BİR  MADALYON  BİR TARİH. ALİ KOÇ BABA VE YAŞAYAN ERKANI.

BİR MADALYON BİR TARİH. ALİ KOÇ BABA VE YAŞAYAN ERKANI.

BİR  MADALYON  BİR TARİH. ALİ KOÇ BABA VE YAŞAYAN ERKANI.
Refik Engin
15-16 Mayıs 2003 tarihinde Edirne ilinin Keşan ilçesinde yapılan Uluslararası Keşan Sempozyumu’na bildiri sunmak için gittiğimde, Bulgaristan’dan bildiri sunmaya gelen Kaynak Dergisi Baş yazarı Sabri Alagöz’ün  verdiği dergide bir yazı dikkatimi çekti.
Yazı, Kaynak Dergisinde, Georgi Neşev  adlı bir Bulgar tarafından Şeyh Bedreddin adıyla yayımlanmıştı. Önce bu yazı araştırma yaptığım Şeyh  Bedreddin’iliği içerdiği için dikkatimi çekmişti. Konu daha sonra halen Bulgaristan’da kökenleri bulunan Ali Koç Baba toplumunun ilk liderinin mezarı ile Bulgar yazarın bir iddiasını da içermekteydi. Yazıda Bedreddin’i yakalayan kişinin son Bulgar kralı Şişman’ın oğlu İskender Bey’den bahsetmekte idi. Bu kişi İslam’ı kabul etmeden evvel Aleksandr adını taşımakta imiş.  Burada Şişman ile Ali Koç Baba arasındaki bağ ise, halen Ali Koç Baba’ya bağlı muhiplerin anlatımlarına göre Niğbolu savaşında Kral Şişman’ı öldüren kişinin Ali Koç Baba olduğu söylentisidir .
27 Nisan- 3 Mayıs 2001 tarihleri arasında çıkan Pro-Anti Gazetesinde: “Şişman Çarın  Mezarı Bulunacak mı ?” “Nikopol (Niğbolu) Ali Koç Baba Tekkesinin Sırları Çözülecek mi ?”  başlığı altında yazıları buluyoruz. Son zamanlarda Nikopol kalesinin güneyinde bulunan Ali Koç Baba tekkesinde gerçekten Çar İvan  Şişman’ın yattığı tahmin edilmektedir. Yazının müellifi L.Toşev’in de belirttiği gibi sözünü ettiğimiz tekke Feliks Kanits’in dikkatini çekmiştir. Tekkenin ortasında yarı kapalı iki metre uzunluğunda toprağa kazılmış taştan bir lahit mevcuttur .
Ali Koç Baba Tekkesi Müslümanlar tarafından olduğu gibi Hıristiyanlar tarafından da  saygıyla ziyaret edilmektedir. Müslümanlar: “Ali Koç Baba Tekkesi”, Hıristiyanlar ise “Tanrı Mezarı” adını vermişlerdir. Tekke’yi ziyaret etmenin bir çok  derde deva olduğu yolunda yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Tekkenin tamirinden sonra mezar taşına şu kayıt düşülmüştür: “Al-i Resul Hacı Bektaş torunu Rumeli fatihi Seyit Alioğlu Ali Koç Baba Paşa Ruhuna Fatiha  25.09.1396.” Bu tarih Niğbolu savaşına yakın bir tarih olarak  görünmektedir. Mezar üzerindeki ay ve gün ise onun soyundan gelen Hamza Koçerdin  tarafından    belirlenmiş ancak belgelenmemiş bir tarihtir.
Georgi Neşev’in Pro-Anti  gazetesinde yayınladığı makalede yer alan bilgilere göre  Çar Şişman’ın  mezarı olduğu iddia  edilen mezarın Ali Koçlular tarafından  Ali Koç Baba olarak gösterilmesi bize 1930’lu yıllarda  bazı Bulgar yazarların Hasan Demir Baba’nın aslında Omurtag Han’a ait olduğunu söylemeleri ile örtüşmüştür. Bilindiği gibi Hasan Demir  Baba Tekkesinde bulunan  mezar açılmış ve içinden çıkan  kemiklerin 400 yıl kadar eskiye gittiği anlaşılmıştır.  Bu durum Hasan Demir Baba’nın yaşadığı tarihle örtüşmektedir.
Bu gelişmeler üzerine elimizde bulunan Ali Koçlulara ait bilgilerin yayınlanmasının bir gereklilik olduğunu düşündüm.  Ali Koçlularla ilgili olarak yıllardır  yaptığım derleme çalışmalarında Bulgaristan’dan göç eden ve halen Anadolu ve Trakya’da bir çok bölgede yaşayan  Ali Koçluların sözlü geleneklerinde bulunan bilgileri topladım. Ayrıca  Ailenin elinde bulunan belgeleri bir araya getirdim. Çar Şişman’ın mezarının tanımının yapıldığı bir mühür üzerindeki Bulgarca  yazıyı da yazımızda bulacaksınız. Ayrıca Bulgaristan’dan göç eden Ali Koçluların Anadolu’daki dağılımlarını yazımızın sonundaki listede bulacaksınız.
Bilindiği gibi  Bulgaristan’dan Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra dalgalar halinde göçler olmuş, bu göçler sırasında  değişik tarihlerde Bulgaristan’da Ali Koçlular ve Ali Koç Baba’nın soyundan gelen aileler  Türkiye’ye göç etmişlerdir. Bunlar Bulgaristan’da geleneklerini  büyük bir çaba ile halen sürdürmeye çalışmaktadırlar.  Ali Koçlular içinde aileye ait bilgi ve belgelerin canlı olarak yaşadığı kişi İbrahim Ercan’dır.
İbrahim Ercan Ali Koçluların Türkiye’de uzun yıllar Ali Koç babalıların temsilcisi olan Hamza Koçerdin’in damadıdır. İbrahim Ercan bize kayınpederinden kalan emanetleri de gösterdi. Bu emanetler halen Hamza Koçerdin’in küçük kızı Fatma Koçerdin’de bulunmaktadır.  Aralarında Ali Koç Baba’ya ait olduğu söylenilen tac, mızrak ucu , yüzük, tennure ve ayakkabıdan ibarettir.
Ali Koç Baba soyundan olanlar halen MOLLA lakabıyla anılmaktadır . Ali Koç babalıların muhiplerine  geçmişleri ile ilgili bir tarih sorduğumuzda kökenlerinin Erdebil Tekkesine dayandığını söylemektedir .Tarikat ve köken ile bir şey sorulduğunda Ali Koç muhiplerine   “ Erdebil gör de bil” sözü hatta ata sözü gibi bize söyleniyor. Ali Koç babalıların nefeslerinin % olarak çoğunluğu  Şah Hatai nefeslerinden oluşması ayrı bir inceleme konusudur . Aynı nefeslerin pek çoğu Kızıl deli Bektaşilerinde  farklı makamlarda icra edildiğini gördük . Kızıldeli nefesleri ise  Ali Koç babalıların aksine Serezli Pir Sultan’ın nefeslerine yer vermektedir .Değişimin zaman içinde oluştuğunu tahmin ediyoruz .Her iki toplumun iç erkanını görmeden bir kıyasla yapmak istemiyoruz.
Çar Şişman ile Ali Koç Baba arasındaki ilişkiyi araştırırken aynı aileden Hamza Koçerdin’in yeğeni  fotoğrafçı Mustafa Marangoz’un elinde bulunan bir madalyona ulaştık. Bu madalyon Ali Koç Baba ile bir ilişkisi olmayan Veli Küçük tarafından Mustafa Marangoz‘a ulaştırılmıştır. Bu madalyonun üzerinde bulunan yazı Çar Şişman’ın ölümü ve gömüldüğü yerle ilgili olarak bize ayrıntılı bir bilgi vermektedir. Bu yazının çevirisini ve  orijinalini yazımızın içinde okuyucularımıza sunuyoruz.
*****
Hamza Koçerdin Baba’nın  Ali Koç Baba ile ilgili olarak  şahsıma anlattığı ve elimizde bant kaydı da bulunan bilgileri buraya aktarıyoruz:
“Bursa’nın 1388 yılında  fethedildiği  zaman   Hakk’a şükür ifadesi için  koç kesmek  isteniyor. O an Ali Koç Baba’nın  elinde olmayarak: “Beni kurban edin ben kurban olayım.”  dediği için  orada bulunan bir  yetkili kişinin:”Ali Koç  sen bize daha lazımsın.” deyip  onun bu gönüllü  kişiliğini güzel sözle almış. Bu Koç lakabı  Ali Baba’ya oradan kalmış. Ali Koç Baba’nın mezarı şimdi Bulgaristan’da Niğbolu’da bulunmaktadır.
Ali Koç Baba’nın oğlu Hüseyin  Koç  ise bu günkü adı Yablanova Türkçe adı Alvanar köyüne yerleşmiştir. Alvanar köyünden gelenlerin anlatımına göre bir çiçek bahçesini andıracak şekilde   doğal güzelliğe sahip olan bölgenin ismini buradan aldığı söylenir.
Alvanar’a yerleşim sonrası diğer toplumlarda inanç ve giyim bakımından ayrı olan  Ali Koç Baba muhiplerinin kadın ve genç kızlarda şalvarların paçaları  ayrı bir şekilde  imiş. Diğer toplulukların şalvarlarından daha farklı ve  renkli olduğu için Aldonlar, Aladonlular, Aladonlar  yakıştırması bu yerleşimin adı olmuş. Köyün ilk yerleşimi bu günkü yerden farklı yerde kurudanlık  kuganlık  (Kurgan, mezarlık anlamında )Sarıkaya altı denilen yerdeymiş. Bu yerde kutsal yer olarak kabul edilen “Sofra Yeri” diye bir  makam vardır. Bu yerin alt yanında  yine kutsal sayılan bir de “Erenler Pınarı” varmış.  Bir de buranın Ali Koç Baba’nın yerleşimi evveli  bulunan “Topuz Baba” vardır. Topuz Baba’nın oğlunun adı da Alvandır. (Elvan) Köye adını çiçekler mi yoksa Topuz Baba oğlu Alvan mı verdi bilinmez .
Niğbolu kalesinin alınmasından sonra, bu günkü Alvanar civarına yerleşmiş bulunan Türk köylerini, etrafta bulunan Bulgar  halkı rahatsız etmektedir. Niğbolu’daki Ali Koç Baba, oğlu Hüseyin’i Alvanar köyü civarlarında  yerleşen yeni halkı organize etmek için buraya göndermiştir. Hüseyin Baba buraya çoban kıyafetinde, bir koç sürüsü ile göçebe olarak gelmiştir. Bu yöredeki halka rahatsızlık veren gruplarla arkadaşlık kurarak  onların iç yüzünü öğrenmiş ve diğer taraftan da köylüleri teşkilatlandırıp  Bulgar eşkıyalarını yok etmek için hazırlamıştır. Hazırlıklar belli bir olgunluğa eriştiğinde Hüseyin Baba köylülere: “Bulgarların bir bayram gününde  onlara dostluğun pekişmesi adına bir yemek vereceğim. Yemekte  çok fazla içki içip Bulgarlar sızdıktan sonra size haber gönderirim.” diyor. Bulgarlar gerçekten de  yiyip içtikten sonra sızıyorlar. Hüseyin Baba köylülere haber veriyor ve Bulgarları bölgeden çıkarıyorlar. Topuz baba bu bölgeyi Ali Koç Baba oğlu Hüseyin Baba’ya bırakarak kendi talipleri ile birlikte Topuzlar köyüne yerleşiyor. Günümüzde  Alvanar(Yablanova) köyünde  bulunan Topuz Baba nazarlama dediğimiz  gerçekte esas mezarı haricinde  bir mezarı bulunmaktadır..”
Hamza Koçerdin babanın  bize anlattıkları arasında bir başka iddia da henüz bilimsel olarak tam olarak kanıtlanamamış olan  bir tartışmaya dayanmaktadır. Bilindiği gibi Hacı Bektaş Veli soyundan geldiği kabul edilen kolun Seyit Ali Sultan’a dayandığı, Seyit Ali Sultan’ın da (Kızıldeli) Hacı Bektaş Veli’nin  çocuğu olduğunu kendilerinin bu koldan geldiklerini kabul etmektedirler. İkinci varsayım ise Babagan kolunun görüşüdür. Bu da Hacı Bektaş Veli’nin Fatma Nuriye Hanımla evlendiğini ondan iki çocuğunun olduğuna inanırlar.  Bu iki iddia da henüz kanıtlanmış belgelere dayanmamaktadır.  Alevilik ve Bektaşilik araştırmalarının çok yeni olması, henüz  bütün bilgi ve belgelerin yayınlanmamış olması sebebiyle bir gün bu karanlık noktanın aydınlanacağını sanıyoruz. Ancak Hamza Koçerdin Baba kendilerinin birinci iddiaya bağlı olarak Seyit Ali Sultan’dan geldiklerini ve Ali Koç Baba’nın Seyit Ali Sultan’ın oğlu olduğunu söylemektedir.
Ömer Lütfi Barkan’ın  Kolonizatör Türk Dervişleri isimli makalesinde  karşılaştığımız bir bilgi de  olayın bir başka boyutunu ortaya koymaktadır. Bu bilgiyi aynen buraya alıyoruz:
“ An evkaf ’ı Zaviye-merhum Ali Koçi.
Karyie-i dervişan  nam-ı diğer Bulgarine-i Küçük tabi’i Niğebolu .
Merhum Koyun Baba dervişlerinden Ali Koçi nam sahib-i vilayet derviş ki  nefs-i Niğebolu da  olan zaviyenin asla ve kat’a bir akçe varidatı olmamağın ve bir akçe hasıl olur vakfı yoktur. Mezkur derviş fevt olduktan sonra  kendü  ehibbasından ba’zı dervişler cem olunup kendülerini  kedd-i yemini ve arak-ı  cibinler ile diktikleri bağlarda ve bahçelerden hasıl eylediklerini zaviye-i mezkureye gelen ayende ve revendeye harc eyleyüp  ve zikrolan mezra hali hariç ez defter  yer olup merhum Yahya Paşa Hazretlerinden tapulayup ba’dehu der-i devletten hükm-i hümayun alub sâbıka  Niğebolu kadısı  olan Alaeddin sınurın tecdid idüp ba ba’dehu  merhum ve mağfirunileyh sultan Bayezid Han’dan mukarrernâme-i hümayun almışlardır.
Sonradan ,Niğebolu Beğ’i Hasan Paşa hazretlerinden ve ba’dehu Mehmed Bey’den bedel’i öşür  yılda 200 akçe vaz ‘ittirüb ellerine mektub-ı şeriflerin almışlardır.
Ve mezra-ı mezkure üzerinde  iki göz bir değirmen binâ eylemişlerdir. Ve zaviye-i mezkûreye  hidmet etmek içün  haymana ve haric-ez defter olan   kafirden 14 nefer kafir cem eyleyüb ispençesin ve sair rüsûmların almayub karye-i mezkure üzerinde bina itdükleri  değirmenlerine ve âyende  ve revende mahsulatı içün bağlarına ve sair mesâlihine hidmet iderlermiş .
Hâliya  vuku’ı üzre tahrir olunup Padişah-ı alempenah hazretlerine arz olundukta mezrayı  mahdut olan sınıru  ile resm-i ağnam ile ve öşr-i  günan ile fil cümle hukuku şer’iyesi  ile ve rüsûm-ı örfiyesi ile ve içinde olan 14 nefer keferesi ile  zaviye-i meskûreye vakf eyleyüp  vâki olan mahsulatı âyende  ve rendeye har eylemek emr olunmağın. Haliye vilayet kitabet olunup vakf-ı mezkur der-i devlete ‘arz  olundukta vakfiyeti kemâkân  mukarrer dutulup (defteri cedide) kaydolundu diyü mukayyeddir (defteri atik) Haliye  dahi vuku’ı üzere arz olundukda  gizü kemâkân vech-i  meşruh  üzere  buyrulub  (defteri cedid)e kaydolundu (30 numaralı köy)
Balkanlarda araştırma yapan değerli araştırmacılarımızdan merhum  Nejat Birdoğan da farklı bir iddia öne sürmektedir. Birdoğan, Otman Baba  Velayetnamesi üzerine yaptığı araştırmada Güneydoğu Bulgaristan’da bulunan ikinci büyük Bektaşi Tekkesi olan Ali Baba Tekkesinin Otman Baba’ya bağlı olduğunu söyler. Devamla Kırklareli iline bağlı Kofçağız  ilçesinde bulunan Ali Koçluların da  Otman Baba’ya bağlı Ali Babalılar olduğunu  iddia eder. 
Bulgaristan’da  Ali Baba veya Ali Dede adı geçen 15 adet tekke yatır, zaviye var.Bunlar benim sadece tespit ettiklerim .
1.    Ali Baba    Alvanar     Bulgaristan
2.    Ali Baba     Kırcaali    Bulgaristan
3.    Ali Baba     Tekke Köy(Broş) Kırca Ali    Bulgaristan
4.    Ali Baba    Y.Zağra/Tekke Mahalle (Grafitovo)    Bulgaristan
5.    Ali Baba tekkesi    Silistre /Denizler.(Varnentsi)    Bulgaristan
6.    Ali Baba Tekkesi  (Şeyh Ali Baba)    Hasköy(GüneyDoğu Bulgaristan)    Bulgaristan
7.    Ali baba Türbesi     Kavak mahalle/ Haskova     Bulgaristan
8.    Ali Baba Zaviyesi    Çirmen /Seyit Can Köyü     Bulgaristan
9.    Ali Baba Zaviyesi    Yeni Pazar    Bulgaristan
10.    Ali Baba zaviyesi.    Niğbolu    Bulgaristan
11.    Ali dede    Kovancılar.    Bulgaristan
12.    Ali Dede Zaviyesi     Kızanlık     Bulgaristan
13.    Ali Koca Baba  tekkesi    Rusçuk    Bulgaristan
14.    Ali Koç Baba zaviyesi Ve Türbesi     Niğbolu     Bulgaristan
15.    Ali koçlu baba tekkesi ve yatırı    Alvanar     Bulgaristan

