<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MUAMELAT&#8217;A AİT ERKANLAR &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/kategori/muamelata-ait-erkanlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Mar 2016 22:06:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>CENAZE HİZMETLERİ NASIL YAPILIR</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/cenaze-hizmetleri-nasil-yapilir/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/cenaze-hizmetleri-nasil-yapilir/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 23:09:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kazım Balaban-Seyyit Miktat Güler (Ağuiçen Ocağı) ]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[MUAMELAT'A AİT ERKANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/cenaze-hyzmetlery-nasil-yapilir/</guid>
				<description><![CDATA[CENAZE HİZMETLERİ NASIL YAPILIR? CENAZE NASIL KALDIRILIR? OKUNACAK DUALAR Viyana Alevi Kültür Birliği Kazım Balaban-Seyyit Miktat Güler (Ağuiçen Ocağı) Kelime-i Tevhid : La ilahe İllallah Alevi ve Bektaşi’lerin Kelime-i Şahadeti : Eşhedü enne Muhammed’ün Resülullah. Eşhedü enne Aliyy-ün Veliyullah, Vasiyi Resülullah. Üçler : Allah, Muhammed, Ali. Beşler : Hz. Muhammed, Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>CENAZE HİZMETLERİ NASIL YAPILIR?<br />
CENAZE NASIL KALDIRILIR?<br />
OKUNACAK DUALAR<br />
Viyana Alevi Kültür Birliği<br />
Kazım Balaban-Seyyit Miktat Güler (Ağuiçen Ocağı)</p>
<p>Kelime-i Tevhid :</p>
<p>La ilahe İllallah<br />
Alevi ve Bektaşi’lerin Kelime-i Şahadeti :<br />
Eşhedü enne Muhammed’ün Resülullah.<br />
Eşhedü enne Aliyy-ün Veliyullah, Vasiyi Resülullah.</p>
<p>Üçler : Allah, Muhammed, Ali.</p>
<p>Beşler : Hz. Muhammed, Hz. Fatma, Hz. Ali, Hz Hasan ve Hz. Hüseyin.</p>
<p>Peygambere Selâm :</p>
<p>Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Resülullah,<br />
Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Habibullah,<br />
Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Keremullah,<br />
Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Ekremel Ekremin,<br />
Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Şefi-i Ruz-i Arasat.</p>
<p>Tekbir :</p>
<p>Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Resülullah,<br />
Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Habibullah,<br />
Esselâtu vesselâmü aleyke Ya Seyyidel evveline vel âhirın,<br />
Velalâ cemi-ül Enbiya-i vel Mürselin,<br />
Vel hamdü lillâh-i Rabbil Alemin.</p>
<p>Derleyen Seyyit Miktat Güler<br />
Viyana Alevi Kültür Birliği Yayınları No : 1 / Mayıs 2005 / Viyana</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Viyana’lı Canlarımıza ve diğer bölgelerdeki dostlarımıza&#8230;!</p>
<p>Viyana Alevi Kültür Birliği, Türkiye’den gelen biz Aleviler tarafından 1990 yılında kuruldu.<br />
Zamanla Derneğimizin bünyesinde bir çok hizmet yanında, çeşitli kurslar da verilmeye başlandı. Gün geldi Semah kursu, gün geldi Saz kursları, gün geldi çarpık eğitim sistemi yüzünden okula gidemiyen canlarımıza okuma-yazma kursları verildi. Şu anda da dernek bünyemizde Saz, Bilgisayar, Almanca, İngilizce ve Okula giden çocuklara okul derslerinde çeşitli destek kursları ve Cenaze kaldırma eğitim kursları verilmektedir. Artık çok çeşitli hizmetler için geniş salonlarımız ve bir de Kütüphanemiz var.<br />
Tunceli / Hozat /Yeni ismi Karabakır köyü doğumlu, Ağuiçen Ocağına mensup Miktat Güler Dede misafir olarak Avusturya’da bulunduğu sırada, derneğimizin ihtiyacı olan Cenaze Hizmetleri kursunu yerine getirmiştir.<br />
Sevgili Dedemize ve bilgisayarda bu kitabın hazırlanmasına yardımcı olan Derneğimizin Üyesi Sayın Kazım Balaban’a teşekkür ederiz.<br />
Ayrıca bu Kitap Derneğimizin Yayını olarak yayınlanmaktadır.</p>
<p>Viyana Alevi Kültür Birliği Yönetim Kurulu adına</p>
<p>Başkan Hasan Ayık<br />
Mayıs / 2005 / Viyana</p>
<p>İrtibat ve Telefonlarımız :</p>
<p>Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği Tel : 0043- 1 &#8211; 729 83 75<br />
Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği Fax : 0043- 1 &#8211; 729 88 25<br />
Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği E-Mail : viyana_alevi_birligi@hotmail.com<br />
Seyyit Miktat Güler / Avusturya Cep : 0676 925 88 20 :<br />
Seyyit Miktat Güler / Mersin Ev : 0090 324 320 45 82<br />
Seyyit Miktat Güler / Ankara Ev : 0090 312 482 05 68<br />
Seyyit Miktat Güler / Türkiye Cep : 0090 536 38 65 943<br />
Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği Adresi : 1210 Wien, Schererster 4<br />
&#8230;&#8230;.</p>
<p>İçindekiler :</p>
<p>1. CENAZE KALDIRILMA HALİ : Sayfa&#8230;..<br />
2. KEFENİN BİÇİLMESİ : Sayfa&#8230;..<br />
3. HAKKA YÜRÜYEN KİŞİNİN HELAL’LIĞININ ALINMASI : Sayfa&#8230;..<br />
4. CENAZE NAMAZI : Sayfa&#8230;..<br />
5. MEVTANIN KABİRE VERİLMESİ : Sayfa&#8230;..<br />
6. ÖLEN MEVTAYA VERİLECEK TELKİN : Sayfa&#8230;..<br />
7. TAZİYE VERME : Sayfa&#8230;..<br />
8. 40. ve 52. GÜNLERİNDE OKUNAN DUA : Sayfa&#8230;..<br />
9. SOFRA DUASI : Sayfa&#8230;..<br />
10. NİKÂH DUASI : Sayfa&#8230;..</p>
<p>1 / CENAZE KALDIRILMA HALİ</p>
<p>Bir erkek veya bayan Canın Hakka yürümesi halinde yanında bulunan biri Besmele çekerek Hakka yürüyen kişinin gözlerini kapatır. Temiz bir bez ile çenesini bağlar. Elbisesini çıkarır ve ayaklarını düzeltir. Kollarını yanlarına düzgün bir şekilde uzatır. Başından ayaklarına kadar temiz bir örtü çekerek üstünü kapatır. Ve Cenazenin yıkanma / kaldırılma işlemine başlanır.<br />
Cenazeyi kaldıran İmam şöyle dua eder. ‘’Allahım, şu fani dünyadan baki dünyaya geçen ve önünü sana çevirmiş er / hatun kişi oğlu veya kızını Allah rızası için bedenini Dünya kirlerinden yıkayıp temizlemeye niyet ettim.’’<br />
İmamın dışında ölüyü, kendisini en yakını olduğu bilinen kişi yıkar. Erkeği erkek, bayanı gene bir bayan yıkar. Kadın kendi kocasını yıkayabilir. Fakat erkek kendi eşini yıkayamaz. Ancak bir bayanı gerektiğinde eşinin de yıkayabileceğine dair Hadisler vardır.<br />
Bluğ çağına (gençlik yaşına) henüz gelmemiş kız çocuklarını erkekler, erkek çocuklarını da bayanlar (kadınlar) yıkayabilir.<br />
Yıkayıcının yanında 4 adet sünger bezi, 4 çift eldiven bulunur. Su kaynatılarak ılık hale getirilir. Şampuan veya sabun temin edilir ve eldiven takılarak ceset yıkanmaya başlar.<br />
Ceset yıkanmaya Besmele (Bismillahirrahmanirrahim) okunarak başlanır. Evvelâ avret yerleri (cinsel alanları) temiz bir şekilde yıkanır.<br />
Mevtayı (Cesedi) yıkayanın yanında yardımcı bulunur ve birlikte mevtayı oturur duruma getirirler. Ve karnını sıvazlayarak mevtanın karnında bulunan havanın çıkarılmasına çalışılır. Ve avret yerleri son bir kez daha temiz yıkanır.<br />
Yıkayıcı elindeki süngeri bırakarak eldivenini ve süngerini değiştirir. Kullanılmamış bir çift eldiven takar. Yeni bir sünger alarak mevtanın başını ve yüzünü tertemiz yıkar. Ağzına, dudaklarına 3 defa su verir. Sonra burnuna 3 sefer su döker. Kulaklarına mes verilir. (su dökülür)</p>
<p>Daha sonra vücudun ayak kısmının yıkanmasına başlanır. Önce sağ ayak, sonra sol ayak temiz bir şekilde yıkanır. Her yıkanan ayağa, sonunda üçer defa su dökülür. Sonra önce Sağ eli, sonra sol eli dirseğine kadar kadar temiz bir şekilde yıkanır. Her yıkanan yere ‘’Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ehl-i Beyt ‘’ denilerek 3 defa su dökülür. Mevta sol tarafa çevrilir. Sağ tarafı baştan ayağa kadar 3 defa temiz bir şekilde yıkanır. Sonra Mevta sol tarafa döndürülerek aynı işlem sol taraf için yapılır.<br />
Daha sonra Mevta baştan ayağa kadar ‘’Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Al,’’ denilerek üçer defa daha su dökülür ve böylelikle Mevtanın yıkanma işlemi sona ermiş olur. Bu sayede Mevtaya Boy Abdesti verilmiş olur.</p>
<p>2 / KEFENİN BİÇİLMESİ :</p>
<p>Kefen hiç kullanılmamış temiz bir bezden oluşur. Eskiden Mevtayı yıkamak için eskiden kefen bezinden eldiven dikilirdi. Şimdi ise hazır kullanılmamış sünger ve eldivenler vardır ve eski usul uygulamalara gerek kalmamıştır.<br />
Bağlama ipi olarak kefen bezinden 10. cm. Genişliğinde 150 cm. Uzunluğunda 3 adet bağ kesilir. Mevta tabuta konulurken kabire indirmek için, biri omuz hizasında, biri bel üzerinde ve biri de ayaklarından bağlanır.<br />
Mevtayı kabire indirdikten sonra sonra bağlanan bağlar çözülür.<br />
Yakasız gömlek 2 kat olarak Mevtanın boyun kökünden ayaklarına kadar olan uzunlukta kesilir. Ortasında Mevtanın kafası geçebilecek bir delik açılır. Bir katı Mevtanın altına serilir. Mevtanın başı ortada ki deliğe denk getirilerek başından geçirilir. Üst katı da Mevtanın üzerine örtülür ve ilk defa bu yakasız gömlek giydirilir.<br />
Eteklik Mevtanın boyu uzunluğunda bütün gövdeyi saracak şekilde genişçe kesilir. Mevtayı yana çevirerek altına sererek sağından ve solundan tümüyle Mevtaya sarılır. Sargı Mevtanın boyundan yaklaşık 60 Cm. Kadar uzun kesilmelidir.<br />
Uzun kesilmesinin nedeni Mevtanın baş ucundan düğüm vurulacağı için uzun olması şarttır. Mevta Kadın / Bayan ise kefen bezinden bir baş, bir de göğüs örtüsü kesilir.<br />
Son sargı bezi düğümlenmeden evvel biri başına sarılır, diğeri de göğsünün üstüne atılır. Ondan sonra ayak ile baş uçları düğümlenir, bağlar bağlanır ve Mevta tabuta konur. Böylece kefenleme işi tamamlanmış olur.</p>
<p>3 / HAKKA YÜRÜYEN KİŞİNİN HELALLIĞI’NIN ALINMASI:</p>
<p>Cenaze kefenlendikten sonra Musalla taşı (üzerine Mevta konulacak taş) üzerinde Mevta Kıbleye çevrilerek indirilir. Ve İmam olan kişi Mevtanın göğüs hizasında (istikametinde) durarak Kıbleye döner ve orada bulunan Cemaatten şu rızalığı ister.</p>
<p>‘’ Ey Ehli Cemaat, Kapı, Komşu ve Hısım akraba. Merhum (Hasan Efendi veya Hatun Fatma Bacı) bu fani (geçici) dünyadan, Baki (kalıcı) dünyayı mekân tutmuştur. Bunun alacaklarına ve vereceklerine Ana, Baba, Eş, Kardeş ve Çocukları kefildirler. Sizlerinde üzerinizde bulunan dünya ve Ahirete ait haklarınızı Helâl edip kendisinden razı mısınız? Diyerek 3 defa sorar.</p>
<p>Cemaat genellikle hep bir ağızdan şöyle cevap verir.</p>
<p>‘’ Razıyız’’ veya ‘’ Razıyız, Allah da razı olsun’’ derler.</p>
<p>İmam daha sonra Cemaate döner ve şu soruyu sorar.</p>
<p>’’ Ey Ehli Cemaat, Kapı, Komşu ve Hısım akraba. Merhum (Hasan Efendi veya Hatun Fatma Bacı’yı) nasıl bilirdiniz, Nasıl görürdünüz?</p>
<p>Diyerek 3 defa sorar.</p>
<p>Cemaat genellikle ‘’ İyi bilirdik, iyi görürdük’’ diye cevap verirler.</p>
<p>Ancak bazı yörelerde, genellikle batı kentlerinde ‘’ Allah bilir’’ diye cevaplayan Alevi toplulukları da vardır.</p>
<p>Daha sonra aşağıda yazılı şekilde bulunan dualar birlikte okunur.</p>
<p>Ali İmran Suresi, 185. Ayet ;</p>
<p>Le tebtübelevünne fiemvaliküm ve enfüsülküm vele tesmeunne minellezine ütül kitabe min kabliküm ve minellezine eşreku ezen keira ve intasbiru ve tettekü fe inne zalike min azmil ümür.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Taha Suresi 55. Ayet : Ve lekat eraynahü ayatina külleha fe kezzebe ve eba.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
‘’Bismillahirrahmanirrahim. Essalatü vesselamü alâ Seyyidina Muhammed’in ve ala Ali Seyyidine Muhammed’in ve ala Ali etbai Muhammed’in ve elhamdülillahirabilial alemin’’</p>
<p>Ey Gökleri ve yerleri yaratan kadir mutlak Tanrım. Merhum (&#8230;.. Bacımız / Kardeşimiz) bu fani dünyadan, Baki dünyayı mekân tutmuştur. Yüzünü sana çevirmiş ve Affına sığınmıştır.<br />
Bir eşi ve benzeri olmayan Allahım. Rahman ve Rahim olan da sensin. Yer de sensin, gök te sensin. Esirgeyen de sensin, bağışlayan da sensin. Dönüş sanadır.</p>
<p>(Ali İmran 185 ) Zaten herkes ölümü tadacaktır. (Taha 55-) Diyorsun ki Sizi topraktan yarattım. Toprağa vereceğim ve tekrar topraktan çıkaracağım.) İnandık ve iman ettik. Kıyamet günü herkes günahlarını sana eksiksiz ödeyecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse kurtulmuştur. Bu dünya geçici yararlanmadan başka bir şey de değildir.</p>
<p>Bunun için Merhum (Hasan Efendi veya Hatun Fatma Bacı) bu dünyadan bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahlarını</p>
<p>• Adem-i Seyfullah,<br />
• Ruh-i Nebiyullah,<br />
• Şit-i Naciyullah<br />
• İbrahim-i Halilullah,<br />
• İsmail-i Teslimullah,<br />
• Musa-i Kelamullah,<br />
• İsa-i Ruhullah,<br />
• Muhammed’i Habibullah,<br />
• Ali’yil Veliullah,<br />
• Ve Ehl-i Beyti Resülullah hakkı için bağışla Ya Rabbi.<br />
• Hatice-tül Kibriya,<br />
• Fatime-tül Zöhre’nin yüzsuyu hürmetine, Cehennem Nar’ını, Kabir Azab’ını gösterme Ya Rabbi. Amin. Amin. Amin.</p>
<p>El Fatiha:</p>
<p>1. Bismillahirrahmanirrahim<br />
2. El hamdü lillahi rabbil alemin<br />
3. Er rahmanir rahıym<br />
4. Maliki yevmid din<br />
5. İyyake na&#8217;büdü ve iyyake nesteıyn<br />
6. İhdinas sıratal müstekıym<br />
7. Sıratallezine en&#8217;amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin. Amin.</p>
<p>Türkçe Anlamı :<br />
1 &#8211; Rahmân ve Rahîm olan Allah&#8217;ın adıyla,<br />
2 &#8211; Hamd, alemlerin Rabbi Allah&#8217;a mahsustur,<br />
3 &#8211; O Rahman ve Rahim&#8217;dir,<br />
4 &#8211; O, din gününün sahibidir,<br />
5 &#8211; (Ya Rab!) Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz,<br />
6 &#8211; Bizi doğu yola eriştir.<br />
7 &#8211; O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna. Gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil. ’’Allah Rahmet Eylesin’’</p>
<p>İsteyen kitapçıkta bulunan başka duaları da ekleyebilir.</p>
<p>4 / CENAZE NAMAZI:</p>
<p>Öncelikle Cenaze namazına durmak için herkes abdestli olmak zorundadır. İmam olan kişi Mevtanın göğüs hizasında duracak şekilde yüzünü Kıbleye dönerek (Er kişi niyetine, hatun kişi niyetine, masum kız çocuğu niyetine, masum erkek çocuğu niyetine diyerek Mevta bunlardan hangisi ise)</p>
<p>’’ &#8230;. Allah rızası için namaza’’ ‘’Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyti için salavate, Meyit için duaya, dört Tekbir ile bilenler duasını, bilmeyenler –UYDUM hazır olan İmama- diyerek Hakka yürüyen kişi için duaya duralım’’</p>
<p>Cemaaten bilenler İmamla birlikte duaya eşlik ederler, bilmeyenler de bilenlere uyarlar.</p>
<p>İmam olan kişi Kabirin 3 adım gerisinde Kıbleye dönerek ‘’Allahü Ekber’’ der ve dört defa Tekbir okur. Bu arada Erkek kişiler ellerini göbek üzerinde birleştirirler. Bayanlar da ellerini göğüs üzerinde birleştirirler.</p>
<p>Burada Sübaneke duası okunur.</p>
<p>Dua : Sübhaneke. Allahümme ve bilhamdike ve tebereke’smük ve teala ceddüke ve celle senaaüke ve lailaha ğayrük.</p>
<p>Türkçe Anlamı : Ey Allahım. Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Senin şanın yücedir. Seni daima böyle anar ve böyle överim. Senin adın mübarektir. Azamet ve Celalin yüksektir. Seni anmak yücedir. Senden başka İlah yoktur.</p>
<p>Ve hep birlikte ‘’Allahu Ekber’’ denir.</p>
<p>Eller inmeden ikinci Tekbir okunur. Allahu Ekber, Allah hümme salih, Allah hümme barik duaları aşağıda ki gibi hep birlikte okunur.</p>
<p>‘’Allah hümme salli, Ala Muhammed’in ve ala Ali Muhammed’in kema salleyte Ala İbrahim’e, ve Ala Ali İbrahim’e inneke hamidün Mecid’’</p>
<p>‘’Allah hümme barik Ala Muhammed’in ve Ala Ali Muhammed’in kema barekte Ala İbrahim’e ve Ala Ali İbrahim’e inneke hamudün Mecid’’</p>
<p>Allah Hümme Salli Duasının Türkçesi :</p>
<p>‘’Ey Allahım. İbrahim ve İbrahim’in ailesine rahmet verdiğin gibi Muhammed’e ve onun ailesine de rahmet ver. Şüphesiz sen en çok övülensin. Şanı yücesin’’</p>
<p>Allah Hümme Barik Duasının Türkçesi :</p>
<p>‘’Ey Allahım. İbrahim ve İbrahim’in ailesine bereket verdiğin gibi hz. Muhammed’e ve onun ailesine de bereket ver. Muhakkak ki sen en çok övülensin. Şanı yücesin’’</p>
<p>Ve burada tekrar hep birlikte ‘’Allahu Ekber’’ denir.</p>
<p>Eller inmeden ‘’Allahümme ğfir li’’ duası okunur.</p>
<p>‘’Allahumme ğfir li hayyine ve meyyitina ve şahidina ve ğaibina ve zekerina ve ünsânâ ve sagrina ve kebirina Alahümme men ahyeytehü minna feahyilhi ala. La İslami ve men teveffeytehü minnâ fe-teveffehû alâ’l-iman. Ve hüssa hazâ’l-meyyite bi’r-ravhi ve’r-rahati ve rahmeti ve’l-magfirati ve’r ridvan Allahumme in kâne muhsinen fezid fi ihsanihi ve in kâne musi en fetecâvez anhu ve lekkihi’l-emne va’l-buşrâ ve’l-keramete ve’z zulfâ.<br />
Rahmetike ya arhamme rahimin’’</p>
<p>Türkçe Anlamı : Ey yüce Allahım. Dirimizi ve ölümüzü, burada olanımızı ve olmıyanımızı, erkeğimizi ve kadınımızı, Küçüğümüzü ve büyüğümüzü bağışla.<br />
Ey yüce Allahım. Bizden yaşattığını temiz ahlâk üzerine yaşat. Bizden Rahmetine aldığını iman üzerine aldır. Bu Merhume rahat, huzur, mahrifet ve rıza ihsan eyle.<br />
Ey yüce Allahım. Eğer bu iyi ise iyiliğini arttır. Günahı var ise günahından geç. Bunu güven, müjde, ikram ve yakınlık ile karşıla. Ey merhametlilerin merhametlisi. Rahmetinle bunu yap.</p>
<p>Ve tekrar hep birlikte ‘’Allahu Ekber’’ denir.</p>
<p>Essallamu aleyküm ve Rahmetullah denilerek, sağ omuzu hizasında başlar sağa çevrilir, selam verilir. Sonra sağ eller indirilir ve tekrar Essalamu Aleyküm ve Rahmetullah denilerek başlar sol omuz hizasından çevrilerek selam verilir. Sonra sol eller indirilir.</p>
<p>Cenaze namazı bu şekilde sona erer.</p>
<p>Cenaze dualarında Fatiha Suresi de okunabilir.</p>
<p>Not : Buraya kadar olan uygulama erişkin erkekler ve erişkin kadınlar içindir.</p>
<p>Yaşı küçük Masum kız ve erkek çocuklar için şu dua okunur.</p>
<p>Ey yüce Allahım. Bu masum (oğlancağızı veya kızcağızı) bizden önce cennete ulaştır. Ey yüce Allahım. Bu masumu bizim için ecir, sevap ve ahiret nimeti kıl. Bu masumcağızı bizim için şefaatçı kıl ve şefaatini kabul buyur.’’</p>
<p>Burada tekrar Allahüekber denilir.</p>
<p>Essallamu aleyküm ve Rahmetullah denilerek, sağ omuzu hizasında başlar sağa çevrilir, selam verilir. Sonra sağ eller indirilir ve tekrar Essalamu Aleyküm ve Rahmetullah denilerek başlar sol omuz hizasından çevrilerek selam verilir. Sonra sol eller indirilir. Cenaze namazı bu şekilde sona erer.</p>
<p>Bu aşamadan sonra sıra Mevtanın mezara konulma işlemine gelir.</p>
<p>5 / MEVTANIN KABİRE VERİLMESİ:</p>
<p>Mevta kabire konulurken, biri omuz hizasında, biri belinde, biri de ayaklarına bağlı olan bağlar çözülür ve Mevtanın yakasız gömleğin yüz kısmı açılır hale getirilir.<br />
Ve Mevta Kıbleye taraf çevrilir. Altı yumuşak toprak ile beslenir. İmam olan kişi burada kabrin başında ’’Bismillahi ve billahi ve ala milleti Ressulullah’’ dedikten sonra İmam, Kuranı Kerim’den Yasin-i Şerif, (gerekirse Yasin Duası) ile beraber Mülk (Tebareke) Suresini, Matem duasını, İhlas Suresini, Felek Suresini, Nas Suresini, Rebbena atına Ayetini / Duasını, Bakara Suresinin ilk 5 Ayetini okuduktan sonra Hatım Duasını, son olarak da Fatiha Suresini okur ve Def’in işlemleri sona erer.</p>
<p>Duaların okunması sırasında Yasin Suresinin çok uzun olması sebebiyle gerekirse Yasin Suresi niyetine kısa olan Yasin-i Şerif Dua’sı da okunabilir. Ayrıca bu surelerin tümünün okunması oldukça fazla zaman aldığı için bunlardan bir kısmının okunması yeterli olabilir.</p>
<p>Kısa olan Yasin-i Şerif’i Bağışlama Duası :</p>
<p>Sadekalahül’azıym. Subhane rabbiyel aliyyil’a’lel vahhab. E’uzü billahimineş’şeytanir’raciym.<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
‘’Elhamdü lillahi Rabbil’alemiyn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmeıyn.<br />
Allahümme inni es’ elüke Sabren Cemila. Ve kalben Selima ve lisanen zakira ve duaen müstecaba, ve Kitaben yemina, ve rizkan helale, ve na’imen müğima, ve Cenneten ve harira ve nadreten ve surürâ. Ya Kadiye’l Hâcât. Ve Ya mucibe’d Da’vat, ya Kaşife’d Durri ve’l belliyyat. Ya alime’s sırri ve’l hafiyyat, İkd-ı haceti fi hazihi’s Saa’ti’l Mübâreketi bi hürmeti Ya’sin ve’l Kur’anil hakıym. Fe iza kâda emran feinnema yekülu lehu. Kün feyekün, Fesübhane’llezi biyedihi melekütü külli şey’in ve ileyhi turceün.</p>
<p>Yasin-i Şerif Bağışlama Duası’nın Türkçe Anlamı :</p>
<p>Ya Rabbi. Okuduğum Yasin-i Şerifi yüce katında kabul eyle.Sevabını sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın aziz, latif ruhu şeriflerine hediye eyledik. Haberdar eyle Ya. Rabbi.<br />
Ölmüşlerimizi ve cümlemizi peygamberimizin şefaatına nail eyle Ya Rabbi. Bütün Peygamber Efendilerimizin ve bilcümle Evliyaullahın mübarek ruhlarına hediye eyledik. Vasıl eyle Ya Rabbi.<br />
Ya Rabbi. Okunan Yâsin-i Şerif’in sevabını bütün ölmüşlerimizin aziz ruhlarına hediye eyledik kabul eyle Ya Rabbi.<br />
Kabirleri Kur’an’ın nuru ile nur olsun. Makamları cennet olsun Ya Rabbi. Kabirlerini cehennem çukuru olmaktan koru Ya Rabbi. Okunan bu Yasin-i Şerif-i ve diğer sure ve dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi. Bi- hurmeti Tâhâ ve Yâsin, velhamdülillahi Rabbil’alemiyn.<br />
Subhâne Rabbike Rabbil’izzeti ammâ yasifün, ve selâmün alalmurseliyn. Velhamdülillahi Rabbil’aleminel’Fatiha.</p>
<p>YASİN Suresi :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>1. Ya. Sin<br />
2. Vel kur&#8217;anil hakiym<br />
3. İnneke le minel murseliyn<br />
4. Ala sıratım müstekıym<br />
5. Tenziylel aziyzir rahıym<br />
6. Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun<br />
7. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü&#8217;minun<br />
8. İnna cealna fı a&#8217;nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun<br />
9. Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun<br />
10. Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü&#8217;minun<br />
11. İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım<br />
12. İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey&#8217;in ahsaynahü fı imamim mübiyn<br />
13. Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun<br />
14. İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun<br />
15. Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey&#8217;in in entüm illa tekzibun<br />
16. Kalu rabbüna ya&#8217;lemü inna ileyküm le murselun<br />
17. Ve ma aleyna illel belağul mübın<br />
18. Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym<br />
19. Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun<br />
20. Ve cae min aksal medıneti racülüy yes&#8217;a kale ya kavmittebiul murseliyn<br />
21. İttebiu mel la yes&#8217;elüküm ecrav vehüm mühtedun<br />
22. Ve ma liye la a&#8217;büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun<br />
