<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAĞLIĞIMIZ &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/kategori/sagligimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Mar 2016 22:14:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>D Vitamini Ve Önemi</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/d-vitamini-ve-onemi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/d-vitamini-ve-onemi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 21 May 2010 09:02:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dr.Burhan Topal]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/d-vitamini-ve-onemi/</guid>
				<description><![CDATA[D vitamini ile ilgili önemli son gelişmeler Dr.Burhan Topal &#34;Güneş Işığı Vitamini&#34; olarak da bilinen D vitamini, esas olarak kemik sağlığı ile ilişkilendirilip değerlendirilir. Son araştırmalar, bu vitaminle ilgili yeni bilgiler sağladı. Diabet, kanser, kalp hastalıkları, infeksiyonlar, otoimmün hastalıklar (bünyenin kendi hücrelerine düşmanlığı) gibi pek çok hastalık için önleyici rolü berraklaşmakta. Amerika&#8217;da NIH,WHO,FDA (*) gibi ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="font-size: 12pt"><strong>D vitamini ile ilgili önemli son gelişmeler</strong></span><br /> <strong>Dr.Burhan Topal</strong><br /> </span><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva">&quot;Güneş Işığı Vitamini&quot;  olarak da bilinen D vitamini, esas olarak kemik sağlığı ile  ilişkilendirilip değerlendirilir. Son araştırmalar, bu vitaminle ilgili  yeni bilgiler sağladı.</span><br /> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva">Diabet, kanser, kalp hastalıkları, infeksiyonlar, otoimmün hastalıklar (bünyenin kendi hücrelerine düşmanlığı) gibi pek çok hastalık için önleyici rolü berraklaşmakta. Amerika&#8217;da NIH,WHO,FDA (*) gibi Toplum Hekimliği kuruluşları, D Vitamini ile ilgili olarak, hekimlere ve hastalara yönelik öğütleri güncelliyor. </p>
<p> D vitamininin sadece vitamin değil, aynı zamanda bir hormon gibi görev yaptığı bilinir. Eksikliği, kemik yoğunluğunda azalma, kemik erimesi, kas zayıflığı ve kırık riskinde artmaya yol açar. Vitaminin biyolojik etkinliği, insan vücudunda bulunan &#8220;Vitamin D reseptörleri (algılayıcıları)&#8221; ile ilişkilidir. Beyin, prostat, meme, kalın bağırsak ve bağışıklık sistem hücrelerinde Vitamin D reseptörleri saptandı. İmmünmodülatör (bağışıklık sistem düzenleyici) etkiye de sahip. Çalışmalar, ek D vitamini alanlarda multipl skleroz, tip-1 diabet, Lupus, Romatoid Artrit gibi hastalıkların daha az oranda görüldüğüne işaret ediyor. Ayrıca, hücre çoğalmasını kontrol eden genleri etkileyerek, bazı kanser türlerinin oluşma riskini azaltıyor.</p>
<p> Son araştırmalar, damar endoteli (en içteki tabaka), damar düz kasları ve kalp kasında da D vitamini reseptörlerinin bulunduğu yönünde. D vitamini eksikliği olanların, kalp ve kan damarlarının çeşitli tabakalarında kalınlaşmalar, kalbin sol karıncığında büyüme, kalp yetmezliği ve kronik (süregen) damar yangısına yol açıyor. Ayrıca, renin-angiotensin-aldosteron sisteminin (kan basıncı yüksekliğinin biyokimyasal oluş mekanizmalarından en önemlisi) aktivasyonu nedeni ile hipertansiyon riski artıyor.</p>
<p> İki önemli kaynak</p>
<p> Bu denli önemli vitaminin başlıca iki kaynağı var. Güneş ışığı ile derinin doğrudan teması ve bazı gıdalar. Güneş ışığı ile temas sonucu deri altındaki D vitamini öncül maddeleri, ultraviyole ışınlarının etkilemesiyle kanda &#8220;aktif D vitamini&#8221;ne dönüşür. Bunun için güneşin derimizi doğrudan görmesi gerekir (sun exposure). Hava kirliliği, bulut, sis, puslu hava, cam, gölge ve giysili güneşlenmek, D vitamini sentezini engeller. Daha önceden bu dergide (Ref no 2) aynı konu anlatıldı. Yeni bilgi, güneş kremi kullanımının D Vitamini sentezini yüzde 99 oranında azalttığı yönündedir. Son yıllarda cilt kanseri korkusu ile güneş kremi kullanımı abartılı hale geldi.</p>
<p> D vitamini içeren gıdalar, somon, uskumru ve sardalya balığı ve D vitamininden zenginleştirilmiş süttür (fortified milk). Bazı bitkiler ve nişasta kökenli D vitamininin biyo yararlılığı çok azdır. Yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini D vitamini ile zenginleştirmek pratik olarak mümkün değil. Genel olarak denebilir ki sadece gıdalardan D vitamini gereksinimi karşılanması olası değildir. Örneğin 100 gram somon balığı yediğimizde 600 ünite, 240 cc zenginleştirilmiş süt içtiğimizde sadece 100 ünite D vitamini kazanabiliriz.</p>
<p> Kanımızdaki &#8220;aktif D vitamini&#8221;, 25(OH) D (25 hidroksi vitamin D) olarak adlandırılır. Normal değeri 30-40 nanogram/mililitre arasındadır. 30ng/mL&#8217;nin altı, yetersizlik olarak değerlendirilmeli. Bazı uzmanlar 40-60 arasını normal olarak görüyor. Kemik kırılmasını engelleyici değer 40 ng/mL olarak kabul edilmekte. Araştırmalar, normal beslenen ve yeteri kadar güneşe çıkanlarda bile, kanda aktif D vitamin düzeylerinin düşük olduğunu gösteriyor.</p>
<p> Yani D vitamini &#8220;nazlı&#8221; bir vitamin. Bu yüzden Amerika&#8217;daki toplum hekimliği kuruluşları, 1997&#8217;de önerdikleri ek D vitamini dozlarını güncelleyerek 2-3 katına yükselttiler. Emziren annelerin sütünde de D vitamini az olduğu için bebeklerine D vitamini önerisi sürüyor. Erişkinlere D vitamini önerisi günlük en az 800, en çok doz 2000 ünite olmalı. Erişkinlerde 2000 ünite/gün dozu aşılırsa, D vitamini toksisitesi ve böbrek taşı oluşma eğilimine dikkat edilmeli.</p>
<p> Türkiye&#8217;de D vitamini uygulaması nasıl olmalı? D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ülkemizde yok. Adı geçen balıklar var, ama geleneksel olarak diğer balık türlerine göre daha az tüketilirler. Geriye güneş ışığı kalmaktadır.</p>
<p> Yeterli güneş ışığı almakta olduğumuzu düşünmek zordur. İklim değişiklikleri sonucu yıllık güneşli gün sayısı azalmış görünüyor. Özellikle kadınlarımızın örtülü giyinerek güneşin altında sokağa çıkmaları ve tesettür mayolarının kullanımlarının dini ve siyasi nedenlerle artması, diğer taraftan abartı derecesinde güneş kremi kullanımı sonucu toplumumuzda D vitamini eksikliğinin yüksek olduğunu kestirebiliriz. Ülkemizde erişkinler için yukarıdaki doz önerileri geçerli olmalı, çocuklar için ise halen uygulamadaki 400 ünite/gün olan doz arttırılmalı. Öte yandan deri kanserini önlemek için özellikle yaz aylarında saat 11-16 arasında güneş banyosu yapılmamalı. Türkiye&#8217;de, topluma yönelik olarak bilimsel konularda izin ve öneriler verebilecek Amerika&#8217;daki FDA benzeri siyaset üstü, bağımsız ve bilimsel bir kuruluşa ihtiyaç var.</p>
<p> Dr.Burhan Topal, Pediatri Uzmanı Ankara, drbtopal@gmail.com</p>
<p> 1.http://www.medscape.com/718671?src=mp&amp;spon=9&amp;uac=90866MT</p>
<p> (*) NIH: Ulusal sağlık Enstitüsü ; WHO: Dünya Sağlık Örgütü; FDA: Gıda ve İlaç Yönetim Örgütü </span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva">Kaynak:  http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=141836<br /> </span> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/d-vitamini-ve-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>DAHA SAĞLIKLI BİR YENİ YIL İÇİN</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/daha-saglikli-bir-yeni-yil-icin/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/daha-saglikli-bir-yeni-yil-icin/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 20:47:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/daha-sadlikli-byr-yeny-yil-ycyn/</guid>
				<description><![CDATA[İngiliz doktorlar yeni yılda daha sağlıklı olmak için 30 öneri getiriyor. Doktorlar, sarmısağı eksik etmeyin derken, sık sık balık yemeyi ve egzersiz yapmayı öneriyor. The Independent gazetesinde yayınlanan sağlık ipuçları listesinde günde bir diş sarmısak yemek, sık sık balık tüketmek, kansere karşı koruması için selenyum almak, daha fazla su içmek gibi öneriler yer alıyor. İşte ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><br /> İngiliz doktorlar yeni yılda daha sağlıklı olmak için 30 öneri getiriyor. Doktorlar, sarmısağı eksik etmeyin derken, sık sık balık yemeyi ve egzersiz yapmayı öneriyor. </p>
<p> The Independent gazetesinde yayınlanan sağlık ipuçları listesinde günde bir diş sarmısak yemek, sık sık balık tüketmek, kansere karşı koruması için selenyum almak, daha fazla su içmek gibi öneriler yer alıyor.</p>
<p> İşte sağlıklı bir yıl için yapmanız gerekenler:</p>
<p> 1-Hergün bir diş sarmısak yiyin.: Sarmısak vücuttaki hastalık sebebi olabilecek kimyasalların seviyesini yüzde 48 azaltırken, beynin yaşlanmasını önlüyor, kolestrolü düşürüyor.</p>
<p> 2-Egzersizi ihmal etmeyin: Günde bir kilometre yürüyüş ya da haftada üç kez hafif egzersiz kalp hastalığı riskini düşürüyor.</p>
<p> 3-Kepekli ürünler kanserden korur: Haftada dört kez kepek içeren ekmek, makarna ya da kabuklu pirinç tüketmek kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.</p>
<p> 4-Sebze-meyveyi eksik etmeyin: Sebze-meyve, özellikle de domates, kırmızı üzüm, brokkoli yiyenlerde kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riski düşüyor. </p>
<p> 5-Ayaküstü yemekten vazgeçin: Hamburger, patates kızartması vs. gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast food&#8217;dan vazgeçin.</p>
<p> 6-Bel ağrısına çalışma iyi gelir: Araştırmalar bel ağrısı çekenlerin yatmak yerine normal aktivitelerine devam ettiğinde daha çabuk iyileştiğini gösteriyor. Fazla zorlamamak koşuluyla hareket etmek belinize yatmaktan daha iyi geliyor.</p>
<p> 7-Sofrada balık olsun: Düzenli olarak balık yemek kalp riskini azaltıyor, ayrıca balıkta bulunan yağlar bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.</p>
<p> 8-Tuzu azaltın: &#8220;Fazla tuz felce ve kalp hastalıklarına davetiye çıkarır&#8221; diyen uzmanlar günde 5 gramdan fazla tuz tüketilmesini sakıncalı buluyor.</p>
<p> 9-Biraz şarap kanserden korur: Günde bir-iki kadeh şarap, kanser riskini azaltırken, vücudu gripten koruyor ayrıca yaşlılıkta bunamaya engel oluyor.</p>
<p> 10-Kahvenin faydaları: Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanseri riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek tansiyona neden olabiliyor.</p>
<p> 11-Çaya devam: Uzmanlar, bol bol çay içenlerin kalp krizinden ölme riskinin yarı yarıya azaldığını belirtiyor. </p>
<p> 12-Şok diyetler faydasız: &#8220;Haftada üç kilo&#8221; vermeyi vaadeden diyetlerden uzak durun. Kilo vermek istiyorsanız bunu hafta hafta değil uzun vadede yapmaya çalışın.</p>
