DEDE KUL HİMMET

Ayrıca Şah’ın gizli sırlarını da onun taşidığını söylemektedir. Bizce burada Kul Himmet “Şah” sözcüğüyle, Ali’ye gönderme yapmıyor; doğrudan Şah İsmail ile Dergâh arasında Pir Sultan’ın elçilik yaptığı, “gizli sır taşidığı” anlamı çikmaktadir.
Kul Himmet’e göre, Pir Sultan Fatıma Ana kadar cömert; hem kitap bilgisine, hem de gizli bilimlere sahip ve cümle âsiklarin önünde eğildiği şiir ustasıdır, yani secde edilen bir ozandır:
Efendim cemalin görmeğe geldim
Muhammed Ali’nin nuru sendedir
Ayağına yüzüm sürmeğe geldim
Hasan Hüseyin’in nuru sendedir
Ervah–ı ezel’de kandilde nurdur
Hacı Bektaş Veli Pir sana yardır
“Lahmike lahmi” ikrarın vardır
Şah’ın pinhan olan sırrı sendedir
Fahri alem Elif taci giyindi
Kırkların ceminde saki can idi
Serden baştan geçip mest uryan idi
Yedi ehl–i irfan hali sendedir
Fatima Ana’sın cömert ganisin
İrahmet deryasi gevher kanisin
Cümle âsiklarin secdegahısın
İlm–i Ledün ilm–i kitap sendedir
Zühre yıldızını alnında gördüm
Cavidan okursun her seher virdim
Kul Himmet Dergâh’a yüzümü sürdüm
Muhammed mirac nutku sendedir
Kul Himmet olasadır ki, bir muhib can ile şiir göndererek Pir Sultan’a kendisini görmek, eşiğine yüzünü sürmek istediği haberini iletmiştir. Bu dileğin karşilığı olarak Pir Sultan’ın Kul Himmet’e hitaben yazdığı bir şiir bulunmaktadır. Sanıyoruz ki, Kul Himmet yukarıdaki şiirini, “gelsin” buyruğunu alıp, onu ziyaret ettiği sırada yazmıştır. Pir Sultan Abdal, Kul Himmet’e selam gönderip hal diliyle, bakalım hangi koşulları yerine getirdikten sonra gelmesini istiyor:
Bizden selam et Kul Himmet kardaşa
Vücudun şehrini gezsin de gelsin
Yedi kat yer ile yedi kat göğün
Onun manasın versin de gelsin
Benim aradığım Hazreti Ali
Altından dökülmüş düldülün nalı
Kırk arşin kuyudan çikar mı yolu
Yolun tedarikin gürsün de gelsin
Dervişlik dediğin bir kolay iştir
Ali’nin gördüğü mübarek düştür
Canı yok cismi var? bu nasıl kuştur
Bu kuşun dilinden bilsin de gelsin
Derviş dediğin arıdır özü
Araya mı gitti garibin sözü
Demirin üstünde karınca izi
Karanlık gecede görsün de gelsin
Pir Sultan Abdal’ım özümüz dar’da
Seni sakınırım ağyar nazarda
Çikmadik can kazılmadık mezarda
Cenaze namazın kılsın da gelsin
Bizce bu şiir bir takım tasavvufi gizemleri içerdiği kadar, Kızılbaş siyasetinin gizlerini de taşiyor. Belki birlikte bir yere gideceklerdir; yol tedariğini görmesi isteniliyor. Hatta savaş içinde ve tehlikede olduklarını belirleyen kapalı söylemler var. Bize göre üçüncü dörtlüğün üçüncü dizesinin aslı, “Canı yok cismi var bu nasıl kuştur” olmalıdır; kuşkusuz yirmi yüzyılın başlarında uçmaya başlayan cansız kuş, yani “uçak” kastedilmiyor! Bu cansız uçan cisim oktur. Kul Himmet’in ok ve yayın dilinden anlaması, yani nasıl kullanılacağını ögrenmesi gerektiğini söylüyor. Bir sonraki dörtlüğün son dizeleri, çok kuvvetli mecazi anlam taşimaktadır: Kul Himmet’in çevresini büyük kuşku içinde karanlıkta karınca izini görecek kadar araştırması ve önlem almasını istemektedir. En sonunda ise, “Seni düşmanın gözünden sakınır, korurum, ama yine de ölümü göze alarak gel” diyerek, yaşamın tehlikesini belirtiyor. Ama Kul Himmet, yukarıdaki şiirinde görüldüğü gibi, tehlikeye aldırmadan ve canını hiçe sayarak Pirinin cemalini görmeğe gitmiş, ayaklarına yüz sürmüştür. Daha sonra ondan müşküllerinin halledilmesini isteyecektir:
Aman mürvet bir müşkülüm var benim
Nacinin gittiği doğru yol nedir
Besmeleden sonra tanrı kelamı
Kudret kaleminde tutan el nedir
