DERVİŞ BABA’NIN ALEVİ-BEKTAŞİ GÜLMECE EDEBİYATINDAN ŞİİRLEŞTİRDİĞİ ÖRNEKLER

SOFTA MI DOMUZ, DOMUZ MU SOFTA?

Softası bol köyde cami hep dolar
Beş vaktini herkes şaşmadan kılar

Kahvede köyodasında meydanda
Sohbetleri hep din iman hakkında

Boş söz dedikodu eskiye özlem
Efsane masal yok yeniye gözlem

Bir yandan yatar kalkar zikrederler
Öbür yandan domuzluklar ederler

Baba Erenler onlara çok kızardı
“Softa domuzlar” diye çağırırdı

Birbirlerinin kuyusun kazarlar
Bahçede tarlada sınır atarlar

Bağlara bostana zarar verirler
Sonra yaban domuzu söktü derler

Adım atmazdı gittikleri camiye
Softa domuzlar kirletmiş diye

Bu nedenle camiye bakmaz bile
Önünden geçerdi hep aceleyle

Bir gün gördü orda bir kalabalık
Toplanmışlar ederler şaklabanlık

Namaz vakti ha geldi ha gelecek
Bu cemaat gülecek eğlenecek

Olur şey değildi namaz saatı
Herkesin asık dururdu suratı

Baba Erenler dayanamadı baktı
Kulağına bazı sözler çarpmıştı

“Eti yenmez gönünden çarık olmaz
Kuran yasaklamış eve konulmaz”

“Mekruhtur tarlalara bile sıçsa
Sebze tahıl haram olur bulaşsa”

“Vura vura çıkaralım camiden
Hem öldürüp kurtulalım leşinden”

Yaklaştı birine Baba Eenler
“Yahu dedi, şu softalar ne derler?”

“Duymadın mı camiye domuz girmiş”
Dedi adam “keçe kilim pisletmiş”

“Gizlenmiş mimberin altında yatar
Vahşi domuz herkese korku salar”

Baba “demek ki bu domuz çok dindar”
Dedi “neşelensin bizim softalar”

“Softa domuzları ben çok gördüm ya
Rastlamamıştım hiç domuz softaya”

“Ya sizden sayıp alışacaksınız
Ya mekruh camiyi yıkacaksınız”

Yüksek sesle söyleyip uzaklaştı
Derviş Baba bu yergi ne de hoştu

Bir yorum

  1. Merhaba değerli canlar,

    Emeğinize, yüreğinize sağlık,
    Hızır Hak yardımcınız olsun,

    Kimi şiirlerini beğendim. Alevilik tarihi ile ilgili araştırma kitabıma düzelterek koymak istiyorum. Rızanız var mı?

    Bu düzeltilmiş şiirleri de size gönderiyorum.
    Aşkla,

    Not:
    İleride kısmet olur da gelirsem tekkenize kitaplarından vermek isterim. Sattığınız kitabın parası tekkenize kalsın.

    BELLİDİR GİDECEĞİN YER

    Kahta kaymakamı çok kurnaz mıydı?
    Ortada kalmış bir kararsız mıydı?

    Müftüyü dinler ben sendenim der
    Baba’yı görünce ona meyleder

    Bir türlü ikisin denk getiremez
    Karşılıklı söyletip bir dinleyemez

    Derkene birgün bu fırsat çıktı
    Babadır kahvede gözüne çarptı

    Müftüyle birlikte içeri daldı
    İbrahim Baba’nın yanına vardı

    Çay kahveler derken sohbet de arttı
    Kaymakam ortaya sorunu attı

    “İbrahim Baba ve Müfti efendi
    Her ikinizi de severim” dedi

    “Biriniz Alevi biriniz Sünni
    Bu Ömer Osman der sen ise Ali”

    “Müfti çar-i yari göğe yükseltir
    Baba Eylibeyt’e canını verir”

    “Herkes inancını savunsun şurda
    Söz veriyorum şu huzurunuzda”

    “Kazananın elini öpeceğim
    Ve hep onun ardından gideceğim”

    Müfti efendi dedi ki “ben hazırım
    Çar-i yar sahabe verir huzurum”

    “Resul gören göze ben inanırım
    Muaviye’yi de ashab tanırım”

    Bu minval üzere çok sözler etti
    Bir kez bile anmadı Ehlibeyti

    İbrahim Baba’ysa kızdı köpürdü
    Ama bell’etmedi sade öksürdü

    Dedi “ne söylerim ben bu adama
    Resul’u göreni seviyor ama”

    “Hep yanıbaşında evindekini
    Fatma Ali Hasan ve Hüseyin’i”

    “Yani ev halkını sevip saymıyor
    Emevi soyuna saygı duyuyor”
    “Benim kaymakamım sana gelince
    Söyleyeceklerimi düşün derince”

    “Farzet ki Muhammed peygamber sendin
    Diyelim kapıdan içeri girdin”

    ” Masamda Ali’yle kızı torunu
    Oynarken bir kaptı kaçtı oyunu”

    “Müftünün yanında Bekir’le Osman
    Ömer Muaviye Yezit ve Mervan”

    “İşte bunca basit senin tercihin
    Belli değil midir gidecek yerin”

    Müfti hemen kalkıp dışarı çıktı
    Herkes arkasından şöyle bir baktı

    Kaymakam elini öptü Baba’nın
    Talip oldu ona kesti kurbanın

    Derviş Baba türabı erenlerin
    Gerçeğin demine HÜ diyenlerin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*