Değerli araştırmacının öne sürdüğü varsayımlarda yer alan Ali Baba ile Ali Koç Baba arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu tam olarak  bilemiyoruz. Ancak Ali Koç Babalılar kendilerini erkanca  Kızıldeli Ocağının evladiye koluna bağlı olduklarını kabul etmektedirler. Aralarındaki sıkı akrabalık bağlarının ve erkanın Anadolu’nun bir çok yöresinde aynen sürmesi bunu kanıtlamaktadır. Merhum Nejat Birdoğan’a bu konuda bu yazısından sonra telefonla ve mektupla bilgi vermiştim.Ne yazık ki hastalığı nedeniyle bu konuya  bir daha değinememiş ve kısa zaman sonra da Hakka yürümüştü .Ruhu şad olsun.
 Tekirdağ’ın Muratlı  ilçesine bağlı  Aydın köyünde yaptığımız araştırmalar sırasında  Bulgaristan’da Alvanar ormanlarının en yüksek yerinde bulunan Gözcü Ali Baba makamı vardır .Ali Koçluların pek çoğu bu Gözcü Ali baba ya   Seyit Ali Sultan olarak bilmektedir . Bu yanlıştır .Gözcü Ali Baba  ayrı bir Alp erendir .
 Anadolu ve Balkanlarda aynı eren veya evliyanın birden fazla  makam  mezarının bulunması da bu tezimizi güçlendirmektedir. Ancak Birdoğan aynı  araştırmasında bir başka noktaya da değinir ki bu tamamen bir bilgi yanlışlığını oluşturmaktadır:
“ Demir baba soyundan gelen Koç Ali Baba adlı erenin bugün Kırklareli Kofcaz (Kofcağız) köylerinde yol oğulları vardır”.  İfadesi gerçek bilgilerle  çelişmektedir. Hasan Demir Baba Velayetnamesi’nde Ali Koç Baba ile ilgili bilgi aynen şöyle geçmektedir:
“Bir gün Mumcular’dan Koç Ali isminde bir abdal gelmiş”
(……..)
“Bu sırada Demir Babanın intikal vakti yaklaşmış olmakla acele avdet etmişler. Abdalların  içinde üç  Ali varmış birine Koç Ali, birine Çöyen Ali, birine Köçek Ali derlermiş. Batavalı Köçek Ali’yi kendi aş evine aşçı başı yapmış ve ondan sonra hilafet vermiş, usul-i seccâdesine  geçirmiş, kendi meydanına post-nişin  yapmış . Kendi intikâl eylediği zaman Koç Ali tekke-nişin imiş. Ondan sonra Koç Ali elinden Kara Cafer yerine oturmuş.” (sayfa: 9-10) 
Velayetname ve Hasan demir Baba’nın yaşadığı dönem dikkatle incelendiği zaman burada sözü edilen kişiler 16. yüzyılda yaşamış kimselerdir. Oysa Ali Koç Baba 14. yüzyılda yaşamış bir  kimsedir. Çünkü söylencelerin tamamında  Ali Koç Baba’nın Seyit Ali Sultan’la birlikte Rumeli’ye geçtiğine dair bilgiler bulunmaktadır. Koçu Baba, Koyun Baba, Koç Baba ve Koç Ali Baba isimli Anadolu ve Rumeli’de bir çok  kutsal ziyaret yeri bulunması ve sözlü gelenekte bunların zaman zaman birbirinin içine girmesi son derece olağandır. Ancak Ali Koç Baba ile ilgili sözlü geleneğin yalnızca  sözlü bir gelenek olarak sürmemesi, halen ritüellerinin ve süreğinin de bütün canlılığı ile devam etmesi Ali Koç Baba ile ilgili olarak 14. yüzyılda yaşayan ve Seyit Ali Sultan’ın oğlu olduğu öne sürülen Ali Koç Baba tezini daha güçlü kılmaktadır.
Bizim görüşümüzü  destekleyen bir başka nokta ise cemlerde okunan gülbank ve nefeslerle ilgilidir. Bu gülbanklerde  bilindiği gibi atıflar bağlı olunan ocağın ilk temsilcisine kadar gider. Araştırmamızın yer aldığı bölümde yazılı bir gülbank ve   1970 yılında kayda alınmış nefeslerde Seyit Ali Sultan hiç tartışmasız yer almaktadır. Sözlü gelenekten gelen ve yukarda da belirttiğimiz bilgilerde Ali Koç baba’nın Seyit Ali Sultan’ın oğlu olduğu öne sürülmektedir.
Ali Koçluların Balkanlarda  en büyük yerleşim birimi olarak  Alvanar geçmektedir. 1805’na ait Şumnu’da Hafız Baba Tekkesine ait bir belgede de bunu görüyoruz.    Ahmet Hezarfen tarafından  Osmanlı arşivlerinden bulunarak  dergimizin  geçmiş sayılarında yayınlanmış olan belgedeki  (Bunlara Osman Pazarı Alvanar köyü ileri gelenleri de dahildir) kaydı sonradan Ahmet Hezarfen tarafından ilave edilmiş olmasına rağmen bölgede Alvanar’da geniş bir Ali Koçular topluluğunun yaşadığı görülmektedir.Belgenin aslında Alvanar ismi geçmemektedir .
Bunların hiç biri Ali Koçluların Seyit Ali Sultan’ın soyundan geldiğini ortaya koyan bir belge olarak görünmemektedir. Ancak yaptığımız alan araştırmalarında halen Trakya’da yapılan bazı törenler ve bu törenlerde okunan nefesler bize Ali Koçlularla, Rumeli’ye geçiş arasında ciddi bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Kızıldeli Sultan Ocağı’na bağlı  Edirne Bölgesi Bektaşileri 8 Ağustos gününü bir “Yayla Günü” olarak kutlamakta ve bu şenliklerde  aşağıya aldığımız nefesi okumaktadırlar.
Dertliyim  kapına geldim
Mürüvvet senden  Ali Koç Baba
Cümle  küstahlığı  özümde buldum
Mürüvvet senden  Ali Koç Baba