23. E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey&#8217;ev ve la yünkızun<br />
24. İnnı izel le fı dalalim mübın<br />
25. İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun<br />
26. Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya&#8217;lemun<br />
27. Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn<br />
28. Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba&#8217;dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn<br />
29. İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun<br />
30. Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun<br />
31. Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim hla yarciun<br />
32. Ve in küllül lemma cemiy&#8217;ul ledeyna muhdarun<br />
33. Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye&#8217;külun<br />
34. Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a&#8217;nabiv ve feccerna fiyha minel uyun<br />
35. Li ye&#8217;külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun<br />
36. Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya&#8217;lemun<br />
37. Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun<br />
38. Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike katdiyrul aziyzil aliym<br />
39. Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym<br />
40. Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun.<br />
41. Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun<br />
42. Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun<br />
43. Ve in neşe&#8217; nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun<br />
44. İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn<br />
45. Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun<br />
46. Ve ma te&#8217;tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu&#8217;ridıyn<br />
47. Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut&#8217;ımü mel lev yeşaüllahü at&#8217;amehu in entüm illa fı dalalim mübın<br />
48. Ve yekulune meta hazel va&#8217;dü in küntüm sadikıyn<br />
49. Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te&#8217;huzühüm vehüm yehıssımun<br />
50. Fela yestetıy&#8217;une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun<br />
51. Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun<br />
52. Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal mursilun.<br />
53. İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy&#8217;ul ledeyna muhdarun<br />
54. Fel yevme la tuzlemü nefsün şey&#8217;ev vela tüczevne illa ma küntüm ta&#8217;melun<br />
55. İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun<br />
56. Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun<br />
57. Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun<br />
58. Selamün kavlem mir rabbir rahıym<br />
59. Vemtazül yevme eyyühel mücrimun<br />
60. Elem a&#8217;hed ileyküm ya benı ademe el la ta&#8217;büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn<br />
61. Ve enı&#8217;büduni haza sıratum müstekıym<br />
62. Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta&#8217;kılun<br />
63. Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun<br />
64. Islevhel yevme bima küntüm tekfürun<br />
65. El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun<br />
66. Velev neşaü letamesna ala a&#8217;yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun<br />
67. Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun<br />
68. Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya&#8217;kılun<br />
69. Ve ma alemnahüş şı&#8217;ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur&#8217;anüm mübiyn<br />
70. Li yünzira men kane hayyve ve yehıkkal kavlü alel kafirın<br />
71. E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en&#8217;amen fehüm leha malikun<br />
72. Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye&#8217;külun<br />
73. Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun<br />
74. Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun<br />
75. La yestetıy&#8217;une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun<br />
76. Fela yahzünke kalühüm inna na&#8217;lemü ma yüsirrune ve ma yu&#8217;linun<br />
77. Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın<br />
78. Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım<br />
79. Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım<br />
80. Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun<br />
81. Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım<br />
82. İnnema emruhu iza erade şey&#8217;en ey yekule lehu kün fe yekun<br />
83. Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey&#8217;iv ve ileyhi türceun.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>1. Yâ, Sîn.<br />
2. Ey Muhammed, Kur&#8217;an&#8217;ı hakime and olsun,<br />
3./4 Ki sen doğru yol üzere, gönderilmiş Peygamberlerdensin,<br />
5./6 Bu Babaları uyarılmadığından, gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allahın indirdiği Kur’an’dır.<br />
7. And olsun ki, hüküm çoğunu aleyhine gerçekleşmiştir. Artık inanmazlar.<br />
8. Boyunlarına çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir. Bunun için başları kağılar başları yukarı kalkıktır.<br />
9. Önlerine ve arkalarına set çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler,<br />
10. Ey Muhammed, Onları uyarsan da, uyarmasan da birdir, İnanmazlar.<br />
11. Sen ancak Kur&#8217;an&#8217;a uyan ve görmediği halde Rahman&#8217;dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi bağışlanma ve cömertce verilecek bir ecirle müjdele!<br />
12. Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan biziz. Her şeyi ap açık bir kitapta saymışızdır.<br />
13. İnsanlara, halkına elçiler gelen kasabaları anlat.<br />
14. Onlara iki elçi göndermiştik, onu yalanladıkları için, üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar, &#8220;Biz, size gönderildik demişlerdi!&#8221;<br />
15. Kasabalılar ‘’Sizde ancak bizim gibi birer insansınız, Rahman da bir şey indirilmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz&#8221; Demişlerdi.<br />
16./17 Elçiler &#8221; Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir. Bize düşen ancak ap açık tebliğdir&#8221; demişlerdi.<br />
18. Kasabalılar ‘’ Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık, vazgeçemezsiniz. And olsub ki sizi taşlayacağız. Ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır.&#8221; Demişlerdi.<br />
19. Elçiler &#8220;Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır, siz, aşırı giden giden milletsizniz&#8221; demişlerdi.<br />
20. Şehirin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demiştir &#8220;Ey milletim, gönderilen elçilere uyun!&#8221;<br />
21. Sizden bir ücret istemeyenlere uyun. Onlar doğru yoldadırlar.<br />
22. Ben, beni yaratana ne diye kullluk etmeyeyim? Siz de ona döneceksiniz.<br />
23. Onu bırakıpta Tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bir zarar bermek isterse o Tanrıların Şefaatı bana fayda vermesin. Beni kurtaramazlar.<br />
24. Doğrusu o takdirde de ap açık bir sapıklık için de olurum.<br />
25. Şüphesiz ben Rabbinize inandım. Beni dinleyin,<br />
26./ 27. Ona Cennete gir denince ‘’keşke milletim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazar olanlardan kıldığını bilseydi’’ demişti.<br />
28./29. Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik. Zaten indirecekte değildik. Sadece tek bir çığlık o kadar hemen sönüp gittiler.<br />
30. Kullara yazıklar olsun. Kendilerine hangi elçi gelse onu alaya alıyorlardı.<br />
31. Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi onların bir daha kendilerine dönemediklerini görmezler mi?<br />
32. Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.<br />
33. İşte onlara bir delil. Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da, ondan yerler.<br />
34. Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz. Aralarında pınarlar fışkırtırız.<br />
35. Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler. Şükr etmezler mi?<br />
36. Yerin yetiştirdiklerinden kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir.<br />
37. Onlara bir delil de gecedir. Gündüzü ondan sıyırırız da, karanlıkta kalıverir.<br />
38. Güneş te yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu güçlü ve bilgin olan Allahın kanunudur.<br />
39. Ay’a da sonunda ki kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.<br />
40. Ay’a erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.<br />
41./42. Onlara bir delil de soylarını dolu gemi ile teşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.<br />
43. Dilesek, onları suda boğardık, Ne yardımlarına koşan bulunur ve nede kendileri kurtulabilirlerdi.<br />
44. Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.<br />
45. Onlara : ‘’ Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının. Belki acınırsınız’’ dendiği zaman (yüz çevirirler)<br />
46. Zaten Rabbinin ayetlerinin her hangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdir.<br />
47. Onlara : ‘’ Allahın size verdiği rızkdan sarf edin’’ denince inkâr edenler inanalara : ‘’Allah dilediği takdirde doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım?. Doğrusu siz ap açık sapıklıktasınız’’ derler.<br />
48. ‘’ Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?’’ derler.<br />
49. Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.<br />
50. O zaman, artık ne vasiyet edebilirler, ne de ailelerine dönebilirler.<br />
51. Sür’a üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.<br />
52. ‘’ Vah halimize! Yattığımız yerden kim kaldırdı?’’ derler. Onlara : ‘’ İşte Rahman olan Allah’ın vadettiği budur, Peygamberler doğru söylemişlerdi’’ denir.<br />
53. Tek bir çığlık kopar, Hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.<br />
54. Artık bugün kimseye hiç bir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılanmazsınız.<br />
55. Doğrusu bugün Cennetlikler eğlenceyle meşguldürler.<br />
56. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, Tahtlar üzerine yaslanmışlardır.<br />
57. Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.<br />
58. Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır.<br />
59-61. Allah şöyle buyurur. ‘’ Ey suçlular! Bu gün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, Şeytana tapmayın, O sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin, bu doğru yoldur bildirmedim mi?’’<br />
62. And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı. Akletmez miydiniz?<br />
63. İşte bu, size söz verilen cehennemdir.<br />
64. Bugün, inkârcılığınıza karşılık oraya girin.<br />
65. İşte o gün ağızlarını mühürleriz. Bizimle elleri elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.<br />
66. Dilesek gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?<br />
67. Dilesek onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler, ve ne de geri dönebilirlerdi.<br />
68. Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir (Genç iken ihtiyarlamış, güçlü iken zayıflamış, dim dik iken beli bükülmüştür). Akletmezler mi?<br />
69. Biz Muhammed’e şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır.<br />
70. Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkârcıların aleyhine çıksın.<br />
71. Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadır.<br />
72. Onları kendilerinin buyruğuna verdik. Bindikleri de, etini yedikleri de vardır&#8230;<br />
73. Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır. ‘’ Şükretmezler mi?’’<br />
74. Allah’ı bırakıp kendilerine yardımı dokunur diye, başka İlahlar edindiler.<br />
75. Oysa onlar kendilerine yardım edemezler, ancak kendileri o mabutlara koruyuculuk için nöbet beklerler.<br />
76. Ey Muhammed! Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.<br />
77./78. İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki. Hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da: ‘’ Çürümüş kemikleri kim yaratacak?’’ diyerek, bize misal vermeye kalkar.<br />
79. Ey Muhammed! De ki ‘’ Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir.’’<br />
80. Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız.<br />
81. Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur. Çünkü O, yaratan ve bilendir.<br />
82. Bir şeyi dilediği zaman, O’nun buyruğu sadece O şeye ‘’Ol’’ demektir. Hemen olur.<br />
83. Her şeyin hükümdarlığı elinde olan ve sizin de kendinize döneceğiniz Allah yücedir.</p>
<p>MÜLK ( TEBAREKE) SURESİ :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>1. Tebarekelleziy biyedihilmulku ve huve &#8216;ala kulli şey&#8217;in kadiyrun.<br />
2. Elleziy halekalmevte velhayate liyebluvekum eyyukum ahsenu &#8216;amelen ve huvel&#8217;aziyzulğafuru.<br />
3. Elleziy haleka seb&#8217;a semavatin tıbakan ma tera fiy halkırrahmani min tefavutin ferci&#8217;ılbasare hel tera min futurin.<br />
4. Summerci&#8217;ılbasare kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien ve huve hasiyrun.<br />
5. Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce&#8217;alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a&#8217;tedna lehum &#8216;azabesse&#8217;ıyri.<br />
6. Ve lilleziyne keferu birabbihim &#8216;azabu cehenneme ve bi&#8217;selmasıyru.<br />
7. İza ulku fiyha semi&#8217;u leha şehiykan ve hiye tefuru.<br />
8. Tekadu temeyyezu minelğayzı kullema ulkıye fiyha fevcun seelehum hazenetuha elem yet&#8217;kum neziyrun.<br />
9. Kalu bela kad caena neziyrun fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min şey&#8217;in in entüm illa fiy dalalin kebiyrin.<br />
10. Ve kalu lev kunna nesme&#8217;u ev na&#8217;kılu ma kunna fiy ashabisse&#8217;ıyri.<br />
11. Fa&#8217;teref&#8217;u bizenbihim fesuhkan liashabisse&#8217;ıyri.<br />
12. İnnelleziyne yahşevne rabbehum bilğaybi lehum mağfiretun ve ecrun kebiyrun.<br />
13. Ve esirru kavlekum evicheru bihi innehu &#8216;aliymun bizatissuduri.<br />
14. Ela ya&#8217;lemu men haleka ve huvelletıyfulhabiyru.<br />
15. Huvelleziy ce&#8217;ale lekumul&#8217;arda zelulen femşu fiy menakibiha ve kulu min rizkıhi ve ileyhinnuşuru.<br />
16. Eemintum men fiyssemai en yahsife bikumul&#8217;arda feiza hiye temuru.<br />
17. Em emintum men fiyssemai en yursile &#8216;aleykum hasıben feseta&#8217;lemune keyfe neziyri.<br />
18. Ve lekad kezzebilleziyne min kablihim fekeyfe kane nekiyri.<br />
19. Evelem yerev ilettayri fevkahum saffatin ve yakbıdne ma yumsikuhunne illerrahmanu innehu bikulli şey&#8217;in basıyrun.<br />
20. Emmen hazelleziy huve cundun lekum yansurukum min dunirrahmani inilkafirune illa fiy ğururin.<br />
21. Emmen hazelleziy yerzukukum in emseke rizkahu bel leccu fiy &#8216;utuvvin ve nufurin.<br />
22. Efemen yemşiy mukibben &#8216;ala vechihi ehda emmen yemşiy seviyyen &#8216;ala sıratın mustekıymin.<br />
23. Kul huvelleziy enşeekum ve ce&#8217;ale lekumussem&#8217;a vel&#8217;ebsare vel&#8217;ef&#8217;idete kaliylen ma teşkurune.<br />
24. Kul huvelleziy zereekum fiyl&#8217;ardı ve ileyhi tuhşerune.<br />
25. Ve yekulune meta hazelva&#8217;du in kuntum sadikıyne.<br />
26. Kul innemel&#8217;ılmu &#8216;ındallahi ve innema ene neziyrun mubiynun.<br />
27. Felemma reevhu zulfeten siy-et vucuhulleziyne keferu ve kıyle hazelleziy kuntum bihi tedde&#8217;une.<br />
28. Kul ereeytum in ehlekeniyallahu ve men me&#8217;ıye ev rahımena femen yuciyrulkafiriyne min &#8216;azabin eliymin.<br />
29. Kul huverrahmanu amenna bihi ve &#8216;aleyhi tevekkelna feseta&#8217;lemune men huve fiy dalalin mubiynin.<br />
30. Kul ereeytum in asbeha maukum ğavren femen ye&#8217;tiykum bimain me&#8217;ıynin.<br />
Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla&#8230;</p>
<p>TÜRKÇE ANLAMI :</p>
<p>Rahman ve Rahim olan Allahın adı ile.</p>
<p>1. Hükümranlık elinde olan Allah ne yücedir! Ve O, her şeye Kadîr&#8217;dir.<br />
2. Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için ölümü ve diri mi yaratan O&#8217;dur. O güçlüdür. Bağışlayıcıdır.<br />
3. Gökleri yedi kat üzerine yaratan O&#8217;dur. Rahman&#8217;ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak. Bir çatlak görebilir misin?<br />
4. Bir aksaklık bulmak için gözünü teker teker çevir bak. Amma göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.<br />
5. And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık. Onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık. Ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.<br />
6. Rablerini inkâr eden kimseler için cehennem azabı vardır. O ne kötü bir dönüş yeridir.<br />
7. Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.<br />
8. Neredeyse öfkesinden paralanacak, içine her bir topluluğun atılmasında bekçileri onlara &#8220;Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?&#8221; diye soraralar.<br />
9. Onlar.’’ Evet Doğrusu bize bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık. Ve: &#8216;Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik’’ derler.<br />
10. &#8220;Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık.&#8221; Derler.<br />
11. Böylece günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar.<br />
12. Doğrusu görünmedikleri halde Rablerinden korkanlara, onlara bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.<br />
13. Sizler ister sözlerinizi gizleyin, ister açıklayın; ‘’Da birdir’’ O, kalplerde olanı bilir.<br />
14. Yaratan bilmez mi? O? Latîf&#8217;tir, haberdardır.<br />
15. Yer yüzünü size boyun eğdiren O’dur. Öyleyse yerin sırtlarında dolaşın. Allah&#8217;ın verdiği rızıkdan yiyin. Sonunda dönüş O&#8217;nadır.<br />
16. Gök’te olanın, sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman yer sarsıldıkça, sarsılır.<br />
17. Gök’te olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.<br />
18. And olsun ki! Bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?<br />
19. Üzerlerinde, kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allat’tan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görendir.<br />
20. Yahut Rahman olan Allah’ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkârcılar sadece aldanmaktadırlar.<br />
21. Allahın size verdiği rızkı kesiverirse size rızık verecek başka kim vardır? Hayır, onlar azgınlık ve nefrete direnmektedirler.<br />
22. Yüzükoyun sürünen mi? Yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?<br />
23. Ya Muhammed De ki: &#8220;Sizi yaratan, sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O&#8217;dur. Ne az şükrediyorsunuz!&#8221;<br />
24. Sizi, yerde yaratıp yayan O&#8217;dur. Ve O&#8217;nun huzurunda toplanacaksınız.<br />
25. Doğru sözlü iseniz bildirin. Bu azap sözü ne zamandır? derler.<br />
26. Ya Muhammed De ki: &#8220;O’nu bilmek ancak Allaha mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.<br />
27. Azabı yaklaşırken gördükleri zaman inkâr edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır. &#8220;Onlara sizin arayıp durduğunuz işte budur.&#8221; Denir.<br />
28. Ya Muhammed De ki: &#8221; Allah beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder.Yeya isterse merhamet eder. Söyleyin bu takdirde inkârcıları can yakıcı azaptan kim alıkoyabilir?’’.<br />
29. Ya Muhammed De ki: Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz Rahman olan Allah’tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz.<br />
30. Ya Muhammed De ki: &#8220;Suyunuz yere batarsa söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?’’</p>
<p>MATEM DUASI :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim.</p>
<p>Essalatü vesselamü alâ Seyyidina Muhammed’in ve ala Ali Seyyidine Muhammed’in ve ala Ali etbai Muhammed’in ve elhamdülillahirabilial illel alemin. Ya Rabbi.’’<br />
Sen bizlerin gönüllerini Resulü Ekram Nebiy’yi Mükerrem Muhammed Mustafa’nın ve onun tathir Ehl-i Beyt’inin sevgisi ile aydınlat Ya Rabbi.<br />
Bu sevgi ile gönüllerimiz ve cümle Ehl-i İmanın gönüllerini süsle Ya Rabbi.<br />
O Yüce sevgiyi bizlere yol göstericimiz yap Allahım. Hz. Muhammed ve onun Ehl-i Beyt’i temiz soyu ile onlar uğruna canlarını feda eden serdar şehitleri bizlerden hoşnut eyle Ya Rabbi.<br />
Allahım. Cümlemizi yakıcı ahiret gününde şehitler serdarı İmam Hüseyin ve onun uğruna canlarını feda edenlerin şefaatına nail eyle Ya Rabbi.<br />
Allahım. Cümle muhibbi hanedanı Ehl-i Beyt bendelerini Kemali Kereminden, gufrani Rahmaniyyenden Cennet mekân eyle Ya Rabbi.<br />
Lutfi inayetinle arsai Mahşerde yüzlerini nurlu ve amellerini gürlü eyle Ya Rabbi. Eşrefi maluk, Hatemi Enbiya, Muhammed Mustafa Hazretlerini onun temiz soyu için matem tutan ve gönülden sevenlerden haberdar eyle Ya Rabbi.</p>
<p>Vesselatü vesselamü alâ enbiyai mürseliyn.</p>
<p>Cümle enbiya ve mürselin ve onların soyuna salât ve selam olsun.<br />
Ehl-i Beyti Muhammed’i bizlerden razı ve hoşnut eyle Ya Rabbi.<br />
Bizleri Katarı 12 İmam’dan, Dar’ı Pir’andan ayırma Ya Rabbi.<br />
14 Masumu Pakın, 17 Kemerbestin ve 17 Kemerbesti hanedan efendilerimizin himmeti aliyyelerine şefati Ruhaniyelerine nail eyle Ya Rabbi.<br />
Kerbelâ sahrasının, o yüce şehitlerinin Şefaatlarini üzerimizden eksik etme Ya Rabbi.<br />
Şehitler serdarı Resli kibriyanın iftiharı, Şahı evliyanın ve Fatime-tül Zehranın gözünün nuru, gönüllerinin sürürü, Hasan’ül Müştebanın yarı, Kerbelâ sahrasının sultanı İmam Hüseyin Aleyhisselâmı cümlemizden ve cümle Ehli Muhibbandan razı ve hoşnut eyle Ya Rabbi.<br />
Arsai mahşerde şefaatçımız ve sığınağımız eyle Ya Rabbi. El Fatiha.</p>
<p>İHLAS SURESİ :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim.</p>
<p>1. Kul hüvallahü ehad.<br />
2. Allahüs samed.<br />
3. Lem yelid ve lem yuled.<br />
4. Ve lem yekün lehu küfüven ehad.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adı ile.<br />
1. Ya Muhammed De ki: Allah bir tektir!<br />
2 . Allah her şeyden müstağni ve her şey ona muhtaçtır.<br />
3. O doğurmamış ve doğrulmamıştır!<br />
4. Hiç bir şey ona denk değildir.<br />
FELEK SURESİ :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>1. Kul e&#8217;uzü birabbilfelak.<br />
2. Minşerri ma halak<br />
3. Ve min şerri ğasikın iza vekab<br />
4. Ve min şerrinneffasati fiyl&#8217;ukad<br />
5. Ve min şerri hasidin iza hased</p>
<p>Türkçe Anlamı:</p>
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adı ile</p>
