DEM İSTİYORUM
Hernasılsa bir gün camide Baba
Namaz kılmak için geçti ön safa
Eğildi doğruldu baktı sağ sola
İçinden geçen hep hatam varm’ola
Neyse ki farz sünnet tekmili bitti
Arka saftakiler dağıldı gitti
Babanın kendisi hala ordaydı
Kaçamazdı çünkü en ön saftaydı
Önündeki Hoca duaya geçti
Erenler demsizdi bir içi geçti
Ellerini açmış baş yukarıda
Hoca Tanrıya tam yakarıda:
"Allah bize iman din nasip eyle
Ol merhametinden bol ihsan eyle"
Cemaat "Amin!" der her söylenene
Birden bir ışıktır çaktı zihnine
Allahla yapılan bu pazarlıktan
Belki pay çıkardı onca duadan
Elbet içlerinde bir eren vardı
Yüz su hürmetinden yararlanırdı
Başladı içinden dua etmeye
“Allahım bana da dem ver!” demeye
Erenler sessizlik sınırın aştı
Mırıltısı tam Hoca’ya ulaştı
Hoca hırsla döndü ki arkasında
Bektaşi babası dem havasında
Bağırdı “zındık sen ne edersin?
Din iman yerine zıkkım dilersin”
Baba düşündü ki papuç pahalı
Onu linç ettirir bu taş kafalı
Tam yerinde sözler söylemeliydi
Bunlarla öfkeyi önlemeliydi
Dedi “ey cemaat ne var kızacak?
Günahkar olacak hem bağıracak”
“Gitmeyin ardından böyle Hoca’nın
Tanrı kul arasın böyle açanın”
“Adamda iman yok din iman ister
Ve günaha sizi de ortak eder”
“Benim imanım var demim yok idi
Tanrı huzurunda yüzüm ak idi”
“Ondan dem istedim eğer vermezse
Gelmem bu camiye dem göndermezse”
Kimi homurdandı kimi güldüler
Daha da camide hiç görmediler
Derviş Baba dem Ali’nin demidir
Küfrü iman olmuş canlar emidir
Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik >> 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam

Merhaba değerli canlar,
Emeğinize, yüreğinize sağlık,
Hızır Hak yardımcınız olsun,
Kimi şiirlerini beğendim. Alevilik tarihi ile ilgili araştırma kitabıma düzelterek koymak istiyorum. Rızanız var mı?
Bu düzeltilmiş şiirleri de size gönderiyorum.
Aşkla,
Not:
İleride kısmet olur da gelirsem tekkenize kitaplarından vermek isterim. Sattığınız kitabın parası tekkenize kalsın.
BELLİDİR GİDECEĞİN YER
Kahta kaymakamı çok kurnaz mıydı?
Ortada kalmış bir kararsız mıydı?
Müftüyü dinler ben sendenim der
Baba’yı görünce ona meyleder
Bir türlü ikisin denk getiremez
Karşılıklı söyletip bir dinleyemez
Derkene birgün bu fırsat çıktı
Babadır kahvede gözüne çarptı
Müftüyle birlikte içeri daldı
İbrahim Baba’nın yanına vardı
Çay kahveler derken sohbet de arttı
Kaymakam ortaya sorunu attı
“İbrahim Baba ve Müfti efendi
Her ikinizi de severim” dedi
“Biriniz Alevi biriniz Sünni
Bu Ömer Osman der sen ise Ali”
“Müfti çar-i yari göğe yükseltir
Baba Eylibeyt’e canını verir”
“Herkes inancını savunsun şurda
Söz veriyorum şu huzurunuzda”
“Kazananın elini öpeceğim
Ve hep onun ardından gideceğim”
Müfti efendi dedi ki “ben hazırım
Çar-i yar sahabe verir huzurum”
“Resul gören göze ben inanırım
Muaviye’yi de ashab tanırım”
Bu minval üzere çok sözler etti
Bir kez bile anmadı Ehlibeyti
İbrahim Baba’ysa kızdı köpürdü
Ama bell’etmedi sade öksürdü
Dedi “ne söylerim ben bu adama
Resul’u göreni seviyor ama”
“Hep yanıbaşında evindekini
Fatma Ali Hasan ve Hüseyin’i”
“Yani ev halkını sevip saymıyor
Emevi soyuna saygı duyuyor”
“Benim kaymakamım sana gelince
Söyleyeceklerimi düşün derince”
“Farzet ki Muhammed peygamber sendin
Diyelim kapıdan içeri girdin”
” Masamda Ali’yle kızı torunu
Oynarken bir kaptı kaçtı oyunu”
“Müftünün yanında Bekir’le Osman
Ömer Muaviye Yezit ve Mervan”
“İşte bunca basit senin tercihin
Belli değil midir gidecek yerin”
Müfti hemen kalkıp dışarı çıktı
Herkes arkasından şöyle bir baktı
Kaymakam elini öptü Baba’nın
Talip oldu ona kesti kurbanın
Derviş Baba türabı erenlerin
Gerçeğin demine HÜ diyenlerin.