<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZARLAR &#8211; Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik &gt;&gt; 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam</title>
	<atom:link href="https://www.kizildelisultan.com/kategori/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kizildelisultan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 May 2019 00:24:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.3</generator>
	<item>
		<title>Alevilikte Cennet Cehennem Anlayışı</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/alevilikte-cennet-cehennem-anlayisi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/alevilikte-cennet-cehennem-anlayisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 27 Jan 2013 03:19:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[ALİ KAYKI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/alevilikte-cennet-cehennem-anlayythy-2/</guid>
				<description><![CDATA[&#160; Alevilikte Cennet Cehennem Anlayışı Ali Kaykı Diğer inançlarda olduğu gibi Alevilik&#8217;te de Cennet-Cehennem olgusu tartışılmış ve kendi karakterine göre yorumlanmıştır. İnsan dolaylı bilgilerden her ne kadar etkilenmiş olsa da, inancını yaşadığı kadar bilir. Bu onun kendi gerçekliğinden edindiği ve inandığının en doğrusu olan direkt bilgidir. Başkalarının söylediklerine, Tanrı ve Cennet-Cehennem kavramlarında olduğu gibi işine ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><!-- [if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves/> <w:TrackFormatting/> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning/> <w:ValidateAgainstSchemas/> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF/> <w:LidThemeOther>DE</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables/> <w:SnapToGridInCell/> <w:WrapTextWithPunct/> <w:UseAsianBreakRules/> <w:DontGrowAutofit/> <w:SplitPgBreakAndParaMark/> <w:DontVertAlignCellWithSp/> <w:DontBreakConstrainedForcedTables/> <w:DontVertAlignInTxbx/> <w:Word11KerningPairs/> <w:CachedColBalance/> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math"/> <m:brkBin m:val="before"/> <m:brkBinSub m:val="&#45;-"/> <m:smallFrac m:val="off"/> <m:dispDef/> <m:lMargin m:val="0"/> <m:rMargin m:val="0"/> <m:defJc m:val="centerGroup"/> <m:wrapIndent m:val="1440"/> <m:intLim m:val="subSup"/> <m:naryLim m:val="undOvr"/> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva;"><strong><span style="line-height: 115%;">Alevilikte Cennet Cehennem Anlayışı</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva;"><strong><span style="line-height: 115%;">Ali Kaykı</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva;"><span style="line-height: 115%; color: black;">Diğer inançlarda olduğu gibi Alevilik&#8217;te de Cennet-Cehennem olgusu tartışılmış ve kendi karakterine göre yorumlanmıştır.</p>
<p>İnsan dolaylı bilgilerden her ne kadar etkilenmiş olsa da, inancını yaşadığı kadar bilir. Bu onun kendi gerçekliğinden edindiği ve inandığının en doğrusu olan direkt bilgidir. Başkalarının söylediklerine, Tanrı ve Cennet-Cehennem kavramlarında olduğu gibi işine geldiği oranda inanır ya da inanmaz. Bu iki kavram ile bütünleşene kadar bu çeliskiyi farklı yoğunluklarda da olsa kendisinde yaşar. Ömür boyu özbenliği ile bütünleşemeyen/gerçekliğini kavrayamayan insanlarda ölüm anı yaklaştığında şüpheleri korkuya dönüşerek bir türlü teslim olmak istemez ve ölümü zor olur. Tersi durumlarda ise çoğumuz şahit olmuştur ya da büyüklerinden duymuşlardır ki, Tanrı ve Cennet-Cehennem kavramlarının bilincine erişerek bununla bütünleşmiş olan insanlar, ölüm yaklaşınca ne zaman olacağını söyledikleri gibi ölümleri de bir nefeslik olmuştur. Çünkü çok kişi için korkulu-endişeli bir bilinmeyeni kendisinde aşmış, özünden giderek en gerçek hali ile olayı kavramıştır, biliyordur.</p>
<p>Toplumlarda inançsal bazda peygamberler, veliler yani kutsal olarak değerlendirilen İnsan-ı Kâmil&#8217;ler, Mürşid-i Kâmil&#8217;ler birer aydınlatıcı olmuşlardır. Yaşadıkları/ulaştıkları manevi derecelerini kendi dillerince anlattıkları gibi yaşatmışlardır da. Şeyh Hüseyin Ahlati ile tanışana kadar bu bilgiyi dolaylı alan Şeyh Bedreddin, Şeyhinin öncülüğünde ölmeden önce ölme mertebesine erişerek bire bir yaşamıştır. O zamana kadar olan şüphelerini gidermiş, kendi gerçekliğine ulaşınca daha önce doğru bildiği yanlışlarından kendisini, önceki yorumlarını kaleme aldığı kitaplarını Nil nehirine dökmesi gibi bir gecede sıyırıp atmıştır. Tebriz&#8217;li Şems ve Mevlana, Abdal Musa Sultan-Kaygusuz Abdal Sultan, Taptuk Emre-Yunus Emre gibi örnekleri yüzlerce binlerceye çoğaltabiliriz.</p>
<p>Alevilik inancına ve öğretisine göre insan, inançsal bazda ki bilinmeyenleri ancak olgunluk evresine ulaşınca öğrenir. Bu bile aşama aşamadır. Yani Kâmil insan olmak bile son durak değildir. İnsan-ı Kâmil mertebesine kadar ancak görürsün bilirsin. Yani gerçeğin bilgisine ulaşılır ama kendisi olunmaz. Balı tadarak öğrenmek gibi. Mürşid-i Kâmil derecesinde ise, balı yapan arı, özünü veren binbir çiçek, demini olduran petek ve tadına bakan insan hepsinin kendisi olursun. Nasıl oluşunun yanıtı dört kapı kırk makamı derinlemesine yaşayarak, arayıp bularak. Yana yana (kişisel toplumsal acılar ve bu sevda uğrunda kazanılan erdem)döne döne (ulaşılan bilgileri karşıtları ile kavrayarak anlamlaştırmak, bunlar ile bütünleşmek), &#8220;hal&#8221;dan &#8220;hal&#8221;a geçerek olgunlaşarak.</p>
<p>İşte bu aşamaya gelmiş insanların ne cehennem korkuları olur, ne de cennet sevgisi mutluluğu. Bundan dolayı Yunus Emre gibi önceleri, cennetin güzelliklerini anlatanlar sonraları &#8220;bana seni gerek seni&#8221; diyerek aşk ile yanarlar. Ya da Kaygusuz Abdal Sultan gibi Tanrı&#8217;yı kendi cennetine götürmek için,<br />
&#8220;Duydum köprü yaptırmışsın<br />
Has kulların geçsin diye<br />
Onlar şöylecene dursun<br />
Yiğit isen sen geç tanrı&#8221;<br />
gibi sözleri ile çıkarcılığın gereksizliğini yobazlığı yererek anlatırlar. Çünkü onlar asıl bilinmesi gerekeni bilmişler, mutlak ulaşılması gereken yere ulaşmışlardır. Korkusuz ve endişesiz olmaları da bundan dolayıdır.</p>
<p>Dün olduğu gibi bugün de hala kendimize/birbirimize soruyoruz. Cennet cehennem var mı? Varsa nerede? Bunun gerçekliğine ulaşmadan yok diye kestirip atanlar da, var olduğuna inanarak ebedi mutluluğunu umanlar da zaman zaman ama mutlaka acaba!nın karşılığını düşünürler-ararlar. Burada herşeyden önce bilinmesi gereken cennetin ve cehennemin amacı nedenliğidir. Alevi- Bektaşi inancı ve öğretisine göre ulaşılması gereken özbenliğini tanıma, Resulullah&#8217;ın &#8220;her kim ki kendini (nefsini) bildi, Hakk&#8217;ı bildi&#8221; dediği gibi kendini bilme, kendinde Hakk&#8217;ı görüp Hakk ile Hakk olmadır. Buraya ulaşılırsa tamam da, ulaşılamadığı zaman ne olacak? Alevilik bunu ikişer kelimelik iki cümle ile şu şekilde açıklıyor.</p>
<p>Don değiştirmek<br />
Hakk&#8217;a yürümek</p>
<p>Kemalet mertebesine ermiş, hedefine ulaşmış olan can için Hakk&#8217;a yürüdü, Hakk ile Hakk oldu deyimi en doğru olanıdır. Ulaşamayan can için ise &#8220;Don değiştirdi&#8221; sözüdür. Bu yeniden doğuşa yöneldi anlamındadır. Yani ateş,hava, su ve toprak dediğimiz dört ana unsurdan meydana gelişin; bitki, hayvan ve insan olarak gelişmesinin, insanın da şeriat, tarikat, marifet aşamalarından geçerek hakikata ulaşmasının doğruluğunun kanıtıdır. Yana yana döne döne kemalete erişilmesi kaba hali ile bu aşamalardan geçiştir. Bu dönüşüm amaca ulaşana kadar sürer. Ruhun mutlaka olgunluğa ulaşması, kendi gerçekliğini bilmesi gerekmektedir. Tanrının bilinmek istemesi, kendi kendisini keşfetmesinden başka birşey değildir.<br />
En doğrusunu Rabbim bilir.</p>
<p>Akıl, bütün dinlerin öz hallerinde ki amaçları bu olduğuna göre böyledir diyor. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bir çok ayetinde de &#8220;herşey aslına döner. Sonunda dönüş yine Allah&#8217;adır&#8221; sözlerinin anlamı başka nasıl izah edilebilir ki? Bir nefes olan ruh/can Hakk&#8217;ın Zat&#8217;ından olduğuna göre, yakılmak yok edilmek istenen nedir? Nedendir? Mesele sadece tertemiz olan &#8220;can&#8221;ı benlik/nefis ile kirletilmiş halinden özbenliğine kavuşturmaktır. İşte &#8220;Bir zaman gelecek herşey yok olacak, ebedi olarak yalnız Tanrı kalacak&#8221; ayetinin karşılığı aslına dönüşen/dönüştürülen bütün ruhların/canların aslı/Zat&#8217;ı ile bir (Vahdet-i Vücut) olmasıdır.</p>
<p>Cehennem ateşi bu canın/ruhun benliğinden/nefsinden sıyrılışının verdiği acıdır. Olgunlaşmış cevizin zehir gibi olan yeşil kabuğundan sıyrılması/kurtulması gibi. Cennet ise, bu evrimini diğerlerinden daha önce tamamlamış, arınmış canların/ ruhların evrenselliğidir.</p>
<p>Erenler adından da anlaşıldığı gibi kendini bilme, kendinde Hakk&#8217;ı görme yetisine ulaşmış olanların evrenselliğidir. Burada ki evrensellik bütün evrende var oluş anlamındadır. Ve bu evrensellikleri ile yol göstericiliklerine devam ederler. Yani rûya gibi mânâ aleminden göründükleri gibi, gerektiğinde bâtîn hallerinden sıyrılıp bir zaman için zahir hale bürünme yetileri vardır. Mucizeler, kerametler ancak bu yeti ile gerçekleşebilir.</p>
<p>Kendini son aşamaya aday gösteren dünya insanını gerektiği yerde zaman zaman manada (rüyada görme) veya zahirde can gözü ile sezebilme, görebilme ile gerçekleşen hallerde aydınlatabilirler. Birtakım işaretler, simgeler vererek düşüncelerini derinleştirebilirler.</p>
<p>Ayrıca insanın zahir alemde ilerlemesi, sadece mana ile değildir. Maddenin bilimini de kendisi ile birlikte geliştirir. Bu gelişmelerin sıçramalarını yine ledün ilmine erişmiş olanların yardımları ile oluşur. Çok tanrılı dönemden tanıdığımız Pitagor aslında bir tanrı olmak istiyordu. Arşimet&#8217;te hamamda sadece kirlerinden kurtulmak, Newton elma ağacının gölgesinde biraz serinlemek ve dinlenmek. Ama daha önce binlerce milyonlaraca kere olmuş olan fiziksel hareketleri, onların aniden kavramalarına, bilim adamlarının veya sanatçıların en güzel/ değerli buluşlarını/eserlerini benzeri yoğunlaşmalarda veya rüyalarında gerçekleştirmeleri bunlara örnek olarak gösterebiliriz.</p>
<p>Erenlerin bu halleri de ölümün ölümsüzlüğünün göstergesidir. Alevi-Bektaşi inancında &#8220;ölüm yok&#8221;, &#8220;ölüm ölür biz ölmeyiz&#8221; denmesinin nedeni de budur.</p>
<p>Bir sevdaya saldın beni<br />
Çok aradım sordum seni<br />
Gül bağında gördüm yeni<br />
Bahçıvan sen değil misin</p>
<p>Karanlığı aydınlatan<br />
Cehaleti yakıp yıkan<br />
Budha ile ışık saçan<br />
Nirvan olan değil misin</p>
<p>Musa ile Tur’a çıktın<br />
İsa ile göğe uçtun<br />
Ali gibi yiğit seçtin<br />
Şah-ı Merdan değil misin</p>
<p>Hep yukarı baktırırsın<br />
Yalvartıp el açtırırsın<br />
Ateşlerde yandırırsın<br />
Yanan da sen değil misin</p>
<p>Can içinde canan sensin<br />
Gözlerimde üryan sensin<br />
Cennet cehennem diyerek<br />
Kandıran sen değil misin</p>
<p>Budak Ali dostu gören<br />
Öz içinde özü seçen<br />
Bir damlada derya olan<br />
Coşup taşan değil misin</p>
<p>Yolunuz aydınlık, gönülleriniz ferah, menziliniz Hakk ola&#8230;<br />
Aşk-ı Muhabbetimizle Hüü&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva;"><strong><span style="line-height: 115%;"> </span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva;">  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/alevilikte-cennet-cehennem-anlayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Aleviliğin büyük bilge ozanı Yunus Emre (1240-1320)</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/aleviligin-buyuk-bilge-ozani-yunus-emre-1240-1320/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/aleviligin-buyuk-bilge-ozani-yunus-emre-1240-1320/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 07 Nov 2012 23:46:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Dr. İsmail Kaygusuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dr. İSMAİL KAYGUSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/alevilidin-buyuk-bilge-ozany-yunus-emre-1240-1320-2/</guid>
				<description><![CDATA[İsmail Kaygusuz Yunus&#8217;un Kıblesi Dost Yüzü, Secdesi  Dostadır Yunus Emre&#8217;den, bizim Yunus&#8217;tan, onun evreni kucaklayan hoşgörülü ulu gönlünden dostlara binlerce merhaba diyerek, bir şiiriyle giriş yapalım.         Aşk imandır bize gönül selamet Kıblemiz dost yüzü daimdir salat  Dost yüzün göricek şirk yağmalandı Anın çün kapıda kaldı şeriat Gönül secde eder dost mihrabına Yüzün yere ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><img class=" size-full wp-image-1234" style="margin: 5px;" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2012/11/Makaleler_Yunus-emre.jpg" alt=" " width="357" height="379" srcset="https://www.kizildelisultan.com/wp-content/uploads/2012/11/Makaleler_Yunus-emre.jpg 357w, https://www.kizildelisultan.com/wp-content/uploads/2012/11/Makaleler_Yunus-emre-283x300.jpg 283w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" /></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">İsmail Kaygusuz</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un Kıblesi Dost Yüzü, Secdesi  Dostadır</span></strong></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre&#8217;den, bizim Yunus&#8217;tan, onun evreni kucaklayan hoşgörülü ulu gönlünden dostlara binlerce merhaba diyerek, bir şiiriyle giriş yapalım.      </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Aşk imandır bize gönül selamet </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kıblemiz dost yüzü daimdir salat  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dost yüzün göricek şirk yağmalandı</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Anın çün kapıda kaldı şeriat</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gönül secde eder dost mihrabına </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yüzün yere koyup kılar münacat</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Münacât için vakt olmaz arda </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kim ola dost ile bu demde halvet</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Derildi beşimiz bir vakte geldi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Din tamam olıcak değer muhabbet</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Doğruluk bekleyen dost kapısında </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gümansız ol bulur ilahi devlet</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">                                     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yunus o kapıda keminde kuldur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ezelden ebede dektir bu izzet </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">“İnancımız sevgi” diyor Yunus, “kıblemiz dost yüzü, namazımız niyazımız onadır. Dostun yüzünü görünce şeriatı kapıda koyduk. Dostun yüzü, insanın kendisidir, bizim mihrabımız ve secdemiz onadır. İbadet için vakit mi olurmuş? İbadet sevgi-muhabbettir, hiç vakitle kısıtlanır mı? Derip devşirip bire indirdik biz o beş vakti! Bu bir vaktin sınırsızlığında din sevmekle tamamlanır&#8230;”</span></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre ve Hünkar Hacı Bektaş</span></strong></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Aynı dönemde yaşamış ve Hacı Bektaş&#8217;ın halifelerinden Tapduk Emre&#8217;nin yoloğlu Yunus&#8217;un ona şiirlerinde yer vermemesi mümkün değildir. Günümüze ulaşan Yunus şiirlerinde Hacı Bektaş&#8217;ı göremeyişimiz, onun adının geçtiği şiirlerin ayıklanıp yokedilmesiyle açıklanabilir ancak. Yunus&#8217;un şiirlerinin birçoğu Hacı Bektaş felsefesinin yorumlarından başkası değildir. Yunus bu dizelerinde, doğruluk beklediği dost kapısı Hacı Bektaş dergahının kapısıdır. O kapıda (tıpkı Said gibi) basit bir kul görüyor kendini. Bu onun için sonsuza dek sürecek bir izzet, onurdur. “Doğruluk dost kapısıdır” diyen Hacı Bektaş Veli&#8217;nin kendisidir ve ona göre  tapınma Dosta’dır. 1200 yılında yazılmış İsmaili Kıyamet dönemi kitabı Haft-i Bab Baba Seyyidna’da,</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: times new roman,times;">“Tanrıya tapınma, Azizi’nin dizelerinde söylemiş olduğudur: ‘Dostun kapısı iki adımdan fazla değil/Sen ise birinci adımda duruyorsun” diye tanımlanmaktadır.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Böylece Hacı Bektaş’daki  bu inancın kaynağı ve bu düşünceyi nereden kazandığı da açıklanmış oluyor.Yunus Emre, Hacı Bektaş’ın bu sözünü kullanarak, bakınız o kapıda kulluğa nasıl kendini layık görüyor:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: times new roman,times;">Aşk imandır bize gönül selamet </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kıblemiz dost yüzü daimdir salat</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dost yüzün göricek şirk yağmalandı</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Anın çün kapıda kaldı şeriat </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">….</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Doğruluk bekleyen dost kapısında </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gümansız ol bulur ilahi devlet </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">…..</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yunus o kapıda keminde kuldur</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ezelden ebede dektir bu izzet</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şeriatı kapıda bırakıp gönül evine, hakikat evine girmiş olan Yunus Emre&#8217;mizi devlet,  şeriatçılar sahiplenmeye kalkıyor. Kapısının önünde yığılmışlar, basın-yayın araçlarıyla, devlet ulemasıyla Yunus&#8217;u gönül evinden çıkarmak, sünnileştirmek istiyorlar. Oysa Yunus, şeriata ve onun ilkelerine, bu ilkelerle yönetilen beyliklere ve devlete karşı muhalefetin bayrağını şiirlerinde dalgalandırıyordu.    </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, Anadolu’da yaşayan Aleviliğin ilk büyük ulularındandır. O, şeriatı, şeriat inançlı devleti zararlı bulmuş ve başkaldırmıştır. Şeriat ilkeleriyle birlikte zamanın yönetimlerini, hanlarını ve beylerini hep eleştirmiştir. Bakınız ne diyor Yunus: </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Danişmand okur tutmaz derviş yolun gözetmez</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bu halk öğüt işitmez ne sarp zaman olığsar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gitti begler mürveti binmişler birer atı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yedigi yoksul eti içtiği kan olığsar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Müsülmanlar zamana yatlu oldu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Halal yenmez haram kıymatlı oldu</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Haram-i hamir tuttu cihanı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Fesat işler eden hürmetli oldu</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şakird ustat ile arbede kılur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Oğul atayıla izzetlü oldu</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Fakır miskinlikten çekti elini </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gönüller yıkuben heybetlu oldu</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Peygamber yerine geçen hocalar </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bu halkın başına zahmetli oldu</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre&#8217;nin bu dizelerini Sünni yorumcuların dediğince, “bir zahidin, yani dindar bir kimsenin zamanından şikayeti” olarak değerlendirmek tamamen yanlıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dost yüzün göricek şirk yağmalandı</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Anın çün kapıda kaldı şeriat</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gönül secde eder dost mihrabına </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yüzün yere koyup kılar münacat</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Münacât için vakt olmaz arda </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kim ola dost ile bu demde halvet</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Derildi beşimiz bir vakte geldi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Din tamam olıcak değer muhabbet</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Doğruluk bekleyen dost kapısında </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gümansız ol bulur ilahi devlet</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">                                       </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yunus o kapıda keminde kuldur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ezelden ebede dektir bu izzet</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;"><strong>I. 3. 2. Yunus, Düzene ve Şeriata Başkaldırmıştır   </strong>  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus döneminin düzenine ve yönetimlerine karşıdır. Düzenin temelden bozukluğuna, zalimliğine ve kandökücülüğüne başkaldırmıştır. Şiirlerinde “öğüt işitmez halka” durup dinlenmeden bunu anlatmaktadır. Feodal beyler yoksul halkı iliklerine değin sömürmektedir ve onlar için öldürmek zevktir. Haram-i hamir, yani mayası bozuklar cihanı doldurmuştur, onca fesat ve namussuzluklarına rağmen saygı görürler.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Düzenin getirdiği ahlak bozukluklarına da dikkat çeken Yunus, dervişlerin yolgöstericilik görevlerini yerine getirmediklerinden de yakınıyor. Konyalı dervişlerle birlikte, kendi batıni-Alevi çevresinden bazı gezginci dervişleri de kıyasıya eleştirmektedir. Bunların halkı aydınlatma-eğitme görevini bırakıp, bey olarak çevreye korku ve heybet saldıklarını, düzenle kaynaştıklarını kapalı da olsa söylüyor.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre ve onun mensup olduğu çevrenin dervişleri, yolgösterici ve aydınlatıcı, inanç ve düşüncelerinin propagandacısıdırlar. Yunus şiirlerinden birinde;</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Vardığımız illere şol sefa gönüllere </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Halka Taptuk ma&#8217;nisin saçtık elhamdülillah  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diyerek, piri Tapduk Emre&#8217;nin düşüncelerinin yayıcısı olduklarını açıkça söylüyor. Biraz önce verdiğimiz alıntıdaki son beyite dikkat  edelim. Hocaları halkın başının belası gören Yunus, benzetme-kıyas yöntemiyle peygambere de taş atmaktan çekinmiyor.