo;O&rsquo;nun, bey&rsquo;atınden d&ouml;nenlerle, ger&ccedil;ekten sapıp zulmedenlerle ve ok yaydan &ccedil;ıkar gibi dinden &ccedil;ıkanlarla savaşacağım&rdquo; Hz. Ali bunu Hz. Muhammed&rsquo;in kendisi i&ccedil;in s&ouml;ylediğini riv&acirc;yet etmiştir.</p>
<p> 121. Onlar, Ali bin Ebi Talib&rsquo;in velayetinden sorguya &ccedil;ekileceklerdir. (Hz. Muhammed, &rsquo;&rsquo;Durdurun onları, onlar sorguya &ccedil;ekileceklerdir&rdquo; (Saffat : 24) ayeti indiğinde beyan etmiştir.</p>
<p> 122. &Ouml;yle bir kişiyi g&ouml;ndereceğim ki, Allah onu hi&ccedil;bir zaman mağlup etmez. Allah ve Resul&uuml;&#8217;n&uuml; sever, Allah ve Resul&uuml; de onu severler.</p>
<p> 123. Sen benden sonra her m&uuml;&#8217;min erkek ve kadının velisisin.</p>
<p> 124. Sen d&uuml;nya ve ahirette benim Velimsin.</p>
<p> 125. Senin bu zaferin, Muhammed &uuml;mmetinin amellerinin t&uuml;m&uuml;yle kıyas edildiğinde, ş&uuml;phesiz senin bu m&uuml;thiş zaferin ağır gelecektir. Hz. Muhammed, Hendek Savaşında Hz. Ali ile Amr İbni Abdevedin karşı karşıya geldikleri zaman bu s&ouml;z&uuml; Hz. Ali i&ccedil;in s&ouml;ylemiştir.</p>
<p> 126. Sırat&rsquo;a en sabit olanınız Ehli Beyt&rsquo;imi en aşırı seveninizdir.</p>
<p> 127. Sırrımın sahibi Ali bin Ebi Talib&#8217;tir.</p>
<p> 128. Sizin, (yargılarda) en iyi h&uuml;k&uuml;m vereniniz Ali&#8217;dir.</p>
<p> 129. Uyarıcı-Korkutucu benim, hidayete eriştiren de Ali&#8217;dir. Ey Ali, hidayete varmak isteyenler, ancak seninle hidayeti bulurlar.</p>
<p> 130. &Uuml;mmetimin en ileri ve ger&ccedil;ek h&uuml;k&uuml;m vereni Ali&rsquo;dir. Allah&rsquo;ım O nereye d&ouml;nerse, nereye varırsa O&rsquo;nunla beraber ol &#8230;.&rdquo;</p>
<p> 131. Vasim, varisim, borcumu &ouml;deyen ve vad ettiğimi yerine getiren Ali bin Ebi Talib&rsquo;dir.</p>
<p> 132. Y&acirc; Ali, k&acirc;lell&acirc;hu li, be&rsquo;ast&uuml; Aliyyen me&rsquo;al enbiy&acirc;i batinen ve me&rsquo;ak z&acirc;hiren&rdquo; Meali: &ldquo;Ey Ali, Allah bana buyurdu ki: Ben Ali&rsquo;yi peygamberlerle gizli olarak, seninle de a&ccedil;ık olarak beraber g&ouml;nderdim&rdquo;</p>
<p> 133. Ya Ali, benim Ehlibeytim Nuh un gemisine benzer. O gemiye binen kurtulur. Ve kim Ehlibeytime buğgz ederse helak olur</p>
<p> 134. Ya Ali, de ki: Allah&#8217;ım, benim i&ccedil;in kendi katında bir ahit kıl ve m&uuml;minlerin kalbinde bana karşı bir sevgi bırak.</p>
<p> 135. Ya Ali benden sonra yola gidenler, Senin g&ouml;sterdin yoldan giderlerse selamete ererler.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-muhammedin-hz-aly-hakkinda-soyledydy-bazi-hadysler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>HZ. ALİ&#8217;DEN ÖZ DEYİŞLER</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/hz-alyden-oz-deyythler/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/hz-alyden-oz-deyythler/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Aug 2007 18:45:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz. İMAM ALİ-EL MÜRTEZA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/hz-alyden-oz-deyythler/</guid>
				<description><![CDATA[Hz. Ali&#8217;den &#214;zdeyişler (1) KAZIM BALABAN (2) GAZETECİ &#8211; YAZAR 1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. 2. A&#231; kalmak, al&#231;almaktan hayırlıdır. 3. A&#231;ık kalpli, mert d&#252;şman, i&#231;inden pazarlıklı dosttan iyidir. 4. Adalet i&#231;in en b&#252;y&#252;k talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir. 5. Adalet, halkın dirliği ve d&#252;zeni, idarecilerin ise s&#252;s&#252; ve g&#252;zelliğidir. 6. Adalet ve eşitliği g&#246;zetme, siyasetlerin ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Hz. Ali&#8217;den &Ouml;zdeyişler</strong> (1) </p>
<p> KAZIM BALABAN (2)<br /> GAZETECİ &#8211; YAZAR</p>
<p> 1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. <br /> 2. A&ccedil; kalmak, al&ccedil;almaktan hayırlıdır. <br /> 3. A&ccedil;ık kalpli, mert d&uuml;şman, i&ccedil;inden pazarlıklı dosttan iyidir. <br /> 4. Adalet i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir. <br /> 5. Adalet, halkın dirliği ve d&uuml;zeni, idarecilerin ise s&uuml;s&uuml; ve g&uuml;zelliğidir. <br /> 6. Adalet ve eşitliği g&ouml;zetme, siyasetlerin en iyisidir.<br /> 7. Adil ol, kudretin s&uuml;rekli olsun. <br /> 8. Adilane davranış siyasetlerin (y&ouml;netimlerin) en iyisidir. <br /> 9. Affedilmeyecek g&uuml;nah, insanların bir birlerine olan zulm&uuml;d&uuml;r.<br /> 10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların hataları karşısında hemen &ouml;fkelenip kendinizi kaybetmeyiniz.<br /> 11. Ahdini bozmak Allah&rsquo;ı ve halkı gazaplandırır.<br /> 12. Ahmak, her lafın başında yemin eder. <br /> 13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete d&uuml;şmektir.<br /> 14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz. <br /> 15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazan&ccedil;, danışmak bir g&uuml;&ccedil;t&uuml;r.<br /> 16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hi&ccedil; kimsenin sadakasına muhta&ccedil; değildir.<br /> 17. Akıllı kişi, tecr&uuml;belerden ibret alan kimsedir. <br /> 18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.<br /> 19. Akıllı, d&uuml;şmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini ge&ccedil;. <br /> 20. Akıllı insan edeple &ouml;ğ&uuml;t alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemiyenler hayvanlardır.<br /> 21. Akıllı, insanların en mutlusudur. <br /> 22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır. <br /> 23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur. <br /> 24. Akıllı insanlar az konuşur. &Ccedil;ok s&ouml;yleyenler, yalnız ahmaktırlar. <br /> 25. Akil kişi, kem&acirc;l taleb eder.<br /> 26. Akraba d&uuml;şmanlığı, akrep sokmasından beterdir. <br /> 27. Al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k, ilimin meyvesidir. <br /> 28. Al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k, en b&uuml;y&uuml;k şereftir. <br /> 29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.<br /> 30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolu altına alır.<br /> 31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir. <br /> 32. Amellerin en zoru &uuml;&ccedil;t&uuml;r. Bunlar; nefsin hakkını verebilmek, her halde Allah&rsquo;u Te&acirc;l&acirc;&rsquo;yı hatırlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir.<br /> 33. Amelsiz sev&acirc;b dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer. <br /> 34. Aptallığın en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; medh ve zemde ifrada ka&ccedil;maktır. <br /> 35. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar d&uuml;nyanın g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;ne baktıkları zaman, onlar d&uuml;nyanın i&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;rler. <br /> 36. Allah katında insanların en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, hayatında midesini ve şehvet g&uuml;d&uuml;s&uuml;n&uuml; doyurmaktan başka hedefi olmayan kismedir.<br /> 37. Allah seni &ouml;zg&uuml;r yaratmışken, başkasının k&ouml;lesi olma.<br /> 38. Allah&rsquo;ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek z&acirc;lim yoktur. <br /> 39. Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc;ya yemin ederim ki, beni yalnız m&uuml;&rsquo;min sever ve bana yalnız m&uuml;nafık buğzeder.<br /> 40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır. <br /> 41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır. <br /> 42. Aslını inkar eden haramzadedir.<br /> 43. Aş verirsen doyur. <br /> 44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan ka&ccedil;ın, onlar ki yapmacık sevgilerini g&ouml;sterip i&ccedil;lerinde k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun s&uuml;rece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.<br /> 45. Aşırılık g&ouml;sterme sevgide. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bilemez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret duyarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretinden ne zaman d&ouml;neceğini bilemezsin.<br /> 46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etmeyiniz.<br /> 47. Ayıbın en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması &ccedil;ok g&uuml;c olan zenginlik sarhoşluğunda Allah&rdquo;a sığınınız. <br /> 49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sana benziyenler ise senin &ouml;z kardeşlerin sayılırlar.<br /> 50. Az ilmi olup da onunla amel eden, &ccedil;ok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır. <br /> 51. Az ibadet edip &ccedil;ok &ccedil;alışmak, &ccedil;ok ibadet edip az &ccedil;alışmaktan &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.<br /> 52. Az yemek yemek sağlıktır. <br /> 53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.