<p> 13-Aşırı kiloya dikkat: Yeni bir araştırmaya göre, kilolu insanların aldıkları her yeni kilo ömürlerini 20 hafta kısaltıyor. Fazla kiloları vermek kalp, kanser, eklem iltihabı hastalıklarından koruyor.</p>
<p> 14-Selenyuma ihtiyacınız var: Kansere karşı doğal bir koruyucu olan selenyum fındık, fıstık, balık, tahıl gibi ürünlerde bol miktarda bulunuyor. Hergün selenyum alanlarda kanser riski yüzde 37 azalıyor. </p>
<p> 15-Kolestrolü düşürün: Egzersiz yapmak ve yağı, tuzu azaltmak kolestrolü düşürüyor, bu da kalp krizi ve felçten korunmanızı sağlıyor.</p>
<p> 16-Mucize ilaç aspirin: Ağrı kesici olarak aldığımız aspirin bizi kalp hastalığı, felç <br /> ve kanserden koruyor. </p>
<p> 17-Düzenli seks bağışıklığı güçlendirir: Uzmanlara göre haftada dört kez seks yapmak, vücudu gripten koruyan Iga maddesini artırıyor. Ayrıca bu kişiler on yıl daha genç görünüyor.</p>
<p> 18-Rahatlamayı öğrenin: Sosyalleşerek, hobi edinerek rahatlamak ruh sağlığına iyi geliyor. Ayrıca haftada üç kez rahatlatıcı egzersiz yapmak stres ve depresyonu önlüyor.</p>
<p> 19- Sigaraya hayır: Sigarayı bırakmak artık daha kolay, nikotin bantları ve sakızları, akupunktur vs. gibi yöntemleri deneyebilirsiniz. Eğer tamamen bırakamıyorsanız azaltmak da sizin için yararlı olacaktır.</p>
<p> 20-Ağız kokusunun çaresi var: Uzmanlar ağız kokusuna yol açan hastalıkları önlemek için günde iki kez fırçalama, gargara kullanmanın yanısıra havuç gibi lifli yiyecekler yemeyi ve çok fazla kahve içmemeyi öneriyor.</p>
<p> 21-Sağlık için şarkı söyleyin: Doktorlar şarkı söylemenin ruh ve beden sağlığına iyi geldiğini belirtiyor. Şarkı söylemek rahatlatıyor, nefes egzersizi yerine geçiyor, depresyona iyi geliyor hatta ömrü uzatıyor. </p>
<p> 22-Sağlıklı sinüsler için mırıldanın: Mırıldanarak şarkı söylemek de sinüsleri açıyor, sinüziti önlüyor. </p>
<p> 23-Uykusuz kalmayın: Uyku bağışıklık sisteminin iyi çalışmasında etkili oluyor. Yetersiz uyku konsantrasyon eksikliğine yol açıyor. </p>
<p> 24-Hergün vitamin alın: İçeriğinde folik asitin de bulunduğu vitamin tabletleri sizi kanser ve kalp hastalıklarından koruyor. </p>
<p> 25-Cildinizi nemlendirin: Cildiniz için yazın, güneşten koruyucu kremleri, kışın da çatlama ve kırışıklardan korumak için nemlendiriciyi ihmal etmeyin. </p>
<p> 26-Elma dişlere iyi gelir: Böğürtlen bakterilerin dişe yapışmalarını engelleyerek diş eti hastalığı riskini azaltırken, elma, portakal, havuç, ıspanak gibi lifli yiyecekler de dişleri güçlendiriyor. </p>
<p> 27-Eş seçerken dikkat: Uzmanlar kronik rahatsızlıkların kadın-erkek ilişkilerinde iki tarafı da etkilediğine dikkat çekiyor ve kronik hasta bir kişinin eşinin de hasta olması riskinin altı kat artığını söylüyor.</p>
<p> 28-Su içmeyi ihmal etmeyin: Günde beş bardak su içen kişilerde kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor. </p>
<p> 29-Dostların sağlığa yararı: Doktorlar, dostlarla ilişkilerin hafızayı geliştirdiğine dikkat çekiyor. </p>
<p> 30- En sağlıklı meslek grubu pazarlama: İngiltere&#8217;de satış elemanları en sağlıklı meslek grubunu oluşturuyor. Bu gruptakiler meslekle ilgili hastalıklara çok az yakalanıyor.</p>
<p> </span> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/daha-saglikli-bir-yeni-yil-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Domuz Gribi (H1N1) Açıklaması</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/domuz-gribi-h1n1-aciklamasi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/domuz-gribi-h1n1-aciklamasi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 13:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bursa Tabip Odası]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/domuz-gribi-h1n1-acyklamasy/</guid>
				<description><![CDATA[Son günlerde &#8220;Domuz Gribi&#8221; başlığında medyada yürütülen tartışmalar Bursa&#8217;da  yurttaşlarımızda da önemli kafa karışıklığı, panik, korku yaratmıştır.Bursa Tabip Odasına çok sayıda &#8220;Domuz Gribi aşısı yaptıralım mı?&#8221; sorusu yöneltilmiş ve bir açıklama yapılması talebi ifade edilmiştir.Bu nedenle Bursa Tabip Odası ilgili bilim çevrelerinin görüşlerini derleyerek Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap&#8217;ın katkısıyla &#8220;domuz ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><br /> Son günlerde &#8220;Domuz Gribi&#8221; başlığında medyada yürütülen tartışmalar Bursa&#8217;da  yurttaşlarımızda da önemli kafa karışıklığı, panik, korku yaratmıştır.Bursa Tabip Odasına çok sayıda &#8220;Domuz Gribi aşısı yaptıralım mı?&#8221; sorusu yöneltilmiş ve bir açıklama yapılması talebi ifade edilmiştir.Bu nedenle Bursa Tabip Odası ilgili bilim çevrelerinin görüşlerini derleyerek Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap&#8217;ın katkısıyla &#8220;domuz gribi hakkında sık sorulan sorular ve yanıtları&#8221; başlığında bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmiştir. Paylaşıyoruz.Saygılarımızla.</p>
<p> Bursa Tabip Odası</p>
<p> Domuz Gribi Hakkında Kısa Bilgi&#8230;</p>
<p> Pandemik İnfluenza A (H1N1) virüsünün neden olduğu domuz, kuş ve insan grip virüslerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkmış olan yeni grip türüdür. İlk defa Mart 2009&#8217;da Meksika&#8217;da insanlar arasında görülmeye başlayan grip salgını hızla dünyaya yayılmış ve hatırlanacağı üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 11 Haziran 2009&#8217;da pandemi (faz 6) alarmı vermiştir.  Geçen dönem güney yarı kürede görülen hastalık, kış mevsiminin gelmesiyle birlikte son haftalarda kuzey yarı kürede yayılmaya başlamıştır.</p>
<p> Hastalığın klinik seyri nedir?</p>
<p> Hastalığın klinik belirtileri mevsimsel gripten farklı değildir. Pandemik grip (H1N1) şu aşamada mevsimsel influenzadan daha ağır seyretmemektedir. Ancak hızlı yayılma özelliğine sahiptir. Mevsimsel influenzadan en önemli farkı toplumun büyük kesiminin daha önceden bu ve benzeri olan viruslerle karşılaşmamış olmasıdır. Bu nedenle dünya nüfusunun önemli bir kısmı hastalığa açıktır. Pandemik H1N1&#8217;in öldürme hızı binde 3-5 arasındadır. Bu normal influenzadan daha düşük bir orandır. Ancak hastalığa yakalananlar arasında belli gruplarda ölüm oranı normal influenzaya göre daha yüksektir.</p>
<p> Kimler daha çok etkileniyor?</p>
<p> Hastalığın bugüne kadarki seyri incelendiğinde, 6 ay-24 yaş arası çocuk ve gençlerin daha çok etkilendiği görülmüştür. Hamileler, hasta olan kişilerle ilk temas edebilecek hizmet grupları hastalıktan etkilenecek gruplar arasında sayılmaktadır. Hastalık 65 yaş üzerindeki kişilere kolay bulaşmamaktadır. Bunun 1918&#8217;de meydana gelen büyük salgın ile ilgili olduğu düşünülüyor. 1918&#8217;de meydana gelen grip salgınındaki virus bugünkü viruse çok benziyor. O virus 1950&#8217;lere kadar dolaştığı için 65 yaş üzerindeki kişilerin kısmi bağışıklık geliştirdiği kabul ediliyor.</p>
<p> Endişeli olunan nokta nedir?</p>
<p> Endişeler influenza A virusunun çok kolay yapı değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ilerleyen süreçte hastalığın seyrinin daha ağır olup olmayacağı hakkında kesin bir şey söylenememektedir. Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan grip salgınlarında, başlangıçta hafif enfeksiyona neden olan virüsün sonradan daha öldürücü hastalık yapma yeteneğine kavuştuğu izlenmiştir.</p>
<p> Hasta olmamak için ne yapmalı?</p>
<p> Öncelikli risk grubu olarak ifade edilen çocuk-genç yaş grubunu hastalıktan korunması için kişisel hijyene dikkat başta gelmektedir. Okullarda hijyene, özellikle el hijyenine maksimum önem verilmeli, eller sık sık yıkanmalıdır. Küçük yaş gruplarında eğer çocukların sık sık ellerini yıkamaları sağlanamıyorsa alkollü el dezenfektanları kullanılmalıdır. Okullarda, çocukların bir arada bulunmalarının zorunlu olmadığı sınıf dışı faaliyetler sınırlanmalıdır. Ne kadar çok farklı gruptan çocuk bir araya getirilirse riskin o kadar artacağı unutulmamalıdır. Okul gezileri sınırlanmalıdır.</p>
<p> Hastalık görüldüğünde, okulların kapatılması için bir ölçüt var mıdır?</p>
<p> Bunun için geliştirilmiş rakamsal bir ölçüt ne yazık ki yok. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), okul kapatma ve benzeri uygulamaların salgının başlangıcında yapıldığı takdirde infeksiyonun yayılmasını yavaşlatacağını dolayısıyla sağlık otoritelerine gerekli hazırlıkları yapmak için zaman kazandıracağını belirtmektedir. Bugün için ülkemizde gerçekleştirilen okul kapatma uygulamaları da aşı sağlanana kadar infeksiyonu olabildiğince sınırlı tutabilmek amaçlıdır.</p>
<p> Beraber çalıştığımız birisinde ya da çocuğumuzun sınıf arkadaşında hastalık olunca ne yapmalı? Koruyucu ilaç almalı mı?</p>
<p> Hasta olduğu düşünülen kişilerle temas etmiş olanların rutin olarak bu virusun varlığı yönünden taranmasına gerek yoktur. Hastanın grip semptomları yönünden takip edilmesi yeterlidir. Ancak semptom çıkması durumunda hasta tedavi yönünden değerlendirilmelidir. Semptom gözlenen hastaların önemli bir kısmında da tedaviye ihtiyaç duyulmayacaktır. Uluslararası bilimsel kurumların hastalığa yakalanan herkesin tedavi edilmesine yönelik önerisi bulunmamaktadır. Belli bir takım risk faktörü taşıyan kişilerin tedaviye alınması gerekecektir.</p>
<p> Belirtileri neler ve görülünce/hasta olunca ne yapılmalı?</p>
<p> Pandemik grip (H1N1) in belirtileri mevsimsel griple aynı olup ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları ve daha geri planda kalan burun akıntısı, ishal, bulantı-kusma gibi belirtilerdir. Hastalanan çocuklar okula gönderilmemeli, veliler bu konuda uyarılmalıdır. Hastalanan çocuklar hastalık tamamen iyileşene kadar -ki bu süre genellikle 7 gündür- evde tutulmalı, hastalığın daha uzadığı durumlarda ise ateş düştükten en erken 24 saat sonra okula gönderilmelidir. Hastalanan çocukların iyi beslenmesi ve bol sıvı alması sağlanmalıdır.</p>
<p> Halen var olan grip aşısı yeterli mi? Domuz gribi aşısı farklı mı?</p>
<p> Pandemik grip (H1N1) için geliştirilen aşı şu anda ABD, İsveç ve Macaristan&#8217;da kullanılmaktadır. Şu an Türkiye&#8217;de var olan aşı bir yıl öncesinin influenza virusüne karşı geliştirilen mevsimsel grip aşısıdır. Pandemik grip (H1N1) aşısının üretim çalışmaları Temmuz ayı başından bu yana devam etmektedir. Yaklaşık 5 bin civarında çocuk ve erişkinde denendiğini ve belirgin bir yan etkisinin izlenmediğini biliyoruz.</p>
<p> Tek bir aşı mı var, farklı aşılar mı var? Hangisi tavsiye ediliyor?</p>