<p>Ya Muhammed De ki: &#8220;Yaratılanların yere bastığı zaman, karanlığın düğümlere üfürenlerin haset ettiğinde, Hasetçilerin şerrinden, Sabahın Rabbine sığınırım.</p>
<p>NAS SURESİ :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>1. Kul euzü bi rabbi’n-nasi.<br />
2. Meliki’n-nasi,<br />
3. İlahi’n-nasi,<br />
4. Min şerri’l-vesvâsi’- hannas,<br />
5. Ellezi y yüvesvisü fi y sudüri’n-nasi<br />
6. Mine’l-cenneti ve’nnas.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile.</p>
<p>Ya Muhammed De ki : ‘’ Sığınırım bütün insanların Rabbine, bütün insanların hükümdarına, bütün insanların İlahına; o sinsi vesvesecinin şerrinden, ki, o vesveseler verir insanların içine. (Gerek cin’den, gerek insden)</p>
<p>RABBENA ATİNA DUASI :</p>
<p>Allahümme Rabbena âtina fiddünya haseneten ve filâhıreti haseneten vekına azâben nar. Birahmetika ya erhamerrahimin.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>Ey Allahım. Rabbimiz bize dünyada iyilik ve ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru. Rahmeti bol ey Rahim. Senin rahmetine sığınırız.</p>
<p>BAKARA Suresi ilk 5 Ayet :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>1. Elif lam mim,<br />
2. Zalikel kitabü la raybe fıh* hüdel lil müttekıyn<br />
3. Ellezıne yü&#8217;minune bil ğaybi ve yükıymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun<br />
4. Velelzıne yü&#8217;minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik* ve bil ahırati hüm yukınun<br />
5. Ülaike ala hüdem mir rabbihim ve ülaike hümül müflihun.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adı ile</p>
<p>1. Elif, Lâm, Mîm.<br />
2 . İşte sana o Kitap! Kuşku/ çelişme/ tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur, o korunup, sakınanlar için .<br />
3 . Ki onlar, gayba inananlar, ibadet kılanlardır. Ve kendilerine rızık olarak sunduklarımızdan, başkalarına pay çıkaranlardır.<br />
4 . Hem sana vahyedilene, hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar. Âhireti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır.<br />
5. İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar, işte bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.</p>
<p>Dualar çok uzun olduğu için Hatim Dua’sının anlaşılır öz ve kısa terimlerini alıyoruz.<br />
HATiM DUASI :<br />
Bismillahirrahmanirrahim.</p>
<p>Allahümme rabbenâ yâ rabbenâ tekabbel minnâ inneke entessemiul alim. Ve tüb aleynâ yâ mevlâna inneke enttevvâbür rahim. Vehdinâ ve veffıknâ ilel hakkı ve ilâ sıratın müstekıym. Bi bereketi hatmil kur’anil azim. Va’fü annâ yâ kerim. Vağ fir lenâ zünübenâ bi fadlike ve keramike yâ ekramel ekramin ve yâ erhamerrahimin.</p>
<p>Anlaşılır Türkçe Anlamı :</p>
<p>Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adı ile</p>
<p>Ey Yüce Allahım : Dualarımızı kabul buyur. Şüphesiz sen, herşeyi işiten ve bilensin.<br />
Bize hak ve doğru yolu göster. Ona muvaffak olmayı nasib eyle ya Rabbi&#8230;<br />
Hidayet verdikten sonra bir daha şaşırtma, doğru yoldan ayırma bizleri ya Rabbi&#8230;<br />
Ey Allahım. Bize gönderdiklerin bütün Peygamber ve Nebi’leri, bu dünyada rehber, kabirde arkadaş, kıyamette şefaatçı, sırat köprüsü üzerinde nur, cehenneme karşı engel ve bütün iyilikler için yol göstericimiz yap ya Rabbi&#8230;<br />
Ey Yüce Allahım : Kalplerimizi temizle, ayıplarımızı ört, hastalarımıza şifa ver, borçlarımızı ödettir, yüzlerimizi ak çıkart, derecelerimizi yükselt, din ve dünyamızı ıslah eyle ya Rabbi&#8230;<br />
Ey Yüce Allahım : Okunan hatemi şerifi dergahı izzetinde kabul eyle. Hasıl olan sevabı sevgili Peygamberimiz, dünya ve ahiret rehberimiz Hz. Muhammed efendimizin mübarek ruhlarına bağışlıyoruz, şefaatını bekliyoruz. Kabul eyle ya Rabbi.<br />
Bilcümle Peygamberlerin, sahabilerin, evliyaların, salihlerin, mazlumların şefaatını, üzerimizde eksik etme ya Rabbi.<br />
Okunan dualarımızı rahmete kavuşanların ruhlarına hediye eyledik. Kabul eyle Ya Rabbi.<br />
Bilhassa niyyetine göre okunmuş olan kardeşimizin bütün geçmişlerinin ruhlarına bağışladık. Sen vasıl eyle ya Rabbi&#8230;<br />
Hasıl olan sevap hürmetine cümlesinin günahlarını affeyle ya Rabbi&#8230;<br />
Ey Rabbimiz! Bizleri kabir azabından halas, korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle ya Rabbi&#8230;<br />
Bizleri ve nesillerimizi insanlığın yolundan ayırma ya Rabbi&#8230; Din ve iman düşmanlarına, kitabına dil uzatanlara fırsat verme ya Rabbi&#8230; Azıp delalette kalmaktan, birbirimize zararlı olmaktan muhafaza eyle ya Rabbi.<br />
Hayırlı işleri yapmaya, dua ve ibadetleri edaya cümlemizi muvaffak eyle ya Rabbi&#8230;<br />
Kardeşlik bağlarımıza kastedenleri, bizi içten yıkmak isteyenleri, huzurumuzu bozanları perişan eyle ya Rabbi.<br />
Ellerimizi kazadan, dillerimizi hatadan, başımızı beladan muhafaza eyle Yarabbi.<br />
Veselemün alel mürseline velhamdü lillehi Rabbilalemin&#8230;.AMİN!</p>
<p>Ölmüşlerimizden azabın defi için, Milletimizin bekası ve selameti için, kötülüklerin ıslahı, ıslah olmayanların kahr olup yok olması için, iyilerin iyiliklerini arttırması için, kazancımızın bereketli olması için, eş, çoluk, çocuk ve aile yuvamızın huzur ve saadeti için, Allah rızası için El Fatiha.</p>
<p>Burada hep birlikte ‘’ Fatiha Suresi okunur ve Amin’’ denir ve Def’in işlemleri sona ermiş olur.</p>
<p>6. ÖLEN MEVTAYA VERİLECEK TELKİN<br />
Bu telkin işi aslında Hakka yürüyene değil, bir Mürşid-i Kamil tarafından diriye verilir. Yani ELİNE, BELİNE ve DİLİNE sahip (EDEP) olan kimseler telkin almıştır. Ama asırlardır adet haline gelen telkinin ölüye faydası olmadığı gibi, zararı da yoktur. Onun için ölüye de telkin duası verilebilir.</p>
<p>Cenaze toprağa verildikten sonra herkes dağılır. Telkini veren İmam veya bilen kişi Kabrin Kıble tarafında döner. Ölünün yüzüne karşı durur. Annesinin ismi ile ( örneğin Hakka yürüyen kişinin annesinin adı Fatma, Kendi ismi de Hasan olduğunu kabul edelim) ‘’Ya Hasan ibnu Fatma’’ diyerek 3 sefer hitap eder.</p>
<p>Sonra Telkin duasını okur.</p>
<p>TELKİN DUASI :</p>
<p>Uzkur ma künte aleyhi min şehadeti en lailahe illallah ve enne Muhammed’en Resulullah ve enne’l cennete hakkun ve’n nara hakkun ve enne’l ba, se hakkun ennes saate atiyetun la raybe fiha ve ennellahe yeb asu men fi’l kubür. Ve enneke radite billahi rabben ve bi’l İslami dinen ve bi Muhammed’in sallallahu aleyhi ve sellem. Nebiyen ve bi’l Kur’ani imamen ve bi’l Kabeti Kıbleten ve bi’l mu’mimine ihvane. Rabbiyellah lailahe illa hü aleyhi tefekkeltu ve huve rabbu’l arşi’l azim. (3 kere) Ya Abdellah kul la ilahe illallah. ( 3 kere de) Kul Rabbiyellah ve dini’l İslam ve Nabiyyi Muhammed aleyhi’s salatu ve’s salam. Rabbi la tezerhu ferden ve ente hayru’l varisin.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>Ey falan oğlu falan. Dünyada iken Allahtan başka Tanrı yoktur. Muhammed Allahın elçisidir. Cennet haktır. İşlenen suçlara karşı Cehennem de haktır. Öldüken sonra dirilma haktır. Allah kabirlerde olanları diriltecektir diye yaptığın şahitliği hatırla. Yine hatırla ki sen Tanrının Allah dininin İslam, Peygamberinin Muhammed (S. A. V.), önderinin Kur’an, Kıble’nin Kâbe, Müslümanların da kardeşlerin olmasına razı olmuştun. Ey Allahın kulu. Allahtan başka Tanrı yoktur de. Rabbim Allah’tır, dinim İslam’dır, Peygamberim Muhammed’dir (salat ve selam ona) de. Ya Rabbi onu yalnız bırakma. Sen mülk verenlerin en iyisisin.</p>
<p>Böylece bu hizmetin işlemi de sona ermiş olur.</p>
<p>7 . TAZİYE VERME</p>
<p>Taziye mezarın başında verilebileceği gibi, Hakka yürüyen kişinin evinde de verilebilir. Taziye de Besmele, Bakara Suresinin 153. Ayetinden 157. Ayetine kadar olan Ayetlerinin dışında Rabbena Atina Duası, Yasin Şerif Suresinin kısaltılmış duası, Bakara Suresi ilk 5 Ayeti veya kitapçıkta yazılı bulunan tüm dualardan istenen dualar seçilir ve okunur.</p>
<p>BAKARA SURESİ’nin ilgili Ayetleri :</p>
<p>153. Ya eyyühellezıne amenüsteıynu bis sabri ves salah* innellahe meas sabirın<br />
154. Ve la tekulu li mey yuktelü fı sebılillahi emvat* bel ahyaüv ve lakil la teş&#8217;urun<br />
155. Ve le neblüvenneküm bi şey&#8217;im minel havfi vel cuı ve naksım minel emvali vel enfüsi ves semerat* ve beşşiris sabirın<br />
156. Ellezıne iza esabethüm müsıybetün kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun<br />
157. Ülaike alayhim salevatüm mir rabbihim ve rahmetüv ve ülaike hümül mühtedun</p>
<p>Türkçe Anlamları :</p>
<p>153. Ey iman Edenler. Sabır ve dua ile Allahtan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.<br />
154. Hak yolunda canını feda edenlere &#8220;ölüler&#8221; demeyin. Hayır onlar dirilerdir. Siz onların farkında değilsiniz.<br />
155. And olsun ki, sizi korku, açlık; mallardan- canlardan- ürünlerden eksiltme gibi şeylerle deneriz. Sabredenleri müjdele.<br />
156. O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman, &#8220;Biz Allahın kullarıyız ve O&#8217;na döneceğiz &#8221; derler.<br />
157. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlarındır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.</p>
<p>Bu arada Matem Duası da okunabilir.</p>
<p>40. ve 52. GÜNLERİNDE OKUNAN DUA :</p>
<p>Bu dua Mevlit, Hatim, 40. Gün, 52. Gece, Yasin, Tebereke ve diğer Dualardan sonra okunur.</p>
<p>Elhamdüllilahi Rabbil Alemin. Vesselâtü vesselâmü alâ Resûlina Muhammedin ve alâ Alihi ve sahbihi ecmain. Vel akibetu lilmüttekin velâ üdvane illâ alezzalimin. Allahümmestur uyübena, veşrah sudûrena, ve nevvir kulûbena vahfez imanena ve keffir annâ seyyiâtina ve teveffenâ meal ebrâr.<br />
Rabbenâ âtina fi’d- dünyâ haseneten ve fi’l âhirati haseneten ve gınâ azâbe’n-nâr. Rabbena ğfirli ve li-vâlideyye ve li’l Mü’minine yevme yegümü’l-hisâb.</p>
<p>GENİŞLETİLMİŞ TÜRKÇESİ :</p>
<p>Ey bizleri yoktan var eden, bize nimet veren Ulu Allah’ım.<br />
Kapına geldik, dergâhına sığınıyoruz. Bizleri af eyle. Dualarımızı kabul eyle.<br />
Biliyoruz. Sana kaldıracak elimiz, Sana bakacak yüzümüz yoktur. Biz’ler (kulluk görevlerimizi yerine getirmede) kusurluyuz. Çok hatalar ve kusurlar işledik.<br />
Ama sen Rahim’sin ve Rahman’sın. Affedicisin. Senin her şeye gücün yeter. Bizleri affedip huzuruna lâyık eyle.<br />
Ya Rabbi. Okuduğumuz ayetler hürmetine, Yasin ve Tebâreke hürmetine, Alemlere en büyük rahmet olarak gönderdiğin son elçin Hz. Muhammed hürmetine. senin için canını ortaya koyan şehitler hürmetine, aldığımız tekbirler hürmetine, sana yakaran temiz gönüller hürmetine, Sana açılan ellerimizi boş çevirme.<br />
Dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi. Okuduğumuz ayet-i celle ve getirdiğimiz selavât-i şerifelerden hasıl olan sevabı önce Adem Seyfiyullahtan itibaren enbiyanın Hülasa-i Kâinat efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi vessellemin aziz ruhlarına hediye eyledik.<br />
Ulaştır Ya Rabbi.<br />
Ey yüce Allahım. Doğuda ve batıda sana inanmış mü’min kardeşlerimizin ruhlarına hediye eyledik. Ulaştır Ya Rabbi.<br />
Ey yüce Allahım. Ölmüşlerimizin, Atalarımızın, bizi yetiştirmede az veya çok hizmeti geçenlerin, bütün geçmişlerimizin ruhlarına hediye eyledik. Ulaştır Ya Rabbi.<br />
Ey yüce Allahım. Ana ve babamız bize küçüklüğümüzde nasıl bakmışlar, merhamet etmişlerse, sen de onlara her iki dünyada öyle bak ve merhamet et Ya Rabbi.<br />
Ey yüce Allahım. Bizi ve bizim soyumuzdan gelenleri, sana itaat edenlerden eyle.<br />
Yüzlerimizi kara, gönüllerimizi yara etme Ya Rabbi.<br />
Mümin kardeşlerimizi darda, tüccarlarımızı zararda, alın teri ile geçinen el ve kafa işçilerinden olan ve çoluk çocuğunu geçindirmek ve helâl rızık için çabalayan kardeşlerimizi zorda bırakma Ya Rabbi.<br />
Ey Yüce Allahım. Sıkıntıda bulunanlara hayırlı kapılar aç.<br />
Hastalara şifa, dostlara vefa, huzursuz gönüllere safa eyle Ya Rabbi.<br />
Borçlulara kısa zamanda eda nasip eyle Ya Rabbi.<br />
Ey Yüce Allahım. Kusurlarımıza bakma. Bizi ateşinde yakma. Kalbimize isyan ve hainlik sokma.<br />
Bizleri ve ölmüşlerimizi kabir azabından koru.<br />
Güzel insanları dünya işlerinde başarılı kıl.<br />
Ey Yüce Allahım. Bizleri görünür, görünmez kazalardan, belalardan, güç yetmez, takat erişmez, akla hayale gelmez kötülüklerden, musibetlerden cümlemizi koru Ya Rabbi.<br />
Bizleri son nefesimizde iman ve Kur’an-ı Mübin nasip eyle Ya Rabbi.<br />
Dualarımızı bütün ihlasımızla sana yönelmiş, nurunla hemhal olmuş imanlı kalpler hürmetine, sana teslimiyetimizin artışı hürmetine kabul eyle Ya Rabbi.<br />
Sübhaneke Rabbike Rabbi’l-İzzeti ammâ yasifun ve Selâmun alel Mürselin. Vel-hamdü Lillâhi Rabbi’l Alemin.<br />
Ölmüşlerimizden azabın def’i için, milletimizin bekası ve selâmeti için, kötülerin ıslahı, ıslah olmayanların kahrolup yok olması için, iyilerin iyiliklerini artırması için, kazancımızın bereketli olması için, eş, çoluk, çocuk ve aile yuvamızın huzuru için, Allah rızası için el Fatiha.</p>
<p>( Burada eller dua için kaldırılır ve Fatiha Suresi okunur)</p>
<p>SOFRA DUASI :</p>
<p>Bismi Şah. Allah Allah.<br />
Elhemdü lillah. Elhemdü lillah. Elhemdü lillah.</p>
<p>Nimeti Celil, Bereketi İbrahm-i Halil, Şefaati Resul, İnayeti Ali, Hizmeti Veli ola.<br />
Göçenlerimize Allah rahmet ve mağrifet eyleye.<br />
İki Cihanda yüzlerimiz ak, İmanlarımız pak ola.<br />
Yolumuz yolsuza, Nur’suza, Pir’size düşmeye,<br />
12 İmam’lar, 14 Masum’u Pak’lar, 17 Kemerbest’lerin şefaati üzerimizde hazır ve nazır ola.<br />
Cümlemizi ve cümle bende’i Ehl-i Beyt’i hanedanı cehennem Nar’ından, Zalim’in zulmünden, Kabir azabından ve Naşi’lerin şerrinden koru Ya Rabbi.<br />
Dertlerimize derman, Hastalarımıza şifa, Borçlarımıza eda, Yaşlılarımızı döşek esiri etme Ya Rabbi.<br />
Bütün geçmişlerimizin ruhları Şad olsun. Sizlerin de bu hizmetleriniz kabul olsun. Hak Muhammed Ali yardımcınız olsun.</p>
<p>Not : Hakka yürüyen kişi için verilen yemekte okunduğu zaman, Hakka yürüyen kişinin ismi okunduktan sonra ‘’Allah Rahmet eylesin’’ denir ve sonra eller Dua’ya kaldırılarak Fatiha Suresi okunur. Fatiha Suresi okunduktan sonra Dua sona erer.</p>
<p>NİKÂH DUASI ve ALLAH’IN EMRİ ;</p>
<p>Bir Canımız Allahın Emri ile başka bir kişinin evine gidip oğluna kız istediği zaman, eğer kızın babası tarafından kabul görürse ve evlenecek olan gençlerin de düğünleri geç tarihlere bırakılırsa, Nikâh Dua’sından önce Allahın Emri anılır. Ve anılması :</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim.<br />
Elhemdüllilahi Rabbil Alemin. Vessalatü vesslâmü alâ seyyidine Muhammedin ve alâ alihi ve sahibihi ecmeıyn.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali Muhammed Mustafa’nın, Hatice’yi Kibri’yenin ve Fatime-tül Zöhre’nin yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali Ali el Murteza ve Hasan Hulki Rıza’nın yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali Hüseyin’i deşte Kerbela’nın ve İmam Zeynel Abidin’in yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali İmam Muhammed Bakır’ın ve İmam Cafer Sadık’ın yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali İmam Musa-i Kâzım ve İmam Ali Musa Rıza’nın yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali İmam Taki’nin ve Ali el Naki’nin yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Bi hakkı bi hürmeti nuru cemali İmam Hasan-ül Askeri’nin ve İmam Muhammed Mehdi Liba’nın yüzü suyu hürmetine bağışla Ya Rabbi.<br />
Ya İllahi. Saymış olduğumuz Ehl-i Beyt-i Resül’ün hürmetine dualarımızı kabul buyur. Yolumuzu Yolsuza, Nur’suza, Pir’size düşürme Ya Rabbi.<br />
Evliyaların ve Enbiya’ların Şefaatını üzerimizde eksik etme Ya Rabbi. Bu Allahın emrini kabul ve makbul eyle.</p>
<p>Not : Allahın emri nikâh duasında belirtilen şekilde anılır..</p>
<p>Nikâh Duası evlenecek olan çiftin rızalığı (onayı) alınarak okunur. Ayrıca Kız babası ve oğlan babasına vekil tayin edilerek de okunur.</p>
<p>Nikâhın kıyılış şekli :</p>
<p>Nikâhı kılan İmam tarafından önce Besmele ( Bismillahirrahmanirrahim : Türkçesi : Esirgeyici ve Bağışlayıcı Yüce Allahın adı ile) okunur.<br />
Nikâhı kılacak olan İmam ‘’Allahın emri ile, Peygamber’in kavli ile, hazır cemmatin tanıklığı ile, Ehl-i Beyt’in ve İmam Caferi Sadık’ın mezhebi iştadı ile ( burada kızın babasına dönerek kızın babasının ve kızın isimleri ile oğlan babasının ve oğlanın isimleri okunur. Örneğin &#8211;Mehmet kızı Fatime’yi, Hasan oğlu İsmail’e&#8211; ) &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; kızı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;., &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. oğlu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Allahın emri ile, Binbir Mühürü mecalle eş olarak verdin mi?’’ diye 3 defa sorar.</p>
<p>Kızın Babası her sorudan sonra ‘’ Allahın emri ile Verdim’’ diye cevap verir.</p>
<p>İmam daha sonra kızın babasına dönerek &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; kızı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;., &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. oğlu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Allahın emri ile, Binbir Mühürü mecalle eş olarak aldın mı?’’ diye 3 defa sorar.</p>
<p>Oğlan Babası her sorudan sonra ‘’ Allahın emri ile Aldım’’ diye cevap verir.</p>
<p>Nikâhlarda bazen de Kız veya oğlan Babası vekilleri bulunur. Bunlar kızın veya oğlanın babasını temsilen orada oturarak hazır bulunurlar.</p>
<p>Uygulama aynı olmakla birlikte küçük farklılıklar arz eder.<br />
Bu uygulama da şöyle yapılır.</p>
<p>Nikâhı kılacak olan İmam, kızın babasına vekâleten oturan Baba vekiline dönerek ‘’ &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; kızı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;., &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. oğlu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Binbir Mühürü mecalle Allahın emri ile vekâleten eş olarak verdin mi?’’ diye 3 defa sorar.</p>
<p>Kızın ‘’vekil’’ Babası her sorudan sonra ‘’Verdim’’ diye cevap verir.</p>
<p>İmam bu sefer de orada oturan oğlan babası vekiline dönerek &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; kızı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;., &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. oğlu &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Allahın emri ile Binbir Mühürü mecalle vekâleten eş olarak aldın mı?’’ diye 3 defa sorar. Oğlan Babası vekili her sorudan sonra ‘’Aldım’’ diye cevap verir.</p>
<p>Daha sonra tekrar Besmele çekilerek<br />
‘’Hak Erenler bu birleşmeyi mübarek eylesin. Bu nikâhı kutlu kılsın. Eşleri ömür boyu mutlu kılsın. Ömürlerini uzun, rızıklarını bereketli, evlâtlarını hayırlı ve merhametli eylesin. Nikâh Hz. Muhammed’in sünneti’dir, Mübarek olsun.<br />
Allah Allah. Dünya Ahiret isteklerinize kavuşasınız. Aranızda sevgi ve yakınlık daim olsun. Aranıza fitne ve ayrılık girmesin. Her ikinizin de arasında ki yakınlığı Ali ile Fatima- tül Zehra’nın, Adem ile Havva’nın yakınlığı gibi olsun. Hayırlı evlâtlar ile sevinip mutlu olasınız. Soyunuz yer yüzünde daim kala. Allah size uzun ömürler ihsan eylesin. Sizleri ve bu mecliste bulunan kardeşlerimizi iki Cihanda Aziz eylesin. Cenabı Hak bizlere ve bütün dünya insanlarına hayırlı ve faydalı işler nasip eylesin’’ denir.</p>
<p>Bu işlemlerden sonra RABBENA ATİNA DUASI okunur :</p>
<p>Allahümme Rabbena âtina fiddünya haseneten ve filâhıreti haseneten vekına azâben nar. Birahmetika ya erhamerrahimin.</p>
<p>Türkçe Anlamı : Ey Allahım. Rabbimiz bize dünyada iyilik ve ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru. Rahmeti bol ey Rahim. Senin rahmetine sığınırız.</p>
<p>Daha sonra da El Fatiha suresi okunur. Fatiha’ dan sonra ‘’Allah Mübarek etsin’’ denir. Böylece Nikâh kıyma işlemi tamamlanmış olur.<br />
&#8212;<br />
Bakara Suresi’nin 285 ve 286. Ayetleri, Fatiah Suresi gibi Kabirlerde de okunabilir.</p>
<p>Bakara Suresi 285 ve 286 Ayetleri :</p>
<p>285. Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihı vel mü&#8217;minun* küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihı ve rusülih* la nüferriku beyne ehadim mir rusülih* ve kalu semı&#8217;na ve eta&#8217;na ğufraneke rabbena ve ileykel masıyr</p>
<p>286. La yükellifüllahü nefsen illa vüs&#8217;aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tüahızna in nesına ev ahta&#8217;na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina* rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih* va&#8217;fü anna* vağfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın.</p>
<p>Türkçe Anlamı :</p>
<p>285. Ya Muhammed, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; Müminler de. Hepsi; Allah&#8217;a, onun meleklerine, kitaplarına, Resullerine inanmışlardır. Allah&#8217;ın Resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: &#8220;Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabbimiz. Dönüş yalnız sanadır.&#8221;</p>
<p>286. Allah hiç bir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir. Kişinin hem kendisi hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun lehinedir. Kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir. &#8220;Ey Rabbimiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim Mevlâ&#8217;mızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/cenaze-hizmetleri-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>ALEVİLİKTE SÜNNET ERKANI</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/alevylykte-sunnet-erkani/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/alevylykte-sunnet-erkani/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Dec 2007 18:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[MUAMELAT'A AİT ERKANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/alevylykte-sunnet-erkani/</guid>
				<description><![CDATA[Sünnet Erkânı: Hasan Ali İçlek Dede Çocuğunu sünnet edecek aile en az bir veya iki hafta önceden lokmasını da yanına alarak çocuğuyla birlikte kirvesini ziyaret eder. &#8220;Sünnet erkânı&#8221;nın yapılacağı günü ve koşuları birlikte kararlaştırırlar. Kirve; olanakları ölçüsünde bir takım hediyelerle birlikte, sünnet erkânının yapılacağı  gün ya da bir süre önce  kirvesinin evine gider. Çocuğunu sünnet ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sünnet Erkânı:</p>
<p>Hasan Ali İçlek Dede</p>