<br /> 54. Azim ve sebat, insanların en b&uuml;y&uuml;k yardımcısıdır. <br /> 55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmaktır.<br /> 56. Azla yetinen kimse zengindir. <br /> 57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun. <br /> 58. Babana riyet edersen, sende oğlundan h&uuml;rmet ve riayet bekleyebilirsin.<br /> 59. Bağışlamak, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n şanındandır. <br /> 60. B&acirc;tıla yardım eden, Hak&rsquo;ka z&ucirc;lmeder. <br /> 61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa giderme. <br /> 62. Başkalarına kulluk etme; Allah seni h&uuml;r yaratmıştır.<br /> 63. Başkalarını &ccedil;ekiştireni, ister Hakk &uuml;zere olsun, ister batıl yalanlayınız.<br /> 64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen &ouml;nce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en b&uuml;y&uuml;k ayıplardandır.<br /> 65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, ge&ccedil;miş mus&icirc;betlerden ders alanlar, cidden bahtiyar insanlardır. <br /> 66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire &ccedil;alışınız. Derhal dostlarınızın &ccedil;oğaldığını g&ouml;receksiniz.<br /> 67. Başkasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan ka&ccedil;ın.<br /> 68. Beceremeyeceğin bir iş i&ccedil;in s&ouml;z verme. <br /> 69. Ben Cehennem&rsquo;in taksimcisiyim, Kıyamet G&uuml;n&uuml;&rsquo;nde Cehennem&rsquo;e bu senin, bu da benim diyeceğim.<br /> 70. Ben konuşan Kur&rsquo;anım.<br /> 71. Ben m&uuml;&rsquo;minlerin em&icirc;riyim; onların en yoksulunun ge&ccedil;indiği gibi ge&ccedil;inmek zorundayım.<br /> 72. Benim 3 t&uuml;rl&uuml; Dostum vardır. Benim Dostlarım, Dostlarımın Dostları ve D&uuml;şmanlarımın d&uuml;şmanı. <br /> 73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki atalardan mirastır ve onlar benden &ouml;nceliklidir.<br /> 74. Bencillik kimde olursa, helak olur. <br /> 75. Bedenin orucu, ir&acirc;de ve ihtiyarla azaptan korkup sev&acirc;ba girmeyi, ecre n&acirc;il olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyuyu &ouml;b&uuml;r su&ccedil;lardan &ccedil;ekmek, kalbi de b&uuml;t&uuml;n şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır. <br /> 76. Bırak bu i&ccedil;indeki ikililiği atıl ateşe, s&ouml;nmeye y&uuml;z tutsa da onu alevlendir.<br /> 77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde konuşmak kadar &ccedil;irkindir. <br /> 78. Bilge insan &ccedil;alışmasına, bilgisiz de boş hayallerine g&uuml;venir. <br /> 79. Bilgi gibi hazine olamaz. <br /> 80. Bilgi, t&uuml;kenmeyen bir hazinedir; akıl eskimeyen, yıpranmayan bir elbisedir.<br /> 81. Bilgin bir s&ouml;z ehli olamıyorsan, hi&ccedil; olmazsa dikkatli bir dinleyici ol. <br /> 82. Bilgin kişinin r&uuml;tbesi r&uuml;tbelerin en &uuml;st&uuml;n&uuml;d&uuml;r. <br /> 83. Bilgin &ouml;l&uuml; olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile &ouml;l&uuml;d&uuml;r.<br /> 84. Bilgin &ouml;lse de yaşar; cahil ise yaşarken de &ouml;l&uuml;d&uuml;r. <br /> 85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir. <br /> 86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, i&ccedil;inden &ccedil;ıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah&rsquo;u Te&acirc;l&acirc; bilir&rsquo; demekten sakınmasın.<br /> 87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir d&uuml;ş&uuml;ncede ya pek ileri gitmiş g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n, ya da pek geri kalmış. <br /> 88. Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zulmetmiştir. <br /> 89. Bilgiyle dirilen &ouml;lmez. <br /> 90. Bilmediğiniz s&ouml;z&uuml; s&ouml;ylemeyin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;eğin &ccedil;oğu, ink&acirc;r ettiğiniz şeylerdir.<br /> 91. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve &uuml;zerine d&uuml;şmediği halde s&ouml;z s&ouml;ylemeyi terk et. <br /> 92. Bilmiyorum demeyi bırakan kişi, &ouml;leceği yerden yaralanır, gider. <br /> 93. Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma. <br /> 94. Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim olmaktan iyidir.<br /> 95. Bin kapıdan, y&uuml;z bin kaleden i&ccedil;eri girebilirsin de k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir g&ouml;n&uuml;lden i&ccedil;eri giremezsin.<br /> 96. Babanın, &ccedil;ocuğu i&ccedil;in bıraktığı en iyi miras onu g&uuml;zel edeble yetiştirmesidir. <br /> 97. Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyilik sever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından &ouml;t&uuml;r&uuml; saygı g&ouml;r&uuml;r. <br /> 98. Bir devletin &ccedil;&ouml;kmesi şu d&ouml;rt sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere &ouml;nem verme, aşağılık kimselerin &ouml;n safa ge&ccedil;mesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması. <br /> 99. Bir gerceği savunurken, ona &ouml;nce kendimiz inanmalıyız sonrada başkalarını inandirmaya &ccedil;alışmalıyız.<br /> 100. Bir hikmet ve hakikatı bulmak, m&uuml;minler i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir ganimettir. <br /> 101. Bir insana başkaları yanında verilen &ouml;ğ&uuml;t, &ouml;ğ&uuml;t değil, hakarettir. <br /> 102. Bir insanda g&uuml;zel bir huy varsa o huya benzer başka huylarını da bekleyin.<br /> 103. Bir işi yapmadan &ouml;nce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır. <br /> 104. Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. <br /> 105. Bir hakikatı m&uuml;dafaa ederken, ona evvel&acirc; kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını inandırmaya &ccedil;alışmalıyız. <br /> 106. Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan &ccedil;ekinmeyiniz. Eğer b&ouml;yle yaparsanız, o hatayı g&ouml;rm&uuml;ş olanların, aleyhinize verecekleri h&uuml;km&uuml;n &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ersiniz. <br /> 107. Birisini &ouml;vmede aşırı gitmeyin ve abartmayın.<br /> 108. Bir kişiyi l&acirc;yığından fazla &ouml;vmek riy&acirc;dır, dalkavukluktur; l&acirc;yığından az &ouml;vmek ise ya dilsizlikten ileri gelir, ya hasedden. <br /> 109. Biri sana sırtını &ccedil;evirirse &uuml;z&uuml;lme, b&ouml;ylece dostunla d&uuml;şmanını ayırt etmiş olursun.<br /> 110. Birinin aleyhinde s&ouml;ylenen s&ouml;z&uuml; dinleyen, o s&ouml;z&uuml; s&ouml;yleyen gibidir. <br /> 111. Birbirine aykırı olarak &ccedil;ağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır. <br /> 112. Birisinin su&ccedil;unu bağışladıktan sonra pişman olma, Cezalandırdığın zamanda sevinme. <br /> 113. Bor&ccedil;ların &ccedil;okluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden d&ouml;nek yapar. <br /> 114. Boş vakitlerini okumakla değerlendiren kimse, fikir rahatlığını kaybetmez.<br /> 115. B&uuml;t&uuml;n insanlar Allahın kuludur. Lakin hi&ccedil; bir kimse, diğer bir kimsenen kulu değildir. <br /> 116. B&uuml;t&uuml;n varımızı sunarız sadece, ekmek ve sirke olsa da.<br /> 117. B&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahların kefareti, zulme d&uuml;ş&uuml;nlere yardım etmek, acze d&uuml;ş&uuml;nleri ferahlandırmaktır.<br /> 118. B&uuml;y&uuml;klere karşı saygılı olun ki &ccedil;ocuklar da size karşı saygılı olsunlar.<br /> 119. Cahil dosttan ziyade akıllı d&uuml;şmanına g&uuml;ven. <br /> 120. Cahil ile sakın Latife (şaka) etme. Dili zehirli olduğundan g&ouml;nl&uuml;n&uuml; yaralar. <br /> 121. Cahil, ne kendi eksiğini g&ouml;r&uuml;r, ne de &ouml;ğ&uuml;tlere kulak asar. <br /> 122. Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir. <br /> 123. Cahiller &ccedil;oğalınca bilginler garip olurlar. <br /> 124. Can g&ouml;z&uuml; k&ouml;r olunca, g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n bir yararı yoktur. <br /> 125. Cehaleti ilimle geri &ccedil;evirin. <br /> 126. Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz. Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde y&uuml;kselirler. <br /> 127. Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağılık kılar.<br /> 128. Cimri zengin, c&ouml;mert yoksuldan daha yoksuldur. <br /> 129. Cimri, her zaman aşağılıktır, kıskan&ccedil; olan her zaman işkencededir. <br /> 130. Cimrinin dostu bulunmaz. <br /> 131. C&ouml;mertlik alışkanlıkların en &uuml;st&uuml;n&uuml;d&uuml;r.<br /> 132. C&ouml;mertlik, istemeden &ouml;nce vermektir. İstendikten sonra vermek utan&ccedil;tandır ve k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. <br /> 133. &Ccedil;alışan k&ouml;t&uuml;l&uuml;k d&uuml;ş&uuml;nemez, &ccedil;alışmayan da k&ouml;t&uuml;l&uuml;kten kurtulamaz.<br /> 134. &Ccedil;alışıp da bir şey elde edemeyen, oturunca hi&ccedil; bir şey elde edemez. <br /> 135. &Ccedil;alışmak kadar dinlenmeyi de g&ouml;rev bil ihm&acirc;l etme. Sağlığınıza eza etmeyin, sağlığın bozulması kolaydır da onu elde etmek zor.<br /> 136. &Ccedil;obanların en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, s&uuml;r&uuml;s&uuml;nde k&ouml;t&uuml;leri barındırandır.