<p> ABD ve Avrupa&#8217;da üretilen iki tip aşı var. Bu iki tip aşının etken maddeleri birbirinden farklı. Birinde zayıflatılmış canlı virüs var diğeri ise ölü virüs içeriyor. Aşılar içerisinde üç önemli madde var. Bunlardan birisi, antijen denilen vücutta esas bağışıklığı sağlayacak olan virüsün parçasını içeren kısım. İkinci madde ise ABD&#8217;de olmayan ve Avrupa&#8217;da olan adjuvan denilen ve aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde. Aşılarda bu amaçla uzun yıllar alüminyum kullanılmıştı. ABD, var olan ancak bilimsel olarak kanıtlanmış bulunmayan iddialar nedeniyle, aşıların içinde adjuvan madde kullanılmasına izin vermiyor. Adjuvanların çok nadir olarak alerjik reaksiyonlara yol açtığı, bazı romatolojik hastalıklar gibi istenmeyen bazı yan etkilere yol açtığı öne sürülüyor. Bu nedenle de ABD&#8217;de hukuki olarak sorumlu tutulan çok sayıda dava olduğu için bu maddenin aşılara konulmasına izin verilmiyor. Avrupa&#8217;daki aşıların içinde adjuvan maddesi var. Bu aşılar 5 büyük firma tarafından üretiliyor. Türkiye&#8217;ye gelecek aşıların içerisinde büyük olasılıkla bu madde olacak. &#8220;Bunun bulunmasının bir zararı var mı&#8221; sorusuna kesin bir yanıt verilemiyor ancak Avrupa Birliği&#8217;nde adjuvanlı (sequalen veya alüminyum) aşılar yıllardır uygulanıyor ve ciddi bir yan etki hali hazırda bildirilmiş değil. Ama bu sadece Türkiye&#8217;ye özgü bir şey değil, ABD dışındaki tüm ülkelerdeki aşıların içerisinde adjuvan maddesi olacak. Üçüncü madde ise cıvalı bir bileşik. Aşının, başka mikroplarla kontamine olmasını, bulaşmasını engelleyen koruyucu bir madde. ABD&#8217;deki aşıların içerisinde bu da bulunmuyor. Civa olması çok da bir önem taşımıyor. Çünkü, arka arkaya çok dozda aşı yapıldığı takdirde, vücutta birikip özellikle çocuklarda bir takım rahatsızlıklara yol açabiliyor, ancak tek doz yapımında bir sorun bulunmuyor.</p>
<p> Aşıların yan etkileri söylendiği gibi mevcut grip aşılarından daha fazla mı?</p>
<p> Grip aşısı dünyada 50 yıldan daha uzun süredir üretilen bir aşı. Dolayısıyla dünyada bu konuda ciddi bir deneyim ve birikim var. Domuz gribi aşısının mevsimsel influenzadan daha fazla bir yan etkisi olduğu bugüne kadar tespit edilmedi. Ancak lokal yan etkiler olabiliyor; aşı yerinde hafif kızarıklık, aşı yerinin hafif ağrıması gibi. Buna karşılık ciddi yan etkiler çıkması olasılığı son derece düşük ve mevsimsel grip aşısında beklenen yan etki oranından daha fazla değil. Ancak dünyada ilk kez böyle büyük bir kitlesel aşılama faaliyeti olacağı için milyonda bir ya da daha nadir görülen yan etkilerin de ortaya çıkma olasılığı da ihmal edilmiyor. Dünya Sağlık Örgütü bunları takip ediyor. Aşının kanser yaptığına dair söylenceler kesinlikle doğru değil.</p>
<p> Söylendiği gibi geçmiş yıllarda, 1950-60 larda yaşanmış olumsuz tecrübeler var mı?</p>
<p> Grip aşılarının üzerine haksız bir şekilde yapışıp kalan kötü şöhret, 1976 yılında ABD&#8217;deki aşılama sırasında sinir sistemini tutan bir hastalık olan Guillain-Barre hastalığının sıklığında bir artış tespit edilmesinden kaynaklanıyor. Ancak bu artışın aşıdan kaynaklandığı kesin olarak gösterilemediği gibi sonraki on yıllar boyunca grip aşılarının bu hastalığa neden olduğu ispatlanamamıştır. Arada doğrudan bir nedensellik ilişkisi kurulamamıştır. Bu hastalık her toplumda 100.000&#8217;de 4-5 sıklıkta görülmekte ve viral infeksiyonlar tarafından da başlatıldığı düşünülmektedir. ABD&#8217;de aşı yan etkilerini takip eden kuruluş yıllar içerisinde yüz binlerce aşı uygulamasını değerlendirdikten sonra grip aşılarının bu hastalık riskini artırmadığını tersine bir miktar azalttığını belirtmiştir.</p>
<p> Aşı yapımı nasıldır? Adjuvan etki nedir?</p>
<p> Aşı adjuvanla birlikte yapıldığı zaman bağışıklık potansiyeli çok daha yükseliyor. Birisi yüzde 70 bağışıklık kazandırıyorsa, birlikte olduğunda bu oran yüzde 90&#8217;a çıkıyor. &#8220;Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi&#8221; sorusuna da kesin yanıt verilemiyor, çünkü dünyada hiç bu kadar çok yaygın bir aşılama uygulanmadı. Nadir olasılıklar olacak diye insanların aşıdan mahrum kalması doğru değildir. Böyle bir yan etkinin olup olmayacağını şu anda bilmeden bu konuda spekülasyon yaratmak doğru bir yaklaşım değil.</p>
<p> Aşı olunmasını öneriyor musunuz?</p>
<p> Evet. Aşının faydası olası yan etkinin yaratacağı zarardan çok daha büyüktür. Bu nedenle yan etki olabileceği endişesiyle aşı yaptırmamak büyük hata olur. Çünkü aşının alternatifi hastalığa yakalanmaktır. Bunun sonuçları ise daha kötü olabilir.</p>
<p> Kimler aşı olmalı?</p>
<p> 65 yaş altı tüm nüfusun belli bir öncelik sırasına göre aşılanması gerekmektedir. Sıranın başında hastalığa en açık kesim olarak nitelenen 6 ay &#8211; 24 yaş arasındaki kişiler, hamileler, altta yatan kronik hastalığı olanlar, hastalıkla öncelikli karşılaşabilecek hizmet grupları; sağlık çalışanları, itfaiye, güvenlik görevlileri vs. yer alıyor. <br /> </span> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/domuz-gribi-h1n1-aciklamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Bal ve Tarçınla Gelen Şifa</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/bal-ve-tarcinla-gelen-sifa/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/bal-ve-tarcinla-gelen-sifa/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 13:55:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Arzu TEZER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/bal-ve-tarcynla-gelen-thifa/</guid>
				<description><![CDATA[Arzu TEZER Bal ve Tarçin karisimi birçok hastaliga iyi gelmektedir. Eski Yunan tibbinda oldugu kadar Ayurvedik tipta da Bal, asirlarca hayati ilaç olarak kullanilmistir. Bugünün bilim adamlari birçok hastaliklarin tedavisinde Bali çok etkili bir ilaç olarak kabul etmislerdir. Bal her türlü hastalikta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksizin kullanilabilmektedir. Bugünün tip ilmi, balin tatli olmasina ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Arzu TEZER</p>
<p> Bal ve Tarçin karisimi birçok hastaliga iyi gelmektedir. Eski Yunan tibbinda oldugu kadar Ayurvedik tipta da Bal, asirlarca hayati ilaç olarak kullanilmistir. Bugünün bilim adamlari birçok hastaliklarin tedavisinde Bali çok etkili bir ilaç olarak kabul etmislerdir. Bal her türlü hastalikta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksizin kullanilabilmektedir. Bugünün tip ilmi, balin tatli olmasina karsin dogru dozlarda alindiginda seker hastalari için tehlikeli olmadigini kabul etmektedir. Kanada da yayimlanan ünlü Weekly World News dergisinin 17 Ocak 1995 tarihli sayisinda batili arastirmacilar tarafindan bal ve tarçinla tedavi edilen hastaliklarin listesini yayinlamistir.</p>
<p> ARTRIT</p>
<p> Bir kisim Bali 2 kisim ilik su içerisine koyup üzerine bir çay kasigi toz Tarçin ilave ederek bir krem elde edilir. Bununla vücudun agriyan yerlerine masaj yapilir. 1-2 dakika içerisinde agrinin azaldigini göreceksiniz.</p>
<p> Artritli hastalar,bir bardak sicak su içerisinde 2 kasik Bal ve bir çay kasigi toz Tarçini eritip sabah ,aksam alabilirler. Eger düzenli olarak alirlarsa Kronik Artriti olan hastalar bile tedavi olabilirler.</p>
<p> Kopenhag Üniversitesinde yapilan bir arastirmada ;kahvaltidan önce bir yemek kasigi bal ve ½ çay kasigi toz tarçini alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde sifa bulmuslar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemiyen hastalar da bir ay içerisinde sifa bulmuslardir.</p>
<p> BAGISIKLIK SISTEMI</p>
<p> Hergün kullanilan bal ve tarçin bagisiklik sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldirilarina karsi korur.</p>
<p> Arastirmacilara göre bal, birçok vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir. Balin düzenli kullanilmasi, akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslarla savasan, korpuskülleri de kuvvetlendirir.</p>
<p> DIS AGRISI</p>
<p> Bir kasik toz tarçin ve 5 tatli kasigi bal karisimi agriyan dise tatbil edilir. Agri kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.</p>
<p> HAZIMSIZLIK VE GRIP</p>
<p> Toz tarçin 2 kasik bal üzerine serpilip yemekten önce alindiginda asit olusumunu ve hazimsizligi önler. Ispanya da yapilan bir arastirmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarini öldürdügü ve hastalari gripten korudugu saptanmistir.</p>
<p> IDRAR KESESI ENFEKSIYONLARI</p>
<p> Iki kasik toz tarçin, bir tatli kasigi bal, ilik su içerisinde eritilip içilir. Idrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.</p>
<p> KANSER</p>
<p> Japonya ve Avustralya da yapilan bir arastirmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde basarili olunmustur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kasik bal ve bir kasik tarçini bir ay süreyle günde üç defa almalidirlar.</p>
<p> KALP HASTALIKLARI</p>
<p> Bal ve tarçinla bir karisim yap ve bunu her sabah kahvaltida reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastalari kalp krizinden korur. Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmis kisiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardir.</p>
<p> Bu uygulamayi düzenli olarak yapan kisilerde solunum güçlügü ortadan kalkacak ve kalp atislari kuvvetlenecektir.</p>
<p> KISIRLIK</p>
<p> Eski Yunan ve Ayurvedikler Bali, yillardir, erkeklerin spermalarini kuvvetlendirmek için kullanmislardir.</p>
<p> Eger kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kasik bal yerse problemleri çözülecektir.</p>
<p> Çin,Japon ve uzakdogu ülkelerinde ,gebe kalamiyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadinlar asirlardir toz Tarçin kullanmaktadirlar</p>
<p> Gebe kalamayan kadinlar bir tutam toz Tarçin ve yarim tatli kasigi bali gün boyunca bir bir sakiz üzerine koyup çignediklerinde tükürükle karisarak yavas yavas emilerek etkili olmaktadir.</p>
<p> KOLESTEROL</p>
<p> Iki kasik bal, üç tatli kasigi toz tarçin,450 gr. demlenmis çay içerisinde eritilerek içildiginde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düsecektir. Artrit hastalarina tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastalari i,çin uygulanabilir.</p>
<p> Adi geçen dergideki bilgilere göre günlük gida ile alinan bal bile kolesterolün düsmesine yardimci olabilir.</p>
<p> MIDE AGRILARI</p>
<p> Bal ve tarçin kürlerinin, mide agrilari için oldugu kadar mide ülserleri için de yararli oldugu saptanmistir.</p>
<p> GAZ</p>