<p>Çocuğunu sünnet edecek aile en az bir veya iki hafta önceden lokmasını da yanına alarak çocuğuyla birlikte kirvesini ziyaret eder. &#8220;Sünnet erkânı&#8221;nın yapılacağı günü ve koşuları birlikte kararlaştırırlar. Kirve; olanakları ölçüsünde bir takım hediyelerle birlikte, sünnet erkânının yapılacağı  gün ya da bir süre önce  kirvesinin evine gider. Çocuğunu sünnet edecek olan aile kendi yakınlarını, dostlarını, konu komşunu da davet eder.</p>
<p>Küs ve dargın olduğu komşularıyla barışması, onların da gönlünü yaparak, Muhammed honçasında (sofrasında) bulunmalarını sağlaması gerekmektedir. Açıkça görüleceği gibi, kirvelik, Aleviler&#8217;de, barışın sağlanmasında önemli kurumlardan biri olarak varlığını sürdüre gelmektedir. Sünnet  işlemi  yapılmadan önce erkân yerine getirilir. Kurbanlar kesilir, Muhammet Honçası kurulur. Honçanın üzerine bir sini, içerisine kullanılmamış bir havlu ve bir kalıp sabun konulur.</p>
<p>Aile eğer çocuğuna her hangi bir yatırı, Hızır, Düzgün Baba gibi kutsal ad ve mekânları kirve tutmuşsa, mekânlardan getirilmiş olan teberrik de Muhammed sofrasının üzerine konulur. Gerektiğinde bir de vekil tayin edilerek sünnet işlemi yerine getirilir.</p>
<p>Erkân esnasında, hazır bulunan cemaat ayağa kalkar. Honçanın baş tarafında Dede  veya erkânı yerine getirecek olan kişi yerini alır. Kirve, sünnet edilecek çocuk, anne ve babası, ailenin diğer bireyleri sırasıyla dedenin karşısında saf tutarlar. Dede, kirvelik ve sünnet konusunda kısa bir bilgi sunduktan sonra, &#8220;gerçeğe hü&#8221; deyip, cemaati edeperkâna davet ederek, erkânı başlatır.</p>
<p>Erkânı başlama gülbengi:</p>
<p>Bism-i Şah, Allah Allah!<br />
Adem Ata geldi dünyaya oldu zürriyet,<br />
İbrahim Peygamber&#8217;den kaldı bu âdet,<br />
Hakk&#8217;a kul olduk, Muhammed Mustafa&#8217;ya ümmet,<br />
Hem farzdır, hem sünnet,<br />
Muhammed-Ali&#8217;ye verelim  selavat,<br />
Allahümmesali ala Seyyidina Muhammed<br />
Ve ala Ali Seyyidina Muhammed!                                                                  Dünya kuruldu pazartesi,<br />
Hakk&#8217;a kul olana indi Muhammed Mustafa,<br />
Ol  Oniki İmam ikrar honçası,<br />
Muhammed Ali&#8217;ye ikrar verdik olduk Ehl-i Beyt bendesi,<br />
Yolumuz erkânımız sana bağlı ya Hüseyin-i Deşt-i Kerbelâ,<br />
Sen kabul eyle ikrarımızı, Hakk&#8217;a niyazımızı!<br />
Hak la illahe illalah<br />
Muhammed&#8217;en Resullullah, Aliy-ün veliyullah,<br />
Ehl-i Beyt-i Keremullah, Ademi Seyfullah<br />
Nur-i Naciyullah, İbrahim-i Halilullah, İsa-i Ruhullah, yüzü suyu hürmetine!<br />
Erenlerin, velilerin, nebilerin, mürşid-i kâmillerin, pir-i pakların yüzü suyu hürmetine,<br />
Şu an yerine getirdiğimiz Oniki İmamlar ikrar erkânını huzur-u makamında kabul ve makbul eyle yâ Rabbim!<br />
Ali-el Murtaza&#8217;nın ilm-i irfanından, Hasan-ul Müçteba&#8217;nın kemaletinden, Şah Şehid-i Kerbela İmam Hüseyin&#8217;in yol ve erkânından bizleri ayırma, mahrum etme yâ Rabbim!                                                                                              Mansur&#8217;un dârından, Mürşid-i kâmilin didarından, bizleri mahrum eyleme yâ Rabbim!<br />
Sana gönül verenleri, birliğini kabul edenleri, yol ve erkânında talip olanları ikrarından mahrum eyleme ve ikrarından dönene lanet eyle yâ Rabbim!.<br />
İkrarından dönenin selâmını, kelâmını, lokmasını, Ehl-i Beyt&#8217;e bende olan cana nasip eyleme yâ Rabb&#8217;ül-alemin!<br />
Yolumuzu yolsuza, pirsize, ikrarsıza, arsıza düşürme!                                Muhammed Mustafa ol Şah-ı Merdân<br />
Ali el-Murtaza sana sığındım<br />
Haticet&#8217;ül- Kübra, Fatimet&#8217;ül-Zehra, Hasan&#8217;ül-Müçteba<br />
Hüseyin-i Kerbelâ sana sığındım!                                                                                                   İmam Zeynel ile Muhammed Bakır<br />
İkrar meydanına geldik çok şükür<br />
Caferi Sadık&#8217;a erdik çok şükür<br />
Kâzım Musa-Rıza sana sığındım!                                                               Muhammed Tâki&#8217;ye verdim salavat<br />
Ali ül -Nâki&#8217;den istedim himmet<br />
Hasan&#8217;ül-Askeri eleman mürvet<br />
Mehdi Sahib-i Zaman sana sığındım!                                                              On Dört Masum-u Pak Güruhu Naci<br />
Onyedi Kemerbest derdim ilacı<br />
Hünkâr-ı Evliya serimin tacı<br />
Hünkâr Bektaş Veli sana sığındım!                                                                 Virdi Derviş senin kulun kurbanın<br />
Yarın arasatta ulu divanın<br />
Senin müminlere çoktur ihsanın<br />
Hüseyin-i Kerbela sana sığındım!                                                                   Dil bizden, nefes Şah Şehid-i Kerbela İmam Hüseyin&#8217;den ola!<br />
Gerçek erenler demine hü mümine yâ Ali!</p>
<p>Gülbengin bitimiyle başta kirve, sünet olacak kirvesiyle birlikte diz üstüne gelip honçayı niyaz ederek, gönlünden geçen bir Hak lokması&#8217;nı tepsiye atarak, tekrar niyaz edip geri çekilir. Ardından çocuğun annesi, babası ve daha sonra orada bulunan cemaat honçayı niyaz edip lokmasını attıktan sonra niyazlarını yenileyip geri çekilirler&#8230;</p>
<p>Sıra bizzat sünnetin yapılmasına gelmiştir. Sünneti yapan kişi ya da sünnetçi, kirve, kirveler elerini yıkamak üzere, ellerini üst üste gelecek şekilde yıkamaya başlarlar. Yıkama işlemi üç kez „Yâ Hak, yâ Muhammed yâ Ali&#8221; denip tekrarlanır. Bu işlemin anlamı,  sünnet olacak çocuktan akan kanın, aileler arasında oluşan ikrar bağının kutsanmasıdır. Sünnet işlemi bitikten sonra  kirvenin orada kalması artık uygun görülmez. Ancak kirve bir zaman sonra kirvesi olan çocuğun tekrar ziyaretine gider.</p>
<p>Sosyal boyutlarıyla kirvelik kurumu, Alevi toplumu açısından  dayanışmanın, barışın, dostluğun, birlikte hareket etmenin başlıca kaynaklarındandır. Bu, birçok temel kurum ve değerlerden,  vasıf ve kriterlerden sadece bir tanesidir.</p>
<p>Biyolojik ve tıbbi anlamda sünnetin, insan sağlığı bakımından da yararlı olduğu bilinmektedir.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/alevylykte-sunnet-erkani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Doğum Ve İsim Verme Erkanı</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/dogum-ve-isim-verme-erkani/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/dogum-ve-isim-verme-erkani/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Dec 2007 18:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[MUAMELAT'A AİT ERKANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/dodum-ve-isim-verme-erkany/</guid>
				<description><![CDATA[Doğum ve isim verme erkanı Doğum yapan kadın lohusalık süresi içinde yatakta tutulur. Her tür yorguluktan korunmaya çalışılır. Bu süre içinde komşuları tarafından sırayla beslenir. Ev boş bırakılmaz, yemeği getiren aile tarafından şenlendirilir. Çocuğun doğduğu günden itibaren üçüncü veya yedinci günü arasında Rehber, Mürşit ve eğer bunlar yoksa olgun bir derviş tarafından ad verme merasimi ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum ve isim verme erkanı</p>
<p>Doğum yapan kadın lohusalık süresi içinde yatakta tutulur. Her tür yorguluktan korunmaya çalışılır. Bu süre içinde komşuları tarafından sırayla beslenir. Ev boş bırakılmaz, yemeği getiren aile tarafından şenlendirilir.<br />
Çocuğun doğduğu günden itibaren üçüncü veya yedinci günü arasında Rehber, Mürşit ve eğer bunlar yoksa olgun bir derviş tarafından ad verme merasimi yapılır. Bebek yıkanır, güzelce sarılır. Ad verecek olan zat, bebeğin babasıyla birlikte lohusa yatağına yaklaşır. Gözaydınlığı ve uzun ömür diledikten sonra elini uzatır. Lohusa kadın uzanan ele niyaz ettikten sonra usulüne göre uygun olarak kucağına verir.<br />
Bebeği kucağına alan zat üç kere (Maşallah, Maşallah fetebarekallahü ehsen-ül halıkıyn) diyerek yüzüne hafifçe üfürür. Ardından (Kocamışken bana İsmail ve İshak&#8217;ı veren Allah&#8217; hamdolsun doğrusu Rabbim duaları işitendir.) anlamındaki İbrahim suresinin 39. ayetini okur. Bu ayet şöyledir;<br />
&#8220;Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahilleziy veheb liy alelkiberi İsmail&#8217;e ve İshaak inne rabbiy le simey&#8217;uddüa.&#8221;</p>
<p>Ayetin okunmasından sonra isim verecek olan zat, bebeğim sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okur. Okumayı yavaş sesle yapar. Çocuğun babası rehberin ya da mürşidin sol tarafında ayakta durur. Lohusa kadınından başka herkes merasim boyunca ayakta peymançede durur.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/dogum-ve-isim-verme-erkani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>ALEVİLİKTE KİRVELİK İKRARI</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/alevylykte-kyrvelyk-ykrari/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/alevylykte-kyrvelyk-ykrari/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Dec 2007 18:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[MUAMELAT'A AİT ERKANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/alevylykte-kyrvelyk-ykrari/</guid>
				<description><![CDATA[ALEVİLİKTE KİRVELİK İKRARI Hasan Ali İçlek Dede Sünnetin, özelikle inanıştan kaynaklanan örf, adet ve gelenekle birlikte bir ikrar bağı olarak görülmesindeki ana etken, insan sağlığı açısından biyolojik ve tıbbi bir öneme sahip olmasıdır. Farklı toplum ve dinlerde geleneksel kültür haline gelen bu  uygulamanın elbetteki inançsal ve sosyal boyutları gözardı edilmemelidir. Konun tarihsel boyutu, Halil İbrahim ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>ALEVİLİKTE KİRVELİK İKRARI</p>
<p>Hasan Ali İçlek Dede<br />
Sünnetin, özelikle inanıştan kaynaklanan örf, adet ve gelenekle birlikte bir ikrar bağı olarak görülmesindeki ana etken, insan sağlığı açısından biyolojik ve tıbbi bir öneme sahip olmasıdır. Farklı toplum ve dinlerde geleneksel kültür haline gelen bu  uygulamanın elbetteki inançsal ve sosyal boyutları gözardı edilmemelidir.</p>
<p>Konun tarihsel boyutu, Halil İbrahim Peygamber dönemine kadar gerilere uzanır. Gelenekselleşerek günümüze kadar geldiği söylenebilir. İbrahim Peygamber&#8217;in başlatmış olduğu bu gelenek, gerek İslam dininde gerekse  diğer din ve topluluklarda birbirinden farklı uygulamalarla devam ettirilir. Sünnetin  sadece erkeklere özgü olmadığı, bazı din ve kültürlerde kadınların da sünnete tabi tutulduğu görülmektedir.</p>
<p>Biz konunun Alevilik&#8217;teki anlam ve önemini, nasıl uygulanıp yaşatıldığını ele alacağız.</p>
<p>İslam dinindeki  anlamı ve yorumu da, elbetteki toplumsal  koşullar ve yaşam biçiminin etkisinde şekillenmiş, kabileler arası dostluk ve barışın sürekli kılınmasında rol oynamış, karşılıklı dayanışma  ve saygının sağlanmasında kirvelikten de yararlanılmıştır. Alevilik konuya fazlasıyla önem vermiş, kirveliği geliştirip belirleyici kriterlerden biri haline getirmiş, zengin motiflerle süsleyip zenginleştirmiştir.</p>
<p>Alevi Toplumunda Kirvelik</p>
<p>Alevi toplumundaki kirvelik ve sünnet yaklaşımını, inanç, biyoloji ve sosyolojik açılardan değerlendirmek doğru olur.</p>
<p>Aleviler, kirvelik ve sünnet olgusunu, Sünni İslam şeriatından oldukça farklı bir biçimde algılarlar. Kirvelik birbirini seven ve bunu nesilden nesile ikrar bağı olarak sürdüreceklerinden emin olup kanaat getirilen kişi ve aileler arasında gerçekleşir. Yani tarafların gönül ve rızalarıyla kirve olunur. Bununla birlikte aile ya da kabileler arasındaki düşmanlıklara son vermek, barış ve dostluğu sürekli kılmak amacıyla da kirvelik tesis edilir. Taraflar uzlaştırılıp, kirvelik bağıyla birbirine bağlandıktan sonra, düşmanlık ve kan davaları son bulur. Bu yanıyla barış aktının kutsal bir güvencesi rolüne de sahiptir.</p>
<p>Amaç hatayı asgariye indirgemek, toplumsal yaşamda birlikteliğin, dostluğun, kardeşliğin devamını sağlamaktır. Kirvelik, bu amaca yönelik manevi bağ ve kutsal törelerden biri olarak karşımıza çıkar.</p>
<p>Tüm bunlar dikkate alındığında Alevi toplumunda kirve olan kişiler ve aileler arasında evlilik kesinlikle söz konusu olmaz. Kirvelik de, Musahiplik ikrarı oranında kutsal ve mukaddestir. Hz. Muhammed Mustafa&#8217;ya ve Oniki İmamlar&#8217;a duyulan sevgi ve saygıyla bütünleştirilerek akt edilerek ömür boyu ve kuşaktan kuşağa devam eder.</p>
<p>İnançsal manadaysa, Hak-Muhammed-Ali üçlemesini teyid ederek Hakk&#8217;ın birliğini onaylamak, Ehl-i Beyt soy geleneğine bağlılığı ifade ederek toplumsal barışı yaşama dönüştürmektir.</p>
<p>Kirvelik akti sırasında, kişiler veya aileler, kendi aralarında, Oniki İmamlar&#8217;ı ifade amacıyla birbirlerine  Oniki Kuruş  vermiş sayılırlar. Böylece ikrar verilmiş, gülbenk alınarak ikrar kapısından içeriye adım atmışlardır.   Artık her iki ailede karşılıklı sevgi,   saygı ve dayanışma duygu ve yükümlülükleri sürekli olarak yerine getirilmeye çalışılır.</p>
<p>Kaynak : <a href="http://www.aleviakedemisi.de/">www.aleviakedemisi.de</a></p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/alevylykte-kyrvelyk-ykrari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>ALEVİLERDE ÖLÜMLE İLGİLİ RİTÜELLER</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/alevylerde-olumle-ylgyly-rytueller/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/alevylerde-olumle-ylgyly-rytueller/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 18:56:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[MUAMELAT'A AİT ERKANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/alevylerde-olumle-ylgyly-rytueller/</guid>
				<description><![CDATA[ALEVİLERDE ÖLÜMLE İLGİLİ RİTÜELLER Ali AKTAŞ Sosoyolog Ölümden korkum yok, o benden korksun Cehennem var ise, günahım yaksın Cennet güzellikleri seyrana çıksın Sevgi muhabbete özendim, yeter. Ali İzzet ÖZKAN GİRİŞ Dünyada her toplumun/topluluğun bir inancı bulunmakta, bu inançlara uygun olarak da cenaze törenleri yapılmaktadır. Alevi toplulukları da inanç sistemlerine uygun olarak cenaze törenlerinin gereklerini yerine ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>ALEVİLERDE ÖLÜMLE İLGİLİ RİTÜELLER<br />
Ali AKTAŞ<br />
Sosoyolog</p>
<p>Ölümden korkum yok, o benden korksun<br />
Cehennem var ise, günahım yaksın<br />
Cennet güzellikleri seyrana çıksın<br />
Sevgi muhabbete özendim, yeter.<br />
Ali İzzet ÖZKAN<br />
GİRİŞ</p>
<p>Dünyada her toplumun/topluluğun bir inancı bulunmakta, bu inançlara uygun olarak da cenaze törenleri yapılmaktadır. Alevi toplulukları da inanç sistemlerine uygun olarak cenaze törenlerinin gereklerini yerine getirmektedirler. Alevilerde, yaşanılan yerleşim alanının kent ya da kırsal olmasına; öğrenim durumuna göre, ölüm olgusuna bakış, yakınlarını kaybedenlerin gösterdikleri tepkiler ve ölü gömme biçim ve geleneklerinde bazı nüanslar gözlenebilmektedir.<br />
Bu küçük farklılıkların temelinde, Alevi topluluklarının inanışlarında cenazeyi kaldırmak/gömmek için belli bir vakit sınırlamasının olmaması ve cenazenin nereden ve de nasıl kaldırılacağına dair kesin bir dinsel emir bulunmaması yatmaktadır. Bu topluluklarda cenazenin bekletilmeden bir an önce toprağa verilmesi gerektiği düşüncesi yaygın olmasına karşın, cenaze güneşin doğuşundan batışına kadar defnedilebilmektedir. Yine bin yılı aşkın bir tarih boyunca bu topluluklarda cenazesini camii veya mescide götürme gibi bir uygulama yer alamazken, günümüzde bunlara rastlanmaktadır.<br />
Kent yaşamına geçişle birlikte, içinde bulunan yapıda cenaze kaldırma belediyeler kanalıyla bir sisteme bağlandığı için, Alevi öğreti sisteminde bulunmayan camii ve hoca geleneği de Alevi topluluklarda 1950&#8217;li yıllardan sonra yer almaya başlanmıştır. Kent ortamında pirim yapan cami ve hocalar, bir takım sorunları ve tatsız olayları da beraberinde getirmiştir. Örneğin kimi camilere Alevi (halk arasındaki yaygın adı ile &#8220;Kızılbaş&#8221;) cenazelerinin getirilmesi hoş karşılanmamış ya da kimi hocaların cenazelerin Alevilere ait olduğunu hissetmesi ve öğrenmesi durumunda cenazeyi yıkamak ve cenaze namazını kıldırmak istememesi gibi olumsuzluklar ortaya çıkmıştır. Ayrıca meşrulaşan bu sistemle birlikte, kimi hocaların da gerek cenazenin yıkanması ve defnedilmesi sırasında, gerekse ölen kişinin üç, beş, yedi, kırk ve elli ikinci günlerinde okudukları dua (gülbang) ve mevlüt dolayısıyla. elde ettikleri bol kazanç ile bu işi tam bir ticarete dönüştürmüşlerdir. Dahası dua ve mevludun okunması sırasında, hocaların elde ettikleri bu fırsatı değerlendirerek, kendi Sünni-Ortodoks yapıdaki- düşüncelerini yaymaya çalışmaları, yani Alevileri Sünni inanç biçimine göre koşullandırmak için yoğun çaba sarf etmeleri de sorunun bir başka boyutunu oluşturmaktadır.<br />
Kimi Aleviler cenaze törenindeki bu tür uygulamaları, Sünnileştirme yani asimilasyon çabaları olarak algılamaktadırlar. Bu tür uygulamaları, kendi inançlarına karşı yapılmış/yapılmakta olan hoşgörüsüzlük ve saygısızlık olarak da kabul ettikleri için “Alevi olarak doğuyoruz, Sünni olarak ölmek istemiyoruz&#8221; diyerek şiddetle eleştirmektedirler.</p>
<p>ALEVİLİKTE ÖLÜMÜ ANLAMLANDIRMA</p>
<p>Ölümün, Alevilikte başlıca iki yorumu bulunmaktadır. Birincisi “biyolojik ölüm”dür. Biyolojik ölümü, “ölme”, “ölüm”, “kalıbı dinlendirmek” ve “Hakk’a yürümek” gibi terimlerle dile getirmektedirler. Bu terimlerden “kalıbı dinlendirmek” ve “Hakk’a yürümek” ölümün bir son olmadığını yeni bir durumun başlangıcı olduğu inanışından kaynaklanmaktadır. Burada sözü edilen kalıp bedendir ve beden yaşlanmıştır, yorulmuştur ya da hasar görmüştür işlevini yerine getirmeyecek durumdadır. Bu durumda beden (kalıp) terk edilir. Kalıbını terk eden, Tanrıdan gelmiştir, Tanrıya dönecektir. Bu nedenle de, Hakk’a ulaşmak üzere kalıbı terk eder (Hakk’a yürür) denilmektedir. Yani ölüm/ölme, Tanrıya ulaşmak/öze yeniden kavuşmak olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>İkinci ölüm ise, “Nasip (ikrar) törenindeki ölüm”dür. Bu ölüm, Alevilerce “ölmeden önce ölmek” ve “ölmek” terimleri ile ifade edilmektedir. İkrar törenindeki ölmek, iradi bir ölümdür ve bu aşama Alevi eğitiminin belki de en çarpıcı ve en zorlu aşaması olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>ALEVİLİKTE ÖLMEK (İKRAR ALMAK) VE İKİNCİ DOĞUM</p>
<p>Aleviler öğreti yolunda, bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, dünyaya bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmaya ve özünü gerçeğe adamaya yani öğretiyi benimseyip yola girmeye -“İkrar (Nasip) Alma”-, “ölmeden önce ölmek” demektedirler. Bu öğreti için, kişinin kendi isteğiyle maddi ve manevi dileklerinden tümden vazgeçmesiyle (yani iradi olarak ölmekle), mana aleminde, ruh bakımından hayat bulacağına inanılmaktadır. Alevilikte benimsenmiş olan Batıni yorumda iradi olarak ölen yani ikrarını alan can, dünyaya yeniden gelmiş gibidir. Yani, insanların yaşamları boyunca yaptıkları pek çok şeye, ölümle karşılaştıklarında pişmanlık duyacak olmaları ve “bir daha dünyaya gelsem böyle yapmazdım” düşüncesine varmaları “ikrar töreni”ile canlara kavratılmaktadır. Böylece insanın son veda anındaki hesaplaşmasını, önceden ikrar töreninde yaşayan Aleviler, kendilerini yeniden doğmuş olarak kabul ederler ve bu olayı da “ikinci doğum” olarak adlandırırlar. Yola girmenin ön koşulu olan “ölmeden önce ölmek” (iradi olarak ölmek), Aşık Veysel tarafından şöyle dile getirilmiştir:</p>
<p>Topraktandır cümle beden<br />
Nefsi öldür ölmeden<br />
Böyle emretmiş yaradan</p>
<p>Yine iradi olarak ölmeyi ve ikinci doğumu Şâhi bir nefesinde şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>Dört kapı selâmın verip aldılar,<br />
Pirim huzuruna çekip yettiler;<br />
El ele, el Hakk’a olsun dediler,<br />
Henüz mâsum olup cihana geldim.<br />
Münire Bacı da bu doğumu bir nefesinde:</p>
<p>Doğdum iki âneden<br />
Kimdir beni taneden<br />
Mürşidim imdat eden<br />
Haydariyim, Haydari.</p>
<p>biçiminde dile getirir. Nefeslerde de belirtilen, Alevilikte yapılan ikrar töreninden sonra, yola girenlerin kendilerini yeniden doğmuş gibi hissetmektedir.</p>
<p>Alevilikte yola giren kişi, kendisini tüm kötülüklerden, istenmeyen davranışlardan arındırmış sayılır. Bundan sonra geride kalan yaşamı boyunca pişmanlık duyacağı şeyleri yapmamaya çalışır yani arındırılmış halde kalabilmek için çaba gösterir.</p>
<p>ALEVİLİKTE ÖLÜM (HAKK’A YÜRÜMEK / KAVUŞMAK)</p>
<p>Alevilikte biyolojik ölümün “Tanrıya yeniden kavuşmak” olarak kabul görmesinin ana nedeni; nesnelerin, düşüncelerin yoktan var olmayacağına inanılmasıdır. Heterodoks yapıdaki bu öğretiye göre, İnsan-Evren-Tanrı bir bütündür (vahdet-i vücud); bundan dolayı evrendeki nesneler ve düşünceler Tanrının varlığından kaynaklanmakta ve bu durum (ölüm), varlığın (insanın) öze dönüşümü olmaktadır.</p>
<p>Hakk’a yürüyen “can”ın aslında ölmediğine öze (Tanrıya) geri döndüğü inanışına Alevi-Bektaşi menakıbnamelerinde sıkça rastlanır. “Cenazeye İmam Olmak” biçiminde de ifade edilen bu duruma dayanak olarak şu söylence anlatılmaktadır: “Hz. Ali’nin ölmeden önce vasiyeti üzerine, cenazesi evden almak üzere gelen kişiye verilir. Hz. Ali’nin cenazesini devenin üzerine yükleyip, oradan uzaklaşan yüzü örtülü yabancıyı Hz. Ali’nin oğulları gizlice takip ederler. Bir ara yüzündeki örtünün açılmasıyla, cenazeyi alıp götürenin de Hz. Ali olduğunu görürler”. [i] Yani bu düşünce de ölüm, aslında bir yok oluş değil, bir dönüşümdür. Bu söylence, birçok Alevi-Bektaşi deyişine ve söylencesine de kaynaklık etmektedir. Hatai’nin, bu olayla ilgili dörtlüğü ise şöyledir:</p>
<p>Ali’dir cesetin kendisi yuyan<br />
Yuyup kefeniyle tabuta koyan<br />
Ali’dir devesin kendisi yeden<br />
Hak ile Hak olan Arslan Ali’dir .</p>
<p>Tanrısal bir varlık olan insanın öz olarak yok olmayacağı inancını Aşık Ali İzzet Özkan şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>Cenazeme imam oldu nazarım<br />
Öldüren de benim ölen de benim<br />
Mezarımı elim ilen ben kazdım<br />
Ağlayan da benim gülen de benim</p>
<p>Allah gizli değil sana benziyor<br />
Canı katı teni bana benziyor<br />
Gâh doğar gâh batar güne benziyor<br />
Gidenler de benim kalan da benim</p>
<p>Affedici, bağışlayıcı olan Tanrıdan korkmayan Aleviler, aşk derecesine varan Tanrı-Evren-İnsan sevgisiyle yoğrulmuş dünya görüşüne ve alışılmamış bir öbür dünya anlayışına sahiptirler. 16. Asır Alevi ozanlarından Azmi bu anlayışı şöyle dile getirmektedir:</p>
<p>Esirci misin, koydun cehenneme Arap<br />