</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, tanrıyı kendi sıfatında görmüştür, bundan hiç kuşkusu-gümanı yoktur. Oruç, namaz, zekat hac, yani şeri tapınmalar onun için bir cinayettir. O, kendinde gördüğü tanrıyla birleşmiş ve Hak ile Hak olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şeriat ve ilkeleri, ibadetler hakkındaki bu düşüncelerinin ayrıntılarını Yunus&#8217;un kendi dilinden izleyelim:    </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Can olgıl can içinde kalma güman içinde   </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">İstediğin bulasın yakın zaman içinde  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Rüku sücuda kalma ameline dayanma  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">İlm ü amel garkolur naz ü niyaz içinde  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Oruç namaz zekat hac cürm ü cinayettürür  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Fakir bundan azattır has-ül havas içinde  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ayn-el yakın görüptür Yunus mecnun olupdur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bir ile bir olupdur Hakk-al yakın içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus çok çalışmış, çabalamış, çok çileler çekmiştir bu olgunluğa erişmek için. Nefsine kılıç çalmıştır. O şimdi “herkestir”. Kuran okuyan da, Kuran&#8217;ın içindeki de kendisidir. Üstelik meydana çıkmış, bunun siyasetini yapmaktadır:</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Siyaset meydanında galebeden çıkan o </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Siyaset kendi olmuş girmiş meydan içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Tartmış kudret kılıcın çalmış nefsin boynuna </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Nefsini tepelemiş elleri kan içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Sayrı olmuş iniler Kur&#8217;an ününü dinler </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kur&#8217;an okuyan kendi kendi Kur&#8217;an içinde </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;) </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Baştan ayağa değin Haktır ki seni tutmuş </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Haktan ayrı ne vardır kalma güman içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Oruç namaz gusül hac hicaptır aşıklara </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Aşık andan münezzeh halis heves içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Girdim gönül şehrine daldım onun bahrine </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Aşk ile gideriken iz buldum can içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus senin sözlerin ma&#8217;nidir bilenlere </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Söyleniser sözlerin devr-i zaman içinde   </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Seksen yılı aşkın yaşamı boyunca bir kez bile hacca gitmemiş olan Yunus, er-evliyayı ziyaret edip erin eşiğine yüz sürmekle Kabe’yi tavaf kılıyor. O, Hakkı er yüzünde görmektedir. Yunus için bir gönüle girmek, binlerce kez Kabe&#8217;ye gitmekten yeğdir:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Aşık oldum erene ermek ile </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakkı gördüm er yüzün görmek ile  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Her nere baktım ise er oturur  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gönlün aldım yüz yere sürmek ile  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Haktan erer türlü nasip erlere </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Olmaz imiş Kabeye varmak ile  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Kabe senin eşiğindir bilmiş ol </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bulamazsın yol çekib aramag ile </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;) </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ey erenler ey kardeşler görün beni nittim ahi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ere erdim eri buldum er eteğin tuttum ahi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Canım bir gözsüz bir can idi içi dolu sen-ben idi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Tuttum miskinlik etegin ben menzile yettim ahi     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre için cümle yaratıklar birdir, ayrısı gayrısı yok, eşittir. Cümle varlığa tek bir gözle bakmayan, şeriatın evliyası da olsa hakikatte asidir. Hakikat bir denizdir, şeriat bir gemi. Tahtaları ne denli sağlam olursa olsun gemiye güvenilmez, dalga biraz arttı mı tahtalar kırılıverir. Öyleyse o gemiden çıkıp hakikatın kucağına atılmalıdır. Kurtuluş buradadır. Hakikatın kafiri şeriatın evliyasıyla eşdüzeydedir. Şeriat oğlanları ortalıkta “şeriat da şeriat” diye çığlık atıyorlar. Girip de Hakikat kapısından şöyle bir baksınlar, bakalım bir daha geri dönebilecekler mi?</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;"><strong>I. 3. 3. Yunus “Biz İlimin Talibiyiz, Aşk Kitabını Okuruz” Diyor</strong>   </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bizler bilimin talipleriyiz ve aşk kitabı okuruz, diyor Yunus. Öğretmenimiz Çalap&#8217;ın kendisidir. Gittiğimiz yola gelmek istersen, dört kitabı yüzeyden şerhedenleri dinleyerek değil, içanlamlarını, yorumlarını öğrenmelisin. BEN&#8217;likten çıkıp, adını değiştirip öyle geleceksin. Çünkü bizim inancımızın temel ilke ve buyrukları hiçbir dinde bulunmaz.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, “sözün hülasasını” kendi coşkun diliyle şöyle dile getiriyor:   </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Söylememek harcısı söylemegin hasıdır </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Söylemegin harcısı gönüllerin pasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gönüllerin pasını ger sileyim derisen </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şol sözü söylegil kim sözün hülasasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Cümle yaratılmışa bir göz ile bakmayan </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şer&#8217;in evliyasıysa hakikatta asidir</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şeriatın haberin şerh ile aydam işit </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şeriat bir gemidir hakikat deryasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ol geminin tahtası her nice muhkem ise </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Deniz merci kat&#8217;olsa tahta uşanasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bundan içeri habar işit aydeyim ey yar </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakikatın kafiri Şer&#8217;in evliyasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Biz talibi ilimleriz aşk kitabın okuruz </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Çalap müderris bize aşk hod medresemizdir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;) </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakikatın ma&#8217;nisin şerh ile bilmelidir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Erenler bu dirliğe riya dirilmelidir</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hakikat bir denizdir şeriattır gemisi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Çoklar gemiden çıkıp içine dalmadılar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bunlar geldi tapıya şeriat tuttudurur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">İçeri giribeni ne varın bilmediler</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dört kitabı şerheden asidir hakikate </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Zira tefsir okuyup ma&#8217;nisin bilmediler</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şeriat oğlanları bahsedüp da&#8217;vi kılur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakikat erenleri da&#8217;viye kalmadılar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus adın Sadık&#8217;tır bu yola geldin ise </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Adın değiştirmeyenler bu yola gelmediler            </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;) </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Severem ben seni candan içeri </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yolun ütmez bu erkandan içeri</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şeriat tarikat yoldur varana </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakikat marifet andan içeri </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;) </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gayridür her milletten bizim milletimiz </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hiç dinde bulunmadı din ü diyanetimiz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bu din ü diyanette yetmiş iki millette </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bu dünya ol ahrette ayrıdur ayatımız</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Zahir suya banmadan el ayak deprenmeden </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Baş sücuda varmadan kılunur taatımız</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ne Kabe vü ne mescid ne rüku ne sücud </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hak ile daim becid olur münacatımız</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gerek Kabeye varalım gerek meclise girelim</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gerek suyla yunalım çün bile illetimiz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus canın yenile kim dostluğun anıla </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Aşk ile dinlerisen bilesin kudretimiz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un okuduğu kitabı kalem yazmamıştır, yazabilmesi için yedi deniz dolusu mürekkep olmalıdır. Yunus, oruç namaz için içki içer, sarhoş olur. Seccade üzerinde ise altı telli saz ya da kopuz dinlemeyi tercih eder:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben bir kitap okudum kalem yazmadı onu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Mürekkep eyler isem yetmeye yedi deniz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben oruç namaz için suci içtim esridim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Tesbihü seccadeyçün dinledim çeşte kopuz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Açıktır ki, Yunus&#8217;tan verdiğimiz bu birkaç örnekte bile şeriatı, Sünniliği öven tek bir sözcük yoktur. Zamanının bey ve yöneticilerinin yanında olduğunu belirleyen bir dolaylı söylem de yok.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;"><strong>I. 3. 4. Yunus Emre,  Sadece Aleviliğin Siyasetini Yapmıştır</strong>     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Her fırsatta Osmanlı&#8217;nın kanlı geçmişiyle övünen Türkiye Cumhuriyeti devleti, Yunus&#8217;u neredeyse “devlet sanatçısı” yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">O Osmanlı ki, Alevi kanı içmekten doymayan şeyhülislamı Ebu Suud efendi, ölümünden ikiyüz yıl sonra Yunus için “katli vaciptir” diye fetva yazıyordu. O yönetim ki, 12 Eylül faşist darbesinin ardından, çoğunluğu Alevi ilerici, devrimci binlerce insanımızı kırıma uğratır, hapislerde çürütürken Osmanlı&#8217;yı aratmıyordu. O burjuva devlet ki, &#8220;Türkiye&#8217;nin %98&#8217;i Sünnidir&#8221; diyerek 20 milyon Alevinin varlığını yadsıdığı gibi, “Türk-İslam sentezi” denilen devlet felsefesini güçlendirmek için düşünür ve ozan avına çıkmış.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yazarları, çizerleri, tüm basın-yayın araçlarıyla Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre&#8217;yi bu sentezin içerisinde eritme ve Sünnileştirme çabaları boşunadır. Tarihsel gerçek değiştirilemez! Bu çaba yeni değil, ötedenberi vardı. Şeriatçı ve milliyetçi yazarlar bunları hep işliyorlardı. Vaktiyle doğruyu yazmaya eğilim göstermiş olanlardan bazıları da, sonradan yazdıklarını yalanlayıp yadsıyarak bu felsefenin temeline harç koydular. Bunun en önde gelen örneği, Yunus Emre üzerine çok sayıda makaleler yazmış ve kitaplar yayınlamış olan Abdülbaki Gölpınarlı&#8217;dır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Abdülbaki Gölpınarlı, 1961&#8217;de yayınlanan “Yunus Emre ve Tasavvuf”ta şöyle yazıyordu:</span></p>
<p style="margin-left: 30px;"><span style="font-family: times new roman,times;">“Alevi-Bektaşi şiiri bu zümrenin inançlarından bahseder; kudret kandilindeki nuru, Ali&#8217;nin Cebrail&#8217;e hocalık ettiğini, Kırklar Meclisinde birine vurulan neşterin kırkından kan akıttığını, bir üzümün ezilerek kırk kişiye içirildiğini, Kırkların mest olup semaa girdiklerini, Mi&#8217;rac&#8217;da, bir arslanın, Muhammed&#8217;in yolunu kestiğini, Cebrail&#8217;in sözüne uyan Muhammed&#8217;in, bu arslana yüzüğünü verdiğini, ertesi sabah, Ali&#8217;nin, yüzüğü Muhammed&#8217;e teslim ettiğini, Hacı Bektaş `Vilayetname&#8217;sindeki menkabeleri&#8230; zaman geçtikçe Alevi-Bektaşi azizleri adına meydana gelen gelenekleri anlatır.”    </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">“Adab ve erkandan bahsederken dört kapıdan, kırk makamdan, mürşitten, rehberden, uyanan çerağdan, tutulan elden, etekten, elin, dilin, belin bağlanmasından, eşikten, dâr-ı Mansur&#8217;dan, Sakaahum şerbetinden, demden, sema&#8217;dan bahseder.”</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">“Alevi-Bektaşi şiirinde dünya unutulmaz, dünya nimetleri sevilir, aşk, beşeridir, sevgi yaşayışın bir sonucudur. Sevgili Tanrı oluverir ve sevilen o&#8217;dur.” (A. Gölpınarlı, Yunus Emre ve Tasavvuf, 1961, s.234)     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Güzel anlatıyor, eksik ama doğru. Burada Yunus Emre için söyledikleri bizi daha çok ilgilendiriyor.     </span></p>
<p style="margin-left: 30px;"><span style="font-family: times new roman,times;">“Artık Yunus&#8217;a, Yunus&#8217;umuza dönebiliriz&#8230; Kudret kandilindeki nur, Ali&#8217;nin Cebrail&#8217;e hocalığı ve Kırklar meclisi, Üveys, bir neşterle kırkından kan akması, bir üzümün ezilerek Kırklara şerbet oluşu, dört kapı, kırk makam, dünyaya bağlılık, sevgi, sevgili, zahiri emirleri intikad (şeriat kurallarının eleştirisi-İ.K.), moral düşünce&#8230; ve kınayan, güzel güzel alay eden eda! Bütün bunlar Yunus&#8217;ta var. Yunus, bütün bunlarda ilk. Her Alevi-Bektaşi bunlardan bahseder. Yalnız kıyasıya düşmanlık, Yunus&#8217;un bütün insanları kucaklayan düşüncesinde yer bulmaz bir nesnedir.” (A.Gölpınarlı, agy, s.235)     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gölpınarlı&#8217;nın son cümleyi satırların arasına sıkıştırmasının bir nedeni var. Yunus&#8217;tan sonraki Alevi-Bektaşi ozanlarının şiirlerinde kullandıkları Teberra&#8217;yı, yani Ehlibeyt düşmanlarına, Yezit ve Muaviye soyuna lanet etmeyi içine sindiremediği için, “kıyasıya düşmanlık” vurgulaması yapmış burada.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">15.yüzyıldan sonra yetişen Alevi-Bektaşi ozanları, Alevi toplumunun sürekli kırımlarla kökünü kazımayı amaçlayan Osmanlı yönetimini ve şeriat mensuplarını Muaviye, Yezit ve Mervan&#8217;la eşleştirerek, Ehlibeyt ve oniki imam düşmanı gibi sürekli lanetlemişlerdir. Görgü cemlerinde Cem birleme, yani bitiş töreninde, toplu halde “lanet Yezid&#8217;e!” çığırışını, Osmanlı&#8217;ya karşı sürekli muhalefetin simgesi olarak değerlendirmek olasıdır.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Konuya ilişkin çok geniş bilgisi olmasına rağmen Alevileri hiç de sevmeyen Gölpınarlı, dili sürçmüş olacak ki, Alevi-Bektaşi edebiyatı ve Yunus&#8217;un şiirlerini, bu karşılaştırma sırasında şöyle bağlıyor:</span></p>
<p style="margin-left: 30px;"><span style="font-family: times new roman,times;">“Görülüyor ki Alevi-Bektaşi zümre edebiyatının kaynağı, bitmez tükenmez Yunus&#8217;tur. (&#8230;) Kaygusuz Abdal, Yunus edasını (söyleyiş biçimini-İ.K.) şahsileştirmiş, onun istihzasını, (alaycılığını-İ.K.) kendi psikolojisiyle daha umumi bir hale getirmiştir&#8230; Alevi-Bektaşi edebiyatı,.. didaktik vadide en büyük kudretini Hatayi mahlasıyla şiirler yazan Şah İsmail-i Safavi&#8217;de bulmuştur.” (A.Gölpınarlı, agy, s.235-236)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Alevi-Bektaşi, yani Batıni inanç ve gelenekleri, Anadolu&#8217;da kesin olarak ilk kez Yunus Emre&#8217;nin şiirleriyle &#8211; onun kendi deyimiyle – “siyaset meydanına” çıkmıştır. Hacı Bektaş Veli&#8217;ye bağlı Tapduk Emre&#8217;den el etek tutan, nasibalan Yunus, Anadolu batıniliği olan Aleviliğin siyasetini yapmıştır.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Erler meydanından geçmiş olan Yunus canını satılığa çıkarmış ve &#8220;burada yiter başlar, soran olmaz&#8221; demektedir. Alevi cemlerinde &#8220;bu meydan er meydanıdır, bu meydanda nice başlar kesilir de hiç soran olmaz&#8221; diye gülbenk çekildiğini hatırlayalım. </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Aşk pazarıdır bu canlar satılır</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Satarım canımı kimseler almaz  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Aşık bir kişidir bu dünya malın  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ahiret korkusun bir pula saymaz  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Begim aşık isen var sen yoluna  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Burda başlar yiter başlar sorulmaz  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Erenler meydanı arştan uludur  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Salarlar çavganı topu belirmez  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus bu tertibe garkoldu gitti  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Geri gelmekliğe aklı derilmez</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diyen Yunus, yukarıdan beri yaptığımız alıntı ve açıklamaların da açıkça gösterdiği gibi, Anadolu Aleviliği inanç ve felsefesinin ilk öncülerindendir.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gölpınarlı, Alevi-Bektaşi düşün ve edebiyatında bitmez tükenmez kaynağın Yunus olduğu üzerinde ispatlayıcı açıklamalar geçtiği halde, aynı kitabın bir başka yerinde “Yunus, batıni inançları, telakkileri ve gelenekleri benimsemekle birlikte aşırı bir Alevi değildir” diyor. Bu çelişkisine kanıt olarak da, üç-dört şiirde Ebubekir, Ömer ve Osman&#8217;ın adlarının geçmesini gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bir kez, bunların Yunus&#8217;a ait olup olmadığı kesin bilinmiyor. Yunus&#8217;a ait olduğu kabul edilse bile, eğer bunlar gerçekten takıyye (kendini gizleme) zorunluluğundan yazılmamış olsaydı, daha çok benzerleri bulunabilirdi.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">A. Gölpınarlı Yunus&#8217;a Alevi dememek için bu dört beyite sarılıyor. Bununla da kalmamıştır. Ölmezden önce giderayak Yunus&#8217;a en büyük kötülüğü yapmış, onu Mevlana&#8217;ya bağlayıp Sünnileştirmeye çalışmıştır. Yukarıda sözünü ettiğimiz kitaptan on yıl sonra Altın Kitaplar Yayınevi&#8217;nden yayınlamış olduğu “Yunus Emre” kitabında, “Yunus&#8217;da biraz melametilik ve batınilik varsa da yol, erkan, yani tarikat silsilesi Mevlana&#8217;ya çıkmaktadır” demektedir.</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bunu yaparken Gölpınarlı iki çürük destek kullanıyor: Birincisi Ebu&#8217;l Hayri Rumi adlı birinin yazmış olduğu Saltukname. İkincisi ise Yunus&#8217;un iki şiirinde Mevlana&#8217;nın, bir şiirinde de Konya&#8217;nın adlarının geçmesi. Öyle ama, Yunus&#8217;un en az 12 şiirinde de Tapduk Emre&#8217;nin adı geçmektedir. Onu bir server, ulu şeyh, kendisini ise kapısında bir kul görmektedir. Yunus&#8217;un aşk sultanıdır O. Yüzünü görünce esrimiş, coşmuş ve çiğken pişmiştir. Bu şiirlerden bir beyitte,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;a Tapduk&#8217;tan oldu hem Barak&#8217;tan Saltuğa </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bu nasib çün cuş kıldı ben nice pinhan olam </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">diyerek Tapduk, Barak ve Saltuk&#8217;u, dolayısıyla Hacı Bektaş Veli&#8217;ye ulaşan yol silsilesini belirtmiştir.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">I. 3. 5. Yunus&#8217;un Yaşadığı Dönemde Bizans-Türk, </span><span style="font-family: times new roman,times;">Türkmen İlişkileri, Dinsel ve Siyasal Olaylar</span></strong></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus ve Tapduk Emre hakkında uzunca bilgi bulunan Hacı Bektaş Velayetnamesi dahil, Otman Baba ve Hacım Sultan Velayetname&#8217;lerinde ve Mohaçname&#8217;de Sarı Saltuk Dede hakkında hemen hemen aynı bilgiler verilmektedir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Saltuk&#8217;un Hacı Bektaş Veli&#8217;nin gözde halifelerinden biri olduğu, Hacı Bektaş&#8217;ın onu önce Gürcistan&#8217;a, sonra da Kırım ve Balkanlar&#8217;a gönderdiği, büyük olağanüstülükler ve keramet sarmalı içerisinde anlatılır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bilinen tarihsel gerçeklere göre, Alevi Türkmen halkı, Hacı Bektaş Veli&#8217;nin yönlendirmesiyle, Küçük Asya&#8217;yı (Anadolu) baştanbaşa çiğneyerek Selçuklu ülkesini kendilerinin bir ili durumuna sokmuş Moğollara ve işbirlikçi vezir Pervane&#8217;ye karşı, İzzettin Keykavus I&#8217;i desteklemiştir. Ancak İzzettin, 1256 ve gerekse 1261 girişimlerinde üstün savaşçı Moğol güçleri tarafından yenilir. 1262 yılında 10-12 bin kişilik Türkmen gücünün başındaki Sarı Saltuk Dede ile Konstantinopol&#8217;e (İstanbul) gelip Bizans imparatoru Sekizinci Mikhael Paleologos&#8217;dan yardım isterse de, bunu elde edemez. İstanbul&#8217;u Latinlerin elinden yeni almış ve Bizans&#8217;ın restorasyonuyla uğraşmakta olan ve büyük sorunlarla yüzyüze bulunan imparator, Moğolları kendisine düşman etmek istememiştir. Oysa kendisinin Nikaia&#8217;da (İznik) imparatorluk tahtına oturuşunu, daha önce Anadolu&#8217;daki bağımsız Selçuklu sultanlarının dostluk ve yardımlarına borçluydu.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İzzettin tek başına Kırım&#8217;a geçer. İzzettin&#8217;in Kırım&#8217;a geçmesine aldırmayan imparator, Sarı Saltuk Dede&#8217;nin güçlerinden yararlanmak istediğinden, onu alakoyar. Bizans tarihçilerinin, 1262 yılında İmparatorun 5 bin kişilik bir Türkmen gücünü paralı asker olarak kullanmış olduğunu yazdıklarına bakılırsa, bunlar Sarı Saltuk&#8217;un Alevi Türkmenleri olmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Velayetnamelerde Sarı Saltuk&#8217;un Kalligra kalesini fethettiği ve oradaki kerametleri uzun uzun anlatılır. Örneğin, boynuna geçirilen bir değirmen taşıyla denize atılır, sağ çıkar. Ya da manastır keşişleriyle kaynayan kazanların içine girer, keşişler ölür, kendisi sağ çıkar&#8230; Yunan yarımadasında kullanılan bu Türkmen güçlerinin paraları ödenmediğinden, önlerine gelen kalelere, yerleşim birimlerine saldırarak talan ettikleri ve korsanlık yaptıkları bilinmektedir. Kalligra bunlardan biri olmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">13. ve 14.yüzyıllarda, Yunus&#8217;un yaşadığı dönemde Bizans mistik (Hristiyanlık tasavvufu) akımlarından Hesykhia&#8217;nın merkezi Athos dağıydı. Buradaki manastırlarından Kutlumuş manastırının (bu manastırı 12.yüzyılın başlarında Hristiyan olmuş bir Selçuklu prensi Kutlumuş&#8217;un kurduğuna ve manastırın bulunduğu yörenin bugün bile Kariye (Köy) adını taşıdığına dikkat çekelim) arşiv belgelerinden, manastır yöneticilerine ilişkin 1313 tarihli bir akt&#8217;da “Kalligra kulesi ve manastırının, 50 yıl önce (yani 1263&#8217;de) `karadan ve denizden dinsiz-kafirler tarafından saldırılarak&#8217; yıkıldığından” sözedilmektedir. Yer, tarih ve olayların benzerliğini gözönünde tutulursa, bu &#8220;kafirler&#8221; Sarı Saltuk&#8217;un erleri olmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bizans imparatoru aynı yıllarda, Sarı Saltuk&#8217;u, Türkmenleriyle birlikte (bugünkü Romanya&#8217;da bulunan) Dobruca bölgesine yerleştirmiştir. Nedeni var. Dobruca çevresinde Valaşlar ve Bulgarlar aasında gelişip güçlenen Bogomilizm, siyasi bir güçtü. Bizans, &#8220;dinsel sapkınlık&#8221; olarak nitelediği düalist (Manicheizm ve Hristiyanlık mistisizmi karışımı) Bogomilizm akımını ezmek için her türlü aracı kullanmış ve kullanmayı sürdürüyordu. İmparator, Sarı Saltuk&#8217;u oraya yerleştirerek, Selçuklu sultanlarının “Türkmenleri `Uç&#8217;lara, yani sınırboylarına yerleştirip buraları güvenceye alma ve düşmana karşı etten kaleler kurma” siyasetini aynen uygulamıştı.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ancak, Sarı Saltuk&#8217;un inancı da Sünni İslam açısından &#8220;sapkınlık&#8221;tı. Böylece, birbirine yakın inanç ve politik ögeler taşıyan iki akım (Alevi-Bektaşilik ve Bogomilizm) karşılıklı etkileşim içine girdi. Romen asıllı din felsefesi tarihçisi Mircea Eliade&#8217;ın tespitlerine göre, l4.yüzyıldan sonra Bogomiller kitleler halinde İslamiyete geçmişlerdir. Bu, Saltuk Dede ile başlıyor. Ve, “Balkan Bektaşilerinin ataları bunlar olmalıdır” dersek büyük bir iddia olmaz. [1] Sarı Saltuk&#8217;un, piri Hacı Bektaş Veli&#8217;yi sık sık ziyarete geldiği ve onun buyruklarına göre hareket ettiği velayetnamelerden bilinmektedir. Evliya Çelebi, Dobruca&#8217;da Babadağı&#8217;nda bulunan Sarı Saltuk türbesi ve tekkesinden ve kendisinden uzun uzun sözetmekte olup, Kanuni Süleyman&#8217;ın bölgedeki Sarı Saltuk dervişlerinin kovuşturulmasına ilişkin buyrultuları vardır.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">O açıdan, Saltuk&#8217;un Hacı Bektaş halifesi olduğu gerçeğini yadsıyarak ve &#8211; Sultan Cem&#8217;in isteği üzerine ve ona yaranmak için Sünni inanç ve anlayışı içerisinde kasıtlı yazılmış olan &#8211; Saltukname&#8217;de Saltuk Dede&#8217;yi Mahmut Hayrani&#8217;nin halifesi göstererek, bu yolla Yunus&#8217;u Mevlevi ve dolayısıyla Sünni yapmak, sahtekarlıktan başka birşey değildir. Çok büyük olasılıkla bu yıllarda Yunus Emre yirmi yaşlarında ve Konya&#8217;da tahsildeydi, belki dış dünyadan da habersizdi.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">I. 3. 6. Bilge Türkmen Alevi Ozanı Yunus Emre</span></strong></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un yaşamı hakkında Velayetname&#8217;deki söylencelerin ve halk arasında anlatılanların dışında fala birşey bilinmemektedir. Bunlara göre, Yunus yoksul mu yoksuldur. Son belgelere göre ise, 1238-40&#8217;larda doğan Yunus, olasıdır ki varlıklıca bir Türkmen oymak beyinin oğluydu. </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Belgelerin gösterdiği gibi bu oymak Hacı İsmail topluluğu olabilir. Sakarya-Porsuk havzasında yaşadıkları düşünülürse, demek ki Horasan&#8217;dan geldiklerinde Bizans sınırı boyuna yerleştirilmişlerdi. Belki de bu coğrafi konum nedeniyle, 1240 yılında kopan büyük Baba İlyas-Baba İshak halk ayaklanmasının bastırılmasıyla başlayan “Babai-batıni Türkmen kırımı”ndan Yunus&#8217;un oymağı zarar görmemişti.