<p> Hindistan ve Japonyada yapilan arastirmalar Bal ve Tarçinin midedeki gazi giderdigini göstermistir.</p>
<p> SAÇ DÖKÜLMESI</p>
<p> Saçi dökülenlerle tepesi açilanlar sicak zeytinyagi içerisine bir kasik bal,bir tatli kasigi toz Tarçin ilacesiyle elde edilen krem banyodan önce basa sürülür ve taklasik 15 dakika bekledikten sonra yikanir.</p>
<p> 5 dakikalik bir uygulama dahi etkili olabilir.</p>
<p> SIVILCELER VE DERI</p>
<p> 3 kisim bal, 1 kisim Tarçin ile bir krem yapilir. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ilik su ile yikanir.</p>
<p> Eger 2 hafta süreyle her gün uygulanirsa sivilceleri kökünden çikarir.</p>
<p> Egzama,mantar ve diger deri enfeksiyonlarinda esit miktardaki Bal ve Tarçin karisimi uygulanir.</p>
<p> SOGUK ALGINLIGI</p>
<p> Bir kasik ilitilmis Bal,1/4 tatli kasigi toz tarçin günde üç defa yenir.</p>
<p> Bu uygulama birçok kronik öksürük,soguk alginligi ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.</p>
<p> YASLILIK</p>
<p> Bal ve tarçinla hazirlanan çay,düzenli alindiginda yaslilik harabiyetini önler.</p>
<p> 4 kasik bal,1 kasik toz Tarçin , 3 bardak su içerisinde kaynatilarak bir içecek hazirlanir. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarinda içilir. Deriyi diri,taze ve yumsak tutar, yipranmasini durdurur.</p>
<p> YORGUNLUK</p>
<p> Arastirmayi yapan Dr.Milton, bir bardak su içerisinde ½ kasik bal ve biraz toz tarçinin hergün kusluk vakti ve vücut direncinin düsmeye basladigi takriben saat 15.00 te alindiginda bir hafta içerisinde canliligin arttigini tesbit etmistir.</p>
<p> ZAYIFLAMA</p>
<p> Bir bardak su içerisine esit miktarda bal ve tarçin konup kaynatilir. Hergün kahvaltidan yarim saat önce aç karnina ve yatmadan önce içilir.</p>
<p> Düzenli uygulanirsa kilo verilir.</p>
<p> Ayrica bu karisim düzenli olarak içildiginde, yüksek kalorili diyet alinsa bile, vücutta yagin birikmesine engel olur. </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/bal-ve-tarcinla-gelen-sifa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Ve kanser aşısı bulundu</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/ve-kanser-asisi-bulundu/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/ve-kanser-asisi-bulundu/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 11:17:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[TIMETURK]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/ve-kanser-athysy-bulundu/</guid>
				<description><![CDATA[&#160; Her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan çağın en önemli hastalığı kanser için yeni bir umut doğdu. Kanseri artık &#8216;Ankara aşısı&#8217; yenecek. İşte ayrıntılar&#8230; Her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan çağın en önemli hastalığı kanser için yeni bir umut doğdu. Kanseri artık &#8216;Ankara aşısı&#8217; yenecek. Çiçek aşısında kullanıldığında binlerce kişiyi hastalıktan koruyan Ankara ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> &nbsp; </p>
<p> Her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan çağın en önemli hastalığı kanser için yeni bir umut doğdu. Kanseri artık &#8216;Ankara aşısı&#8217; yenecek. İşte ayrıntılar&#8230;<br /> <img class=" alignleft size-full wp-image-1169" style="margin: 5px; float: left" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2008/11/www.timeturk.com_images_news_15693.jpg" alt=" " width="0" height="0" /><br /> Her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olan çağın en önemli hastalığı kanser için yeni bir umut doğdu. Kanseri artık &#8216;Ankara aşısı&#8217; yenecek.</p>
<p> Çiçek aşısında kullanıldığında binlerce kişiyi hastalıktan koruyan Ankara isimli virüsteki genlerin transferiyle vücudun bağışıklık sistemini uyaran aşı, kanserli hücrelerin yok edilmesini sağlıyor.</p>
<p> Yıllardır kanseri durdurmak için aşı geliştirmeye uğraşan bilim adamları sonunda çözümü Ankara adlı virüste buldu. Tümörlerin büyük bölümünde bulunan 5T4 molekülünün, dışarıdan vücuda girmesini başaran bilim adamları bağışıklık sisteminin onu tanıyarak tüm kanserli hücrelerle savaşmasını ve yok etmesini sağladılar. Sanovi Aventis&#8217;in Fransa&#8217;nın Başkenti Paris&#8217;te bulunan Vitry Araştırma ve Geliştirme Merkezi&#8217;nde düzenlenen toplantıda aşıyla ilgili cilt kanserinde başarılı sonuçlar alındığı 3-4 yıl içinde piyasada olmasının beklendiği açıklandı.</p>
<p> Yüksek miktarda gen transfer edilmesini gerektiren bu uygulamada taşıyıcı olarak da geniş kapasiteye sahip, yan etkileri az ve güvenilir kabul edilen zayıflatılmış bir virüs olan Ankara seçildi. Virüs, II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye&#8217;de Refik Saydam Hıfzıssıhha Kurumu&#8217;nun ürettiği çiçek aşısında kullanılmış, binlerce kişinin ölümünü engellediği için de Türkiye&#8217;yi onurlandırmak adına Ankara adıyla anılmıştı. Sanofi Aventis&#8217;in Oxford&#8217;daki BioMedica adlı şirketle işbirliği ile geliştirdiği aşı, insanın kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanserli hücrelerin tamamen yok edilebilmesini amaçlıyor.</p>
<p> ÜÇ KANSERDE ÇALIŞILIYOR: Melanom (cilt) kanseri üzerinde 2007 yılından beri yürütülen klinik çalışmalarda oldukça başarılı sonuçlar alınan aşının böbrek kanserinde FAZ III çalışmalarına da başlandı. Aşının kolorektal kanserde geliştirilmesi için bir geliştirme planı üzerinde de çalışılıyor. Sanofi Aventis ile Sanofi Pasteur&#8217;un ortak yürüttükleri çalışmalarda bağışıklık yanıtının tümörün kaçış mekanizmalarını önleyecek şekilde düzenlenmesi hedefleniyor.</p>
<p> MOLEKÜLÜ YAKALATIYOR: Sanofi Pasteur Kanser Aşısı Programı Sorumlusu Dr. Neil Berinstein, klinik araştırmaları süren aşının çalışma sistemini şöyle anlattı: &#8220;Aşı, tümörlerin çoğunda bulunan tümör antijeni (molekülü) 5T4&#8217;ü hedeflemektedir. Tümörlerde bulunan 5T4 molekülü hastalığın ileriki dönemde bireyi nasıl etkileyeceğini anlamamızı da önler. Aşı 5T4 genini vücuda vererek vücudun bu moleküle karşı savunmaya geçebilecek bir cevap üretmesini sağlıyor. 5T4 genini ise bir vektörel virüs olan Ankara hücrelere taşıyor. Bağışıklık yanıtı 5T4 taşıyan tümör hücrelerini yok ediyor. Oxford BioMedica, 2006 yılında böbrek kanserinde Faz III çalışmalarına başlamıştır. Sanofi Aventis de aşının kolorektal kanserde geliştirilmesi için bir plan üzerinde çalışmaktadır.&#8221;</p>
<p> TÜMÖR YOK OLABİLİYOR: Aşıyla ilgili yürütülen klinik çalışmalarla ilgili bilgi veren İngiliz bilim adamları da, &#8220;Aşıyı deneyen bir hastanın tümörü 6 ay içinde tamamen yok oldu. Diğer hastaların da ya tümörleri küçülmeye başladı ya da gelişimi durdu&#8221; dedi.</p>
<p> YARDIMCI MOLEKÜLLER DE HEDEF</p>
<p> Star&#8217;ın haberine göre, Dr. Neil Berinstein, Sanofi Pasteur olarak çalıştıkları ikinci bir yeni jenerasyon aşının da müjdesini verdi. Yeni jenerasyon aşıda sadece kansere sebep olan çoklu moleküller değil, yardımcı-uyarıcı moleküller de hedef alınıyor. Şu an melanom (cilt kanseri) üzerinde çalıştıklarını belirten Dr. Berinstein, &#8220;Bağışıklık yanıtının büyüklüğünü ve kalitesini daha da güçlendirmek için immün adjuvanlar (hormon, kemoterapi, radyoterapi veya immünoterapi gibi ek tedaviler) ve immün düzenleyiciler (örneğin sitokinler) de eklenmektedir&#8221; diye konuştu. Sanofi Pasteur&#8217;un üzerinde yeni çalıştığı yeni aday aşılar klinik geliştirmenin FAZ II aşamasında&#8230; Sanofi Aventis yetkilileri de 2007 yılında 28 milyar euroya ulaşan satışların 4.5 milyar euroluk kısmını AR-GE alanına ayırdıklarını belirtti. Bu rakamın 429 milyon eurosu ise aşı alanına yapılan yatırıma ayrıldı.</p>
<p> Sıtma, tüberküloz ve HIV için de çalışıyor</p>
<p> GATA Yüksek Bilim Konseyi Üyesi Prof. Dr. Levent Doğancı, 2006 yılında İnfeksiyon Dergisi&#8217;nde yazdığı makalede Ankara virüsünün hikayesini şu sözlerle anlattı:</p>
<p> &#8220;Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1928 yılında kurulan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi&#8217;nin ürettiği çiçek aşısı, 2. Dünya Savaşı sırasında savaşan ülkelerde yaygın ve etkin olarak kullanılmıştır. İnsan sağlığına hizmet eden bir yaklaşımla savaşan tarafların aşı gereksinimi bu kaynaktan karşılanmıştır. O günlerde üretilip yaygınlaştırılan aşı virüs suşuna da Ankara ismi verilerek başkentimizin ismi uluslararası bilim dünyasında kalıcı bir onur kazandırmıştır. Bu suş Modified Virüs Ankara (MVA) adıyla günümüzde de bu atfı gururla taşımaktadır. Bugün ise sadece çiçek hastalığıyla ilgili olarak değil; sıtma, SARS ve HIV Pozitif gibi hastalıklardan korunmada geliştirilen aşı çalışmalarında da başarıyla kullanılan bir vektör virüs olma özelliğine sahiptir.&#8221; </p>
<p> Kaynak: <a href="http://www.timeturk.com/Ve-kanser-asisi-bulundu-36665-haberi.html" target="_self">TIMETURK</a>   </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/ve-kanser-asisi-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>GRİP AŞISI VE PERDE ARKASI</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/grip-asisi-ve-perde-arkasi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/grip-asisi-ve-perde-arkasi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 16:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Aydin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/gryp-athisi-ve-perde-arkasi/</guid>
				<description><![CDATA[&#8230;gazetelere goz atarken bir haber gozume ilisti. &#8216;Cok yakinda aylarca etkisini surdurecek grip salgininda 700 bin kisinin yasamini   yitirebilecegine dikkat cekiliyor&#8230;&#8217; ve birkac sayfa sonra bir baska haber &#8216;yeni grip asisi piyasaya verildi&#8230;&#8217; Tamam dedim &#8216;korkut-sat kampanyasi&#8217;  basladi&#8230; Yukardaki cumleler daha once de beslenme bulteninde yazilari yayinlanan Uz. Dr. Murat Kinikoglu&#8217; nun 08.10.2006 tarihli AKSAM ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;gazetelere goz atarken bir haber gozume ilisti. &#8216;Cok yakinda aylarca etkisini surdurecek grip salgininda 700 bin kisinin yasamini   yitirebilecegine dikkat cekiliyor&#8230;&#8217; ve birkac sayfa sonra bir baska haber &#8216;yeni grip asisi piyasaya verildi&#8230;&#8217; Tamam dedim &#8216;korkut-sat kampanyasi&#8217;  basladi&#8230;</p>