Hoca mısın, okur yazarsın kitap<br />
Aslın katip midir, görürsün hesap<br />
Hesabın mı var, yok hancı mısın?</p>
<p>Yüz bin cehennem olsa, korkmam birinden<br />
Rahman ismi nazil değil mi, senden<br />
Günahları bağışlayanım demedin mi, sen<br />
Af et günahımı, yalancı mısın?</p>
<p>Bilirsin ben kulum, sen sultanımsın<br />
Kalbde zikrim, dilde tercemanımsın<br />
Sen benim, canımdan can mihmanımsın<br />
Gönlümün yarisin, yabancı mısın?</p>
<p>13. Asır Alevi ozanlarından Yunus Emre de ölüm sonucunda Tanrıya ulaşmayı, dosta gitmek olarak kabul etmekte ve bu olayı dizelerinde şöyle dile getirmektedir:</p>
<p>Sala verin kasdımıza<br />
Gider olduk dostumuza<br />
Namaz için üstümüze<br />
Duranlara selam olsun</p>
<p>Ortodoks yapıdaki Sünni inanışın aksi bir öteki dünya anlayışını taşıyan Aleviler; Sünni inanç içerisinde yer alan korkutmalara, cennet inancına, cehennem inancına ve Azrail inancına da karşı çıkmaktadırlar. Cumhuriyet döneminin önemli aşıklarından Ali İzzet Özkan korkutmaları anlamsız bulduğunu şu dizelerle anlatır:</p>
<p>Hoca’fendi bizi korkudup durma,<br />
Ahiret ejderha marhane [ii] midir?<br />
Nar’ı cehennemi [iii] bana gösterme<br />
Kim görmüş, kim yanmış narhane [iv] midir?</p>
<p>Katran kazanlarım kaynıyor dersin<br />
Sırat’u [v] mizanda [vi] kimi tartarsın<br />
Her adama kırk tane kız verirsin<br />
Yoksa cennet’ala k&#8230;&#8230;.ne midir?</p>
<p>Para vereni sırattan geçirdin<br />
Cennetlik ettin uçmaktan uçurdun<br />
Kimisine âb-ı kevser [vii] içirdin<br />
Orası inhisar [viii] meyhane midir?</p>
<p>Bir dudağı yerde birisi göğde<br />
Doğru söyle zebanilerin [ix] nerde<br />
Azap sorgu sual yok mudur burda<br />
Mahkeme ceza evi, dershane midir?</p>
<p>Ulu Tanrı ulu derler amennâ<br />
Kısmet veren bir Huda’dır cihane<br />
Al’İzzet der hocam gel uy zamana<br />
Kutup haktır özgün şerhane midir?</p>
<p>“Tanrı korkusu” yerine “Tanrı sevgisi”nin temel alındığı bu şiirde, tümü ile sevgi, dostluk ve içtenlik içeren bu ifadelerin özünde, Alevi öğretinin insana verdiği etki açıkça görülmektedir.</p>
<p>Biçimci Tanrı anlayışını, kuralcı Tanrısal düzeni eleştiriye, hırpalamaya yönelik bu şiirlerin felsefesi kaynağı, Batı’dan gelen kamutanrıcılık anlayışının Doğu’dan alınan çilecilik felsefesiyle kaynaştırılmasından doğmuştur. Bu felsefeyi oluşturanlar yalnız Anadolu’da yaşayan Alevilerde değildir. Heterodoks muhalefetin, Anadolu başkaldırısı ile birleşmesinden doğan bu öğretiye göre, kabaca; evren Tanrının gerçek olmayan bir görüntüsüdür. Bu anlayışta, yaratan ve yaratılan diye ayrım sanal bir gerçektir. Var olan yalnızca Tanrıdır. O’nu, canlı ve cansız varlıklardan ayrı saymak, “ikilik” yaratmaktadır. Gerçek bozgunculuk, gerçek nifak da budur. Tek varlık ya da varlığın tekliği (vahdet-i vücut) anlayışına göre, Sünni şeriat kuralları, Kur’an’ı Kerim’in biçimini öne alarak yaratan-yaratılan ikiliğini ortaya çıkarır ve bu durum, Tanrı dışında başka bir varlığı kabul etmek ve de benimsemektir ki, bozgunculuğa ve Tanrıyı yadsımaya uzanır. Gerçek küfür (tanrıtanımazlık) işte bu anlayıştır.</p>
<p>Düşünsel dokusunu “Bâtıni” yorumla oluşturan Alevilik, bu ilkeden yola çıkarak Ortodoks Sünni şeriat kurallarının geçersiz, biçimsel kurallarından oluşan bir anlayış olduğunu ileri sürmektedir. Alevilere göre, önemli olan Tanrı ile bir olunacak veya Tanrıda yok olacak yolu bulmak ve bu yolda ilerlemektir.</p>
<p>Heterodoks öğretide yaratıcı diye Ortodoks Sünni kurumlarca öne sürülen, soyut varlığa karşı bir başkaldırı görülmektedir. Yani heterodoksi içinde yer alan topluluk üyeleri, ortodoksiye göre tanımlanan Tanrıyı yadsımakta ve bu kesimin belirlediği düzende, Tanrısal olarak belirtilen kuralları anlamsız bularak buna karşı çıkılmaktadır. Kaygusuz Abdal’ın dizilerinde bu açıkça görülmektedir:</p>
<p>Kıldan köprü yaptırmışsın<br />
Gelsin kullar geçsin diye<br />
Hele biz şöyle duralım<br />
Yiğit isen geç a Tanrı.</p>
<p>Bu tür şiirler (sathiyye) genelde Tanrı anlayışını inkara yönelme değildir. Aksine dinin belli bir yorumuna (Ortodoks Sünni yorum) ve onun getirdiği Tanrısal kurallara yani Tanrı adına, insanların ortaya koyduğu anlayışa başkaldırmaktır ve yermektir.</p>
<p>Kul Himmet de dört büyük melekten söz ederken Azrail için can alıcı değil, canı cana ulaştırıcı olarak bahsederken yine bu anlayış, egemen (Ortodoks Sünni) üslubun dışındadır:</p>
<p>Kudret kelâmını söyler Cebrail<br />
Rıza lokmasını sunar Mikail<br />
Canı cana ulaştırır Azrail<br />
İsrafil ağzında düğündür Muhabbet.</p>
<p>Teslim Abdal ise, ölümün kaçınılmaz olduğunu anlatırken, yaşarken insanın (canın), insanlara (canlara) karşı sorumluluğunu da nefesinde şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>Gafil durma şaşkın bir gün ölürsün<br />
Dünya sana bâki değil ne fayda<br />
Ettiğin işlere pişman olursun<br />
Pişmanlığın ele girmez ne fayda</p>
<p>Bir gün seni iletirler evinden<br />
Hakk’ın kelamını kesme dilinden<br />
Kurtulamazsın Azrail’in elinden<br />
Türlü türlü yolun olsa ne fayda</p>
<p>Mürşidin cenaze namazından sonra “filanı nasıl nasıl bilirdiniz?” diye sorduğunda, komşuların ve tanıdıkların “iyi bilirdik” diyerek tanıklık etmesi olayı, insanın insanlara karşı sorumluluğunun nedenli önemli olduğunu anlatmaktadır. Kul Hüseyin de bu olayı dörtlüğünde şöyle dile getirir:</p>
<p>Bir gün olur rast gelince ecele<br />
Komşun iyi demezse halin nice olur<br />
Oku bir kez defterini, hecele<br />
İnkar etme, defterini yazan var.</p>
<p>Bu yolda insanların birbirine karşı olan bu sorumluluğunu, yola giren herkese mürşidi/piri/rehberi öğretmektedir. Bu sorumluluğu öğrenen kimsenin kendini sorgulaması ve eksiklerini, yanlışlıklarını kendisi bulup düzelmesi gerekmektedir. Bu sorgulamayı, Aşık İsmail Daimi şu dizelerle anlatmaktadır:</p>
<p>Ben beni bilmezdim hatır kırardım<br />
Meğer ilmim noksan imiş bilemedim<br />
Ben insandan başka ilâh arardım<br />
Meğer ilâh insan imiş bilmedim.</p>
<p>Bu inancı benimseyen topluluk üyelerinde ölüm insanı Tanrıya ulaştırdığına inanılırken, ölümle birlikte insansı çekişmelerin, düşmanlıkların, kinin ve nefretin Tanrısal öze ulaştığında, o güzellik içinde yok olacağına inanılır. Aşık Veysel bir şiirinde bunu şöyle dile getirmiştir:</p>
<p>Aslıma karışıp toprak olunca<br />
Çiçek olur mezarımı süslerim<br />
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar<br />
Gök yüzünde dalgalanır seslerim</p>
<p>Ne zaman toprakla birleşir cismim<br />
Cümle mahluk ile bir olur ismim<br />
Ne hasudum kalır, ne de bir hasmım<br />
Eski düşmanlarım olur dostlarım</p>
<p>Evvel de topraktır, sonra da adım<br />
Geldim gittim bu sahnede oynadım<br />
Türlü türlü tebdilata uğradım<br />
Gani viran şen olurdu postlarım<br />
Benden ayrılınca kin ve buzuğum<br />
Herkese güzellik gösterir özüm<br />
Topraktır cesedim, güneştir özüm<br />
Hava yağmur uyandırır hislerim</p>
<p>Alimlerin alimini ölçer biçerler<br />
Hanını hasını eler seçerler<br />
Bu dünya fanidir konar göçerler<br />
Veysel der ki gel barışak küslerim</p>
<p>İnsanın kutsallığı, kendine, çerçevesine olan tüm sorumluluklarının yola giren insana öğretildiği Alevilikte Allah-İnsan-Evren’e bakış açısının, Ortodoks Sünni öğretiden farklı olduğu ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>HASTA VE HASTA ZİYARETİ</p>
<p>Alevi inancında yer alan “canlar”, “can” kavramını ile tanımladıkları tanıdıkları, sevdikleri kişinin iyi gününde yanında oldukları gibi, zor günlerinde de yanında olmaya çalışırlar. Bir “can” hasta olup sağlığını yitirdiği günlerde, onu teselli eden ve yalnız bırakmayan, diğer “canlar”dır. Hastalık döneminde kişinin yaşam anlayışı da değişmiştir ve kendisini ziyaret edecek dostlarını ve akrabalarını beklemektedir. Çünkü bu dönemde acısını paylaşacak, kendisine moral verecek tatlı sözler, hasta için önem taşımaktadır. Bu nedenle sağlığı bozulan “can”ı, mümkün olduğunca topluluk üyeleri yalnız bırakmamaya çalışırlar. Hastanın akrabaları, dostları, komşuları ve diğer yakınları, hastanın parasal durumu göz önünde bulundurularak, ona gıda yardımında bulunur ve ihtiyaç halinde yiyecek yaparak evine götürürler. Hasta ziyaretine gidenler, bir şeye ihtiyacı olup olmadığı sık sık sorarlar. Bunlar yapıldıktan sonra hasta yanından ayrılırlar.</p>
<p>ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ İNSANA KARŞI GÖREVLER:</p>
<p>1. Su Vermek</p>
<p>Ölüm halindeki kişi de, ölüme ait belirtilerin (örneğin, nefes almada aşırı güçlükler, belleğin yitirilmesi, hareketlerdeki ani ve kontrolsüz değişiklikler vb.) görülmesi durumunda, ağzına az miktarda su verilir. Zaten ölüm döşeğindeki “can”a sürekli olarak belirli aralıklarla su verilir ya da su içmeyecek durumda ise dudakları bir bez veya pamuk parçası ile ıslatılır.</p>
<p>Sünni inanışlı toplulukların ölüm halindeki kişiye kıbleye çevirme geleneğine, Alevilerde -özellikle kırsal kesimde yaşayanlarda- pek rastlanılmamaktadır. [x] Ölüm halindeki kişinin yatarken herhangi bir yöne doğru çevrileceğine ya da belli bir biçimde yatırılacağına ilişkin hiçbir yazılı veya sözlü kayıt bulunmamaktadır. Alevilikte, kıbleye çevirme olgusunun bulunmaması, bu inanca göre kıblenin tanımlanmasının Sünnilikten farklıdır ve bunda Alevi düşünce yapısının önemli rol oynadığını söylemek olanaklıdır. Çünkü Alevilikte kıble, insanın karşısında yer alan bir başka insanın yüzüdür (“can”ın cemalidir). Dolayısıyla ayrıca bir kıble arayışına ihtiyaç duyulmamaktadır.</p>
<p>2. Kelime-i Tevhid Getirmek</p>
<p>Ölmek üzere olan ve tamamen şuurunu kaybetmemiş-söylenenleri anlayarak tekrar edebilen-kişinin yanında dinsel bilgi sahibi (Dede, Baba, mürşid, rehber vb. gibi) kişi [xi] tarafından üç kez “Tevhid Kelimesi” veya “Şehadet Kelimesi” söylenir:</p>
<p>“LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDUN RASULULLAH, ALİYYUN VELİYULLAH”<br />
(“Allah’tan başka Tanrı yoktur. Muhammed Mustafa Allah’ın elçisidir. Aliyyel-Mürteza, Allah’ın velisidir” ya da “İnanırım ve derim ki Allah’tan başka Tanrı yoktur; yine inanırım ve derim ki Muhammed Mustafa Allah’ın elçisidir. Ve yine inanırım ve derim ki Aliyyel &#8211; Mürteza Allah’ın velisi ve inananların önderidir”)</p>
<p>Bu sözleri ölüm halindeki kişinin tekrar etmesi için kesinlikle ısrar edilmez. Hastanın durumu bunları söylemeye uygun değilse, yalnızca “Allah” sözü telkin edilir. Ayrıca, ölmek üzere olanın yanında çok hafif sesle “düvazimam” okunabilmektedir. Çoğunlukla ölmek üzere olan kişinin yanına aile bireyleri ve onun en çok sevdiği arkadaşları alınmaktadır.</p>
<p>3. Kutsal Kitaptan Bölümler Okumak</p>
<p>Aleviliğin heterodoks niteliğine bakılarak bir takım tören ve ritüellerden yoksun saymak olanak dışıdır. Her inanış gibi, bu inanca bağlı topluluklarda tören ve ritüellerde bakımından zengindir. Sünni Ortodoks inançla yer yer benzeşen, zaman zaman da farklılaşan yönler, uygulamalara sık sık rastlanmaktadır.</p>
<p>Dede/Baba veya dinsel bilgi sahibi kimse, ölmek üzere olan kişinin yanında “Yasin” [xii] ve “Âyet-El-Kürsi” [xiii] süreleri gizli olarak okur. Özellikle her aşamada “Yasin” suresi okunmaktadır/okutulmaktadır.</p>
<p>4. Vedalaşmak / Helallaşmak</p>
<p>Durumu ağırlaşan “can”ın hısım ve akrabalarının hastanın yanı başında bulunmaları ve helalleşmeleri uygun bulunmaktadır.</p>
<p>HAKK’A YÜRÜME/RUHUN TESLİM EDİLMESİ<br />
(KİŞİ ÖLÜNCE YAPILACAK İLK İŞLEMLER)</p>
<p>Hasta kişi “Hakk’a yürüdüğünde” (öldüğünde), “Dede/Baba” [xiv] veya görevi üstlenmiş bir er/bacı tarafından ruhunu teslim eden canın gözleri açıksa kapatılır/gözleri yumulur; ağzı açıksa çenesine enli bir bez çekilip ağzı kapatılarak başından bağlanır. Alevilikte bu işlem sırasında Dede/er/bacı ölünün göğüs hizasında durup şu dualar/gülbanklar okunur:</p>
<p>“Bismillah ve alâ milleti Rasülillahi, Allahumme yessir aleyhi emrehu ve sehhil aleyhi mâ ba’dehu. Ve me esid bi likâike, v’ec’al mâ harace ileyhi hayran mimmâ harace anhu.” (Tanrı’nın adıyla. Rasullullah’ın dini üzere. Tanrı’dan geldik, yine O’na döneceğiz. Tanrım onun işini kolaylaştır. Sana kavuşmasını mutlu kıl. Kavuştuğunu bıraktığından iyi kıl.) ve “Allah, Muhammed, Ali inancı üzerine ölmüş olsun. Ey Allah’ım, onu yarlıga, onun derecesini hidayete ermiş kimseler içinde yücelt, bizleri ve onu affet, ey evrenlerin Yaratıcısı! Onun kabrini geniş eyle ve orasını ona ışıklı kıl.” (Bu dua sözleri birkaç kez tekrarlanır)</p>
<p>Aynı zamanda mekan ve ortamın uygun olması durumunda “düvazimam” okunur, “salevat” getirilir.</p>
<p>Bir can “Hakk’a yürüdüğünde” üzerinden elbiseleri (yalnızca iç çamaşırları üzerinde bırakılarak) çıkarılır. Yere uzatılır ve elleri göğsünde birleştirilir ya da elleri yanlarına uzatılır. Sonra bir çarşafa sarılıp, “Rahat Döşeğe”/“Hak Döşeği” [xv]ne bırakılır, yani yere indirilir. Bu işlemlerden sonra ölenin üzeri boylu boyunca bir örtülür. Başucunda üç adet mum yakılır. Yaşlı ve olgun insanlar ölünün olduğu evde kalırlar ve ev halkına yardım ederler. Ölen kişinin yanında güzel kokulu (esans, kolonya,gülsuyu vb) maddeler bulundurulur. Yıkanıncaya kadar bir başka odada sesi fazla yükseltmeden dua okunduğu görülmektedir. Hatta ölünün bulunduğu oda geniş olur, ölünün de üstü tam örtülü bulunursa, bir köşede sessizce okunduğu gibi, ayrıca ölümle ilgili “düvazlar” ve “gülbang”da okunabilmektedir. Ayrıca ölenin karnının şişmemesi için karnının üstüne metal bir madde (demir parçası, makas, bıçak vb.) konulur.</p>
<p>Ölenin içinde bulunduğu odanın pencereleri açılarak içerisi havalandırılır. Böylece ölüm kokusunun/kötü havanın çıktığına inanılır. Ayrıca ölünün bulunduğu oda (ışık, mum, lamba vb.) aydınlatılır. Bu aydınlatma kimi Alevi topluluklarında 3 gün, kiminde ise 40 gün boyunca sürer.<br />
Tahtacı köylerinde ölüm (Hakk’a göçüş) olduğunda hemen defin hazırlığı başlar. Ölüm akşama yakın bir zamanda olmuş ise defin işlemi hemen yapılmaz. Çünkü Tahtacılar cenazelerini, güneş battıktan sonra toprağa vermezler. O yüzden akşama doğru vefat eden kişinin cenazesi ertesi gün defnedilir. Bu gibi hallerde cenaze kendi evinde sabahı bekler. Tahtacılar bu bekletme işlemine “Ölümün gecelemesi” adını verirler. Böyle hallerde ölü kendi evinde bir odaya konur, başında sabaha dek ağıtlar yakılır ve köyde zâkir bulunuyorsa, zâkir veya zâkirler ölü evinde sabahlarlar ve saz eşliğinde beyitler yani deyişler okurlar. Beyaz bir tülbent içinde ceviz büyüklüğünde biraz tuz konur, tülbentin ucu üçlü fitil yapılır. Bu fitil bir tabak içinde bulunan zeytinyağının içine konur, zeytin yağı ile yağlanan fitil Mutlaka Meşe Kömürü ile tutuşturulur. Bu şekilde hazırlanıp yakılan Kandilin başında insanlar sabaha dek nöbet tutup onun sönmemesine çalışırlar. Fitili bekleyen kişi fitili söndürürse günahkâr sayılır. Fitil tutuşturulurken “Hül Cemaat (Topluluk) Şahı Merdan’ı uyandırıyorum” diye üç kez bağrılır.</p>
<p>ÖLÜMDEN SONRA YAPILACAK İŞLER</p>
<p>1. Ölümün Duyurulması</p>
<p>Ölüm olayının ardından ev sahiplerine yardım amacıyla ve cenazenin çabuk kaldırılması için ve de cenaze namazının (secdesiz namazın) kalabalık bir topluluk tarafından kılınmasını sağlayabilmek amacıyla ölüm haberi, ölenin sevenlerine hemen duyurulur.</p>
<p>Ölümün duyurulması, oturulan yerleşim biriminin büyüklüğü veya küçüklüğüne göre değişmektedir. Kırsal yerleşim alanlarında ölenin yakınlarının ağlaması ile başlayan duyurulma süreci, olayı duyan komşuların ölü evinde toplanması ile başlar. Bundan sonra da ölenin yakınları ve komşuları ailenin acılarına ortak olmaya, onları avutmaya, ilk hazırlıkları yapmaya yardımcı olurlar. Bu arada ölen kişinin ailesi/yakınları ve komşuları gerekli yerlere olayı haber verirler.</p>
<p>Tahtacılarda ölünün gömülmesi (defin) hazırlığına hemen başlanır. Tahtacılarda yapılması gereken ilk iş kefeni hazırlamaktır. Tahtacı ölü için üç kat kefen hazırlar. Ölenin tenini örtecek kefenin ilk adına “yakasız gömlek” denilir. Bu kefenin ortası deliktir ve ölünün başından geçirilerek ölüye giydirilir. Ölüyü omuzlarından diz kapaklarına değin kaplar. Gömlek, ölenin cinsel organlarını da kapattığından, bu gömleğe “sır örtüsü (sır gömleği)” adı da verilir. Kalan iki kefen ölüyü, boydan ve enden olmak üzere, tümden kaplar. Başka bir deyişle kefen bir torba gibidir ölü bu iki katlı torbanın içine sokulur ve bu kefenler ölünün her tarafını dar olmayacak şekilde kaplar.<br />
Kentlerde ve özellikle büyük kentler (İstanbul, Ankara ve İzmir) gibi yerleşim alanlarında ise, ölüm haberi ölen kişinin ailesi ve yakınları tarafından, telefon, telgraf, gazete ilanları vb. gibi kitle iletişim araçları ile duyurulur.</p>
<p>2. Ölüye Ağlamak / Ölenin Arkasından Ağlamak</p>
<p>Yakınlarını, sevdiklerine bir anda kaybedenlerin acı çekmeleri, ağlamamaları olanaklı değildir. Bu tepkilerde gayet doğaldır. Bu duygusallığın (ağlamanın ve üzülmenin) sonucu, duygu yoğunluğu ile ölenin arkasından şiirler/şiirimsi anlatımlar ortaya çıkarmıştır. (Bu tür üzücü olayların ardından, ağlamanın yanı sıra bu duygularını şiirsel bir anlatımla ifade etme insanoğlunun dolayısıyla bu toplulukların en genel özelliklerinden biridir.)</p>
<p>Torosların eteğindeki bir Tahtacı Köyü olan Kırtıl Köyünde, evladını (çocuğunu) kaybeden ana baba acılarını şöyle dile getirmişlerdir: [xvi]
<p>Havaslık eyledim yavru getirdim<br />
O da hayal ile düşümüş meğer<br />
Yavrumu gözümden ayıramam derdim<br />
Çektiğim emekler boşumuş meğer</p>
<p>Anlımıza yazılan kara yazıdır<br />
Allah’tan gelene kulu razıdır<br />
Yavrusu olana bahar yazıdır<br />
Yavrusu olmayana kışımış meğer</p>
<p>Bunu böyle yapan Zülcelal Hak’tır<br />
Keramet deryası ihsanı çoktur<br />
Yokladım yavrumu, yaresi yoktur<br />
Yürek de yaresi beşimiş meğer</p>
<p>Beş gün evvel düşünü gördüm<br />
Yaradan Allah’a sığındım kaldım<br />
Dünyada yavrusuz durmam derdim<br />
Ana ilen baba taşımış meğer</p>
<p>Bu gece bizlere bin yıl oldu<br />
Çağırdı ahbapları, yanına geldi<br />
Kendisi gitti de gelini kaldı<br />
Uçurdum yavruyu kuşumuş meğer</p>
<p>Aman Allah yoramadım düşümü<br />
Gaflet bastı, kaldıramadım başımı<br />
Azrail’e aldırdım yavru kuşumu<br />
Ölüm alayına başımış meğer</p>
<p>Alevilerce kutsal kabul edilen “Yedi Ulular”dan (yedi büyük ozandan) biri olan Pir Sultan Abdal bir kaza sonucu ölen oğlu için şu ağıtı söylemiştir:</p>
<p>Dinleyin aşıklar benim sözümü<br />
Felek yaktı kül eyledi özümü<br />
Elimden aldırdım körpe kuzumu</p>
<p>Her gün kıyamet oğlum diye diye<br />
Bir gün kıyamet oğlum diye diye</p>
<p>Yakarım yakarım ateşim tütmez<br />
Seslerim seslerim bülbülüm ötmez<br />
Oğlumun hayalı karşımdan gitmez</p>
<p>Her gün kıyamet oğlum diye diye<br />
Bir gün kıyamet oğlum diye diye</p>
<p>Pir Sultan’ım dünya fanidir fani<br />
İnsana verdiler emanet canı<br />
Dünyadan ahrete uludur yolu<br />
Bundan gayrı yol yok dönesin geri.<br />
CENAZE’NİN YIKANMASI [xvii]
<p>Cenaze, Hak Döşeğinden alınarak “Teneşir” denilen ve yüksekliği 60-70 cm. kadar olan bir yere sırtüstü yatırılır. Ölü teneşire götürülürken Dede şu duayı yapar:</p>
<p>“Ber cemal-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin, Ali’yi pir bilene verelim candan salevat (salevat getirilir). Dünya geçicidir, ahiret yurdu kalıcıdır. Tanrının hükmü yürüdü. Ulu Tanrı seni kutlu bir menzile yetirsin. Kabrin ışıklı, mekanın cennet olsun. Şah-ı Merdan seni sancağı altında saklasın, beklesin. Gerçeğe hü&#8230;”</p>
<p>Teneşirin etrafı güzel kokulu bir şey ile tütsülenir. Ölen “can”ı yıkanırken mürşidi, musahibi ve yakınları başında bulunur, daha fazla kimsenin bulunmasına izin verilmez. Ölünün göbeğinden (hanımlarda göğsünden) dizlerine kadar “edeb” yeri bir örtü ile örtülüp, elbisesi tamamen çıkarılır. Yıkayıcılardan biri su döker, diğer biri yıkar. Cenaze yıkayan, önüne bir önlük takar, ayaklarına çizme giyer.</p>
<p>Bu hazırlıktan sonra yıkayıcı “Besmele” çekip, yani “Bismi Şah” deyip, yıkama için niyet eder ve şu sözleri söyler: “Bu ölüyü yıkamaya Allah rızası için niyet ettim” der. Yıkama işi bitinceye kadar “Ey esirgeyen, bağışlayan Allahım! Yargılamanı dilerim” diye dua edilir. Yıkama işi bitinceye kadar “Allah-Muhammed-Ali” ve “Oniki İmamlar”ın isimleri anılır. Ayrıca şu dua sözleri de söylenir:</p>
<p>“Allah’tan geldik, yine Allah’a döneceğiz&#8230; Emir büyük yerden&#8230; Yargı Allah’ındır&#8230;” diye, ölünün hatalarının affı için dua edilir.</p>
<p>Yıkayıcı, eline “Temizlik Bezi” denilen bir bez parçası (ya da eldiven) alarak örtünün altından önce “edeb” yerini yıkar ve bu bezi (ya da eldiveni) bir kenara koyar ve ikinci temiz bir bezle (eldivenle) abdest aldırmaya başlarlar:<br />
a) Önce yüzü yıkanır.<br />
b) Ağzını, burnunu yıkamaz; ancak, dudaklarının içini, dışını, burun deliklerini yıkanır.<br />
c) Göbeğinin çukurunu sıvazlanır (bu üç kez tekrarlanır).<br />
d) Sonra elleriyle kollarını birlikte yıkanır.<br />
e) Başını da sıvazladıktan sonra, ayaklarını yıkanır.<br />
Böylece abdesti tamamlanmış olur. Abdest aldırma işi bittikten sonra, cenazenin üzerine ısıtılmış su dökülür. Başı (ve varsa sakalı) “Hatmi” denilen kokulu bir bitki ile ya da sabunla taranmadan yıkanır. Sonra “sol” tarafa çevrilerek önce “sağ” tarafı bir kere; sonra da “sağ” tarafına çevrilerek “sol” tarafı da bir kere yıkanır. Bu biçimde “sağ” ve “sol” tarafları üçer kez yıkanır. Sonra yakınları yine dualar, düvazlar okuyarak üçer kez helallık suyu dökülür.</p>
<p>Bundan sonra cenaze, yıkayıcının göğsüne (veya eline veya dizine) yaslanılarak karnı hafifçe sığanır. Eğer bir şey çıkarsa diğer bir temizlik bezi ile ve su dökülerek temizlenir (yeniden abdest aldırmaya ve tüm vücudu yıkamaya gerek yoktur). Cenaze bol sabun ve suyla tertemiz yıkanır. Hakk’a yürüyen canın mürşidi, merhumun yarlıganması için dua eder, düvazimam okur, boydan boya üç kez (Allah, Muhammed, Yâ Ali) diyerek su döker. Her hizmet nazikçe yapılır. Yıkama işi bittikten sonra bir havlu ile kurulanıp, kefen gömleği giydirilir.</p>
<p>Elleri, ayakları, dizleri, burnu ve alnına “kafuru” sürülür. Eğer cenazenin saçları ve tırnakları uzunsa kesilmez. Kefenleme işi bitince, cenaze, dedenin okuyacağı dualar eşliğinde tabuta konur (iki kişi belindeki kuşaktan, ikişer kişi de baş ve ayaklarından tutarak). Normal koşullar altında erkek ölüyü erkek, kadını da kadın yıkamalıdır. Cenaze namazını, duaları “Dedeler” (mürşidler) ya da Alevi hocalar yıkar.</p>