<br /> 137. &Ccedil;ocuk a&ccedil;ısından, hi&ccedil; bir s&uuml;t anne s&uuml;t&uuml;nden iyi değildir. <br /> 138. &Ccedil;ocuklara sevgi ve b&uuml;y&uuml;klere saygı g&ouml;steriniz. <br /> 139. &Ccedil;ocuklara s&ouml;z verdiğinizde kesinlikle s&ouml;z&uuml;n&uuml;zde durunuz.<br /> 140. &Ccedil;ocuğun kalbi hi&ccedil; ekilmemiş bir tarla gibidir. Ona ne verilirse kabul eder. <br /> 141. &Ccedil;ocuğunuza yedi yıl oyun oynamasına m&uuml;sade edin ve yedi yıl ona yaşam edebini &ouml;ğretiniz.<br /> 142. &Ccedil;oğu insanlar medhedilip &ouml;v&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in gurura kapılırlar.<br /> 143. &Ccedil;oğu s&ouml;zler hamleden daha serttir.<br /> 144. &Ccedil;ok akıllı kimseler, başkalarının hatalarından &ouml;ğrenirler ve hata yapmazlar, akıllı insanlar hata yapar ve ders &ccedil;ıkararak bir daha yapmazlar. Ahmak insanlar da s&uuml;rekli hata yapar gene ders &ccedil;ıkarmazlar.<br /> 145. &Ccedil;ok kimseler varisleri kavga etsinler diye mal toplamaya &ccedil;alışırlar.<br /> 146. &Ccedil;ok şakacı insanı ciddiye almazlar. <br /> 147. &Ccedil;ok yaşayanın &ouml;mr&uuml;, dostlarına ağlamakla ge&ccedil;irecektir. <br /> 148. Dert ve gam, ihtiyarlığın yarısıdır. <br /> 149. Dert ve sıkıntının şiddetine sabır g&ouml;ster, bunun da sonu gelecektir. Bil ki sabır bir asalet g&ouml;stergesidir. <br /> 150. Dil, aklın terc&uuml;manıdır. <br /> 151. Dil, insanın terazisidir. <br /> 152. Dil yırtıcıdır; yuları bırakıldı mı salar, par&ccedil;alar. <br /> 153. Dili tatlı olanın arkadaşı &ccedil;ok olur. <br /> 154. Dilini s&ouml;ğ&uuml;p saymaya alıştırma. Tatlı dilli ol. K&ouml;t&uuml; s&ouml;z alışkanlığı, insanı soysuz yapar.<br /> 155. Dilini k&uuml;fre alıştırma. Tatli dilli ol. Yoksa &ouml;n&uuml;ne gelene havlayan k&ouml;peklere d&ouml;nersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.<br /> 156. Dilsiz ol, yalancı olma. <br /> 157. Dilinizi d&acirc;im&acirc; iyi kullanınız. O sizi saadete g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; gibi, fel&acirc;kete de g&ouml;t&uuml;rebilir. <br /> 158. Dindarlığın en &uuml;st&uuml;n&uuml;, dindarlığı gizlemektir.<br /> 159. Dinle, &ouml;ğrenirsin. Sus esen kalırsın. <br /> 160. Doğru, d&uuml;r&uuml;st ve nazik kişileri se&ccedil;in, ve &ccedil;ıkar ummadan ve korkmadan acı ger&ccedil;ekleri s&ouml;yleyebilenleri tercih edin.<br /> 161. Doğru her zaman y&uuml;ce, yalancı her zaman aşağı ve c&uuml;cedir.<br /> 162. Doğru s&ouml;z s&ouml;yleyenin delili kuvvetli olur. <br /> 163. Doğruluk en iyi yol, bilgi en iyi kılavuzdur. <br /> 164. Doğruluk, hakkın dilidir. <br /> 165. Dost, sen yokken dostluk şartını yerine getiren kimsedir. <br /> 166. Dost, kardeşini &uuml;&ccedil; h&acirc;lde korumadık&ccedil;a tam dost olamaz. D&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nde, kendisi bulunmadığı vakit, &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra. <br /> 167. Dostun olmayışı, bir &ccedil;eşit gariplik ve yalnızlıktır.<br /> 168. Dostuna kanat ger ve ona bir babanın oğullarının &uuml;st&uuml;ne eğilmesi, onları korumasına alması gibi davran.<br /> 169. Dostları yitirmek gurbete d&uuml;şmektir. <br /> 170. Dostlarıma dost olanları &ccedil;ok severim. ve onların kıymetlerinide dostlukların dereceleriyle &ouml;l&ccedil;erim.<br /> 171. Dostların &ccedil;oğalsın diye &ccedil;ırpınma. Onları bir g&uuml;n ihmal etmeğe kalksan &ccedil;abucak d&uuml;şmanın olurlar. Dostlar ateş gibidir. Pek &ccedil;oğalırlarsa yakarlar. <br /> 172. Dostlarının k&ouml;t&uuml;s&uuml;, seni iyi g&uuml;n&uuml;nde arayıp sıkıntılı zamanında y&uuml;z &uuml;st&uuml; bırakandır. <br /> 173. Dostluk, en yakın akrabalıktır. <br /> 174. Dostluk, elde edilmiş akrabalıktır. <br /> 175. Dostlukta aşırı gitme, kim bilir belki o dostun bir g&uuml;n d&uuml;şmanın olur, d&uuml;şmanlıkta da aşırı gitme, kim bilir belki o d&uuml;şmanın bir g&uuml;n dostun olur. <br /> 176. Dostunu ihtiy&acirc;tla sev, olabilir ki bir g&uuml;n sana d&uuml;şman olur; d&uuml;şmanınla da ihtiy&acirc;ta ri&acirc;yet ederek d&uuml;şmanlıkta bulun, olabilir ki bir g&uuml;n sana dost kesilir.<br /> 177. Dostunun d&uuml;şmanını, kendine dost se&ccedil;me. <br /> 178. D&uuml;nya ge&ccedil;ici g&ouml;lgedir. <br /> 179. D&uuml;nya sana c&ouml;mert davrandığından sen de malına c&ouml;mert davran, herkesin durumu değişebilir. <br /> 180. D&uuml;nyada yoksulu doyurmak kadar b&uuml;y&uuml;k iyilik yoktur. Bunu yapanlar, &acirc;hirette mutlaka m&uuml;kafatını bulur. <br /> 181. D&uuml;nyanın en değerli hazinesi &ouml;ğ&uuml;tt&uuml;r, ama ondan ucuzu da yoktur. <br /> 182. D&uuml;nyayı yutsa, yoksul kalacak biri var: A&ccedil; g&ouml;zl&uuml;.<br /> 183. D&uuml;şene sevinme, zamanın sana ne sakladığını bilmezsin.<br /> 184. D&uuml;şmanı kovalamayınız, onların yaralananlarının yarasını sarınız, esirlerini tedavi ediniz.<br /> 185. D&uuml;şmanlık, kalbi meşgul eder. <br /> 186. D&uuml;ş&uuml;nce akılların cilasıdır. <br /> 187. D&uuml;ş&uuml;nce ve prensiplerini kendi hayatlarında da uygulayan kimselerin bilgi ışıklarıyla aydınlanınız. <br /> 188. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, sonra konuşun, yanılmalardan kurtulacaksınız. <br /> 189. Edep, aklın suretidir. <br /> 190. Edep, en iyi mirastır. <br /> 191. Edeb, had tanımaktır. <br /> 192. Edep insanın kemalidir. <br /> 193. Edep insan i&ccedil;in g&uuml;zel elbise menzilesindedir. <br /> 194. Edepsiz olan kimsenin ayıpları &ccedil;ok olur.<br /> 195. Eğer ararsak kendimize kolayca d&uuml;şman bulabiliriz, ama ne kadar ararsak dost bulmak kolay değil. <br /> 196. Eğer başkalarını ıslah etmek istiyorsan &ouml;nce kendini ıslah et. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmekle &ccedil;alışmak &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir kusurdur. <br /> 197. Eger bilgiyi hak edene vermezseniz o kişiye zulmetmis olursunuz; hak etmeyene verirseniz bilgiye zulmetmis olursunuz. <br /> 198. Eğer bir seyahete &ccedil;ıkarsanız, gittiğiniz yerlerin adetlerine uymaya &ccedil;alışınız. <br /> 199. Eğer yoksullaşırsan, yoksulluğunu g&ouml;n&uuml;l zenginliği ile tedavi et. <br /> 200. Eğer sırlarınızı birbirinize a&ccedil;arsanız, artık onu gizleyemezsiniz. <br /> 201. Eğer giriştiğin herhangi bir davada haklı isen korkma. Hakkı m&uuml;dafaa edenin yardımcısı Allah&rsquo;tır. <br /> 202. Eğer hayırlı bir iş g&ouml;rmek istersen, bug&uuml;n&uuml;n işini yarına koyma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, yarına kadar ne olacağı belli değildir. Fena bir işe başlayacağın zaman da acele etme. Belki hayırlı bir d&uuml;ş&uuml;nce, sana o fenalıktan gelecek olan tehlikeye mani olur. <br /> 203. Eğer talihin a&ccedil;ık ise Kusurların kapalı kalır.<br /> 204. Eğlence ve zevke kapılan, akıldan kaybeder. <br /> 205. Elbiseleriniz eskide olsa, kalpleriniz yeni ve temiz olsun. <br /> 206. El işlerine yardım edin; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yoksulluğu azaltır, hayat standardını artırır.<br /> 207. Emanetin en feyizlisi &lsquo;ahde vefa&rsquo;dır.<br /> 208. En ahmak insan, kendini herkesten en akıllı sanandır. <br /> 209. En akıllı insan, &ouml;ğ&uuml;tleri dinlemekten vazge&ccedil;meyen insandır. <br /> 210. En b&uuml;y&uuml;k Sıddık benim.<br /> 211. En b&uuml;y&uuml;k yardım, en &ccedil;abuk yapılan yardımdır. <br /> 212. En b&uuml;y&uuml;k zenginlik Akıl, en şiddetli yoksulluk Ahmaklıktır. <br /> 213. En faydalı bilgi, uygulanabilendir. <br /> 214. En g&uuml;zel ahlak, tevazu, yumuşaklık ve tatlı dilde bulunur. <br /> 215. En g&uuml;zel edep kendinden başlamandır.<br /> 216. En k&ouml;t&uuml; dost, seni şak şaklayıp eksiklerini &ouml;rtendir. <br /> 217. En k&ouml;t&uuml; d&uuml;şmanlık insanlara y&ouml;nelendir.<br /> 218. En k&ouml;t&uuml; şey, insanın kendisini beğenmesidir.<br /> 219. En kuvvetli kişi, kendi nefsine galip olan kişidir<br /> 220. En talihsiz memleket, insanlarının her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;venlikten yoksun yaşadıkları memlekettir. <br /> 221. En yakını yitiren en uzağı yardımcı olarak bulamaz. <br /> 222. En yakışıklı elbise, erdem elbisesidir. <br /> 223. Erdemin başı ilimdir. <br /> 224. Erkeklerin s&uuml;s&uuml; edeptir, kadınların s&uuml;s&uuml; de altındır. <br /> 225. Esnaf ve t&uuml;ccara dikkat edin; onlara gereken &ouml;nemi g&ouml;sterin, fakat ihtik&acirc;r, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.<br /> 226. Evim gelen herkesin kendi ortamıdır. Kilerimiz yiyecek alana a&ccedil;ıktır. B&uuml;t&uuml;n varımızı sunarız. Sadece ekmek ve sirke olsa da.<br /> 227. Evl&acirc;tlarınızı yaşayacakları zamana g&ouml;re, terbiye ediniz. <br /> 228. Evl&acirc;tlarınızı yaşayacakları zamana g&ouml;re yetiştiriniz<br /> 229. Ey &Acirc;demoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası i&ccedil;in biriktirmedesin. <br /> 230. Ey Allah&rsquo;ım, ka&ccedil; evin &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiğimde zevk ve yapay mutlulukla şenlenmişti.