<p> Yukardaki cumleler daha once de beslenme bulteninde yazilari yayinlanan Uz. Dr. Murat Kinikoglu&#8217; nun 08.10.2006 tarihli AKSAM gazetesindeki &#8216;Grip asisi&#8217; baslikli yazisindan alindi. Bultenimizin bu sayisini her sonbaharda gundeme gelen grip asisi sorununa ayirarak   bircok kisinin kafasini karistiran grip asisi olalim mi? olmayalim mi? sorusunun cevabini almaya calisacagiz. Dr. Kinikoglu&#8217;nun yazisindan sonra editorumuz Prof. Dr. Ahmet Aydin&#8217;in grip asisi hakkindaki goruslerini ve ayrica grip ve diger solunum yolu enfeksiyonlarindan korunmanin yollari hakkindaki onerilerini okuyacaksiniz.</p>
<p> &quot;Adimin &#8216;ilac dusmani doktor&#8217;a cikmasina ramak kaldigini biliyorum. Bu yuzden &#8216;vitaminlerin faydalari!&#8217; ile ilgili bir makale yazmaya karar vermistim ki   Ingiltere&#8217;de yasayan bir hastam kontrole geldi. Donmeden once grip asisi olmak istiyormus. &#8216;Neden Ingiltere&#8217;de yaptirmiyorsun?&#8217; dedim. &#8216;Ingiltere&#8217;de grip asisi olmak cok zor&#8230;&#8217; dedi. Oyle buradaki gibi eczaneye gidip &#8216;Kalfa&#8230;yap bana bir asi, tazesinden olsun&#8230;&#8217; diyemiyormussunuz. Bir-iki doktor gezip de asi olamayinca &#8216;Nasil olsa Turkiye&#8217;ye gidiyorum orada yaptiririm&#8230;&#8217; demis.</p>
<p> Ingiliz ekonomisi zorda oldugu icin kisitlamaya gitmis olabilirler! diye dusundum.  Belki de tiptaki gelismeleri bizim kadar yakindan takip etmiyorlardir kim bilir&#8230; Neyse efendim.</p>
<p> Hasta gittikten sonra gazetelere goz atarken bir haber gozume ilisti. &#8216;Cok yakinda aylarca etkisini surdurecek grip salgininda 700 bin kisinin yasamini   yitirebilecegine dikkat cekiliyor&#8230;&#8217; ve birkac sayfa sonra bir baska haber &#8216;yeni grip asisi piyasaya verildi&#8230;&#8217; Tamam dedim &#8216;korkut-sat kampanyasi&#8217; basladi&#8230;</p>
<p> Tam grip asilarinin piyasaya verildigi gune denk gelen 700 bin ölümlü grip haberi uzerine ben de kendi kendime &#8216;ne derlerse desinler bu konuyu yaz&#8217;   dedim&#8230;.</p>
<p> Efendim taze asilar piyasaya verildi&#8230; Bundan sonraki iki-uc ay boyunca her gun gribin ne kadar oldurucu ne kadar korkunc bir hastalik oldugunu okuyup duracaksiniz&#8230; Once salgin tehdidi haberleri, sonra kus gribi haberleri artacak. Zaten kotu senaryolardan bikmissiniz, PKK, ekonomi, issizlik, irtica&#8230; &#8216;Bari&#8230;&#8217; diyeceksiniz&#8230;&#8217;Bu kadar felaketin arasinda bir de grip olmayayim&#8230;&#8217; Haydi dogru eczaneye&#8230;</p>
<p> Sevgili okurlarim, ilac firmalari ve yogurtcular; halk arasinda &#8216;her kolesterolu olan ilac kullanmali&#8217; seklinde &#8216;yanlis&#8217; bir genel kani olusturmayi basardilar.   Simdi de asi ureticileri &#8216;herkesin grip asisi olmasi gerekir&#8217; seklinde gene yanlis bir dusunceyi topluma yerlestirmeye calisiyorlar. Grip asisi &#8216;herkesin&#8217; olmasi gereken bir asi degildir. &#8216;Bizim ulke icin grip asisi degil &#8216;Hepatit B&#8217; asisi onemlidir&#8230;&#8217;</p>
<p> Durduk Yere Grip Asisi Olmayin&#8230;</p>
<p> 1 Grip geciren kisinin vucudunda o viruse karsi koruyucu antikorlar olusur ve bir daha ayni virusle karsilastiginda etkilenmez. Nietzsche&#8217;nin &#8216;Beni oldurmeyen, beni guclu kilar&#8230;&#8217; dedigi gibi gecirdiginiz her gripten daha guclu cikarsiniz. Bu yuzden grip olmaktan korkmayin. Tavuk suyuna corba, nane  limon, ihlamur icin, bol bol sebze meyve yiyin, en onemlisi, istirihat edin, biraz tembellik yapip gribin tadini cikarin&#8230;</p>
<p> 2. Cocuklariniza &#8216;doktoru ozellikle onermedikce&#8217; grip asisi yaptirmayin. Icerigindeki &#8216;timerosal&#8217; katki maddesinin civa icerdigini ve cocuklar icin   noro-nefrotoksik (sinirler ve bobreklere zehirli etki) olabilecegini unutmayin&#8230;</p>
<p> 3. Grip asisinin asi yerinde sislik, kizariklik ve agriya, nadiren de olsa bizzat kendisinin grip benzeri bir hastaliga yol acabilecegini bilin. Occulo-respiratory   sendrom dedigimiz bu durumda hiriltili oksuruk, gozde kizarma, ates ve kas agrilari ile grip benzeri bir tablo ortaya cikar.</p>
<p> 4. Grip asisinin ozellikle yumurta alerjisi olan kisilerde nadiren urtiker ve anaflaktik soka neden olan alerjik reaksiyonlar yapabilecegini bilmenizde fayda var&#8230;</p>
<p> 5. Unutmayin ki grip asisi sadece secilen bazi grip suslarina (cinslerine) karsi koruma saglar. Asi olmaniz &#8216;kesinlikle grip olmayacaginiz&#8217; anlamina gelmez.</p>
<p> Peki kimler asi olacak? FDA, basit bir gribin hayati risk olusturacagi kadar duskun ve yasli insanlarin, astimli ve kronik bronsitli hastalarin, kalp hastalari,   bobrek hastalari, seker hastaligi, AIDS gibi kronik hastaligi olanlarin grip asisi olmasinda fayda oldugunu soyluyor.&quot;</p>
<p> Ve bir not..Yillar once, emekliligimden sonra gorev aldigim bir kurulusta bir gun herkes grip asisi olacak dediler ve millet revirde kuyruk olusturdu.. Ben oldum olasi igneden uzak durdugum icin asiya gitmedim.. Bana bagli olarak calisan ve asilanan 9 personel birer birer yataga duserken o kis ben nezle bile olmadim.. Yaziyi okuyunca bu da aklima dusuverdi..</p>
<p> Hep ayni hikaye. Sonbahar basladiktan sonra gazeteler &#8216;gripten dunyada su kadar kisi olecek seklinde&#8217; grip ile ilgili haberler ile dolmaya basladi. Tabii ayni gazetelerde grip asilarinin boy boy reklamlari da var. Eczanelerin camekanlari &quot;Yeni grip asisi geldi&quot; ilanlari ile doldu. Isteyen kisi hekime danismadan eczaneye giderek asi olabiliyor. Dostlarimiz, akrabalarimiz ve hastalarimiz her yil bikmadan hep ayni sorulari soruyorlar. &quot;Grip asisi olalim mi?&quot;, &quot;Grip asisinin zarari var mi?&quot;, &quot;Grip asisi Alzheimer hastaligi yapabilir mi?&quot; , &quot;Grip asisi otizme yol acabilir mi?&quot;, &quot;Grip asisi kanser yapar mi?&quot;</p>
<p> Isterseniz konuyu sorulu cevapli bir sekilde irdeleyelim.</p>
<p> Grip asisi soguk alginligindan ve diger ust solunum yolu enfeksiyonlarindan korur mu?</p>
<p> Grip asisi sadece grip mikrobuna etkilidir; soguk alginligina ve diger ust solunum yolu enfeksiyonlarina degil.</p>
<p> Grip asisi her grip virusune etkili midir?</p>
<p> Grip asisi sadece influenza viruslerinin yaptigi griplere karsi koruyucu olabilir. Ornegin yapilan asi kus gribinden korumaz.</p>
<p> Influenza virusunun A, B ve C tipleri hastalik yapar (daha cok A ve B tipleri). Her tipin bircok susu (alt tipi) vardir.</p>
<p> Asilar iki A susu ve bir B susu icerir (trivalan = uc degerlikli). Bunlar en cok gorulen suslardir ve bunlardan yapilan asilar influenza enfeksiyonlarinin % 70&#8217;inden korur. Diger suslarla olan (%30) influenza enfeksiyonlarini etkilemez.</p>
<p> Bir susa karsi kazanilan bagisiklik digerleri icin gecerli degildir. Ayrica viruslerin sik sik antijenik mutuasyonlara ugramasi (yapi degistirmesi) nedeni ile kalici bir bagisiklik mumkun degildir.</p>
<p> Kimler asi yaptirmalidir?</p>
<p> &#8226;          Saglikli cocuklara onerilmez. Sik gecirilen ust solunum yolu enfeksiyonlari gercek bir endikasyon degildir; Asi, maalesef cocuk yuvalari ve kreslerde yaygin olarak uygulanilmaktadir.</p>
<p> &#8226;          Bazi hekimler kronik hastaliklari (akciger, bobrek, kalp diyabet vb) olan kisilere her yil grip asisi olmalarini onermektedir. Bize gore potansiyel zararlari nedeni ile bu kisilere asi yapmaktan kacinilmalidir.</p>
<p> &#8226;          Bagisikligi baskilayici (immunsupresif) tedavi gorenlerde (kanser hastalari vb) grip asisi yapilabilir. Bize gore asi yapmanin tek endikasyonu budur. Ama yine de potansiyel tehlikelere karsi uyanik olunmali, ve mumkun oldugunca asidan kacinilmalidir.</p>
<p> &#8226;          Bazi hekimler yasli kisilere her yil grip asisi onermektedir. Bu hekimlerin hastalarina mutlaka asinin icinde aluminyum, civa gibi agir metaller oldugunu ve bunlarin bunamaya yol acabilecegini uyarmasi gerekir.  </p>
<p> Grip asisi hangi yaslarda kac dozda yapiliyor?</p>
<p> Asi grip mevsiminin(Sonbahar) ilk aylarinda (ekim-kasim) yapilir</p>
<p> Asi 6 aydan kucuk bebeklerde yeterli bagisiklik saglamaz.</p>
<p> 6 ay &#8211; 3 yas arasi cocuklara: 4-6 hafta ara ile iki kez yarimsar (0.25 mL) doz kas icine yapilir.</p>
<p> 4-12 yas arasi 0.5 mL tek doz. Ilk kez yapiliyorsa  4-6 hafta sonra ikinci doz yapilir.</p>
<p> Daha sonraki yaslarda ve buyuklerde: 0.5 mL tek doz yapilir. ikinci doz yapilmaz.</p>
<p> Grip asisinin sagladigi bagisiklikla, dogal olarak gecirilen gribin sagladigi bagisiklik ayni midir?</p>
<p> Grip asisi solunum yolunu devre disi biraktigi icin (agizdan alinmiyor, igne tarzinda kalcadan yapiliyor) bagirsakta mukozal (ic tabaka) bagisiklik saglamiyor. Dogal olarak gecirilen mikrobik hastaliklar ise   mukoza bagisikligi yapiyorlar. Bu da bagisiklik sistemini guclendirerek bircok alerjik ve kronik iltihabi hastaliktan sizi koruyor (hijyen teorisi). Her hastaligin asisini oluyorsaniz bu korunmadan yoksun kaliyorsunuz.</p>
<p> Etkisi bu kadar supheli olan asinin zararlari var mi?</p>
<p> Once asinin hangi maddeleri icerdigine bakalim;</p>
<p> &#8211; Etilen glikol: Antifrizde bulunan bir toksindir. Antifriz cocuk gelisimini bozabilir ve kisirliga ve asidoza neden olabilir.</p>
<p> -Fenol: Dezenfektan bir boyadir</p>
<p> &#8211; Formaldehit: Kanser yapan bir kimyasaldir</p>
<p> &#8211; Aluminyum: Asida antikor cevabini arttirmak icin kullanilir. Alzheimer, sara ve kansere neden olabilir.</p>
<p> -Timerosal (civa: Tarife gerek var mi?) Beyin hasari, otizm ve otoimmun hastaliklara yol acabilir. Civa cikartildiktan sonra California&#8217;daki otistik cocuklarin sayisinda bariz azalma olmustur (bak baslenme bulteni). Icinden civanin cikartilmadigi tek asi grip asisidir.   Diger asilardan farkli olarak grip asisinin her yil yapilmasi beyin hasari riskini artirmaktadir.</p>
<p> -Neomisin ve Streptomisin: Antibiyotik olarak kullanilir. Bazi insanlarda alerjiye yol acar. Grip asisi ayrica yumurta alerjisi olan kisilerde nadir de olsa kurdesen ve anaflaksi soku gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir.  </p>
<p> -Asi, grip benzeri belirtilere de yol acabilir.</p>
<p> Bu bilgilerden sonra dusunun: Attiginiz tas, urkuttugunuz kurbagaya degiyor mu?</p>
<p> Gripten korunmak icin ne yapalim?</p>
<p> Enfeksiyonlardan korunmak icin neler yapilmali?</p>
<p> &#8226;          Hijyen kurallarina uyulmali.</p>
<p> &#8226;          Un ve sekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi dogal gidalardan zengin bir diyet kullanilmali</p>
<p> &#8226;          Margarin ve sivi (misir,  soya, aycicegi vb) yaglarin kullanilmamasi, bunlarin yerine hayvani yaglarin ve zeytin yaginin yenilmeli.</p>
<p> &#8226;          Balik yagi alin.</p>