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre&#8217;nin kırsal kesim halkı arasında yetişmiş, doğaçlama şiir söyleyen bir “halk aşığı” olduğunu düşünmek yanlıştır. O iyi eğitim görmüş ve çağının dil ve bilgileriyle donanmış ve bilinçli tercihini yaparak halkın arasına girmiş bir &#8220;bilge ozan&#8221;dır! Şiirlerinden büyük bölümünün ve Risalet-ül Nushiyye adlı mesnevisinin içeriği, Yunus&#8217;un çağının tüm felsefi bilgi ve akımlarını tanıdığını göstermektedir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre, Konya&#8217;da medrese eğitimi görmüş olup, Arapça ve Farsça bilmektedir. En azından, Mevlana ile tartışacak, Ferüdeddin Attar&#8217;ı okuyup tasavvufi öykülerini şiirlerinde kullanacak ve Sadi&#8217;den şiirler çevirecek kadar Farsçası vardı. Kuran&#8217;ı yorumlayacak, Hallacı Mansur&#8217;un yapıtlarını okuyup inceleyecek ve onun enelhakçılığını iyi anlayacak kadar Arapça biliyordu Yunus.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Massignon&#8217;un Fransızca tertiplemiş olduğu Hallac Divanı&#8217;ndaki bazı şiirlerden bir kaç dize Türkçeleştirmeyi deneyerek bir küçük karşılaştırma yapalım: </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yeryüzü sensiz ne denli boş hey </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Herkesin başı yukarıda</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dikelmiş durduklarına bakılırsa </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Seni göklerde arıyorlar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Onların sana doğru görünüşte baktıklarını biliyorsun </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Oysa sen öylesine yakınsın ki</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Kör olduklarından varlığını farkedemiyorlar </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Artık tanrıyla benim aramda</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Beni kandıracak ne bir mucize </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ne de onu bana anlatacak bir elçi yoktur</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Benim varlığım, dinim imanım hepsi tanrısal birliktir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Sana sesleniyorum </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hayır, hayır, beni sende çağıran sensin</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Seni nasıl bende sen diye çağırabilirdim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Eğer sen bana `Ben&#8217; diye</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">mırıldanmamış olsaydın</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ey benim varlığımın özümün özü </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ey içinde ruhum asılı olan sen</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre de Hallac-ı Mansur kadar cesurdur. O, aradığının yeryüzünde olduğunu söylemekle yetinmiyor. Yunus yaratan ve yaratılandır. İsa ve Muhammed&#8217;le göklere ağar, Musa&#8217;ya binbir kelam eden odur! Hallacı Mansur ile birlikte “enelhak” der ve dâra asılır. Ama onun boynuna dâr urganını geçiren de kendisidir. Evvel odur, ahir odur. Kendi adını Yunus takmıştır ya, bu söylediklerine inanmayanlara kafir demekten de çekinmez:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben ayımı yerde gördüm ne isterim gökyüzünde </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Benim yüzüm yerde gerek bana rahmet yerden yağar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gökte peygamber ile miracı kılan benim     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ashab-ı soffa ile yalıncak kalan benim     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Musa peygamber ile binbir kelamı kıldım     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">İsa peygamber ile göklere çıkan benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hallacı Mansur ile dâra asılan benim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">O Hallacı Mansur ile söylerdim Enelhakkı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Benim gene onun boynuna dâr urganı takan benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Evvel benim ahir benim canlara can olan benim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Azıp yolda kalmışlara Hızır medet olan benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dost ile birliğe yeten buyruğu ne ise tutan </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Mülk yaratıp dünya düzen ol bahçevan heman benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Halk içinde dirlik düzen dört kitabı doğru yazan </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ağ üstünde kara düzen ol yazılan Kuran benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus değil bunu diyen kendiliğidir söyleyen </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kafirdürür inanmayan evvel ahir heman benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Adımı Yunus taktım sırrımı aleme çaktım </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bundan ileri dahi dilde söylenen benim    </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diye yazmıştı.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Anadolu Türkçesinin yazı dili olmasında öncülük eden, Türk halk edebiyatının ilk büyük ozanı Yunus Emre&#8217;nin ilk gençlik ve tahsil yılları Selçuklu başkentinde geçmiş olmalıdır. Gölpınarlı&#8217;nın “Yunus Emre&#8217;nin Konya&#8217;da medrese eğitimi görmüş olduğu” düşüncesine katılıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Moğol korumalığındaki Selçuklu devletinin başkenti Konya, o dönemde hâlâ yüksek din, felsefe, kültür ve sanat merkeziydi. Suhreverdi, Muhiddin-i Arabi ve Sadettin Konevi gibi mutasavvıflar bu kentte bulunmuşlarsa da, Konya&#8217;ya damgasını vuran, hiç kuşkusuz Mevlana Celaleddin Rumi&#8217;dir.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">I.  3.  7. Yunus Konya&#8217;daki Mevlana Meclislerinden Kaçıp Halka Yönelmiştir</span></strong></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, medrese eğitimi yıllarında, İran dilinin Anadolu&#8217;daki büyük ozanı ve Sünni mutasavvıfı Mevlana&#8217;ya, onun görkemine ve görkemli yaşamına hayranlığını, onunla karşılaşmasını belirleyen şiirinde dile getiriyor. Mevlana&#8217;ya büyük bir dost olarak yaklaşıyor. Bu şiirde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Mevlana Hüdavendigar bize nazar kılalu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Onun görklü nazarı gönlümüz aynasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">derken, olasıdır ki, Mevlana&#8217;nın aleyhinde konuşmuş olan Geyikli Baba&#8217;yı bile kınamaktadır:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Geyiklinin ol Hasan söz ayıtmış kendinden </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kudret dilidir söyler kendinin sözü değil</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Miskin ol bre miskin gide senden kibr ü kin </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Rüzgardır gelip geçer pes kime ne kalasıdır</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Müzik ve sazdan konuşurken, Yunus&#8217;un Mevlana&#8217;nın saz ve eğlence sohbetlerinde bulunduğuna dair bir ima varsa da, duyduklarını da söylemiş olabilir:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ey kopuz ile çeşte aslın nedir bu işte </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Sana sual sorarım aydiver bana işte</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Aydır ki aslım ağaç koyun kirişi birkaç </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)   </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Mevlana sohbetinde saz ile işret oldu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Arif ma&#8217;niye daldı gün biledir ferişte</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, bu gençlik ve tahsil yıllarında adeta şeriat dindarıdır. Öyle ki, “Müslüman kişinin şeriatın koşullarını yerine getirmesi ve beş vaktini şaşırmadan kılması gerektir, yoksa ona Müslüman denmez”, diyor. Bununla da kalmıyor, kıyamet gününde sorulacak soruları yanıtlayabilmek için Arap dilinin öğrenilmesi gereğine bile inanıyor. Demek ki Konya medreselerinde bunlar öğretiliyormuş. Şu beyitler, yazımızın başlarında verdiğimiz şiirlerine taban tabana zıt. Sanki Yunus&#8217;un elinden çıkmamış:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Müslümanım diyen kişi şartı nedir bilse gerek </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Tangrının buyruğun tutup beş vakt namaz kılsa gerek</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Tanla durup başın kaldır ellerini suya daldır </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Tamudan azatlı oldur kullar azad olsa gerek</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Herkim Müslüman olmadı beş vakit namaz kılmadı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bil ki müslüman olmayan ol tamuya girse gerek</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İki ferişteh ine gele karşıma dura </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Günahlarını yaza boynuna biti</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Günahların tartalar andan sırat edeler </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Zebaniler tutalar figanlar olur katı    </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Evvel bize vacip budur iyi hulku amel gerek </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">İslam adı konucağız yoldaşımız iman gerek</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İsrafil surun urunca cümle mahluk uyanınca </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Sorgu hesap sorulunca Arap dili bilmek gerek</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bununla birlikte Yunus giderek aşk deryasına dalıyor ve orada kendini aramaya başlıyor. Oysa, akıllı uslu biridir, herkes kendisine “çok iyisin” demektedir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bu kendini arayışın başkaldırısı içinde Yunus Mevlana ve çevresini terkeder. Artık onlarla zıtlaşmaya başlamıştır. Melamet yolunun ve batıniliğin açık belirtileri içerisinde, o çevrenin çok küçümsediği ve kaba bulduğu Türk diliyle şiirler yazmaktadır. Hem kendisini ve hem de Mevlana ve çevresini eleştirmeye başlamıştır. Okumaya başladığı aşk kitabını denizler dolusu mürekkebin yazamıyacağını ileri sürmekte, oruç-namaz yerine içki içmeyi ve seccade üzerinde saz dinlemeyi tercih etmektedir. Kısacası Konya minaresini “sivri uçlu bir çuvaldız” olarak görmekte ve büyük rahatsızlık duymaktadır. İnsanların ve toplumun dertleri onu ilgilendirmeye başladığından “Konya rahatlığı”ndan nefret etmektedir.    </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gölpınarlı&#8217;nın kabul etmemesine rağmen genç Yunus, yaşlı Mevlana ile tartışmış ve onu şu tek beyitle dize getirmiştir:  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Et ü deri büründüm geldim size göründüm  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Adem adın urundam uşde zuhura geldim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Aralarındaki tartışma sırasında Mevlana, büyük bilgeliğini göstermek için koca Mesnevi’sini ortaya koyunca, Yunus evirir çevirir, sonra yukarıdaki beyiti (ya da değişikliğe uğramış olarak, “ete kemiği büründüm / Yunus deyu göründüm” beyitini) söyleyerek Mevlana&#8217;nın kitabını iki küçük dizenin içine sığdırıverir.    </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gerçekten aralarında bir tartışma olmasaydı, halkın bilincinde bu geleneksel öykü yaratılamazdı. Düşünelim, Mevlana Yunus&#8217;un şu şiirine hiç tahammül edebilir miydi?</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ey bana eyi diyen benim kamudan yavuz </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Alnımı ay bilirüm bu gözlerimi yılduz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bu vücudum şehrinde buçuk pulluk ıssım yok </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Amelim mahalleri ser be ser kalmış ıssız</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hücre ne bucakta Hakka layık amel yok </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kimde derd ü firak var kimlerde eserlü söz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Halk hep ayağın durur ben seğirttim oturdum </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Geçtim sedir yerine döşek kalın yerim düz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bunun için salusluk çünkim elime girdi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Artık n&#8217;işime yarar derd ü firak ah ü sız</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben bir kitab okudum kalem yazmadı anı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Mürekkeb eylerisem yetmeye yedi deniz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben oruç namaz içün suci içtim esridim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Tesbüh-ül seccadeyçün dinledim çeşte kopuz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un bu sözünden sen ma&#8217;ni anlar isen </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Konya minaresinü göresün bir çuvalduz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Öyle anlaşılıyor ki, Yunus Konya&#8217;yı, Sünni İslam şeriatının tüm bilgileriyle donanmış olmakla birlikte, tasavvufun içerisine balıklamasına dalmış olarak terketmiştir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, yaldızlı bir yaşam içinde, vezirlerle sultanlar ve sultan karılarıyla yüzyüze dizdize oturan, bir dediği iki edilmeyen, Türkler için en kaba sözcükleri kullanarak onları horlayan, daima güçlünün yanında durarak “gel, sen de gel, kim olursan ol” derken beyleri, emirleri, tekfurları ve basilleri çağıran Mevlana&#8217;nın tasavvuf anlayışına karşı çıkmıştır. Bir duygu denizi içerisinde tanrısı ile ülfet eden, ama günlük yaşamının cinsel ayrıntılarını bile terennüm etmekten çekinmeyen, bireyci üstünlüğünün, sevilmişliğinin zevkini çıkaran Mevlana ile görüş ve yaşam biçimi ayrılığına düşmüştür.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hücre ne bucakta Hakka layık amel yok </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kimde derd ü firak var kimülerde eserli söz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Halk hep ayağın durur ben seğirttim oturdum </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Geçtim sedir yerine döşek kalın yerim düz</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">biçimindeki söylemleri, mutlaka Mevlana&#8217;yı çileden çıkartıyordu. Çünkü Mevlana için zaman öyle bir zamandır ki, istediğini söylemekte ve yapmakta, coşku içinde sema dönmektedir. Mevlevi yazar Ahmet Eflaki&#8217;nin, Mevlana&#8217;dan seksen küsur yıl sonra yazmış olduğu Ariflerin Menkıbeleri adlı kitabında, oğlu Sultan Veled&#8217;in ağzından “Mevlana için zamanın güzelliğini” vurgulaması oldukça ilginçtir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Konya ve Kayseri surları dışında ezilmekte olan halk yığınları ve Anadolu Selçuklu devletinin Moğol imparatorluğunun bir uç ili haline dönüşmüş olması, Mevlana&#8217;yı ve oğlunu hiç ilgilendirmiyordu. Sultan Veled babasına bir sohbet anında şöyle diyor:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “Bu zaman ne güzel bir zamandır, bütün insanlar samimidir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">inançlıdır. İnkarcılar varsa da güçleri yoktur!”     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Mevlana, “Bahaaddin neden söylüyorsun bunu?”diye sorunca,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “Şundan dolayı,” diye karşılık veriyor oğlu, “önceki zamanlarda, `Enel hak&#8217; dediği için Hallacı Mansur&#8217;u dârağacına çektiler. Onca ulu şeyhi öldürdüler. Tanrıya hamdolsun! Zamanımızda babamız Mevlana Hüdavendigar&#8217;ın her beyitinde `Ben allahım ve tesbih edilmeye, zikredilmeye layığım&#8217; sözü vardır, ama kimse ağzını açıp da bir şey demiyor!”</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Mevlana&#8217;nın buna yanıtı tam kendi şanına uygun:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “Onların makamı aşıklar makamıydı oğlum, aşıklar belalara düşkün olurlar. Bizim makamımız ise maşukluk (sevilmeklik) makamıdır!”</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Görüldüğü gibi Küçük Asya, yani Anadolu halkları için bir felaket olan dönem, Mevlana ve çevresi için mutlu bir dönemdir. Devletin, iktidar ve yöneticilerin yanında olmak budur. “Devlet sanatçısı” diye işte böylelerine denir. Ama Yunus Emre&#8217;mize bunu diyemezsiniz, o halkın ozanıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, şiirlerinde “suçlandığını” söylüyor. Yetmiş iki millete hoşgörü içinde ve bir gözle baktığı için ve taatı, yani şeriat tapınmalarını terkettiği için suçlu görülmektedir. Ama o hiç üzülmüyor, çünkü Konya çevresinde ihaneti iyi tanımıştır. O artık varlıksızın, yoksulun, emeğin ve emekçinin yanındadır. “Yunus zalimlere karşı ve yetmiş iki milletin ayak türabı. Halk yığınlarının sanatçısı”dır o. Bunlar bizim yakıştırmamız değildir, şiirlerinden okuyacağız:   </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Kemdürür yoksulluktan nicelerin varlığu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Süleyman zembil ördü kendi emeğin yerdi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Onun ile bildilar onlar berhudarlığı</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dürüst kazan ye yedir bir gönül ele getir     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yüz Kabeden yeğrektir bir gönül ziyareti     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Uslu değil delidir Halka salusluk satan     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Nefsin Müslüman etsin var ise kerameti      </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Biz kime aşık isek alemler ona aşık </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Kime değil diyelim bir kapıdır bir tarık</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yetmiş iki millete kurban ol aşık isen </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ta aşıklar safında tamam olasın aşık</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bir çeşmeden sızan su acı tatlı olmaya </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Edeptir bize yermek bir lüleden sızarım</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yetmiş iki millete suçum budur hak dedim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Korku hiyanettedir ya ben niçin kızarım</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;) </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yayıldı Yunus adı suçludur kamu taatı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Padişah inayeti suçun geçüre meger</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Görülüyor ki, Yunus Emre, düşünce ve inançlarından ötürü suçlanmış, kovuşturmaya uğramıştır. Padişahtan da inayet filan gelmemiştir.  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;"><strong>I. 3. 8. Yunus Emre ve Hacı Bektaş Dergahı</strong>    </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Konya&#8217;dan çıkış o çıkıştır. Yunus, Belhli feodal bey oğlu İbrahim Edhem&#8217;in gizemine ermiş:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İbrahim Edhem baktı tacı tahtı bıraktı   </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hak yoluna uyaktı ol sırrı duyan benim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diyerek kırsal kesimdeki halk arasına karışmıştır. Belki daha doğrusu, muhalif Türkmen halk yığınları arasına girmiştir. Uzun gezilere çıkıp, kendini ararken, bu tanıma arayışı onu çekerek ulu Pir Hacı Bektaş&#8217;a getirmiştir. Tapduk Emre&#8217;nin kişiliğinde “Er”ini bulmuş ve onun rehberliğinde Hacı Bektaş’ın ulu dergahına ulaşmıştır.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Deniliyor ki “mademki Yunus&#8217;un Hacı Bektaş&#8217;a bu bağlılığı vardı, neden şiirlerinden hiçbirinde Hacı Bektaş Veli&#8217;den sözetmez?” İki şiirinde adı geçiyor diye Mevlana&#8217;ya bağlamak daha mı mantıklı? Kaldı ki, yazımızın başlarında da sözünü ettiğimiz gibi, en az 12 şiirinde Tapduk Emre&#8217;nin adı geçiyor. Kaldı ki Yunus, girişte verdiğimiz şiirinde Hacı Bektaş’ın “doğruluk dost kapısıdır” sözünü işlemiş ve:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">“Doğruluk bekleyen dost kapısında </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gümansız ol bulur ilahi devlet</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">                                       </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yunus o kapıda keminde kuldur </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ezelden ebede dektir bu izzet”   </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Demektedir. O, doğruluğu dost kapısında bekliyor; çünkü  tanrısal varlığın-varsıllığın orada bulunduğundan kuşku duymuyor. Bu kapı Hacı Bektaş dergahının kapısıdır ve Yunus burada hizmet etmeyi başlangıçtan sona kadar (ezelden ebede) bir onur saymaktadır.  </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bir nokta daha var: Yunus Emre&#8217;yi çağından günümüze değin taklit etmeyen ozan yok gibidir. En azından düşüncelerine sanat anlayışına değinilir ve adı mutlaka geçer. Bu yüzden, günümüze ulaşan şiirlerin birçoğunun onun olmadığı söylenir. Hatta Gölpınarlı, kendine özgü ölçütlerle ayıklamayı bile denemiştir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gerçek şudur ki, Yunus Emre, uzun yaşamı boyunca elimizdekilerden çok daha fazla şiir üretmiştir. Burada asıl yanıtlanması gereken soru, Yunus&#8217;un bu şiirlerinin başına ne geldiğidir. Dünyadan göçüşünden tam iki yüz yıl sonra Yunus&#8217;un “katlinin vacip olduğunu” ilan eden şeriat devleti anlayışının onun tüm şiirlerine hoşgörüyle baktığı düşünülebilir mi?     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, Hacı Bektaş&#8217;tan, elbette Aşık Paşa döneği gibi “meczup biriydi, aptalın tekiydi” diye söz etmeyecek, onu “Ulu Pir” ve “Kutb-ül Evliya” olarak gösterecek, göklere yükseltecekti. Ancak, Baba Resul&#8217;un gözde halifesi Hacı Bektaş Veli&#8217;ye yapılan övgüler, ne Selçuklu&#8217;nun, ne Osmanlı&#8217;nın ve ne de öteki Sünni beyliklerin işine gelirdi.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Söylenen o ki, Yunus&#8217;un Divan&#8217;ını ele geçiren Molla Kasım, Yunus&#8217;un bin şiirini okuyup havaya, binini de suya atmış, “şeriata aykırı” diye. Derken şiirlerden birinde kendi adının geçtiğini ve yapmakta olduğu şiir katliamını önceden haber verdiğini görünce Yunus&#8217;un büyüklüğünü anlayıp, bin kez tövbe ederek yırtmaktan vazgeçmiş. Bize kalanlar, bu son bin şiiriymiş.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Halkın belleğinde günümüze değin taşınmış ve güldürü biçiminde öyküleşmiş bu olay, bize Yunus&#8217;un şiirlerinin büyük çapta yokedildiği gerçeğini yansıtıyor. Yunus&#8217;un Aleviliği hakkında kuşku yaratmaya çalışanların sorularını yanıtlamış oluyor.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;"><strong>I. 3. 9. Yunus Emre Çağının Bilgileriyle Donanmış Bir Düşünürdür</strong>  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre, sadece ozan ve halk tasavvufçusu değil, aynı zamanda çağının tüm bilgileriyle donanmış bir halk düşünürüdür. Çünkü, görüşlerini, halkın konuştuğu dille, basit kavramlar ve anlaşılırlık içinde halka taşımıştır. Örneğin, insan-tanrı birliğini, insan biçimli tanrıyı (anthropomorphos theos),</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Baştan ayağa değin Haktır ki seni tutmuş </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Haktan gayri ne vardır kalma güman içinde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diyerek ne güzel belirtmiştir. Onun aklı fikri “Enel Hak”tır ve Tanrıyı gökten indirip gönlüne yerleştirmek, onunla birleşmek!     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre&#8217;nin “gönül gözünün açılması olgunluğuna ulaşarak tanrısal birliğe varma” düşüncesinde ve şiirlerinde kullandığı batıni kavramların ikinci kaynağı Bizans mistisizmi, yani Hristiyan tasavvufudur.