YAĞMUR DUASI I
Havalar kurak yok tek damla yağmur
Güneş toprakları yakıp kavurur
Toprağın yağmura ihtiyacı var
Baba’nın da bir dönüm tarlası var
Baba Erenler’i almış yanına
Köylüler çıkmış yağmur duasına
Bir tepede duaya duracaklar
Sözde tanrıya yakın olacaklar
Topluca susuz derenin yanına
Vardıklarında onun tarlasına
Nerden gelmişse Baba’nın aklına
Bir sopa dikmiş tam ortasına
“Tanrım tarla benim unutmayasın
Yağmurunla burayı sulayasın”
Demiş içinden düşmüşler yola
Daha varmamışken yüksek noktaya
Bir yağmur bir sel heryan karışmış
Susuz dere bir anda dolup taşmış
Baba tarlasına doğru bir bakmış
Orada ne ekin ne toprak kalmış
Erenler bin pişman eller havada
Demiş “senin gözün varmış tarlamda”
“Ki sen yaptın bu kötülüğü bana
Kabahat bende ki gösterdim sana”
Derviş Baba bizim Baba Erenler
Düşündüğünü açıkça söyler
Aslında kayırılmak isteyene
Taş atıyor önce benim diyene
Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik >> 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam

Merhaba değerli canlar,
Emeğinize, yüreğinize sağlık,
Hızır Hak yardımcınız olsun,
Kimi şiirlerini beğendim. Alevilik tarihi ile ilgili araştırma kitabıma düzelterek koymak istiyorum. Rızanız var mı?
Bu düzeltilmiş şiirleri de size gönderiyorum.
Aşkla,
Not:
İleride kısmet olur da gelirsem tekkenize kitaplarından vermek isterim. Sattığınız kitabın parası tekkenize kalsın.
BELLİDİR GİDECEĞİN YER
Kahta kaymakamı çok kurnaz mıydı?
Ortada kalmış bir kararsız mıydı?
Müftüyü dinler ben sendenim der
Baba’yı görünce ona meyleder
Bir türlü ikisin denk getiremez
Karşılıklı söyletip bir dinleyemez
Derkene birgün bu fırsat çıktı
Babadır kahvede gözüne çarptı
Müftüyle birlikte içeri daldı
İbrahim Baba’nın yanına vardı
Çay kahveler derken sohbet de arttı
Kaymakam ortaya sorunu attı
“İbrahim Baba ve Müfti efendi
Her ikinizi de severim” dedi
“Biriniz Alevi biriniz Sünni
Bu Ömer Osman der sen ise Ali”
“Müfti çar-i yari göğe yükseltir
Baba Eylibeyt’e canını verir”
“Herkes inancını savunsun şurda
Söz veriyorum şu huzurunuzda”
“Kazananın elini öpeceğim
Ve hep onun ardından gideceğim”
Müfti efendi dedi ki “ben hazırım
Çar-i yar sahabe verir huzurum”
“Resul gören göze ben inanırım
Muaviye’yi de ashab tanırım”
Bu minval üzere çok sözler etti
Bir kez bile anmadı Ehlibeyti
İbrahim Baba’ysa kızdı köpürdü
Ama bell’etmedi sade öksürdü
Dedi “ne söylerim ben bu adama
Resul’u göreni seviyor ama”
“Hep yanıbaşında evindekini
Fatma Ali Hasan ve Hüseyin’i”
“Yani ev halkını sevip saymıyor
Emevi soyuna saygı duyuyor”
“Benim kaymakamım sana gelince
Söyleyeceklerimi düşün derince”
“Farzet ki Muhammed peygamber sendin
Diyelim kapıdan içeri girdin”
” Masamda Ali’yle kızı torunu
Oynarken bir kaptı kaçtı oyunu”
“Müftünün yanında Bekir’le Osman
Ömer Muaviye Yezit ve Mervan”
“İşte bunca basit senin tercihin
Belli değil midir gidecek yerin”
Müfti hemen kalkıp dışarı çıktı
Herkes arkasından şöyle bir baktı
Kaymakam elini öptü Baba’nın
Talip oldu ona kesti kurbanın
Derviş Baba türabı erenlerin
Gerçeğin demine HÜ diyenlerin.