<p> &#8226;          Bagirsak florasinda bulunan probiyotikleri artirdiklari icin bol fermantasyon urunleri (kefir, tursu, yogurt, peynir, sarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayasi) tuketilmeli.</p>
<p> &#8226;          Gunde en az 3-5 dakika kultur fizik yapilmali ve yarim saat yurunmeli.</p>
<p> &#8226;          Guneslenilmeli ya da D vitamini alinmali.</p>
<p> &#8226;          Erken yatip erken kalkilmali.</p>
<p> &#8226;          Alkol tuketilmemeli</p>
<p> Grip tedavisi icin ne yapalim?</p>
<p> &#8226;          Istirahat edin</p>
<p> &#8226;          Sekerli hicbir sey yemeyin (alyuvarlarin mikroplari yutmasini engelliyor)  </p>
<p> &#8226;          Hava gunesli ise guneslenin ya da gunde 10-20 damla D vitamini alin</p>
<p> &#8226;          Nane-limon, ihlamur ve diger ot caylarini icin (sekersiz!)</p>
<p> Asagidaki sekilde C vitamini alin;</p>
<p> Soguk alginligi ya da gribal enfeksiyonun ilk isaretlerinde (bogaz agrisi, aksirma, ates, kirginlik, burun cekme vb) 1-2 gram C vitamini alin. (1 silme cay kasigi askorbik asit 1 gramdir, eczanede satilan tabletler genellikle 0,5 gramdir.</p>
<p> Her saat ayni miktari almaya devam edin. Genellikle birkac saat icinde semptomlariniz hafifleyecektir.</p>
<p> Eger semptomlariniz hafiflemezse saatlik miktari 2-4 grama cikartin. Hafif ishal olmaya baslamissaniz dokulariniz doymus demektir. O zaman bir onceki doza donebilirsiniz.</p>
<p> Bu sirada sekerli bir gida, antibiyotik, vazokonstriktor (damar buzucu burun damlasi, antihistaminik ve dekonjestan alinmasi ise mevcut hastaligin siddetini artirir ve suresini uzatir.</p>
<p> C vitaminini birden keserseniz hastalik belirtileri tekrarlayabilir. O nedenle tedaviyi azalta azalta sonlandirin. Hastalik genellikle 2-3 gun icinde tedavi olur.</p>
<p> Saglicakla kalin&#8230;</p>
<p> Prof. Dr. Ahmet Aydin</p>
<p> Kaynaklar:</p>
<p> http://chetday.com/noflushots.htm</p>
<p> http://www.mercola.com/2000/nov/26/flu_shots.htm</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/grip-asisi-ve-perde-arkasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Göz sağlığı için bilgisayara yukarıdan bakın</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/goz-sagligi-icin-bilgisayara-yukaridan-bakin/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/goz-sagligi-icin-bilgisayara-yukaridan-bakin/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 16:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Nazmi Zengin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/goz-sadlydy-icin-bilgisayara-yukarydan-bakyn/</guid>
				<description><![CDATA[Bilgisayar ekranına uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde oluşan kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için ekranın göz seviyesinden aşağıda olması gerekiyor. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, yaptığı açıklamada, vücuttaki en önemli organların başında gelen gözün, sağlığına dikkat ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayar ekranına uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde oluşan kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için ekranın göz seviyesinden aşağıda olması gerekiyor.</p>
<p> Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, yaptığı açıklamada, vücuttaki en önemli organların başında gelen gözün, sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Bu nedenle, göz sağlığını korumanın yollarının iyi öğrenilmesinin faydalı olacağını ifade eden Zengin, günümüzde göz sağlığını etkileyen faktörlerden birinin de sayısı ve kullanımı hızla yaygınlaşan bilgisayarlar olduğunu belirtti.</p>
<p> Zengin, göz bozukluğu derecesinin artmasında doğrudan rolü olmayan bilgisayarların, göz doktorlarına en fazla başvurma nedenleri arasında yer alan göz kuruluğunun başlıca nedeni olduğunu vurguladı.</p>
<p> Günümüzde hemen herkesin, günün birkaç saatini bilgisayar başında geçirir duruma geldiğini dile getiren Zengin, bunun göz kuruluğuna bağlı şikayetlerini önemli ölçüde artırdığını bildirdi.</p>
<p> GÖZ YUKARINDA, EKRAN AŞAĞIDA OLMALI<br /> Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kuruma meydana geldiğini belirten Zengin, şunları kaydetti:<br /> &#8220;Göz kuruluğu yanma, batma ve kızarıklık olarak ortaya çıkar ve kişinin gündelik yaşamını, iş verimini olumsuz yönde etkiler. Bilgisayara uzun süre bakıldığında göz yüzeyinde kurumaya bağlı yanma, batma ve kızarıklığı önlemek için, ekran göz seviyesinden aşağıda olmalıdır. Çünkü, göz hizasından yukarıdaki ekrana bakan gözün kapağı daha fazla açılacağı için, kuruma daha fazla olur. Bilgisayar ekranı eğer göz hizası ya da biraz aşağıda olacak şekilde konumlandırılırsa, göz kapağı daha az açılacağı için göz kuruması daha az olacaktır.&#8221;</p>
<p> Göz kuruluğu rahatsızlığını önlemek için, bunun dışında da bazı ek tedbirlerin alınabileceğini belirten Zengin, &#8220;Uzun süre bilgisayar ekranı karşısında oturan kişiler, gözlerini 2-3 saniye kapalı tutma egzersizleri yaparak, kuruyan gözün yeniden yeterli sıvıya kavuşmasını sağlayabilir. Ayrıca, aşırı kuru veya cereyana maruz kalınan ortamlarda bulunulması da göz kuruluğunu artırmaktadır&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/goz-sagligi-icin-bilgisayara-yukaridan-bakin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Bazı Meyvelerin Sağlığımız İçin Özellikleri</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/bazi-meyvelerin-sagligimiz-icin-ozellikleri/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/bazi-meyvelerin-sagligimiz-icin-ozellikleri/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 14:53:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/bazy-meyvelerin-sadlydymyz-ycin-ozellikleri/</guid>
				<description><![CDATA[Hangi meyvenin ne yararı var? * Bi kere v&#252;cudumuzun başlıca d&#252;şmanı olan kolesterol hi&#231;bir meyvede yoktur! * Meyveler doğal şeker i&#231;erir, ne kadar &#231;ok meyve t&#252;ketirsek beynimizdeki sinir h&#252;creleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır! * Meyveler m&#252;kemmel lif kaynağıdır! * Meyveler vitamin ve mineral a&#231;ısından &#231;ok zengindir! * Az kalorilidirler ve kilo ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hangi meyvenin ne yararı var? </p>
<p> * Bi kere v&uuml;cudumuzun başlıca d&uuml;şmanı olan kolesterol hi&ccedil;bir meyvede yoktur!<br /> * Meyveler doğal şeker i&ccedil;erir, ne kadar &ccedil;ok meyve t&uuml;ketirsek beynimizdeki sinir h&uuml;creleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır!<br /> * Meyveler m&uuml;kemmel lif kaynağıdır!<br /> * Meyveler vitamin ve mineral a&ccedil;ısından &ccedil;ok zengindir!<br /> * Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar! (Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten y&uuml;ksek olan incir, muz ve &uuml;z&uuml;mden uzak durun)<br /> * Bol miktarda antioksidan i&ccedil;erirler!<br /> * Meyveleri a&ccedil; karnına yemek sindirimi kolaylaştırır!</p>
<p> kiraz<br /> * G&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ağrı kesicidir, 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirinden on kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir,<br /> * Kolesterol&uuml; ve kan şekerini d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r,<br /> * Kirazlarda bulunan flavanoidler v&uuml;cuttaki zehri temizler,antioksidan etki yapar,<br /> * Kabızlık gidericidir,<br /> * Nikotinin v&uuml;cuttan atılmasına yardımcı olur,<br /> * B&ouml;breklerin taş ve kum yapmasını &ouml;nler ve varsa zamanla d&ouml;ker,<br /> * Safra kesesi taşının d&ouml;k&uuml;lmesine de yardımcı olur,<br /> * Y&uuml;zde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır;<br /> (100 gr. kiraz=70 kalori)</p>
<p> &uuml;z&uuml;m<br /> * B&ouml;breklerin &ccedil;alışmasını uyarıp kalp atışını d&uuml;zenler,<br /> * Karaciğeri temizler,<br /> * Siyah &uuml;z&uuml;m, kabukları ve &ccedil;ekirdekleriyle yenirse h&uuml;cre yenileyicidir,<br /> * Sindirimi kolaylaştırır, kansızlığı giderir,<br /> * Bebeklerin gelişimi i&ccedil;in &ccedil;ok faydalıdır<br /> * Ancak kalorisi y&uuml;ksek olan &uuml;z&uuml;m&uuml;n bir g&uuml;nde 15-20 adetten fazla t&uuml;ketilmemesi gerektiğini de unutmayın;<br /> (100 gr. &uuml;z&uuml;m=65 kalori)</p>
<p> şeftali<br /> * Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı korur,<br /> * Sindirim sistemini &ccedil;alıştırır, hazmı kolaylaştırır,<br /> * B&ouml;breklerin ve safra kesesinin d&uuml;zenli &ccedil;alışmasını sağlar,<br /> * İdrar s&ouml;k&uuml;c&uuml;d&uuml;r;<br /> (1 adet orta şeftali=42 kalori)</p>
<p> kayısı<br /> * Kan yapıcıdır, kansızlığa iyi gelir,<br /> * G&uuml;zel bir cilt ve sa&ccedil; i&ccedil;in olumlu etkileri vardır,<br /> * &Ouml;zellikle akciğer kanserinin &ouml;nlenmesinde yardım eder,<br /> * Kalp hastalıklarının ve kataraktın &ouml;nlenmesinde yardımcıdır,<br /> * Kemik erimesinin &ouml;nlenmesine faydalıdır,<br /> * Sinirleri gevşetip uyku verir<br /> * Kabızlık &ccedil;eken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar i&ccedil;in faydalıdır,<br /> * Sabahları a&ccedil; karnına yenilen kuru kayısı sindirim a&ccedil;ısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katar;<br /> (1 adet kayısı=15 kalori)</p>
<p> incir<br /> * Bağırsakları &ccedil;alıştırır,<br /> * Enerji verir,<br /> * Cinsel g&uuml;ce yardımcıdır,<br /> * Y&uuml;ksek kan basıncını d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r,<br /> * Kemik yoğunluğunu arttırır;<br /> (1 adet orta incir=37 kalori)</p>
<p> ananas<br /> * Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarar,<br /> * Sindirimi kolaylaştırır,<br /> * Iltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla iyileşmesini sağlamada etkilidir;<br /> (1 kalın dilim ananas=43 kalori)</p>
<p> elma<br /> * Kanı ve b&ouml;brekleri temizler,<br /> * Cilde parlaklık ve g&uuml;zellik verir,<br /> * Soğuk algınlığı ve &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğe iyi gelir,<br /> * Kolesterol&uuml; d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r,<br /> * Sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder,<br /> * Baş ağrısına iyi gelir,<br /> * Y&uuml;ksek tansiyonu d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r,<br /> * Kan şekerini kontrol altında tutar,<br /> * Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,<br /> * Uykusuzluğa iyi gelir,<br /> * Bağırsaklardaki parazitlerin d&ouml;k&uuml;lmesini sağlar;<br /> (1 adet k&uuml;&ccedil;&uuml;k elma=63 kalori)</p>