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Çok yer gezmiş olan Yunus Emre&#8217;nin Anadolu Selçuklu ülkesinin Bizans kome ve khora’ları (<strong><strong><span style="font-size: 11pt; font-family: Symbol;">komh kai cwra</span></strong></strong> / köy ve küçük kasaba) ile içiçe geçtiği bir kırsal bölgede doğup büyüdüğünü unutmayalım. Konya&#8217;ya medrese tahsilini yapmak için, ya da hangi nedenle gelmiş olursa olsun, yeniyetmelik dönemi buralarda geçmiştir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Arapça ve Farsça öğrenmiş olan Yunus&#8217;un Bizans dilini de bildiğini söylemek, büyük bir iddia olmaz. Yunus Emre&#8217;nin bir şiirinde &#8211; biraz ileride genişçe anlatacağımız &#8211; Bizans yöntemiyle tarih düşmüş olduğunu saptadık.       </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Çalap Adem kısmını topraktan vareyledi     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şeytan geldi Adem&#8217;e tapmaya ar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diye başlayan bu şiirin sonu</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Altı bin yedi yüz yüz yıldan geçen Adem&#8217;i     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Dile getirdi Yunus şimdi tekrar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">beyitiyle bitmektedir. Buradaki “altı bin yedi yüz yüz” sayısı boşuna yazılmamıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bizans yazarları dışında, Yunus&#8217;un çağdaşlarından hiç kimse ne şiirlerinde ne de tarih yazılarında bu yöntemi kullanmamış. Yunus&#8217;umuzun Bizans kentlerine geziler yaptığı, dillerini bildiği, dolayısıyla Bizans kültürüne yabancı olmadığı düşüncesindeyiz.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gerek bu tarihleme yöntemini tanıması, gerekse evrenin yaratılışını konu alan şiirlerinde işlediği felsefi düşünceler bunu gösterdiği gibi, Bolu&#8217;dan Salihli&#8217;ye değin batı Anadolu&#8217;da Yunus Emre adına anlatılan söylencelerde “onun Hristiyan keşişleriyle yaptığı keramet yarışmalarını kazanarak, düşmüş olduğu savaş tutsaklığından kurtulması” olayları bu ilişkiyi vurgulamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un ilk büyük temsilcilerinden olduğu Anadolu batıniliğinde, yani Aleviliğin inanç ve düşünce sisteminde Zerdüşt ve Mazdek&#8217;ten Manicheizme, eski Anadolu çoktanrıcı dinlerinden Neoplatonizm&#8217;e, Kabbalizm&#8217;den Sabin Hermetizmine ve Şamanizme değin her çeşit izler vardır ve arandığında çok rahat bulunabilir. Hacı Bektaş Veli çevresinin, Horasan erenlerinin Bizanslı din adamları, aziz ve keşişleriyle karşılaşmaları ve ilişkileri masallaşmış, üzerlerine söylenceler oluşturulmuştur. Ama her nedense bu ilişkiler ve Aleviliğin 13-14.yüzyıllardaki Bizans mistik akımlarıyla etkileşimi gözardı edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bizans imparatorluğu 1204&#8217;den 1262&#8217;ye kadar Nikaia (İzmit) sürgünü yaşadı. İznik kenti bu imparatorluğa başkentlik yaptı. Altmış yıla yakın süren bu dönemde, Selçuklu sultanlarıyla Bizans imparatorları arasında sıcak siyasi ve ekonomik ilişkiler yaşandı. Yüksek düzeydeki bu ilişkilerin, zaten içiçe yaşamakta kırsal bölge Alevi Türkmen halkına yansımamış olduğu düşünülemez!</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İznik, Nikephor Blammydes, Georgos Akropolites gibi doğabilimci ve tarihyazıcıların, Theodoros Metokhites ve Nikephor Gregoras gibi hümanist, Neoplatonist ve Aristotelesçilerin evren, insan ve doğa, tanrının özü üzerinde yoğun tartışmalarına sahne olmuştur. Bu kentte okullar üniversiteler açılmış, çok sayıda kitaplar yazılmıştır. İznik&#8217;de doğup gelişen bilim, felsefe ve hümanizm daha sonra İstanbul&#8217;a taşınmıştır. Doryleion (Eskişehir) çevresinde yaşamış olan Yunus Emre, yüz küsur kilometre ötedeki Nikaia&#8217;ya (İznik) gitmemiş olabilir mi?  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;un yaşadığı çağda, büyük bir mistik akım olan Hesykhasmos ya da Hesykhia (=<strong><span style="font-size: 11pt; font-family: Symbol;">Hesucasmo</span><span style="font-size: 11pt; font-family: 'Times New Roman','serif';">s</span><span style="font-size: 11pt; font-family: Symbol;"> ou Hesucia</span></strong><span style="font-size: 11pt; font-family: 'Times New Roman','serif';">) </span>) akımı gelişimini tamamlamış ve Ortodoks Hristiyanlığın hemen hemen dört yüzyıl boyunca tüm sistemini altüst eden, “sapkın inanç” dedikleri düalist(ikilemci) Bogomilizm son dönemlerindedir. Yunus gibi çağının karanlığı içinde parıldayan birinin, “yetmiş iki milletin ayak türabı olma” düşüncesini taşıyan bir bilgenin, tüm bunlardan haberi olmaması ve etkilenmemesi düşünülemez.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hristiyanlıkta “Theosis”(<strong><span style="font-size: 11pt; font-family: Symbol;">Qeosi</span><span style="font-size: 11pt; font-family: 'Times New Roman','serif';">s</span></strong>), yani “tanrıyla birleşme, tanrılaşma” öğretisini sistemleştiren kişi Maximus Confessor&#8217;dur. Ortodoks mistisizmi, Theosis&#8217;e dayalı, “Sessizlik” anlamına gelen bu Hesykhia mistik akımı, Sina yarımadasında Sina dağı manastırlarında başlamış ve oradan Bizans dünyasına yayılmıştır. Bu akımı 13.yüzyılda Athos dağındaki ve diğer manastırlara taşıyan kişi, Nikephor Solidarius&#8217;dur.</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">     </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bunlara göre, “tanrı kalpte saklı bir hazinedir. Onu ancak can gözüyle görebilirsin! Derin derin soluk alıp, adını aralıksız tekrarlıyarak, yani sessiz zikirle tanrıyla birleşilir”.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hesykhia mistisizmi, 14.yüzyılın ortalarına doğru, Gregorios Snaites ile doruk noktasına varmıştır. Bu akımın mistikleri, tanrının kendisini açıkça gördüklerini, ya da tanrıdan bir vizyon (görüntü) aldıklarını, ancak bunu beden gözüyle değil, “can gözüyle” yani “gönül gözüyle” gördüklerini iddia ediyorlardı. Aristotelesçi Barlaam ile Hesykhasmos&#8217;u savunan Gregoros Palamas&#8217;ın 1330 yılında İstanbul&#8217;da yaptıkları tartışmalar çok ünlüdür&#8230;  Yunus Emre&#8217;deki tanrıyı “özünde görme”, “tanrısal birliğe” ulaşma inancını bu anlattıklarımızla rahatça karşılaştırabiliriz:  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Nicekim ben beni bildim yakın bildim Hakkı buldum </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakkı buluncadı korkum şimdi korkudan kurtuldum</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Azrail gelmez canıma sorucu gelmez sinime </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bunlar beni ne sorsunlar ona sorduran ben oldum</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;a Hak açtı kapı Yunus hakka kıldı tapı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Baki devlet benim imiş ben kul iken sultan oldum   </span></p>
<p><strong><span style="font-family: times new roman,times;">I. 3. 10. Yunus Emre Bir Şiirinde Bizans Yöntemiyle  Tarih Düşmüştür</span></strong></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus, “yetmiş iki millete bir göz ile bakmış” ve şu dizeleriyle insanı kucaklamış, dünyayı sarmıştır:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben ay&#8217;ımı yerde gördüm </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ne isterim gökyüzünde</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Benim yüzüm yerde gerek </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bana rahmet yerden yağar</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(&#8230;)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Dervişlik baştadır, tacta değildir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Issılık oddadır, sacda değildir</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Eğer bir insanın gönlün yıkarsan </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Hakka eylediğin secde değildir</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus&#8217;umuzun şiirleri geniş araştırma ve yorumlara her zaman açık durmaktadır. Çok sayıda yerli ve yabancı bilim adamı, araştırmacı yazarlar Yunus&#8217;u değişik açılardan ele almışlardır. Halk ozanı, hümanist ve mutasavvıf olarak&#8230;     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Doğudan batıya Anadolu&#8217;nun dört bir yanında mezarı olduğu söylenen Yunus Emre&#8217;nin, son zamanlarda bulunan yeni belgelere dayanarak 1238&#8217;lerde doğduğu ve 1320-1321 yıllarında öldüğü kabul edilmektedir. Şiirlerinde andığı bazı mutasavvıf ve ozanların 13.yüzyılın sonları ile 14.yüzyılın başlarında yaşadıklarının bilinmesi, onun çağını belirler. Kaldı ki aruz ölçüsüyle yazmış olduğu Risalat-al Nushiyye&#8217;sinin son beyitlerinden birine tarih de düşmüştür:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Söze tarih yediyüz yidiyidi    </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yunus canı bu yolda fidiyidi                  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">(Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre: Hayatı ve Bütün Şiirleri, </span><span style="font-family: times new roman,times;">İstanbul-1971,s.95, beyit 556)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Hicri 707&#8217;de (Miladi 1307) yazmış olduğu bu yapıtında Yunus, İslami din ve ahlak felsefesi yapmıştır. Sanki bununla, Arapça ve Farsça yazan ulemaya, güç ve karmaşık konuların kendi öz dili Türkçeyle halka nasıl taşınacağını ve nasıl anlaşılır kılınacağını göstermeyi amaçlamıştır. O halk için şiir söylüyor, çalıp çığırıyordu. Oysa Arapçayı, Farsçayı da çok iyi biliyordu. Bu açıklamalardan sonra şimdi isterseniz asıl konumuza, Yunus Emre&#8217;nin bir başka şiirinin sonuna Bizans takvim sistemiyle attığı tarihe geçelim:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre ve şiirleri üzerinde çalışmış araştırmacılardan kimsenin ilgisini çektiğini göremediğimiz bu tarih, Gölpınarlı&#8217;nın kitabında “İnanca ait kıssalar” bölümüne soktuğu 169 numaralı şiirin son beyitindedir. </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Yedi şiirden oluşan bu bölüme, “Yunus&#8217;un Yaratılış Destanları” başlığı konulsaydı belki daha doğru olacaktı. Bu destanlardaki; </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “evrenin özü”,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “insanı oluşturan dört karşıt nesne”,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “evren çekirdeği (gevher),</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “son hızla dönen gevherden oluşun buğu”&#8217;,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “buğudan oluşan gökyüzü ve yıldızlar”,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; “dönmeye başlayan gökyüzü ve ay”,</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">&#8211; boşlukta duran denizler üstüne kurulan yer” gibi, İslami inançlar dışındaki yaradılış düşünce ve varsayımlarını, Greko-Bizans bilim ve felsefi düşüncelerine dayandırarak yorumlamak olasıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Çalap Adem cismini topraktan var eyledi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şeytan geldi Adem&#8217;e tapmağa ar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Aydır ben oddan nurdan ol bir avuç topraktan </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bilmedi kim Adem’in batınına bakmadı</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Zahir gördü Adem’in batınına bakmadı</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bilmedi kim Adem’i halka server eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Kırk yıl kalıbı yattı adı alemi tuttu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gör şeytanı buğzundan ne fitneler eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Adem toprak yatmıştı ad&#8217;alemi tutmuştu </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Fikrine bak İblis&#8217;in ya&#8217;ni hüner eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ol yürüyen atlar&#8217; sürdü Adem üstüne </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Adem&#8217;e mekreyleyip ya&#8217;ni zafer eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ademin göbeğinden Çalap yarattı atı </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Vaf diye durugeldi atlar güzer eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Çün gitti Adem ahdı yetti Musa&#8217;nın vakti </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">İblis&#8217;e işbu işler yavlak eser eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Musa gönüldü Tur&#8217;a Hakka münacat ede </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gördü kim bir akar su Musa nazar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Musa aydır göreyim işbu su nerden gelir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ger böyle akar ise zir ü zeber eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İleriye vardı Musa gördü Lain&#8217;i ağlar </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Gözü yaşı imiş su gözün pınar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Musa sordu Lain&#8217;e ağladığın niçindir </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Nideyim ağlamadan işimi zar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Mukarreb idim ben o Hakkın dergahında bol </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Götürdü urdu yere candan bizar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Sen bilme misin Musa ben neden ayrıldığım </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şunlar önüme düşer beni efkar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Vargıl ayıtgıl Musa rahmet eylesin bana </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Tövbe kıldım işime boş istiğfar eyledim</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Musa erdi Hazrete başladı münacata </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Unuttu emaneti söz muhtasar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Çalap&#8217;tan erdi nida hani emanet dedi </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ol nidaya canını Musa nisar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Vargıl ayıtgıl Musa rahmet edeyim ona </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Secde etsin Adem&#8217;e çün istiğfar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Musa geldi Lain&#8217;e dedi Hakk&#8217;ın buyruğun </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Secdeyi işitince döndü inkar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben ondan umar idim derdime derman kıla </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Derdim dahı artırdı ya&#8217;ni tımar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben eger tapsa ona ol vakıt tapar idim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şimdi hod toprak olup zir ü zeber eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Adem İblis kim ola kim işi işleten Çalap </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ay u Günü yaratıp leyl ü nehar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ma&#8217;ni nedir İblis&#8217;ten fuzullukturur bizde </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Duydunsa işbu sözden sırr&#8217;aşikar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Çalap aydır şol kula inayet benden ola </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Ne Şeytan azdırısar ne kimse kar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Altı bin yedi yüz (y)ü(z) yıldan geçen Adem&#8217;i </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Dile getirdi Yunus şimdi tekrar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bu 25 beyitlik şiirinde  Yunus, kutsal kitaplarda geçen “Şeytan Söylencesi”ni ta Musa Peygamber zamanına indirip, onunla rastlaştırarak ilginç bir yorum getirmektedir:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Şeytan tanrısal buyruğa uymayıp, Adem&#8217;e tapmadığı gibi, ateşten atlarıyla ona karşı savaş açmıştır. Tanrı Adem&#8217;in kendi göbeğinden yarattığı atla onu korur ve şeytanı cennetten kovarak dünyaya salar. Vakit erişir Musa gelir. Şeytan Musa peygamberden, kendisini bağışlaması için tanrıya dua etmesini rica eder. Ancak Musa tanrıya yakarışı sırasında onun arzusunu unutmuştur. Tanrı anımsatır ve:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Vargıl ayıtgıl Musa, rahmet edeyim ona </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Secde etsin Adam&#8217;e, çün istiğfar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">diyerek eski buyruğunu yineler. Şeytan ise:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Ben eğer tapsam ona, ol vaktin tapar idim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şimdi hod (kendisi) toprak olup Zir-ü zeber eyledi (tozu bile kalmadı)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">sözleriyle karşı koyuşunu sürdürür. Yunus, “bu iblis öyküsünün anlamı, yaşamda fodulluk etmemektir, insan kendi kendisini azdırmazsa ona kimse kar eylemez” dersini çıkararak, olumlu bir yargıya varır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">İşte bu şiirinin sonuna tarih düşmektedir Yunus. Ancak bu tarih, Risale&#8217;sine attığı Hicri tarih yılı değildir:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Altı bin yediyüz ü yıldan geçen Adem&#8217;i </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Dile getirdi Yunus şimdi tekrar eyledi         </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Gölpınarlı, Yunus Emre&#8217;nin şiirlerinde geçen, “yedi, dört, onsekiz, yetmiş bin, doksan bin, yüz yirmidört bin” gibi sayılar hakkında geniş denecek açıklamalar yaptığı halde, bu rakamı görmezlikten gelmiş. Oysa bu sayı Yunus Emre&#8217;nin yaşadığı çağda, Bizans&#8217;lıların kullandığı tarih atma sisteminin, yaratılıştan o güne kadar geçen yılı gösteren tarihten başkası değildir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Farklı el yazmalarına dayanarak, Yunus Divanı&#8217;nın çeşitli yazarlar tarafından yapılan baskılarında bu beyitin ilk dizesinin “altı bin yidi yüzi yıldan&#8230;”, “altı bin yedi yüz yıldan&#8230;”, “altı bin yedi yüz yıllık&#8230;” okunuşları da mevcuttur. </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;"> </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Risale&#8217;deki tarih için de aynı durum söz konusudur. Karaman&#8217;daki el yazmasında bunun “sene tarih yedi yüzdeyidi” olarak geçtiğini Gölpınarlı belirtmektedir.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Bu örneklemelerden de destek alarak biz bu beyitin aslının:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Altı bin yedi yüz (y)ü(z) yıldan geçti Adem&#8217;i </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Dile getirdi Yunus şimdi tekrar eyledi</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Biçiminde olması gerektiği kanısındayız. Böylece hece sayısı 7 + 7 = 14 olduğu gibi, uyak (kafiye) uygunluğu da gerçekleşir.  </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre Adem&#8217;den kendi zamanına kadar geçen yılları açık bir sayıyla verdiğine göre, bu tarihleme sistemini biliyordu; yüz yıllık yanlışı yapmış olamaz. Yani yüz rakamı yinelenmiş ve 6700 + 100 = 6800 rakamı söz konusudur.     </span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre&#8217;nin rakam ekleme yoluyla sayı basamakları oluşturduğu örnekler vardır.Birini verelim:</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yüz bin yirmi dört bin hası dört yüz kırk dört tabakası </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Bu mülke bünyad olmada mülkü yaratanda idim </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">(Şiir 135, beyit 100)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Olasıdır ki Yunus, hece ölçüsünü tutturmak için bu tür kullanıma zaman zaman başvurmuştur. </span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">Şu halde Yunus Emre, adı geçen şiiri, yaratılışın 6800. yılında, yani günümüzün tarihleme sistemine göre 1292 (Hicri 692) yılı içinde, 54 yaşlarında iken yazmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Erken Bizans&#8217;tan başlayarak geliştirilen ve Geç Bizans döneminde diğer bölgesel &#8220;Era&#8221; sistemlerinin (bölgelerin Roma imparatorluğuna katılış tarihini başlangıç olarak alan) tamamıyla terk edilmesiyle, kullanılması yaygınlaşan “yaratılış yılı”, Adem&#8217;in ya da dünyanın yaratılmasından İsa&#8217;nın doğumuna kadar 5508 yıl geçmiş olduğu hesabına dayanırdı. Yani, yaratılışın ilk günü, İsa&#8217;dan 5508 yıl önce 31 Mart Pazar olarak kabul edilir, İsa&#8217;dan sonraki yıllar bu sayıya eklenerek tarih atılırdı. (Bkz. V. Grumel, Traite d&#8217;Etudes Byzantines I, La Chrolonogie, Paris-1958, s.191-192, 219-224 ve genel kronolojik tablo s.240- 264)</span></p>
<p><span style="font-family: times new roman,times;">Yunus Emre aruz ölçüsüyle yazdığı Risale&#8217;sinde Hicri 707 (Miladi 1307) tarihini, Risale&#8217;den daha önce yazıp, Adem ile şeytan söylencesini işlediği ve hece ölçüsünü kullandığı bu şiirinde ise, Bizans yaratılış yılı (6800 &#8211; 5508 = 1292) tarihini düşmüştür. Yunus&#8217;un tek bu şiiri bile, bizce onun Greko-Bizans dünyasını yakından tanıdığının göstergesidir.</span><br />
<span style="font-family: times new roman,times;">[1] Bogomil sözcüğü &#8221;evliya, yani tanrının dostu&#8221; anlamına gelir ve Ortodoks Hristiyanlığa aykırı düşen bu &#8221;sapkın&#8221; dinsel ve sosyal akım, Paulikienizm olarak Anadolu&#8217;da doğmuştur ve Anadolu kültürünün bir parçasıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: www.ismailkaygusuz.com</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/aleviligin-buyuk-bilge-ozani-yunus-emre-1240-1320/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;m</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/anadolum/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/anadolum/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Nov 2012 20:32:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[ALİ KAYKI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/anadolum/</guid>
				<description><![CDATA[&#160; Anadolum Benim Damar damar çatlamış toprağında Dağ dağ yükselmiş onurun Yücelmişsin yücelerle Sen       bilgelerin ışığı &#160; Öyküler, destanlar, şiirler düzülmüş adına Coşmuşsun kalem ile söz ile Harlayınca ozanının gönlü Rengini vermiş dikende açan güle Sevda alazımış Mızrap vuran parmaklarında teller tutuşmuş Sen       ozanın dili yangınların yüreği &#160; Allı turnalara bezenmiş kızların gelinlerin ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> &nbsp; </p>
<p> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><strong>Anadolum Benim</strong></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"> </p>
<p> Damar damar çatlamış toprağında </p>
<p> Dağ dağ yükselmiş onurun </p>
<p> Yücelmişsin yücelerle </p>
<p> Sen </p>
<p>       bilgelerin ışığı </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Öyküler, destanlar, şiirler düzülmüş adına </p>
<p> Coşmuşsun kalem ile söz ile </p>
<p> Harlayınca ozanının gönlü </p>
<p> Rengini vermiş dikende açan güle </p>
<p> Sevda alazımış </p>
<p> Mızrap vuran parmaklarında teller tutuşmuş </p>
<p> Sen </p>
<p>       ozanın dili yangınların yüreği </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Allı turnalara bezenmiş kızların gelinlerin </p>
<p> Bağrını eşelemiş tohum saçmış erlerin </p>
<p> Canından can katmış </p>
<p> Oğul vermiş, toprağına taşına </p>
<p> Sen </p>
<p>       anaların nasırlı elleri </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Aza doymayanlar kana susayanlar </p>
<p> Saldırmışlar çiçeğine, meyvesine dalına </p>
<p> Umursamadan yediverenlerin çığlıklarına </p>
<p> Sis kaplamış baharı, pusuya yatmış hainler </p>
<p> Sen </p>
<p>       mazlumların gözyaşları </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Anadolum benim elvan kokum&#8230; </p>
<p> Ali Kaykı </p>
<p> </span>  </p>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/anadolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>İSLAMDA RAMAZAN DAVULU VARMI?</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/yslamda-ramazan-davulu-varmi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/yslamda-ramazan-davulu-varmi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 08 Aug 2012 23:42:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KAZIM BALABAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/yslamda-ramazan-davulu-varmi/</guid>