<br /> 231. Ey insanlar! Bilgi edindiğiniz zaman hidayet&acute;e ermeniz i&ccedil;in bilginize uyunuz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilminin tersine hareket eden alim, cehlaletten ayrılmaz, yolunu kayıp etmiş cahile benzer. <br /> 232. Ey karamsar; bilmelisin ki, bu devranın değişmeyen tek bir kanunu var o da değişmektir.<br /> 233. Eziyet etme, eziyete engel ol. Diline sahip ol, can feda olsun sana yardımcı olan dost arkadaşlığına.<br /> 234. Fasık ve g&uuml;nahk&acirc;r kimselerle arkadaş olmaktan ka&ccedil;ının, &ccedil;&uuml;nk&uuml; k&ouml;t&uuml;l&uuml;k k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe kavuşur.<br /> 235. Faz&icirc;letlerin başı ilimdir. <br /> 236. Faz&icirc;let sahibinin kıymetini, ancak faz&icirc;let sahibi bilir.<br /> 237. Fazla yemek ve yemek &uuml;st&uuml;ne yemekten ka&ccedil;ının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur<br /> 238. Fırsat karınca y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; ile gelir, yıldırım hızı ile gider. <br /> 239. Fırsat yaz bulutu gibi gelip ge&ccedil;er, elinize ge&ccedil;tiğinde faydalanmasını bilin. <br /> 240. Fikir &ccedil;atışmalarından hakikat &ccedil;ıkar. <br /> 241. Fikir &ccedil;atışmalarında dikkat &ccedil;ıkar.<br /> 242. Fikir sahibi her şeyden ibret alır.<br /> 243. Gayb sırlarından bana sorunuz, M&uuml;rsel peygamberlerin t&uuml;m ilimlerine varisim ben.<br /> 244. Garip, dostu olmayan kimsedir. <br /> 245. Gazap ve &ouml;fkeden ka&ccedil;ınınız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.<br /> 246. Gece ile g&uuml;nd&uuml;z seni işlerler. Onları sen işle. Onlar her g&uuml;n senden bir şey koparıyor, sen de onlardan bir şey koparmaya bak. <br /> 247. Ge&ccedil;imini mertce kazanmaya &ccedil;alış. Nefsini al&ccedil;aklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kalasın.<br /> 248. Gen&ccedil;lik g&uuml;nlerini d&uuml;ş&uuml;nmek, hasrettir. <br /> 249. Ger&ccedil;ek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır. <br /> 250. Ger&ccedil;ek dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir. <br /> 251. Ger&ccedil;ek dostlar, &ccedil;ok v&uuml;cutlu, tek kalpli varlıklardır. <br /> 252. Ger&ccedil;ek karşısında &ouml;fkelenmek ayıptır. <br /> 253. Ger&ccedil;ekle savaşan, elbette alt olur gider.<br /> 254. Ger&ccedil;ekleri s&ouml;ylemekten korkmayınız.<br /> 255. Gereksiz şeylerin peşinden koşan gerekli şeyleri ka&ccedil;ırır. <br /> 256. G&ouml;rmediğim Allah&rsquo;a ib&acirc;det etmedim, tapmam. <br /> 257. G&ouml;zleri k&ouml;r olan birisine doğanın ne kadar g&uuml;zel olduğunu anlatamazsınız.<br /> 258. G&uuml;ler y&uuml;z g&ouml;stermek, c&ouml;mertlik yerine ge&ccedil;er. <br /> 259. G&uuml;ler y&uuml;z, dostluk yaratır. <br /> 260. G&uuml;nah işlememek, t&ouml;vbe etmekten daha iyidir. <br /> 261. G&uuml;naha alt olarak &uuml;st&uuml;nl&uuml;k bulan, &uuml;st&uuml;nl&uuml;k elde etmemiştir, şerle &uuml;st olan alt olmuştur.<br /> 262. G&uuml;nahın en k&ouml;t&uuml;s&uuml;, hafife alınan g&uuml;nahtır.<br /> 263. G&uuml;zel bir hayat s&uuml;rd&uuml;rmek istiyorsan kıskanma, cimri olma ve hırslı olma.<br /> 264. G&uuml;zel bir siyaset, iktidarı s&uuml;rekli kılar. <br /> 265. G&uuml;zel huy, bir ganimettir. <br /> 266. G&uuml;zellik giyinenlerin s&uuml;sl&uuml;ğ&uuml; ile oluşmaz; bilgi ve terbiye ile g&uuml;zel olunur.<br /> 267. Haddini bilen kimse, hakaret g&ouml;rmez. <br /> 268. Hain kişilere vef&acirc;da bulunmak, Allah&rsquo;a hıy&acirc;nette bulunmaktır; hainlere gadretmekse, Allah&rsquo;a vef&acirc; etmek demektir. <br /> 269. Hakkı bilirsen, Hakkın ehlinide bilirsin.<br /> 270. Halka karşı daima i&ccedil;inizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın. <br /> 271. Halka istemediği, hoşlanmadığı şeyleri s&ouml;yleyen kişi hakkında halk da, istemediği şeyleri s&ouml;yler.<br /> 272. Halkın g&uuml;venini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırınız.<br /> 273. Halkın en mutlusu, insanlarla iyi ge&ccedil;inen kimsedir.<br /> 274. Hakiki dost; sıkıntılı zamanlarda, senin gurur ve izzet-i nefsini kırmadan, sana yardım edenlerdir. <br /> 275. Hakkı ayakta tutmak i&ccedil;in yardımlaşmak emanet ve dindarlıktır.<br /> 276. Haktan sonra delaletten başka ne vardır ki&#8230;! <br /> 277. Haksız kazan&ccedil; ve ahl&acirc;ksızlıklara d&uuml;şmemeleri i&ccedil;in memurlarınıza yeterince maaş &ouml;deyiniz.<br /> 278. Haksızlık &ouml;n&uuml;nde eğilmeyiniz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.<br /> 279. Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır.<br /> 280. Halk i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k felaket, d&uuml;ş&uuml;nce ve bilim adamlarının d&uuml;ş&uuml;k ahlaklı kimseler oluşudur.<br /> 281. Halka h&uuml;rmet edenler, h&uuml;rmete mazhar, halkı tahrik edenler hakarete layık olurlar. Halka saygınlık veren kişi, saygın tutulmuştur. Halkı k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyenlerse saygı g&ouml;rmemişlerdir.<br /> 282. Halkın g&uuml;venini kazanınız ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırınız.<br /> 283. Halkın &ouml;nderi olmak isteyen biri &ouml;nce kendisini ıslah etmeli, daha sonra başkalarını ıslah etmeye başlamalı ve s&ouml;z ile diğerlerine edep &ouml;ğretmeden &ouml;nce g&uuml;zel davranışı ile onlara edep &ouml;ğretmelidir.<br /> 284. Hayat k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerle insan arasında perdedir.<br /> 285. Hayatın, karşısına &ccedil;ıkardığı m&uuml;şk&uuml;l hadiselere sabır ve tahamm&uuml;l et. Onları, hi&ccedil; kimseden bilme ve hi&ccedil; kimseye karşı kalbinde bir buğz ve ad&acirc;vet besleme; hi&ccedil; kimseye hiddet ve şiddet g&ouml;sterme. Bu suretle hareket edersen, en b&uuml;y&uuml;k m&uuml;şk&uuml;lleri bile yenersin ve sen de &ldquo;İns&acirc;n-ı k&acirc;mil&rdquo; mertebesine erersin. <br /> 286. Hayrı yapan, hayırdan da hayırlıdır; şer isteyense şerden de k&ouml;t&uuml;d&uuml;r.<br /> 287. Her hangi bir işde acele etme hataya d&uuml;şersin. <br /> 288. Her hangi bir m&uuml;cadelede son &ccedil;abasını harcayan, mutlaka zafer kazanır.<br /> 289. Her huyun en iyisini kendin i&ccedil;in se&ccedil;. <br /> 290. He insan senin gibi yaradılışa sahiptir.<br /> 291. Herkesin değeri, onun himmeti kadardır.<br /> 292. Her kim, bana bir harf &ouml;ğretse, ben ona kul, k&ouml;le olurum. <br /> 293. Her kim k&ouml;t&uuml;y&uuml; yasaklar, fesata kızar ve Allah&rsquo;ın yasaklarının hududu &ccedil;iğnendiği zaman &ouml;fkelenirse, Allah&rsquo;&uuml; Tealada o kulunun lehine &ouml;fkelenir.<br /> 294. Her kişinin değeri, yaptığı g&uuml;zel işiyle &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. <br /> 295. Her nereye baksam Allahı g&ouml;r&uuml;r&uuml;m.<br /> 296. Her sorunu kolay y&ouml;n&uuml;nden ele al, hayatında rahat edersin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sen sorunları kolaylıklarıyla ele aldık&ccedil;a &ccedil;&ouml;z&uuml;mleri de kolaylaşacaktır. <br /> 297. Her şey akla muhta&ccedil;tır, akıl da eğitime. <br /> 298. Her şey olması gereken zamanda oluşup elde edilir. Bunu bilmeyen cahil, yorgunluğuyla mahzun kalır. <br /> 299. Her şeye ibretle bakınız. Ve g&ouml;rd&uuml;klerinizden ibret alınız. <br /> 300. Her şeyi layık olduğu yere koyan Allah&rsquo;tır.<br /> 301. Her şeyin bir belası vardır ve iyiliğin belası da k&ouml;t&uuml; arkadaştır.<br /> 302. Her şeyin sonunu uzun uzun d&uuml;ş&uuml;nen ve bir t&uuml;rl&uuml; karar veremeyenlerden, şec&acirc;at ve cesaret namına, hi&ccedil;bir şey beklenemez.<br /> 303. Her şeyin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; İlim ve Bilimdir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilim ile Hakk&rsquo;a yol bulunur, bilim ile halka tahamm&uuml;l edilir.<br /> 304. Her şeyin en iyisi, en yeni olanıdır; ama dostların en iyisi, en eskileridir. <br /> 305. Herkes i&ccedil;in tatlı, acı bir son vardır. <br /> 306. Hırs seni kul etmesin, Allah seni h&uuml;r yarattı.<br /> 307. Hırs ve tamah, yorgunluk ve meşakkatin anahtarıdır. <br /> 308. Hızlı y&uuml;kselenlere imreniliyor. Oysa en hızlı y&uuml;kselenler toz, duman. saman ve t&uuml;yd&uuml;r. <br /> 309. Hi&ccedil; bir s&uuml;s edep kadar g&uuml;zel değildir.<br /> 310. Hi&ccedil; bir şey g&ouml;rmedim, meğer ondan evvel ve onunla, ondan sonra g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m hep Cen&acirc;b-ı Hak&rsquo;tır. <br /> 311. Hi&ccedil; bir zaman vaadinizden ve s&ouml;z&uuml;n&uuml;zden d&ouml;nmeyiniz.<br /> 312. Hi&ccedil; kimsenin hatasını y&uuml;z&uuml;ne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini misal g&ouml;stererek anlatınız. <br /> 313. Hi&ccedil;bir işte l&uuml;zumundan fazla aceleci olma. Dikkatli davranma sahibi olanlar, kendilerini bir &ccedil;ıkmaza girmekten muhafaza etmiş olurlar<br /> 314. Hikmet sahibi kişilerin s&ouml;zleri doğruysa ila&ccedil;tır, yanlışsa hastalıktır. <br /> 315. Hizmet&ccedil;iniz Allah&rsquo;a itaat etmezse onu cezalandırınız, ama eğer size itaat etmezse onu bağışlayabilirsiniz.