YAĞMUR DUASI II
Hava kuru sıcak sular azalmış
Yağmursuzluk köylüye korku salmış
Toplanmışlar köy imamı en önde
Duaya çıkmışlar sıcak bir günde
Dergah kapısında Baba Erenler
Konuklar için tekkeyi bekler
Görür kalabalık sorar birine
“Toplanmış nere gidersiniz yine?”
“Ekinler hayvanlar istiyorlar su
Yalvarak ki Hak göndere yağmuru”
Baba Erenler dedi “yalvarmayın
Hele beni ise hiç çağırmayın”
“Bıldır sizin aklınıza uymuştum
Değil ekin tarlamdan da olmuştum”
“Küstüm ona o benim can düşmanım
Gelirsem taş yağdırır ah imanım”
“Sizler dönün ben yağmur yağdırırım
Ona bir tuzak kurar kandırırım”
Şaşkın köylüler duadan vazgeçti
Baba Erenler hemen mutfağa geçti
Hırkasını kazanda suya bastı
Sonra da çıkarıp bahçeye astı
Daha köylü evlerine girmeden
Bir yağmurdur başlamazmı inceden
Derken yağmur dönüştü sağanağa
Sel çıkınca köylüler yalvarmağa
Geldiler Baba’ya durdursun diye
Getirdiler bir sürü de hediye
Aldı lokmaları “siz gidin” dedi
Çok vakit geçmeden yağmur kesildi
Şaşkın köylü yine toplanıp geldi
Kutsayarak ayağına eğildi
Kendisine ermiş diyen köylüye
Erenler başladı izah etmeye
“Size dedim tanrıyla yoktur aram
Baktım çok kirlenmiş idi hırkam”
“Yıkadım bir güzelce astım dala
Başladı yağmuru yağdırmağa”
“Hırkam kurusun istemiyordu
İçeri alınca yağmurdur durdu”
“Dost olan dostunun isteğin yapar
Düşman olunca da aksini yapar”
“Bakın ateş yakmış kurutuyorum
Size evliya değilim diyorum”
Derviş Baba gör bak yağmur duayla
Yağmaz nasıl denilirmiş alayla
Seyyid Ali Kızıldeli Sultan ve Alevilik >> 12 İmamlar, 4 Kapı 40 Makam

Merhaba değerli canlar,
Emeğinize, yüreğinize sağlık,
Hızır Hak yardımcınız olsun,
Kimi şiirlerini beğendim. Alevilik tarihi ile ilgili araştırma kitabıma düzelterek koymak istiyorum. Rızanız var mı?
Bu düzeltilmiş şiirleri de size gönderiyorum.
Aşkla,
Not:
İleride kısmet olur da gelirsem tekkenize kitaplarından vermek isterim. Sattığınız kitabın parası tekkenize kalsın.
BELLİDİR GİDECEĞİN YER
Kahta kaymakamı çok kurnaz mıydı?
Ortada kalmış bir kararsız mıydı?
Müftüyü dinler ben sendenim der
Baba’yı görünce ona meyleder
Bir türlü ikisin denk getiremez
Karşılıklı söyletip bir dinleyemez
Derkene birgün bu fırsat çıktı
Babadır kahvede gözüne çarptı
Müftüyle birlikte içeri daldı
İbrahim Baba’nın yanına vardı
Çay kahveler derken sohbet de arttı
Kaymakam ortaya sorunu attı
“İbrahim Baba ve Müfti efendi
Her ikinizi de severim” dedi
“Biriniz Alevi biriniz Sünni
Bu Ömer Osman der sen ise Ali”
“Müfti çar-i yari göğe yükseltir
Baba Eylibeyt’e canını verir”
“Herkes inancını savunsun şurda
Söz veriyorum şu huzurunuzda”
“Kazananın elini öpeceğim
Ve hep onun ardından gideceğim”
Müfti efendi dedi ki “ben hazırım
Çar-i yar sahabe verir huzurum”
“Resul gören göze ben inanırım
Muaviye’yi de ashab tanırım”
Bu minval üzere çok sözler etti
Bir kez bile anmadı Ehlibeyti
İbrahim Baba’ysa kızdı köpürdü
Ama bell’etmedi sade öksürdü
Dedi “ne söylerim ben bu adama
Resul’u göreni seviyor ama”
“Hep yanıbaşında evindekini
Fatma Ali Hasan ve Hüseyin’i”
“Yani ev halkını sevip saymıyor
Emevi soyuna saygı duyuyor”
“Benim kaymakamım sana gelince
Söyleyeceklerimi düşün derince”
“Farzet ki Muhammed peygamber sendin
Diyelim kapıdan içeri girdin”
” Masamda Ali’yle kızı torunu
Oynarken bir kaptı kaçtı oyunu”
“Müftünün yanında Bekir’le Osman
Ömer Muaviye Yezit ve Mervan”
“İşte bunca basit senin tercihin
Belli değil midir gidecek yerin”
Müfti hemen kalkıp dışarı çıktı
Herkes arkasından şöyle bir baktı
Kaymakam elini öptü Baba’nın
Talip oldu ona kesti kurbanın
Derviş Baba türabı erenlerin
Gerçeğin demine HÜ diyenlerin.