DERVİŞ BABA’NIN ALEVİ-BEKTAŞİ GÜLMECE EDEBİYATINDAN ŞİİRLEŞTİRDİĞİ ÖRNEKLER

YAĞMUR DUASI I

Havalar kurak yok tek damla yağmur
Güneş toprakları yakıp kavurur

Toprağın yağmura ihtiyacı var
Baba’nın da bir dönüm tarlası var

Baba Erenler’i almış yanına
Köylüler çıkmış yağmur duasına

Bir tepede duaya duracaklar
Sözde tanrıya yakın olacaklar

Topluca susuz derenin yanına
Vardıklarında onun tarlasına

Nerden gelmişse Baba’nın aklına
Bir sopa dikmiş tam ortasına

“Tanrım tarla benim unutmayasın
Yağmurunla burayı sulayasın”

Demiş içinden düşmüşler yola
Daha varmamışken yüksek noktaya

Bir yağmur bir sel heryan karışmış
Susuz dere bir anda dolup taşmış

Baba tarlasına doğru bir bakmış
Orada ne ekin ne toprak kalmış

Erenler bin pişman eller havada
Demiş “senin gözün varmış tarlamda”

“Ki sen yaptın bu kötülüğü bana
Kabahat bende ki gösterdim sana”

Derviş Baba bizim Baba Erenler
Düşündüğünü açıkça söyler

Aslında kayırılmak isteyene
Taş atıyor önce benim diyene

Bir yorum

  1. Merhaba değerli canlar,

    Emeğinize, yüreğinize sağlık,
    Hızır Hak yardımcınız olsun,

    Kimi şiirlerini beğendim. Alevilik tarihi ile ilgili araştırma kitabıma düzelterek koymak istiyorum. Rızanız var mı?

    Bu düzeltilmiş şiirleri de size gönderiyorum.
    Aşkla,

    Not:
    İleride kısmet olur da gelirsem tekkenize kitaplarından vermek isterim. Sattığınız kitabın parası tekkenize kalsın.

    BELLİDİR GİDECEĞİN YER

    Kahta kaymakamı çok kurnaz mıydı?
    Ortada kalmış bir kararsız mıydı?

    Müftüyü dinler ben sendenim der
    Baba’yı görünce ona meyleder

    Bir türlü ikisin denk getiremez
    Karşılıklı söyletip bir dinleyemez

    Derkene birgün bu fırsat çıktı
    Babadır kahvede gözüne çarptı

    Müftüyle birlikte içeri daldı
    İbrahim Baba’nın yanına vardı

    Çay kahveler derken sohbet de arttı
    Kaymakam ortaya sorunu attı

    “İbrahim Baba ve Müfti efendi
    Her ikinizi de severim” dedi

    “Biriniz Alevi biriniz Sünni
    Bu Ömer Osman der sen ise Ali”

    “Müfti çar-i yari göğe yükseltir
    Baba Eylibeyt’e canını verir”

    “Herkes inancını savunsun şurda
    Söz veriyorum şu huzurunuzda”

    “Kazananın elini öpeceğim
    Ve hep onun ardından gideceğim”

    Müfti efendi dedi ki “ben hazırım
    Çar-i yar sahabe verir huzurum”

    “Resul gören göze ben inanırım
    Muaviye’yi de ashab tanırım”

    Bu minval üzere çok sözler etti
    Bir kez bile anmadı Ehlibeyti

    İbrahim Baba’ysa kızdı köpürdü
    Ama bell’etmedi sade öksürdü

    Dedi “ne söylerim ben bu adama
    Resul’u göreni seviyor ama”

    “Hep yanıbaşında evindekini
    Fatma Ali Hasan ve Hüseyin’i”

    “Yani ev halkını sevip saymıyor
    Emevi soyuna saygı duyuyor”
    “Benim kaymakamım sana gelince
    Söyleyeceklerimi düşün derince”

    “Farzet ki Muhammed peygamber sendin
    Diyelim kapıdan içeri girdin”

    ” Masamda Ali’yle kızı torunu
    Oynarken bir kaptı kaçtı oyunu”

    “Müftünün yanında Bekir’le Osman
    Ömer Muaviye Yezit ve Mervan”

    “İşte bunca basit senin tercihin
    Belli değil midir gidecek yerin”

    Müfti hemen kalkıp dışarı çıktı
    Herkes arkasından şöyle bir baktı

    Kaymakam elini öptü Baba’nın
    Talip oldu ona kesti kurbanın

    Derviş Baba türabı erenlerin
    Gerçeğin demine HÜ diyenlerin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*