<br /> 316. Hoş ge&ccedil;inmek aklın yarısıdır. <br /> 317. Huzur ve barışcıllığı arkadaş edinmişe yakınlaş, arkadaşlığından mutlu olmadığın kişiden uzak ol.<br /> 318. İbret alınacak şeyler ne &ccedil;ok, ibret alanlarsa ne az. <br /> 319. İhtir&acirc;s; feyiz ve kem&acirc;lin en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanıdır. <br /> 320. İhtiraslı kimse b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyaya sahip olsa da yine fakirdir.<br /> 321. İhtiyarlığın, &ouml;l&uuml;m habercindir. <br /> 322. İki şey vardır ki sonu bulunmaz; ilim, akıl. <br /> 323. İki şey vardır ki yitirmeden kadri bilinmez; gen&ccedil;lik ve afiyet. <br /> 324. İki t&uuml;r insan vardır. Bilen ve dinleyen.<br /> 325. İki y&uuml;zl&uuml; insanlardan uzaklaşınız. Zira iyi vaktinizde etrafınızda d&ouml;n&uuml;p dolaşırlar. K&ouml;t&uuml; vaktinizde derhal sizden ka&ccedil;arlar.<br /> 326. İki y&uuml;zl&uuml;n&uuml;n dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir. <br /> 327. İktisatlı olmayla ihtiya&ccedil;ların yarısı giderilebilir. <br /> 328. İlim bayrağımdır, nereye gitsem benimledir kalbim onun ilmiyle doludur, sanma ki boş bir sandıktır.<br /> 329. İlim b&uuml;t&uuml;n iyiliklerin anahtarıdır. <br /> 330. İlim hi&ccedil; bir servet ile satın alınmaz. Onun i&ccedil;indirki, bir cahil ne dercede zengin olursa olsun, en fakir bir alim ile mukayese olunmaz. <br /> 331. İlim insanın g&uuml;zelliğidir. Onu kazanmayı iste. Onu edin ki kahrıyla yaşayan insan bir olma. <br /> 332. İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim &ouml;ğretmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi c&ouml;mert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir. İlim sahibi c&ouml;mert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman s&uuml;recinde t&uuml;kenir, ilim uzun zaman s&uuml;recinde t&uuml;kenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin mirasıdır, mal ise eşkıyaların mirasıdır. <br /> 333. İlim meclisi, cennet bah&ccedil;esidir. <br /> 334. İlim isteyenine y&uuml;celiğinden akarak gelir. <br /> 335. İlim t&uuml;kenmez bir hazine, akıl eskimek bilmez bir elbisedir. <br /> 336. İlim uygulamayla eşittir. Bilen uygular. İlim uygulamaları ile seslenir. Uygulama cevap verirse ne ala, vermedi mi İlim de g&ouml;&ccedil;er gider. <br /> 337. İlim ve tecr&uuml;benin asıl merkezi akıldır.<br /> 338. İlimden başka her şey azaldık&ccedil;a değeri y&uuml;kselir. İlim ise &ccedil;oğaldık&ccedil;a değeri y&uuml;kselir. <br /> 339. İlmin ayıbı, verimsiz oluşudur. <br /> 340. İlmin bereketi g&uuml;zel ameldir. <br /> 341. İlmin ver&acirc;seti olmaz, &ouml;l&uuml;lerinizin kemikleriyle &ouml;v&uuml;nemezsiniz.<br /> 342. İlmini saklayan cahil gibidir. <br /> 343. İnat, k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin kaynağıdır. <br /> 344. İnat&ccedil;ılık insanın aklına zararlıdır. <br /> 345. İnat&ccedil;ılık, savaş ve d&uuml;şmanlığa yol a&ccedil;ar. <br /> 346. İnatı&ccedil;ılığın insanın d&uuml;nya ve ahiretine zararı her şeyden &ccedil;oktur.<br /> 347. İnanan insanın y&uuml;z&uuml;nde g&uuml;le&ccedil;lik vardır, kalbindeyse h&uuml;z&uuml;n. G&ouml;nl&uuml; her şeyden geniştir, nefsi her şeyden al&ccedil;ak. Y&uuml;celikten nefret eder, ş&ouml;hrete d&uuml;şmandır, gamı gussası uzundur, d&uuml;ş&uuml;nmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, &ccedil;ok ş&uuml;kreder, &ccedil;ok sabreder, d&uuml;ş&uuml;nceye dalmıştır. İhtiyacı olanları g&ouml;r&uuml;nce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. H&ucirc;yu g&uuml;zeldir, ge&ccedil;inmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, h&ucirc;y bakımından al&ccedil;ak. <br /> 348. İnsaf, ihtilafı giderir ve arkadaşlığa yol a&ccedil;ar.<br /> 349. İnsanı vaktinden &ouml;nce yıpratan bir şey varsa o da tembelliktir.<br /> 350. İnsan belayı dilden bulur. <br /> 351. İnsan cahil olduğu şeyin d&uuml;şmanıdır. <br /> 352. İnsan d&uuml;n bir tohumdu, yarın toprak olacak. <br /> 353. İnsana bin dost az, bir d&uuml;şman &ccedil;oktur.<br /> 354. İnsanda dil olmazsa, insan s&ouml;z s&ouml;ylemezse, surete b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş bir varlıktan, yahut başıboş bırakılmış otlayan bir hayvandan başka ne olabilir ki? <br /> 355. İnsandaki edep, onun altınından daha iyidir. <br /> 356. İnsanın en şiddetli d&uuml;şmanı gazabıyla şehvetidir.<br /> 357. İnsanın değeri, &ouml;nem verdiği şeye g&ouml;redir. <br /> 358. İnsanın dilekleri kendisine yakındır. Her şey den &ccedil;ok insana yakın olansa &ouml;l&uuml;md&uuml;r.<br /> 359. İnsanın kendisine iyilik edeni &ouml;vmesi, iyiliği arttırır. <br /> 360. İnsanın kendisi salih ve iyi olursa, Allah onun salih olması vasıtasıyla &ccedil;ocuklarını ve torunlarını da salih eder.<br /> 361. İnsanın kişiliğini s&ouml;z&uuml; teyid eder.<br /> 362. İnsanın kurtuluşu doğruluktadır. <br /> 363. İnsanın tevazu sahibi olması, kendisine ikram getirir. <br /> 364. İnsanın utanması, &ouml;rt&uuml;s&uuml;d&uuml;r. <br /> 365. İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra &ouml;lmesi, k&uuml;&ccedil;&uuml;kken &ouml;l&uuml;p hesapsız Cennet&rsquo;e girmesinden daha hayırlıdır.<br /> 366. İnsanın v&uuml;cudunda yerleşmiş olan sırlar, g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e a&ccedil;ığa &ccedil;ıkar.<br /> 367. İnsanlar yaşarken uyur, &ouml;l&uuml;rken uyanırlar. <br /> 368. İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zenginlik y&ouml;n&uuml;nden farklı oldukları s&uuml;rece, birbirleriyle g&uuml;zel ge&ccedil;inirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;k &uuml;stlenmekten ka&ccedil;arak) helak olurlardı. <br /> 369. İnsanlar arasında Allah&rsquo;ı en iyi bilen, O&rsquo;nu &ccedil;ok seven, tam itaat edendir.<br /> 370. İnsanlara faydası olmayanı &ouml;l&uuml;ler arasında say, git. <br /> 371. İnsanları al&ccedil;altan ve nihayet mahveden 3 şeydir: Birincisi, hasislik. İkincisi, servet d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; bencillik ve kibirliktir.<br /> 372. İnsanların değerlerini &ouml;l&ccedil;mek i&ccedil;in değerli olmak gerek. <br /> 373. İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyenidir. Bundan daha acizi de kardeş edindikten sonra onu yitirendir. <br /> 374. İnsanların en al&ccedil;ağı haksız yere başkalarına hakaret edendir.<br /> 375. İnsanların en g&uuml;&ccedil;s&uuml;z&uuml; dost bulmada g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekendir, ondan daha g&uuml;&ccedil;s&uuml;z&uuml; ise, dostlarını yitirip yapayalnız kalandır. <br /> 376. İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla g&uuml;c&uuml; yetenidir.<br /> 377. İnsanların g&uuml;zel edebe, altın ve g&uuml;m&uuml;şten daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil;ları vardır. <br /> 378. İnsanların kalbi vahşi ve başıboştur; kim onlarla ilgilenirse onlara doğru cezbolur<br /> 379. İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r<br /> 380. İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlardır. <br /> 381. İnsanların vefat eden akraba ya da dostları i&ccedil;in feryatlarla ağlamalarına şaşırıyorum.<br /> 382. İnsanlarla &ouml;yle ge&ccedil;inin ki, &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde size ağlasınlar, sağ kalırsanız sevgiyle &ccedil;ağrışsınlar sizin i&ccedil;in. <br /> 383. İnsanlarla &ouml;yle ge&ccedil;inin ki &ouml;ld&uuml;n&uuml;z m&uuml; ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle &ccedil;ağırsınlar sizi. <br /> 384. İslam TESLİM&rsquo;dir. Teslim ise yakındır, yakın tasdiktir. Tasdik ikrar, ikrar eda, eda da ameldir. <br /> 385. İsraf ve taşkınlık eden kimsenin &uuml;&ccedil; belirtisi vardır: Sahip olmadığı bir şeyi ister, parasına sahip olmadığı bir şeyi satın alır, parasına sahip olmadığı bir elbiseyi giyer. <br /> 386. İşlerin en zoru alışkanlığı terketmektir.<br /> 387. İyi niyetlilik, g&ouml;nle ferahlık, bedene esenliktir. <br /> 388. İyi ve k&ouml;t&uuml; insana aynı değeri vermek doğru değildir, bu suretle birincisini iyilikten soğutur, ikincisini k&ouml;t&uuml;l&uuml;k yolunda cesaretlendirirsin. <br /> 389. İyiliği emret ki, iyi ehlinden (iyilerden) olasın. <br /> 390. İyilik yapandan ş&uuml;phelenmek, haksızlıkların en &ccedil;irkini ve g&uuml;nahların en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. <br /> 391. İyilik ediniz, onun mukabilinde fenalık g&ouml;receğinizi, katiyyen aklınıza getirmeyin. <br /> 392. İyilikle, h&uuml;r adamı k&ouml;le yaparsın. <br /> 393. Kadına aşırı d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;k, ahmakların işidir. <br /> 394. Kadının hayırlısı, sevgi dolu, doğurgan olanıdır. <br /> 395. Kalb, k&ouml;r olduktan sonra g&ouml;zlerin g&ouml;rmesinde hi&ccedil; bir fayda yoktur. <br /> 396. Kalb temiz olursa, dilden g&uuml;zel s&ouml;zler &ccedil;ıkar.