Ozan Olmak

Ozan olmak zor iştir erenler…
Ozan, Aşk’tır, hikmettir, bilgedir, gönüldür.
Ozan, yandıkça güzelleşen gül kokan ateştir. Sımsıcak sevdadır.
Ozan, karşılıksız veren ve istenmeyeni de karşılıksız alan turabdır.

Ozan rahmettir, kimi yerden fışkırır çağıl çağıl akar. Kimi gökte dolaşır damla damla yağar.

Ozan havadır; esen yeldir Her sözü "nefes", her nefesi sevdalar bütünüdür. Gönüllerin pasını giderir, coşturur. Nefes alıp veren gönül "can" olur, göz kamaştırır. Bilinmeyen hazineyi bulmaya yol gösterir. Her "nefes"te hikmet gizlidir. Pir’in himmeti "nefes" tedir.

Ozan olmak zor iştir erenler…

Bir güzelliğe mutlak erişmek gerekir. Erişilen bu değerler zincirini, gönül coşundan fışkıran hakikat ilmini, harflerin ritmine katarak kendinden başkalarına yansıtabilmek, onları mest edebilmek zor iştir. Yarattığı her bir değer solmayan bir "gül"dür ki, yüzyıllardır güzelliğe aşina olmuş gönülleri şenlendirir ve mutlu eder.

Ozanlarımız, "sevgi bizim dinimizdir, başka dine inanmayız". "Gül alırız gül satarız. Gül’ü gül ile tartarız. Terazimiz gül’dür bizim" derken kendi mana alemlerinden kemalete sevgisiz ulaşılamayacağı mesajını verirler.

Seyri güzelliğin karşıtına yönelmiş insanlar; ne gülün kokusunu, ne de balın tadını alabilirler! Aleviliğin estetiğinde narinleşmemiş, "dem"ini alamayıp "ser"hoş olamamış gönüllerin sahipleri, hamlıklarından kurtulamadıkları içindir ki, nefislerine kulluk ederler ve sahip oldukları cevherden habersiz olarak onu benlik, gurur, kin, kibir vb. zırhlar ile daha da sarmalarlar. Ne gariptir ki bu halleri dalında yeşil cevize benzer. Sıkıldığında günlerce çıkmayan boyası ile ortamı lekeler ve etrafta hoşnutsuzluğun oluşmasına neden olur.

Zahir ama özellikle de mana ilminden nasip alamamış olanlar, kendi eksikliklerini görmek istemediklerinden başkalarını yerme, aşağılama ile kibirlerini ön plana çıkararak, var olan gerçeği gizlemeye çalışarak, yanlışı da doğru olarak kabul ettirmeye çabalarlar. Doğru sandıkları ve savundukları düşüncenin yanlışlığı belirtilmek istendiğinde büyük tepki gösterirler. Zira nefsine hakim olamayan insanın en belirgin özelliği sabırsızlığıdır. Bu da durumun hikmetini-gerçekliğini anlayamadığından kendilerini külhanbeyi ilan etmelerine neden olur. Neticede uzun zaman kanayan yaraların açıldığı kalpler kırılır. Bu yaraların sızısı da Hakk’ın iniltisi olur.

Ozan olmak zor iştir erenler…

Çünki "biz" (tarikat)den öte makamlara erişerek "hepimiz" (marifet) de ışık, "hiçbirimiz" (hakikat)de de zamanı aşarak En-el Hakk demişler ve her zaman olmuşlardır.

İlk ozanlar Hakk-Muhammed-Ali’dir dersek sanırım bizi kınamazsınız. Zira Kur’an-ı Kerim’in dizilişi bize bunu göstermiyor mu?

Gönül yolunun yolcuları, Aşk ehlinin mutluları, kemalet mertebesine ermiş bütün erenler, Pir’ler, Sultanlar, Abdal’lar birer "ozan"dırlar.

Ozan olmak zor iştir vesselam…

Aşk-ı Muhabbetimizle
Fakir Ali Kaykı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*