Cem İbadetimiz

CEM İBADETİ

Cem, Alevilikte en önemli dinsel törenin (ibadetin) adıdır. Cem’e ayrıca; Ayin-i Cem(Cem âyini), Ali Cemi, Görgü Cemi, İçeri Kurbanı da denir. Kış aylarında, özellikle Cuma akşamı başlaması kuraldır.
Cem’de ONİKİ HİZMET ve bu hizmetlerin ayrı ayrı sahipleri vardır. Her Alevi yılda bir kez görgüden geçer, hal ve gidişatının muhasebesini yapar, ikrarını tazeler ve topluma hesap verir. Kendilerinden şikayetçi olanları cem’de bulunan canlar haklı görürlerse, şikayet edilenler onları razı etmek zorundadırlar. Kimseyle küsülü, dargın ve kavgalı kalamazlar. Birine hakları geçtiyse, yada başkasının hakkı kendisinde kaldıysa hesaplaşır ve helallık alır. Barışmadıkça görgüleri yapılmaz. Borçları varsa görgüden önce ödeyeceklerdir.
Yıllık görgüden geçen talipler, aynı zamanda daha önce yaptığı hatayı bir daha tekrarlamamak üzere tevbe ederler. Görgüden geçtikten sonra manen temizlenmiş olurlar. Ancak bundan sonra Cem’e katılanlar, görgü-sorgudan geçerek temizlenmiş olanların kurban lokmasını yiyebilirler.
Düşkünler(haksız yere keyfi olarak eşini boşayan, haram kazanç sağlayan, yalancı şahitlik yapan, nefsine hakim olmayan, hırsızlık yapan, adam öldüren, vergi ve askerlik borcu gibi vatan borcunu ödemeyen, annesine babasına evlatlık görevini yapmayan, insanlara zarar veren, komşusunu inciten, işçi ve yetim hakkı yiyenler) Cem’e alınmazlar. Böylece Cem halkı (Alevi toplumu) zararlı insanlardan, yaramazlardan arınmış olur.
Adam öldürmüş, karısını haksız yere boşamış, hırsızlık yapmış bir insan serbestçe gidip cami’de namaz kılabilirken, HAK-MUHAMMED-ALİ meydanı(Hak meydanı) olan Cemevi’ne böyle yolsuzluklar yapmış biri kesinlikle giremez, girmeye cesaret edemez, girmek isterse kabul edilmez. Aleviliğin bu kuralı, dünya yüzündeki hiçbir milletin dininde ve mezhebinde bulunmayan bir yüceliktir. Nitekim, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in “Ben ancak güzel huyları tamamlamak için gönderildim” buyurması, İslam’da ahlakın ne büyük ve ne önemli bir yeri olduğunu isbata yeterlidir.
Görülüyor ki, Hz. Muhammed, peygamberliğinin amacının, ahlak güzelliklerini son merhaleye çıkarmaktan ibaret olduğunu açıklamıştır. Tarih boyunca bir millet ki ahlaka önem vermiştir, o millet ilerleyip Allah’ın nimetlerine erişmiştir. Hangi millet ki ahlak çöküşüne uğramıştır, o millet kısa bir zaman içinde perişan ve mahvolup gitmiştir. İslam Dini’nin amacı beşerin ahlakını tasfiye etmekten ibarettir. Bundan dolayıdır ki, Peygamberimiz, “İçinizden en çok sevdiklerim ve Kıyamet günü bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.” buyurmuştur.
Bu sözüyle Peygamber, “Ben çok ibadet edeni severim, çok sofu olanı severim, gündüz oruçlu, gece namazlı olanı severim…” demiyor, mutlak olarak güzel ahlak üzerinde duruyor. Öyle ya, kötü huylu haklara riayet etmeyen bir kimsenin ibadetinden hiçbir fayda gelmez. İslam’ın özü ahlak güzelliği ve doğruluktur.
Bir gün Peygamberin huzurunda Medineli bir kadından bahsolunurken, bu kadının son derece ibadetle meşgul olduğunu, her gün oruç tutup, sabahlara kadar namaz kıldığını ve yalnız kötü huylu olduğundan, dili ile komşularını incittiğini söylediler. Resulullah bunları dinledikten sonra: “O kadında hayır yoktur, o kadın cehennemliktir” buyurdular.
Mürşid(Dede), geçmiş yıllardaki Cem törenlerinde verilmiş derslerin ve öğütlerin uygulanıp uygulanmadığını denetlemek için ve yeni derslerde bulunmak için cemaati toplar, Cem ibadetini yürütür.
Cem, köylerde büyükçe bir evde, varsa Cemevinde; günümüzde kentlerde yine ya müsait bir yerde, ya bir salonda yada Cem-evinde yapılır. Cem’in Dede tarafından açıldığını herkese(köylerde bütün köylülere) bildirmek için oniki hizmetten biri olan peykler gönderilir. Bütün talipler Mürşid, Pir, Rehber huzuruna davet edilir. Bu daveti duyan canlar, Mûsahibi ile buluşur. Herkes evinde tertemiz yıkanıp en temiz elbiselerini giydikten sonra ev halkı ve Mûsahibinin ev halkı ile birlikte, Dede’nin belirttiği gün ve saatte Cem’e katılırlar.
Gözcü tarafından taliplerin yoklaması yapılır, hasta ve mazereti olanlar meydana çıkarılır. Oniki Hizmet sahiplerinin de görevleri başında olup olmadıkları kontrol edilir.
Meydan postundan önce “Mürşid postu” serilir. Mürşid, postun duasını yapıp, postuna oturur. Dua şudur:
“Azamtü ileyke Yâ Ali
Ekremtü ileyke Yâ Ali
Eslemtü ileyke Yâ Ali
En’amtü ileyke Yâ Ali.”
Akşam saat sekiz sıralarında herkes eşleri ve Mûsahipleri ile “Hak Meydanı” olarak kabul edilen Cemevi’ne gelmeye başlarlar ve gelirken lokma (kuruyemiş, meyva, çörek, kömbe, baklava, helva gibi yiyecekler) getirirler. Müsahipler ve eşleri Cemevi’ne gelince, Meydan’da Dâr’a durup, lokma(niyaz)larının duasını alırlar. Dede, şu duayı yapar:
“Allah…Allah…Lokmalarınız kabul, muradlarınız hasıl ola. Hak-Muhammed-Ali kabul eyleye. İmam Hasan, Şah Hüseyin, Hünkâr Hacı Bektaş Veli defterine kayıt eyleye, Gerçek erenler demine hü mümine Ya Ali… “
Duadan sonra talipler lokmalarını görevliye teslim edip diz üzeri gelerek meydana niyaz(secde) ederler. Genellikle talip Dede’ye veya post’a niyaz eder. Bunun anlamı: Hem “Adem’e secde” hem de cemaatta bulunan bütün canlarla görüşmek, onlara saygı ve sevgi göstermektir.
Cemevi’ne gelen canlar, Gözcü’nün göstereceği yere yaş sırasına kurulmuş saflara otururlar. Mûsahiplerin eşleri ise Cemevi’nde kendileri için ayrılmış bölüme otururlar. Erkekler, yönü Dede’den tarafa gelmek üzere orta yerde büyükçe bir boşluk bırakarak daire(halka) oluşturacak biçimde otururlar. Burada herkes birbirine dönüktür.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*