<p>Tahtacılarda kefeni hazırlama işi tamamlandıktan sonra ölünün yıkanmasına geçilir. Ölü ısıtılmış su ile (ama kaynar değil) yıkanır. Ölen insan erkek ise erkek, kadın ise kadın tarafından yıkanır. Ölü yıkamak için dede veya mürebbi olmak zorunluluğu bulunmaktadır. Sıradan bir talip bile bu işi yapar. Yeter ki bu konuda bilgi ve becerisi olsun. Ama öleni yıkayan asla Sünni inançlı olamaz. Yıkama işlemine başlanmadan önce üç sabun torbası’nın içine avuca alınacak büyüklükte koni haline getirilmiş sabunlar yerleştirilir. Bunun yanında üç adet taharet bezi ile bir örtü ve üç kurutma bezi hazırlanır. Örtüyü önlük olarak kuşanan ölü yıkayıcısı ölünün tüm vücudunu sabunla yıkar ve iyice temizler. Ölüyü yıkayan kişi onun cinsel organlarındaki kılları (eğer kıllı ise) temizler. Ölen erkek ise ve sakallı ise sakal tıraş edilir ama bıyığa asal dokunulmaz.</p>
<p>Ölü yıkandıktan sonra, kurutma havlusu ile silinir ve ölünün konulacağı tabut ya da başka bir deyişle “sal ağacı” hazırlanır. Bu “sal ağacı” ölüyü taşımada kullanılır. Ölüyü tümü ile örten iki kefen bu “sal ağacına” döşenir. Yıkanan ölüye önce don ve gömleği sonra pijaması giydirilir. Bundan sonra Mutlaka çorapları giydirilir. En son olarak da elbiseler giydirilir. Bazı dedeler cenazeye elbise giydirilmeyeceğini, sadece ayıp yerleri gizlemek için don giydirileceğini söylerler. O yörelerde erkeklerin başına taç denilen bir başlık geçirilirken; kadınlara hem çelgi hem de yazma bağlanır. Sal ağacına mutlaka yastık konur ve bunun üzerine cenaze yerleştirilir. Bundan sonra ölünün çenesi kafası ile bağlanır. bu bağlama işine çene çatma adı verilir. ölünün kolları yan tarafa uzatılır. Bundan sonra ölünün sağ ayak başparmağı sol ayak başparmağının üzerine getirilip mühürleme işlemi yapılır. En sonunda da sır gömleği giydirilir.</p>
<p>Bundan sonra ölünün yakınları, akraba ve arkadaşları ölü ile vedalaşmaya ve helalleşmeye başlarlar. Vedalaşmada küçükler ölünün sağ elinden öperler. Öperken, önce sol, sonra sağ, sonra da yine soldan öpülür. Birinci öpüşte “Allah”, ikinci öpüşte “Muhammed”, üçüncü öpüşte de “Ali” denilir. Vedalaşma işi bitince kefen ayak ve baş tarafından bağlanır. Bazı tahtacılarda kefenlenen cenaze, adına ihram denilen kırmızı bir örtünün içine konur ve bundan sonra ceset sal ağacına yerleştirilir. İhram cenaze gömüldükten sonra mezarlıkta bırakılmaz eve getirilir.</p>
<p>Bu işlemler bittikten sonra ölüyü yıkayan kişi herkesin duyacağı şekilde “Allahım bu mevtanın kusurlarını bağışla, ona geçen haklarımız helal olsun. Topluluk ölüye olan haklarını helal etsin” der. Topluluk üç kez sorulan bu soruya üç kez “helal olsun” diye yanıt verir.</p>
<p>Tahtacılarda Cenaze namazını eskiden mutlaka Alevi olan birisi kıldırırdı. Ama namaz kıldırmayı bilen bir kişi yoksa cenaze namazı Sünnilerce de kıldırılabilir. Cenaze namazını kıldıracak kişi en öne geçer, halk onun arkasında üçlü, beşli ve yedili sıralar halinde saf bağlar. Dede/Baba ve bu konuda bilgili olan topluluk üyesi, “Durdum divana uydum Kur’an-ı Azimşana Yönüm Kıbleye Kıblem Kabe-i Şerife” dir. Bundan sonra topluluğa döner ve “Canlar bu Mevtayı nasıl bilirsiniz?” diye sorar. Halk bu soruya “Allah rahmet eylesin” diye yanıt verirse namazın kılınmasına geçilir. Eğer böyle denmezse namaz kılınmaz. Çünkü orası erlerin erenlerin meydanıdır. Nasıl cemde dede, canları meydana çekip topluluğun rızasını alıyorsa ve bu rızalık alınmadan canlar ceme giremiyorsa, cenaze de son yolculuğunda bu rızalığı almak zorundadır. Bu alınmadıkça cenaze namazı kılınmaz. Cenazenin darına duran canların en az dörtte üçü “Allah rahmet etsin diyecek” iyi biliriz diyecek. Eğer Allah rahmet etsin denirse cenaze namazının kılınmasına geçilir.</p>
<p>Dede/Baba ve bu konuda bilgili olan topluluk üyesi “Allah için namaza-meyyid için duaya” dedikten sonra “Kadınsa kadın kişi niyetine, erkekse er kişi niyetine durdum divana uydum hazır olan imama Allahü ekber” diyecek ellerinin baş parmaklarını kulak memelerinin alt ucuna dokundurup yana sallayacak ve ondan sonra “Süphaneke” duasını okuyacak, onun okunması bitince tekbir getirip, “Allahümme Salli”, “Allahümme Barik”, okunur tekrar tekbir getirilir. “Allahümme Semmit” duasının okunmasına geçilir, bu okunduktan sonra tekrar tekbir getirilir, tekbirden sonra selam verilir ve ölünün ruhu için “Fatiha” okunmasına geçilir ve “Fatiha” toplulukla birlikte okunur.</p>
<p>KEFEN’İN HAZIRLANMASI</p>
<p>Hakk’a yürüyen (göçen) bir “can”ın bedenini herhangi bir örtü ile “kefenleme” [xviii] uygulaması, Anadolu’da yaşayan tüm Alevi topluluklarında vardır. Bu, hayatta olan canlara bir görevdir. Cenaze yıkandıktan sonra kurulanır ve kefenlenir. Erkek kefeni üç parçadır; “Gömlek” [xix],”eteklik” [xx] ve “sargı” [xxi]. Kefenin beyaz olması ve üç parçadan meydana gelmesi dinsel gelenektir. Fazla bez bulunmadığı durumlarda kefen tek parça da olabilir [xxii]. Kadınların kefeni ise beş parçadan meydana gelir ve erkek kefeninin üç parçasından başka kadınların, “baş örtüsü” [xxiii] ile “göğüs örtüsü” [xxiv] vardır.</p>
<p>Kefen için alınan beyaz patiska veya bezden, yukarıda sayılan beş parçadan başka “temizlik bezi” [xxv] ve “bağ” [xxvi] parçaları da kesilerek alınır.</p>
<p>CENAZENİN KEFENLENMESİ</p>
<p>Kefen, ölüye sarılmadan önce güzel kokularla tütsülenir. Önce “sargı” tabuta veya kilim üzerine yayılır. Onun üzerine de “eteklik” serilir. Kurulanan cenaze, “gömlek” giydirilerek “sargı” üzerine uzatılır. Cenaze erkek ise, etekliğin sol tarafı alta, sağ tarafı üste gelecek şekilde eteklik ölüye sarılır. Sonra, sargı da aynı bu şekilde sarılarak baş ve ayak uçlarından uzayan fazlalıklar bağlarla bağlanır. Eğer kefenin açılmasından korkulursa, belinden de bunun için kesilmiş bulunan bağ ile bağlanır. Bu bağlar, kabirde çözülür.</p>
<p>Cenaze kadın ise ve saçları da uzun olursa, saçları ikiye ayrılarak “gömlek” üzerinden göğsü üstüne konur. Onun üzerine, yüzünü de örtecek şekilde “baş örtüsü” örtülür, üstüne de “eteklik” sarılır. Etekliğin üzerinden “göğüs örtüsü” bağlanır. Daha sonra da “sargı” sarılır. Göğüs örtüsü sargı üzerine de bağlanabilir. Cenaze kefene sarıldıktan sonra yüzü açılır, yakınları ziyaret eder, sonra yine kapatılır.</p>
<p>Önce dış kefeni (sargı) temiz bir yere (gasil yerindeki masaya) serilir. Onun üzerine iç kefeni (eteklik) ve onun üzerine de gömlek döşenir ve cenazenin üzeri örtülü olduğu halde, teneşirden kaldırılıp tabut içine ve arkası üzerine yatırılıp, başına, sakalına ve çevresine kokulu şeyler serpilir. Önce soluna, sonra sağına kefen kapatılır. Baş, ayak ve bel kısmı bağlanır.</p>
<p>Kadın cenazede de “eteklik” ve “sargı” erkekte olduğu gibi sol tarafları alta gelecek şekilde sarılır. Burada dikkat edilecek husus, “eteklik” ve “sargı”yı ayrı ayrı sarmaktır. Yani, önce “eteklik” ve sonra da “sargı” sarılır. Kefenin beyaz pamuk bezinden olması daha iyidir. Bugün adet olan patiskadır. Kadınlar için ipekli veya desenli kumaştan da kefen yapılabilir. Kefenlerin -olanak oranında- ölünün sosyal durumuna denk olmasına dikkat edilir. Henüz ergenlik yaşına gelmemiş (kız çocuk 9, erkek çocuğu 12 yaşını doldurmamış) olanlara, kefenleri sadece “eteklik” ve “sargı” olabilir. Ancak, gömleğin de olması daha iyi olur. Herkesin kefeni kendi malından sağlanır. Kefen masrafı, borç ve vasiyetlerden önce gelir. Cenaze kefene konulduktan sonra ölenin yüzü açılır. Ölünün akrabaları ve dostları onu ziyaret ederler. Ziyaret yapılırken kesinlikle ölünün cesedi ve kefeni üzerine göz yaşı dökülmez. Ölünün bedenine dokunulmaz. Ziyaret bittikten sonra kefen kapatılır.</p>
<p>Çepnilerde cenaze iki kefenle sarılır. Birinci, kefen arka tarafı cenazenin topuklarına, ön tarafı da diz kapaklarına kadar ölçülerek kesilir, ki buna Çepnilerce “Sitir bezi”derler. Bu kefenle cenaze sarılır ve ayrıca ölünün başına bir de “takke” yapılarak geçirilir. İkinci kefeni de mâlûm olan şekilde keserek birinci kefenin üzerine sararlar.</p>
<p>HELALLIK ALIMASI<br />
(CENAZENİN AKLANMASI = TEZKİYE)</p>
<p>Helallık hem evinin önünde hem de cenaze namazı kılınırken alınır. Bu, yakınlarının ve komşuların rızasını almaktır. Hakk’a yürüyen bir canın aklanır. Önce “Dede”/“Baba” ya da bu konuda bilgili olan herhangi bir can, cenazenin huzurunda, toplumun karşısında önce bir konuşma yapar. [xxvii]
<p>Dede, güzel bir konuşma yaptıktan sonra “Helallık Almak” için canlara şöyle seslenir: “Canlar! Hakk’a yürüyen bu er’i (ya da bacı’yı) yaşamı süresince nasıl bilirsiniz?” Cemaat: “İyi biliriz. Allah rahmet eylesin.” Dede: “Bu canımızın Hak-Muhammed-Ali yoluna inanmış, Ehl-i Beyt dostu bir kardeşimiz olduğuna tanıklık eder misiniz?” Cemaat: “Ederiz.” Dede: “Üzerinde eğer hakkınız varsa helal eder misiniz?” (Helal eder misiniz? Diye üç kez sorar). Cemaat: “Helal olsun.” Dede: “Helal olsun diyen dillerden Hak-Muhammed-Ali razı olsun!” der, duaya başlar. “Esirgeyen, bağışlayan Allah’ın adıyla, can-ı dilden diyelim bir Allah&#8230; Allah&#8230; Ulu Tanrı kitabında buyuruyor ki:</p>
<p>Hak’tan geldik, yine Hakk’a döneceğiz. Her nefis ölümü tadacaktır ve sonra bize döndürüleceksiniz&#8230; Ey yüceler yücesi Tanrım! Yönünü sana çevirmiş, Hak’tan gelmiş Hakk’a giden, seni Bir bilen, Hazret-i Muhammed’i hak peygamber ve mürşid, Hazret-i Ali’yi veli ve rehber bilen, Ehl-i Beyt’e bağlı olan bu can kulunu İmam Hasan, Şah Hüseyin aşkına cehennem narına, kabir azabına uğratma. Yürüyen ruhunu şad, mekanını cennet eyle. Bilerek, bilmeyerek işlediği kusurlarını affeyle, Ey Tanrım! Muhammed Mustafa’nın ve Ehl-i Beyti’nin şefaatine eriştir. Allah&#8230; Allah&#8230; Allah, Muhammed, Ali&#8230; Pirim Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar, Oniki İmamlar, Hakk’a yürüyen canımızın geride kalan yakınlarına, yol kardeşlerine sabretme gücü ve sağlıklar vere. Burada bulunan bütün canların geçmişlerine rahmet eyleye. Hepimiz bu halle hallendiğimizde; Rabbim Allah, Peygamberim Hazret-i Muhammed, rehberim Aliyyel Mürteza diyerek ömrümüzü tamamlamayı nasip eyleye. Hakk’ın huzurunda, Ulu divanda, sorgu gününde yardımcımız ola. Dem Ali, sırr-ı Nebi, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli, Kerem-i evliya, gerçekler demine hü mü’mine Ya Ali&#8230; Hakk’a yürüyen canımızın ruhu için el-Fatiha&#8230;” Cemaat Fatiha [xxviii] okur. Helallık alınıp, dua edildikten sonra, sıra “Cenaze Namazı”na gelmiştir.</p>
<p>Cenaze işlerinin yürütülebilmesi için öncelikle Hakk’a göçen canın evinden çıkartılması gerekir. Mefta evden çıkartılırken mutlaka başı öne getirilerek çıkarılır.</p>
<p>CENAZE NAMAZININ KILINMASI<br />
(SECDESİZ NAMAZ)</p>
<p>“Ölüm, ne babayı bırakır ve de evladı alırkor.<br />
O öyle bir geçittir ki, herkes oradan geçmeye mecburdur”.<br />
Hz. Ali</p>
<p>Cenaze namazında rüku ve secde bulunmadığı için, “secdesiz namaz”da denmektedir. Seyrani şiirinde cenaze namazı ile ilgili şöyle görüşlerini dile getiriyor:</p>
<p>Çal Seyrani, durma sazı<br />
Hakk’a sen eyle niyazı<br />
Sana secdesiz namazı<br />
Kısmet olan kılar bir gün</p>
<p>Hakk’a yürüyen (ölen) her “can”ın cenazesi için (kadın-erkek-çocuk) toprağa verilmeden önce cenaze namazı kılınır ve dua edilir. Cenaze namazı kılmak, cenaze sahipleri ve cenazeyi duyanlar için kutsal bir görevdir. Cenaze namazı ayakta, Allah rızası niyetiyle ve dört tekbir ile kılınır. Cenazenin erkek, kadın veya çocuk oluşuna göre “niyet” [xxix] yapılır ve “tekbir” ile eller bağlanır. Tekbirleri, Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan ve cemaatin önünde yer alan kişi sesli, cemaat sessiz alır. Kefene sarılmış, tabutlanmış cenaze, başı batıya, ayakları doğuya gelecek biçimde “Kerbela” tarafa konulur ve niyet ederken ölü için olduğu belirtilmelidir. [xxx]
<p>Tabut, musalla taşı üzerine konulduktan sonra, Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi ölünün göğsünün hizasında, Kerbela’ya doğru durur. Cemaat Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişinin arkasında düzgün saflar halinde durur. Sıra, cenaze namazı kılmaya gelmiştir. Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi, ölünün kadın mı, erkek mi, ya da kız çocuk mu, erkek çocuk mu olduğunu yüksek sesle belirtir ve namaza başlamak için cemaate şu bilgileri verir:</p>
<p>“Ey cemaat! Canlar! Saflarımızı sık ve düzgün tutalım. Cenaze namazı dört Tekbir ile ve ayakta kılınır. Birinci Tekbir’de [xxxi] , Tevhid kelimesi, ikinci Tekbir’de [xxxii] Salevat duaları, üçüncü Tekbir’de [xxxiii] cenaze için dua okunur, dördüncü Tekbir’den [xxxiv] sonra selam verilir. Bileniniz duasını okusun, bilmeyeniniz (Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali) desin, Oniki İmamları ansın&#8230;”</p>
<p>Cenaze namazına başlamak için, Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi cemaate şöyle seslenir:</p>
<p>“Allah rızası için salâta, Muhammed Mustafa ve Ehl-i Beyt için salevata, Hakk’a yürüyen er kişi(ya da: Bacı kişi/erkek çocuğu/kız çocuğu) için duaya, Gönlümüz Oniki İmam’a, Er kişi (ya da: Bacı kişi/erkek çocuğu/kız çocuğu) niyyetine, dört tekbir ile uyun hazır olan imama.” deyip, birinci Tekbir’i alır, namaza başlanır. Tekbir’i, Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi açıktan (sesli) olarak, cemaat de sessiz (içinden) alır. Cenaze namazında selamlamadan sonra, cenaze namazı kıldıran Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi ellerini kaldırarak:</p>
<p>“Ber-cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin, Ali’yi pir bilene verelim candan salevat”, der, tüm cemaat salevat getirir. Sonra: “Cenaze namazı, niyaz ve dualarımızın Ulu Dergah’ta kabulü ve Hakk’a yürüyen bu canımızın ruhu için, Allah rızası için el-Fatiha&#8230;” diyerek, cemaatin Fatiha okumasını ister (Fatiha’nın Arapça’sını bilmeyenler, bu kitapta bulunan Türkçe anlamını okurlar).</p>
<p>Cenaze namazı böylece kılınıp sona erince, Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi “Bismi Şah&#8230; Allah, Muhammed, Ya Ali” deyip, tabutun baş tarafından tutar kaldırır ve orada hazır bulunan canlar da sıra ile cenazeyi (düvaz ve dualarla) taşıyarak yerine kadar götürürler.</p>
<p>Çepnilerde namaz âdet olmadığı için cenaze namazı da yoktur ve cenazeyi, namaz kılmadan kaldırmaktadırlar.</p>
<p>CENAZENİN KABRE TAŞIMASI</p>
<p>Alevi topluluklarında tüm yakınların ve tanıdıkların ölene karşı son ve en önemli görevlerden biridir, cenaze törenine katılmak.</p>
<p>Bir cenazenin namazında, taşınmasında ve gömülmesinde ne kadar fazla can yer alırsa ölen ve topluluk üyelerinin uyumu da o kadar fazladır. Cenazeyi bekletmeden en kısa zamanda toprağa vermek bir gelenektir.</p>
<p>Cenazeyi taşımak işlemi şöyle yapılır: Tabutu tutmak/kaldırmak isteyen önce tabutun ön sol kolunu sağ omzuna alır ve on adım kadar götürür. Bundan sonra, tabutun sol arka kolunu sağ omzuna alarak on adım götürür. Daha sonra tabutun sağ ön kolunu sol omzuna alarak on adım götürür. Tabutun sağ arka kolunu sol omzuna alarak on adım daha götürdüğünde üzerine düşen görevini yapmış olur. Böylece sağ omuz ve tabutun önünden başlamak üzere tabutun dört yanında onar adım yürüyerek kırk adım atmış olur. Bu, normal sayıda cemaat olduğu zamandır. Cemaat az olur veya mezarlık uzak olursa taşıma işlerine tekrar tekrar katılmak gerekir. Tabutu seri bir biçimde, sallamadan götürmeli, izleyenler mümkün olduğunca sessiz olmalıdır.</p>
<p>ÖLÜNÜN TOPRAĞA VERİLMESİ (DEFNEDİLMESİ)</p>
<p>Cenaze ile ilgili işlemler sürdürülürken, bir yandan da ölenin konulacağı mezar da hazırlanmaktadır. Ölen kimsenin cinsiyeti, burada son derece önemlidir. Çünkü, ölü erkek ise mezar aşağıya doğru, kişinin dik ve yere bastığı varsayılarak erkeğin yerden göbeğinin yüksekliğine kadar; kadın ise, yerden göğsünün yüksekliğine kadar ve boyunun uzunluğu da dikkate alınarak doğudan batıya doğru kazılır. Yani ölünün gömüleceği kabir (mezar), uzunluğuna ve derinliğine kazılmış bir çukurdur. Mezarın boyu, ölünün boyu kadar, derinliği de göğüs yüksekliği kadar olarak kazılır ve “lahit” yapılır. Lahit, kabrin alt kısmında “Kıble”ye doğru açılan oyuktur. Kıble tarafında kalan bölüm 30-40 cm. toprak altından içeriye doğru kazılır. İçeriye oyulmuş bu bölüme “sapıtma” ya da “koytan” denilir. Ölü işte bu oyulan kısma konulur.</p>
<p>Ölünün cenaze namazı kılındıktan sonra, son aşama olan “gömme” yani “defin” aşaması başlar. ölü, Sal ağacı üzerinde ve omuzlar üzerinde mezarına getirilir. Cenaze mezarlığa getirildiğinde omuzlardan indirilmeden oturulmaz. Ancak ölü yere indirildiğinde işi olmayanlar oturabilirler. Tahtacılarda ölen genç ise arkadaşları, uzun sırıklar üzerine renk renk kumaş parçaları, mendiller, çiçekler bağlarlar ve bu sırıklar bayrak gibi cenaze konvoyunun önünde taşınır. Sırıklarda bulunan renklerin çokluğu ölen delikanlının sevilen bir insan olduğuna kanıtlar.</p>
<p>Mezarlıkta, kabrin tabanına bir “döşek” serilir. Boylamasına doğudan batıya doğru kazılan mezarın batı yönüne güneybatı ile kuzeybatıyı birleştirecek şekilde Yastık konulur. Sonra, Sal ağacı açılır ve yakınları tarafından Sal ağacından alınan ölü, üç kişinin yardımı ile mezara indirilir. Kadını kabre kendi mahremi, yani, kendisine nikahlanması mümkün olmayan kişiler indirirler. Erkek cenazeyi ise yakınlarının indirir. Cenaze kabre konulacağı zaman birkaç kişi kabre inerek kabrin kıble tarafından cenazeyi, tabutta olduğu gibi alır, kabre indirip yüzü kıbleye çevrilmiş olarak sağ tarafına yatırırlar. Kıbleden tarafa gelen yere yumuşak toprak konur ve düzeltilir. Baş kısmı batıya ve yüzü yukarıya gelecek şekilde mezara indirilen ölünün vücudu ile başı hafifçe kıbleye çevrilir. Ölünün kefen bağları da bu arada çözülür. Cenazeyi kabre indirirken de: “Bismi Şah ve alâ milleti Resulillah” (Yüce Tanrı’nın adıyla, Tanrı Elçisi’nin ve Ehl-i Beyti’nin inancıyla seni toprağa veriyoruz) sözleri tekrarlanır. Kefen baş ve ayak kısmından bağlanmış ise, bağlar çözülür.</p>
<p>Ölen kişi, yaşamında çok hırslı ve cimri olarak tanınıyorsa, “gözünü toprak doyursun” denilerek onu mezara indiren kişiler tarafından gözüne birer tutam toprak atılır. Bu uygulamadan sonra, mezarın tabanı ile kuzey duvarının kesiştiği çizgiden başlayarak, uç ve dip kısmı bu çizgiye, diğer ucu yukarıya ve mezarın güney duvarına gelecek şekilde tahta ile doğusundan batısına kadar bir boydan bir boya döşenmesi yapılır. Mezarın açılmasında çalışanlardan ilk kazmayı ya da çapayı vuran sonra da üçüncü kazmayı vuran toprak atar. cenaze kabre indirilince köylerde derhal toprak atılmaz. Köpek ve sair yırtıcı mahlûkatın cenazeyi çıkarmamaları için öncelikle üzerine bir yük dikenli çalı atılır ve iyice bu çalılarla cenazenin etrafı ve üstünü sıkıştırıp örtükten sonra bir sıralama yapılmadan herkes toprak atmaya başlar. Bazı yörelerde ilk toprak musahip tarafından atılır ve atılırken, “Allah, Muhammed, Ali” denilir ve üç avuç atılır.</p>
<p>Ölü kabre bu şekilde yerleştirildikten sonra üstü, kerpiç, tahta ve benzeri şeylerle kapatılır. Bunların üzerine toprak atılarak gömme (defin) işlemi tamamlanır. Kabir, yerle aynı hizada olmayıp biraz yüksek yapılır. Mezar tamamen toprakla kapatıldıktan sonra, yerle aynı düzeyde tutulmaz ve bir balık sırtı yapılarak, mezar öteki yerlerden ayrılır. Mezarın baş tarafı olan batı yönü ile ayak tarafı olan doğu yönüne birer tahta dikilir. Ölünün baş tarafı olan batı yönüne dikilen tahtada onun babasının adı, kendi adı ile soyadının yanı sıra, doğduğu ve öldüğü tarihleri içeren bilgiler yazılır. Bu tahtaya, baş tahtası ya da hece taşı denilir ve ölünün ayak tarafından çözülen “kefen bağı, baş tahtası” na bağlanır. ölünün ayak tarafı olan doğu yönüne dikilen tahtaya da onun kefeninin baş tarafından çıkan kefen bağı bağlanır. Her iki tahtanın arasına gerilen bir ip üzerine, renk renk çaputlar ile çiçekler bağlanır. ölünün gömülmesini kapsayan bu aşama böylece tamamlanır.Ölünün üzeri örtülünce, bu cenazenin ve diğer canların ruhu için oturarak Kur’an ve düvazimam okunur ve sonunda ölünün günahlarının bağışlanması için dua edilerek bu göreve son verilir. Sevabını ölünün ve bütün geçmiş canların ruhlarına hediye ederler.</p>
<p>TELKİN VERİLMESİ [xxxv]
<p>Gerçekte, Alevi inancında “telkin” diriye verilirken; günümüzde ölüne telkin verilmektedir. Toplumsal etkileşim nedeniyle ve farklı kültürlerdeki geleneklerin etkisi altında kalan topluluk üyelerinde, ölüye telkin uygulaması da yer etmiştir. Alevi toplulukları ibadetlerinde okudukları deyiş, düvazimam, gülbank, mersiye ve dualarını yüzyıllardır Türkçe olarak okumuşlardır. Ancak kendileri ile birlikte ülkede yaşayan öteki yarımdan (Sünnilerden) etkilenerek ve resmi din anlayışınca asimilasyonu sonucunda okudukları bazı dualar bugün Arapça’dır. Halk alışkanlık haline getirdiği bu adetler, günümüzde belli ölçülerde yerleşik bir hal almıştır. Definden sonra halk mezarın başından ayrılırken, mürşid mezara doğru yüksek sesle şu telkinde bulunur:</p>
<p>“Bismi Şah&#8230; Ey (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)oğlu/kızı (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..) (burada üç kez, ölünün annesi ve kendi adı söylenir)! Yaşamında sürekli söylediğin ve kabul ettiğin şekilde şunları söyle: Bilirim ve bildiririm ki Allah’tan başka Tanrı yoktur. Yine bilirim ve bildiririm ki Hz. Muhammed, Allah’ın kulu ve elçisidir. Ve tanıklık ederim ki Şah-ı Velayet İmam-ı Ali Tanrının velisidir. Kuşkusuz cennet gerçektir, cehennem gerçektir. Kıyamet günü gerçektir. Bunda kuşku yoktur. Ulu Tanrı kabirlerde bulunanları muhakkak diriltip mahşer yerinde toplayacaktır. İlk söz verişini unutma ve ikrarından dışarı çıkma. Hatırla ki: Rab olarak Allah’a ,din olarak İslam’a, peygamber olarak Hz. Muhammed’e, imam olarak Hz. Ali’ye ve mü’minlerin kardeşler olduğuna razı bulunmuş idin. Ey (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)! (Üç kez hitap edilir).De ki: Allah’tan başka Tanrı yoktur. Ona sığındım. O büyük Arş’ın sahibidir. De ki: Rabbim Allah’dır, dinim İslam’dır, peygamberim Hazret-i Muhammed’dir, İmamım Şah-ı Velayet Aliyyel Mürteza’dır. Allah seni sözünde durucu kılsın ve doğru olan yola götürsün ve seni sevdiklerinle birlikte rahmetinin gölgesinde saklasın. Ey Ulu Tanrım! Bu ölüyü yalnız bırakma. Sen, sahip çıkanların en hayırlısısın.”<br />