<br /> 397. Kalbler, kablara benzer. Hayırlı olan, hayırla dolu olanıdır. <br /> 398. Kan d&ouml;kmekten ka&ccedil;ının, İsl&acirc;m&rsquo;ın h&uuml;k&uuml;mlerine g&ouml;re cezalandırılması gerekmeyen kimseleri &ouml;ld&uuml;rmeyiniz.<br /> 399. Kardeşi i&ccedil;in kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi d&uuml;şer. <br /> 400. Kendi aybına bakan kimse ve onu ıslaha &ccedil;alışan kişi, halkın ayıbına bakmaz. <br /> 401. Kendi &ccedil;ocuğunu edeplendirdiğin şeyle yetimi de edeplendir ve &ccedil;ocuğunun eğitimi i&ccedil;in yararlandığın yerden yetim i&ccedil;in de yararlan.<br /> 402. Kendi g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle yetinen, canını tehlikeye atmıştır <br /> 403. Kendi kadrini bilen helak olmaz. <br /> 404. Kendin i&ccedil;in istediğini başkaları i&ccedil;in de iste, kendin i&ccedil;in istemediğin bir şeyi başkası i&ccedil;in de isteme.<br /> 405. Kendine reva g&ouml;rmediği şeyi başkasına reva g&ouml;ren insan Kamil olamaz. <br /> 406. Kendisine edep y&uuml;klenen kimsenin k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri azalır.<br /> 407. Kendini bilen Allah&rsquo;ını da bilir. <br /> 408. Kendini c&ouml;mertliğe alıştır ve her ahlakın en iyisini se&ccedil;; &ccedil;&uuml;nk&uuml; iyilik alışkanlık haline gelir.<br /> 409. Kendini g&uuml;&ccedil;l&uuml;kler karşısında sabretmeye alıştır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; haksızlık karşısında Hak i&ccedil;in sabretmek en iyi ahl&acirc;ktır. <br /> 410. Kendini tanımayan kimse kurtuluş yolundan uzaklaşarak cehalet ve sapıklık yoluna giriverir.<br /> 411. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan bir kimsenin kusur ve zaaf noktaları aşikar olu<br /> 412. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan kimse bir &ccedil;ok &uuml;z&uuml;nt&uuml; ve acı &ccedil;eker.&rdquo;r.<br /> 413. Kendisini tanıyan kişi, Allah&rsquo;ını da tanır. <br /> 414. Kendini bilmeyen başkasını nasıl bilir? <br /> 415. Kınama ve azarlamada aşırı gitmek inata neden olur.<br /> 416. Kıskan&ccedil; insan hi&ccedil;bir zaman rahatlık ve huzur y&uuml;z&uuml; g&ouml;rmez.<br /> 417. Kıskan&ccedil; kimse daima hasta olur.<br /> 418. Kıskan&ccedil;lık hasta eder. <br /> 419. Kıskan&ccedil;lık hastalıkların en k&ouml;t&uuml;s&uuml;d&uuml;r. <br /> 420. Kıskan&ccedil;lık, ateşin odunu yediği gibi oda iyilikleri yer. <br /> 421. Kıskan&ccedil;lık insanın d&uuml;nyasını karartır. <br /> 422. Kıskan&ccedil;lık, insanın kalbi ve sinirleri &uuml;zerinde k&ouml;t&uuml; etkiler bırakır ve insanı hasta eder.<br /> 423. Kıskan&ccedil;lık, ruhun hapsidir. <br /> 424. Kıskan&ccedil;lık, v&uuml;cudu kemirir. <br /> 425. Kim bir işte halka &ouml;nc&uuml; olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle &ouml;ğ&uuml;t vermeden &ouml;nce, h&ucirc;yuyla &ouml;ğ&uuml;t vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara muallimlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer. <br /> 426. Kim; halkın ayıplarını g&ouml;r&uuml;r, onları kınar, fakat kendisi de o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir. <br /> 427. Kim ki cimrilikten uzaktır, dostluğumu kazanır. Cimrilik ederse beni karşısına alır, yergimi kazanır.<br /> 428. Kimin s&ouml;ylediğine değil, ne s&ouml;ylediğine bak.<br /> 429. Kimsenin yanlışını y&uuml;z&uuml;ne vurmayınız. Başka birisini g&ouml;stererek &lsquo;gelinim sen anla&rsquo; gibisinden uyarınız. <br /> 430. Kişi bilmediğinin d&uuml;şmanıdır. Kişi dili altında saklıdır? Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız. <br /> 431. Kişinin karşılaşacağı b&uuml;t&uuml;n sorunların kolay olması beklenemez, bazılarının kolay olmasının yanında bazıları zor olacaktır. <br /> 432. Kişinin yapısını oluşturan &ouml;z iyi değilse, o kişinin ağzından iyi s&ouml;zler &ccedil;ıkmaz.<br /> 433. Kitaplar bilginlerin bah&ccedil;eleridir. <br /> 434. Kitaplar, bilgi sahiplerinin bah&ccedil;eleridir.<br /> 435. Konuşun da tanışın, &ccedil;&uuml;nk&uuml; insan dilinin altında gizlidir. <br /> 436. Korku, afetlerden biridir.<br /> 437. Korkulan her şey zarar vermez. <br /> 438. K&ouml;t&uuml; alışkanlıkları terketmek en b&uuml;y&uuml;k ibadetlerdendir<br /> 439. K&ouml;t&uuml; evlat, insanın en b&uuml;y&uuml;k musibetlerdendir<br /> 440. K&ouml;t&uuml; evlat, ailenin şerefini yıkar ve ge&ccedil;mişine leke s&uuml;rer. <br /> 441. K&ouml;t&uuml; evlat anne ve babanın şerafetini yok eder ve geriye kalanları rezil eder.<br /> 442. K&ouml;t&uuml; huylarını terk et. Halkın h&uuml;rmetlerine mazhar olursun.<br /> 443. K&ouml;t&uuml; insanlarla oturup kalkmak, iyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.<br /> 444. K&ouml;t&uuml; yaratılışlının liderliği olmaz. <br /> 445. K&ouml;t&uuml; zanlı olup, dostlarını elinden &ccedil;ıkarma. <br /> 446. K&ouml;t&uuml;l&uuml;kten &ccedil;ekinmek, iyi bir iş yapmaktan yeğdir. <br /> 447. Kul &uuml;midi yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız g&uuml;nahları kendini korkutmalıdır. <br /> 448. Kullar, bilmedikleri şeylerde duraksasalardı ne k&acirc;fir olurlardı, ne de sapıklığa d&uuml;şerlerdi.<br /> 449. Kutsal g&ouml;revinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hi&ccedil; aklınızdan &ccedil;ıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara k&ouml;t&uuml; davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiya&ccedil; duydukları her zaman huzurunuza &ccedil;ıkmalarına engel olmayınız.<br /> 450. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir insandan gelen b&uuml;y&uuml;k bir fikri k&uuml;&ccedil;&uuml;mseme. <br /> 451. K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;kte soru soran kimse, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;nde cevap veren biri olur. <br /> 452. Layık olmayan kimselere y&uuml;z suyu d&ouml;kme; kendini beyhude yere rezil edersin.<br /> 453. Lisanını k&uuml;fre alıştırma. Tatlı dilli ol. Yoksa &ouml;n&uuml;ne gelene havlayan k&ouml;peklere d&ouml;nersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.<br /> 454. Mal &ccedil;okluğu kalpleri bozar, g&uuml;nahları doğurur. <br /> 455. Mal, isteklerin temelidir. <br /> 456. Mal m&uuml;lk toplayıp biriktirme, kime topladığın bilinmez. <br /> 457. Mal- m&uuml;lk yığmakla uğraşanlar yaşarken &ouml;lm&uuml;şlerdir. Allah&rsquo;a teslim olmuş alimler ise insanlık var olduğu s&uuml;rece yaşamaya devam ederler. V&uuml;cutları toprak olup gitmiştir, ama iz ve etkileri y&uuml;reklerde yaşar.<br /> 458. Mal, m&uuml;lk insanın g&ouml;z&uuml;n&uuml; doyurmaz, kalp zenginliğine &ccedil;alış. <br /> 459. Malından vermeyeni zenginlerden sayma. <br /> 460. Marifetlerin en &uuml;st&uuml;n&uuml; insanın kendisini tanımasıdır ve en b&uuml;y&uuml;k cahillik ise insanın kendini tanımamasıdır.<br /> 461. Mazideki esefli ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;l&uuml; olaylarla kalbini doldurma, gelecekte uğraşmaya zaman bulamazsın. <br /> 462. Mazluma yardımcı ol, zalime d&uuml;şman kesil.<br /> 463. Mazlumu, zalimin elinden kurtaracağım.<br /> 464. Mazlumun &ouml;&ccedil; alma g&uuml;n&uuml;, zalimin zulmettiği g&uuml;nden daha korkun&ccedil;tur. <br /> 465. Memurlarınızı se&ccedil;erken zalim y&ouml;neticilere hizmet etmemiş ve devletin su&ccedil;larından ve zul&uuml;mlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat ediniz. <br /> 466. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun i&ccedil;in g&uuml;vendiğiniz samimi kişileri kullanınız. Mektuplar ve m&uuml;racaatlara bizzat kendiniz cevap veriniz.<br /> 467. Merhamet ve ib&acirc;detlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inziv&acirc; k&ouml;şesinde ib&acirc;det etmektir. <br /> 468. Midenizi fazla hayvan mezarlığı yapmayınız.<br /> 469. Milletlerin &ouml;l&ccedil;&uuml; ve terazisi adalettir. <br /> 470. Misafirine g&uuml;c&uuml;n yettiğince ikramda bulun, &ouml;yle ki ona saygıda seni miras&ccedil;ı kabul etsinler. <br /> 471. Mutlu ile arkadaş olan, mutlu olur. <br /> 472. M&uuml;kemmel insan eksiklerini ve kusurlarını bilendir. En k&ouml;t&uuml;s&uuml; ise insanların doyumsuz isteklerinin ve hırsının peşine d&uuml;şendir.<br /> 473. M&uuml;min, kardeşi a&ccedil;ken doyasıya yemez. <br /> 474. M&uuml;&rsquo;min, insanların ez&acirc;sına tahamm&uuml;l eden, fakat hi&ccedil; kimsenin ondan incinmediği kişidir.<br /> 475. M&uuml;&rsquo;min, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona g&uuml;ler y&uuml;z g&ouml;stermemeye başladı mı ondan ayrıldı demektir. <br /> 476. M&uuml;sl&uuml;man olsun olmasın herkese aynı davranın. M&uuml;sl&uuml;manlar kardeşleriniz, m&uuml;sl&uuml;man olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.