İnsanlık Utanç Yaşar

Asıl failleri, aranırken hem de kıyımın yapıldığı Sivas’ta ölen, firari sanıkları aranırken ‘belediyelerde evlenen’, askere giden, ehliyet alabilen ve acısı 19 yıldır katlanarak artan bir dava Sivas katliamı davası… Sivas kıyımı davasından geriye 13 Mart Salı günü, eğer mahkeme ‘insanlığa karşı işlenen suç’ demezse, insanlığı utandıran bir zamanaşımı kalacak.

İlhan Taşcı

Cumhuriyet-Ankara Bürosu – 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde, ozan, öğrenci, emekçi, yazar ve şair 35 cana kıyıldı. “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak” sloganlarıyla Madımak Oteli’ni ateşe verenlerle ilgili açılan soruşturmanın ardından dönemin Kayseri DGM, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi ve Sivas Asliye Ceza Mahkemesi’nde üç ayrı dava açıldı. Davalar, güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı.

Dönemin Ankara 1 No’lu DGM’sinde 79’u tutuklu olan 124 sanığın yargılanmasına 21 Ekim 1993 günü başlandı. Kapatılan RP’nin Kocaeli Milletvekili ve eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, sanık avukatı olarak duruşmalara katılmak istedi. Ancak müdahil avukatların bir milletvekilinin anayasaya göre “devletin anayasal düzenini bozmaya kalkışma” suçundan yargılanan sanıklara avukatlık yapamayacağı itirazı üzerine mahkeme bu istemi reddetti.

Mahkeme, 26 Aralık 1994’te 124 sanıktan 26’sına verdiği 20 yıl hapsi, olayı Aziz Nesin’in tahrik ettiğini gerekçe göstererek 15 yıla indirdi. Mahkeme ayrıca, 60 sanığı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet suçundan 3’er yıl hapis cezasına mahkûm ederken 37 sanığın da beraatına karar verdi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 30 Eylül 1996’da 26 sanık hakkındaki kararları onarken, 98 sanıkla ilgili kararları lehte ve aleyhte bozdu.

33 idama onama

Ankara 1 No’lu DGM, ikinci kararını 27 Kasım 1997’de verdi. Mahkeme, ilk karardan sonra kaçan 6 sanıkla ilgili davayı ana dosyadan ayırdı ve 14 sanığa beraat verdi. 33 sanığı idama mahkûm eden mahkemede, 10 sanık 3’er yıl, 1 sanık 2 yıl, 2 sanık 5’er yıl, 27 sanık 7’şer yıl 6’şar ay, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl hapse mahkûm edildi.

Mahkeme, beraat eden 11 sanığın “anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmaya iştirak suçundan” cezalandırılmasını isteyen Yargıtay’ın bozmasına ise direndi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu direnme kararını 28 Kasım 1997’de bozdu. Bu sırada Yargıtay 9. Ceza Dairesi de idama mahkûm edilen 33 sanığın da aralarında bulunduğu sanıklarla ilgili verilen kararları 14 Aralık 1998’de yeniden bozdu. Bozmaya, sanıkların doğum kayıtlarında Nüfus Müdürlüğü mührünün okunaksız olduğu, nüfus kayıtlarındaki cilt numarasının karara yanlış geçirildiği gerekçe gösterildi.

Pişmanlık talebi

Ankara 1 No’lu DGM, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de verdi. Mahkeme, daha önce dosyalarını ayırdığı 7 kişiye ek olarak, ilk bozma kararının ardından kayıplara karışan ve bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan haklarında hüküm kurulan Mustafa Dürer ve Muhammet Nuh Kılıç ile ilgili dosyayı ana davadan ayırdı. Mahkeme, Yargıtay’ın kararına da uydu ve tartışma konusu olan 11 sanıktan 9 sanığı 7’şer yıl 6’şar ay, bir sanığı 5 yıl, 4 sanığı 20’şer yıl, bir sanığı 15 yıl hapse mahkûm etti. Mahkeme, 33 sanığı da nüfus kayıtlarını düzelterek idam cezasına mahkûm etti.

Bu süreçte bazı sanıklar Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak istedi. Mahkeme, sanıkların bu istemini reddetti.

Haklarında tutuklama kararı verilmeyen ve dosyaları 2000 yılında üçüncü karar verilirken ayrılan Muhammet Nuh Kılıç ile Mustafa Dürer, kayıplara karıştı. İki sanıkla ilgili dava 10 yıl sürdü. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 2010’da 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı kaldırdı.

Mahkeme, firari olan ve aralarında olayların bir numaralı sorumlusu, dönemin RP’li belediye meclis üyesi Cafer Erçakmak’ın da bulunduğu 7 sanığın yargılanmasını ayrı bir dosyada sürdürdü. Davada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı Hakan Yüksel, davanın 6 firari sanığıyla ilgili zamanaşımı süresinin dolduğu görüşünü savunarak 6 sanığa açılan kamu davasının zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşmesine karar verilmesini istemişti. Sanıklardan ölen Yılmaz Bağ’ın nüfus kaydı gönderilmesine karşın savcının, Bağ hakkında da zamanaşımı istemesi dikkat çekti.

Aranırken evlendi, askere gitti

İhsan Çakmak’ın, aranırken 27 Temmuz 1999’da Sivas Altınyayla Belediyesi’nde evlendiği, askere gittiği, emniyetten ehliyet bile aldığı ortaya çıkmıştı. Katliamın asıl faillerinden Erçakmak’ın Sivas’ta öldüğü ve gizlice gömüldüğü ortaya çıkmıştı. Firari sanıklardan Vahit Kaynar da Polonya’ya geçerken yakalandı. Ancak Adalet Bakanlığı gerekli işlemleri yapamadan Kaynar yeniden kayıplara karıştı.

11 Mart 2012

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*