Sana arzu çeker  nice aşıklar
Merhamet bâbının kilidi yoktur
Sende mihman üçler yediler kırklar
Mürüvvet senden  Ali Koç Baba

Eşiğin taşına yüzümü   sürsem
Baba çeşmesinden nûş edip kansam
Çerağın şem’ine pervane dönsem
Mürüvvet senden  Ali Koç Baba

SELİM ‘in kusuru  çoktur yanında
Senin   muhabbetin saklar  canında
Pirin huzurunda Hak divanında
Mürüvvet senden  Ali Koç Baba
Bu nefes aynı zamanda Cahit Öztelli’nin Bektaşi Gülleri isimli eserinde de yer almıştır.  Nefes’in devamında Ali Koç Baba’nın Niğbolu’da yattığı kaydı bulunmaktadır ki bu bilgilerin birleşmesi sonucunda Ali Koç Baba’nın 14. yüzyılda yaşayan bir Eren olduğu ortaya çıkmaktadır:
Yine Hüseyin Maragoz’ Babadan  derlediğimiz aşağıdaki nefeste Ali Koç Baba ile ilgili bazı bilgilere  rastlıyoruz.
Bektaşi Veli ’den aldık el etek
Kabul et dergahta  ettiğimiz dilek
Külli kusurumuzu af ede felek
Dergâhı mübarektir Koçlu   Baba’nın

Azm-i rah eyledim meydan-ı pirden
Dileğim kesmezem gerçek veliden
Sıtk ile dilerim can-ı gönülden
Dergâhı mübarektir  Ali Koç   Baba’nın

Erenler seyreder  gönülden arşı
Koçlu Baba onun öz karındaşı
Seyit Ali Sultan erenler başı
Dergâhı cennettir Koçlu   Baba’nın

Uyardın çerağını ayan eyledin
Erenler buyruğunu gönülden eyledin
Mürşidin derdini  can ile duydun
Dergâhı cennettir   Ali Koçlu  Baba’nın

Rehberin izni ile cem e  gireriz
Dest-i def olup semah ederiz
Mürşidimizden dilek dileriz
Dergâhı mübarektir Koçlu   Baba’nın

Kuruldu muhabbet gülbang çekildi
Erenlerin aşkına dolu içildi
Erkan-ı Ali de suçtan geçildi
Dergâhı mübarektir Ali Koç   Baba’nın

Dergahı mübarek  makamı Ali
Sırrını  faş edenin nic’olur hali
Kıyamet günü söylemez dili
Dergâhı cennettir Koçlu   Babanın

Derviş Hoca ider şehitler serveri
Kereminden dur eyleme bu kemteri
Meydan-ı Ali’dir pirlerin Piri
Dergâhı  cennettir Koçlu   Babanın

Ancak yukarda da belirttiğimiz gibi Anadolu’da bir çok  Ali Baba, Ali Koç veya Koç Ali Baba Koçu baba  adıyla  kutsal ziyaret yeri bulunmaktadır. Bunların hepsinin birbiri ile ilişkisini belirlemek  mümkün değildir. Bu yüzden bazı nefesler de birbirine karışmış veya  Ali Koçlu Baba’dan çok sonra yaşamış olan Pir Sultan Abdal’ın yazdığı bazı şiirler nefes olarak Ali Koç Baba’ya mal edilmiştir. Bu son derece normaldir. Çünkü bir çok nefesin aslında  Şah Hatai’ye, Yunus Emre’ye, Pir Sultan Abdal’a mal edildiği bilinmektedir. Aşağıya alacağımız nefes de Ziya Baba Karaşar İnanç Eğitim ve Hayır Vakfı’nın derlediği “Erenlerden Nefesler” isimli kitaptan alınmıştır:
İndim Koç Baba’yı tavaf eyledim
Bu gün yaylımdır geliyor koçlar
Mübarek cemâlin seyran eyledim
Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Biri beyaz idi biri kırmızı
Onlarda seçerdi baharı yazı
Aynen Zülfikâr’a benzer boynuzu
Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Alnın ortası yazılı Kur’an
Hiç mahrum kalır mı cemâlin gören
Yarın mahşer günü şefaat uman
Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Yağmur yağar çiselenir izleri
Elham Suresine benzer gözleri
Ay ile gün gibi parlar yüzleri
Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