Telkini verdikten sonra, mürşid de kabristandan ayrılır.</p>
<p>BAŞ SAĞLIĞI DİLEMEK<br />
(TAZİYE)</p>
<p>Ölüm, insanoğlu için dayanılması en zor acılardan biri olarak, ölenin yakınlarına çok büyük acı verir. Ölüm, başına gelenlere acı verdiği için, onların bu acısı etrafındaki canlar tarafından paylaşılır ve teselli edilir. Böyle anlarda insanın, teselliye, maddi ve manevi yardımlara en çok muhtaç dönem olduğunu kabul eden topluluk üyeleri, ölenin ailesi ve yakınlarına taziyede bulunurlar. Taziye, ölenin yakınlarını ziyaret edip acılarını hafifletici söz ve davranışlarda bulunmak, onların acılarını paylaşmaktır. Teselli ve taziye;</p>
<p>“Hüküm Allah’ındır, Allah sabır versin, Allah’tan geldik yine O’na döneceğiz, Allah rahmet eylesin, Miracı mübarek olsun, mekanı cennet olsun, Allah başka acı göstermesin, başınız sağ olsun&#8230;” gibi sözlerle yapılır.</p>
<p>Bir kimsenin başına ölüm ve benzeri acılar geldiğinde olgun insanların, güzel sözler söylemesini bilenlerin, özellikle Dede/Baba gibi inanç önderlerinin onu teselli etmesi, acısını hafifletici, sabrı öğretici, öfke ve heyecanı yatıştırıcı sözler söylemesi gelenektir. Bizzat görüşme olanağı olmadığında telefon, telgraf ve mektupla da taziyede bulunur. Teselli ve taziyede en büyük görev, mürşid ve Dedelere düşer.</p>
<p>Ölenin yakınları yapmaları gereken en önemli işleri dahi bu dönemde yapamazlar. Ölü evinin işlerinde yardımcı olmak için herkes seferber olur ve vefat edenin ailesine yemek yapıp götürülür. Çünkü ölü evini yemek yapmaktan alıkoyan büyük bir üzüntü hakimdir. Bu yardım ve davranışlar da bir çeşit taziyedir. Taziye çoğunlukla ilk üç günde yapılır. Çünkü üç günden sonra yapılan taziyeler, kapanmak üzere olan yaraları tekrar açabilir. İlk taziye, ölü toprağa verildikten sonra, mezarlıktan ayrılırken yapılır. Sonra topluca ölenin evine gelinir, dualar okunur, canlar yine başsağlığı dileyerek ölü evinden ayırırlar.</p>
<p>Amucalarda cenaze evinden mezarlıkta çalışanlara irmik helvası, söğüş pişirilmiş bir horoz, peynir, ekmek gönderilir. Buna “mezarlık ekmeği” adı verilir. Bazen mezar kazımı, tabiat şartlarından dolayı uzun sürebilir.</p>
<p>KABİRE SU DÖKÜLMESİ GELENEĞİ</p>
<p>Cenaze ile birlikte getirilen su , mezarın baş kısmından başlayarak ayak ucunda bitirmek koşuluyla dökülür. Mezara örtülürken herkes toprak atmak ister. Kimse birbirinin elinden küreği almaz, yere bıraktırır öyle alır. Eskiden su dökene para verildiği söyleniyor. Bu gün bu uygulama bırakılmıştır. Ayrıca mezara üç sabah gün doğmadan su dökülmesi yapılır. Bu sular meftanın yıkandığı yerde yanan mumların altındaki sulardır. Eskiden vefat edenin bir doktor kontrolü olmadığından toprağın serinliği ile kendine gelebilir diye gidilmiş olabileceğini düşünülmüş olabilir. Zaman zaman bu tür olaylara rastlanılması olanağını düşündüklerinden bu uygulamaya devam ede gelmişler. Aslında toprağın pekişmesi için yapılan gelenektir. Yağışlı hava bile olsa su dökmeye gidilir.</p>
<p>MEZARLIK DÖNÜŞÜ</p>
<p>Mezarlıkta iş bitince tüm gelenler topluca dağılmadan cenaze evine gidilir .Cenaze yakınları gelenlerin dağılmaması için gerekli ikazlar ile gelmeye ikna ederler. mezarlık inişinde meftanın yakınlarından biri tarafından şeker dağıtılırmış. Can aşı geleneğinin kökeni çok eskilere dayanmaktadır.</p>
<p>Amucaların da meftanın evinde kurban, helva , pilav, hoşaf ve yemek çeşitlerinden oluşan hazırlık tüm gelenlere verilir. Yemekten önce 2 veya 3 kaptan tüm gelenlerin elleri yıkatılır. Bu kaplar cenazenin ardından mezarlığa gidenlerin döneceği yola ters olarak kapatılır. Hizmet edecekler koşarak gelip bunlara su doldurur. Su dökme işlemi hiç kesilmeden devamlı dökme şeklinde yapılır. Giderken elleri yıkatılırken aynı uygulama yapılır. Havlu ile elleri sildirilir.</p>
<p>Gelenler giderken &#8220;Allah sabırlar versin ,Başınız sağ olsun, yedik içtik Allah kabul etsin&#8221; diyerek ayrılırlar. Akşama yapılacak üçü için, bir veya iki kişi tarafından köy halkı üçüne çağrılır. Bu yaslı ev için yalnız kalıp üzülmemesi için bir avunma şeklidir. Cenaze evinden ayrıldıktan sonra komşular ve akrabalar tarafından ölenin kaldığı oda, el birliği ile acele olarak badana edilirmiş. Tarikata devam edenler de toprağa düştüğü gecenin akşamına yapılan toplantıya “üçü” adı verilir. Yedisinde de en yakınları toplanır. Kırkı yapılır. Köylerde üçü akşamından başlayarak topluca kadınlar tarafından “tebareke” okunur. Bu 7 gün süre içinde yapılır. Ufak çapta mevlit yapılır. Cenazeye talkın veren Dedeye/Babaya daha sonra uygun bir zamanda “talkın sabahı” adı altında, evden yeni veya yenice bir tabak verilir. Bu kap bakırdan olurmuş genelde. Vefat edenin giysilerinin tümü toplanır, yıkanır ve en yakın dostuna verilir. Cenazenin elbiseleri yıkanmadan önce 41 adet taş toplanıp yıkanacak suya atılırmış. Taş toplama işlemi 41’den geriye sayılarak yapılırmış. Kırkıncı gecesi mevlit okutulur. Aynı işlem 52’sinde yapılır. Vasiyeti varsa “devir” denilen tören yapılır. Buna günümüzde “ıskat” diyorlar. Daha çok dini eğitim görmekte olan kişiler arasında bir miktar paranın paylaşılmasıdır. Bu kişiler dualar okuyarak bu parayı kabul ettiklerini belirtirler. Bu tören yaklaşık 10 kişinin dizleri üzerinde duaları ile biter. Sonunda paralar eşit olarak dağıtılır. Tüm tanıdıklar yemeğe çağrılır. Davet edilme köylerde kadın veya erkekler tarafından çağırma ile olmaktadır. Gelenlere yemek verileceğinden bir gün öncesi hizmet edecekler gelir, gerekli hazırlığı yaparlar. Hizmet edecekler hizmet gününden bir gün önce haberdar olurlar, yani çağrılırlar. Amucalarda mevlüt de yemekli yapılmaktadır.</p>
<p>Senesinden bir gün evvel taş dikilmesi genelde yapılmaktadır. Buna katılanlara yemek verilir. Buna mezarlık ekmeği de denilir. Vefat edenin eşyalarından, sonra, sevdiği birine veya fakire kişinin belli biri olması fark etmez,bir kat yorgan yastık ve iç çamaşırı alıp verilir. Ayakkabıları üçü gecesine kadar yani o gün birine verilir.</p>
<p>VEFAT EDENİN ARDINDAN 40 GÜN SÜT VERİLMESİ GELENEĞİ</p>
<p>Amucalarda vefat edenin yakınları ardından hayır işleri icra ederler. Bu kişilerin maddi yönü ile orantılıdır. 40 gün içinde lokma yapıp dağıtırlar. Bu sure içinde meftanın gelip dolaştığına inanılırmış.40 gün süresi içinde her gün bir kişiye süt götürülür. Bu kişinin sevdiği biri olabileceği gibi ,fakir bir kişi de olabilir. Ayrım söz konusu edilemez. Son gün, kırkıncı gün, süt ile birlikte tas ve bir kaşık bırakılır. Bazı hali vakti iyi olanlar çeşme ve benzeri şeyler yaparlar. Bu vesile ile toplumun bazı gereksinimleri karşılanmış olur.</p>
<p>CAN AŞI<br />
(KIRK YEMEĞİ)</p>
<p>Ölümün üçüncü, yedinci ve özellikle kırkıncı günü “hayır yemeği” verilir, düvazimam, mersiye ve dualar okutulur, sevabı Hakk’a yürüyen canın ruhuna armağan edilir. Ayrıca ölünün birinci yıl dönümünde yine hayır yemeği verilir ve istenirse mezarı yapılır.</p>
<p>Kırkıncı gününde verilen “hayır yemeği”nde bir kısa “cem töreni” de düzenlenebilir, sazla deyiş, düvazimam, mersiye okunur, cem erenlerinden helallık istenir, borçları ya da alacakları varsa ödenir. Bu cem’e “dar’dan indirme erkanı” [xxxvi] denir. Törenin sonunda mürşidi, ölen canın ruhunun sevinçli olması, kesilen kurbanın ve okunan düvaz ve gülbankların kabul olması için dua eder. Yemekten sonra, sofra duası eder:</p>
<p>“Allah Allah&#8230; Nimet-i Celil-ullah, bereket-i Halil-ullah, şefaat Ya Resûlallah! Bu gitti ganisi gele, Hak-Muhammed-Ali berekatını vere. Yiyene helal, yedirene delil, cennet taamı, kudret honu ola. Hizmet sahipleri hizmetlerinden şefaat bula. İmam Hüseyin dualarımızı Ulu Dergahında kabul eyleye. Hakk’a yürüyen kardeşimiz (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)’in ruhu şad, mekanı cennet ola. Geride kalan yakınlarına sabırlar ihsan eyleye. Soframız dolu, yardımcımız Ali ola. Ağrı, acı, elem, keder vermeye, ağzımızın tadını bozmaya. Dil bizden, nefes Hazret-i Hünkar’dan ola. Dem Ali, sırr-ı Nebi, Pirimiz-üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli, Kerem-i evliya, gerçekler demine hü mü’mine Ya Ali&#8230;”</p>
<p>Deyişler ve mersiyeler okunduktan sonra, dar’dan indirme ceminin asıl ibadet bölümüne devam edilir. Cem törenlerinde olduğu gibi, “salevat”dan (Dede okur: “Evvel baştan Muhammed Mustafa’ya ve Ehl-i Beyti’ne salevat!..”Cemaat hep bir ağızdan salevat getirir: “Allahım! Muhammed Mustafa’ya ve Ehl-i Beyti’ne niyaz ve selam olsun.”) başlayarak sırayla “cem mühürleme” (Dede cemaate 3 kez şöyle seslenir: “Değerli canlar! Cemimizi mühürledik. Allah’ın emriyle bir hisar yaptım. Cebrail’in mührü ile mühürledim. Hasan, Hüseyin’in kilidi ile kilitledim. Ya Ali, bu cemaati sana ısmarladım. Verelim Muhammed Mustafa’ya candan salevat&#8230;” Tüm cemaat, salevat getirir.), “nâdi ali” (Dede, duayı okur: “Nâdi Aliyyen mazhar-ül-acaib Tecidühû avnen leke finnevâib Li ilallahi haceten külli hemmin ve gammin seyenceli Bi nûr-i azametike Ya Allah Ya Allah Ya Allah Ve binûr-i nübüvvetike Ya Muhammed Ya Muhammed Ya Muhammed Ve binûr-i nübüvvetike Ya Ali Ya Ali Ya Ali Edrikni edrikni edrikni Ve aleyhâ muhavveli La feta illâ Ali la seyfe illa Zülfikar Her bir kazayı, belayı def eder Perverdigâr La feta illa Ali la seyfe illa Zülfikar Yezid’in boynundan gitmesin tîğ ile teber La feta illa Ali la seyfe illa Zülfikar Müminin gönlünden gitmesin leyl-ü ve’nnehar İmam Cafer Buyruğu’nda budur muteber La feta illa Ali la seyfe illa Zülfikar.” Ey inanan can!Ali’yi çağır, o üstün kerametlere sahip olanı, sıkıntıların için ondan yardım görürsün, her türlü keder ve acı, senin ululuğunla dağılır ey Tanrı, senin peygamberliğin hürmetine de ey Muhammed, senin veliliğin hürmetine de ey Ali. Ey Hasan ve Hüseyin’in babası, ey Ebû Türâb, sorunlarımızı çöz ey veliler velisi. Ey yücelikler sahibi, ey Mürteza, ey Şah-ı Merdan Ali.”), “bağışlama” (“Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed Mustafa yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Aliyyel Mürteza yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Hasan-ül-Mücteba yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Hüseyn-i Kerbela yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Zeynel Aba yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Bakır Bahâ yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Cafer Rehnüma yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Musa Kâzım yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina İmam Rıza yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed Taki yüzü suyu hürmetine bağışla;</p>
<p>Allahümme salli alâ seyyidina Ali Naki yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Hasan-ül Askeri yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed Mehdi yüzü suyu hürmetine bağışla; Allahümme salli alâ seyyidina Erenler, evliyalar yüzü suyu hürmetine bağışla.”) “tevbe” (Dede: Ey cem erenleri! Ulu Tanrı, Tevbe Sûresinin 119. Ayetinde “Ey mü’minler! Allah’tan sakının, doğrularla beraber olun” buyuruyor. Geliniz öz gönül birliği ile O’ndan yarlıganmamızı dileyelim:</p>
<p>Tevbe günahlarımıza estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah! Ya Rabbi, doğduğumuz günden bu ana gelinceye kadar eğer bilerek bilmeyerek işlediğimiz kov, gıybet, hata, isyan, küçük ve büyük günahların hepsine can-ü gönülden tevbe ettik pişman olduk. Bir daha işlemeyeceğimize tevbe estağfirullah. Kul kusur işler, sultan bağışlar. Tevbe estağfirullah. Evvelimiz Adem atamızdır, sonumuz bizim peygamberimiz iki cihan serveri Muhammed Mustafa (S.A.V.)’dır. Bu ikisi arasında her ne kadar peygamberler, veliler, nebiler, gerçek erenler geldi geçti ise hepsi haktır, hepsine inandık, iman getirdik. Elhamdü lillâh elhamdü lillâh. Dinimiz İslam, kıblemiz gönül kâbesi, kitabımız Kur’an, mezhebimiz İmam Cafer-i Sadık Mezhebi. Hak lâ ilâhe illallâh, Hak birdir, Muhammed resûlullâh, Emir-ül-mü’minin Ali veliyyullah. İlâhi ilâhi farzdır ilâhi, tâlibin kalbinde farzı ilâhi, Oniki İmamlar rehberdir Sultan Hatâyi. Kalbimizle severiz ol güzel Şahı” dedikten sonra, Tevbe Düvazı’nı okur.) ve “istiğfar” (Can-ı dilden, can-ı gönülden diyelim bir Allah Allah&#8230; Allah, Muhammed, Ali, Hünkar Hacı Bektaş Veli. Yetişe, ulaşa, dilde dilekleri, gönülde muratları vere. Kazalara, belalara kalkan ola. Oniki İmamlar cemalinden, nûrundan ayırmaya. Her gönülde bir murat vardır: Murat isteyenin muratlarını, dilek isteyenin dileklerini ihsan eyleye. Cümlemizi sancağının altında saklaya, bekleye. Hastalarımıza şifa, dertlerimize deva, borçlarımıza eda nasib eyleye. Destimiz deman, küfrümüz iman, yardımcımız Oniki İmam ola. Ali’den bakım, Hak’tan niyaz ola. Seksen bir Urum Erenleri, doksan bin Horasan Pirleri, yüz bin Gayb Erenleri yetişe, ulaşa, dilde dilekleri, gönülde muratları vere. Vakitler hayrola, hayırlar feth ola, şerler def ola.</p>
<p>Niyazlarımız Hak Dergahında kabul ola. Gözümüzden yaş, duvarımızdan taş düşürmeye, ocaklar başı aydın ola. Oniki İmamlar cümlemize yardım eyleye. Ceddi cemalim yolumuzu yolsuza, yaramaza, pirsize uğratmaya. Şeytanın şerrinden, gafil gadadan, görünür-görünmez beladan koruya. İki cihanda korktuğumuzdan emin, umduğumuza nail eyleye. Bu okunan duaların hürmeti hakkı için Ulu Tanrı, Hakk’a yürüyen (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;) canımızın kabrini cennet bahçesi eyleye, sorgusunu kolay getire, günahları var ise bağışlaya, rahmet ve yarlıgamasını günden güne artıra. Geride kalan yakınlarına sonsuz sabırlar vere, hizmetlerini kabul eyleye. Burada hazır bulunup Allah diyen mü’minlerin geçmişlerine rahmet eyleye, kendilerine sağlık, esenlik vere. Dil bizden nefes Hazreti Pir’den) (yarlıganma’yı dileme), “mersiye”, “deyiş”, “düvazimam” ve “gülbank” okunur. Düvazimam okunması bitince canlar secdeye varır, Dede dua eder: Dede: “ola. Dem Ali, sırr-ı Nebi, Pirimiz Hünkâr Bektaş Veli, Kerem-i Evliya, gerçekler demine hü&#8230;” Duadan sonra bir ya da üç tevhid çekilir. Tevhid okunup bitince, secde ve dua edilir. Dede cemaate “Dar çeken didar göre, erenler sefaya ere” der, herkes rahat oturur. Kısa bir aradan sonra sofralar kurulur, yemekler yenir. Dede, merhumun adına, yakınlarına lokma verir. Yemeğin sonunda sofra duası verilir, tören hizmeti sona erer. Dede bu kez:“Erenler, canlar! Cümlenizin vakitleriniz aşk olsun. Duran, oturan, kovsuz, gıybetsiz evine varan, sağ yata , sefa kalka. Hz. Hüseyin yardımcımız, Hz. Hızır yoldaşımız ola. Gerçeğe hü&#8230;” der. Canlar niyazlaşıp, meydandan çıkar, evlerine giderler. Çerağlar yanıp bitinceye kadar uyanık bırakılır, sır edilmez (söndürülmez). Böylece, “dar’dan indirme” hizmeti sona ermiş olur. [xxxvii]
[i] Alevi inancına göre, Hz. Ali öldüğü zaman; cenazesini kendisi yıkamış, cenazesini kendisi kefenlemiş, cenazeyi tabuta kendisi koymuş, tabutu da kendisi deveye yüklemiş ve deveyi de kendisi çekmiştir. Daha sonra da cenazeyi toprağa kendisi vermiştir.<br />
[ii] Yılanlar evi<br />
[iii] Cehennem ateşi<br />
[iv] Ateş evi<br />
[v] Cehennem üstüne yapılmış kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür. Günahkar kullar bu köprüden geçemeyecek ve cehennem ateşine düşüp yanacaktır.<br />
[vi] Öteki dünyada günahları ve sevapları tarttığı varsayılan terazi.<br />
[vii] Cennet ırmaklarının suyudur ve bu ırmak suyu, ölümsüzlük suyudur.<br />
[viii] Tekel.<br />
[ix] Cehennemde işkence ediciler.<br />
[x] Ölmek üzere olan kimseyi kendisi için zor olmazsa sağ yanına yatırarak, yüzü kıbleye gelecek biçimde çevirmek kentte yaşayan Aleviler arasında Sünniliğinde etkisi ile yaygınlaşmıştır. Böyle yapmak güç olursa, ayakları kıble’ye gelecek biçimde sırt üzeri yatırılır, ancak yine yüzünün kıbleye gelmesi için başı biraz yukarı kaldırma uygulaması da kentte yaşayan Aleviler arasında görülen bir başka uygulamadır.<br />
[xi] Bazı yörelerde telkin, ölmek üzere olan hastanın, sağlığında hoşlandığı bir kimse tarafından yaptırılması uygulaması görülen bir başka davranış biçimidir.<br />
[xii] “Yâsin Kur’anın hükmü kesin: Sen Rabbin arza elçi gönderdiklerindensin; doğru yol üstündesin; Ataları önderden yoksun bir toplum için ilk uyarmadır sesin. Varsın yitikler senin sözünü dinlemesin, kader zincirlerini boynunda sürüklesin; sen Kur’ana uyanı, Allahını sayanı tam uyarmış demeksin. Ona müjdele, de ki:<br />
&#8211; Mükâfat göreceksin;<br />
Murada ereceksin;<br />
Cennete gireceksin&#8230;<br />
İnsanoğlu ne yapmış ne yapacak biliriz; hesabını sormaya ölüyü diriltiriz; her şeyi yazdık, çizdik, kestirdik önceden biz. Anlatsana, o şehrin başına gelenleri: Gönderdik ya onlara biz iki Peygamberi, baktık ki inanan yok, bir üçüncü gönderdik, ıslah olsunlar diye imkan verdik, yol verdik; yine inkar ettiler, kötülüğe gittiler, güldüler, söylendiler “Ne demekmiş Peygamber?” “Biz Haktan gönderildik” dediler bizimkiler; onlar yine güldüler, sövdüler dizi dizi:<br />
&#8211; Uğursuzlar, defolun, yoksa taşlarız sizi, yüzünüzden yağıyor, başımıza belalar.<br />
&#8211; Bizlersiz başınıza daha çok gelecek var; uğur, öğüt bizdendir; uğursuzluk sizdendir!<br />
Böyle tartışırlarken şehrin ucundan biri geldi soluk soluğa, gür sesle şöyle dedi: “Bu ne hile ne oyun. Hemen bunlara uyun; bunlardır hak Peygamber, ne kandırırlar sizi, ne bir ücret isterler! O sesi duydum madem durabilir miyim ben Rabb’a kulluk etmeden: Odur bizi halk eden; bizler hep ondan gelip, er geç, hep ona giden. Hangi akılla başka birine tapayım ben? Allah ise eğer bana zarar vermek isteyen, hangi putun, fayda var hangi şefaatinden? Rabb’e bel bağladım ben, benim sözümü duyun; bunlara uyun hemen, hadi bunlara uyun!&#8230;” Yine homurdanmaya, kızmaya başladılar; canını verene dek onu da taşladılar. Aldık onu cennete hâlâ sızlanıyordu: “Ne olurdu kavmim de erseydi bu izzete&#8230;” O kavme ne bir ordu, ne sel, ne de zelzele; sadece bir kükreme! Ödleri patlayarak serildiler yerlere&#8230; Nice toplum, bu çeşit akıbeti hak etti, onları gazabımız helak etti, yok etti. Dünyadan nice kavmi sildik biz kaç kereler; hepsi huzurumuzda hesap vermek üzereler&#8230; Meydandayken: toprağa hayat getirdiğimiz, tane bitirdiğimiz meyve yetirdiğimiz, yerlere çeşit çeşit tohumlar attığımız, yerlerde gürül gürül sular akıttığımız, yine mi fark etmezler, doğru yola gitmezler, yine mi şükretmezler? Bizdeki eşsiz güce belgedir gündüz-gece; karanlıkta dinlenir, ışıkta çalışırlar; insanlar yaşamaya böylece alışırlar. Öyle gece olur ki, Ay büyür kaderince, sonra, bir de bakarsın, hurma dalından ince; ne güneş, yetişir de kararır ayın yüzü; ne gece bir an için geçebilir gündüzü; hepsi de gökyüzünde yüzer kendi izinde. Görseler bunlardan da üstün belgeler vardı: Bitkiler-hayvanlara boğulup kalırlardı, tufanda hepsini bir gemiye yüklemesek; imdada kim gelirdi biz boğmayı dilesek? Her haliyle borçludur şu insan oğlu bize; yaşayıp geçinmesi bağlı takdirimize&#8230; Sonradan görmeleri biri dese insanca “Allahın verdiğinden kula verin bir parça” derler ki – “Rab dilese doyururdu kendisi” “Bir tek biz mi olalım her açın efendisi?” Bu, bir saçma bahane; bir açık sapıtmadır. “Sonunda hayır vardır” deseniz, cevap hazır: “Görmedik biz bu va’din geldiğin yerine!” Örnek oladursun onlar birbirlerine; gün geldi mi bir emir, bir davranış elverir; uykudan kalkmış gibi kalkıp kabirlerinden “Kim uyandırdı?” diye sorarlar birbirinden. O gün Rabbin kurduğu mahkemeye girilir; herkese yaptığının karşılığı verilir; iyiler, şevk içinde, gider, cennete konar; Tanrının sesi, canı serinleten bir pınar, çağıldar başlarının ucunda: “Selam size!” Aynı sese gür ve korkunç: “Suçlular! Gelsenize.” “Şeytana uydunuzdu dünyada, bir çok işte, size uygun düşen yer: Cehennem budur işte!” Ağızları mühürlü, kilitlenmiş dilleri ne inkara mecal var, ne te’vile boş yere; bir bir tanıklık eder ayakları, elleri, derler “Bizi kullandı şu şu kötülüklere!” isteseydik onları çarpardık yaşarken de; çıkmazdı içlerinden konuşan da, gören de&#8230; Niye O’na uymazlar, aslını düşünmezler: Ne sihirbaz, ne şair; O sadece Peygamber. Ne söylenmişse çıkar, bir belirli zamanda, her şeyi açıklayan, öğüt veren Kur’anda, bin bir bağıştan biri yeter, hatırlasalar, insan için halk oldu, süt ve et veren davar; hâlâ nankör ve gafil, ona bile taparlar. Cansız veya ölümlü, putun da ne hükmü var? Üzülme ya Muhammed! Çabaları nafile&#8230; Bir eski mezar görse bir münkir gelir dile “Bu mu dirilecekmiş? Bir avuç kemik kaldı!” Hey bir damla pıhtıdan yaratılan zavallı! Seni öyle var eden, bunu diriltir elbet: Yeşil ağaçtan kızıl ateş yaratan kuvvet&#8230; Cümle yaratıkları, yeri-göğü var eden; kemikten yeni insan türetemezmiş neden? O, her şeyi yaratan, gören, bilen, bildiren; ol deyince olduran, öl deyince öldüren. Onunla var oldunuz, onunla gerçeksiniz, ondan kopup geldiniz, O’na döneceksiniz.”<br />
[xiii] “Yoktur başka tapacak bir tek Allah var ancak içinde uyanıktır; her şeyine tanıktır; şaşırıp sorma: Nerede? Her yerde, hiç bir yerde! Ne dalar, ne uyuklar; her an, her yerde hazır; her işte takdiri var. O’nundur, O’nunladır yerde, gökte ne varsa; şefaat mümkün ancak O’ndan izin çıkarsa&#8230; Köyünde-yurdundaki önünde-ardındaki neyse insan oğlunun hepsi elinde O’nun. Gerçekleşir sadece O’nun “Olsun!” dediği; bir şey yok yerde-gökte Allah’ın bilmediği dinlenip uyulacak ne kalıyor geride Kürsü’sü, yerleri de kaplamış gökleri de! Kavrıyor, denetliyor, kolluyor göğü-yeri&#8230; Bir olmaz sapıtanla inananın değeri; eli böğründe kalır sapıtan-oyalanan; kopmayacak bir kulpa yapışmıştır inanan. ALLAH ki doğruların dostudur, önderidir; onları karanlıktan aydınlığa iletir.”<br />
[xiv] Alevi İnancına göre, imamet Hz. Ali’ye verilmiştir. Bu yetki ve görev ondan da onun çocuklarına, onun soyuna geçmiştir. Alevilerin tüm dinsel törenlerinin önderi ve yönetmeni adına “seyyid-i saadet, evlad-ı resul” denilen kişi yani “Dede” ya da “Baba”dır. Bu nedenle cenaze işlerinin yönlendirilip yönetilmesi de orada bulunuyorsa Dede/Baba tarafından yapılır. Ama orada Dede/Baba veya Dede/Baba tarafından yetkili kılınan rehber yoksa bu iş bilen bir kişi tarafından yürütülür.<br />
[xv] Rahat döşek, ölenin vefat ettiği yerden alınarak, yere pike ya da battaniye serilerek oluşturulan yeni yere denir.<br />