				<description><![CDATA[                        İSLAM&#8217;DA RAMAZAN DAVULU VARMI?    Kazım Balaban Halk arasında bir söz vardır. &#8216;&#8217;Kızını boş bırakırsan ya Davulcuya gider, ya Zurnacıya&#8217;&#8217; Halk bazı meslek dallarını küçümsüyor mu? Hayır. Tersi olsaydı herhalde çöpçüye, nalbanta, çobana, bohçacıya veya çerçiye de buna benzer deyimler söylenirdi. Çünkü halk davul ve zurnayı üretim değil, eğlence aracı olarak görüyor. Böyle olunca ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves/> <w:TrackFormatting/> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning/> <w:ValidateAgainstSchemas/> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF/> <w:LidThemeOther>DE</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables/> <w:SnapToGridInCell/> <w:WrapTextWithPunct/> <w:UseAsianBreakRules/> <w:DontGrowAutofit/> <w:SplitPgBreakAndParaMark/> <w:DontVertAlignCellWithSp/> <w:DontBreakConstrainedForcedTables/> <w:DontVertAlignInTxbx/> <w:Word11KerningPairs/> <w:CachedColBalance/> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math"/> <m:brkBin m:val="before"/> <m:brkBinSub m:val="&#45;-"/> <m:smallFrac m:val="off"/> <m:dispDef/> <m:lMargin m:val="0"/> <m:rMargin m:val="0"/> <m:defJc m:val="centerGroup"/> <m:wrapIndent m:val="1440"/> <m:intLim m:val="subSup"/> <m:naryLim m:val="undOvr"/> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true" DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99" LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 10]> 

<style> /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normale Tabelle"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-fareast-language:EN-US;} </style>

 <![endif]--> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"><span>                        </span>İ</span></strong><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">SLAM&#8217;DA </span></strong><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">RAMAZAN DAVULU</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">VARMI?</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">  </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> Kazım Balaban</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Halk arasında bir söz vardır. &#8216;<strong>&#8217;Kızını boş bırakırsan ya Davulcuya gider, ya Zurnacıya&#8217;&#8217;</strong></span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Halk bazı meslek dallarını küçümsüyor mu? Hayır. Tersi olsaydı herhalde çöpçüye, nalbanta, çobana, bohçacıya veya çerçiye de buna benzer deyimler söylenirdi. Çünkü halk davul ve zurnayı üretim değil, eğlence aracı olarak görüyor. Böyle olunca da üretmeden tüketimi öne alan meslek guruplarına sıcak bakmıyor. Böylece genelde düğünlerde, festival gibi eğlenilecek alanlarda davul zurnayı dinliyor. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ancak son yıllarda davul &#8211; zurna ikilisinden <strong>davul</strong> başka alanlarda da öne çıkmaya başladı. Özellikle ramazan ayında Sünni vatandaşları sahura kaldırmak için sokaklarda çalınarak. Diğer sokak mesleklerinde çalışan bekçi, çöpçü, seyyar satıcı için bir çalışma düzeni olmasına rağmen Ramazan davulcusu için bir düzenleme yok. Yaz ramazanlarında davulcu canı istediği sokakta, canı istediği manilerle davulunu inletiyor, buna da &#8216;&#8217;<strong>Ramazan eğlencesi&#8217;&#8217;</strong> deniyor. Hatta bazı yerlerde daha da ileri gidilerek buna dini bir misyon yüklenerek &#8216;<strong>&#8217;İslam dini&#8217;&#8217;</strong> ile ilişkilendiriliyor ve onaylandırılmaya çalışılıyor. Peki bu doğru bir ilişkilendirme mi? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Nikâh yani evlenmek de <strong>Allahın emri</strong> ve İnsanlar evlenirkende davul zurna çaldırıyorlar. Ancak bir düğün konvoyu gece saat 4&#8217;de davul zurna çalarak sokakları şenlendirse insanlar haklı olarak buna itiraz ederler. Peki o halde Ramazan davulcusunun ayrıcalığı neden kabullendirilmeye çalışılıyor. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8216;<strong>&#8217;Efendim yüzyıllardır süren İslami bir gelenekmiş ve hoş görülmesi gerekiyormuş&#8217;&#8217;</strong></span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Önce adını doğru koyalım. Yüzyıllardır süren bir gelenek değil, sadece bazı kentlerde süren bir gelenektir. Köylerde ramazan davulu çalma diye bir gelenek istisnalar haricinde pek görülmedi. Üstelik pek çok İslam ülkelerinde de böyle bir uygulama yok. Yüzyıllardır devam eden geleneklere bakılmak isteniyorsa düğünlerde davul zurna çalınma geleneğidir. Üstelik sadece kentlerde değil köyler de devam etmektedir. Ayrıca sadece Sünni vatandaşlar tarafından değil, her etnik köken ve inançta yer bulmuş bir gelenektir. Dolayısı ile Ramazan davulcusuna yüklenmek istenen işlev ne kültürel, ne de inançsal olarak genel kabulden öte sadece Sünni vatandaşların bir kısmı tarafından kabul gören bir gelenektir. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ramazan ayında oruç tutulması <strong>Kuran-ı Kerim&#8217;de</strong> pek çok ayette geçtiğinden İslami /Sünni bir gelenektir. Ancak Alevilerin çoğu Kuran-ı Kerim&#8217;de belirtilmesine rağmen tarihi bazı ayrışmalardan hareketle Ramazan&#8217;da oruç tutmazlar. Bunun yerine <strong>Muharrem Yası</strong> ve yasa bağlı olarak <strong>Ogundu</strong> Orucu, <strong>Hızır</strong> Orucu, <strong>Nevruz</strong> Orucu tutarlar ki bunların hepsi tıpkı Ramazan gibi İslami inançlardır ve bu Oruçları da Sünni vatandaşlar tutmazlar. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span></strong> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Kısaca açıklayalım. </span></strong> </p>
<p style="margin-left: 27pt; text-indent: -18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">·         <strong>Muharrem Yası</strong> ve <strong>Ogundu</strong> Orucu, İslam Peygamberinin torunu Hz. Hüseyin&#8217;in aile fertleri ile birlikte melun Yezit (lanet olsun) tarafından şehit edilmesinin yas ve orucudur (12 gün bazı yerlerde 10 gün). </span> </p>
<p style="margin-left: 27pt; text-indent: -18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">·         <strong>Hızır Orucu</strong>, Kuran-ı Kerim&#8217;de (Keyf Süresi) geçen Hızır ve Musa menkıbelerinden esinlenilerek tutulur (7 gün, bazı yerlerde 9 gün). </span> </p>
<p style="margin-left: 27pt; text-indent: -18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">·         <strong>Nevuz Orucu</strong> ise Hz. Ali&#8217;nin doğum günü olduğuna inanılarak tutulur. (Bazı yerlerde 12 güne kadar tutulur)  </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Yukarıda tanımladığımız oruçlar hakkında çok sayıda İslam kaynaklarında yer verilir. Aleviler ayrıca örneğin oğlan askerden gelince, ağır hastalıktan veya borçlardan kurtulunca, evlât sahibi olunca da şükür oruçları tutarlar. Yer yer Ramazan&#8217;da 3 gün oruç tutan Alevilere de raslanır. Alevilerin Ramazan&#8217;da oruç tutmaları asimile olmaya yatkınlık veya çekincelerden değildir. Benim annem de uzun yıllardan bu yana &#8216;<strong>&#8217;Kapı komşu hakkı&#8217;&#8217; </strong>adına Ramazan&#8217;da 3 gün oruç tutar. Bu kapı komşu hakkı terimi, komşularla barış içinde yaşama arzusunun dışa vurumudur. Sadece Ramazan orucunda değil, pek çok alanda bunun yansımaları vardır. Örneğin Anadolu&#8217;da yaşayan Ermenilerin bazı <strong>Hristiyan</strong> gelenekleri onların bu toprakları terk etmelerinden sonra en az <strong>50</strong> sene daha devam etmiştir. Ermenilerin &#8216;<strong>&#8217;Yeni yıl</strong>&#8217;&#8217; anlamına gelen &#8216;<strong>&#8217;Kağan veya Gağan&#8217;&#8217;</strong> gelenekleri Anadolu&#8217;da Aleviler tarafından devam ettirildi. Son yıllarda <strong>Noel</strong> Baba şenlikleri, <strong>Çam Ağacı</strong> süslemeleri Anadolu insanının hoşgörüsünün bir sembolü olarak büyük şehirlerde kültürel alanda tekrar canlanmaya başlamıştır. Bütün bunlar İslam dinin hoşgörüsü temelinde ve onunla barışık olmanın yansımasıdır. İslam dini <strong>622&#8217;de</strong> &#8216;<strong>&#8217;Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize&#8217;&#8217;</strong> denilerek o dönem her türlü inançla barışık yaşamayı mukavele haline getirmiş ve tarihte <strong>Rıza Şehri</strong> Beyannamesi (Medine Vesikası) olarak da yer almıştır. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Hz. Muhammed bir Hadis&#8217;de şöyle buyururlar. &#8216;&#8217;<strong>Bütün insanlar eşittir, birbirlerine sadece bilgi ve takvada üstünlük sağlarlar&#8217;&#8217;</strong> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Alevi /Bektaşi inancı bunu Hünkâr Hacı Bektaş Veli&#8217;nin &#8216;<strong>&#8217;72 Millete aynı nazarla bakınız&#8217;&#8217;</strong> sözü ile içselleştirmiş ve &#8216;<strong>&#8217;Kapı Komşu Hakkı&#8217;&#8217;</strong> adı ile yaşamının içine almıştır. Bundan dolayıdır ki İslam dinine inananlar örneğin <strong>Kurban</strong> tığlandığında (kesildiğinde) kurbanın üçte birini <strong>yoksula</strong>, üçte birini de <strong>Kapı Komşuya</strong> dağıtmayı gelenek haline getirmişlerdir. Dikkat edilirse burada &#8216;<strong>&#8217;Yoksul&#8217;&#8217;</strong> veya &#8216;<strong>&#8217;Kapı Komşu&#8217;&#8217;</strong> tanımında inanç tanımı konmamış sadece yoksul, veya komşu tabiri öne alınarak barış ve bir arada yaşama öğesi öne çıkarılmıştır. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Alevi /Bektaşi&#8217;ye göre &#8216;<strong>&#8217;Hakka giden binbir yol vardır, bizimki de bunlardan biridir&#8217;&#8217;</strong> denilerek tüm inançlara saygı duyulur. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Bu konuda <strong>Hasan Dede</strong> isminde bir Alevi /Bektaşi ozanın <strong>Eşrefoğlu&#8217;na</strong> dönük deyişinde şöyle der. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Adem vardır cismi semiz,<br /> Abtest alır olmaz temiz,<br /> Halkı dahl-eylemek nemiz,<br /> Bircümle vebal bizdedir. </p>
<p> <u>Kimi <strong>Sofu</strong> kimi <strong>Hacı</strong>,</u><br /> Cümlemiz hakka duacı,<br /> Resulü Ekremin tacı,<br /> Aba, hırka, şal bizdedir.</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Kuldur <strong>Hasan Dedem</strong> Kuldur.<br /> Manayı söyleyen dildir.<br /> Elif Hakka doğru yoldur.<br /> Cim arasan Dal bizdedir</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Sünni kardeşlerimizin bir kısmı inancı gereği Ramazan oruçlarını tutarlar. Herkesin buna saygı duyması, oruç (niyet) tutanların ibadetlerini huzurlu şekilde yerine getirmelerine kolaylık sağlamaları gerekir. Ancak burada da oruç tutuyoruz diye başka insanların da rahatsız edilmemeleri gerekir. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ramazan davulu İslam inancında yoktur. <strong>Kuran&#8217;da, Hadis&#8217;lerde</strong>, geriye dönük olarak İslam termonolojisinde yoktur. Zaten Türkiye dışında çoğu İslam ülkelerinde de hiç yoktur. Türkiye&#8217;de ise sadece şehirlerin bir kısmında vardır. Ayrıca da <strong>İslam</strong> olarak değil, İslama iliştirilen <strong>kültürel</strong> bir eklenti olarak vardır. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ramazan Davulcusunun davulunu nerede ve nasıl çalacağının maalesef tanımı da yoktur. Saati, yeri, mahallesi, süresi belirlenmemiştir. Davulcu keyfine göre belirlediği zaman diliminde davulunu çalarak gecenin sessizliğini yırtmakta, genç, yaşlı, çocuk, hasta demeden herkesi uykudan uyandırmaktadır. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Başta Aleviler olmak üzere milyonlarca insan bir ay süre ile bu Davul gürültüsüne maruz kalmakta, &#8216;<strong>&#8217;Aman bir gerginlik olmasın, komşularımızın inançlarına saygı duyalım</strong>&#8217;&#8217; diyerek sineye çekmektedirler. Üstelik verdiği rahatsızlık yetmiyormuş gibi davulcu daha sonra gelip kapı kapı dolaşarak &#8216;<strong>&#8217;sizi bir ay süre ile uyandırdım, bahşişimi verin&#8217;&#8217;</strong> diyerek bahşiş istemekte, Aleviler kendilerini rahatsız eden davulcuya bahşiş vermekte cömert davranmadıkları için üstüne birde sitemlere maruz kalmaktadırlar. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bazı kentlerde ise Ramazan Davulcusu bilerek Alevilerin yoğun olduğu sokaklara dalmakta, bile bile ve inadına uzun süre davul çalarak onları terörüze etmektedir. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Günümüzde Ramazan Davulu adeti inancın değil, çağdışılığın bir göstergesidir. Herkesin evinde saat, telefon, alarm sistemi gibi araçlar vardır. İnancını yaşamak isteyen &#8211;ki bu onun çok doğal hakkıdır- komşusunu rahatsız etmeden inancını yaşamalıdır. Zaten doğru olan ve İslâma yakışan da oruç tutularak nefislerin kontrol altına alınması, yoksulun, kimsesizin, ötekileştirilmişin hallerini anlamaya çalışmaktır. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bu sene Ramazan&#8217;la birlikte Türkiye&#8217;de ilginç bir takım gelişmeler yaşandı. Hoşgörüye hizmet etmesi gereken ve adına &#8216;<strong>&#8217;Hoşgörü ayı&#8217;&#8217;</strong> denilen Ramazan giderek bir baskı unsuru olmaya başladı. İstanbul /Taksim&#8217;de 4 kişi oruçlu olmadıkları gerekçesi ile taşlandılar. Trabzon&#8217;da iftara 45 dakika kala bir kahvede çay içmek isteyen 4 kişi linç edilmek istendi. Malatya /Sürgü&#8217;de ise &#8216;<strong>&#8217;Biz Aleviyiz, oruç tutmuyoruz. Burada davul çalma&#8217;&#8217;</strong> diyen aile yüzlerce kişi tarafından 3 gün üst üste saldırıya uğradı, <strong>linç</strong> edilmek istendi. Üstelik ahırı yakıldı ve &#8216;<strong>&#8217;Sizleri Madımak&#8217;takiler gibi yakacağız, burayı terk edin&#8217;&#8217;</strong> terörüne uğradılar. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Belediye başkanı &#8216;<strong>&#8217;huzurları için&#8217;&#8217;</strong> aileye göç etmeyi önerirken aynı teklif aileyi koruması gereken bölge Jandarma Amirinden de geldi. İnsan aklı almıyor bu barbarlıkları ve yaşananları. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8216;<strong>&#8217;Göç edin&#8217;&#8217;</strong> tavsiyesinde bulunanlara ve bir kısım İslami basına göre Alevi aile </span><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&quot;<strong>sizin davulunuzu da susturacağız, ezanınızı da susturacağız</strong>&quot; dediği için saldırı olmuş. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Olaya ve provakasyonun mazeretine bakınız. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Saldırıyı meşru göstermeye çalışanlara soruyorum. </span></strong> </p>
<ul>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Var sayalım ki aile bunu söyledi. Size bu ailenin 	evini yakma hakkını kim verdi?</span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Siz savcı mısınız? Hakim misiniz? Din polisi 	misiniz? İslamın bekçisi misiniz? </span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Her tepeniz attığında elinize kibrit alıp evleri, 	otelleri, ağılları yakma hakkı İslamın neresinde?</span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Siz, insan yakma geleneğinin <strong>Rönesans</strong> 	öncesi ortaçağ <strong>Hristiyan</strong> batının bir geleneği olduğunu ve İslamla 	bir ilgisinin olmadığını biliyor musunuz? Papalık (Katolik kilisesi) 	yüzyıllar sonra din adına yapılan bu cinayetlerden dolayı özür diledi. Siz 	Hristiyan batının terk ettiği ve özür dilediği bu barbarlığı yüzyıllar 	sonra İslama monte etmeyi nasıl başardınız? </span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Siz yargı ve adalet denen bir kavramdan haberdar 	mısınız?  Siz suçlunun resmi kolluk kuvvetleri tarafından yargıya 	götürüldüğünü, yargının, zanlıyı dinledikten sonra gerekirse ceza 	verdiğini biliyor musunuz? </span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Sizin modern hukuk diye bir kavramdan haberiniz 	var mı? Modern hukukta suç ve ceza ilişkisinin caydırıcılık, kamu vicdanı 	ve yeniden topluma kazandırılma boyutlarıyla değerlendirildiğini, ayrıca 	tutuklu ve hükümlülerin bir takım haklarının olduğunu biliyor musunuz? </span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Siz suç veya hatanın bireysel olduğunu, küçük 	çocuklar da dahil olmak üzere linç edilmek istenen ailenin bütün 	bireylerinin <strong>suçlu</strong> ve cezalandırılması davranışını İslamın neresine 	koyacaksınız?</span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: normal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Sevgi ve adalat içeren İslam dinini barbarlık 	olarak gösterme hakkını kim verdi size? </span></li>
</ul>
<p style="margin-left: 18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bir de düşünmeden </span><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8216;<strong>&#8217;Biz Aleviyiz, oruç tutmuyoruz. Burada davul çalma&#8217;&#8217; </strong>sözünün<strong> </strong>provakasyona sebep olduğunu iddia edecek kadar İslam dininden uzaklaşmışsınız. Belli ki İslamı hiç ama hiç bilmiyorsunuz. Modern hukuku bir yana bırakalım, İslam dini yüzyıllardan bu yana özel durum içerdiği için bazı suçlulara ceza bile vermez. </span> </p>
<p style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">·        <strong>İslâm dini </strong>suç işlemiş olsalar bile<strong> 7 veya 8 </strong>yaşından<strong> </strong>küçüklere ceza<strong> </strong>verilmesini doğru bulmaz,</span> </p>
<p style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">·        <strong>İslâm dini</strong> aklı ziyanlara (<strong>deli / divane</strong>) kısmi tecrit dışında ceza verilmesini doğru bulmaz,</span> </p>
<p style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">·        <strong>İslâm dini</strong> uyurgezerlere /uykudan ani uyanma hali /şok durumlarında işlenen suçlara ceza verilmesini doğru bulmaz.</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Alevi aile davul gürültüsü ile uykudan uyanmış ve henüz toparlanmadan önce yanlış bazı sözler söylemiş olsa dahi bu durum İslama göre suç teşkil etmez. Ayrıca modern hukuk <strong>şarhoş</strong> olanı, birtakım etkili <strong>tıbbi</strong> ilaç alanları, <strong>uyuşturucu</strong> alanları, belgelemeleri halinde <strong>şeker</strong> ve <strong>sinir</strong> hastalarının cezalarını &#8216;<strong>&#8217;Şuurları yerinde iken suç işlemedikleri&#8217;&#8217;</strong> gerekçelerini göz önüne alır. Ayrıca her suçun da ağırlığına göre ayrı bir cezası vardır. </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Peki bu <strong>insan</strong> <strong>yakma</strong> ve <strong>linç</strong> nerden geliyor? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Basına açıklama yapan davulcu ise şöyle diyor;</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8216;<strong>&#8217;Dava benim davam değil, İslamın davası&#8217;&#8217;</strong> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">İyi de bu adama <strong>İslam bekçiliği</strong> görevini kim verdi? kime bağlı çalışıyor? Yetkisini nereden alıyor? Anayasanın hangi maddesinde ona özgü maddeler konmuş? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bu adam İslam bekçiliği yetkisini <strong>Diyanetten</strong> mi alıyor? <strong>Müftülükten</strong> mi? <strong>Cami</strong> imamından mı? <strong>Muhtarlardan</strong> mı? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Nereden? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Yoksa gönüllü İslam bekçisi mi?</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bu tür cahil adamları kim kullanıyor? Kim provake ediyor? Ülke içinden bazı güçler mi? Yoksa Büyük Orta Doğu Projesi (<strong>BOP</strong>) kapsamında yabancı güçler mi bunları kullanıyor? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">İslam medyası bu olayı <strong>kınaması</strong> gerekirken neden kıyısından, kenarından davulcuyu, dolayısı ile bu linç kültürünü İslam adına korumaya kalkıyor?  </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ramazan ayı yüzyıllardır barış ve hoşgörü ayı olarak bilinir. Ramazan sonunda da Bayram olur. Küsülüler barışır, komu, komşu bir birini ziyaret eder, sevgi ve kaynaşma egemen olur. Hal böyle iken bu ayı &#8216;<strong>&#8217;Hoşgörüsüzlük ayı&#8217;&#8217;</strong> haline dönüştürme hakkını kim, nereden alıyor? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bu insanlar Hz. Muhammed&#8217;in &#8216;<strong>&#8217;Dinde zorlama olmaz&#8217;&#8217;</strong> Hadisinden habersizler mi? Yoksa İslam adına bu güzel dine tamemen aksi istikamette yeni bir rol mü biçiyorlar? </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Muhabbetlerimle</span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Kâzım Balaban </span></strong> </p>
<p style="line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">7 Ağustos 2012 / Viyana </span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/yslamda-ramazan-davulu-varmi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Alevilerin İslamla vedalaşması mı gerek?</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/alevilerin-islamla-vedalasmasi-mi-gerek/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/alevilerin-islamla-vedalasmasi-mi-gerek/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 08 Aug 2012 23:39:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Murtaza DEMİR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/alevilerin-yslamla-vedalathmasy-my-gerek/</guid>
				<description><![CDATA[Alevilerin İslam&#8217;la vedalaşması mı gerek? &#8220;Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim&#8230;&#8221;[1] Sahi Pir Sultan Abdal, Şah Kalender, Şah Veli, Şahkulu, Baba Zünnun, Şeyh Bedreddin gibi batini erenler, Osmanlı düzenine neden isyan edip, evi ocağı terk ederek &#8220;kaçangu&#8221;[2] durumuna düştüler? Asıldılar, kesildiler!  Neden? Nesini söyleyim canım efendim Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim Arzuhal eylesem deftere sığmaz Omuzdan ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if !mso]> 

<style> v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} </style>

 <![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves/> <w:TrackFormatting/> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning/> <w:ValidateAgainstSchemas/> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF/> <w:LidThemeOther>DE</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables/> <w:SnapToGridInCell/> <w:WrapTextWithPunct/> <w:UseAsianBreakRules/> <w:DontGrowAutofit/> <w:SplitPgBreakAndParaMark/> <w:DontVertAlignCellWithSp/> <w:DontBreakConstrainedForcedTables/> <w:DontVertAlignInTxbx/> <w:Word11KerningPairs/> <w:CachedColBalance/> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math"/> <m:brkBin m:val="before"/> <m:brkBinSub m:val="&#45;-"/> <m:smallFrac m:val="off"/> <m:dispDef/> <m:lMargin m:val="0"/> <m:rMargin m:val="0"/> <m:defJc m:val="centerGroup"/> <m:wrapIndent m:val="1440"/> <m:intLim m:val="subSup"/> <m:naryLim m:val="undOvr"/> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true" DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99" LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 10]> 

<style> /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normale Tabelle"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;} </style>

 <![endif]--> </p>
<p style="text-align: center; line-height: normal" class="MsoNormal" align="center"> <strong><span style="font-size: 18pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Alevilerin İslam&#8217;la vedalaşması mı gerek?</span></strong><strong></strong> </p>