Kur’an–ı azim gökte mi yazılmıştır
Yoksa yeryüzünde hoca yazmıştır
Kangi ay kangi gün nazil olmuştur
Getirip de haber veren kul nedir
Yüzyirmi dört bin peygamberden evveli
Kurulmadan şu dünyanın temeli
Ay gün yayılmazdan evveli
Mağriptan maşrika doğan nur nedir
Kamilim sanmadasın birini
Bilir misin kamillerin pirini
Pirim Muhammed Ali’nin nurunu
Neden halk eyledi kudret el nedir
İnceden incecik kurdular yolu
Kime mürşid kime rehber demeli
Dört kitapta yazılmadan evveli
Aslımıza cevap veren dil nedir
Yer gök yapılmazdan evvel nur idi
Hak Muhammed Ali anda var idi
Sırrı buy eyleyip hem settar idi
Bu meydanda hazır olan er nedir
Kul Himmet aşk ile aklım şaşirdım
Kudret lokmasını anda pişirdim
Kim kesti kim biçti kime giydirdim
Hırka ile tacı diken el nedir
Pir Sultan Abdal’ın, bu müşküllerin yanıtlarını içinde verdiği şiiri günümüze ulaşmamıştır. Ama Kul Himmet Dede’nin kendi talibi Kul Hüseyin’in müşküllerine verdiği yanıtları biliyoruz. Kul Hüseyin soruyor, Kul Himmet de dörtlük dörtlük yanıtlıyor. Kuşkusuz Pir Sultan ile Kul Himmet arasındaki ilişki aynı aydınlatıcı düzeydeydi. Görelim Kul Hüseyin’in müşkülleri nelerdir ve mürşidi Kul Himmet nasıl çözümlemis:
Mürşid isen müşkülümü halleyle
Neden hasıl oldu güruh–u Naci
Beni yasda gamda bırakma söyle
Evvel tatlı neydi sonrası acı
Hakkın gevherinden arşin nurundan
Andan hasıl oldu gürüh–u Naci
Hak sana bir evlat ederse ihsan
Verince tatlıdır alınca acı
Hak verir kısmetim benim gıdamı
Kesmezem dilimden bar–i Hüdamı
Yoğurmazdan evvel Cibril Adem’i
Hem Adem yoğiken kim idi hacı
Değme arif bu sözümü bile mi
Münkirler ne bilir sırr–ı Alemi
Yoğurmazdan evvel Cibril Ademi
Ruhlar idi Hakla bulunan hacı
Arif arif ile gönül katmadan
Hak taala bu dünyayı yapmadan
Selman dahi o Kırklar’a yetmeden
Ya kim idi Kırklar’daki duacı
Arif arif ile gönül katmadan
Kırklar iyan olup semah tutmadan
Selman dahi ol Kırklar’a yetmeden
Ali idi Kırklar’daki duacı
İnsan fehmeyleyip kendin bilmeden
Havva ana gelip hamil’omadan
Arıtıp da kalb evini silmeden
Kim idi göklerde dar çeken bacı
Çekilip giderken mirac yolunda
Rastgelip de sekiz uçmak evinde
Cennet evlerinde elma dalında
Fatma Ana idi dar çeken bacı
Ezelden beri sırullah sır idi
Müminleri kalbi dolu nur idi
Ne körüğü ne çekici var idi
Neden hasıl oldu Ali kılıcı
Ben günahkar kulum söylerim allah
Nur örtülü kara donlu Beytullah
Körüğü gülbengdir çekic’eyvallah
Andan hasıl oldu Ali kılıcı
Özün tastik edip tevekküle gel
Şu dünya fanidir evvel ü ezel
Yüz yigirmi dönt bin nebiden evvel
Kim giydi başina al nurdan tacı
Gerçek erenlerin incedir yolu
Sen seni sanmagil divane deli
Yüz yigirmi dört bin nebi evveli
Fahr–i Alem giydi ol nurlu tacı
Kul Hüseyn’im aydur evveli yandın
Hakka ikrar verdim kandım inandım
Kul Himmet kendini arif mi sandın
Di bana nerdedir dünyanin ucu
Kul Himmet’im aydur yeter bu sözün
Söyletme Hüseyn’im açıktır gözüm
Bir sağıma baktım bir sol omuzum
Kamile yakındır dünyanın ucu
6. Kul Himmet’in Gezdiği Yerler Ve Hakkında Anlatılan Söylencelerdeki Tarihsel Gerçekler