PİR SULTAN’ım biz çekeriz yasları
Dört kapıdan beyan olur sesleri
Aşıklarda söyler bu nefesleri
Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Ali Koç Baba Süreğinde Baba Seçimi ve erkan
 Ali Koçluların Baba seçimleri de son derece dikkat çekicidir. Baba Hakk’a yürüdüğü zaman yerine büyük oğlu erkan yürütmekte ve baba olmaktadır. Taliplerinin  durumuna ve çokluğuna göre de diğer oğulları babalık yapabilmektedir. Hamza Koçerdin Baba’nın Hakk’a yürümesinden sonra Hamza Baba’nın oğulları ve torunlarından kimse bu makama gelmeyince öz kardeşlerini  baba olarak taç giydirmiştir .Yani babalık yetkisini halk huzurunda musahiplerinin yanında vermiştir.Hata kardeşi  Hasan’a senin musahibin  vefat etti istersen gerekli eksilerini tamamladığın zaman kardeşlerinden istediğinden babalık alabilirdin demiştir . 
Yeni mürşit olacak baba doğrudan en kıdemli babanın huzurunda niyazda bulunduktan sonra babalığa başlamakta ve kendisine bir rehber verilmesine gerek duyulmamaktadır. Bu konuda  Hamza Koçerdin Baba ile yaptığımız konuşmada Hakk’a yürüyen bir babanın yerine oğlunun  doğrudan babalık yapabileceğini söylemiş, kendisi Hakk’a yürüdüğü zaman ise  oğlu Mustafa’nın  isterse  baba olabileceğini belirtmişti. Kendi şecereleri ile ilgili bize geniş bir bilgi verdi. Ancak daha sonra Hamza Koçerdin Baba’dan bu  şecereleri  gidip bir türlü  alamadık.
Hamza Koçerdin Baba ile yaptığımız görüşmelerde: “Ali Koçlular süreğinde bir baba geride bir mürşit bırakmazsa baba olacak adayın Eskişehir’in  Seydiler köyüne veya Bulgaristan’a  gidip babalık alması gerekmektedir.” demişti. Hamza Koçerdin Baba devamla: “Eskişehir’deki Seydi Koç Baba  benden taç giymişti. Baba olacakların oradan el alması posta oturması gerekmektedir.” demişti. Şu an Hamza Baba’nın postuna oturduğu söylenen Hüseyin Marangoz, Veli Koçerdin ve  Hüseyin  Koçerdin’in  Hamza Baba’dan el aldığını İbrahim Ercan söylemektedir.O gece babalık töreninde bulunanların imzaladığı bir tutanağın bir fotokopisi  elimizdedir .
Ocakta baba sayısı  belirli  sayı ile sınırlandırılmamıştır. Ocakta asıl baba haricinde  Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı   Terzidere’de  Hasan Usluaşık, Paşaalan da Mustafa Bülbül baba olarak görev yapmaktadır. Aydın köyü vekil Babası Ali Akgül 1996 yılında Hakk’a yürümüştü. Kendisi ile 1995 yılında  Ali Baba kurbanında beraber olmuş hatta Ali Baba kurbanı  hakkında geniş bilgi almış ve yazımızı Nefes Dergisi’nde yayımlamıştık.
Ali Koçluların halen büyük çoğunluğu Bulgaristan’da yaşamaktadır. 1989 göçü sırasında da önemli ölçüde göçler olmuştur. Bütün bunlara rağmen halen Bulgaristan’da Veletler, Küçükler ve Alvanar köylerinde toplu olarak yaşamaktadırlar. Bu köyler İsliven’e bağlı köylerdir.
Alevi-Bektaşi topluluklarının niteliklerini belirleyen önemli durumlardan biri de Musahiplik kurumudur. Musahiplik Fetih suresinin 10. ayeti delil gösterilir .  Ali Koçlu Bektaşi süreğinde dörtlü musahip olunur, yani musahip kardeşlerin üzerlerine bir örtü örtülür. Gül çubuğu ile baba onları tarikten geçirir. Kardeş olurlar. Gülden bir değneğin burada oluşu ve tarikatta görüşmelerde gül koklamasını andıran bir ritüel olması nedeni ile diğer toplumlar “gülcüler” “gül kardeşliği” “gülü sevenler” anlamında “Gülşeni” veya şivenin bozulması ile “Gülşani” denilmesine yol açmış olabilir. Musahiplik erkanının Anadolu’daki musahiplik törenlerine  benzediğini görüyoruz.  Erkan  Çubuğunun ve “Tarik” in gül ağacından olması  Balkanlara ait bir anlayış değişmesi sonucu olabilir. Çünkü “Erkan Çubuğu” veya “Tarik” Anadolu’da on iki boğum olarak ardıç ağacından  kesilerek yapılmakta ve özel bir kılıfta saklanmaktadır.
Ali Koç Babalıların Kızıldeli erkanı ile benzerlikleri çoktur. Tığbent’in yerini kuşağın alması da buna bir örnektir. Balım Sultan öncesi Bektaşilikte tığbent yerine kuşak kullanılmıştır.Trakya da Babagan kolu hariç diğer tarikatlarda (Şeyh Bedreddin’ilerde yoktur) kuşak şeklinde vardır.
Musahip Erkanında dört kişinin olmasının gerekçesini sorduğumuz zaman Tekirdağ’ın Türkgücü (Paşa Alan) köyünden vekil baba Mustafa Bülbül şu açıklamayı yapmıştır:
“Tüm Ehli Beyt inananlarının bildiği inandığı gibi  Miraç olayında Kırklar bir tek üzüm tanesinden elde edilen  nesne ile  mest olurlar. Üzüm tanesinin içinde dört adet çekirdek vardır. Genelde yerli eski tür üzümlerde  çekirdek sayısı dörttür. Burada iki eş karşılıklı olarak birbirlerini  yaşam boyu  Kırklara gönülle kabul edip bağlandıklarına göre onlarda o üzümün manevi çekirdekleri sayılır. Çekirdeğin bir başka önemi meyvenin varlığını sürdürmesini sağlayan özdür.”
Gerçekten’de Kaygusuz Abdal’ın:
“Bu adem meyvesinin/Çekirdeği özündür”  biçimindeki nefesi de Mustafa Bülbül’ün açıklamasını destekleyici niteliktedir. Esasen Anadolu’nun bir çok yöresinde  musahip erkanı  karı koca ikişer kişiden dört kişi olarak yapılmaktadır. Ali Koçluların erkanının bir başka özelliği ise Abdal Musalıların erkanına benzerlik göstermesidir. Hamza Koçerdin Baba’ya bu  benzerliğin kaynağını sorduğumuz zaman Ali Koç Baba’nın  eşinin Abdal Musalılardan olduğunu belirtmiştir. Ancak bunu sadece bu ilişkiye bağlamamız doğru olmaz.
Balkanlarda Seyit Ali Sultan’a bağlı olan toplulukların önemli bir kısmına Dağlı adı verilmektedir. Genellikle Bulgaristan’da ve Trakya’nın Bulgaristan’a yakın dağlık yörelerinde yaşayan dağlıların yüzyıllardır Şamanist geleneklerini sürdürdükleri bilinmektedir. Bunlara Eroğlular, Kızıl divaneler ve  Kızıl Deliler adı verilmektedir. Bu bakımdan  bölgedeki diğer “Dağlı” olarak adlandırılan gruplardan farklılık göstermektedirler. Horasan’dan geldikleri sözlü gelenek olarak aralarında yaşar. Ancak  oymak veya boy olarak  hangi boya bağlı oldukları bilinmemektedir. Kendilerini “Dağlı Türkmen” olarak tanımlamaktadırlar. Bu yapılacak ciddi bir antropolojik araştırma sonucunda belirlenebilir. Ancak Ali Koçluların da Seyit Ali Sultan’a bağlanmaları bütün Anadolu’daki ocaklar gibi “el ele el Hakk’a” ilkesine göre aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak gerekmektedir. Çünkü Ali Koçlularla “Dağlı” olarak adlandırılan  Türkmenler arasında büyük bir yakınlık bulunmaktadır. Esasen bütün Rumeli bölgesindeki Alevi ve Bektaşi erkanları birbiriyle karşılaştırmalı olarak verilemediği için  topluluklar ve ocaklar arasındaki benzerlik ve farklılıklar somut olarak ortaya konulmamıştır.
 Bazı yörelerde ise ortak bir tasavvufi gelenek olarak Aslında Trakya tarikatlarının ortak bir noktası Şeyh Bedreddiniler ve Nakşibendilerin  haricinde tamamının Balım Sultan evveli ve sonrası  Bektaşileri olmasıdır. Bu gün Balım Sultan  evveli Bektaşi si  olan Kızıldeli,Ali Koçlular Babailer ve Akyazılılar erkanca çok büyük oranda birbirine benzemektedir. Gülbankları ibadet şekilleri benzemektedir .Yine bu tarikatların ortak bir noktası da liderlerin özel giysileri olmayışıdır.  Ayrıca Trakya’daki tüm tarikatların erkanlarının bazı nedenler ile günümüze kadar bazı eksiklere uğradığı sanılmaktadır. Ezberden ezbere bazı kısalmalar eksikler oluşmuştur. Bunu erkanların yanı sıra  Nefeslerde zikirlerde de görmekteyiz. Balım Sultan Erkanına (Babagan koluna)en yakın olan  tarikat Kızıldeli  yolu erkanıdır.

Halen Bulgaristan’da bulunan aslında Babai guruplarının zaman içinde erkan değiştirmesiyle oluşan    “Çarşambalılar” olarak adlandırılan bir toplum görmekteyiz . Bu toplum da Kızıldeli erkanını uygulamakta imiş. Kesin bir bilgimiz olmamakla beraber Çarşambalıları  yeni bir erkan ile uyaran YEŞİL ABDALdır.Erkanlarında da bunu görmekteyiz . Bu ayrımda erkandan ayrılma ve erkan değişimi söz konusu olmamakla birlikte vekil babalıklar sebebiyle veya  cem toplanma günü nedeniyle ortaya çıkmış olan ayrılıkların adlandırılmasıdır. Bu tarz  ayrışmanın Balım Sultan erkanında(Babagan kolunda) toplam  56 farklılık oluşturduğunu  Bedri Noyan Dedebaba tespit etmiştir.
 Ali Koçluların ailesinden topladığımız bilgilere dayanarak yazılı bir belge olmaksızın bize anlattıkları  soy şecereleri aşağıdaki gibidir:

1.Hacı Bektaşi Veli
2.Seyit Ali Sultan (Kızıldeli Sultan.)
3.Ali Koç baba
4.Hüseyin Baba (Ali Koç oğlu)
5.Kazım baba (Hüseyin Baba oğlu)
6.Kazım baba  (Mustafa Baba oğlu)
7.Mustafa Baba (Kazım baba oğlu)
8.Mıstın Baba (Mustafa Baba oğlu)    iki oğlu Kazım baba ve Hasan Kuzlu
9. Kazım baba  (Mıstın Baba oğlu) iki oğlu var.   Hamza baba  oğlu İbrahim.
10. Hamza Baba(Kazım Baba oğlu)  Kazım ve Mustafa adında 2 oğlu var.
11. Kazım Baba( Hamza Baba oğlu) 5 adet oğlu var . 1. Mehmet Ali Hoca 2. Mıstın 3.Musa ,4.Kazım Ağa. 5. Hüseyin Baba
12. Hüseyin Baba  (Kazım Baba oğlu) Ali baba ve Mustafa adında 2 oğlu var.
13. Ali baba (Hüseyin Baba oğlu) dört oğlu var. Molla Hasan, Molla Mustafa Molla Haşim, Şakir Koç.
14. Mustafa Baba( Ali baba oğlu) beş oğlu var. Hamza Koçerdin, Ali Koç, Hasan Koç Hüseyin Marangoz, Veli Koç
15. Hamza Koçerdin Baba (Molla Mustafa oğlu.) Hamza Babanın Yusuf, Mustafa, Necat Mehmet  üç oğlu olmuş. 2004 yılında Mustafa hariç diğer ikisi sağ  değildir.
16.Yusuf Koçerdin (Hamza Koçerdin oğlu) babasının sağlığında daha vefat etmiştir.
17. Hamza Baba sağlığında  dört kardeşinden üçüne babalık vermiştir. Sözlü gelenekten  derlediğimiz bu şecere elbette  yaklaşık 600 yıllık bir soy şeceresini oluşturmamaktadır. Burada sözlü gelenekten gelen bağlantılar arasındaki kopukluklar normal karşılanmalıdır. Günümüzde Bulgaristan’da Ali Koçluların yoğunlukla bulunduğu yerlere gelince:
Bulgaristan’daki  kutsal ziyaret yerleri üzerinde araştırmaları bulunan  değerli araştırmacı Sabri Koz’un belirttiğine göre Osman Pazarı kazasında Alvanlar, Küçükler, Veletler köyleri dahi Kızılbaş olup Çelebidirler. (Burada Çelebi kelimesi babadan oğula geçen sistem için kullanılmış olmalı.)Alvanlar Kariyesinde (Köyünde) şu tekkeler vardır:
Alvan Baba tekkesi, Ali Koç Baba tekkesi, Hasan Baba tekkesi, Gözcü Ali Baba tekkesi. Bunlar içinde en eski olanı Alvan Baba tekkesidir. Köyün bu adla anılmasının sebebinin bu Tekke olduğu söylenilmektedir. Ali Koç Baba tekkesi köyün içerisindedir. Baş Çelebi Ali Baba bu tekkede bulunmaktadır. Çelebi Ali Baba tekkenin süreği yürüten Onüçüncü Çelebisi imiş.
Ali Koç baba soyundan ve soyu ile akrabalık ilişkisi olanlar ile  görüşmelerimde
Ali Koçluların Bulgaristan’daki  yerleşimleri arasında yukarda da söz ettiğimiz gibi Topuzların özel bir yeri bulunmaktadır. Topuzlar köyünde daha evvelden Bektaşiliğin var olduğunu, zaman içinde kaybolduğunu, Hüseyin Marangoz Baba  anlatmıştı. Bu köyün kurucusu ilk defa Alvanar köyüne gelince Ali Koç Baba ile anlaşmaları sonucu derenin öte yakasına bu günkü Topuzlar köyüne yerleşiyor. Zaman için Topuz Baba muhiplerinin bazıları Alvanar köyüne gelip nasip almış. Topuzlar köyü halkı eski inancını bıraktığı için bu yeni tarikata giren Topuz Baba muhipleri yavaş yavaş Alvanar köyüne yerleşmeye başlamışlar ve Alvanar köyü ile kaynaşmışlar. Topuz Babanın Trakya ve Balkanlar’da  süren erkanlardan hangisine dahil olduğu veya başka bir tarikata mı mensup olduğu bilinmemektedir. Bulgaristan Bektaşiliği o kadar karışık bir durum arz etmektedir ki içinden çıkmak çok zordur. Her yerleşen lider zaman ile belli bir erkan yol tutmuştur. Öyle ki aynı toplumlardan farklı inançlar ve erkanlar çıkmıştır. Aslında Balım Sultan erkanı dışında oluşan bu erkanların bazılarını incelediğimizde gördüğümüz ve vardığımız sonuç, ezberden kaynaklanmış aynı erkanın farklı farklı oluşmasıdır. Topuzlarla ilgili değişik kaynaklardaki bilgileri yazımızın sonundaki ekte bulabilirsiniz .