<p style="text-align: right; line-height: normal" class="MsoNormal" align="right"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8220;Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim&#8230;&#8221;<a name="_ftnref1"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftn1" target="_blank"><span><span style="color: #0066cc">[1]</span></span></a></span></strong><strong></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Sahi Pir Sultan Abdal, Şah Kalender, Şah Veli, Şahkulu, Baba Zünnun, Şeyh Bedreddin gibi batini erenler, Osmanlı düzenine neden isyan edip, evi ocağı terk ederek &#8220;kaçangu&#8221;<a name="_ftnref2"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftn2" target="_blank"><span><span style="color: #0066cc">[2]</span></span></a> durumuna düştüler? Asıldılar, kesildiler!  </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Neden?</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <em><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Nesini söyleyim canım efendim<br /> Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim<br /> Arzuhal eylesem deftere sığmaz<br /> Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim</span></em> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Genel anlamda halk-reaya, özel olarak da Kızılbaş Taifesi yönetimden dışlanmıştı. Hakları verilmiyor; inançları tanınmıyordu; bünye ve geleneklerine uymayan bir yaşam biçimi, bir din, mezhep dayatılıyordu? &#8220;<em>İlle de bizim gibi giyinecek, ibadet edecek, yaşayacak, biat edecek, camiye gidecek, tesettüre gireceksiniz</em>&#8221; deniliyordu. </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Kızılbaş Türkmenler camiyi de, tesettürü de, kadının bir meta gibi alınıp-satılmasına da karşı çıktılar. İnsan bünyesine ve özgürlüğüne yakışmayan bu taassup rejimini reddettiler&#8230; </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8220;<strong>Hayır</strong>!&#8221; dediler! Çift bozup, dağa çıktılar! </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Cumhuriyetle birlikte yeni bir sayfa açıldı&#8230; Hilafet kaldırıldı, çevresindeki hurafe yuvaları temizlendi. Görece laik, özgür ve medeni bir dönem başlamıştı. &#8220;<strong><em>Rafızî&#8221;</em></strong><a name="_ftnref3"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftn3" target="_blank"><span><span style="color: #0066cc">[3]</span></span></a> olmaktan çıkmış, yurttaş olmuştuk. Oy veriyor, okullara gidiyor, kentte tutunabiliyor, memur olabiliyorduk.</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Yezit soyu, bu kadarını bile hazmedemedi&#8230; Bize bu olanağı sağlayan Atatürk&#8217;e ve cumhuriyete diş bilemeye başladı!</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Cumhuriyetten ve onu destekleyenlerden &#8220;<strong><em>Rövanş alacağız</em></strong>!&#8221; dediler&#8230;</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Siyasilerin aymazlığından yararlanan, Cumhuriyete diş bileyen ve adım adım örgütlenenler, &#8220;<em>Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak</em>&#8221; sloganlarıyla sokağa çıkıp katliam yaptılar: diri diri insan yaktılar. &#8220;<em>Atatürk&#8217;ün mirasını koruyoruz</em>&#8221; diyerek sırtüstü yatan konfor düşkünü askeri erk, cumhuriyeti koruyanlara değil, &#8220;<strong><em>Cumhuriyeti yıkmak istiyoruz</em></strong>&#8221; diyenlere sahip çıktı.    </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ve bu ihanet, AKP&#8217;yi doğurdu!</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">***</span></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Tarih yeniden tekerrür etti, <em>inanç özgürlüğü, bireysel alan, temel insan hakları </em>gibi medeni dünyanın ürettiği kavramlar, hiçbir biçimde dikkate alınmaksızın, ibadethanemiz olan cemevimiz, AKP iktidarının güdümündeki yargı tarafından yok sayıldı&#8230; </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Yargıtay 7. Dairesinin, Sünni Diyanetin fetvasına dayanarak verdiği &#8220;<strong><em>cemevi yoktur, cami vardır</em></strong>&#8221; kararı, ülkemizin sürüklendiği konum bakımından içimizi acıtıyor ve bizi farklı arayışlara sevk ediyor.</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Dün, binlerce, hatta yüzbinlerce yıllık toplumsal yaşamın süzgecinden damıtılan, dünya insanlık mirasından nasiplenen, Anadolu coğrafyasında senteze ulaşan ve son asırlarda Alevilik-Bektaşilik adıyla günümüze intikal eden, anılan bu insanlık mirasına, inanç ve kültüre düşmanlık güderek, tarihe gömmek isteyen <strong><em>köksüzlere &#8220;eyvallah&#8221; </em></strong>demeyeceğimiz tabiidir&#8230;  </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bu kararları, dün olduğu gibi bugün de tanımayacağız! </span></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Bir devşirme uşağı olan Padişah Yavuz&#8217;un dönemindeki şu hüküm, günümüz devşirmelerinin tutumundaki benzerliği onaylıyor ve tepkimizi haklı kılıyor: </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <em><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">&#8220;Hüseyinabad<a name="_ftnref4"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftn4" target="_blank"><span><strong><span style="color: #0066cc">[4]</span></strong></span></a> kazasında camiler olduğu halde cuma namazı kılınmadığı bildirildiğinden, cuma namazına gitmeyenlerin kimler oldukları hususunda ayrıntılı bilgi verilip, gelecek emre göre hareket edilmesi; din-i İslam&#8217;a karşı olanlardan biri olduğu bildirilen Bozdoğan köyü sipahilerinden Hüseyin&#8217;in mal varlığının alınması için beylerbeyine emir gönderildi.&#8221;<a name="_ftnref5"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftn5" target="_blank"><span><strong><span style="color: #0066cc">[5]</span></strong></span></a> </span></em> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Adalet, eşitlik, insanlık kalmamıştı. Güçlü, güçsüzü eziyor, fukara Anadolu köylüsü, devşirme idarecilerin elinde inim inim inliyordu. Anadolu insanı bu zulme daha fazla dayanamadı. İsyandan başka çare kalmamıştı: bulduğu, inandığı önderin ardına düştü, yürüdü! </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Eğer İslam&#8217;da tek meşru mabet camiyse, tek meşru cemaat de Sünnilik oluyor&#8230;</span></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Öyle mi?</span></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">O halde ibadethanemizi yasallaştırmak için İslam&#8217;la vedalaşmayı ve milyonlarla birlikte sokağa çıkmayı gündemimize almak mı gerekiyor?  </span></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <em><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Kızılırmak gibi bendinden boşan<br /> Hama&#8217;dan Mardin&#8217;den Sivas&#8217;a döşen<br /> Düldül eğelendi Zülfikar kuşan<br /> Ali&#8217;m ne yatarsın günlerin geldi<a name="_ftnref6"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftn6" target="_blank"><span><strong><span style="color: #0066cc">[6]</span></strong></span></a></span></em> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">Ey ahali; aklınızı başınıza alın!</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: black">&#8220;<strong><em>Haklarınızı tanıyoruz</em></strong>&#8221; dediğinizde her şey için çok geç olabilir&#8230;    27.07.2012</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <strong><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Murtaza DEMİR</span></strong> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"><br /> </span> </p>
<div class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal"> <span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </p>
<hr /> </span> </div>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <a name="_ftn1"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftnref1" target="_blank"><span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #0066cc">[1]</span></span></a><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> Aşık Serdari</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <a name="_ftn2"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftnref2" target="_blank"><span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #0066cc">[2]</span></span></a><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> Osmanlı baskıcı düzenine dayanamayıp dağlarda yaşamayı yeğleyen Türkmen ahali</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <a name="_ftn3"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftnref3" target="_blank"><span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #0066cc">[3]</span></span></a><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> Zındık, dinsiz</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <a name="_ftn4"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftnref4" target="_blank"><span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #0066cc">[4]</span></span></a><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> Çorum- Alaca İlçesi</span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <a name="_ftn5"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftnref5" target="_blank"><span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #0066cc">[5]</span></span></a><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> <strong>Refik, Ahmet</strong> Onaltıncı Asırda Rafizilik ve Bektaşilik, s. 28  </span> </p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: normal" class="MsoNormal"> <a name="_ftn6"></a><a href="http://tr.mg40.mail.yahoo.com/neo/#_ftnref6" target="_blank"><span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; color: #0066cc">[6]</span></span></a><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> Pir Sultan Abdal</span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/alevilerin-islamla-vedalasmasi-mi-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ CEMEVİ İNKÂRCILIĞI 2</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/diyanet-isleri-baskanliginin-cemevi-inkarciligi-2/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/diyanet-isleri-baskanliginin-cemevi-inkarciligi-2/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jul 2012 23:45:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dr. İSMAİL KAYGUSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/dyyanet-ythlery-bathkanlidinin-cemevy-ynkarcilidi-2/</guid>
				<description><![CDATA[&#160; DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI&#8217;NIN CEMEVİ İNKÂRCILIĞI 2 İsmail Kaygusuz Diyanet İşleri Başkanlığı ya da Devlet kabul etse de etmese de Cemevi Alevilerin inanç ve kültürünün merkezi olduğu kadar, aynı zamanda  tapınma yeridir. Cemevi ya da İsmaili ve Ehlihakçı Alevilerin adlandırdığı gibi Jamaat Khana (Cemaat Hane) ya da Gat Ganga bir ibadet hanedir. Üç yıl önce ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> &nbsp; </p>
<h1 class="contentheading clearfix">DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI&#8217;NIN CEMEVİ İNKÂRCILIĞI 2	</h1>
<div class="article-content">
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva">İsmail Kaygusuz</p>
<p> Diyanet İşleri Başkanlığı ya da Devlet kabul etse de etmese de Cemevi  Alevilerin inanç ve kültürünün merkezi olduğu kadar, aynı zamanda   tapınma yeridir. Cemevi ya da İsmaili ve Ehlihakçı Alevilerin  adlandırdığı gibi Jamaat Khana (Cemaat Hane) ya da Gat Ganga bir ibadet  hanedir. Üç yıl önce Sultanbeyli ve Çankaya ilçelerinde oturan  Alevilerin, Cemevi yaptırma talepleri için, Diyanet İşleri Başkan  yardımcısı imzası altında verilen bilirkişi raporunda,<br /> </span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva"> </span><span style="font-family: verdana,geneva"><br /> &#8220;Anayasanın &#8220;  İnkılap Kanunlarının Korunması&#8221; başlıklı 174. Maddesinin 3 numaralı  bendinde zikredilen 677 sayılı &#8216;&#8217; Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin  Seddine ve Türbedarlık ile Bir Takım Unvanların Men ile Ilgasına Dair  Kanun&#8217;&#8217; değiştirilmeksizin, kaldırılan tekke ve zaviyelerin ihyası  anlamına gelebilecek, ayin-i Cem icra etmek üzere Cemevi tesis edilmesi  anılan kanuna uygun düşmemektedir&#8230;&#8221;deniliyordu.</p>
<p> Daha sonra  çeşitli gazetelerde bu konuda verdiği demeçlerde ise aynı kişi doğal  olarak, bağlı bulunduğu Devlet Bakan&#8217;ı ve Başkanın söylediklerini  yineliyor; ayrıca bilgiç bir tavır içinde ve birkaç konuyu birbirine  karıştırarak şunları söylemişti:</p>
<p> &#8220;Din, tarihi ve bilimsel kabule  göre ; Islam&#8217; dan ayrı bir Alevilik- Bektaşilik Dini; cami ve mescitten  gayri &#8216;&#8217;Cemevi&#8217;&#8217; adında bir Islam mabedi de bulunmamaktadır. Ayrıca  Müslüman olan Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın Kur&#8217;an dan başka bir  kutsal kitabı, Hz. Muhammed&#8217; den gayri bir peygamberi de yoktur.&#8221;</p>
<p> Cemevi&#8217;nin Alevilerin Tapınma Mekânı Oluşu Tarihsel Bir Gerçekliktir</p>
<p> Tarikat şeyhlerinin elleri öpülerek siyaset yapıldığı; tarikatçıların başbakan  ve bakan olduğu; bir takım tarikat önderlerinin devletin, hükümetin,  hatta ordunun içine kadar adamlarına buyruklar verdiği ve de dinci  hükümetler tarafından yönetilmekte olan bu ülkede, hem de her fısatta  devrim yasalarını çiğnemiş, laikliğe ve Anayasa&#8217;nın ruhuna aykırı bu  kurumun Başkan yardımcısı, Alevilerin Cemevi istemini engellemek için  tekke ve zaviyelerin kaldırılması yasasını işletmeye çalışıyor!</p>
<p> Bilimin yöntemine ve verilerine karşı olup da işine geldiği zaman onu öne  çıkaranlara, tarihi hiç bilmeden tarihsel gerçekliklerden sözedenlere ne ad veriliyor doğrusu çok merak ediyoruz. Diyanet İşleri Başkan  yardımcısı, benim dinsel görüşüme göre demiyor da &#8220;dini,  tarihi ve  bilimsel kabule göre ; cami ve mescitten gayri &#8220;Cemevi&#8217;&#8217; adında bir  İslam mabedi de bulunmamaktadır&#8221; diyor.  Bunu da  &#8220;İslam&#8217; dan ayrı bir  Alevilik- Bektaşilik Dini olmadığı&#8221; örneklemesiyle sözde kanıtlıyordu.  Dinler ve inançlar tarihini derinliğine bilen, ortodoks ve heterodoks  inançların ayırdına varan ve bilimsel konuştuğunu ileri süren kimse  böyle bir kanıt göstermez.</p>
<p> Diyanetçilerin ve Sünni bilginlerin ,  iktidardaki yönetimin yadsıyarak, tapınma yeri kabul etmemesinin, bu  inkarcılığın tarihsel ve bilimsel temeli de, tutarlılığı da yoktur. Hem  sonra bir kere, işlev olarak da cami, ne kilisenin ne de sinagogun  İslamdaki karşılığıdır, yani o çok kullandıkları &#8216;alternatif&#8217;i filan da  değildir. Çünkü bu iki tapınakta aynı zamanda cemaatlarının tapınma  dışında çeşitli sosyo-psikolojik, sanat, müzik ve bilgilendirme  gereksinimlerini karşılayan etkinlikler de gerçekleştirilir. Bu  tapınakların çok iyi yetişmiş çocuk ve yetişkin koroları, müzisyenleri,  çağdaş eğitim yapan okulları vardır. İçinde konferanslar verilir,  tiyatro oyunları sahnelenir, konserler düzenlenir. Camilerin bünyesinde, çağdaş bilim ve yaşam biçimine karşıt eğitim veren Kur&#8217;an kursları ve  bazı ticari etkinlikler dışında ne yapılır? Herhangi birinde bir konser  ya da bilimsel bir konferans vermek için bir başvuru yapın da görün  dünyanın kaç bucak olduğunu! Cami cemaatını oluşturan erkekler birbirini tanımaz, ilşikileri bir &#8220;selamun aleykum&#8221;dan fazlası değildir; düzgün  ahlaklı, gerçek inananlar ve temiz insanlarla birlikte, hırsız,  ahlaksız, katil, dolandırıcı vb. müminler(!) de oradadır; camiden  çıktıklarında yine soysuzluklarını sürdürürler. Nasıl olsa iki rekat  nafile ya da tövbe namazı kılındı mı, Tanrı tüm günahları bağışlıyormuş! Öyle değil mi??</p>
<p> Cami Ve Cemevi&#8217;nin Kökeni Aynı, Ama İçinde Yapılan Tapınma Ritüelleri Farklıdır</p>
<p> Mekke&#8217;de ilk İslam topluluğunun tapınma yeri yoktu. İbn Hişam&#8217;ın (ö.883) Siyar-ı Nebi&#8217;sine (s. 159, 190) göre, İslam Peygamberi yaklaşık 13 yıllık Mekke döneminde, ancak 7.yılında tamamladığı kadınlı erkekli kırk kişilik  inananlarıyla kendi evinde, Mekke&#8217;nin en dar ve gizli sokaklarında  bulabildiği uygun bir mekanda ya da bir mağarada tapınma düzenlemeye  başlamıştı. Akşam, gece ve sabah olarak bildirilen bu Tanrıya dua  etmeyi/salat&#8217;ı, anlaşılıyor ki, putperest Mekkelilerin ağır baskıları  yüzünden, kendilerini güvencede hissettikleri ya da güvenceye aldıkları  zamanlarda akşamdan başlayarak sabaha kadar toplu tapınma biçiminde  yerine getiriyorlardı. Kutsal &#8220;Kırklar Meclisi ya da Kırklar Cemi&#8221;  adıyla  yaşatılan ve Alevi-Bektaşi toplu tapınması Görgü Cemi&#8217;nin  tarihsel kökeni olan olan bu gizli toplantılarda, kuşkusuz sadece ibadet yapılmıyor; topluluğun varlığını sürdürmesine ve İslamın  yayılması/propagandasına ilişkin sorunlar konuşulup tartışılıyor  çözümler üretiliyor ve hizmetler görülüyordu. İbn Hişam&#8217;ın verdiği  bilgiler İmam Bakır(ö.734) ve oğlu Cafer Sadık&#8217;ın (ö.765) batıni  çevresinde hazırlanmış Ummu&#8217;l Kitab ve 9.yüzyılın sonlarında yazılmış  İkhvan-as Safa Risaleleri tarafından desteklenmektedir.</p>
<p> Muhammed  peygamber 622 yılında Medine&#8217;ye göçedince,  tapınmalarını yapmak ve her  türlü toplumsal ve güvenlik sorunlarını konuşmak için geniş bir avlu   yaptırdı. Tapınma sırasında, yani dua ederken yüzler Kudüs yönüne  çevriliyordu. Muhammed Mekke&#8217;den gelen müslümanlarla (muhacir), bir yıl  önce Kırklar arasından 12 kişinin nakip olarak gönderdiği kişilerin  Medine&#8217;de İslama çevirdiği yerlileri (ensar) burada kardeşleştirdi.  Tapınma törenlerinin  bir parçası olarak, ortak çalışıp, kazancı  ortaklaşa kullanmak ve bölüşümcülük temelinde ömür boyu ailecek  sürdürülen yol ve inanç  kardeşliğiydi bu. Ortodoks tarihçilerin &#8220;Muahat Akdi&#8221; (Kardeşlik Anlaşması) adını verdikleri bu tören, Alevi toplu  tapınması Görgü Cemi&#8217;nin en önemli kurumu Müsahipliğin temelidir ve  kesintisiz aynı ilkeler bağlamında &#8220;ikrar verme, yola girme, yolkardeşi  olma&#8221; ritüelleriyle günümüze değin sürmüştür. Bu ilk toplanma, &#8220;cem&#8221;olma yerinin adı cami değil, mescid (secde edilen, ibadet yapılan yer) idi.  Alevilerin  tapınma yeri olan Cemevi/Meydanevi, bu ilk mescidin  işlevlerini sürdürmektedir.</p>
<p> Kuran ayetlerinden hiçbirinde ve  Muhammed&#8217;in davranışlarında görüldüğü gibi, Tanrı&#8217;nın adının  anılması(Kuran 33, 41: Ey insanlar! Tanrıyı sıkça zikredin.) ve ona dua  edilmesinin ne yeri ve zamanı ne de duruş biçimi belirlenmiştir. Gece ve gündüz boyunca inananın istediği zamanda ve yerde (Kuran 73, 20: Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını,bazan yarısını, bazan da üçte birini yatmadan ibadetle geçirdiğini&#8230;Rabbin biliyor); yatarken, otururken,  at veya deve üzerinde çeşitli pozisyonlarda, hatta raksederek Tanrı&#8217;ya  dua edilebilir (Kuran 3, 191: Onlar ayakta dururken, otururken, yanları  üzerine yatarken Allahı anarlar&#8230;Kuran 2, 239: Eğer-herhangi birşeyden- korkarsanız, salatınızı yürüyerek yahut binmiş olarak yerine  getirin&#8230;) Bir Müslümanın, kilisede ve havrada Tanrısına dua  edebileceği gibi, elbette ki evinin bir köşesinde, camide ya da  cemevinde bunu yerine getirmesi de olağandır. Demek ki İslamın özünde,  yani Kuran ve Hadislerle kesinkes belirlenmiş cami yapısı türünden bir  İslami tapınak yoktur. Eğer öyle olsaydı Ali şu sözleri söyler miydi:</p>
<p> &quot;1024. Duydum ki bir cami yaptırıyormuşsun devlet hazinesinden, inşallah başaramıyacaksın.</p>
<p> 1025. Alıp dağıttığı narların karşılığını fuhuş ile ödeyen bir kadına benzetiyorum senin şu cami yaptırma işini.</p>
<p> 1026. Bunu anlayan insanlar ona dediler ki; bela onun üstüne olsun, ne zina  işle ne de sadaka dağıt!&#8221; (Hazreti Emir Ali İbn-i Ebu Talib, Çev. Vedat  Atil:, Hazreti Ali Divanı.İstanbul 1990, s. 125)</p>
<p> Cami, cem  sözcüğüyle aynı kökten ve &quot;toplanma yeri&quot; demektir. Hemen anlaşılacağı  gibi Cemevi ile aynı anlamı taşıyor. Ancak  cami bu gerçek anlamından  uzaklaştırılarak ona &quot;Tanrının evi&quot;, &quot;Müslümanların tapınağı&quot; vb.  biçimde isimlerle kutsal görev yükletilmiştir. Nasıl ki salât, yani  Tanrıya &#8220;dua etme-yakarma&#8221;, Farsça namaz olarak, Muhammed peygamberin  ölümünü izleyen yüz-yüzelli yıl içinde değişmez biçim ve kurallara, beş  vakite bağlanmış ise; camiler de özellikle Sünni  (Hanedan)  İmparatorluklarında kutsanıp, İslam tapınağı olarak birer ihtişam  simgesi olmuştur.</p>
<p> Ortodoks İslamın geliştirip zorunlu kıldığı,  Kilise ve Havra karşılığı dinsel tapınak olarak Cami kavramı Heterodoks  İslam&#8217;da, yani Alevilikte yoktur. Abbasi dönemi heresiograflarının (din  sapkınlığı yazarları) verdikleri bilgilere göre; Babek-Hurremiler  (9.yüzyılın ilk yarısı) dinsel törenlerini belirli gecelerde kırsalda,  açık alanlarda kadın erkek toplu halde yapıyorlar. Orta yerde yakılmış  bir ateşin çevresinde hep birlikte raksederek şarkılar söylüyorlardı.  Ayrıca  Babekilerin, egemen oldukları bölgelerde yaşayan Ortodoks  Müslümanların köylerine -kendileri içine hiç ayak basmadıkları halde-  camiler yaptırdıklarını şaşkınlık içinde yazmaktadırlar.</p>
<p> Nuvayri&#8217;nin Nihayat al-Arab adlı yapıtında anlattığına göre Karmatiler 891 yılında  ilk kez Küfe yakınlarında ulaşılması güç bir kale inşa ettiler.  Genişliği 13.44 m. olan surların çevresinde geniş hendek kazdılar. Bu  kale inşaatını çok kısa bir zamanda tamamlayıp, onun içinde çok büyük  bir bina yaptılar. Her yandan gelen kadın ve erkekleri ayırım  yapmaksızın buraya yerleştirdiler. Adına Dar al Hicra (Göçmen Evi)  diyorlardı. Daha sonra yaklaşık iki yüzyıl boyunca Karmatiler,  tapınmalarını ve topluluğun sorunlarını görüştükleri toplantılarını kale ve kentlerindeki bu Dar al-Hicra&#8217;larda yaptılar.</p>
<p> 1051 yılı  kışında başkent al-Ahsa&#8217;yı ziyaret eden Nasr al-Husrev, İslam şeriatını  tümüyle yadsıyan Karmatilerin, kentte yaşayan Ortodoks Müslümanların  (Sünni ve Şiiler) toplu dua etmeleri için bir İranlı tüccarın Cuma  camisi yaptırmasına izin verdiklerini anlatmaktadır. Görülüyor ki bu  proto-Alevi toplulukları, kendileriyle birlikte yaşayan Sünnilerin inanç ve ibadetlerine engel olup, kendi düşünce ve inançlarını zorla  dayatmamışlardı</p>
<p> Alevi konar-göçer Türkmenler&#8217;in Anadolu&#8217;dan bir  Cem betimlemesi vardır: 13. yüzyılın ilk çeyreğinde, Baba İlyas&#8217;ın Piri  Dede Garkın&#8217;ın Elbistan ovasında dörtyüz Türkmen obasının dörtyüz  şeyhini, bir mürşid ve büyük Şeyh olarak topladığını ve kırk gün kırk  gece Cem sürdürdüklerini, Elvan Çelebi Menakıbu&#8217;l Kudsiyye&#8217;sinde  (s.16-17) anlatmaktadır. Cem süresince katılımcı şeyhler, Dar&#8217;a durarak  yol içindeki eksiklikleri-noksanlıklarını dile getirip mürüvvet  dilemekte. &quot;Sürünerek huzuruna geldik, suçluyuz suçumuzu kabulettik!&quot;  demektedirler. Cem toplu tapınmasının sonunda, büyük bir keramet  göstermiş bulunan Baba İlyas halife ve büyük Şeyh seçilmiştir&#8230;</p>
<p> Büyük İsmaili Aleviliğinin Hind ve Sind baş dai&#8217;lerinden Pir Sadruddin&#8217;in  (ölm. 1416) İmam İslam Şah&#8217;ın isteği üzerine 1396 yılı içerisinde Pencap ve Kaşmir&#8217;de Gat Ganga&#8217;lar yaptırdığını biliyoruz. Hind  diyalektlerindeki Gat Ganga&#8217;nın tam Türkçe karşılığı Cem Evi&#8217;dir.  İsmaili Aleviler de toplu tapınmalarını camilerde değil ve Cemevi&#8217;nde  yapıyorlardı. (Muhammad Umar: Islam in Northern India. Aligarh 1993: 370 vd.) Bugün de İsmaililerin tapınma yerleri Camaat Hana, yani Cemevi   adını taşır.</p>
<p> Daha sonraki yüzyıllar içinde Anadolu&#8217;da Alevi  inançlı halk toplulukları yerleşik düzene geçmiş. Bu ekonomik ve  toplumsal düzenin daha alt yerleşim birimleri olan köy ve kasabalarda  kurulmuş zaviye ve dergâhların Meydanevi ya da Cemevinde toplu  tapınmalarını, baskıcı yönetimler yüzünden gizli olarak  sürdüregelmişlerdir. Hacı Bektaş Veli Dergâhı külliyesindeki Meydanevi  bunun en önemli kanıtıdır.</p>
<p> Alevi-Bektaşilerin bir tapınma yeri  vardır ve bu Cami değil, Cemevi&#8217;dir. Cemevi (ya da Meydanevi) bir  tapınma yeridir; inanç ritüelleri orada uygulanır. Ama biz, inandığımız  Tanrıya tapınmamızı; Tevhid&#8217;imiz, Dâr&#8217;ımız, Semah&#8217;ımızla ve nefeslerimiz ve sazımızla, Kuran&#8217;ın buyurduğu gibi heryerde yaparız; meydanlarda da  evlerde de uygularız inancımızın gereklerini.  Günümüze kadar kalan  tarihsel Cemevi örneklerini de vereceğiz.  Anca ayrıca  Başbakan,  Alevileri camiye çağırıyordu: Kendisine deriz ki, &#8220;açınız Cuma akşamları Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih, Selimiye&#8230;camilerinin kapılarını;  sazımızla, müziğimiz ve semahlarımızla gelip toplu tapınmamız olan  Cem&#8217;imizi yapmazsak, bize Alevi demesinler!&#8221; Sayın Başbakanımız İslam  dinini Sünnilik, daha doğrusu sadece Hanefi şeriatı olarak  algılamaktadır. Çünkü İmamhatip Okulu ders kitaplarından öyle öğrenmiş.  Daha fazlası da beklenmezdi.</p>
<p> Üç Tarihsel Cemevi, Hem de Resmi Örnek!</p>
<p> Sözü fazla uzatmadan, 13, 14 ve 15.yüzyıldan ve  hâlâ ayakta olan aşağıda  resimlerini de verdiğimiz üç tarihsel örneği, Alevi-Bektaşi  Cemevlerinin  tapınma yeri kanıtı olarak, inkârcı Diyanetin gözüne  sokmak gerekli oldu:</p>
<p> 1) Malatya&#8217;ya bağlı Arapgir ilçesinin Onar  köyünde bulunan, 1224 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin&#8217;in Malatya  Emiri&#8217;inin verdiği &#8220;Zaviye Vakıf Belgesi&#8221; ile Şeyh Hasan Onar tarafından kurulmuş ve &#8220;Şeyh Hasan Onar Zaviyesi&#8221;ne ait olan Büyük Ocak ve daha  sonra oğlunun kurduğu Şeyh Bahşiş adlarıyla hâlâ yaşayan iki  Meydanevi/Cemevi. 300-400 kişiyi içine alan ve kare planlı iki yapının  da duvarları penceresiz, çok sayıda direklerle (bunlardan ortada bulunan kutsal Karadirek adı verilmiş olanın dibindeki postta Cemi yöneten Dede oturur) desteklenmiş kirişlerin üzerine küçülen kareler biçiminde  oturtulmuş kırlangıç ya da bingi çatısının/damının ortasında pencere ve  baca görevi yapan, küçük çaplı bir yarım kubbenin altında  yandan dışarı dönük 50-60 cm. çapında oyulmuş birer delik taş bulunmaktadır. İkisi de kutsal mekanlar olarak, ilkel de olsa biçimlerini bozmadan onarıla  onarıla 784 yıl boyunca &#8220;Cemevi&#8221; olarak, bugüne kadar yaşatılmıştır. [1]