Kul Himmet’in, yukarıda bazi dörtlüklerinden örneklerini verdiğimiz ve yardım istediği, ziyaretinde bulunduğu erler–evliyalardan söz etmektedir. Onun zamanında kimisi yaşamakta olan, ama çogu çoktan Hakk’a yürümüş ve yatırlarıyla tanınan bu Alevi–Kızılbaş İmam ve ermişleri Horasan’dan–Erdebil’den Balkanlara, Irak ve Suriye dahil tüm Küçük Asya’yı kapsayan geniş coğrafya yüzeyinde bulunmaktadırlar. Büyük çogunlugu Anadolu’da ve kırsal bölgelerdedir; bugün de bu yatırlar Aleviler tarafindan kutsanmakta, ziyaret edilmektedir. Ama onun, “Şah–i Merdan ile gezdigim yerler” bağlamlı 24 kıtalık bir şiiri var ki, içinde 50’den fazla ülke, şehir, kasaba, coğrafi bölge, dağ, ova, ırmak, çöl vb. adlar geçmektedir. Aşağıya bazı dörtlükleri alarak, içindeki Şah–i Merdan Ali’siyle, yani Ali yolunu sürmek, Alevi–Kızılbaş inancının propagandasını yapmak için nereleri dolaşmış ve gezip görmüş olduğuna bir göz atalım:
Onsekiz bin alemi gezip seyreder
Şah–i Merdan ile gezdiğim yerler
Kah bir mekân gelir bir mekân gider
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
(…)
Bak şu silsileden sohbet edene
Temaşa kıl dünyaya gelip gidene
Karaman Kırşehir gölü Adana
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Gayet sıcaktır ağır havası
Katarlanmış gider atı devesi
Amasya Çorum Merzifon ovası
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Kayseri’de Erciyes dağlar ulusu
Bozoğlan Bulanık Bulgar yalusu
Hemdinli ve Karadeniz yalusu
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
(…)
Kudrettendir Kiloğlu’nun feneri
Kafir kırmak azizlerin hüneri
Kızılelma Akdeniz’in kenarı
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Düldülü incitir Ali’nin zoru
Ona karim olmaz alemin varı
Sof(i)ya Bulgaristan’ın kenarı
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yarlar
Nur ile doludur Kerbela vari
Orda şehit oldu imamlar serveri
İlbazlı iklimi Dımışki şarı
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Giydiği al yeşil nurdan eyeri
Mekke Medine Arap diyarı
Şah–ı Merdan’ın bindiği küharı
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Serendib’de Adem atanin izi
Arafat’ta güzel koçun boynuzu
Tur dağında Çin–i Maçin’in yüzü
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
(…)
Çarh–i Musul yüce dağların çogu
Suları çaglar hoş bahçası bağı
Hey Saatçukuru gel Ağrı dağı
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Cem kuruldu âsik nefese başlar
Kim estirir yeli bre kardaşlar
Tozan Canyaylası dağ ile taşlar
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Acel gelip biz göçmeden fenadan
Nasibimiz versin Mevlam yaradan
Bağdad Kerbela Erdebil Hemedan
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Yaradan bilir gizlimi saklımı
O yürütür daim benim aklımı
Hind Horasan ile Irak iklimi
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Oniki İmama kast eyledi Mervan
Kim yayar kudret devesin seyran
Karabağ Gence Şemahı Şirvan
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Kahi Elburz dağın aşiyor yolu
Dertli dertli öter seher bülbülü
Kilbarak’tan beri Kemkeşan eli
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
(…)
Ben Derviş Himmet’im derdim bir tümen
Denizlerin taş–i lali bir semen
Şah Necef iklimi Hindistan Yemen
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Yaşamı boyunca çok gezmiş Kul Himmet. Büyük olasılıkla bir süre de Şah İsmail’in Kızılbaş ordusunda bulunmuştur. 1511 Şah Kulu başkaldırısından 1527–28 büyük Kalender Şah halk hareketine kadar Anadolu’da en az 6 Alevi–Kızılbaş başkaldırısı içinde bulunmuş olan Kul Himmet yaşamını, Anadolu Kızılbaş (İran Safevi değil) siyasetine adamıştır. İran Kızılbaş Safevi yönetiminde Anadolulu Kızılbaşların (Ehl–i İhtisas kurullarının) egemen olduğu dönemlerde şiirlerinde Şah’ları çagirisi aynı siyasetin doğrultusuydu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*