<p> muz<br /> * Kalbe ve kas sistemine yararlıdır,<br /> * Yorgunluğa ve ishale birebirdir,<br /> * Y&uuml;ksek tansiyonu &ouml;nleyici &ouml;zelliğe sahiptir,<br /> * Uykuyu d&uuml;zene sokar,<br /> * &Uuml;lseri &ouml;nler ve &uuml;lser yaralarının tedavisine yardımcı olur,<br /> * Kolesterol&uuml; d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml;d&uuml;r ve migren ağrısına faydalıdır,<br /> * B&ouml;brek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici &ouml;zelliğe sahiptir;<br /> (1 adet muz=105 kalori)</p>
<p> kivi<br /> * Başlı başına bir C vitamini deposudur, bir adet kivide g&uuml;nl&uuml;k alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası vardır,<br /> * Kivinin bitkisel besinleri DNA&#8217;yı korur,<br /> * Antioksidan &ouml;zelliği vardır,<br /> * Kan şekeri kontrol&uuml; i&ccedil;in yararlıdır,<br /> * Kolon kanserini engellenmesine yardımcı olmaktadır.<br /> * Astıma karşı koruma sağlar,<br /> * Kan inceltici &ouml;zelliğiyle kan pıhtılaşması riskini &ouml;nemli bir şekilde d&uuml;ş&uuml;rmekte ve kanınızdaki yağ miktarını azaltmaktadır;<br /> (1 adet kivi=46 kalori)</p>
<p> vişne<br /> * Şeker oranı kirazınkinden d&uuml;ş&uuml;k olduğu i&ccedil;in daha az kalori i&ccedil;erir,<br /> * Diyareyi keser,<br /> * Ateş d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r,susuzluğu giderir.<br /> * Koyu renkli vişneler, a&ccedil;ık renklilere oranla daha fazla mineral i&ccedil;erir;<br /> (100 gr. vişne=50 kalori)</p>
<p> greyfurt<br /> * Soğuk algınlığına iyi gelir,<br /> * Sindirimi uyarır,<br /> * Diş etlerinin kanamasını azaltır,<br /> * Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır,<br /> * Mide ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini azaltır,<br /> * Tansiyonu dengeler,<br /> * Idrar s&ouml;k&uuml;c&uuml; &ouml;zelliği vardır<br /> *Yağlı yemeklerin ardından i&ccedil;ilen greyfurt suyu yediklerinizin ağırlığını giderir;<br /> (1 adet greyfurt=50 kalori)</p>
<p> portakal<br /> * Soğuk algınlığı ve gripten korunmaya yardım eder,<br /> * I&ccedil;erdiği C vitamini ve folik asit sayesinde &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml; azaltır,<br /> * Kalp hastalığı ve fel&ccedil;ten korur,<br /> * Ezik ve &ccedil;&uuml;r&uuml;klerin daha &ccedil;abuk iyileşmesini sağlar,<br /> * Mide ve pankreas kanserini &ouml;nleyici etkisi vardır,<br /> * Tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur<br /> * I&ccedil;indeki potasyum cildin kuruyup kırışıklıkların oluşması &ouml;nler,<br /> * Bağırsak gazlarını s&ouml;ker,bağırsak parazitlerinin d&ouml;k&uuml;lmesini sağlar,<br /> * Karaciğerin d&uuml;zenli &ccedil;alışmasını sağlar,<br /> * Safra salgısını arttırır;<br /> (1 adet portakal=60 kalori)</p>
<p> &ccedil;ilek<br /> * Strese iyi gelir, sakinleştirici etkisi vardır,<br /> * Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara i&ccedil;ilen bir odadayken g&uuml;n boyunca ağza iki &ccedil;ilek atılması &ouml;nerilir.<br /> * &Ccedil;ocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol a&ccedil;an vir&uuml;sleri &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; etkisi vardır,<br /> * Kansere yakalanma riskini azaltır,<br /> * Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir,<br /> * Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir,<br /> * Y&uuml;ksek ateşi d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r,<br /> * Dişlere ve diş etlerine iyi gelir, diş taşlarının oluşmasını engeller,<br /> * Cilde canlılık kazandırır;<br /> (100 gr. &ccedil;ilek=30 kalori)</p>
<p> armut<br /> * Kalp-damar sağlığı, al&ccedil;ak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır<br /> * Y&uuml;ksek tansiyonu olanlar ve b&ouml;breklerinde sorun yaşayanlar i&ccedil;in faydalıdır,<br /> *Kansızlığa ve kabızlığa iyi gelir;<br /> (1 adet k&uuml;&ccedil;&uuml;k armut=82 kalori)</p>
<p> kavun <br /> * Kanı temizler,<br /> * Antioksidan &ouml;zelliği vardır,<br /> * Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir,<br /> * Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu&#8217;nca tavsiye edilmiştir;<br /> (100 gr. kavun=26 kalori)</p>
<p> karpuz<br /> * B&ouml;breği temizler,<br /> * Astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kire&ccedil;lenme gibi hastalıklara iyi gelir,<br /> * Tatlı, sulu karpuz doğada bulunan en &ouml;nemli antioksidanlarla doludur,<br /> * Bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirir,<br /> * Karpuz &ccedil;ekirdeklerindeki Cucurbocitrin adlı madde kan basıncını d&uuml;ş&uuml;rmeye ve d&uuml;zenlenmeye yardımcı olur,<br /> * Kabuğundaki &ccedil;inko, iktidarsızlığa iyi gelir.<br /> (100 gr. karpuz=30 kalori)</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/bazi-meyvelerin-sagligimiz-icin-ozellikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>KEFİR</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/kefyr/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/kefyr/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 23 Dec 2007 12:23:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[ALTERNATİF TIP - TEDAVİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/kefyr/</guid>
				<description><![CDATA[KEFİR Atalarımızın çağlar boyu tükettikleri gıdalar arasında yer alan bir tür süt içeceği olan &#34;kefir&#34;i şimdi marketlerden temin edebilirsiniz&#8230; Kefirin Insan Sağlığı Üzerine Bilinen Etkileri * Bebeklikten ergenliğe kadar; kemiklerin ve dişlerin oluşumu ile sağlıklı dokuların ve kasların gelişimini olumlu etkiler. * Vücudun gelişmesi için gerekli olan vitamin, mineral ve protein desteğini sağlar. * Bağışıklık ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>KEFİR Atalarımızın çağlar boyu tükettikleri gıdalar arasında yer alan bir tür süt içeceği olan &quot;kefir&quot;i şimdi marketlerden temin edebilirsiniz&#8230; </p>
<p> Kefirin Insan Sağlığı Üzerine Bilinen Etkileri </p>
<p> * Bebeklikten ergenliğe kadar; kemiklerin ve dişlerin oluşumu ile sağlıklı dokuların ve kasların gelişimini olumlu etkiler. <br /> * Vücudun gelişmesi için gerekli olan vitamin, mineral ve protein desteğini sağlar.<br /> * Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır. <br /> * Aşırı çikolata, şeker ve sakız tüketen çocukların sağlık risklerini azaltır. <br /> * Diş çürüklerini önler.<br /> * Şekerin özümlenmesini sağlar ve şekeri enerjiye dönüştürür. <br /> * Iştah açar ve beslenmeye güçlü destek oluşturur.<br /> * Asabi hastalıklarda rahatlatıcı görevi görür.<br /> * Ishale ve kabızlığa karşı etkindir. <br /> * Kansızlığı önler ve kan bozukluğunu giderir.Tırnakların sağlıklı kalmasını sağlar. <br /> * Görme yeteneğini güçlendirir.<br /> * Kesiklerin ve yaraların hızla iyileşmesini sağlar.<br /> * Zekâ gelişimine önemli katkı ve zihinsel aktiflik sağlar. <br /> * Astım ve alerjiye karşı direnç oluşturur.<br /> * Çocukların büyümesinde doğal koruma ve güvenli beslenme sağlayan nefis bir süt içeceğidir. <br /> * Büyümeye güçlü destek sağlar.<br /> * Boy uzamasına ve sağlıklı gelişime yardımcı olur. <br /> * Ergenlik dönemine pozitif etkinlik katar. <br /> * Hormon dengesinin kuruluşuna yardımcı olur.<br /> * Ihtiyaç duyulan enerji için mükemmel destek verir. <br /> * Zihinsel ve fiziksel gelişime benzersiz katkı sağlar.<br /> * Beyin hücrelerini aktifleştirir ve beyinsel dinamizmi arttırır. <br /> * Aşırı şişmanlamaya veya zayıflamaya karşı frenleyici görev üstlenir.<br /> * Sindirim sistemini inşa eder ve tam beslenme sağlar. <br /> * Sindirim esnasında protein sentezine olumlu yardım eder.<br /> * Bağırsak florasını inşa eder. <br /> * Böbrek fonksiyonlarını düzenler.<br /> * Vitamin ve mineraller arasında işbirlikçi yapısıyla simbiotik çimento görevi görür. <br /> * Cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkiler yapar. <br /> * Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önler. Saçları kuvvetlendirir. <br /> * Iç ve dış kanamalarda kanamaları durdurmaya yardımcı olur.<br /> * Yanıkların hızlı iyileşmesini sağlar. <br /> * Dokuları tamir eder.<br /> * Vücudun sıvı dengesini optimum seviyede tutar.<br /> * DNA sentezini ve yenilenmesini olumlu etkiler. <br /> * Hücrelerin oksijen almasında etkili görev üstlenir.<br /> * Gençlik döneminin etkin, enerjik ve aktif bir dönem olmasında unutulmaz bir partnerdir. <br /> * Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar.<br /> * Yorgunluk ve strese karşı koruyucu bir kalkandır. <br /> * Cinsel fonksiyonların devamlılığında aktiflik kazandırır.<br /> * Vücudun bütün organlarının uyumlu ve senkronize çalışmasını düzenler. <br /> * Kanı temizler, klosterolü dengeler ve yüksek tansiyonu düşürür.<br /> * Damar sertliğini ve kalp krizi riskini önler. <br /> * Uykusuzluğu giderir. Spor yapanlar için enerji deposudur.<br /> * Ferahlatıcı hoş kukusu ve benzersiz tadıyla rahatlık verir, dinlendirir ve gevşetir. <br /> * Yemeklerde keyfinize keyif katar.<br /> * Hazmı kolaylaştırır.<br /> * Diyet yapanlar için en ideal içecektir.<br /> * Kilo aldırmaz ve beslenme sentezi oluşturur.<br /> * Kemoterapi tedavisi sürerken vücudun güçlü kalmasını ve beslenmenin devamlılığını sağlar. <br /> * Kas kasılmalarını ve krampları önler. <br /> * Selülitlere karşı etkindir.<br /> * Yağ dokularını çözümleyici fonksiyon içerir.<br /> * Sindirim sistemindeki trafiği düzenler.<br /> * Birçok hastalığın oluşumunu ilk başlangıçtan itibaren hemen önler. <br /> * Başta üreme hormonları östrojen, progesteron, testesteron olmak üzere kortizon, ensülin, trioid, serotonin ve adrenal hormonları üzerine olumlu etkiler yapar. <br /> * Mide asitleri ile salgıların düzenli ve verimli üretilmesine katkıda bulunur. <br /> * Alkol alanlar açısından kaybolan vitaminlerin geri alımında tam bir takviye sağlar. <br /> * Zehirlenmelere karşı kanı temizler. <br /> * Vücuda giren siyanürü etkisizleştirir.<br /> * Saç dökülmesini azaltır.<br /> * Doğum kontrol hapı ve idrar söktürücü ilaç alanlara yardımcı olur. <br /> * Antibiyotik ilaçlar vücuttaki tüm vitaminleri ve bakterileri öldürdüğünden; doğal savunma ve savaş ordularını kurarak doğal antibiyotik görevi üstlenir. <br /> * Sinir sistemini sürekli reorganize ettiğinden çelik gibi güçlü yapı oluşturarak sakinlik ve rahatlık verir. <br /> * Antioksidan özellikleri ile hücre yenilenmesine katkı sağlar.<br /> * Menopoz dönemindeki riskleri azaltır. <br /> * Aşırı yıpranmayı ve yaşlanmayı yavaşlatır.