<br /> 477. Namus, g&uuml;zelliğin sadakasıdır. <br /> 478. Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hi&ccedil; kimsenin g&ouml;rmediğine h&uuml;kmetme. Seni, mutlaka bir g&ouml;ren vardır. O da Allah&rsquo;tır. <br /> 479. Ne y&uuml;ksek mevki ile sevin, nede d&uuml;şk&uuml;n olduğuna &uuml;z&uuml;l.<br /> 480. Nefsine h&acirc;kim olman, en &uuml;st&uuml;n g&uuml;&ccedil;, kudrettir. Ona buyruk y&uuml;r&uuml;tmen en hayırlı em&acirc;rettir. <br /> 481. Nesebinle değil edebinle &ouml;ğ&uuml;n.<br /> 482. Nerede bir bilgin g&ouml;r&uuml;rsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir. <br /> 483. Nice bilgin vardır ki, bilgisi olduğu halde ona fayda vermez de bilgisizliği &ouml;ld&uuml;r&uuml;r giderir onu.<br /> 484. Nice kan vardır ki, onu dil d&ouml;ker. <br /> 485. Nice zengin vardır ki, yoksuldan da yoksuldur; nice b&uuml;y&uuml;k kişi vardır ki, her aşağılık kişiden de aşağıdır, nice yoksul vardır ki, b&uuml;t&uuml;n zenginlerden daha zengindir.<br /> 486. Oyun, hayranı biri saadete eremez. <br /> 487. Oysa &ouml;l&uuml;m cebimizde bize hep eşlik etmektedir, neden cahiller de feryadla karşılanır, &ouml;l&uuml;m neden b&ouml;yle şaşkınlık yaratıyor.<br /> 488. &Ouml;fke delilikten bir b&ouml;l&uuml;md&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, sahibi nadim olur, nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.<br /> 489. &Ouml;fke g&uuml;c&uuml;n&uuml; izleyecek olursan seni helak eder.<br /> 490. &Ouml;fke korkun&ccedil; bir ateştir. Onu bastıran ateşi s&ouml;nd&uuml;r&uuml;r, yapamayan i&ccedil;inde yanıp gider. <br /> 491. &Ouml;fke k&ouml;t&uuml; bir arkadaştır. Kusur ve &ccedil;irkinlikleri a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarır, insanı k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe yakınlaştırıp iyilikten uzaklaştırır.<br /> 492. &Ouml;fke ve kızgınlıktan koru kendini. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır. <br /> 493. &Ouml;fkeden ka&ccedil;ın, sakın &ouml;fke sana galip olup alışkanlık haline gelmesin.<br /> 494. &Ouml;l ama al&ccedil;alma, azı yeter bul ama y&uuml;zsuyu d&ouml;kme. <br /> 495. &Ouml;ld&uuml;kten sonra yaşamak isterseniz kalıcı bir eser bırakınız. <br /> 496. &Ouml;ld&uuml;kten sonra da yaşamak isterseniz, &ouml;lmez bir eser bırakınız.<br /> 497. &Ouml;l&uuml;m ahiretin kapısıdır. <br /> 498. &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmak, kalbi paslatır. <br /> 499. &Ouml;l&uuml;m&uuml; unutmayan, g&uuml;zel şeylere tutkun olur. <br /> 500. &Ouml;l&uuml;m&uuml;n belirtisi doğmaktır. <br /> 501. &Ouml;nder &ouml;nce kendini eğitmeli, sonra diğerlerini. &Ouml;nce kendi edebiyle &ouml;rnek olmalı, sonra &ouml;ğ&uuml;t ve nasihatla. <br /> 502. &Ouml;ğren, Cahil kalma. Ali yalın ayaklıların en hayırlısıdır.<br /> 503. &Ouml;v&uuml;nmeye değer şeyler g&uuml;&ccedil;l&uuml; akıl, utanma, nefsinden sakınma ve eğitimdir.<br /> 504. &Ouml;yle bir devir ki hi&ccedil;bir arkadaşın senden hoşnut değil. Ve &ouml;yle bir devir ki hi&ccedil;bir dostun sana d&uuml;r&uuml;st ve ger&ccedil;ek dost değil.<br /> 505. &Ouml;yle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kardeşlik husule gelsin. Ve senin bulunmadığın yerlerde, seni m&uuml;dahele etmek i&ccedil;in d&uuml;şmanlarınla penceleşsin.<br /> 506. Par&ccedil;alayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir. <br /> 507. Perde kaldırılırsa yakinim (bilincim) artmaz benim.<br /> 508. Renkten renge giriş, inan&ccedil;tan inanca ge&ccedil;iş, ahmaklığın alametlerindendir.<br /> 509. Rezil kişilerin başa ge&ccedil;mesi, insanlara afettir. <br /> 510. Sabır acılığının meyvesi zaferdir. <br /> 511. Sabır en g&uuml;zel huy, ilim de en şerefli s&uuml;s eşyasıdır. <br /> 512. Sabır iki t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. İstemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; Sevdiğin, istediğin şeye sabretmek. <br /> 513. Sakın aile ve akrabalarının bedbahtlardan olmasına sebep olan birisi olmayasın.<br /> 514. Sakın başkasının k&ouml;lesi olma; &ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah seni h&uuml;r yaratmıştır. <br /> 515. Sakın cahil kimselerle şaka etme. Onların halleri ve dilleri akrebin kuyruğu gibidir; derhal senin kalbini zehirleyebilir.<br /> 516. Sakın insanların eşit olduğu şeyi tekelleştirmeye kalkma.<br /> 517. Saltanat ve tahakk&uuml;m hırsına kapılanlar, debdebe ve saltanat i&ccedil;inde yaşamış olsalar bile, daima lanetle anılırlar.<br /> 518. Sana cefa edeni utandırman i&ccedil;in hoş&ccedil;a ge&ccedil;inmeye &ccedil;alış. <br /> 519. Sana ni&ccedil;in yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamağa kalkacağın işleri yapmaktan &ccedil;ekin. <br /> 520. Sana karşılık iyilik yapanlara, teşekk&uuml;r etmesini bilenlere de iyilik et.<br /> 521. Sana &ouml;ğ&uuml;t veren, sana geniş kredi a&ccedil;mış t&uuml;ccara benzer. <br /> 522. Sefih olanlar lisanla dostluk g&ouml;sterirler. Fakat kalbleri fesatla doludur. <br /> 523. Sen ey insan. Ayan beyan bir kitapsın, harfleriyle y&uuml;reğin okunur.<br /> 524. Sen &ouml;yle bir kitap ilmisin ki, harflerin, esrarı &ccedil;&ouml;zer.<br /> 525. Seni yalnız iyi g&uuml;nlerinde arayan, d&uuml;şk&uuml;n g&uuml;nlerinde senden ka&ccedil;acaktır. <br /> 526. Seni, sende bulunmayan &ouml;zellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir g&uuml;n gelir yapmadığın su&ccedil;ları da &uuml;st&uuml;ne yığarak seni &ccedil;ekiştirmeye, &ccedil;eliştirmeye kalkar. <br /> 527. Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını ger&ccedil;ekleştir. <br /> 528. Seviyesiz insanların bana cahilce s&ouml;zlerine karşılık vermekten tiksinti duyarım.<br /> 529. Sırrı erdemli olandan başkasına verme. Yanlız o erdemli insanlarda sır olarak kalabilir.<br /> 530. Sırlarını ona buna a&ccedil;ıyorsan, başına gelecek zilletlere razı ol. <br /> 531. Sızlanmak, sabırdan zordur. <br /> 532. Siyaseti başaramayan başkan olamaz. <br /> 533. Siyasetlerin (y&ouml;netimlerin) en zoru alışkanlıkları değiştirmektir. <br /> 534. Sizin en k&ouml;t&uuml;n&uuml;z insanları &ccedil;ekiştirerek dostlar arasında ayrılık d&uuml;ş&uuml;ren ve temiz insanlara kusur bulan kimsedir. <br /> 535. Sizin i&ccedil;in korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.<br /> 536. Sizin hayırlınız, g&uuml;nahına ger&ccedil;ekten &ccedil;ok t&ouml;vbe edenlerdir. <br /> 537. Sizin i&ccedil;in korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi Hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.<br /> 538. Sizler mallarınızla halkı kuşatamazsınız (onların g&ouml;n&uuml;llerini hoş edemezsiniz); &ouml;yleyse a&ccedil;ık y&uuml;zl&uuml;l&uuml;k ve g&uuml;zel davranışınızla onları kuşatınız; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben Allah Resul&uuml;n&uuml;n ş&ouml;yle buyurduğunu duydum: &ldquo;sizler, mallarınızla halkın g&ouml;n&uuml;llerini hoş edemezsiniz; o halde ahlakınızla onların g&ouml;n&uuml;llerini hoş edin&rdquo; <br /> 539. Sorun benden beni yitirmeden, bana g&ouml;k yollarını sorunuz, onları yery&uuml;z&uuml; yollarından daha iyi tanırım.<br /> 540. Sorun bana beni yitirmeden; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; andolsun Allah&rsquo;a, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;da hi&ccedil;bir &acirc;yet yoktur ki ni&ccedil;in ve kimin hakkında indi, nerde indi, d&uuml;zl&uuml;kte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Ger&ccedil;ekten de Rabbim bana, anlayan bir akıl, s&ouml;yleyen bir dil ihs&acirc;n etmiştir. <br /> 541. Soruya verilen cevap &ccedil;oğalınca doğru gizli kalır. <br /> 542. Soyluluk; babaların, anaların mensup oldukları soyla boyla değil, &ouml;v&uuml;lecek &uuml;st&uuml;nl&uuml;kle kazanılır.<br /> 543. S&ouml;ylemediğin s&ouml;z&uuml;n hakimi, s&ouml;ylediğin s&ouml;z&uuml;n mahkumusun. <br /> 544. S&ouml;yleyene bakma, s&ouml;ylenene bak. <br /> 545. S&ouml;z ila&ccedil;tır, azı yaşatır, &ccedil;oğu &ouml;ld&uuml;r&uuml;r. <br /> 546. S&ouml;z; ok ve mızraktan daha tesirlidir. <br /> 547. S&ouml;z benim ağzımdayken s&ouml;z benim esirim, s&ouml;z ağzımdan &ccedil;ıkdıktan sonra ben s&ouml;z&uuml;m&uuml;n esiri olurum. <br /> 548. S&ouml;z dilinin susutuğu ve amel dilinin s&ouml;ylediği nasihat hi&ccedil;bir kulak tarafından kovulmaz ve onun faydası ile hi&ccedil;bir fayda bir olmaz.<br /> 549. S&ouml;z sizin ağzınızda olduğu s&uuml;rece, s&ouml;z sizin esiriniz, s&ouml;z ağzınızdan &ccedil;ıktıktan sonra siz s&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml;n esiri olursunuz. <br /> 550. S&ouml;z&uuml;n g&uuml;m&uuml;ş olsa da, ey nefs s&uuml;kut (suskunluk) altındır.<br /> 551. S&ouml;z&uuml;n g&uuml;zelliği, kısalığındadır. <br /> 552. S&ouml;z&uuml;nde duramayacağın bir yerde s&ouml;z verme ve kefaletine vef&acirc; edemeyeceğin yerde kefil olma.