Türkiye’de Ali Koçluların kollarına gelince bunlar içinde en önemlilerinden biri Kırklareli’nin Lüleburgaz İlçesi’ne bağlı Umurça Köyüdür. 1928 yılında  Bulgaristan’dan olan bir göç sırasında Ali Koç Baba süreğinden Molla Ali buraya gelerek yerleşmiştir. Tek başına geldiği ve sürekten kimse bulunmadığı için Muratlı’nın Seyitler köyünde  kuru bir dere yakınındaki köprünün yanına yerleşiyor.Bir süre sonra  Muratlı’ya bağlı Aydın Köy ve Umurça köylerinde toplanıyorlar. Burada büyük bir çiftlik oluşturuluyor. Taliplerin de gelerek yerleşmesi ile birlikte sürek yeniden canlandırılıyor. Yaptığımız alan araştırmaları sırasında burada çiftliğin kapısının halen yerinde durduğunu gördük.
Molla Ali’nin  1940 yılında Hakka yürümesinden sonra geride  iki eşinden dört çocuğu kalmıştır. Bunlar Hasan, Mustafa, Haşim ve Şakir’dir. Molla Ali’nin ilk eşinden olan iki çocuğuna  el verdiğini  belirledik. Hasan’ın Hakka yürümesinden sonra yerine oğullarından kimse geçmemiştir.  Şu anda süreği Mustafa’nın Hamza, Ali, Veli, Hasan ve Hüseyin isimli beş oğlunun en büyüğü olan Hamza posta geçmiştir. Hamza Baba da yerine sağlığında oğlu Yusuf’a el vererek Baba yapmıştır. Yusuf baba da 1990 yılında Hakka yürüyünce Trakya’da Ali Koçluların tek  lideri kalmıştır.
Ali Koçluların bir bölümü Eskişehir dolaylarına yerleşmişlerdir. Bu kolun özellikleri erkanı ve  günümüze kadar gelişi ile ilgili olarak dergimizin bu sayısında araştırmacı yazar Coşkun Köker’in bir alan araştırmasını bulacaksınız.
Bulgaristan’da da sürek halen bütün canlılığı ile sürmektedir. Bizim  Trakya’da yaptığımız araştırmalar sırasında duyduğumuza göre süreği yürüten Molla Ali’nin torunu Fedal’in oğlu Mustafa imiş. Yine duyduğumuza göre Alvanar köyünde süreği yürütmektedir.
Hamza Koçerdin Baba’ya gelince 1997 yılında Hakka Yürüdü. Ölmeden önce yapılan son toplantıda kardeşleri Ali Koç, Veli Koçerdin, Hasan Koç, Hüseyin Marangoz huzura gelince Hasan Koç’un musahibi vefat ettiğinden eksiğini tamamlayarak kardeşlerinin herhangi birinden el alması öğütleniyor.(Şuan 2004 yılı aralık ayında 3 kardeşten el alanlardan sadece Hüseyin Marangoz sağdır.) Diğerlerinin tamamının taçları tekbirleniyor. Bu süreği yürütme yetkisinin verilmesi anlamına gelmektedir.
Daha önce de söz ettiğimiz gibi  nasipte babalara  rehber verilmemektedir. Tören sırasında Kur’an’dan üç ayet okunuyor. Babaların Kur’an’dan ayetleri bilmeleri şarttır. Bu yüzden Hamza Koçerdin Baba onalar Tevbe Suresinden ayetler okuyarak öğüt veriyor. Bu sırada muhiplerin bulunduğu köylerin babalar arasında paylaştırılması fikri ortaya atılıyor. Ancak bunun ikiliklere yol açacağı düşünülerek bundan vaaz geçilmiştir.
Ali Koçlularda babalar haricinde 12 hizmet görevi yapan dedeler vardır. Bazı köylerde babanın görevini yapan vekil babalar da  bulunmaktadır. Halk bu vekil babalara  bütün Anadolu Aleviliğinde olduğu gibi “Dikme Baba” demektedir. Dikme Babalar soydan olmamakla beraber yine de geçmişi  titizlikle irdelenmektedir.
 Dikme Babalar musahiplik erkanı dışında bütün  diğer erkanları yürütmektedir. Dikmelik kavramı bilindiği gibi zorunluluktan ortaya çıkmış bir kavramdır. Babaların olmadığı, soyun yürümediği veya  erkan yürütmenin uzaklık, maddi imkansızlıklar, mürşide duyulan acil ihtiyaçlar sebebiyle erkanın aksamalara uğradığı durumlarda baş vurulan yöntemlerdendir. Bu durumda  en az yirmi  er ve bacının imzalı isteği ve kendi tespit ederek güvendikleri bir isme bu yetki verilmektedir. Dikme Babaların Ali Koçlular süreğinde Muharrem ayında kılınan  kırk rekat namazı kıldıramadıklarını da bu araştırmalar sırasında öğrendik. Bunu ancak soydan gelen babalar yapabilmektedirler. Bu şekilde Dikme Babalara iki  örnek olarak Kırklareli’nin Terzidere ve Paşa alan köyünde rastladık. Hasan Uslu Aşık ve Mustafa Bülbül halen dikme baba olarak görev yapmaktadırlar.
Ali Koçluların bir başka özelliği ise  Bektaşi geleneğinin önemli bir simgesi olan teslim taşının bulunmaması ve erkanlarda takılmamasıdır. Bizim yaptığımız kili görüşmelerde Hüseyin Marangoz Baba ve İbrahim Ercan  bana Hamza Baba’nın  teslim taşı taktığını söylediler. Ancak bunun bir Hacı Bektaş ziyareti sırasında  Hamza Baba tarafından  oradan alındığını , daha önce böyle bir taş kullanılmadığını belirttiler. Bu durum Bize Balkanlardaki Bektaşi  süreğinin kendisine özgü yapısının göstermesi bakımından çok ilginçtir.
Ali Koç Baba Süreğinde Kurban Gelenekleri:
Ali Koç Babalılarda en önemli kural, mümkünse kurbanlığı kendi yetiştirmiş olması ve yine elinden geliyor ise kendisinin kesmesidir. Bu kural , Ali Koçlu talipleri olan köylerin hemen hemen tamamında geçerlidir. Kurban sahibinin kendisi kesmesinin hangi inanca dayandığını sorduğumuzda Hazret-i İbrahim’in ve Hazret-i Muhammed’in kurbanlarını bizzat kendisinin kestiği için buna özen gösterildiği belirtilmiştir.
Kurbanın en az bir yaşında olması veya bir yaşındaki kadar iri olması istenmektedir. Ali Koç Babalılarda kurbanlar en az iki veya üç gün önceden kınalanmaktadır. Hemen o gün bile kesilse kurbana kına yakılması geleneği bulunmaktadır. Kurbanın yedi yerine kına yakılmaktadır. Önce başına, yani alnına daha sonra ön kollarının arasına, her iki sırtlarına kına yakılır. Daha sonra sırtına  ve arka ayaklarının sırt kısımlarına ve en son olarak ta kuyruk üstü kınalanır. Ab dest öncesi  kurbanın kesimi için izin duası yapılır. Bu izin duası şöyledir:
“Delili Cebrail    mana-i kamber, feda-yi İsmail,  ferman-ı Hak lailehe illallah allahu ekber allahu ekber  velillahil hamd .”
Abdest sırasında kurbanın  yüzü kulakları ayakları tamamen mesh edilir şekilde yıkanır. Sırtı sıvazlanır. Kesim için bir çukur açılır. Hayvana su verilir.  Kesim öncesi sol kol üzerine yatırılır. Üç ayağı bağlanır. Kurbanın önünde muhakkak Cebrail  kesimi yapılmaktadır. Kıbleye döndürülür. Hayvana en az acı çektirecek şekilde keskin bıçak ile mümkünse kurban sahibi tarafından kesilir. Hayvanın yüzü bir havlu ile örtülür. Hayvan kesilir kesilmez hayvanın can çekilmesi halinde bile diğer ayakları çözülmekte imiş. Kurban her ne niyetle kesilirse kesilsin mutlaka kınalanır. Cem için kesilen kurbanlar kurbancı tarafından kesilmesi için baba veya dede kurbancıya görevi verir. Baba kurbancıya kurbanı teslim etmeden önce şu duayı yapar:
“Bismi Şah Allah Allah
Yarabbi Muhammed Ali’nin himmeti için bizleri bu dergahtan ayırma hey gani şah Ferman-ı celil, kurban-ı Halil,  delil-i Cebrail, tekbir-i İsmail  Bismillahirrahmanirrahim Sübhanellezi Lâ ilahe illallah ü vallahu ekber ve illahil hamd Allahu ekber Allahu Ekber” der tekbirler.

Cebrail Kurbanı ise daha farklıdır. Cebrail kesiminin dayanağı Kur’anı Kerim’deki Vakıa suresinde 18,19,20,21 ayetleri aynen şöyledir:
 (18)Dolaşırlar, ellerde sunmaya peymaneler
bir kaynak akan o tertemiz içecekle
dolu testi, ibrikler bardakla geldikçe
(19)Onların bu içkiden başları hiç ağrımaz
vücutları da halsiz düşmeyecektir biraz
(20,21)Beğenilen meyveler, istenen kuş etleri var.
Bedri Noyan, Dr. S. 634. Kur’ân-ı Kerim, Türkçe  1997.
Cebrail Kurbanı’nın nereden geldiğini sorduğumuzda Hüseyin Marangoz Baba şu olayı anlattı:
“İbrahim Peygamber her gelene sofra kurar yedirir, içirirmiş. Bir gün ansızın Cebrail insan şeklinde misafir olarak geliyor. Tabi o zaman tüm davarları kırda bayırda imiş. O an için bir hayvan kesmesi imkansız olunca kümesten bir horoz alıp kesip pişiriyor. Cebrail’e getiriyor. Cebrail ben yemekten içmekten uzağım deyip kendini tanıtıyor. İlk defa İbrahim Peygamber misafirine horoz kurban olarak kestiğinden tarikatların pek çoğunda horoza “Cebrail kurbanı” denilmektedir.”
Ayrıca bazı bölgelerde İsmail’e kesilen(ademe) kurbana “Büyük Kurban”, Cebrail’e kesilen  kurbana da “Küçük Kurban” denmektedir.
Kurbancıya görev verilmesine “Kurbancı Taçlandırması” denilmektedir.
Kurbancının kurban kesebilmesi için halkın rızası ve nasipli olması şarttır. Kurbancı olacak kişi ayağa kalkar ve: “Elim erde yüzüm yerde.” diye başlayan tercümanı okur rızalık alır. Kurbancı seçilmeden önce bir muhabbette baba daha önceden konuyu orada açar ve halkın onayını almak zorundadır. Daha önceden bu işe yatkınlığı bilinen kurbancı yanında yetişen kişilerin artık bu işi yalnız başına yapacağına inanılan kişilere tarikatta bu görevi üstlenmesi için bir tören ile makam veriliyor. Kurbancı kurbanı alır kınalar abdestini aldırır baba önüne getirir tekbirlendikten ve duası yapıldıktan sonra kurbancı Eşinden rızalık alır. Kurbancının yanından musahip kardeşleri  bulunması gerekir.Daha sonra kurbanını kendi keser.  Kurbancının görevini ömür boyudur. Eşinin vefatı dahi kurbancının görevini aksatmaz. Ali Koç Babalılarda kurban üzerine nefeslerin olup olmadığını sorduğumuzda erkanlarında genelde Duvazda imam ve “Kırklar nefesi”nin olduğunu söylediler.

