MERSİYELER

Ali’m Esvabını Kokar Ağlarım – MERSİYELER

Algülü Sultan Ana – Ali‘m Esvabını Kokar Ağlarım Kerbela yemeni dolanıp gezsen Ali‘m yaralarım derin ağlarım Şehrubanu ile Haydar‘ım sarsan Ali’m esvabını kokar ağlarım   Gülsüm’ü Zehra‘mı verdim toprağa Kanları bezendi kızıl yaprağa Takatmı kalır ki canın sarmağa Ali‘m esvabını kokar ağlarım   Karalar içinde almı giyildi Susuz çöllerede sermi koyuldu Ecdadımız bir bir alıp soyuldu Ali‘m esvabını kokar ağlarım ... Devamını Oku »

Şehid-i Kerbela – MERSİYELER

Musa Aydın – ŞEHİD-İ KERBELA Bu Hüseyn kim ki cihân Mecnûn, o da Leylâ"dır Bu ne cânân ki bütün canlar ona şeydâdır   Bu nasıl âb-ı hayâttır ki cihân etşân ona Kâinât cümle bedendirse, Hüseyn"dir cân ona   Lâle-yi gülzâr-i ismet, nâzenîn-i Kibriyâ Bülbül-i bâğ-ı velâyet, nûr-i çeşm-i Mustafâ   Cân-ı Zehrâ-yı Betûl"dür, yâdigâr-i Murtezâ Seyyid-i mülk-i şehâdet, kıblegâh-ı evliyâ ... Devamını Oku »

Gökte melek, yerde insan ağladı – MERSİYELER

  Dedemoğlu – Gökte melek, yerde insan ağladı İmam Hüseyin’e olan zulumat Gökte melek, yerde insan ağladı Gidi kesti ellerini, doğradı Gökte melek, yerde insan ağladı Elin kesti bir Allah’ın zalimi O bilmedi ne olacak halini Ay tutuldu, gün düşürdü nurunu Gökte melek, yerde insan ağladı Bir su vermediler ol adil hana İçtiler Yezitler hem kana kana çok figan eyledi ... Devamını Oku »

Baksana – MERSİYELER

 ESİRİ – Baksana Deli gönül çok açılıp şad olma Kerbalada Şah Hüseyin‘e baksana Nefsine uyup ta kahkaha gülme Ehlibeyt yastadır gama baksana   Yezit kasteyledi vermedi suyu   Orada tutuldu Kasım‘ın soyu Sırriye ağlıyor ne murat deyu Fatımanın kınasına baksana   Ümmü gülsüm Zeynep çekerler tazip Kerbala çölleri mazluma nasip Siması peygamber cemali Yusuf Al ekberin leylasına baksana   Esiri cuş ... Devamını Oku »

Ah Senin Dertlerin İmam Hüseyin – MERSİYELER

Şah Hatayi Ah Senin Dertlerin İmam Hüseyin Gündüz Hayalimde Gece Düşümde Ah Senin Dertlerin İmam Hüseyin On İki Ayların Hem Sabahında Dilimde İvirdim İmam Hüseyin Hatice, Fatıma Divanda Bile Şehriban Geliyor Saç Yola Yola Ağladıkça Çeşmim Yaşını Sile Mah Yüzüne Dökmüş İmam Hüseyin Yarın İller Mahşer Derilinceğiz Sorgu Sual Orda Soruluncağız Kanlı Mektubumuz Verilinceğiz Hesabın Görüyor İmam Hüseyin Asası Elinde ... Devamını Oku »

Ah Hüseyin Şah Hüseyin – MERSİYELER

ŞAH HATAYİ Ah Hüseyin Şah Hüseyin Bugün matem günü geldi Ah Hüseyin Şah Hüseyin Senin derdin bağrım deldi Ah Hüseyin Şah Hüseyin   Kerbela’nın önü yazı Yüreğimden çıkmaz sızı Yezitler mi kırdı sizi Ah Hüseyin Şah Hüseyin   Bizimle gelenler gelsin Serini meydana koysun Hüseyin’le şehid olsun Ah Hüseyin Şah Hüseyin   Kerbela’nın yazıları Şehid düştü gazileri Fatmana’nın kuzuları Ah ... Devamını Oku »

Ağlar – MERSİYELER

KEMÂLÎ Ağlar Muharrem’dir, kamer mahzun, güneş me’yus kan ağlar Felek sergeşte mebhut, hayrete dalmış cihân ağlar   Cefay-ı şah-ı mazluma tahammül etmeyip dağlar Ezelden gözlerinden ablar olmuş revân ağlar   Ne düşmansın behey ibn-i recim, ey sâkiy-i iblis Senin yaptıklarına düşman-ı insan olan ağlar   Medine halkına kıldı veda ol kan-ı ilm-ül gayb Tutup âfâkı bir efgân, yanar pir ü ... Devamını Oku »

Cibril Var Haber Ver Sultân-ı Enbiyâya

KAZIM PAŞA Cibril Var Haber Ver Sultân-ı Enbiyâya Zâlimler el urup hep şemşîr-i can-rübâya Kasd ettiter serâpâ evlâd-ı Mustafâ’ya Devrân olup müsâid ol kavm-i bî-hayâya İsal olundu bî-dâd ser-hadd-i intihaya Kimler eder tahammül yâ Rab bu ibtilâya Âmâc edip vücudun bin nâvek-d kazaya Düştü Hüseyn atından sahrâ-yı Kerbelâ’ya Cibril var haber ver sultân-ı enbiyâya Cûş eyleyip belâya mânend-i mevc-i tûfân ... Devamını Oku »

Kızıl Feryat

METİN ATAM Kızıl Feryat   Gözyaşları sere serpe uzanmış sahra üstüne Akar yavaşça Fırat’a doğru Hıçkırıklar arasında çocuk sesleri Gün boyu feryat Ölüm üstüne Ve çıplak güneşte yankı sesleri Kılıçlar vurulur kalkan üstüne Bir güruh ki elinde şeytan üçgeni Üç yerden yumulur biri üstüne Diğeri yalnız üç beş kişidir Evinden uzak, yurdundan uzak Öyle bir yer ki, bela türetmiş Zalimden ... Devamını Oku »

Söylerem

Viranî Söylerem Murtazâ’yı sevmeze, bî-had la’net söylerem, Zâlime la’net olupdur, işte âyet söylerem. Murtazâ’yı sevmeyen, kande bulur îmânı u dîn, O Yezîd’in cânına la’neti, bi-gâyet söylerem. Murtazâ’nın düşmânına la’net var, sad hezâr, La’net-i Hak o Yezîd’e, bî-nihâye söylerem. Murtazâ’nın bendesiyem, canla, dilden yakın, Şânına tahkîk idüp, dilde şehâdet söylerem. Murtazâyîdir Vîrânî, bî-şübhe ve bî-nazîr, Şâh-ı Haydar, mâh-ı Haydar uş hidâyet ... Devamını Oku »