<br /> 553. Susmak, ağırbaşlılığı arttırır. <br /> 554. Susmak, sana ağırbaşlı bir elbise giydirir ve sonunda &ouml;z&uuml;r dileme zorundan korur. <br /> 555. S&uuml;k&ucirc;t, yalan s&ouml;ylemekten ve başkalarını &ccedil;ekiştirmekten herh&acirc;lde evl&acirc;dır. <br /> 556. Şahsınıza fenalık eden bir d&uuml;şmanı affediniz. L&acirc;kin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz. <br /> 557. Şehvet bir kapıdan girer, akıl &ouml;b&uuml;r kapıdan &ccedil;ıkar. <br /> 558. Şer&rsquo;den &ccedil;ekinen kişi, hayır yapana benzer; su&ccedil;tan sakınan kişi, iyilikte bulunana d&ouml;ner. <br /> 559. Şeref ve namus, en b&uuml;y&uuml;k hazinedir. Onlara m&acirc;lik olanlar, hayatlarını d&acirc;im&acirc; memnun ve mesut ge&ccedil;irirler. <br /> 560. Şeref ve soyluluk, y&uuml;ksek &ouml;zellik ve niteliklerden gelir, ataların &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş kemiklerinden değil. <br /> 561. Şerefine d&uuml;şk&uuml;n olan k&ouml;t&uuml; cevap almaktan kendini sakınır. İnsanların davranışlarını d&uuml;ş&uuml;nerek ve g&ouml;zeterek onlarla uyum i&ccedil;inde yaşayan kendi kişiliğinide korur.<br /> 562. Şerefli ve &ouml;nemli bir mevkiiniz olması i&ccedil;in bilime sarılınız. <br /> 563. Şiddetli istek mutluluğun en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanıdır. <br /> 564. Şu (Kur&rsquo;&acirc;n), Allah&rsquo;ın suskun kitabıdır; ben ise Allah&rsquo;ın konuşan kitabıyım.<br /> 565. Ş&uuml;k&uuml;r nimetlerin s&uuml;s&uuml;d&uuml;r. <br /> 566. Takva, Allah&rsquo;ın yap dediğini yapmak, yapma dediğinden ka&ccedil;maktır. <br /> 567. Tamah mihneti davet eder. <br /> 568. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu t&uuml;r davranışlar sizi zulme ve despotluğa &ccedil;eker.<br /> 569. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdır.<br /> 570. Tecr&uuml;be fayda ile beraber gelen ilimdir.<br /> 571. Terbiyesizlikle kendisini d&uuml;ş&uuml;reni, soydan gelme asalet y&uuml;kseltemez. <br /> 572. Tev&acirc;zu g&ouml;steriniz ki, halkın h&uuml;rmet ve tekrimini (saygısını) kazanasınız. <br /> 573. T&ouml;vbe etmek elindeyken, &uuml;midini kesene şaşarım. <br /> 574. Uygunsuz yerlere giren, kendini t&ouml;hmete kaptırır. <br /> 575. Utancın &uuml;st&uuml;n&uuml;, insanın kendinden utanmasıdır.<br /> 576. &Uuml;&ccedil; sınıf Allah sevgisinden uzak tutulmuştur: Zalimler, onlara yardak&ccedil;ılık edenler ve zulm&uuml; hoş karşılayanlar. <br /> 577. &Uuml;&ccedil; şey hayatı tatsızlaştırır: kin, kıskan&ccedil;lık ve k&ouml;t&uuml; huyluluk. <br /> 578. &Uuml;&ccedil; şey insana hayatı zindan eder: Ağırlaşan aile y&uuml;k&uuml;, bor&ccedil;ların baskısı ve bir hastalığın s&uuml;r&uuml;p gitmesi. <br /> 579. &Uuml;&ccedil; şeyi kendinizde tutup saklayın: Cesaretiniz, bilginiz ve malınız. Bazı insanlar sahip olduğunuz bu 3 şeye d&uuml;şmandır ve o insanları ancak bu 3 şeyi kaybetmeniz sevindirir ve razı eder.<br /> 580. &Uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslamak, ayıpların en k&ouml;t&uuml;s&uuml;d&uuml;r. <br /> 581. Varlıklı kişiden ellerinin i&ccedil;inde senin i&ccedil;in ne skladığını bilmedik&ccedil;e uzak dur.<br /> 582. Verilen s&ouml;z, zamanında yerine getirilmesi gereken bir bor&ccedil;tur. <br /> 583. Ya siz bizi yok edersiniz ya da, biz sizi yok ederiz. Ya da barışı daha uygun g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z.<br /> 584. Yakınlarına yardımı bırakan, d&uuml;şmanlarına yardım etmiş olur. <br /> 585. Yalan hıyanettir, doğruluk emanettir. <br /> 586. Yalan s&ouml;ylemenin sonu, kınanmaktır. <br /> 587. Yalan ve iki y&uuml;zl&uuml;l&uuml;k en k&ouml;t&uuml; ahlaktır. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır: evvela sana diller d&ouml;ker, bir&ccedil;ok şeyler vaad eder. Sonra senden vazge&ccedil;er. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir &ccedil;ok şey s&ouml;yler.<br /> 588. Yalancılardan daima uzak bulununuz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlarla i&ccedil;li dışlı olur ve onlarla dolaşıp kalkarsanız, sizde yalancı olursunuz. <br /> 589. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır. Evvela sana diller d&ouml;ker, bir&ccedil;ok şeyler vaad eder. Sonra senden vazge&ccedil;er. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir &ccedil;ok şey s&ouml;yler. <br /> 590. Yalandan daha k&ouml;t&uuml; bir kabahat yoktur.<br /> 591. Yalanlanacağından korktuğun bir şeyi anlatma. <br /> 592. Yanlışını g&uuml;n&uuml;nde g&ouml;r&uuml;p nefsine sitem edersen yanlışın faydaya d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. D&uuml;nde kalan yaşam ge&ccedil;mişle yok olur gider.<br /> 593. Yaptığın iyilikleri ve sana anlatılanları gizle. <br /> 594. Y&acirc; Rabb&icirc;! Ben sana cennet i&ccedil;in değil, cehennem korkusu i&ccedil;in de ib&acirc;det etmiyorum. Belki seni tapınmağa l&acirc;yık olarak tanıdığım i&ccedil;in ib&acirc;detimi yapıyorum. <br /> 595. Yaşamın tecr&uuml;beleri doğru karar verebilmeyi &ouml;ğretti, &ouml;yleki artık beni bitirmeye &ndash;yok etmeye gelen şeyleri ben bitirip&ndash; yok ettim.<br /> 596. Yeni ilmi şeyleri &ouml;ğrenmekle, kalbinizin yorgunluğunu ve rahatsızlığını giderin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; kalpleriniz de v&uuml;cudunuz gibi yorulur.<br /> 597. Yeni mal, m&uuml;lk edinmeden &ouml;nce yığdıklarınızı kullanınız. <br /> 598. Yerilen aşağılık kişiler saygınlık d&ouml;şeklerine oturacak olursa biz ayağa kalkarız. <br /> 599. Yoksullar bazen &ccedil;ok m&uuml;şkil durumlarda kalırlar. S&ouml;yledikleri s&ouml;zler ne kadar doğru olursa olsun, onları dinleyenler s&ouml;zlerine kulak asmazlar.<br /> 600. Yoksula yardımı dilenmeden yap. Sen onu el a&ccedil;mak zorunda bırakırsan, verdiğin sadaka ile, onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satmaktan kurtarırsın. <br /> 601. Yoksullarla otur, ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; artırırsın. <br /> 602. Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra iner. <br /> 603. Yol c&uuml;mleden Ulu&rsquo;dur.<br /> 604. Yola d&uuml;şmeden arkadaşı, eve girmeden de komşuyu sor. <br /> 605. Y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze karşı yapılan şişirme &ouml;vg&uuml;leri dinlemekten kendinizi koruyunuz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar, kalpleri kirletip ortalığa pis bir koku yayarlar.<br /> 606. Yumuşak ahlak, soyluluk ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ktendir. Yumuşak huyluluğun bitmez t&uuml;kenmez kaynağı ol. Kimseye asla eziyet etme, yaptığın şeyin sonu&ccedil;larını g&ouml;r&uuml;r ve duyarsın.<br /> 607. Yumuşak konuş, sevilirsin.Y&uuml;ce kişinin a&ccedil; kalınca, aşağılık kişinin karnı doyunca saldırısından korkun. <br /> 608. Y&uuml;kseklik taslamak al&ccedil;altır, al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;k y&uuml;kseltir. <br /> 609. Zalime gelip &ccedil;atan adalet g&uuml;n&uuml;, mazlumun uğradığı cevir ve cefa mihnetinden &ccedil;etindir.Şiddet son dereceyi buldu mu ferahlık gelir &ccedil;atar. Bela halkaları tam daraldı mı genişlik y&uuml;z g&ouml;sterir.<br /> 610. Zalimin d&uuml;şmanı Allahtır. Zalimin ikbali de ge&ccedil;icidir. <br /> 611. Zaman bana karşı maske takındı, beni tanımazlıktan -g&ouml;rmemezlikten geldi, bilmedi ki ben g&uuml;ne saygılıyım ve talihsizliklerin en korkulusunu bile kolay şeymiş gibi karşılarım.<br /> 612. Zaman ibret aynasıdır.<br /> 613. Zaman kendine uymazsa, kendini zamana uyduranlar. en akıllı kimselerdir.<br /> 614. Zaman sana uymaz, sen zamana uyacaksın.<br /> 615. Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır. <br /> 616. Zamanı değilse &ccedil;ok konuşma, s&ouml;ze başvurma, suskunlukla s&uuml;sle aklını.<br /> 617. Zamanının bir kısmı maziye karıştı. Geride kalan g&uuml;nlerinin sayısı da belli değil, fırsat varken &ccedil;alış. <br /> 618. Zamanın icaplarına uymayanlar, s&uuml;r&uuml;den ayrılmış koyunlar gibi geri kalırlar.<br /> 619. Zayıfları ziyaret etmek al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;ğ&uuml;n&uuml;ndendir. <br /> 620. Zenginlik gurbette bir vatan, Fakirlik vatanda bir gurbet gibidir. <br /> 621. Zenginliği g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemek, ş&uuml;k&uuml;rden sayılır. <br /> 622. Zenginliğin en y&uuml;cesi dilekleri terk etmektir. <br /> 623. Zulme ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe karşı &ccedil;ıkmayan daha belasına uğrar. <br /> (1) 28. Hz. Ali efendimizin g&uuml;zel s&ouml;zleri &ccedil;ok fazla olmasına rağmen, onların Hutbe ve mektuplarda olanlarla kendilerini ilgilendiren b&ouml;l&uuml;mlerini bu b&ouml;l&uuml;me almadık. <br /> (2) Bu Makale Kazım Balaban&#8217;ın Hz. Ali&#8217;nin Erdemleri adlı kitabından alınmıştır. </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/hz-alyden-oz-deyythler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