Ali Koç Babalılar Süreğinin bir başka  geleneği ise “ Kansız Kurban” uygulamasıdır. Ali Koç baba geleneğinde kansız kurban, pişirilen “kolaç” ve üzerine veya yanında verilen meyvedir. Genellikle tatlı bir meyvenin konulması özellikle  kirazın tercih edilmesinin nedenlerini kimse bize açıklayamadı. Yağda pişirilen “kolaç” veya “bişi” adı verilen hamur işi yapıldığını buna kansız kurban adı verildiğini biliyoruz.  Kansız kurban geleneği genelde  Cuma günleri yapılmakta ve pişirilen tatlılar  yedi kişiye dağıtılmaktadır. Burada ilginç noktalardan biri de kirazların olgunlaşmasından sonra  bahçe sahibi  tatmadan önce komşusuna tattırmaktadır. Bu meyvenin zekatı olarak kabul edilmektedir. Paylaşma, yardımlaşma açısından yararlı bir gelenek ve inançtır. Genelde küçük çocuklara verilmesi tüm Trakya da inançlar arasında masumların dileği ve masumların duaları Hak katında kabul edilir inancının  uzantısıdır. Meyvesi olmayan mevsimine göre  satın alır ve dağıttıktan sonra kendi ev halkına yedirilirmiş.
Ali Koç Babalılarda Sofraya oturuş ve sofradan kalkış sırasında okunan gülbankler de şöyledir:
“Bismi şah Allah Allah
Canların adakların kurbanları istekleri kabul  makbul muradları hasıl ola. Divani erden, Didar-ı Hak’tan, sırr-ı Şah’tan, İmam Cafer kullarından ayrı düşürmeye. Er divanında, Hak divanında yolumuzu açık eyleye. Kılıcımız keskin eyleye. Gönülleri şen-i rüşen eyleye. Biz dua eyledik, pirimiz Muhammet, Ali kabul eyleye. Her ne niyetle  divan-ı Hakk’a yazıla. Gerçekler demine, Ali’nin keremine  hü deyelim, Ali hü.”
Bir diğer sofra duası:
 Bismi Şah Allah Allah
Vakitler hayır ola. Şerler def ola. Hayırlar feth ola. İstekler kabul ola, hazır ola. Muradlar, maksutlar hazır ola. Gönüller mamur ola. Feda olan kurbanlar   hakkın divan defterinde  kayıt ola. Sine bedel  her murad tarikat erleri pirleri şefaatiyle ihsan oluna. Kerem-i Ali, Gülbeng-i Muhammet Ali, Nur-ı Nebi, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Veli, Ali evladı Ali Koç Baba gerçek erenler demine,  Ali’nin keremine  hü diyelim ya Ali”
Sofra  kalkışı yapılan duası:
Bismi Şah Allah Allah
Erler Hak bereket vere. Bu gitti ganisi gele. Önünden ardı gür ola. Yeyip yedirenlerin farz mezit ola. Horasan pirleri hazır ola. Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar, kerem-i Ali Gülbeng-i Muhammed Ali, Nur-ı nebi, pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Veli, Ali evladı Ali Koç Baba. Gerçek erenler demine,  Ali’nin keremine  hü deyelim, ya Ali Hü Elhamdürillah Yarabbi şükür  .
Gülbanklerin sonunda Ali Koç Baba’ya yapılan atıfların tamamı sözlü gelenekte Ali Koç Baba’nın Hacı Bektaş Veli  evladı olarak kabul edildiğini ilginç bir kanıtıdır.
Trakya yöresinde adanan ve kesilen kurbanlar içinde  bir de “Ali Baba Kurbanı” geleneği bulunmaktadır. Hıdırellezi kırk gün geçince  yapılmaktadır. Genelde cuma gününe  getirilmektedir. Bazen  katılım  çok olsun  diye hafta sonuna  alınmaktadır. Bu  kurban geleneğine katılanların çoğunluğu Ali Koç Babanın yolu erkanına bağlı olanlardır. Türkiye sınırları  içinde Tekirdağ’ın  Muratlı ilçesine bağlı  eski adı Hoca Aydın  yeni adı ile Aydın köyünde 1950 yılından  beri  kesintisiz olarak  yapıla  gelmektedir. Ali baba kurbanı aydın köyü haricinde 1978 yılından beri Tekirdağ’ın  Muratlı ilçesine bağlı İnanlı köyü yakınında İnanlı çeşmesi yanında yapılmaktadır. Buna genelde tüm Ali Koç Baba’ya bağlı baba ve vekil babalar katılmaktadır. Yer önemli değildir. Önemli olan halkın bu günde birlik beraberliği ve halkın günlük ihtiyacı olan su ve oturmaya müsait yerler olmasıdır.
Bu köy 1927 yılında kurulmuştur. Ali Koç Baba yolu erkanına  bağlı olanlara halk arasında  (Gülşani) GÜLŞENİ denilmektedir. Bu durum  Amuca  kabilesinin  Şeyh Bedreddin’ilerde  de  görülmektedir. Bu gün Ali Koç Baba soyundan olan ve aynı zamanda Seyit Ali  Sultan’a bağlı “Evladiye  kolu’”ndan  olanların  lideri  Hamza Koçerdin  Babanın  deyimi ile: " Siz Balım Sultan  erkanına bağlı Bektaşilersiniz, biz Seyit Ali Sultana bağlı evladiye kuralı  ile  erkan  yürüten Bektaşileriz.” demişti.
Cem dergisinde 1994 yılında Trakya’daki  tarikatları tanıtırken bize  verilen  bilgiler doğrultusunda  Ali Koç Baba müritlerini  Sultan Şücaettin’e bağlı  olarak göstermiştik. Bu yanlışımızı bu  vesile ile düzeltiyoruz. Hamza Baba ile 12.6.1995  yılında evinde  yaptığımız  söyleşide  kendisi  ile uzun uzun konuşmuştuk. O zaman Ali Koç Baba  hakkında  bize söylediği,  Kızıldeli soyundan  olduğu, On iki İmamlardan Musa-yı Kazım’a  dayanan şeceresinin bulunduğunu söylemişti.
Adı itibarı ile “Ali Baba Kurbanı” bir çok kişi  tarafından Ali Koç Baba’ya yapıldığı  sanılmaktadır. İsimlerin  aynı  olması yanılgılara  sebep  teşkil  ediyor. Bulgaristan’ın İsliven Sancağı’nın Alvanlar (Yablanova) köyünde Seyit Ali Sultanın ve Ali Koç Babanın da nazarlamaları ile Gözcü Ali Babanın da balkanın (ormanın) tepesinde yatırı varmış. Daha önce Ali Baba kurbanı yazısını Nefes Dergisi’nde yayımlamamızdan önce ve yayımladıktan sonra defalarca “Ali Baba Kurban” geleneğine katıldım. Halkın “Ali Baba Kurbanı” hakkında bilgisinin az olduğunu, hatta Ali Baba’nın  Ali Koç Baba olduğunu sandıklarını söylediler. 17. 5. 2002 günü yaptığımız araştırmada Hüseyin Marangoz Baba erenler ile rehber İbrahim Ercan  söyleşimizde aslında Ali ismini taşıyan üç  yatırın olması dolayısıyla “Ali Baba Kurbanı” nın hangisine ait olduğunun karıştırıldığını, aslında geleneğin Gözcü Ali Baba’nın makamının yanında olduğu söylemişlerdi.
Gözcü Ali Baba ziyaretlerine özellikle kiraz ve dutun  olgunlaştığı dönemde gidiliyor halk beraberinde dut ve kiraz götürerek burada halka dağıtmaktadır.  Ali Baba Kurbanı kesilmeden önce Gözcü Ali Baba Çerağının uyandırılması gerekmektedir. Bunun baba veya vekil baba yerine getirmektedir. Daha sonra orada bulunanların huzurunda: “Erenlerin bu gün Sizin yüzü suyu hürmetinize Hakka kurbanımız var.” Denilerek gönül birleme gerçekleştirilmektedir. Gönül birleme orada bulunanların tamamının birbirlerinde razı olmalarını sağlamak ve sevgiyle  birbirleri ile niyazlaşmalarını sağlamak içindir. Ziyaret ve adağın bahar aylarına getirilmesinin sebebi Gözcü Ali Baba’nın  tarlada ekilmiş mahsulün ve her türlü tarım ürününün  bereketli olmasına şükran ifadesi olarak yapıldığı söylenmektedir.  Böylece Gözcü Ali Baba  ziyareti ve kurbanının yalnızca bahar aylarında değil bahar aylarında başlayarak bütün bir yaz mevsiminde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Gözcü Ali Baba ya gidilirken dağın bir yerinde “Baba Konağı” denilen bir yerin olduğunu ve buranın halk tarafından kutsal kabul edildiğini söylediler. Baba konağında sayısı bu gün tam olarak bilinmeyen Rumeli erenleri burada yemek yemiş ve Balkanlara dağılmışlardır. Bu sofra yeri halen durmaktadır. Dağın tepesine çıkamayan yaşlılar “Şehitlik” denilen çeşme başında ziyaretlerini yapmaktadırlar. “Şehitlik” adının verilmesinin sebebi ise halk tarafından tam bilinmemekle birlikte erenlerin cem yaptığı sırada oluşan bir baskında cemde olanların çoğunun ölmesi gösterilmektedir. Yaptığımız görüşmeler sırasında halk  Ali Baba adını taşıyan üç erenin de birbirlerinden ayrılmaması gerektiğini söyleyerek yapılan Ali Baba Kurbanı’nın hangi Ali Baba için olduğunun önemli olmadığını belirtmektedirler. Gözcü Ali Baba ilgili olarak ise halk arasında sözlü gelenekte yaşayan geniş bir bilgiye rastlayamadık. Bizim kanımıza göre  “Ali Baba Kurbanı” geleneği  Gözcü Ali Baba için düzenlenen bir adak kurban törenidir.
Ali Koçluların Eskişehir  yöresindeki  bu  geleneği orada  icra  edip etmediklerini  bilemiyoruz. Ancak Aydın köyünde yapılan Ali Baba Kurban geleneği şöyle gerçekleşmektedir: Kurban  geleneğine  katılacak her  kes evinde  hazırlık  yapar. Yiyeceğini  içeceğini temin eder.  Kurbanların  kesildiği “Çevrim Göl”  yöresine  zamanın araçları ile  gelirler. Çevrim göl aydın köyüne bir kaç kilometre uzaktadır.  Bu kurban  geleneği  bir tür  mesire türünde  yapılmaktadır.   Çevrim göl yanında  bulunan korunun  ağaçları altında  sofralar kurulur. Oyunlar oynanır. Salıngaçlar  kurulur. Ali Baba’ya kesilecek kurbanlardan  önce iki rekat  şeriat  namazı kılınıp dört defa  tekbir getirilir.  Daha sonra  kurbanlar ocağın kurbancıları tarafından tığlanır.
Bizim gözlemlediğimiz  törende kurbanlar  piştiği  zaman  Ali Koç Baba postnişi Hamza Koçerdin veya halk arasında  en yetkili ikinci  kişiler olarak  tanımlanan vekil babalar  tarafından  dualar yapılmıştı. Sonra lokma  gelenlere dağıtılmaya başladı.Vekil  Babalar  da  yakın zamana kadar Ali Koç Baba soyundan seçilmekte imiş. Halk tarafından Dikme baba olarak adlandırılan babalardan biri de Ali Akgül Baba’dır. Bizim bilgilerin bir kısmını aldığımız kaynak kişimiz olan Ali Akgül’le 1995 yılında yapılan Ali Baba Kurbanı törenlerinde görüştük ve bu tören erkanı ile ilgili olarak kendisi bize geniş bilgiler verdi. 1996 yılında ise Hakka Yürüdü. Burada  adak kurbanı dışında bireysel olarak adakta bulunan insanların adakları da kesilmekte ve lokma olarak dağıtılmaktadır. Koç Ali Baba erkanında gülbankların tamamı  Türkçe’dir. Törende Kurban duasının arkasında Kur’an-ı Kerim  de okunmaktadır. Bu erkan Kızıldeli erkanı olduğu için Ali Koç baba   erkanı ile aynıdır.
Ali Koç babalılarda  adanan kurbanlardan biri de “Nasip Kurbanı’”dır. Bu kurban sadece nasipliler içindir. Bu yüzden muhiplerin ve taliplerin tamamına açık değildir. Babalar da dahil olmak üzere bütün canların evlenmemiş kız ve erkek çocuklara bu  törene katılamazlar. Onlar kurbanın etinden de yiyemezler. Nasip kurbanının diğer kurbanlardan önemli bir farklılığı da  kurbanın kemiklerinin kırılmaması, gömülmesidir.
Ali Koç Baba ile ilgili olarak halen halk arasında söylenen bir çok nefes bulunmaktadır. Bu nefeslerden bir kısmını burada sunuyoruz:
Seher  yellerinden  haberin  geldi
Lutf eyle halini Ali Koç Babam
Kimseler  bilmez  oldu  halimden
Gözlerimin  yaşın  sil Koçlu Babam