<br /> * Damar sertliğini engeller.<br /> * Uzun ve sağlıklı bir ömür trendine yönelik metabolizmanın mimarıdır. Kemiklerin ve kasların güçlü kalmasına destek sağlar. <br /> * Osteoporoz ve Alzheimer hastalığına karşı direnç oluşturur. <br /> * Prostat ve bağırsak kanseri başta olmak üzere birçok kanseri önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.<br /> * Adale kasılmaları ile felce karşı etkindir.<br /> * Ellerdeki titremeler ile bellek zayıflığını ve dikkat azalmasını önler. <br /> * Kronik güçsüzlüğe karşı kuvveti arttırır.<br /> * Sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklardaki uyuşma ile karıncalanmaları <br /> azaltır.<br /> * Görme zayıflığını ve katarakt oluşumunu engeller.<br /> * Serbest radikallerin, ağır metallerin ve zehirli gazların vücuttaki olumsuz etkilerini azaltır. <br /> * Kronik depresyona karşı olumlu iyileştirmeler yapar.<br /> * Genç yaşlanmayı sistemize eder. <br /> * Mutlu bir yaşlılık dönemi için vazgeçilmez doğal bir dosttur.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/kefyr/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>John Hopkins&#8217;den KANSER Raporu</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/john-hopkinsden-kanser-raporu/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/john-hopkinsden-kanser-raporu/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 13:02:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Administrator]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[SAĞLIĞIMIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/john-hopkinsden-kanser-raporu/</guid>
				<description><![CDATA[John Hopkins&#8217;den KANSER Raporu 1) Herkesin v&#252;cudunda kanser h&#252;creleri vardır. Bu kanser h&#252;creleri birka&#231; milyara kadar &#231;oğalmadık&#231;a standart testlerde g&#246;r&#252;lmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra v&#252;cutlarında artık kanser h&#252;cresi kalmadığını s&#246;yledikleri zaman, bu yalnızca kanser h&#252;crelerinin testlerle saptanamayacak d&#252;zeyde olduğu anlamına gelir. 2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser h&#252;creleri oluşabilir. 3) ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> John Hopkins&#8217;den KANSER Raporu <br /> 1) Herkesin v&uuml;cudunda kanser h&uuml;creleri vardır. Bu kanser h&uuml;creleri birka&ccedil; milyara kadar &ccedil;oğalmadık&ccedil;a standart testlerde g&ouml;r&uuml;lmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra v&uuml;cutlarında artık kanser h&uuml;cresi kalmadığını s&ouml;yledikleri zaman, bu yalnızca kanser h&uuml;crelerinin testlerle saptanamayacak d&uuml;zeyde olduğu anlamına gelir. <br /> 2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser h&uuml;creleri oluşabilir.<br /> 3) Kişinin bağışıklık sistemi g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğu zaman kanser h&uuml;creleri yok edilir ve &ccedil;oğalarak t&uuml;m&ouml;r oluşturmalarına engel olunur. <br /> 4) Bir kişide kanser olması, o kişide &ccedil;oklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, &ccedil;evresel, beslenme ve yaşam tarzı fakt&ouml;rlerine bağlı olabilir. <br /> 5) &Ccedil;oklu beslenme eksikliğini yenebilmek i&ccedil;in diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirir. <br /> 6) Kemoterapi hem hızlı &ccedil;oğalan kanser h&uuml;crelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.&#8217;deki hızlı b&uuml;y&uuml;yen sağlıklı h&uuml;creleri yok eder ve karaciğer, b&ouml;brekler, kalp, akciğerler v.s.&#8217;de organ tahribatına yol a&ccedil;ar.<br /> 7) Radyasyon kanser h&uuml;crelerini yok ederken; sağlıklı h&uuml;cre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir. <br /> 8) Kemoterapi ve radyasyon başlangı&ccedil;ta t&uuml;m&ouml;r&uuml;n k&uuml;&ccedil;&uuml;lmesine yol a&ccedil;ar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması t&uuml;m&ouml;r&uuml;n daha fazla yok olmasına yol a&ccedil;maz. <br /> 9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı v&uuml;cut &ccedil;ok fazla toksin y&uuml;klenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye d&uuml;şer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi &ccedil;eşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik d&uuml;şer. <br /> 10) Kemoterapi ve radyasyon kanser h&uuml;crelerinde mutasyona neden olabilir ve diren&ccedil;lerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser h&uuml;crelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir. <br /> 11) Kanser h&uuml;creleri ile savaşmakta etkili bir y&ouml;ntem ise onları &ccedil;oğalmak i&ccedil;in ihtiya&ccedil;ları olan gıdalardan yoksun ve a&ccedil; bırakmaktır. <br /> KANSER H&Uuml;CRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:<br /> a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser h&uuml;crelerinin &ouml;nemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir se&ccedil;enek Bragg&#8217;in aminosu veya deniz tuzudur. <br /> b- S&uuml;t v&uuml;cudun, &ouml;zellikle sindirim sisteminde, mukus &uuml;retmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. S&uuml;t yerine tatlandırılmamış soya s&uuml;t&uuml; t&uuml;ketilerek kanser h&uuml;creleri a&ccedil; bırakılabilir. <br /> c- Kanser h&uuml;creleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, &ouml;zellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, b&uuml;y&uuml;me hormonları ve parazitleri bulunur. <br /> d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet v&uuml;cudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye i&ccedil;eren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika i&ccedil;inde h&uuml;cre d&uuml;zeyine ulaşabilen ve sağlıklı h&uuml;creleri besleyen ve &ccedil;oğalmalarını hızlandıran canlı enzimler i&ccedil;erirler. Sağlıklı h&uuml;cre &uuml;retimi i&ccedil;in gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin &ccedil;oğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu i&ccedil;in ve g&uuml;nde 2-3 kez &ccedil;iğ sebze yiyin. Enzimler 40o C&#8217;de yok olurlar. <br /> e- Y&uuml;ksek kafein i&ccedil;erikli kahve, &ccedil;ay ve &ccedil;ikolatadan uzak durun. Yeşil &ccedil;ay daha iyi bir se&ccedil;enektir ve kanserle savaşan &ouml;zellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller i&ccedil;eren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su i&ccedil;iniz. Damıtılmış su asittir, ka&ccedil;ınılmalıdır. <br /> 12) Et proteininin sindirimi zordur ve &ccedil;ok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et &ccedil;&uuml;r&uuml;r ve daha &ccedil;ok toksin birikimine neden olur. <br /> 13) Kanser h&uuml;crelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten ka&ccedil;ınarak veya azaltarak, kanser h&uuml;crelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha &ccedil;ok a&ccedil;ığa &ccedil;ıkar ve v&uuml;cudun &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; h&uuml;crelerinin kanser h&uuml;crelerini yok etmelerini sağlar. <br /> 14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA&#8217;lar v.s..) bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirerek, v&uuml;cudun kendi &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; h&uuml;crelerinin kanser h&uuml;crelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, v&uuml;cudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiya&ccedil; olmayan h&uuml;crelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml;ne yardımcı olduğu bilinmektedir. <br /> 15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. &Ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml; ve olumlu bir ruh kanser savaş&ccedil;ısını muzaffer yapar. &Ouml;fke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı &ouml;ğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını &ccedil;ıkarmayı &ouml;ğrenin. <br /> 16) Kanser h&uuml;creleri oksijenli ortamda gelişemezler. G&uuml;nl&uuml;k egzersizler ve derin nefes alma h&uuml;cre d&uuml;zeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser h&uuml;crelerini yok etmek i&ccedil;in diğer bir y&ouml;ntemdir. <br /> JOHN HOPKİNS HASTANESİ&#8217;NDEN KANSER G&Uuml;NCELLEMESİ<br /> 1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.<br /> 2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.<br /> 3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.<br /> 4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda b&uuml;lteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, &ouml;zellikle de g&ouml;ğ&uuml;s kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler v&uuml;cudumuzun h&uuml;creleri i&ccedil;in son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu plastiğin i&ccedil;indeki dioksinin salınmasına neden olur. <br /> Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Y&ouml;neticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak i&ccedil;in yakınlarda bir televizyon programına &ccedil;ıktı. Dioksinleri ve bizim i&ccedil;in ne kadar k&ouml;t&uuml; olduklarını anlattı. Plastik kaplar i&ccedil;indeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini s&ouml;yledi. Bu &ouml;zellikle de yağlı yiyecekler i&ccedil;in ge&ccedil;erli. (Ingilizce metindeki fat s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ger&ccedil;ek anlamı hayvansal yağdır.) S&ouml;ylediğine g&ouml;re yağ, y&uuml;ksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya ge&ccedil;mesine ve sonunda v&uuml;cudumuzun h&uuml;crelerine ulaşmasına neden olmaktadır. <br /> Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak i&ccedil;in Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve &ccedil;orbalar ısıtılmadan &ouml;nce ambalajından &ccedil;ıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır. <br /> Kağıt uygundur, ama kağıdın i&ccedil;inde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha g&uuml;venlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik k&ouml;p&uuml;k kaplardan kağıt kaplara d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu. <br /> Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da s&ouml;yledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, y&uuml;ksek sıcaklıkta plastiğin i&ccedil;indeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin &uuml;st&uuml;ne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile &ouml;rt&uuml;lebilir.  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/john-hopkinsden-kanser-raporu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