<p> 2) Hünkar Hacı Bektaş Veli&#8217;nin (ö.1271/3) 1250&#8217;nin ilk yarısında  yapılandırmaya başlayıp, 360 halifesi aracılığıyla batıni inançlı Alevi  Türkmen toplulukları birliğini sağlayarak 1260&#8217;a doğru, Selçuklu Sultanı İzzettin&#8217;in Moğollara karşı mücadelesinde desteklediği ve onun  bağımsızlık siyasetinde ağırlığını gösterdiği yıllarda, Dergâh külliyesi içinde ibadet yeri olarak bir Meydanevi/Cemevi&#8217; kuşkusuz bulunuyordu.  Yüzyıl sonra 1367&#8217;de bizzat devlet eliyle yeniden, Büyük Ocak ile aynı  plan ve mimari tipte, fakat duvarlarında geniş pencereleri bulunan  gelişmiş, kentleştirilmiş biçimde bir Meydanevi yaptırılmıştır. Halen  Müze olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı&#8217;nı ziyaret edenler zaten görmüş  olmalıdır;  www.Hacıbektas.gov web sitesinde şu küçük açıklama vardır:</p>
<p> &#8220;Tekkenin en önemli bölümlerinden biri olup, girişindeki kitabesine göre Sultan  Murat I Hüdavendigar tarafından 1367 yılında bu Meydanevi  yaptırılmıştır. Burada tarikata intisap etme yani ikrar verme ve nasip  alma törenleri yapılıyordu. Meydan Odası&#8217;nın rekonstrüksiyon olarak  bingi tekniğinde inşaa edilen tavanı ilgi çekicidir.&#8221;</p>
<p> 3)  Yunanistan topraklarında bulunan Didymetikon&#8217;un (Dimetoka) Mega Dereion  (Büyük Viran) bölgesinde Ruso (Ruşenler) köyündeki Seyyid Ali Sultan  Kızıl Deli Dergâhı Meydanevi. Görgü cemlerinin yapıldığı bu  Meydanevi&#8217;nin kapısı üzerindeki yazıtta.binanın ilk yapılış tarihinin  H.804 (M.1401- 2) olduğu ve H.1173 (M.1759) yılında Derviş Ali  tarafından onarıldığı yazılıdır. Asıl önemli olan bu meydanevi/cemevinin yapılışı, Osmanlı tapu tahrir defterlerinde kayıtlı olduğu üzere  &#8220;Sultan Yıldırım Han Kızıl Deli&#8217;ye Büyük Viran, Daru Bükü ve Turfillü  Viranı köylerini vakıf olarak verdiği yıla rastlar. H.804 (11 Ağustos  1401 &#8211; 31 Temmuz 1402) tarihli bu vakıf fermanıyla bir başkası gelip de  el koyamasın diye, bir sahiplik unvanı verilmiştir. Kızıl Deli adı bu  mülkü daha sonra varislerinin yararına bir dinsel vasiyete  dönüştürmüştür&#8221;.(TT.470)</p>
<p> Bu tarihten on-on bir yıl sonra, Hicri  815 (1411-12)&#8217;de, Yıldırım Han&#8217;ın oğlu Musa Çelebi, Şeyh Bedreddin&#8217;in  kazaskerliği döneminde vakıf hakkını yenilediği belgede &#8220;Şeyh Kızıl  Delu&#8217;nun köyünü evvelki beyler vakf ve tesellüm etmişlerdir&#8230;ben dahi  eline nişan-ı hümayun verdim ki&#8230;.&#8221;ifadesini kullanmıştır.[2]
<p> Çok daha eskilere gitmeden ve daha sonrakileri de araştırmaya girişmeden,  bu üç tarihsel belgeli yapı, iki Ortaçağ feodal devletinin, yani Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;nin genişleme ve Osmanlı Devletinin kuruluş  dönemlerinde Alevilerin tapınma mekânının Cami değil, Cemevi olduğunu  kabul ettiğinin resmi kanıtıdır. Demek ki, bu 13.,14. yüzyıl Türk  devletleri hangi nedenden olursa olsun, 21.yüzyılın Türkiye  Cumhuriyeti&#8217;nden Alevilerin inanç ritüelleri ve onların uygulandığı  mekâna daha saygılı ve onlara o dönemlerde daha hoşgörürlükle  davranıyorlardı. Bu durum, kendisini çağdaş, laik ve demokratik gören  bir 21.yüzyılın devleti için büyük utançtır. Eğer Avrupa Birliğine  girmek için bu ayıbı silmek zorunda kalsa bile, kalan lekeleri de  katmerli ayıp olarak tarihe geçecektir.</p>
<p> Ankara&#8217;ya Uzun Yürüyüş!</p>
<p> Alevi-Bektaşilerin inanç ritüellerini uyguladığı bir tapınma yeri olan Cemevi tarihsel bir gerçekliktir, bunu kabul etmeyen Diyaneti de, destekçi siyasetleri de  kınıyoruz; misyoner tavrı içinde Alevilere yaklaşarak, Sünni-Şii  dogmalarını dayatıp onları camiye çağıran devlet ve yönetim anlayışını  ise şiddetin son noktasında kınamak hakkımız doğmuştur. Bu hakkı, devlet Alevi-Bektaşi inanç kimliğimizi tanıyarak, Cemevlerimizi  tapınma   mekânı olarak resmen kabul edinceye ve camilere yapılan devlet  yardımlarından yararlanıncaya dek, her türlü hukuksal başvurularla  birlikte kitlesel toplu eylemlere gidilmesinin de zamanı çoktan gelip  geçmiştir.</p>
<p> Vurdumduymazlık mı yapılıyor, gözardı edilerek   dayatmacılık sürdürülüyor mu; o zaman Türkiye nüfusunun üçte birini  oluşturan Alevi-Bektaşi toplumunun kitlesel olarak hiç vakit geçirmeden  yapacağı tek şey kalıyor: Kuruluşundan bu yana kendisine hizmet vermemiş ve vermeyen  Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesinin, kendisinden  alınan üçte bir payın kesilmesi ve bu miktarın Milli Eğitim ve Sağlık  Bakanlığına aktarılmasını sağlamak için her türlü eyleme başvurması.  İlki Ankara&#8217;ya uzun yürüyüş!</p>
<p> &#8220;Kimliğimizi istiyoruz!&#8221;, &#8220;Tapınma  mekanımız Cemevleri yasallaşsın!&#8221;,  &#8220;Diyanet&#8217;e artık vergi ödemek  istemiyoruz!&#8221;  &#8220;Ya Diyanet, kamu alanından uzaklaştırılsın ya da  vergilerimiz derhal bütçesinden düşürülsün!&#8221; sloganlarıyla seksen ilden  milyonlarca Alevi-Bektaşi Ankara&#8217;ya yürümeli ve  bu haklı istemleri  gerçekleşinceye dek Ankara&#8217;yı &#8220;mesken&#8221; ve meydanlarında ise &#8220;Cem&#8221;   tutmalıdır! </span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva"><img class=" size-full wp-image-1228" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/ictengorunus.jpg" alt="" width="395" height="326" /></span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva">Büyük Ocak Cemevi&#8217;nin içten görünüşü</p>
<p> <img class=" size-full wp-image-1229" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/clip_image003.jpg" alt="" width="395" height="326" /></span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva">Şeyh Bahşiş Cemevi&#8217;nin içten görünüşü</p>
<p> <img class=" size-full wp-image-1230" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/clip_image004.jpg" alt="" width="395" height="326" /></span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva">Haci Bektas Veli Dergâhı Meydanevi</p>
<p> <img class=" size-full wp-image-1231" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/agustos-eyll2006_kizildeli_dergahi_cemevi_girisi__tr2_083.jpg" alt="" width="395" height="326" /></span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva">Kızıldeli Dergâhı Meydanevi Giriş Kapısı</p>
<p> <img class=" size-full wp-image-1232" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/agustos-eyll2006_tr2_130.jpg" alt="" width="395" height="326" /></span></span> </p>
<p> <span style="font-size: 10pt"><span style="font-family: verdana,geneva">Kızıldeli Dergâhı Meydanevi</p>
<p> [1] Şeyh Hasan Onar, Bağdat Halifesi el-Nasır&#8217;ın (1180-1225 ) Konya Sultanı Keyhusrev I&#8217;e, vassal Sultanlığını onaylama simgesi  &#8220;Ahi şalvarı  giydirmek&#8221; ve Anadolu&#8217;da resmi Ahi Örgütü&#8221;nü kurmaları için 1205 yılında elçilik heyeti olarak gönderdiği Muhyiddin İbnül Arabi , Şeyh  Evhadüddin el-Kirmani, Şeyh Nasuriddin Mahmud (Ahi Evren), Şeyh Ebu  Cafer Muhammed el-Barzani, Mukaddis Ebu&#8217;l Hasan Ali el-İskenderani gibi  dönemin bilginleri arasında bulunmaktadır. Irakta&#8217;ki Bayat Türkmen  oymağının aynı zamanda beglerinden biri Şeyh Hasan Onar, bu tarihten tam yirmi yıl sonra Malatya bölgesine gelip yerleşmiştir. (KAYGUSUZ İsmail, Onar Dede Mezarlığı ve Şeyh Hasan Oner, İstanbul, 1983, Büyük Ocak ve  Şeyh Bahşil Cemevi için bkz. Res.26,27; Prof. Dr. Mikail Bayram, Ahi  Evren ve Ahi Teşkilatı&#8217;nın Kuruluşu, Konya,1991, s.27-28; ONARLI İsmail, Şeyh Hasan Aşireti-Anayurttan Anadolu&#8217;ya, İstanbul, 2001)</p>
<p> [2]  Ahmet Hezarfen, Tarihî Belgeler Işığında Kızıl Deli Sultan,  Istanbul-2006, s.47-48). Bu ifade aynı zamanda  1402&#8217;de öldüğü bilinen  Seyyid Ali Sultan&#8217;ın yaşamakta olduğunu göstermekte. Dolayısıyla daha  sonra Şeyh Bedreddin&#8217;in bu bölgedeki büyük destekçisi olduğu kuşkusuz  görülmektedir.</span></span> </p>
</p></div>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/diyanet-isleri-baskanliginin-cemevi-inkarciligi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Biz Yanıyorduk</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/biz-yanyyorduk/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/biz-yanyyorduk/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 01 Jul 2012 00:18:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kaykı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[ALİ KAYKI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/biz-yanyyorduk/</guid>
				<description><![CDATA[&#160; Dumana düştü yaşlarım Özlemin derinlerinden Sonsuzluğun ötesine   Yüreğimle eridi sevdam Umudu alazlayan bakışlarla Tutuşmuş bedenimde   Masumiyet yanıyordu Karanlık vicdanların ateşinde   Biz yanıyorduk Allı kızıllı Biz aydınlatıyorduk vahşi karanlığı   Biz &#8230; Ali Kaykı &#160;]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p> &nbsp; </p>
<p> <!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:TrackMoves/> <w:TrackFormatting/> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning/> <w:ValidateAgainstSchemas/> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:DoNotPromoteQF/> <w:LidThemeOther>DE</w:LidThemeOther> <w:LidThemeAsian>X-NONE</w:LidThemeAsian> <w:LidThemeComplexScript>X-NONE</w:LidThemeComplexScript> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables/> <w:SnapToGridInCell/> <w:WrapTextWithPunct/> <w:UseAsianBreakRules/> <w:DontGrowAutofit/> <w:SplitPgBreakAndParaMark/> <w:DontVertAlignCellWithSp/> <w:DontBreakConstrainedForcedTables/> <w:DontVertAlignInTxbx/> <w:Word11KerningPairs/> <w:CachedColBalance/> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> <m:mathPr> <m:mathFont m:val="Cambria Math"/> <m:brkBin m:val="before"/> <m:brkBinSub m:val="&#45;-"/> <m:smallFrac m:val="off"/> <m:dispDef/> <m:lMargin m:val="0"/> <m:rMargin m:val="0"/> <m:defJc m:val="centerGroup"/> <m:wrapIndent m:val="1440"/> <m:intLim m:val="subSup"/> <m:naryLim m:val="undOvr"/> </m:mathPr></w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true" DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99" LatentStyleCount="267"> <w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false" UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/> <w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 10]> 

<style> /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normale Tabelle"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;} </style>

 <![endif]--> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"><br />  </span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Dumana düştü yaşlarım</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Özlemin derinlerinden</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Sonsuzluğun ötesine</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Yüreğimle eridi sevdam</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Umudu alazlayan bakışlarla</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Tutuşmuş bedenimde</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Masumiyet yanıyordu</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Karanlık vicdanların ateşinde</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"> </span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Biz yanıyorduk</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Allı kızıllı</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Biz aydınlatıyorduk vahşi karanlığı</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'"> </span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Biz &#8230;</span></span> </p>
<p class="MsoNormal"> <span style="font-size: 10pt; font-family: verdana,geneva"><span style="line-height: 115%; font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman','serif'">Ali Kaykı</span></span> </p>
<p> &nbsp; </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/biz-yanyyorduk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>2 Temmuz Sivas Kırımı, Devletin Alevi Toplumuna Verdiği Bir Gözdağıydı</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/2-temmuz-sivas-kirimi-devletin-alevi-toplumuna-verdigi-bir-gozdagiydi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/2-temmuz-sivas-kirimi-devletin-alevi-toplumuna-verdigi-bir-gozdagiydi/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 23:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Kaygusuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dr. İSMAİL KAYGUSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/2-temmuz-sivas-kyrymy-devletin-alevi-toplumuna-verdidi-bir-gozdadyydy/</guid>
				<description><![CDATA[İsmail Kaygusuz 2 Temmuz 93&#8217;te Sivas&#8217;ta Madımak&#8217;tan yükselen kara duman, yobazın yüzünün karası ve Devleti yönetenlerin bağışlanmaz hatasıdır 2 Temmuz 93&#8217;te Sivas&#8217;ta Madımak&#8217;tan göğe yükseliyor kızıl yalımlar Seyre çıkmış polisler jandarmalar İçinde Ozanlar yazarlar sanatçılar Cayır cayır türküler şiirler Tutuştu yandı sazların telleri Şeytan diyor ki, Saçlarından yakalayıp  aynı ateşe doğru sürmeli &#34;Çok şükür dışardaki  ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<div class="article-content">
<p> <strong>İsmail Kaygusuz</strong> </p>
<p> <em><strong>2 Temmuz 93&#8217;te Sivas&#8217;ta</strong></em><br /> <em><strong>Madımak&#8217;tan yükselen kara duman,</strong></em><br /> <em><strong>yobazın yüzünün karası ve</strong></em><br /> <em><strong>Devleti yönetenlerin bağışlanmaz hatasıdır</strong></em> </p>
<p> <em><strong>2 Temmuz 93&#8217;te Sivas&#8217;ta</strong></em><br /> <em><strong>Madımak&#8217;tan göğe yükseliyor kızıl yalımlar</strong></em><br /> <em><strong>Seyre çıkmış polisler jandarmalar</strong></em><br /> <em><strong>İçinde Ozanlar yazarlar sanatçılar</strong></em><br /> <em><strong>Cayır cayır türküler şiirler</strong></em><br /> <em><strong>Tutuştu yandı sazların telleri</strong></em><br /> <em><strong>Şeytan diyor ki,</strong></em><br /> <em><strong>Saçlarından yakalayıp  aynı ateşe doğru sürmeli</strong></em><br /> <em><strong>&quot;Çok şükür dışardaki  vatandaşlara birşey olmamıştır&quot; diyen Çiller&#8217;i</strong></em> </p>
<p> Aradan tam on yıl  geçti, yaralarımız hala kanıyor ve yanıklarımız  içten içe sızlamaktadır.  2 Temmuz 1993&#8217;te Sivas&#8217;ta kapkara bir gün  yaşandı; Sivas yangını  planlı bir kırım ve Alevi-Bektaşi toplumuna bir  gözdağıydı.  4. Pir Sultan Kültür Şenlikleri&#8217;inde  şeriatçı ve faşist  canavarlar, büyük Alevi ozanı Pir Sultan&#8217;a ve onun temsil ettiği Alevi  kültürüne, Alevi-Bektaşilere saldırdılar. Halkımızın sanat ve kültür  hazinesi olan aydınlarımızı, yazar ve sanatçılarımızı yakarak  öldürdüler. </p>
<p> Sivas&#8217;ta yaşanan kanlı olayın baş sorumlusu devlet ve dönemin  koalisyon hükümetidir. Her ne söylenirse söylensin, bu sorumluluktan  kendilerini kurtaramazlar, ellerimiz hep yakalarında olacak.  Anımsayalım: Daha şenlikler başlamadan on-onbeş gün önce, Sivas yerel  basını saldıracaklarını açıkça ilan ediyor. Geceleri &quot;bir grup müslüman&quot; imzalı tehdit ve düşmanlık dolu bildiriler başta Alevi mahalleleri  olmak üzere tüm Sivas&#8217; dağıtılıyor. Devletin güvenlik güçlerinin önünde, günlerce önceden saldırı hazırlıkları yapılıyordu. &quot;Müslüman Kamuoyuna&quot; başlığını taşıyan bildiride Sünni halk cihada çağrılıyor: &quot;Kafirler  şunu bilmelidir ki: İslamın Peygamberini ve kitabın izzetini korumak  için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır. Gün  Müslümanlığın gereğini yerine getirmenin günüdür&quot;diye yazmışlardı. Ama, HİÇBİR ÖNLEM  ALINMADI&#8230; </p>
<p> Devletin tepe organları, şeriatçı gericiler ve milliyetçi-faşist  sürülerinin Cuma namazıyla birlikte başlayıp, gece geç saatlere kadar  süren saldırılarına kayıtsız kalırken, Sivas&#8217;taki devlet güvenlik  güçleri olayların gelişmesini engellemediler. Pir Sultan Abdal Kültür  Merkezi&#8217;ne, valiliğe saldıran, aydın ve sanatçıların kaldığı Madımak  otelini kuşatan bu gözü dönmüş, insanlıkla ilgisi kalmamış kalabalığa,  henüz zaman ve olanak varken MÜDAHALE EDİLMEDİ. İçerideki canlar, güzel  insanlar tam sekiz saat kendilerine devletin yardım elini bekledi.  Havadan kurtarma helikopterleri gönderecekleri yerde,  Cumhurbaşkanı  Demirel, &quot;Güvenlik güçleriyle halkı karşı karşıya getirmeyin!&quot; buyruğunu veriyor. Başbakan Tansu Çiller ise, ona karşılık verircesine  üzülmeyiniz(!) &quot;devlet oradadır; çok şükür dışarıda oteli saran  vatandaşlarımıza hiçbirşey olmamıştır&quot; diye demeç veriyordu. Devletin  tepesindekiler, halk dedikleri, vatandaşlar dedikleri gözüdönmüş  saldırganları açıkça korudu; kitapları, sanatı ve müziğiyle halkı  aydınlatan o mazlum canların cayır cayır yanmasına ise göz yumdular. Bu  sözleri söyleyenlerin, 15 ve 16.yüzyıllarda salt Sünnilik dışı inanç ve  düşüncelerinden ötürü Hurrufi ve Kızılbaşların (yani  Alevi-Bektaşilerin)  ihrak-ı binnar  edilmeleri (ateşte yakılmaları)  için fermanlar yazdırmış Osmanlı Sultanlarından ne farkı vardı? </p>
<p> <em><strong>2 Temmuz 93&#8217;te Sivas&#8217;ta</strong></em><br /> <em><strong>Madımak&#8217;tan kara dumanlar yükseliyor gökyüzüne</strong></em><br /> <em><strong>Madımak&#8217;tan kızıl yalımlar yükseliyor</strong></em><br /> <em><strong>Ama içindekilerden tek çığlık yok</strong></em> </p>
<p> <em><strong>Edibe&#8217;nin saçları yandı</strong></em><br /> <em><strong>Kirpikleri kaşları yandı</strong></em><br /> <em><strong>Sonra ateş tüm bedenini sardı</strong></em><br /> <em><strong>&quot;Yetiş ya Ali!&quot; dedi sustu</strong></em> </p>
<p> Olayı, karanlık güçlerle birlikte şeriatçı gericiler ve faşistler  elele vererek planlamışlardı; devlet bundan haberliydi. Yazar Aziz Nesin tahrik aracı (!) olarak kullanılacaktı. Çünkü 80&#8217;li yılların ikinci  yarısından itibaren Alevi toplumunda başlayan uyanış; kendi öz kültürünü tanıma ve tanıtma, inanç kimliğine sahip çıkma sürecine girilmiş  olmasından rahatsızlık duyuluyordu. Bu süreç, demokrasi gelişiminin  hızlandırılmasını ve demokrasinin olmazsa olmaz koşulu laikliğin tam  anlamıyla uygulanmasını getirecekti. Faşistlerle şeriatçılar herikisine  ve her zaman düşmandır. Devlet ise halkına demokrasiyi layık görmüyordu. Bu anlayışlar birleşince plan tamamdı ve uygulamaya konuldu;  Alevi-Bektaşi toplumuna kolay kolay unutamıyacağı bir gözdağı vermek  gerekiyordu. Bu gözdağını, Madımak Oteli&#8217;nde otuz beş canı cayır cayır  yakarak verdiler: </p>
<p> <em><strong>Dışarıda itler kurtlar ulurken</strong></em><br /> <em><strong>Onlar nefes söyleyerek</strong></em><br /> <em><strong>Onlar semah dönerek</strong></em><br /> <em><strong>Onlar şiir okuyarak</strong></em><br /> <em><strong>Ve onlar saz çalarak yandılar</strong></em> </p>
<p> <em><strong>Hasret&#8217;in önce sazı tutuştu</strong></em><br /> <em><strong>Elinden bırakmadı onu</strong></em><br /> <em><strong>&quot;Merhaba çocuk&quot;la karşıladı alevi</strong></em><br /> <em><strong>Ah &quot;Dört Kurşun&quot; olsaydı dedi</strong></em><br /> <em><strong>&quot;Bu canı sana vermezdim&quot;</strong></em> </p>
<p> <em><strong>Koca Nesimi&#8217;in </strong></em><br /> <em><strong>Bıçak vurulmamış kızılbaş bıyıkları</strong></em><br /> <em><strong>Tutuşmuş yanıyordu</strong></em><br /> <em><strong>Üç telli curasını bırakmamış</strong></em><br /> <em><strong>Hala Olef Palma&#8217;ya ağıt söylüyordu</strong></em> </p>
<p> <strong>Onlar Yaşarken Işık Olmuşlardı</strong> </p>
<p> Onlar alev alev yandılar yakıldılar; ama yanarken halkın yüreğini  ışıttılar ve Alevi toplumunun bilincine aydınlık taşıdılar. Devletin ve  diğer tüm karanlık güçlerin planları tutmadı; verdikleri gözdağı geri  tepti. 2 Temmuz kırımıyla Alevi-Bektaşi toplumu silkinip attı üstündeki  ölü toprağını. Yurt içinde ve yurt dışında sivil örgütlenmeler,  dernekleşmeler çığ gibi büyüdü; sık sık laiklik, demokrasi, özgürlük  adına, kültürel sanatsal etkinlikler yapılarak, Faşizm ve şeriatçı  gericiliğe karşı çıkıldı. İnançsal ve siyasal boyutlarda da çeşitli  gelişmeler ve tartışmalar sağlandı. </p>
<p> Bu gelişmeler doğrultusunda devlet, Türkiye nüfusunun üçte birini  oluşturan bir  inanç toplumuna gözdağı dayatmasının yanlışlığını,  korkutma ve baskının tam tersine patlamaya neden olacağının farkına  vardı. Bunun üzerine, onları egemen inanca (Sünniliğe) assimile etme  siyasetine yapıştı ve  bunu kuramsal üretimler içinde Diyanet  aracılığıyla aralıksız sürdürmektedir.  Ancak Alevi-Bektaşi toplumunda 2 Temmuz&#8217;la büyüyen örgütlenme ve dernekleşmeler yanlış politik sapmalara uğradı; burjuva partilerine politikacı yetiştirme işlevi yüklendi. Pek  çokları büyük çapta devletle işbirliği yapma, uyum ve kazanç sağlamaya  yatkın biçime sokularak vakıflaştırıldı.    </p>
<p> <strong>Asım Bezirci</strong><br /> <strong>Yeni kitabının başında yakalandı alevlere</strong><br /> <strong>Kağıtları yanıp kül olunca</strong><br /> <strong>Kömürleşmiş kalemiyle duvara</strong><br /> <strong>Beni okuyun diye yazdı</strong><br /> <strong>Parmakları yanmadan önce&quot;</strong> </p>
<p> <strong>Akarsu  sazına düzen vermekteydi</strong><br /> <strong>Dumanlar gözlerine dolduğunda</strong><br /> <strong>Alevlere dolanmış eşini farketti bir an</strong><br /> <strong>Kırmızı ne de yakışmıştı</strong><br /> <strong>Tutup öpmek istedi onu</strong><br /> <strong>Elleri kavruldu</strong> </p>
<p> <strong>Birden o türküsü</strong><br /> <strong>Yanacağını söylediği türküsü aklına düştü</strong><br /> <strong>Hüzünlendi</strong><br /> <strong>&quot;Akarsu&#8217;yum yansam da</strong><br /> <strong>Kül olup kavrulsam da&quot; dedi</strong><br /> <strong>Sonunu getiremedi</strong><br /> <strong>Yanıp kül oldu,  kavruldu.</strong> </p>
<p> Her yıl 2 Temmuz&#8217;u şiddetle kınarken, şehitlerimizi büyük saygıyla  anarız. Anma günleri ve geceleri vardır; ağıtlar yakılır, gözyaşları  dökülür, ertesi gün unutulur. Gün vardır yolu aydınlatır ve o yolda  yürüyenlere güç sağlar; bir oluşumun simgesi olur. 2 Temmuz gününü biz,  gözümüz yaşlı, ama başımız dik ve gelecekten korkmadan bir emanet gibi  aldık, o demokrasinin ve laikliğin simgesi oldu. Bu acı simge yukarıda  söylediğimiz gibi, Alevi-Bektaşi toplum bilincini aydınlatan, harekete  geçiren meşale olmuştur. </p>
<p> Nevar ki,  bu süreç durağanlaşmış ve yanlış yönelmelerde yaşamaktadır. <br /> Bugün hala Alevi toplumu, hemen hemen 40-50 yıldır sosyo-politik ve ekonomik  değişimlerden ötürü işletip uygulamadığı için,  inanç ve tapınma  kurumlarını unuttugu gibi, tarih ve kültürü hakkında da yeterli bilgiye  sahip bulunmamaktadır. Sağlıklı ve doğru bilgilerin ışığında değil,  geleneksel evliya söylencelerinin alaca karmaşası içinde kendilerini  tanımaya, kimliklerini kanıtlamaya çalışıyorlar. </p>
<p> Bağlı olduğu inanç sisteminin temel yapısı hakkında tam bilgi sahibi  olmayan Alevi toplumu, Sünni, Şii ve Alevi inanç ve tapınmaları arasında savrulup durmaktadır. Alevilerin birey olarak büyük çoğunluğu  bilgisizlik, bir kısmı korku ve bazıları da çıkar hesaplarıyla bu  savrulmanın içindedir. Assimilasyoncu devletin istediği de Alevi  toplumunun böyle bir gerici sürece girmesidir. Alevi araştırmacıların  bir çoğu  ne yazık ki, kitaplarında sadece geleneksel bilgileri,  söylenceleri ve nefesleri-deyişleri yinelemekten başka birşey  yapmadıkları için  sürece hizmet etmektedirler.      </p>
<p> Bu inanç toplumu, gerçek anlamda Alevi-Bektaşi bilincine kavuşması  için yeni bir 2 TEMMUZ yalımı bekleme durağanlığı ve yanlışından hızla  uzaklaşmalıdır. Herseyden önce yakın ve uzak geçmişini, yani kendi  toplumsal mücadeleler tarihini en  iyi biçimde öğrenmesi gereklidir.  Alevi halkların toplumsal tarihine de Sünni bakış açısından bakıldığı  için, kuşkusuz egemen inancın çıkarları işletilmekte; onu kendi  tarihinin küçük bir parçasi görüp, bütünselliğini yoksaymaktadır. Oysa  Sünnilik ya da Ortodoks İslam tarihi, yönetenlerin, yani devletlerin  tarihidir.  Alevi  toplumu, Ortodoks İslam (Sunnilik) dışında bir koca  inanç, düşün ve siyasal tarihe sahip olduğunun bilincine varmalı,  ayrıntılarını öğrenmelidir. Çünkü Alevi-Bektaşi toplumu  siyasal  geçmişini iyi bilmeden, şimdi ve gelecekte, ne inançsal ne de siyasal  konumlarını belirleyebilirler. Yeni yangınlar ve saldırılar beklemeden  kendimizi tanıyalım. </p>
<p> <em><strong>2 Temmuz 93&#8217;te Sivas&#8217;ta</strong></em><br /> <em><strong>Pir Sultan sevdalıları gencecik semahçılar</strong></em><br /> <em><strong>Uçarak alevlere karıştılar</strong></em><br /> <em><strong>Pir Sultan&#8217;ı dar&#8217;a çeken yezit soylulular</strong></em><br /> <em><strong>Onları ateşe atmışlardı</strong></em> </p>
<p> <em><strong>Otuz beş can yanıp kavruldu</strong></em><br /> <em><strong>-İkisi kurşunlandı-</strong></em><br /> <em><strong>Kömür oldu kül oldu</strong></em><br /> <em><strong>Düşlerinde hep yananlar ise</strong></em><br /> <em><strong>Kurtarılanlardı&#8230;</strong></em> </p>