Ben  bir derde giriftar  oldum çekerim
Gözlerimden  kanlı  yaşlar  dökerim
Pirim  gelir  diye  yollarına  bakarım
Yetiş  imdadıma gel  Koçlu Babam

Gerçek  er isen  şek  getirmem   gözüme
Kakıdın mı ne bakmazsın yüzüme
Artık eksik kalma (             ) gücüne
Hayır  himmet  nazarını  kıl Koçlu Babam

Mecnunun  seyrinde  kuşlara döndü
Medh  ettikçe didelerim  kanadı
Nice  erler   geldi kılıç  suladı
Hamle  sana  kaldı kır Koçlu Babam

DEDEM OĞLU  eydir bu dergaha  gelenler
Hani  bizden  evvel  bu hana  gelenler
Derya  benim  deyip  dava  kılanlar
Sabrın  sillesini  kır Koçlu Babam.

Kurban nefesi

Eğlen aşık eğlen haber sorayım
Aşkın ateşine yaktın ha beni
Üç ayağı bağlı  birisi boşta
Cebrail kurbanını kime indirdi

Bu zamanın insanı delidir deli
Onlarda bilir erkanı yolu
Gazadan gelirken Hazret i Ali
Düldül’ün ardına kimi bindirdi

Düldül’ün ardında ol sefil Kamber
Başına bağlamış al yeşil çember
Kabe’yi yaptıran Halil Peygamber
Eşiğinin taşını kime yondurdu

Pirimin Düldül’ü şu belden aştı
 Gönlüm derya olup kaynayıp coştu
Muhammet Mustafa dünyadan göçtü
Hırka ile tacı kime gönderdi

Men bir derviş idim  kendi halimde
 Hakkın kelamı söyledim dilimde
Veysel Karani baba Yemen elinde
Hırka ile tacı ona gönderdi

Ali koçlularda Musahip ilahisi:

Eğer farz içinde farzı sorarsan
Yine farz içinde farzdır musahip
Dört kapıdan kırk makamdan arasan
Yine farz içinde farzdır musahip

Musahipsiz kişi ceme gelir mi?
Ettiği niyaz kabul olur mu?
Muhammed Ali  yolundan derman bulur mu?
Yine farz içinde farzdır musahip

Musahipsiz kişi  ceme  götürmem
Tecellisi bozuk Hakk’a yetürmem
Musahipsiz ile durup oturmam
           Yine farz içinde farzdır musahip

Farz Allah’tan kaldı ya sünnet kimden
Musahibin işi daima sırlan
Musahipli kişi ol şahı Merdan
Yine farz içinde farzdır musahip

PİR SULTAN ABDALIM hey kerem kânı
Yine sensin bu cihanın sultanı
Aşiyanı buldun musahibin kani
Yine farz içinde farzdır musahip

Aynı soydan olduklarını tekrar ettiğimiz Kızıldeli Bektaşilerinin  musahip nefesi ve kardeş nefesi. 
Kardeş olma nefesi(musahip nefesi .)

Hak Muhammed Ali üçü bir nurdur
Onların kurduğu doğru yoldur,
Onlarda ikisi hem üçü birdir
Söyleyen Muhammed söyleten Ali

İki musahip birbirine demez bahane
Atarlar onları bir ıssız hana
Varıp cehennemin narında yana
Söyleyen Muhammed söyleten Ali

İki musahip birbirine demse  beli
Onlara şefaat eylemez Ali
Cehenneme çıkar onların yolu
Söyleyen Muhammed söyleten Ali

İki musahip birbirine etmese sözü
Dünyadan ahirete ederler özü
Cihan iti gibi karadır yüzü
Söyleyen Muhammed söyleten Ali

İki musahip birbirine nice bozula
Hakikat defterine lanet yazıla
Balı alınmış arı gibi süzüle
Söyleyen Muhammed söyleten Ali

İki musahip birbirinden  evin ayıra
Tanrı onların temelini devire
Erenler lokmasını ol haram kıla
Söyleyen Muhammed söyleten Ali

Musahip  elinden tutmasa bir can
Sığmaz Ayn-ı ceme  can verse  kurban
Hakikat aşığı  pirim PİR  SULTAN
Söyleyen Muhammed söyleten Ali
Onlar kurdular dergahı yolu.

Kardeş nefesi

Gel hey Yezit oğlu ulaşma bize
Edep nedir erkân nedir yol nedir
Karşımızda  saki ortada devran
Arada  çalkalan gezen nur nedir

Uzundur kısalmaz tarikat yolu
Oturur Muhammed kalkar ya Ali
Üç yüz altmış altı servinin dalı
Ucundan açılan  iki gül nedir

Muhammed Alidir taptığımız   tapı
Özüyle  yapılmış yıkılmaz yapı
On iki bahçede kırk sekiz yapı
 Eşiğinde  yatan er nedir

Dört kardeş bir gönül e koydular
Gönülleri bir bir ayrı durdular
Sözünden  döneni ateşle vurdular
Ateş nedir tütsü nedir kül nedir

Bakın kardeş benim yarama
Yaramı azdıran yüzü  karama
PİR SULTAN’ım  Haydar  uzak arama
Cümlesin kalbimiz mevcut diyene

Yine Kızıldeli kolunun erkanını devam ettiren halen Bulgaristan’da ve Trakya’da muhipleri olan Çarşambalıların gülbanklarında adı geçen Yeşil Abdal’ın bir nefesini yazıyoruz .

İlk evveli şu dünyaya
yeşil giyip  gelen kimdir
Magrip’ten atılan topu
Mısır’da  çelen kimdir

Ateş yanıp tutuşmadan
Kazan kaynayıp taşmadan
Ana rahmine düşmeyen
Doğmadan ölen kimdir

Terazi  nizam kuruldu
Hak gazi oldu  varıldı
Aslımız nerden  soruldu
Çamurumuzu çalan kimdir

Hacılar Allah yolunda
Onlar Arafat dağında
Kırk yıl  balık  kursağında
Kendi canını alan kimdir

Baykuş konar  viranlığa
Kırk yıl kalmış karanlığa
Yiğit gelir yaranlığa
Ol Hamza yı  salan kimdir

Halil Hamza onlar üçü
Uçmaktır Kâbe’nin içi
İsmail’e inen koçu
Bıçak vurup çalan kimdir

PİR YEŞİL ABDAL gül Alinin
Dünyalar oldu Velinin
En sonunda Azrail’in
Kendi canını alan kimdir
Yurt içinde

1.        Bursa     Merkez         Ali Koç Babalı
2.        Eskişehir     Merkez        Ali Koç Babalı
3.        Eskişehir     Merkez    Bozhöyük     Ali Koç Babalı
4.        Eskişehir     Merkez    Büyük Yayla    Ali Koç Babalı
5.        Edirne     Merkez    Kara Yusuf    Ali Koç Babalı
6.        İstanbul     Bayram paşa        Ali Koç Babalı
7.        İstanbul     Sefa köy         Ali Koç Babalı
8.        İzmit     Kandıra          Ali Koç Babalı
9.        İzmit    Karamürsel    Altın ova     Ali Koç Babalı
10.        İzmit     Kandıra     Su Başı     Ali Koç Babalı
11.        İzmit    Karamürsel    Tokmak     Ali Koç Babalı
12.        İzmit     Merkez     Tütün çiftlik     Ali Koç Babalı
13.        Kırklareli     Babaeski         Ali Koç Babalı
14.        Kırklareli     Kofcağız     Demirköy     Ali Koç Babalı
15.        Kırklareli     Kofcağız     Devletli ağaç    Ali Koç Babalı
16.        Kırklareli     Kofcağız     Sivriler     Ali Koç Babalı
17.        Kırklareli     Kofcağız     Tastepe    Ali Koç Babalı
18.        Kırklareli     Kofcağız     Terzidere     Ali Koç Babalı
19.        Kırklareli     Lüleburgaz     Evrensekiz     Ali Koç Babalı
20.        Kırklareli     Lüleburgaz     Hamzabey     Ali Koç Babalı
21.        Kırklareli     Lüleburgaz     Küçük Karıştıran     Ali Koç Babalı
22.        Kırklareli     Lüleburgaz     Umurça     Ali Koç Babalı
23.        Kırklareli     Lüleburgaz         Ali Koç Babalı
24.        Tekirdağ     Çorlu         Ali Koç Babalı
25.        Tekirdağ     Çorlu Havuzlar mah.        Ali Koç Babalı
26.        Tekirdağ     Çorlu     Paşaalan     Ali Koç Babalı
27.        Tekirdağ     Çorlu     Sağlık mahallesi     Ali Koç Babalı
28.        Tekirdağ     Çorlu     Yenice (Süleymanlı)    Ali Koç Babalı
29.        Tekirdağ     Muratlı         Ali Koç Babalı
30.        Tekirdağ     Muratlı     Aydın köy     Ali Koç Babalı
31.        Tekirdağ     Muratlı     Ballı Hoca     Ali Koç Babalı
32.        Yalova     Merkez          Ali Koç Babalı
33.        Yalova     Merkez     Altın ova     Ali Koç Babalı
34.        Yalova    Merkez     Su başı     Ali Koç Babalı
35.        Yalova     Merkez     Tokmaklı     Ali Koç Babalı
36.        Eskişehir     Seyit Gazi    Salihler     Ali Koç Babalı
37.        Kütahya     Altıntaş    Aydınlar(Batak)    Ali Koç Babalı

