DEDE KUL HİMMET

Kul Himmet 1533’de yazdığı ve yukarıda sözünü ettiğimiz şiirinde, övgüsünü yaparken hatırı–hürmeti için Ali’den yardım istedikleri arasında serçeşme Hacı Bektaş Veli, Kadıncık Ana, Kızıl Deli ve Balım Sultan’ı da görmekteyiz:
(…)
Hazreti Fatma’nın Hatice Ana’nın
Sultan Çigirtkan’in Kadıncık Ana’nın
(…)
Oğlunu kurban veren Halil’in
Urum’da Sultan Kızıl Deli’nin
Serçeşme Hacı Bektaş Veli’nin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Semud dillerinde söylenir adın
Mevlam hod yaratmış cümle mevadin
Balım Sultan ile Kara Pirbad’ın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
(…)
Pir Sultan Abdal’ın, Kalender Çelebi’nin önderlik ettiği büyük Alevi–Kızılbaş başkaldırısının bastırılmasından (1527–28) sonra Rumeli’nde gizlendiği dönemde Kul Himmet, bu ayrılık yıllarını büyük bir özlem içerisinde şiirlerinde dile getirmiştir.15 Nice sefil ve mazlumların boyunlarının urganda olduğu, asıldığı dönemde o Pir’inin başina bir iş gelmiş olmasından korkmaktadır. Bu nedenle Oniki İmam’a, Allah–Muhammed–Ali ve erlere evliyalara yalvarıp yakarmaktadır:
Gece gündüz intizarım Pir’ime
On’ki İmam seher vakti sen yetiş
Kanım kaynar Ehl–i Beyt’in yoluna
On’ki İmam seher vakti gel yetiş
(…)
Tavus kuşu cevlan kurar bu demde
Çekmisler Mansur’u dar’a meydanda
Nice sefillerin boynu urganda
On’ki İmam seher vakti gel yetiş
Kul Himmet der Kulhüvallahü ahad
Cesedimde can kalmadı bu saat
Dün ü günü virdim Ali Muhammed
On’ki İmam seher vakti sen yetiş
Sonra “Allah bir Muhammed Ali diyerek” Pir’inin derdine düşüyor ve onu göremediği için çok dertli olduğunu söylüyor. Oniki İmamlardan, Velilerden peygamberlerden, Anadolu’nun çesitli bölgelerinde yatmakta olan erler–evliyalardan yardım diliyor. Oniki İmamlar dahil olmak üzere 44 kişi ve yer adı geçmektedir. Kul Himmet’in bütün buraları dolaşmış ve bu erlerin mezarlarını ziyaret etmiş olması büyük olasılıktır. Ve yine olasıdır ki, kendisi de Pir’i gibi uzun süre izini kaybettirmiştir.
Balım Sultan ile Hacı Bektaş Veli’yi de ayni dörtlükte zikrediyor Kul Himmet. Yine “Bugün bize Pir geldi” dizesiyle başlayan, çok tanınmış ve Cemlerde okunan uzun Tevhid semahı nefesinde de Hacı Bektaş’ı Ali ile eşleştirirek onu Pir olarak görüyor. Pirlik tacını Kızıl Deli’ye verdiğini söylerken, Hacı Bektaş’ı Pir bilip hizmetini görenlere de bağlılığını gösteriyor:
Her sabah her sabah ötüsür kuşlar
Allah bir Munammed Ali diyerek
Bülbül de gül için figana başlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
(…)
Dört kitap yazılıp dört dine düştü
Kur’an Muhammed’in virdine düştü
Kul Himmet Pir’inin derdine düştü
Allah bir Muhammed Ali diyerek
…..
Mekân mı tuttun sen gurbet illeri
Göremedim Pir’imi dertliyim dertli
(…)
Niyaz kılın Pir Sultan’a Pir’ime
Her kul dayanır mı böyle zulüme
(…)
Kızıl Deli imdadıma gelindi
Şah–i Haydar ahvalimden bilindi
Çoban Baba’ya garibi sorundu
Göremedim Pir’imi dertliyim dertli
(…)
Abdal Musa kalemini çalinca
Çok çagirdim üsermedi yalınca
Hesabımız görek Mehdi gelince
Göremedim Pir’imi dertliyem dertli
(…)
Uyan Balım Sultan halim pek yaman
Hacı Bektaş Veli göndersin iman
Benim güttüğüm yol Sahib–i Zaman
Göremedim Pir’imi dertliyim dertli
Görelim yitiği buldu Kul Himmet
Yerden gökten evvel Ali Muhammed
Bendenin sorduğu bir zat–i sifat
Göremedim Pir’imi dertliyim dertli
(…)
Pir dediler Ali’ye
Hacı Bektaş Veli’ye
Hacı Bektaş tacını
Verdi Kızıl Deli’ye
Kızıl Deli tacımız
Şah Ahmet miracımız
Karac’Ahmet gözcümüz
Yalıncak duacımız
(…)
Kul Himmet üstadimiz
Bunda yoktur yadımız
Şahı Merdan aşkına
Hak vere muradımız
Bir başka şiirinde Kul Himmet, piri ve ustadı, efendisi Pir Sultan’ın cemalini Hacı Bektaş Dergâhı’nda görmeğe gittiğini anlatıyor. Adını vermemekle birlikte, bir talibin piri için gösterdiği büyük saygı ve taparcasına sevginin dışavurumu olan bu şiiri Pir Sultan’a yazmıştır. Muhammed–Ali’nin Hasan Hüseyin’in nurunun onun yüzünde parıldadığını; Pir Hacı Bektaş Veli’nin ve evlatlarının (Balım Sultan ve Kalender Çelebi) kendisine yar ve onların huzurunda ikrar verip musahib olduğunu anlattığı kişi Pir Sultan’dan başkası olamaz. Cahit Öztelli’nin “belki de bu Şiir Pir Sultan için yazılmıştır” (C. Öztelli: Pir Sultan’ın Dostları, s. 144–145) sözündeki “belki” bir fazlalıktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*