[xvi] Eröz, Mehmet; TÜRKIYE’DE ALEVILIK VE BEKTAŞILIK, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1990, s. 152<br />
[xvii] Ölünün yıkanacağı yer örtülü olmalıdır. Yıkayıcı ve yardımcılarından başkası onu görmemelidir (yakınları görebilir). Erkek ölüyü erkek, kadın ölüyü kadın yıkar. Cenaze namazının kılınabilmesi için ölünün âzaları tam olması veya bedeninin çoğu veya hiç olmazsa başı ile bedeninin yarısı bulunması şarttır. Bedeninin bu kadarı olsun bulunmayan ölü yıkanmaz, kefenlenmez, namazı kılınmaz, bir beze sarılarak gömülür. Dede/Baba veya bu konuda bilgi olan ve cenaze hizmetlerini yürüten kişi, ölenin yakınlarını çağırıp, son suyunu döktürür. Bununla, helallık verilmiş olur. Cenaze yıkanıp, kefenlenip, tabuta konulunca razılık (helallık) alınır. Şehitlere ve doğum sırasında Hakk’a yürüyen genç annelere yeşil kefen sarılması gelenektir. Hakk’a yürüyen can için, ölümünün “kırkıncı günü” yemek (kırk yemeği, hayır yemeği) verilir ve “dar’dan indirme” (halkın rızalığını alma) töreni yapılır. Bir can Hakk’a yürüdüğü zaman, ona karşı son hizmet yapılır, cenaze törenine katılınır, cenaze namazında (duasında, helallığında) bulunulur. Helallık; hem evinin önünde hem de cenaze namazında alınır. Ölü’yü, bu konuda bilgili herhangi bir can yıkayıp, namazını kıldırabilir. Dede olması şart değildir. Küçük çocukların yıkama işleminde abdest aldırılmaz. Şişip dağılmak üzere bulunan bir ölünün üzerine yalnız su dökülür; abdest aldırmaya, anlatıldığı gibi üç kere yıkamaya gerek yoktur. Çünkü, çevrildiği ve sürtüldüğü takdirde dağılabilir. Bir çok cenazenin hepsine bir namaz kılmak olursa da, ayrı ayrı kılınır. Henüz dokuz yaşına varmamış bir kız çocuğunu erkek; henüz erginlik çağına (12 yaşına) erişmemiş bir erkek çocuğunu da kadın yıkayabilir. Suda boğulmuş olan kişi, gusül niyetiyle suyun içerisinde üç defa hareket ettirilir. Böylece yıkanmış kabul edilir. Müslüman olmayan erkek veya kadın isterse/istenirse kurallara uygun olarak yıkanılarak gömülür. Dokuz ayı doldurmadan önce doğan çocuk, bir ses çıkarmak veya kendisinde bir hareketin görülmesi gibi canlılığını gösteren belirtiden sonra ölürse, isim verilerek yıkanır, kefenlenir ve namazı kılınır. Ölü olarak doğup da bedensel yapısı tam olursa yine yıkanır, beze sarılır, fakat namazı kılınmadan gömülür. Eğer bedensel yapısı tam olmayıp ancak bazı organları belli olursa, üzerine su dökülür ve bir bez parçasına sarılarak gömülür. Ölmüş olan bir can’ın başsız olarak vücudunun yarısı bulunsa veya gövdesinin ekserisi kaybolsa, yıkanmaz, kefenlenmez, üzerine namaz kılınmaz, bir bez torbaya sarılarak defnedilir. Ancak bedeninin çoğu veya başı ile beraber yarısı bulunursa, yıkamak farz olur, kefenlenir ve namazı kılınır.<br />
[xviii] Gömülmeden önce ölünün sarıldığı beyaz bezdir.<br />
[xix] Kolları ve yakası olmayan, yanları da dikişsiz olan (yensiz, yakasız) bir gömlektir. Uzunluğu, boyun kökünden ayaklara kadardır (Ahiret gömleği de denir). Kesilişi şöyledir: Cenazenin ayaklarından boynuna kadar uzunluğu ölçülür. Bu uzunluğu iki katı uzunluğunda patiskadan bir parça kesilir. Bu parça ikiye katlanır, tam ortasından cenazenin başı girecek kadar bir er açılır. Burası oyulmaz ve genişletilmez. Gömleğin bir katı cenazenin altına seriler, ortadaki açıklığa cenazenin başı denk getirilerek, gömlek cenazenin üzerine doğru kıvrılarak üstüne örtülür.<br />
[xx] Cenazenin boyu uzunluğundadır (baştan ayağa kadar uzanan bir don ve etekliktir). Sağdan ve soldan cenazeyi saracak şekilde genişçe olur.<br />
[xxi] Cenazenin boyundan üç karış (yani 60 cm. kadar) daha uzun kesilir (boyu eteklikten daha uzun olup, baş ve ayaklarını kefenin çözülme ihtimaline karşı düğümlenmeye yarayan bir çeşit sargıdır). Cenaze bunun içerisine konularak baş, bel ve ayak uçlarından düğümlenir (bağlanır). Bunun için sargının baş ve ayak ucundan bağlanacak şekilde uzun kesilmesi gerekir.<br />
[xxii] Bez yeterli olduğunda: Erkeklerde kefen; gömlek, eteklik ve sargıdan ibaret olmak üzere üç kattır. Kadınlarda kefen; gömlek, eteklik, sargı, baş örtüsü ve göğüs örtüsünden ibaret olmak üzere beş kattır. Bez az olduğunda: Erkeklerde kefen; eteklik ve sargıdan ibaret olmak üzere iki kattır. Bunda gömlek yoktur. Kadınlarda kefen; eteklik, sargı ve baş örtüsünden ibaret olmak üzere üç kattır. Bunda gömlek ve göğüs örtüsü yoktur. Bez yeterince bulunamadığında: Erkeklerde ve kadınlarda aynı olmak üzere yalnız bir kattır ki, cenazenin sarıldığı herhangi bir örtüye bu ad verilir. Ancak zorunlu kalmadıkça böyle bir uygulamaya gidilmez.<br />
[xxiii] Kadın cenazelerin başlarını örtmeye mahsus bir bez parçasıdır.<br />
[xxiv] Eteklik ve sargının üzerinden kadın cenazelerin göğüsleri üzerine konulan bir örtüdür. Eni yarım metre, uzunluğu da cenazeyi kapsayacak kadardır. Sargının baş ve ayak uçları düğümlenmeden önce baş örtüsü başına sarılır, göğüs örtüsü de göğsün üstüne atılır.<br />
[xxv] Cenaze yıkanırken temizliğini yaptırmaya yarar (günümüzde lastik eldiven kullanılır). Eldiven yoksa kefen bezinden kesilen 3 parça temizlik bezinin bir tanesiyle avret yerleri yıkanır. Diğeriyle abdest aldırılır. Üçüncü bezle de yıkanır.<br />
[xxvi] Kefenlendikten sonra cenazenin baş ve ayak uçları ile belinden bağlamaya mahsustur. Enleri 10 cm. ve uzunlukları 150 cm. kadar olur. Bu bağlar, ölü kefene sarıldıktan sonra baş tarafından, ayak ucundan ve belinden bağlamak içindir. Ayrıca tabuta koymaya, kabre indirmeye yarar. Bu bağlar kabirde çözülür.<br />
[xxvii] “Ey cemaat, erenler, canlar, mü’min müslim bacı kardeşler!Allah’a kul, Muhammed–Ali’ye talib olan canlar!Eğer ki ereyim derseniz sefaya, binlerce salevat verelim Muhammed Mustafa’ya (Tüm cemaat salevat getirir). Kardeşlerim! Büyük, küçük, kadın, erkek, burada hazır bulunan canlar! Hakk’a yürüyen bu canımız (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.) oğlu/kızı (&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.) dünyadan ahirete göçen kervana katılmış, bugün aramızdan ayrılıyor. İşte görüyorsunuz ki kendisi hal diliyle bizlere şöyle sesleniyor: Tenim teneşirde, ruhum ruhaniyette. Bu dünyada, beşeriyet aleminde ömür sürdük, yedik-içtik, konduk-göçtük. Emir Hak’tan geldi. Bir içim su ile yedi adım yolun hakkı var. İşte hepinizin huzurundayım: Belki bilerek, belki bilmeyerek bir haklarınız varsa, haklarınızı helal eyleyin! diyor. Kardeşimiz, Tanrının huzuruna temiz ve günahsız gitmek istiyor. Belki içinizden biriniz kendisinden incinmiş ya da alacağı olabilir. Ey Ehl-i Beyt muhibbi olan canlar! Merhum canımız dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıyor, ama yakınları aramızda. Eli erde, yüzü yerde, özü Dar-ı Mansur’da, Hak-Muhammed-Ali divanında, gözü cem erenlerinde kulağı Pir’de. Hakkını vermeye, döktüğünü doldurmaya, yıktığını kaldırmaya, dost gönlünü sevindirmeye hazırlar. Hakkı olan, ağrınmış, incinmiş, güncenmiş kimseler varsa, dile gelsin, bile gelsin, hakkını istesin. Bu divan Hak divanıdır. Allah, eyvallah&#8230;Değerli canlar, kardeşlerim! İnsanların hayatı sadece bir bakıştan ibaretmiş gibi geçip gidiyor. Hak’tan geldik yine Hakk’a döneceğiz. Allah’tan başka sığınılacak yer yoktur. Darda kaldığımız vakit “Aman Tanrım!” diye sığınmak, Ulu Dergahtan başka sığınılacak yer olmadığını ne güzel anlatıştır. Fakat bu yalnız darda kaldığımız zaman olmamalı, bütün nimetler insanın üzerindeyken, duyarak (Allah!) demeli; fırsat elden gitmeden, gaflet perdesi açılmadan, kudretten düşmeden zamanı fırsat bilmeli, yarın gelip çatacak olan ahiret yolculuğu için yol azığı toplamalıdır. Zira, bir gün bu maddi hayat bitecek, öteki dünya hissi açılacak&#8230; O vakit de pişmanlığın faydası olmayacaktır. Onun için Fani olanı Baki olanla değiştirmenin çaresine bakalım. Vefakarlık ve dostluk duygularının serâb olduğu anda, bütün bir ömür boyu beklenen tek vefakar dost, ÖLÜM gelip yetişiyor. Hüner; DOĞMAK ile ÖLMEK arasında aslını, Tanrısı’nı, sonunu bilmek; yaratılmışlara karşı merhametli olmak, insanlığın haklarını tanımak; böylece bu kubbede hoş bir seda, insanlığa yararlı bir eser bırakarak, öylece göçmek ve Allah’ın huzuruna alın akı ile çıkmaktır. Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli buyurur ki: “Benim üç iyi dostum vardır: Ben ölünce birisi evde kalır, birisi yolda kalır, birisi benimle birlikte gelir. Evde kalan malımdır, yolda kalan ailem ve yakınlarımdır. Benimle birlikte gelen ise iyiliklerimdir.” Canlar kardeşlerim! Her sırası geldikçe, ahiret evine göçenleri uğurluyor, onları ebedi istirahat yerlerine götürüyor; masasız, kasasız, rütbesiz, yataksız&#8230; hepsi amellerine sarılmış oldukları halde, kara toprak altında bırakıyoruz. Orada yapayalnız kalıyorlar. İşte o fanilerin hali ne kadar ibretlidir değil mi? Tanımadıkları bir aleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlar, üç günlük emanet hayatın ağır gaflet uykusundan uyanmışlar, yatakları, yastıkları kuru toprak olmuş. Onlar neye muhtaçlar şimdi biliyor musunuz? Allah’a sunabilecekleri hayırlı amellerine, Hak ve hakikaten meydana getirebildikleri meyvelerine muhtaçtırlar&#8230;”<br />
[xxviii] FATİHA SÛRESİ: “Hamd, evrenler sahibi yüce Allah içindir; Allah ki acıyandır, koruyandır, sevendir; günü gelince; ancak O’dur, hesap soracak&#8230; Tek sana tapan, senden medet umanlarız biz; sapıtmışlar yoluna düşmekten koru bizi, doğru yoldan ayırma bizi, aman Rabbimiz!”<br />
FELAK SÛRESİ: “Sabah aydınlığını yaratan Rabbe sığın umulmayan şerrinden nice yaratıkların. Şerrinden, kötülüğü gizleyen gecelerin; şerrinden, dişi sinsi ve kaypak nicelerin; Şerrinden, kıskançlıkla yanan hasetçilerin.”<br />
NAS SURESİ: “De ki: İnsanların kalplerine sürekli vesvese veren şeytanın, cinlerin ve insanların şerrine karşı, insanların Rabbi, Hükümdarı ve sahibi olan Rabbime sığınırım.”<br />
İHLÂS SÛRESİ: “Söyle ki gündüz-gece Tanrı tek, Tanrı yüce, O doğmaz ve doğurmaz kimse O’na denk olamaz.”<br />
[xxix] “Niyet ettim, niyet eyledim, Allah rızası için bu er kişinin (Kadınsa: Bacı kişinin/Çocuksa: Bu erkek ya da kız çocuğunun) hazır olan cenaze namazını kılmaya, bu cenaze için dua etmeye. Yarlıganma ve yakınlığını dilerim. Durdum divana, uydum Oniki İmam’a.” ya da “Niyet ettim, niyet eyledim, Allah rızası için Hakk’a yürüyen bu canımızın cenaze namazını kılmaya, onun için dua etmeye. Durdum divana, uydum hazır olan imama.”<br />
[xxx] “Hakk’a yürüyen bu canın niyetine, Allah rızası için namaz kılıyorum, dua ediyorum&#8230;” diye niyet edilmelidir.<br />
[xxxi] Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi açıktan, “Tanrı Uludur (Allahü Ekber)” der, eller kulak memelerine (hizasına) kadar kaldırılır ve göbeğin üzerine bağlanır. Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi ve cemaat, içinden (sessiz olarak) Tevhid Kelimesi’ni okurlar:<br />
“Allah’tan başka Tanrı yoktur; Muhammed Mustafa Tanrı’nın elçisidir ve Aliyyel – Mürteza Tanrı’nın Velisi’dir.”<br />
[xxxii] “Tanrı Uludur (Allahü Ekber)” diyerek, ikinci Tekbir alınır ve şu dua (Salevat) okunur:<br />
“Ulu Tanrım! Muhammed Mustafa’ya ve Onun yüce soyuna dua ve sevgilerimi sunarım, kabul eyle. Muhammed’ e ve Ehl-i Beyti’ne bereketi sürekli kıl; İbrahim’e ve soyuna kıldığım gibi. Ulu Tanrım! Sen övgülere değer ve yücelikler sahibisin: Bütün peygamberlere, erenlere, şehitlere, doğru ve iyi olan kullarına dua ve sevgilerimi sunarım, kabul buyur.”<br />
[xxxiii] “Tanrı Uludur = Allahü Ekber” diyerek üçüncü Tekbir alınır ve şu dua okunur:<br />
“Yüce Tanrım! Beni, Hakk’a göçen bu canımızı ve bütün mü’minleri bağışla! Onların hayatta olanlarını da, ölmüş olanlarını da yarlıga! Bizim ve onların arasında iyilikleri geçerli kıl! Duaları, dilekleri yerine getiren Sen’sin! Her şeye gücü yeten Yaratıcı Sen’sin!”<br />
Not: Eğer cenaze namazı kılınan ölü, çocuk ise, üçüncü Tekbir’de şu dua sözleri de eklenerek söylenir:<br />
“Ulu Tanrım! Bu çocuğu bizim için gönderilmiş bir ödül ve ahiret azığı kıl! Tanrım! Bu çocuğu bize hem şefaatçi kıl, hem de şefaatini kabul buyur!”<br />
[xxxiv] “Tanrı Uludur (Allahü Ekber)” denir ve herhangi bir şey (dua) okunmadan Dede/Baba veya bu konuda bilgili olan kişi ve cemaat “Esselamü aleyküm ve rahmetullah (Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun!)” diyerek, önce sağa sonra sola selam verir, cenaze namazı biter.<br />
[xxxv] Ölü gömüldükten sonra mezarının başında Mürşid tarafından ölüye yapılan bir hatırlatmadır.<br />
[xxxvi] Dar’dan İndirme Erkanı: “Hayır Yemeği”, “Lokma Erkanı” ve “Kırk Yemeği”nde Hakk’a yürüyen (ölen) can, tıpkı yaşadığı zamanki gibi “dar” edilmiş, görgü-sorgudan geçirilmiş, cem erenlerinden rızalık (helallık) alınmış olur. Hayır Yemeği’nde şunların hazırlanması gerekir: Kurban lokması, helva, gülsuyu, çerağ, post vb. Usulünce erkân açılır, Dede bir dua eder, topluma dünya ve ahiret hayatı ile ilgili aydınlatıcı bir konuşma yapar, teselli edici sözler söyler. Çerağ uyarılır, post serilir, süpürge çalınır. Meydan (erkân) böylece açıldıktan sonra, Hakk’a yürüyen can’ın en yakınlarından üç can (biri ya da ikisi bacı olabilir) “dar”a çıkarlar ve içlerinden birisi merhum adına Dede’ye ve cemaate karşı şu tercümanı okur; “Destur Pirim! Yüzüm yerde, özüm dâr’da, Hak-Muhammed-Ali Divan’ında, erenlerin dar-ı Mansur’unda, canım kurban, tenim tercüman, bu fakirden ağrınmış, incinmiş can kardeş var ise, dile gelsin, bile gelsin, hakkını istesin. Hakkıma, yoluma bağlıyım. Allah, eyvallah&#8230;” Dede, cemaatin bu konudaki bilgisine başvurur; merhumun alacağı, borcu varsa, mirasçıları bunları kabul eder, öderler. Böyle bir şey yoksa, cemaatte hazır bulunanlar: “Öz gönül birliği ile cümlemiz hakkımızı helal eyledik. Allah, erenler de bağışlasın. Yürüyen ruhu şad ve sevinçli olsun, Hak-Muhammed-Ali yardımcısı olsun&#8230;” diyerek, hep birden yere niyaz eder, yeri öperler, doğrulurlar. Dede gülbank çeker (merhumun adını anar, onun için tığlanan kurbanın, verilen yemeğin, okunan duaların kabulü, ruhunun şad, yerinin cennet olması, günahları varsa bağışlanması için de cümleler söyler&#8230;). Böylece, Hakk’a yürüyen can adına, dâr hizmetini göden canların görevi biter; usulü ile meydandan çıkılır (Dar’dan inilir). Bunun ardından Cem töreni (ibadet bölümü) başlar. Önce dede ya da zakir, bildiği ya da bu kitapta yazılı mersiye ve deyişlerden iki üç tane çalıp söyler (kendi bildiği makamlarla). Bu kitapta yeterince deyiş, düvaz,mersiye, tevhid verilmiştir. Dâr’dan indirme Cemi’ne bir deyişle başlanır.<br />
[xxxvii] Bu çalışmadaki hizmet ve uygulamalar konusunda kendilerin bizzat faydalandığım Dedebaba Mustafa EKE’ye, Halifebaba Ali DOĞAN’a ve dua, gülbang ve cenaze hizmetleri ilgili yayınlanmamış çalışmasından yararlandığım Dede Mehmet YAMAN’a teşekkür ederim.<br />
Kaynak: http://www.hbektas.gazi.edu.tr/dergi/11_20_yazilar/sayi_11/11aktas.htm</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/alevylerde-olumle-ylgyly-rytueller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Evlilik Ve Nikah Erkanı</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/evlilik-ve-nikah-erkani/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/evlilik-ve-nikah-erkani/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 15:48:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[MUAMELAT'A AİT ERKANLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/evlilik-ve-nikah-erkany/</guid>
				<description><![CDATA[NİKÂH DUASI Dede Şinasi Koç Nikâh iki gencin veya bir erkekle bir kadının gönül rızasiyle karı koca hayatının devamı için mes&#8217;ud olmaları ba­kımından yapılan dua törenidir. Bu dua dinî yönden tatbik edilip çağımıza kadar devam edip gelmektedir. Ama resmiyette geçerli değildir. Önce resmi nikâhın akdedilmesi zorunludur. Gayri meşru yollarda nikâhsız evlilik gerek kanunen ve gerekse ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>NİKÂH DUASI<br />
Dede Şinasi Koç</p>
<p>Nikâh iki gencin veya bir erkekle bir kadının gönül rızasiyle karı koca hayatının devamı için mes&#8217;ud olmaları ba­kımından yapılan dua törenidir. Bu dua dinî yönden tatbik edilip çağımıza kadar devam edip gelmektedir. Ama resmiyette geçerli değildir. Önce resmi nikâhın akdedilmesi zorunludur. Gayri meşru yollarda nikâhsız evlilik gerek kanunen ve gerekse dinî bakımdan suç teşkil etmektedir.</p>
<p>Dinî bakımdan nikâhı akd edilmeyenler şunlardır:<br />
Karısını boşamıs erkişi, kocasından boşanmış avrat, musahibinin harisini veya kızını kendisine veya oğluna alanlar, kivrasının karısını ve yahut kızını kendisine veya oğluna alanlar, yol babından düşkün olanların nikâhlarını akd etmek caiz değildir. Ve bu gibi saire suçluların İlâhi emirlere aykırı hareket ettiklerinden dolayı Allahın emri tatbik edilemez. Çünkü nikâh mukaddestir.</p>
<p>NİKÂH NASIL AKD EDİLİR?<br />
Önce kız tarafının babası ve anası, şayet bunlar yok ise kıza vekâlet eden kimsenin bulunması. İkincisi oğlan ta­rafının babası ve anası veya vekili karşı karşıya otururlar. Kız ve oğlan huzura gelirler. Kız ve oğlan orada bulunmuyor-salar oğlan tarafına tanıklık edecek birisi, diğeri de kız ta­rafına tanıklık edecek kimse huzura gelirler .</p>
<p>Kızım hiç bir baskı ve tesir altında kalmayarak kendi gönlünle Falanla kan koca yani evlenme hayatını kabul ediyor musunuz? Kız «evet kabul ediyorum» derse, ayni ifadeyi oğlana hitap eder. Oğlanda « evlenmeyi kabul ediyorum» dediğinde Allah .hayırlı eylesin denir. Oğlan ve kız gidebilirler. Bir sehpanın üstüne bîr bardak su konur. Önce Allahın emri yerine getirilir</p>
<p>ALLAHIN EMRİ ŞÖYLEDİR<br />
«Estağfurullah estağfurullah estağfurullah estagfîrul-Uhi&#8217;azİmül&#8217;kerimüllezi la ilaha İllallah hüvei&#8217;hayyül&#8217;kayyüm vene tobİ ileyke tevbeten cesedin zalimin nefsehu la yemlüke nefsehu mevten vela hayveten vela neşuran.»</p>
<p>Eğer benden ve eğer dilimden kelimeyi küfür sadır olduysa haddi balığimdan bu ana kadar tevbe eyledim. Pişman olmu, azmi ve cezmi kasd eyledim. Bir dahi etmemişine rücu eyledim. Ve tevbe eyledim.</p>
<p>Adam Atadan ta Peygamberimiz olan Muhammed Mustafa (A.S.) hazretlerine varıncaya kadar yapılan hayır ve hasanat ve sevap azimlerinin hürmetine tevbe eyledim, kabul eyle .Üç defa «Estağfurullah» diye.</p>
<p>«Bismİllahirrahmanirrahİm. Ya eyyühellezine amenu lobi illallah tevbeten nesuhan. Külli min ementu billahi ve melaî-<br />
keti ve kütübü ve resulühi vel yevrnül&#8217;ahir ve tomini billahf şehidalfahu enla ilaha illa hüve velmelaîketi ve ulul&#8217;İlmi kaiman bilkist la İlaha illa hüvel azizül&#8217;hakrmu İnneddeyni indallahi İslamü neveyte in ağtegsele minni guslülfena ve minni cemii<br />
ye in ağtegsele minni guslülfena ve mînni cemil iştİkaleddünya vema teşbihi kezalike tekarrebu İllallahu taala innallaha velmelaiketi ve yusulluna alennebi ya eyyühellezine amenü sallu aleyhi ve selim teslimatı.»</p>
<p>Şimdi kız tarafına hitap edecek: Ey baba «Allahın emriy­le Peygamberimiz Muhammed Mustafa (A.S.) hazretlerinin kavliyle. Peygamberimizin altıncı torunu İmamı Caferi Sadık. efendimizin îçtihadiyle (Mezhebiyle); mensup olduğumuz iti­kadın ahkâmiyle, hazır bulunan cemaatin tanıklığıyla, iki tarafın hüsnü rızasiyle, vekil vekâlet hesabiyle «Külli emrazî inkıta ile» burada suya üfüre. Tenviliyle tenkiliyle tezviciyle ŞU kadar Türk lirası mühri muacelesiyle ve Şu kadar lira mâhri bakisiyle talip ve rağıp<br />
bulunduğun felan oğlu felana Allahın emriyle kızını felana avratlığa yani halallığa veri verdin mi? der hitap eder.</p>
<p>Kızın tarafı veya vekili «Allahtan hayırlısı» der cevap verîr Bu minval üzere Allahın emrini üç defa tekrar eder. Üçüncü hitapda kız tarafı asıl ise «Allahın emriyle veri verdim» şayet vekil ise şöyle der: «Vekâleten Allahın emriyle veri verdim» der</p>
<p>Bu kez de yukarıda beyan olunan ahkâmı oğlan tarafına tevdi eder. Ey baba Allahın emriyle. Peygamberimiz Muham­med (A.S.) ın kavliyle, Peygamberimizin altıncı torunu İmam Caferi Sadık efendimizin içtihadiyle, mensup olduğumuz iti­kadın ahkâmiyle, hazır bulunan cemaatin tanıklığıyla, iki ta­rafın hüsnü rızasiyle, vekil vekâlet hasebiyle, «Külli emrazı inkıta ile» burada suya üfüre. Tenviliyle, tenkiliyle tezviciyle şu kadar möhri muacelesiyle talip ve rağıp bulunduğun fela-nın kızı felanı vekil olduğun oğlun felana halallagı yani av Cenabı Ban akdi üzdüvaç olunanları mübarek eyliye. İki ta­rafın haklarından sıhhatini İhsan eyliye. Ömürlerine bereket vücutlarına sıhhat ve afiyet ve rızklarına vüsat ve dualarında selâmet ihsan eyliye. Ve cemi ameli dünyaviye ve uhraviyele-rine vasil eyliye.</p>
<p>Fe enkehu ema tabe leküm minennisai ve mesna ve selase ve ruba fein haftüm ala tadilu ve kalen&#8217;nebi Muham­med (A.S. tenkâhu tenkâhu ve Tenkâşiru feinni kad ayacını bi-kümül&#8217;emai ve lev bilkist sadaka resulüllah fema kale ve sadaka habibüllahel&#8217;mutaal taalanın emri üzerine Peygambe­rimiz Muhammed Mustafa (A.S.) efendimizin sünneti şerifesi üzere Peygamberimizin altıncı torunu İmam Cafer Sadık&#8217;ın içtihadı üzere halallığa nikâh olsun.»</p>
<p>Allahu azimişan ve cemii ameli ve tenviye vasil eyliye. Ve beynehade ve beynihümada hüsnü muaşeret ve muhabbet ve ülfet ihsan eyliye. Ulamayı amilin ve agnayı sakirin, ari-fiyn vasilinden eyliye. Hayırlı ömürlü evlad ihsan eyleyip kalblerini mesrur eyliye. Zürriyetlerini haşre dek müteselsil ve muttesil eyliye. Evladı kiramlarını ve kendilerini şad eyliye. Ve hazır bilmeclis olan ihvanı iki cihanda aziz eyliye. Ve ahvali ömürle muammer eyliye. Dinimiz din islâm ve hükümeti Cumhuriyetimizi kuran büyüklerimizi Cenabı Hak ıkı cihanda mesrur eyliye.. Vatanımızı ve milletimizi düşman şerrinden koruya. Ahir ve akıbetlerimizi hayre tebdil eyliye. Cümlemizi cennet cemaliyle çırağ eyliye. Allah Allah ve bi hürmeti ala seydel&#8217;mürselin .Elhamdu lillah Rabbil&#8217;alemin.<br />
«Bismİllahirrahmanirrahİm. Elhamdu lİllahîllezİ zevcül ervah bila işbah ve caalen&#8217;nikâh ve haramül&#8217;sefah vesselavatu vesselam .Ala seydina muhammedel helal vel haram vel mubah ve ala alihiİ ashabihümüllezi ehlel selah ve ehlel felah estazu billah ve enkah alîyen maminküm vessalihine mîn İbadiküm</p>
<p>Kaynak: http://www.gercekilim.com/nikah.htm</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/evlilik-ve-nikah-erkani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