Yurt dışında
1.        Bulgaristan     Eski Cuma    Veletler (Verentsi )    Ali Koç Babalı
2.        Bulgaristan     Silistre     Sungurlar(Vokil)     Ali Koç Babalı
3.        Bulgaristan     Sliven     Alvanar (Yablanova)    Ali Koç Babalı
4.        Bulgaristan     Sliven     Çerkeşli (Ferdinandovo)    Ali Koç Babalı
5.        Bulgaristan     Sliven    Kotil (Kotel)    Ali Koç Babalı
6.        Bulgaristan     Sliven    Küçükler(malko Selo)     Ali Koç Babalı

Yukarda anlattığımız sözlü geleneğe ait bilgilerin bir kısmının kaynaklarını  hemen bilgiyle beraber sunduk. Diğer sözlü geleneğe ait bilgileri ise:

Hamza Koçerdin.1915.Bulgaristan Alvanar.(Yablanova)da doğmuş ,.1997 yılında Tekirdağ’ ın Muratlı ilçesinde  Hakka yürümüştür. Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde Hüseyin Marangoz(Alvanar )Baba , ve aynı ilçede bulunan İbrahim Ercan 1940 (Alvanar)Öğretmen emekli , merkeze  Kılavuzlu Köyü’nden 1937 doğumlu Hasan Orhan, Kırklareli Lüleburgaz, Kumrular Köyünden 1947 doğumlu Hasan Erol ve Tekirdağ, Muratlı, Aydın Köyü’nden 1929 doğumlu Hayrullah Karpat,ve yine aynı köyden Ali Yavaş, Mustafa Marangoz..1964.Alvanar  .Lise Veli Kuşçu.1945..Alvanar/Bulgaristan.Tahsilleri belirtilmemiş kişilerin tamamı ilkokul mezunudur .

Hasan Orhan ,Ali Koç Baba muhiplerinin soyundan evlidir.  Kılavuzlu köyünde oturur.Amuca toplumundandır
Buradaki yararlandığımız kaynak kişiler yazımızın tümünde sık sık kendisine atıf yaptığımız Hamza Koçerdin Baba’dır. Kendisi 1915 yılında Bulgaristan’da Alvanlar’da doğmuş ve ilk okul eğitimi dışında bir eğitimi bulunmamaktadır. Daha önce de belirttiğimiz gibi 1997 yılında Hakka Yürümüştür. Diğer kaynak kişimiz ise Kazım Yeni’dir. Kazım  Yen de  1914 Alvanlar doğumlu olup ilkokul mezunudur. Ali Akgül ise  1920 yılında Bulgaristan’da Küçüklere bağlı Kotel (Kotil) köyünde doğmuş, ilk okul eğitiminden başka öğrenimi bulunmamaktadır.

Topuzlarla ilgili ,değişik kaynaklardaki bilgi ve belgeler .:
Hakkı Saygı Demir Baba Velayet nemsi ‘ndeki Topuz baba kayıtları ise şu şekildedir .
Es Seyit Hasan Rumeli’ne geçtiği zaman Ali ,Esed Cüneyt ve Topuz adında 3 oğlu varmış.Padişah Es Seyit Hasan Çelebi’ye bir miktar toprak vakf etmişti.Hasan çelebi bu alemden  gidince , bu vakıf topraklarını oğullarına kalmıştı .Ferman toprakların en yaşlıdan  en yaşlıya intikal edecek  şekilde imiş. Ancak en yaşlıları olan Ali Büzürük , kendi insiyatifini kullanarak Tanrı dağ’ında  bulunan toprağı  3 kardeş  arasında pay etmiş .Toprağın bir bölümü de Gerlova’da imiş. Ali Büzürük ,bu toprağı kendi malı imiş gibi kardeşi Topuz’a bağışlamış.O da bu durumdan çok memnun olur ve kendi ailesi  ve adamları ile gelip buraya yerleşir .Bu iki kardeş  her yıl bir defa , bir araya gelip  görüşürlerdi .Topuz baba Ali babaya “ Ey Ağa Tanrı Dağı’nda bana vermiş olduğun  yerlere bundan böyle  sen sahip ol .Bizler birbirimizden ayrı düştük , bizleri gönülden çıkarma dedi . Bunun üzerine Ali Büzürük “ kardeşim bende Sizin yanınıza  geleyim ve orada beraber yaşayalım “ dedi. O vakit Topuz buna itiraz etti .Hayır ağam sen evlatlarını vakıftan ayırtma.Bunu sonu gelmez demiş ve böylece , babadan oğla aile genişlemiş . ve bir çok boylar meydana gelmişti .

Aşağıdaki Topuzlar köyünün de adı geçen yerde aynen olması bize bu velayet namede de adı geçen yerlerin  varlığını belgelemektedir .

121.Karey i TOPUZLAR der GERİLOVA
Hane 103
Mücerret 39
İmam ve Müezzin 2
Hâsıl.6500
Milliyeti. Türk

182.Karye-i  DİVANE HAMZA*TOPUZLAR dan bulunmuştur.
Hane .9
Mücerret .10
Hâsıl.620
Milliyeti. Türk.         .

Otman baba velayet namesinde
Topuz babanın Kardeşi olarak kayıt düşülen (Sayfa 63)Esed Cüneyt  e ait kayıtlar aşağıdadır .Çünkü kayıtın bir yerinde Dimetoka da meftundur demektedir .(Konumuzda Elvan babanın babası olduğu için Topuz baba bu kaydı da yazdım.)

ABDAL CÜNEYT ZAVİYESİ .Dimetoka .Baş Vekâlet Arşivin de  Debbağlar mahallesinde 153  151/250-16 Nu.larla mukayyeddir. 

Aşağıdaki her iki kayıtta birbirinin kopyası gibi gözükmekle beraber bir diğerinde biraz daha kayıt fazla okunmaktadır .

VAKF-I ZAVİYE-İ ABDAL CÜNEYT der nefs-i Dimetoka .Şehir civarında mezkur Cüneydin bir pare yeri varmış .Gazi Hüdavendigar zamanından berü vakfeylemiş .Haliya Abdal Cüneydin  neslinden oğlunun kızı Seydi tasarufunda imiş. Mezkur yeri bağlığa ulaştırub  mahsulün zaviyeye harcedermiş. 

ABDAL CÜNEYT ZAVİYESİ VAKFI .Dimetoka .
Dimetoka’daki Abdal Cüneyt Zaviyesi –ki Kolonizatör derviş olarak yaptığı bu tesis uzun zamanlar  yaşamış ve 1.ci Murat’ın şehir civarında buna tahsis ettiği bir parça yer bu zaviyeye ait olmuştu .vakfına 890  tarihinde  hafidesi nezaret  etmekte  ve tasarruf  ettiği hassa çayırları  ile bağları  sene 396 akçeyi tekkeye harcamakta idi .

Aynı kayıta ilave olarak eski yazı ile şu kayıta ye verilmektedir . Bu eski yazı ile kayıt Prof. Dr.Aldülrahim Tufantoz tarafından tercüme edilmiştir .

Vakfi-ı Zaviye-i  Abdal Cüneyt der nefsi Dimetoka şehri civarında bir pare yere çöker imiş.  Merhum Gazi Hüdavendigar zamanından beri vakıf imiş. Şimdi ki halde Abdal Cüneyt’in neslindedir .Oğlu kızı tasarruf edip tekkeye harç ederlermiş , amma hükümleri görülmedi .Hasıl ez çayır hassı ve aşere bağlar vesair cihat 391

 Aynı kaydın 21 nolu dip notunda şu ilave kayıt vardır .

Ömer Lütfi Barkan buna ait kaydı Kanuni devrindeki bir defterden 732 nolu tapu defterinden  nakletmekte  ve o zaman  bu yeri  Cüneyt neslinden  oğlu, oğlunun kızı  oğlu seydi’nin tasarruf ettiği anlaşılmaktadır .934 senesine ait 138/10 nolu tapu defteri de aynı malumatı vermekte ve vakfın bağlar ve hassa çayırları mahsülünden 750 akçe  geliri olduğunu bildirmektedir .
madalyon.jpg

Şekil 1 :Madalyonun   iki tarafı.

 
T.C.Muratlı Noterliğinin verdiği belge.
BULGARCA’ dan  TÜRKÇE’ ye  tercüme.
İşbu tercüme işlemi 32 mm çapında ,1,8 mm kalınlığında 14,28 gr. ağırlığında bakır madeninden yapılma arka yüzündeki Bulgarca yazının gerçek ebadından büyütülmüş renkli fotokopisinden tercüme edilmiştir .

Tercümesi.
Samakov’dan  Rilsi Manastırına kadar dağlık bölgeden mesafe x saattir .Dıbnıtsa’dan Samakov’a ise 16 saattir .Samakov’dan çıktığında İskir Deresi  boyunca gittiğinde şehre yarım saat uzağında Saravi Kladentsi(Mısır sulama Kuyuları) yanı bulunmakta ve bu yerde  Bulgar Padişahı İvan Şişman  öldürülmüş olup buraya yakın yüksek bir yerde mezarı bulunmaktadır .

İşbu Bulgarca’dan tercüme işlemi Dairemiz yeminli tercümanı Ehliman oğlu Mustafa Kılalı tarafından aslına uygun olarak tercüme edildiğini onaylarım.2003 yılı Eylül ayının 8.ci günü
8.9.2003

ali_koc_baba_yatira_giris.jpg

Şekil 2.Ali Koç Babanın yatırına giriş.Resim.Mustafa Marangoz’un arşivinden alınmıştır.

  ali_koc_baba.jpg
Şekil.  3.Ali Koç Babanın yatırından  Bulgaristan’ın Niğbolu Şehrine kuş bakış. Yatır ağacın dibinde beyaz noktanın olduğu yer.Resim.Mustafa Marangoz’un arşivinden alınmıştır.
Kaynak: www.Refikengin.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*