<p> <strong>Temmuz 2003, Londra</strong> </p>
<p> Kaynak: www.ismailkaygusuz.com </p>
</p></div>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/2-temmuz-sivas-kirimi-devletin-alevi-toplumuna-verdigi-bir-gozdagiydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Makâlât-ı Hacı Bektaş Veli*</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/makalat-i-haci-bektas-veli-2/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/makalat-i-haci-bektas-veli-2/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 20:14:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Kaygusuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dr. İSMAİL KAYGUSUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/makalat-y-hacy-bektath-veli/</guid>
				<description><![CDATA[Kaygusuz&#8217;un TÜYAP&#8217;ta yaptığı yeni kitabını tanıtım konuşması: MAKÂLÂT-I HACI BEKTAŞ VELİ* İsmail Kaygusuz 1) Makâlât&#8217;ın Yazılış Üzerine &#160; Makâlât&#8217;ı, Hacı Bektaş&#8217;ın bizzat kendisi mi Arapça yazmıştır, yoksa kendisinden edinilen ve öğrenilen bilgiler, biri tarafından mı Arapça kitap haline sokulmuştur? Kesin bilinmemektedir. Zamanın İmamının ve büyük inanç önderlerinin sözlerini, konuşmalarını yaşarken veya ölümünden sonra müritleri-öğrencileri tarafından ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaygusuz&#8217;un TÜYAP&#8217;ta yaptığı yeni kitabını tanıtım konuşması:</strong> </p>
<p style="text-align: center"> <strong>MAKÂLÂT-I HACI BEKTAŞ VELİ*</strong> </p>
<p> <strong>İsmail Kaygusuz</strong> </p>
<p> <strong>1) Makâlât&#8217;ın Yazılış Üzerine</strong> </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> <img class=" alignleft size-full wp-image-1226" style="float: left" src="https://www.kizildelisultan.com/wp/wp-content/uploads/2011/11/makaleresimleri_H.B.V.Makalat.jpg" alt="H.B.V.Makalat" width="270" height="420" srcset="https://www.kizildelisultan.com/wp-content/uploads/2011/11/makaleresimleri_H.B.V.Makalat.jpg 270w, https://www.kizildelisultan.com/wp-content/uploads/2011/11/makaleresimleri_H.B.V.Makalat-193x300.jpg 193w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" />Makâlât&#8217;ı, Hacı Bektaş&#8217;ın bizzat kendisi mi Arapça yazmıştır, yoksa kendisinden  edinilen ve öğrenilen bilgiler, biri tarafından mı Arapça kitap haline  sokulmuştur? Kesin bilinmemektedir. Zamanın İmamının ve büyük inanç  önderlerinin sözlerini, konuşmalarını yaşarken veya ölümünden sonra  müritleri-öğrencileri tarafından toplayıp kitaplaştırma geleneği 5.İmam  Muhammed Bakır (ö.733-4) dönemine kadar inmektedir. Onun, tarafımızdan  hazırlanıp Türkçe&#8217;de yayınlanan Ummü&#8217;l Kitab adlı yapıtı ilk örneklerden biridir. Ayrıca Hacı Bektaş&#8217;ın dervişleriyle konuşmalarını, bazı  öğütleri ölümünden sonra toplanıp yazıldığı ve bunun Farsça&#8217;ya  çevrilerek, bir müstensihin farklı konuları ve değişik yazarların  risalelerini topladığı elyazması Mecmua&#8217;nın içinde Fevaid (Öğütler)  adıyla yayınladığı bilinmektedir. </p>
<p> Makâlât da tıpkı Şeyh Bedreddin&#8217;in (1357/8-1420/1) &quot;Varidat&quot;ıyla aynı sorunsallığı taşımaktadır; ikisinin de büyük olasılıkla Arapça bilen  Sünni din bilginleri ve Medrese mollaları arasında okunması ve batıni  inanç ve düşüncelerin tanıtılması, propagandası için hazırlanmış olması  ortak özelliktir. </p>
<p> Hacı Bektaş&#8217;ın kendisinin yazdığı ya da yazdırdığı yapıtlardan,  bazıları kuşkulu Şatiyye&#8217;leri ve Fevaid (Yararlı sözler) dışında sadece  tam olarak Sadeddin Molla&#8217;nın türkçeleştirdiği Makâlât (Sözler) elimizde bulunmaktadır. İçerikleri Şeriat ögeleriyle donatılmış ve hiçbir  biçimde ilişkisi olmadığı kişilerin adları bulunan &quot;Besmele&#8217;nin Şerhi ve Makâlât&#8217;ı Gaybiyye Kelimat-ı Ayniyye&quot;(Gizli sözler, açık sözcükler)  isimli kitaplar bütünüyle Hacı Bektaş Veli&#8217;ye ait olması olasılık  dışıdır; yazıcı-müstensih tarafından Makâlât tahrif edilmiştir. </p>
<p> Bu arada Makâlât&#8217;ın Hacı Bektaş Veli&#8217;ye ait olmadığını ileri  sürenlerin kuşkularını ortadan kaldıracak, çok yeni ve doğrulayıcı  kanıtları da burada vermek istiyoruz. 14.yüzyılın sonunda yazılmış Sâdık Abdâl Divânı&#8217;nın günümüze ulaşmış nüshasında Makâlât&#8217;ın tanım ve  içeriğine ilişkin beyitlerde şunları okuyoruz: </p>
<p> Onun(Hacı Bektaş&#8217;ın) ayin ve erkânı benzersiz nurdan delildir.  Tanrıya kavuşmanın rehberi onun işareti olan Makâlât&#8217;tır. Ve ondaki nur  açıkça cümleye yolgöstericidir. Makâlât&#8217;ta Tanrının varlıklarla bir  olduğu (ilâh-ı vâhid-i mevcud) dolaylı olarak anlatılmıştır. Onu okuyan  olgunlaşır, kemal ehli olur ve kendilerine yardım ulaşır. Hacı Bektaş&#8217;ın en kutsal sözleri Makâlât-ı Şerif&#8217;tedir. Kelimeleri öyle güçlüdür ki,  her birinde bin hikmet (bilgelik) vardır. Onun erkân olarak buyurduğu  ilkeler aynısıyla Hakk&#8217;ın sözleridir. O erkânı yürütmede ehil olanlar  bilsin ki, şerefli ve yücedir. Bize Pir&#8217;imizin o Makâlât&#8217;ı yeter! </p>
<p> On altıncı yüzyılda yaşamış olan büyük Alevi-Bektaşi ozanı Virânî  Baba&#8217;nın İlm-i Cavidan adlı eserinde şu alıntıya rastlıyoruz: &quot;Makâlât-ı Hacı Bektaş Veli&#8217;de buyurulur: &#8216;Yel esmese dâneler samandan ayrılmaz&quot; </p>
<p> 2)Makâlât bir şeriat kitabı olabilir mi? Ve Arapça ve Türkçe nüshalarında yapılan tahrifatlar sorunu </p>
<p> a-Şeriat kapısının on makamının açıklanması abidler ve zahitlere  (şeriatçılara) bir çeşit uyarı ve Tanrıya karşı görevlerini  anımsatmadır. </p>
<p> b-Bir Bâtıni dai&#8217;si olan Hacı Bektaş&#8217;ın Makâlât&#8217;ı bâtıni Aleviliğin  propaganda kitabıdır. Tanrıya ulaşmanın, yani insan-ı kâmil olabilmenin  yol ve yöntemlerini öğretir. Alevi-bektaşi inancının temel ilkelerini  gösterir. </p>
<p> Makâlât&#8217;taki &quot;Şeriat Kapısı ve On Makamı&quot;na dayanarak, onu bir şeriat kitabı gibi değerlendirenler; &#8216;abidler&#8217;i, yani Şeriat ehlini anlatan  kısmın sonunda &quot; (Pes (işte böyle) kibir ve haset (hainlik-kıskançlık)  ve buhul (pintilik) ve adavet (düşmanlık) bunlarda hemandır (ancak  bunlardadır)&quot; diye yazılı olduğunu görmezlikten geliyorlar. Oysa  insanları dört bölükte görmek isteyen Hacı Bektaş Veli, Şeriat zümresi  olan abidler&#8217;in bu kötü yanlarından kurtulmaları için onlara on makam  öneriyor. Bunlardan sadece ikincisi Sünni İslamın beş şartıyla  ilişkilidir. Onları adam edecek dindar yapacak olan madde madde sunduğu  diğer dokuz makamı uygulamaları gerektiğini vurguluyor. Hacı Bektaş Veli bu bölümlerde Şeriat ehlinin eksikliklerini veriyor ve sadece beş şartı yerine getirmekle (Sünni) Müslüman da olunamayacağını gösteriyor. Yine  şeriat ehlinin ulaşacağı son kapı olan Tarikat&#8217;ın zahidleri için de  benzer sözler ediyor. </p>
<p> Makâlât&#8217;ta, esas olarak şeriat, tarikat, marifet ve hakikat adlarıyla dört kapı ve onardan kırk makamının açıklanması; Alevi-Bektaşi  inancının felsefesi ve yol ilkeleri yer almakla birlikte, mantık ve  maddi dünyaya dönük yaşam felsefesiyle birlikte, yazıldığı çağın bilim  anlayışı üzerinde bilgiler de bulunmaktadır. </p>
<p> Hacı Bektaş Veli Makalat&#8217;ında, insan olmak, kendini tanımak için  sadece şeriatın yetmediğini, inancı tamamlamak ve &quot;Hak ile hak olmak,  onunla birleşmek için&quot; tarikat, marifet ve hakikat kapılarını da geçmek  gerektiğini anlatmıştır: &quot;İnsandan ulusu yoktur&#8230; Arifler marifet tahtı üzerinde oturur. Tanrıyla söyleşirler, konuşurlar. Ali&#8217;ye sordular,  &#8216;Tanrı&#8217;ya, görürmüsün ki taparsın?&#8217; Ali eder: &#8216;Görmesem tapmaz idim&quot;  diyor. Bu anlayış Sünniliğe sığarmı ki, Makâlât&#8217;ı şeriat kitabı olarak  görebiliyorlar? </p>
<p> &quot;&#8230;Akıldan yararlanmasını bilen için gizli birşey yoktur. Bilim  evrenin tüm değerlerinin üzerindedir. Bilimle gidilmeyen yolun sonu  karanlıktır..&quot; </p>
<p> Akıl ve bilim hakkında söylediği bu türden sözlerin şeriat  dogmalarıyla hiçbir ilgisi yoktur ? Ayrıca &quot;Makalat&quot;ta Hacı Bektaş  kendisine bağlı olanların ibadetlerini de gösteriyor, sonunu da &quot;&#8230;Ve  insanoğlu için en önemli ibadet; doğruluk ve insan sevgisidir.&quot; diye  bağlıyor. </p>
<p> Gönlü Kabe&#8217;ye benzeten Hacı Bektaş Veli, &quot;Kabe&#8217;de ihram giymek demek, hakkı batıldan seçmektir. Ve hem yoldan taş arıtmak, Kabe&#8217;de Arafatta  taş atmaya, kendi nefsini (kötü) heveslerini depelemek ise Kabe&#8217;de  kurban kesmeğe benzer&quot;diyor. Bu ifadeler, Sünni İslamın Hac şartını  yoksaymaktır, reddidir. Arafatta şeytan taşlayacağına, yoldaki taşları  temizle; hem sen hem başkaları rahat yürürsünüz., anlamına gelir. Hacı  Bektaş&#8217;ın önderliğini yaptığı, kendi fadesiyle &quot;Marifet ve Hakikat  makamlarının&quot; ehli olan &quot;arifler ve muhibler zümresidir&quot;, yani batıni  Alevi inançlılardır. Onlar için 8 Ağustos 1164 yılında Alamut&#8217;ta ilan  edilen &quot;Büyük Kıyamet Çağrısı&quot; ilkeleriyle &quot;tatil-i Şeriat&quot; dönemi  başlamıştır; Şeriat tam 847 yıldır tatilden dönemedi. </p>
<p> Tahrifatlardan üç örnek: </p>
<p> 1-1314 tarihli Arapça nüshada &quot;Hakikat&#8217;in beşinci makamı, konuğa  ikramda bulunmaktır&quot;diye yazmış müstensih Fakih b. Hasan. Bu kişi,  Hakikat Kapısı&#8217;nın beşinci makamını, eğitimini aldığı ve bağlı bulunduğu Şeriat&#8217;a, zahiri İslami ilimlere tamamyla aykırı bulduğundan, böylesine anlamsız bir biçimde ve sorumsuzca değiştirmiştir. Saa&#8217;deddin  çevirilerinde Hakikat&#8217;ın &quot;beşinci makâmı mülk ıssına yüz sürüb yüzsuyun  hâsıl kılmakdur. Zirâ kim vahdet dahi andadur, vahdet evindedir./21b/&quot;  biçiminde verilir. Bu cümlenin bâtıni tasavvufta anlamı derindir:  Evrenin sahibine, yani Tanrı&#8217;nın huzuruna varıp, Kaygusuz Abdal&#8217;ın  &#8216;Veliler, araya Cebrail&#8217;i koymadan Tanrı ile yüzyüze sohbet  ederler&#8217;dediği gibi, O&#8217;na yüzünü sürmek, sohbete oturmaktır . Bu makamda muhib, birlik (vahdet) evindedir; Tanrısal birliği yaşamaya başlar,  O&#8217;nda yokolup tanrıyla bütünleşmiştir artık. </p>
<p> 2-Şeriat kapısının on makamını sıralarken, Sünni İslamın beş şartını  birer makam olarak değiştirip onbeşe çıkarmış Fakih bin Hasan. Oysa  Sa&#8217;adeddin çevirisinde bunlar sadece bir makam olarak gösterilmiştir.  Ayrıca yukarıda verdiğimiz Hacı Bektaş&#8217;ın Şeriat ehli için söylemiş  olduğu sözler atılmıştır. </p>
<p> 3-&quot;Soru: Sevenler (muhipler), Yüce Tanrı&#8217;yı nasıl tanıdı? Cevap:  Bazılarına göre, [108b]O&#8217;nun özellikleri ve nitelikleri yoktur. O&#8217;nun  anlatımıyla O&#8217;nu tanıdılar.&quot; Bu, şeriat ehli Uzun Fakih&#8217;in kendi yanıtı. Saa&#8217;deddin çevirisindeki bâtıni yanıt şöyledir: &quot;/9a/eger muhibbe  sorurlarsa kim Tengri nite (nice, nasıl) bildün? dirlerse pes muhibler  cevab virürler kim Tengri&#8217;yi kendümüzden bildük ve hem kendümüzü Çalap  Teâlâ ile bildük dirler.&quot; </p>
<p> 2)Makâlât&#8217;ın içeriğinden bir örnek: İslâm toplumunun  sınıflandırılması (Abidler, zahidler, arifler ve muhibler) ve bu  düşüncenin kaynağı </p>
<p> a-Makâlât&#8217;ın dayandığı yazılı kaynaklar ve bazı alıntılar </p>
<p> b-Hünkâr&#8217;ın sağlığında Makâlât&#8217;ı Türkçeye çeviren Molla Sa&#8217;adeddin,  diğer adıyla Said Emre&#8217;dir. Günümüze kalan nesir/düzyazı nüshalar onun  kopyalarıdır. </p>
<p> Makâlât&#8217;ın giriş bölümünde &quot;Ol din çerağı ve erenlerin durağı (Hacı  Bektaş) şöyle beyan kılurkim, &#8216;Hak Sübhanallahu Teâla Âdem&#8217;i dürlü  nesneden yarattı, hem dört bölük kıldu: Abidler (ibadet edenler) şeriat  topluluğu, aslı yeldir. Zahidler, tarikat topluluğu ve aslı ateştir.  Arifler, marifet kavmi ve aslı sudur. Muhipler (sevenler), hakikat  topluluğudur ve asılları topraktır ve toprak teslim-i rıza olmaktır&quot;  biçiminde insan toplulukları dört bölükte açıklanıyor. </p>
<p> 1200 tarihinde bir İsmaili baş dai&#8217;si tarafından yazılmış Haft-ı Babı Baba Seyyidna risalesinde taddad (muhalif halk), tarattüb (sıradan  halk) ve vahdad ehli (Birliğe, Tanrı-insan birliğine, yani Tanrının  insanda tecellisine inanan halk/batıni topluluklar) diye insanları üç  bölüğe ayrıldığını görüyoruz. Bir batıni dai&#8217;si olan Hacı Bektaş, bu  ayrıştırmayı zamanının koşullarında özelleştirerek İslami toplulukları  idealize edip dört bölükte açıklamayı yeğlemiştir. </p>
<p> İçinde adı geçen ve alıntı yapılan kişiler ve onların yapıtları  Makâlât&#8217;ın kaynaklarından bazılarını oluşturmaktadır. Kur&#8217;an ayetleri ve Muhammed&#8217;in hadisleri dışında İmamAli (ö.661), İmam Cafer Sadık  (ö.765), Saad bin Abdullah (ö.656), Yahya bin Maaz&#8217; (ö.872-5) dan  alıntılar bulunmaktadır. Örneğin 9.yüzyılda Rey ve Nişabur kentlerinde  yaşamış Yahya bin Maaz (bin Cafer Razi)&#8217;ın eserlerini incelemiş; gönülü  tanımlarken ve marifet düşüncelerini destekleyen şu sözlerini alıyor: </p>
<p> &quot;/32a/ &#8230;Benim gönlüm dünyadan ve ahretten yegdür. Zirâ kim dünya  mihnet evidür. Ve ahret nimet evidür. Benüm gönlüm mârifet evidür. Pes  mârifet dünyadan ve ahretten yegdür.&quot; Olasıdır ki İbn Maaz bu sözleri,  &quot;dünya sevgisini terketmek gayet zordur, ama cennete kavuşmak için  dünyayı terketmek gerektir&quot; demesinden sonra söylemiştir. </p>
<p> Ayrıca Hacı Bektaş&#8217;ın Fevaid&#8217;de, Ahmet Yesevi&#8217;nin (ö.1066-7) çağdaşı  Heratlı Hace Abdullah el Ensari&#8217;den (ö.1089) de bir alıntısı vardır.  Şeyh Ebu&#8217;l Hasan el Harakani&#8217;nin müridi bu coşkulu sûfi şair ve bilgin  Hace Abdullah&#8217;ın dünya hakkındaki görüşüne yer veriyor: </p>
<p> &quot;El Ensari&#8217;ye Dünya hakkındaki görüşünü sordular; &#8216;ne diyeyim ki, o  şeyin içerdiklerini insanlar zorlukla elde eder, cimrilikle korur ve  hasretle bırakırlar&#8217;dedi.&quot; </p>
<p> Şimdi sormak gerekiyor: Makalat&#8217;taki dört kapı ve kırk makamının  Ahmet Yesevi&#8217;nin Hikmetler&#8217;inden alındığını(!) ve Hacı Bektaş&#8217;ın Piri  olduğunu ileri sürenler, neden Makâlât&#8217;ta Ahmet Yesevi adını  göremediklerini merak etmiyorlar? Öyle olsaydı; bir tek cümlesini  alıntıladığı sûfi bilginlerin bile adını anan Hacı Bektaş, Ahmet  Yesevi&#8217;den sözetmez miydi? </p>
<p> Makâlât&#8217;ı Türkçe&#8217;ye çeviren Said Emre&#8217;ye gelince; Hacı Bektaş ve onun düşüncelerinden fışkıran sevgiye tutsaktır o. Bu aşk ile namazı, orucu  ve hatta kendi varlığını koyup gitmiş ve onun didarı uğruna yokluğu  kabul kılmıştır. Hünkâr&#8217;ın sevgisini övmezse Said, kendini işe yaramaz  kabul etmektedir: </p>
<p> &#8230;&#8230; </p>
<p> Işk da&#8217;visi uludur ışk hısımı bellüdür </p>
<p> İki cihan ilmini ışk bir adımda direr </p>
<p> Işk yokluk kabul ider varluğın koyup gider </p>
<p> Varluk mülkinden sonra ışk ebed ömür sürer </p>
<p> Dirliğin ışka virüb kendü ışka kul olup </p>
<p> Hünkâr ışkın öğmedin bu Said neye yarar </p>
<p> *** </p>
<p> Salâ geldi müezzin geldi kaamet eyledi </p>
<p> Kıbleye karşı yüzin tutdı niyyet eyledi </p>
<p> Secdeye indi yüzüm didar gördi bu gözüm </p>
<p> Dağıldı aklum sözüm zihnümi mat eyledi </p>
<p> Unutdum namazımı dosta tutdum yüzümü </p>
<p> Dost kendü mürvetinden bir işaret eyledi </p>
<p> Ne taat var ne salat ne zikir var ne tesbih </p>
<p> Bu beş vakit namazumı ışka gaaret eyledi </p>
<p> (&#8230;) </p>
<p> Kanda baksam dopdolu Hacı Bektaş-ı Veli </p>
<p> Bu Said kemter kulı oldı adet eyledi </p>
<p> *İ. Kaygusuz&#8217;un, 16 Kasım 2011 tarihinde 30.Kitap Fuarı&#8217;ında (TÜYAP)  yeni çıkan &quot;Hacı Bektaş Veli, MAKÂLÂT (Her lâfzında var bin hikmet)&quot;  kitabı üzerinde yaptığı tanıtım söyleşisi metni. </p>
<p> [1] Bu büyük gün için bkz. İsmail Kaygusuz, Nizari İsmaili Devletini  Kurucusu Hasan Sabbah ve Alamut (Öğretisi, Tarihi, Felsefesi), Su  Yayınları, İstanbul, 2004, s.85-89. </p>
<p> [2] Bkz. İsmail Kaygusuz, Hasan Sabbah ve Alamut (öğretisi, tarihi, felsefesi), Su Yayınları, İstanbul-2004, s. 294-343 </p>
<p> [3] Hacı Bektaş Veli, Fevaid (Yararlı Öğütler), s.46 </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> Kaynak: www.ismailkaygusuz.com  </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/makalat-i-haci-bektas-veli-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>MADIMAK OTELİ YENİLENDİ!</title>
		<link>https://www.kizildelisultan.com/madimak-oteli-yenilendi/</link>
				<comments>https://www.kizildelisultan.com/madimak-oteli-yenilendi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 22:19:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Murtaza Demir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Murtaza DEMİR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.kizildelisultan.com/wp/madimak-otely-yenylendy/</guid>
				<description><![CDATA[&#8220;Dağlar çiçek açar, Veysel dert açar.&#8221; Âşık Veysel Murtaza Demir  Gazetevatan&#8217;ın 1 Ekim tarihli haberine göre; &#8220;Madımak Oteli yenilenmiş ve Sivas İl Özel İdaresi Bilim ve Kültür Merkezi&#34; adıyla, Sivaslılara hizmet vermeye başlamış. &#8220;Binanın asma katı, 0-6 yaş grubu çocuklar için, zemin kattaki bölüm ise 7-14 yaş arası çocuklar için düzenlenmiş. Bu merkezde, eğlenirken öğrenmek ...]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><span> </p>
<p> <strong>&#8220;Dağlar çiçek açar, Veysel dert açar.&#8221; Âşık Veysel</strong> </p>
<p> <span><strong>Murtaza Demir</strong></span>  </p>
<p> <strong> </strong>Gazetevatan&#8217;ın 1 Ekim tarihli haberine göre; &#8220;Madımak Oteli yenilenmiş ve <strong>Sivas İl Özel İdaresi <u>Bilim ve Kültür Merkezi</u>&quot; adıyla, Sivaslılara hizmet vermeye başlamış. </strong> </p>
<p> <strong>&#8220;</strong>Binanın asma katı, 0-6 yaş grubu çocuklar için,  zemin kattaki bölüm ise 7-14 yaş arası çocuklar için düzenlenmiş. Bu  merkezde, eğlenirken öğrenmek (?) hedefleniyormuş.&#8221; <strong>Sivaslı çocuklar; &#8220;b</strong><strong>ilimsel materyallerin ve oyuncakların olduğu bölümde kendilerini bekleyen sürprizlerle hoşça vakit geçiriyorlarmış.&#8221;</strong> </p>
<p> Resimde görüldüğü üzere Sivaslı çocukların<strong> &#8220;hoşça vakit geçirecekleri; eğlenirken öğrenecekleri&#8221; </strong>mekân, bedenimizi, sevdamızı, çocuklarımızı ve hayallerimizi yaktıkları <strong>Madımak Oteli&#8230;</strong> </p>
<p> Bir insan, hele de genç insan bu binada<strong> eğlenebilir mi; kültür merkezi değil, bir katliam </strong><strong>merkezi olan Madımak&#8217;ta </strong>&#8220;hoşça vakit&#8221; geçirebilir mi? </p>
<p> Yazık değil mi bu çocuklara? Binanın gerçek hikâyesini vermek ve  ibret alarak, insan olmalarını sağlamak yerine, çocukları kullanarak  binanın geçmişini &#8220;meşrulaştırmaya-yakan &#8220;ağabeyleri&#8221; aklanmaya,&#8221;  çalışmak, o yavrulara;<strong> &#8220;eğlendiklerini, hoşça vakit  geçirdiklerini&#8221; öğretip basının karşısına çıkarmak, nasıl bir aklın  ürünüdür; nasıl bir ruh halidir? </strong> </p>
<p> İnsanoğlunun şahit olduğu en acı dramlardan biri, <strong>çocuklarına eğlence mekânı olarak düzenledikleri </strong>bu binada yaşandı. Bu yüzden ülkemizin aydınlık yüzünü ve vicdanını temsil eden yüz binlerce insan, her yıl buraya gelip, binaya dokunulmamasını,  katliamın izlerinin ve duvarlara sinen feryatlarımızın silinmemesini;  kamulaştırıldıktan sonra &#8220;<strong>Utanç Müzesi</strong>&#8221; ilan edilip, korunmasını istediler. </p>
<p> Ama bunlar, &#8220;kör parmağım gözüne&#8221; dercesine, Madımak&#8217;ı &#8220;eğlence  merkezi&#8221; yapıp, katil ağabeylerinin isimlerini mağdurlar listesinin en  başına yazdılar. Katliama seyirci kalmanın, perde gerisini  yönlendirmenin ötesinde bizzat müdahil olan, Madımak&#8217;a kibrit çakan  canilerden daha fazla suçlu olan bu anlayış, bizi duymadı bile&#8230; Binayı  satın aldı, dayadı, döşedi ve çocuklarına &#8220;eğlence merkezi&#8221; yaptı! </p>
<p> Dünyanın bütün medeni ülkelerinde bu tür katliamlarının izleri  kapatılmaz ki, insanlık ders çıkarsın&#8230; Biz de bunu istedik: insanlar bu  binaya, burada yaşanan vahşete, yakılanlardan geri kalanlara; <strong>örneğin seksene yakın eser ortaya koyan Asım Bezirci ağabeyin kitaplarına, 9  yaşındayken yakılan Koray&#8217;ın sazına, aydınların, şairlerin, üniversite  öğrencilerinin pırıl pırıl hayallerine baksın, ibret alsın, utansın ki, </strong>bir daha böyle katliamlar yaşanmasın! </p>
<p> Ama hayır; &#8220;Alevi Çalıştayı&#8221; diyerek, onlarca talebimizin içinden bu  konuyu cımbızla çektiler, binayı kamulaştırıp, cilalayıp, katliamı  unutturmak isteyenlerin, katliam üzerinden bakan, milletvekili,  bürokrat, işadamı olanların ve siyasi ranta çevirenlerin kullanımına  sundular. </p>
<p> <strong>Yetmedi; şimdi de manevi işkence ediyorlar!</strong> </p>
<p> Böylece, bu suça ortak olanların empati yapmalarını, yüzleşmelerini,  onun ağır vebalini hafifletmek gibi insana yakışan bir şansı da ilelebet kaçırmış oldular. Bir kez daha anladık ki, çelişkilerden ve  düşmanlıklardan beslenen, piyonlar kullanan ve hep bir &#8220;<strong>iç düşman&#8221; peşinde olan feodal devlet olgusu,</strong> barışa izin vermiyor, vermeyecek&#8230;  </p>
<p> Piyonlar utanıyorlar mıydı? Hayır! Utanmıyor; övünüyor, &#8220;<strong>şimdi olsa yine yakarız&#8221;</strong> diyorlardı! Devleti ele geçirenler, insan yakan piyonların  üzülmelerine, insani duygu kazanmalarına, empati yapmalarına ve yaranın  kabuk bağlamasını sağlayacak adım atılmasına izin vermiyorlardı.  Muhtemeldir ki, bu zavallı piyonlar, zamanı gelince yeniden, yeniden  kullanılacaklar, öldürecekler, kıyacaklardı&#8230; </p>
<p> Katliamın binadaki izlerini silmelerinin başka nedenleri de  olmalıydı&#8230; Madımak Otelini yakanlar, Pir Sultan Abdal&#8217;ı asanların ve &#8217;78 katliamında kullanılan piyonların çocukları mıydı? Elbette bilemeyiz  ama bilinen şu ki, Pir Sultan Abdal&#8217;ın asılmasından sonra kızı Sanem  tarafından söylenen &#8220;<strong>Kanlı Sivas&#8221;</strong> şiiri, Şehir&#8217;in &#8220;kanlı&#8221;  imajını, 2 Temmuz 1993 katliamından sonra iyice pekiştiriyor, bu imaj,  dip sarsıntıları gibi dalga dalga bütün dünyada yayılıyordu.  </p>
<p> Madımak Otelinin yanmış halini görmek, resmini çekmek, tepki  göstermek üzere sıradan insanlar Sivas&#8217;a geliyor, binanın yanmış haline  bakıp; &#8220;<strong>lanet olsun bunu yapanlara; koruyan, savunan, saklayan, yardım edenlere</strong>&#8221; diyerek yıl boyu lanet okuyorlar ve bu yüzden Otel çevresinde sık sık  tartışmalar yaşanıyordu. Bina o haliyle kaldığı sürece, ne kadar inkâr  ederlerse etsinler, cinayetin izleri ve unsurları açıkta kalmış oluyor  ve bu unsurlar, inkârcı katillerin &#8220;gerekçelerini&#8221; paçavraya  çeviriyordu. Bir bakıma &#8220;suçüstü&#8221; hissine kapılıyorlardı.   </p>
<p> <strong>Binaya kazınan ve hangi cilayı-boyayı sürerseniz sürün  asla çıkmayacak olan çığlıklarımız her geçen gün, daha da artıyordu: siz yaktınız! Siz, siz, siz, siz&#8230;</strong> </p>
<p> Önce bedenlerimize, geleceğimize, hayallerimize sonra da anılarımıza  ve feryatlarımıza kıyanlar, bu durum karşısında ne hissettiğimizi, nasıl bir tepki vereceğimizi düşünmüşler midir? Yakılanların, yakınlarının,  bedeninin yarısı yanık ve katliamın travmasıyla yaşamaya mahkûm  edilenlerin duygu dünyalarını hesaba katmışlar mıdır? Duvarlardaki  çığlıklarımızı kazıtan, boyatan, cilalatan ve sonra çocuklarına &#8220;eğlence merkezi&#8221; yapanlarda en ufak bir adalet ve insanlık duygusu var mıdır? </p>
<p> Kendimi işkence altında hissediyorum ve bu duyguları taşıyan binlerce insan tanıyorum: o binada katliama dair (siz &#8220;olay&#8221; diyorsunuz) bir  köşe oluşturdunuz. O köşeye; Otele benzin getirip, kibrit çakan  katillerle, şehitlerimizi aynı ölçüde &#8220;mağdur&#8221; sayarak, katillerin  ismini, hem de listenin en başına yazdınız! </p>
<p> <strong>Kültür Bakanı, Devlet Bakanı, Vali&#8230; Yetkili olan her kim  ise; insanlık adına, sizden rica ediyorum: hiç değilse acılarımıza ve  anılarımıza saygılı olun;</strong> <strong>Hace Bektaş Veli, Mevlana, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Aşık Ruhsati ve 35 şehidimizin ismini oradan silin!!! </strong> </p>
<p> <strong>Hiç değilse değerlerimizi rahat bırakın; ecdadımızın kemiklerini sızlatmayın; dokunmayın, kirletmeyin!</strong> </p>
<p> <strong>Sivas&#8217;ınız da, binanız da, merkeziniz de, katilleriniz de sizin olsun!</strong> </p>
<p> <strong>Gölge etmeyin! </strong> </p>
<p> <strong>Noolur&#8230; </strong> </p>
<p> &nbsp; </p>
<p> </span> </p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.kizildelisultan.com/madimak-oteli-yenilendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
